banner590

09 Aralık 2020

CİNSEL SALDIRI (TCK M. 102) SUÇU VE HUKUKUMUZDAKİ YERİ

Terminolojik çerçevede belirtmem gerekir ki cinsel saldırı aslında cinsel dokunulmazlığa karşı tüm suçları kapsayan bir şemsiye kavramdır. Bu bağlamda cinsel saldırıda rızaya dayanmayan, çeşitli yoğunluktaki bedensel temas ya da başka türden rahatsızlık verici davranışlarla icra edilen bir cinsel ilişki yöntemidir. Burada cinsel ilişkiyi, sadece cinsel birleşme anlamında değil iki kişi arasında olumlu ya da olumsuz bir bağ kurucu her türlü sözlü ya da eylemsel her türlü cinsel hareketi de içeren en kapsamlı anlamı ile anlamalıyız. Nitekim kronoloji bilimi de cinsel dokunulmazlığa karşı suçları bir üst terim olarak böylesi bir yaklaşımla ele almaktadır. Türk ceza hukuku öğretisinde de cinsel saldırı kavramını bu şekilde üst bir kavram olarak kullananlar da mevcuttur.

Cinsel dokunulmazlık, kişilerin vücudu üzerinde cinsel davranışlarda bulunulması suretiyle ihlal edilir. Eski kanunumuzda cinsel saldırı suçu genel adap ve aile düzenine ilişkin suçlar bölümünde incelenmiştir. Bunun sebebi kanun koyucunun cinsel suçlara cinsel özgürlük penceresinden değil genel adap perspektifinden bakmasından kaynaklanmıştır. Genel adap kadına karşı ayrımcılığı içeren çok geniş bir kavramdır. Fakat şu an ki 5237 sayılı TCK hükümleri gereğince cinsel saldırı suçu kişilere karşı suçlar bölümü içerisine girmektedir. Çünkü bu suç tipiyle korunan hukuki menfaat kişilerin cinsel dokunulmazlığıdır. Kanun koyucu burada bireye karşı verdiği önemi vurgulamıştır.

Korunan hukuki menfaatin bazı yazarlarca ‘cinsel özgürlük’ olması dile getirilmektedir. Nur Centel’in değerlendirme yazısından bir alıntı yaparak bu konuya karşı tavrı açıklayabiliriz; ‘Hükmün gerekçesinde korunan ortak hukuki değerin “kişilerin cinsel dokunulmazlığı” olduğu, cinsel dokunulmazlığın kişilerin vücudu üzerinde cinsel davranışlarda bulunulması suretiyle ihlal edildiği belirtilmekte; cinsel özgürlük kavramına ise hiç değinilmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yapılan bazı başvurularda, cinsel suçlarda tıbbi muayenenin tecavüzü tespit etme amacına değil, bekaretin kaybedilip edilmediğinin belirlenmesine yönelik olduğu; mağdurun tecavüz kurbanlarının gösterdiği psikolojik davranışlar içerisinde bulunup bulunmadığının araştırılmadığı ve adli tıp uzmanları tarafından gerekli incelemenin yapılmadığı hususlarını eleştirmektedir.’ Bu açıdan suçun özgürlüğe karşı suçlar arasına alınması korunan hukuki yararı daha iyi anlatarak bu tür eleştirilerin önüne geçebilir.

Bu suçun faili herkes olabilir. Kanunumuz tarafından faile herhangi bir özellik isnat edilmemiştir. Fail için kanunumuzda herhangi bir özgü nitelik saptanmamıştır.  Bu fiili ayrıca ‘eş’ de işleyebilir. Eşin eşe karşı eylemi, vücuda bir organ veya sair bir cisim sokularak cinsel saldırı suçu işlenmesi hali için suç sayılıp, eşin eşe karşı basit cinsel saldırı fiilini işleyemeyeceği kabul olunmuştur. Eşin eşe karşı basit cinsel saldırı suçu işlemesi halinde TCK madde 232 gereğince kötü muamele suçu işlenmiş sayılır ve bu hükümlere gidilir. Bu düzenleme doktrinde oldukça eleştirilmiştir.

Bu suçun mağduru gerçek kişidir. Fakat dikkat edilmesi gereken husus mağdurun 18 yaşını doldurmuş olmasıdır. 18 yaşını dolduran bireyler cinsel saldırı suçunun konusunu oluşturabilirler. Eğer mağdur 18 yaşından küçükse TCK  m.103 ‘Çocukların Cinsel İstismarı’ suçu oluşmuş olur ve bu suç hükümlerine göre ceza verilmesi gereklidir. Çocuk Koruma Kanununun 3/1a. Maddesi ile 18 yaş mutlak şarttır ergin olma aranmamaktadır. Bir kimse evlenmeyle veya mahkeme kararıyla ergin kılınmış olsa bile 18 yaşından küçük ise buna karşı eş dışında ki kimselerin gerçekleştirdiği eylemler çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturur. Mağdurun evli veya bekâr olması, yaşlı olması, genç olması mağdur sıfatını kazanmasına engel teşkil etmez. Mağdurun rızası mevcut ise bu suç oluşmaz. Rıza bu suç için hukuka uygunluk sebebi teşkil eder. Mağdurun faille akrabalık ilişkisi içerisinde bulunması veya kan veya kayın hısımı olması, beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması mağdurun suçun konusu olmasına engel teşkil etmez. Bu gibi özellikler TCK m. 102/3 hükmünde yer alan cinsel saldırı suçunun nitelikli hallerinde önem taşır. Reşit olan mağdurda bulanan akıl hastalığı veya geriliği de mağdur sıfatını kendisinde bulundurmaya engel değildir.

Cinsel saldırı suçunun konusu üzerinde cinsel saldırı fiili gerçekleşen kimsenin vücudu ve cinsel bütünlüğüdür. TCK tarafından suçun hareket ve sonuç öğesi ikiye ayrılarak düzenlenmiştir. Cinsel saldırı eylemi suçun basit hali olarak düzenlenirken, bu eylemin vücuda organ veya sair bir cisim sokularak işlenmesi halinde suçun nitelikli hali oluşmaktadır.

Basit Cinsel Saldırı Suçu= Madde hükmünün gerekçesini incelediğimizde suçun temel şekline ilişkin maddi unsur ‘kişinin vücudu üzerinde gerçekleştirilen, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik ve fakat cinsel ilişkiye varmayan cinsel davranışlar’ olarak belirlenmiştir. Doktrinde de cinsel saldırı suçunun basit halinin maddi unsuru böyle tanımlanmıştır.  Cinsel saldırıdan anlaşılması gereken mağdurun vücut dokunulmazlığı ihlali halini taşıyan cinsel davranışlarla gerçekleşen tacizdir.

Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu= TCK’nın 102. maddesinin 2. fıkrasında kanun koyucu tarafından ele alınan nitelikli cinsel saldırı suçu, basit cinsel saldırı suçundan farklı olarak cinsel arzuları tatmin amacı gütmez. Kanun metninde de yer aldığı üzere nitelikli cinsel saldırı suçu, saldırının vücuda organ veya sair bir cisim sokularak tamamlanması şeklinde tanımlanmıştır. Suçun bu nitelikli hali için vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ veya sair bir cismin ithal edilmesi gerekir. Organ ve sair cismin kısmen veya tamamen ithali nitelikli cinsel saldırı suçunun oluşması için yeterlidir

Suçun Manevi Unsuru= Bu suç kasten işlenebilen bir suçtur. Taksirle işlenebilme olanağı yoktur. Kastın çeşidinin illa ki doğrudan kast olması gerekmez. Olası kastla da bu suç işlenebilir. Failin kastı suçun tüm unsurlarına (vücut temasına, cinsel davranışa, mağdurun rızasının olmamasına ve cinsel arzuların vücuda bir organ veya cisim sokmadan tatminine) yönelik olmalıdır.

SONUÇ= Bulunduğumuz zaman içerisinde ülkemizde çok yaygın bir şekilde işlenen cinsel saldırı suçu TCK da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Cinsel saldırı suçunun basit ve nitelikli halleri ayrı ayrı cezalara tabii tutulmuş, ağırlaştırıcı nedenler ise ayrı sayılmıştır. Cinsel saldırı suçu için verilen cezaların caydırıcılığı tartışmalıdır. Bu suç hakkında ülkemizde ve dünyada farkındalık çalışmaları yürütülmelidir.

Av. Cansu CANYILMAZ

KAYNAKÇA

- Ceylani Tuğrul, Ahmet, Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar ve Ensest İlişkiler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013

- Üzülmez, İlhan, Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar, http://www.ceza-bb.adalet.gov.tr/makale.htm

- Ülgen, Celal, Türk Ceza Kanunu, Beta Yayıncılık, 16. Baskı, İstanbul, 2017

- Koparan, M.Reşat, Cinsel Saldırı ve Taciz Suçları,  Kayseri, 2009

- Gündel, Ahmet, 5237 sayılı TCK'da Cinsel Saldırı, Cinsel İstismar, Cinsel Taciz, Rızaen Irza Geçme, Hürriyeti Kısıtlama, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2009

- Malkoç, İsmail, Yeni Türk Ceza Kanununda Cinsel Saldırı Suçları, Malkoç Kitabevi/Sözkesen Matbaacılık, Ankara, 2005


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.