banner590

18 Şubat 2021

CMK ve Adli Yardım Görevlendirmelerinde Yaşanan Sorunlar
banner580

Raporlaştıranlar: Av. Oğuzhan Aslan, Av. Deniz Engür

- CMK görevlendirmeleri bakımından meslektaşların öncelikli problemi, görevlendirmeler sonucu yapılan ödemelerin azlığı noktasında toplanmıştır. CMK görevlendirmeleri bakımından belirlenen tarife, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin dahi altında olduğu gibi, ödenen cüzi bedeller, yapılan ayrı usuli işlemlere teşmil etmemektedir. Örneğin; soruşturma aşamasında görev alan bir şüpheli müdafii, 2021 yılı için 499,00 TL almaktadır ki bu bedele KDV dahildir ve ayrıca Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi anlamında stopaj kesinti de yapılmaktadır. Kolluk ifadesi, savcılık ifadesi, tutuklamaya sevk durumlarında sulh ceza hakimliklerinde katılınan sorgular, aylık tutukluluk incelemeleri ve hatta cezaevinde bulunan müvekkilin bu süre zarfında ziyareti gibi tüm bu süreç için belirlenen bedelin bu denli az olması, avukatın emeğinin karşılığı olmadığı gibi, CMK müdafii adına adeta angarya oluşturmaktadır.

- Her yıl yenilenen tarifede, “Sulh Ceza Mahkemelerinde Görülen İşler” adı altında bir tarife bulunmasına rağmen, bu tarifenin hangi görevlendirmeler için kullanıldığı kimse tarafından bilinmemektedir. Kaldı ki, Adalet Bakanlığı’nın güncellediği bu tarifede geçen Sulh Ceza Mahkemeleri 2014’te kaldırılmış ve yerine Sulh Ceza Hakimlikleri kurulmuştur. Bu tarifenin, soruşturma aşamasında savcılıklar tarafından adli kontrol talebi ile sulh ceza hakimliklerine sevk edilen şüphelilerin sorgusunda yer alan CMK avukatları lehine hak edişi sağlanmalıdır.[1]  (Bkz. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün konuyla ilgili yazısı)

- Aynı şekilde kovuşturma aşamasında görev alan avukatlar açısından da belirlenen ücretler hayli düşüktür. Örneğin; yine 2021 yılı için Asliye Ceza mahkemelerinin görev alanına giren davalarda alınan bedel 856,00 TL olup, bu tutara KDV dahil olduğu gibi, stopaj kesintisi de yapılmaktadır. Asliye Ceza mahkemesinde alınan görevde kesin hüküm elde edilinceye dek dosyanın takip edilmesi, istinaf ve temyiz aşamalarının tüm işlemlerinin icra edilmesi avukattan beklenmekte, buna karşın bahsedilen bu ödeme dışında herhangi bir ek ödeme yapılmamaktadır. Yargıtay’dan uzun süre sonra bozulup dönen dosyalarda yapılan yeniden yargılamalarda dahi ek ödeme yapılmamakta, bu haliyle kovuşturma görevi alan avukatlar açısından yine angaryaya varan bir görev takip zorunluluğu doğmaktadır.

- Avukatlar açısından yaratılan bu mağduriyetin giderilmesi adına CMK görevlendirmelerinde yapılan ödemelerin en az Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki kadar olması gerektiği noktasında görüş birliği oluşmuştur. Bunun mümkün olmaması durumunda ise en azından soruşturma ve kovuşturma aşamalarında tutukluluk incelemesi, bozma sonra yeniden yargılama, HAGB kararlarının kaldırılması sebebiyle yapılan yeniden yargılama gibi durumlarda ek ödeme yapılması gerektiği konusunda tavsiye görüşü oluşmuştur. [2]

- Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesinin açık hükmüne rağmen gerek kollukta ve gerekse savcılık makamında, birçok kolluk görevlisi veya savcılık kalem personeli tarafından dosyanın inceletilmemesi, müvekkille görüşme yapılmasına direnilmesi, şüphelinin avukatıyla görüştürülmeden mülakat adı altında sorgulanması, Türkçe bilmeyen kişiler için tercüman temin edilmemesi, şüphelilere kötü davranılması, avukat talep edenlerin taleplerinin görmezden gelinmesi gibi gayri yasal uygulamalar sergilenmektedir. Bu durum, avukatlık mesleğinin itibarını zedelediği gibi, avukat talebinde bulunan kişilerin de haklarının halel görmesine sebebiyet vermektedir. CMK görevi alan avukatların tabiri caizse bir konu mankeni gibi yasal zorunluluğu gidermekten ibaret bulundurulması şeklinde yapılan uygulamalar, avukatlık mesleğine, savunma dokunulmazlığına ve vatandaşın savunma hakkına vurulan ağır bir darbe olarak görülmektedir. Bu sorunun giderilmesi adına, gerek kolluk görevlilerinin ve gerekse kalem personelinin bu konuda meslek içi eğitime alınması gerektiği kanaati hasıl olmuştur.

- Hem İçişleri Bakanlığı, hem de Adalet Bakanlığı ile aktif görüşmeler sağlanmalı, olumsuz uygulamaların “münferit uygulamalar” değil, bilinçli ve sistematik uygulamalar olduğu, bu uygulamaların önlenmesi adına daha sert uyarı ve disiplin adımlarının sağlanması gerekliliği hatırlatılmalıdır. Polis memurlarının ve amirlerinin, müdafilere karşı bakış açısının sorgulanması ve savunma hakkının hukuk düzeni içindeki gerekliliğinin hatırlatılması anlamında, karakollarda ve polis merkezlerinde çalışan memur ile amirlere gerekli temel eğitim verilmelidir. 

- CMK ile yapılan görevlendirmelerde avukatlara yol ve sair masraf ödemeleri birçok savcılıkça ya yapılmamakta ya da çok düşük miktarlarda yapılmaktadır. Avukat, kısa süre zarfında görev yerinde bulunma zorunluluğu sebebiyle taksi gibi ulaşım araçlarını kullanmak zorunda kalmaktadır. Ancak bu zorunlu masrafların karşılanmaması yüzünden, avukatlar yol ve sair masraflarını kendileri üstlenmektedirler. Özellikle kovuşturma aşamasında görev yapan avukatların uzaktaki cezaevlerinde müvekkilleri ile görüşebilmek için yaptığı yol masrafları, aldıkları ücretleri geçebilmektedir. Zaten çok az olan CMK ödemeleri, avukatların kendi ceplerinden yapmış oldukları masraflarla dolaylı olarak azaltılmıştır. Bu konuda mevzuatın açıklığa kavuşturulması ve ilgili Cumhuriyet Savcılıklarına gerekli bilgilendirmelerin yapılması için Barolar ve avukatlarca Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunulması gerektiği düşünülmektedir.[3]

- CMK ve Adli Yardım ödemeleri sırasında, bazı barolar ve savcılık birimleri tarafından ödeme yapılacak avukattan “vergi borcu yoktur” yazısı istenmekte, eğer bu yazı getirilmezse ödemeler yapılmamaktadır. Avukatın hakediş ödemesinin yapılması ile devletin vergi alacağını tahsil etmesi arasında bir ilişki bulunmadığı konusunda Gelirler İdaresi Başkanlığı ile görüşmeler yapılmalı, gerekirse Anayasa’daki mülkiyet hakkını ve çalışma özgürlüğünü dolaylı olarak engelleyen bu uygulamaya karşı yasal girişimler yapılmalıdır.[4]

- CMK veya Adli Yardım yoluyla görevlendirilen avukatlara şüphelilerin ve yararlanıcıların dahi güveninin az olduğu gözlemlenmektedir. Bu durum, CMK ve Adli Yardım görevlendirmeleriyle ilgili olarak vatandaşın yeterince bilgi sahibi olmamasından ve Baroların da bu konuda vatandaşı yeterince bilinçlendirememesinden ileri gelmektedir. Görev alan avukatların özel vekillerden farksız olduğu, vatandaşa ücretsiz hizmet veriliyorsa da her türlü hak ve yükümlülüğün tesisi için gerekli tüm işlemlerin yapıldığı, yani görevlendirilen avukatlara da güven duyulması gerektiği vurgulanarak, bu konuda Baroların, Türkiye Barolar Birliği’nin ve Adalet Bakanlığı’nın vatandaşı aydınlatacak çalışmalar yapmaları gerektiği noktasında karar birliğine varılmıştır.

- CMK ve Adli Yardım görevlendirmelerinde kamu hizmeti icra edilmesine karşın, Tarifelerle belirlenen ücret KDV dahil ücrettir. Oysa kamu hizmetlerinin KDV’den muaf tutulması gerekmektedir. Bu durum, özellikle CMK görevlendirmelerinde, zaten az olan tutarın, vergiler yoluyla daha da azalmasına sebebiyet vererek, avukatın emeği hiçe sayılmaktadır. Nasıl ki Cumhurbaşkanı Kararıyla bazı avukatlık hizmetlerinde KDV oranı %18’den %8’e düşürüldüyse, kamu hizmeti olan CMK ve Adli Yardım görevlendirmelerinde KDV bakımından tamamen muafiyet tanınmayacaksa bile KDV oranlarının, davanın türüne bakmaksızın, bu kapsamdaki görevlendirmeler bakımından oranının düşürülmesi gerekmektedir. Bu konuyla ilgili olarak Türkiye Barolar Birliği ve Baroların, Adalet Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerde bulunmaları gerektiği değerlendirilmiştir.

- İstanbul özelinde, 2 No’lu Baro’nun kurulmasından sonra CMK ve Adli Yardım görevlendirmelerinde adil bir denge gözetilmediği noktasında ciddi endişeler oluşmuştur. Bu noktada, 1 ve 2 No’lu Barolar, mensuplarına tatmin edici açıklamalar yapmadığı gibi görevlendirme sıralarının hangi usule göre yapıldığıyla ilgili de avukatları tatmin edici bir açıklamaya yanaşmamışlardır. Söz konusu hususla ilgili olarak her iki baro nezdinde Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı işbirliği ile gerekli altyapı çalışmalarının yapılması, görevlendirme yöntemleriyle ve sayısal oranlarla ilgili olarak avukatların derhal aydınlatılması gerektiği düşünülmektedir.[5]

- Birçok ilde CMK görevlendirmelerinden önce barolar tarafından yeterli meslek içi eğitimler verilmediği aktarılmıştır. Pandemi döneminde ise, CMK veya Adli Yardım uygulama eğitimi veren barolar dahi, online eğitim vermeye devam etmekle birlikte, bu eğitimlerde yeterli verimlilik sağlanamamaktadır. Uygulama içinde yer almayan akademisyenlerin yer aldığı bazı eğitim içeriklerinin, gerçekte yaşanan filli uygulamalardan kopuk oldukları gözlemlenmiştir. Bu durumlar, avukatların görevini ifa etmekten imtina etmesine, CMK ve Adli Yardım sistemine dahil olmaktan kaçınmasına, görev alan avukatların eğitim eksikliği nedeniyle çeşitli hatalı işlemler yapmalarına ve bunun sonucunda vatandaşların mağdur olmasına yol açtığı örnekleri çoğalmaktadır. CMK ve Adli Yardım işlerinde görev alacak avukatların meslek içi eğitimlerinin standartlaştırılması, sürekli güncellenmesi, tüm barolara teşmil edilmesi gerektiği gibi, Barolar nezdinde bu durumun sağlanamaması halinde, Türkiye Barolar Birliği nezdinde CMK eğitimleri verilerek görev alacak avukatların yeterliliklerinin sağlanması gerektiği noktasında görüş birliğine varılmıştır.[6]

- Özellikle büyükşehirlerde CMK görevlendirmeleri açısından bölge ortalama puanı uygulaması var olmasına karşın, bölge değiştirme seçeneği tanınmadığı veya farklı bir şekilde engellendiği için fırsat eşitsizliği doğmaktadır. Bu durum, bazı bölgelerde görev alan avukatların daha fazla görev almasına yol açarken, diğer bazı bölgelerdeki avukatlara daha az görev düşmesine sebebiyet vermektedir. Bu sebeple sistemin fırsat eşitsizliğini giderecek şekilde yeniden revize edilmesi gerektiği noktasında çoğunluk görüşü oluşmuştur.[7]

- İlçelerde adli yardım bürosu, kadın hakları merkezi, çocuk hakları merkezi gibi büroların olmamasından dolayı, ilçelerde yerleşik avukatlar bu konularda adli yardım nöbeti alamamaktadır. Bazı barolarda, ilçe baro temsilcileri haftada bir nöbet tutmaktadır, ancak bu durum görev almak isteyen avukatlar için eşitsizlik yaratmaktadır. 

- CMK görevlendirmeleri bakımından avukatlar sürekli olarak soruşturma ve yargılanma tehdidi altında bırakılmaktadır. Avukatların mesleki faaliyetlerini icra ederken, bir başka iş kaynaklı mesleki mazeretleri bulunabileceği birçok mahkeme tarafından gözardı edilmekte, ikiden fazla mazeret verilmesi durumunda görevi ihmal iddiasıyla mahkemelerce ilgili avukat hakkında suç duyurusunda bulunulması yoluna gidilebilmekte ve bakanlıktan soruşturma izni verilmektedir. Bu konuda mevcut mevzuat düzenlemeleri yeterli olmadığı gibi mahkemeden mahkemeye farklı uygulamalar geliştirilmesi, birçok avukatın haksız şekilde ağır ceza mahkemesi önünde sanık olmasına sebebiyet verebilmektedir. OCAS sistemi, bazı mahkemeler ve kalem personeli tarafından istismar edilmekte ve duruşmanın hemen başında avukat talebi oluşturulmaktadır. Duruşmaya hemen yetişmesi mümkün olmayan avukatlar için ise farklı gerekçelerle işlem yapılmaktadır. Bu noktada Hakimler Savcılar Kurulunun mahkemeleri yönlendirecek şekilde tavsiye kararı alması için Türkiye Barolar Birliği ve Barolar tarafından gerekli girişimlerde bulunulması gerektiği düşünülmektedir.[8]

- CMK görevlerini icra eden avukatlar sahadaki engellemelere ve fiziki saldırılara karşı yalnız bırakılmış vaziyettedir. Barolar bünyesinde Avukat Hakları Komisyonlarının ve Merkezlerinin üyelerinin her avukata yetişmesi mümkün olmadığı gibi Baroların CMK Komisyonları da kriz anlarında avukatların yanında olma noktasında beklenen performansı sergilemekten oldukça uzaktır. Birçok avukat, gözlemci talep edildiğinde Baroların zamanında müdahale edememesinden şikayetçidir. Bu anlamda Barolar nezdinde bu durumun değerlendirmesi yapılarak, sahada görev alan avukatların gözlemci ve diğer destek taleplerinin nasıl süratle sonuçlandırılabileceği ile ilgili çalışmalar yapılması gerektiği düşünülmektedir. 

- Mesleki kıdemi düşük olan avukatlara, kıdemli avukatlar tarafından mobbing uygulamaları yapıldığı, bilgi ve tecrübeleriyle ilgili olarak aşağılayıcı tavır takınıldığı şeklinde şikayetler çokça dile getirilmiştir. Avukatlık Meslek Kurallarıyla ilgili olarak Baroların, tüm avukatlara uyarıcı mahiyette bildirimde bulunmaları, CMK ve Adli Yardım yoluyla görev alan meslektaşların, özellikle beraber girdikleri davalarda mesleki nezaket kurallarına riayet etmeleri için gerektiğinde mesleki içi eğitime tabi tutulmaları, avukatlık meslek etiğiyle ilgili olarak tüm Baroların, gerek staj eğitiminde ve gerekse meslek içi eğitimlerde bu konuya eğilmeleri gerektiği noktasında görüş birliği oluşmuştur.

- Adli Yardım görevlendirmelerinde adli yardım komisyonları tarafından değerlendirme yapıldığı aşamada, hak düşürücü sürelere, yargılama sürelerine ve sair hususlara yeterince dikkat edilmediği noktasında oldukça fazla yakınma olmuştur. Bu noktada, Adli Yardım Masalarında nöbet tutan avukat ve stajyer avukatların bu konuda dikkatli olmalarının sağlanması yanında Barolar nezdinde görevlendirme yapan komisyonlarda da görevlendirmeyle ilgili olarak bu hususlara dikkat edilmesi, görevlendirmelerin aksatılmadan ve sürelerin geçirilerek hak kaybına sebebiyet verilmeden yapılması noktasında daha duyarlı olmaları gerektiği değerlendirilmiştir.

- CMK görevlendirmeleri sonrasında yapılan raporlama işlemlerinin tüm barolar tarafından dijital ortama taşınması, başvuru sırasında istenen evrakların dijital ortamdan gönderilmesine olanak tanınması, ıslak imzalı tutanak uygulamasından vazgeçilmesi, avukatların duruşma zabıtlarına “aslı gibidir” onayı yaptırmaları şeklindeki dayatmacı uygulamaların terk edilmesi, serbest meslek makbuzlarının ödenek henüz yokken düzenlenmesinin talep edilmemesi, ödenekle birlikte makbuz düzenlemeye dönük uygulamanın yerleştirilmesi gerektiği noktasında görüş birliği oluşmuştur.[9]

- Soruşturma aşamasında alınan görevlendirmelerde, karakol ifade zabıtlarında soruşturma numaralarının bulunmaması nedeni ile dosya eşleştirmelerde ve ödemelerde sıkıntılar yaşanmaktadır. Avukatlar zaten fazla iş yükü altındayken, üzerine adliyelere giderek bu soruşturmaların numaralarını bulmaya çalışmaktadır. Bu durumda, UYAP sistemi ile entegrasyona geçilmeli ve karakolda alınan ifadeler ile soruşturma numaraları arasındaki eşleşme sorunu giderilmelidir.

- CMK görevlendirmelerinde, bazı barolarda kullanılan robot arama sisteminin işleyişi hakkında çok fazla yakınma dile getirilmiştir. Avukatın asansör, garaj gibi çekmeyen yerlerde bulunduğu sırada aranması veya arandığı sırada avukatın geçici olarak aramayı yanıtlayamaması halinde, avukata ulaşılamadığı kabul edilerek görevlendirme araması bir başka avukata yönlendirilmektedir. Geçici oluşan bu durumlardan dolayı avukatın nöbet sıraları atlanmamalı, birkaç dakika içinde tekrar arama yapılması sağlanmalıdır.[10]
 

-----------------

[1] Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliği’nin “Ödemeye İlişkin Esaslar” başlıklı 10. maddesi, Sulh Ceza Hakimliği’nde yapılan görevlendirmeler için avukata ayrı bir ücret ödenmesine engel oluşturmaktadır. Ancak, soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimliği’ne veya daha sonra yapılan tutukluluk incelemelerine katılan avukatın, sonraki bir tarihte yapılacak olan tutukluk incelemesi işlemine katılmaması sebebi ile yeni bir avukat görevlendirilmesi halinde yeni görevlendirilen avukata ayrı bir soruşturma aşaması ücreti ödenmektedir. 

[2] Daha önceki yıllarda CMK Ücret tarifesinin Avukatlık asgari ücret tarifesi altında olması sebebiyle, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesindeki avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, bu ücretin asgari ücret tarifesinin altında olamayacağı, yargı makamlarınca asgari ücret tarifesinin uygulanmasının yasal zorunluluk olduğu, idarece Avukatlık Kanunu’na aykırı hareket ederek normlar hiyerarşisine uygun olmayan bir durumun ortaya çıktığı, gibi gerekçelerle birçok dava açılmış olup, bu davalar, yapılan hukuki yardımın kamusal yönü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un, 5560 sayılı Kanun’la değişik 13. maddesinde, müdafi ve vekile ödenecek ücretin, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlendiği gibi gerekçelerle reddolunmuştur. (Danıştay 10. D., E. 2016/1694 K. 2020/1724 T. 9.6.2020 – Danıştay 8. D., E. 2010/1769 K. 2014/528 T. 30.1.2014 – Danıştay İDDK., E. 2013/464 K. 2015/1927 T. 20.5.2015)

Tutukluluk İncelemesi için yeni bir avukat atanması halinde yeni atanan avukata ayrı bir ücret ödenebilmektedir. Ancak bu ücret, ücret tarifesindeki Sulh Ceza Hakimliklerinde Takip Edilen İşler için düzenlenen ücret değil, Soruşturma evresinde takip edilen işler için düzenlenen ücrettir.

[3] CMK gereği yapılan zorunlu müdafi/vekil görevlendirmelerinde yol masrafları uzun süredir problemli olan bir konudur. Fakat yine de miktar düşük de olsa CMK dolayısı ile yapılan görevlendirmelerde avukatlara yol masrafı ödemesi yapılmaktadır. Burada sorun Yönetmelikte yol masrafları konusundaki ifadelerin çok muğlak olarak düzenlenmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Yol masrafı hususu Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliği’nin 4/1-e maddesinde düzenlenmiştir. CMK kapsamında yapılan zorunlu müdafi/vekil görevlendirmelerinde yol masrafı olarak, soruşturma aşamasında görevlendirilen avukata gündüz saatlerinde (07:00 – 21:00 saatleri arasında) gittiği yer başına 25 TL. ödeme yapılmaktadır. Yani bir avukat bir şüpheli için görevlendirildiğinde, karakol için 25 TL., Savcılık için 25 TL olmak üzere toplamda 50 TL. yol masrafı almaktadır. Sulh Ceza Hakimliği ise Savcılık ile aynı yerde olması sebebiyle Sulh Ceza Hakimliği için ayrı bir yol masrafı ödemesi yapılmamaktadır. Soruşturma aşamasında gece saatlerinde (21:00 – 07:00 saatleri arasında) yapılan görevlendirmelerde ise avukatın taksiye binip göreve taksi ile gidip gelmesi halinde taksi makbuzu karşılığında yol masrafı ödemesi yapılmaktadır. Fakat yapılan görüşmelere rağmen, avukatın kendi aracı ile göreve gitmesi sebebi ile alacağı benzin veya mazot makbuzu karşılığında yol masrafı alması talebi savcılıklarca kabul görmemiştir. Kovuşturma dosyalarında da yol masrafı ödenmektedir. Bu masraflar Asliye Ceza ve Çocuk Mahkemeleri için 50 TL., Ağır Ceza Mahkemeleri için ise 60 TL.’dir. Bu yol masrafları duruşma başına olmayıp dosyanın tamamı için ödenen masraflardır.

[4] Avukattan “vergi borcu yoktur” gibi bir yazı, kestiği makbuz tutarı 5.000 TL’nin üzerinde ise bir sorgulamadan geçmekte ve avukatın vergi borcu bulunması halinde vergi borcu avukatın alacağından mahsup edilmektedir.

[5] İstanbul 2 No’lu Barosu’nun avukatlarının da zorunlu müdafi/vekil sistemine dahil oldukları dönemde, sistemde bazı sorunlar yaşanmış olması sebebiyle bu konuda bir açıklama yapılmıştır: https://www.istanbulbarosu.org.tr/HaberDetay.aspx?ID=16077

[6] CMK Meslek İçi Eğitim Semineri konusunda yasal bir düzenleme ve zorunluluk bulunmamaktadır.

[7] İstanbul Barosu uygulamasında, Bölge değiştirme seçeneği mevcuttur. Avukatlar istedikleri zaman bölge değişikliği yapabilmektedirler. Fakat bu değişiklik talepleri daha fazla görev alabilmek için kullanılan bir yol haline gelmiş olup, sistemin açık yönlerini çözen avukatlar bölgeden bölgeye geçişler yaparak daha fazla görev alabilmenin yollarını zorlamaktadırlar. Bu durum sistemde birçok sıkıntıya sebep olmaktadır.

[8] OCAS sistemi İstanbul Barosunda kullanılmamaktadır. CMK’nın “Duruşmada Hazır Bulunacaklar” başlıklı 188 .maddesine göre zorunlu müdafiinn duruşmada hazır bulunma zorunluluğu vardır. Fakat yine CMK yönetmeliğinde yapılan düzenleme ile haklı mazereti sebebi ile duruşmaya katılamayacak avukata “yetki belgesi” düzenleyebilme imkanı verilmiştir.

[9] Yönetmelikte geçen “Müdafi veya vekilin; katıldığı soruşturma veya kovuşturma evresine ilişkin tutanağın onaylı örneği” ibaresi sebebi ile avukatların ıslak imzalı olmayan evrakları “aslı gibidir” yapması gerekmektedir. Her ne kadar duruşma tutanakları elektronik imzalı ve barkodlu olsa da, gerekli altyapının kurulmamış olması nedeni ile ödemeyi yapan makam olan mal müdürlükleri bu tutanakların asıl olup olmadığı noktasında kontrol gerçekleştirememektedir.

[10] İstanbul Barosu uygulamasında, robot atama sistemi avukatı arayıp ulaşamaması halinde ikinci bir arama gerçekleştirmektedir. Yani avukat sistem tarafından iki defa peş peşe aranmaktadır. Robot atama sistemine ilk geçtiğimiz yıllarda peş peşe üç arama yapılmakta iken, üç aramanın yapılan avukat görevlendirmelerinde gecikmelere sebep olduğu görülmesi sebebiyle arama sayısı iki aramaya düşürülmüştür. Yaşanan ulaşılamama sorunlarında tekrar aynı avukata dönülmesi çok daha büyük çaplı gecikmelere yol açabilecektir. Yapılan görevlendirmelerde yaşanan bu gecikmeler hukuki yardımda bulunulacak kişi açısından da hak kayıplarına yol açabilmektedir. Avukatlar açısından tek mağduriyet o anda görevi alamamış olmasıdır. Fakat avukatın puanında bir değişiklik olmaması sebebi ile sistem tarafından girilen üç saatlik otomatik mazeret süresinin bitmesinden itibaren avukat tekrar görevlendirme alabilecektir.

Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün ilgili yazısı:


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.