21 Şubat 2020

BASIN YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRIDAN KAYNAKLANAN MANEVİ TAZMİNAT - BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2019/1566
K. 2019/4304
T. 2.10.2019

BASIN YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRIDAN KAYNAKLANAN MANEVİ TAZMİNAT ( Dava Konusu Yazının Sert Eleştiri Niteliğinde Olduğu Siyasetçilere ve Siyasi Partilere Yönelik Eleştirilerin Kabul Edilebilir Sınırlarının Özel Bir Şahsa Yönelik Eleştiri Sınırına Göre Daha Geniş Olduğu Davacı Siyasi Partinin Konumu Gözetildiğinde Kendi İktidarı Döneminde Ülkede Meydana Gelen Olaylar Nedeniyle Eleştiriye Katlanmasının Çoğulculuğun ve Hoşgörünün Gereği Olduğu/Köşe Yazısının Kişilik Haklarına Saldırı Mahiyetinde Olmadığı )

KÖŞE YAZISI İLE GÜNCEL OLAYLARIN ELE ALINMASINDA SERT ELEŞTİRİ YAPILMASI ( Basın Yoluyla Kişilik Haklarına Saldırıdan Kaynaklanan Manevi Tazminat - Davacı Siyasi Partinin Konumu Gözetildiğinde Kendi İktidarı Döneminde Ülkede Meydana Gelen Olaylar Nedeniyle Eleştiriye Katlanmasının Çoğulculuğun ve Hoşgörünün Gereği Olduğu )

BASININ ÖZGÜRLÜĞÜ İLE KİŞİLERİN KİŞİLİK DEĞERLERİNİN KARŞI KARŞIYA GELMESİ ( Basın Yoluyla Kişilik Haklarına Saldırıdan Kaynaklanan Manevi Tazminat - Somut Olaydaki Olgular İtibariyle Koruma Altına Alınmış Bulunan Bu İki Değerden Birinin Diğerine Üstün Tutulması Gerekeceği Bunun İçin İse Temel Ölçütün Kamu Yararı Olacağı/Siyasi Eleştiriye Katlanmanın Çoğulculuğun ve Hoşgörünün Gereği Olduğu )

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ( Basın Yoluyla Kişilik Haklarına Saldırıdan Kaynaklanan Manevi Tazminat - Basının Özgürlüğü İle Kişilerin Kişilik Değerlerinin Karşı Karşıya Geldiği Durumlarda Somut Olaydaki Olgular İtibariyle Koruma Altına Alınmış Bulunan Bu İki Değerden Birinin Diğerine Üstün Tutulması Gerekeceği Bunun İçin İse Temel Ölçütün Kamu Yararı Olacağı )

2709/m.28

5187/M.1,3

ÖZET : Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının iktirdarda olan siyasi parti olduğu, dava konusu köşe yazısında davalı yazar tarafından iç ve dış politikada yaşanan güncel olayların ele alındığı, yazı kaleme alınırken sert, kaba, incitici ve kışkırtıcı bir uslüp kullanılarak somut olguya dayanmadan genel ifadelerle davacının eleştirildiği, bu kapsamda dava konusu yazının sert eleştiri niteliğinde olduğu, siyasetçilere ve siyasi partilere yönelik eleştirilerin kabul edilebilir sınırlarının, özel bir şahsa yönelik eleştiri sınırına göre daha geniş olduğu, davacı siyasi partinin konumu gözetildiğinde kendi iktidarı döneminde ülkede meydana gelen olaylar nedeniyle eleştiriye katlanmasının çoğulculuğun ve hoşgörünün gereği olduğu, bu nedenlerle dava konusu köşe yazısının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davaya konu köşe yazısının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gözetilerek mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekir

DAVA : Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... Organizasyon Gazetecilik Reklamcılık Matbaacılık Ltd. Şti. ve ... aleyhine 20/06/2014 gününde verilen dilekçeyle basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/01/2016 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... Organizasyon Gazetecilik Reklamcılık Matbaacılık Ltd. Şti. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... Organizasyon Gazetecilik Reklamcılık Matbaacılık Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalılardan şirkete ait olan ...t Gazetesinin 28/05/2014 tarihli nüshasında ve aynı gazetenin internet sitesinde, diğer davalı ... tarafından “Mandaların Ekonomiği Politiği” başlıklı bir köşe yazısı yayınlandığını, dava konusu köşe yazısında davacı hakkında ağır ithamlarda bulunulduğunu ve davacının toplum gözünde itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını, köşe yazısı yayınlanırken özle biçim arasındaki dengenin davacının kişilik haklarını ihlal edecek şekilde bozulduğunu belirterek oluşan manevi zararın tazmini talep etmiştir.

Davalılar, dava konusu köşe yazısının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, dava konusu köşe yazısında eleştiri sınırlarının aşıldığı, davacı siyasi partinin tüzel kişiliğine yönelik tahkir ve tezyif edici ibareler kullanıldığı, bu suretle kişilik haklarına haksız saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesinde ve 5187 Sayılı Basın Yasası'nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. Yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluğu bu farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir. Bu nedenle basının ayrı bir konumu bulunmaktadır.

Basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan gerekse MK.nun 24 ve 25. maddelerinde ve özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir.

Açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı gibi, basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir.

Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmış olmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli ve haber verilirken özle biçim arasındaki denge de korunmalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Anılan ilke ve kurallara uyulması durumunda ise, yayının Anayasa, Basın Yasası ve basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir.

Anayasa'nın 28. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca basın özgürlüğünün sınırlanmasında ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin hükümler uygulanır. Bu anlamda basın özgürlüğü, ifade özgürlüğünün farklı bir görünümü olarak karşımıza çıkar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) ve Anayasa Mahkemesine (AYM) göre ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan olup, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil incitici, şok edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü, yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (AİHM: Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, par.49; Von Hannover/Almanya (No:2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, par.101); (AYM: Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş, B. No: 2013/2623, 11/11/2015, par.31 [G.K.]; D.Ö, B. No: 2014/1291, 13/10/2016, par.56 [G.K.]; Koray Çalışkan, B. No: 2014/4548, 5/12/2017, par.18; K. Kılıçdaroğlu ( 3 ), B. No: 2015/1220, 18/7/2018, par.28).

Tüm bu açıklamalar ışığında davaya konu olay değerlendirildiğinde; davacının iktirdarda olan siyasi parti olduğu, dava konusu köşe yazısında davalı yazar tarafından iç ve dış politikada yaşanan güncel olayların ele alındığı, yazı kaleme alınırken sert, kaba, incitici ve kışkırtıcı bir uslüp kullanılarak somut olguya dayanmadan genel ifadelerle davacının eleştirildiği, bu kapsamda dava konusu yazının sert eleştiri niteliğinde olduğu, siyasetçilere ve siyasi partilere yönelik eleştirilerin kabul edilebilir sınırlarının, özel bir şahsa yönelik eleştiri sınırına göre daha geniş olduğu, davacı siyasi partinin konumu gözetildiğinde kendi iktidarı döneminde ülkede meydana gelen olaylar nedeniyle eleştiriye katlanmasının çoğulculuğun ve hoşgörünün gereği olduğu, bu nedenlerle dava konusu köşe yazısının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olmadığı anlaşılmaktadır.

Şu durumda; davaya konu köşe yazısının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gözetilerek mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş; açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 02.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

kazanci.com.tr


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.