12 Mayıs 2020

COVİD-19 Salgını Kapsamında Sokağa Çıkma Yasağı ve Kesilen İdari Para Cezalarının Yasallığı

Bu Genelgede; Büyükşehir statüsündeki 30 il için daha sıkı tedbirler alınırken diğer iller açısından daha az yoğunlukta tedbirlerin alınması öngörülmüştür. Büyükşehirler için; il sınırlarından kara, hava ve deniz yolu ile (toplu ulaşım aracı, özel araç ve yaya vb.) yapılacak tüm giriş/çıkışlar 03 Nisan 2020 Cuma günü saat 24.00’den itibaren 15 günlük bir süre için geçici olarak durdurulacağı, bu illerde yaşayan/bulunan tüm vatandaşların belirtilen süre boyunca illerinde kalmaları, genelgede belirtilen istisnai durumlarda bu iller arasında giriş/çıkışlara izin verileceği, giriş/çıkışların Valilik/Kaymakamlık tarafından düzenlenecek “Seyahat İzin Belgesi” ile yapılabileceği ifade edilmiştir.

81 ili kapsayacak şekilde ise; tüm il ve ilçelerde 01.01.2000 tarihinden sonra doğmuş olanların sokağa çıkmaları 03.04.2020 tarihi saat 24:00’den itibaren geçici olarak yasaklanacağı, ilave tedbirlerin, İl Pandemi Kurulunda görüşülerek karara bağlanarak uygulanmaya başlanacağı, pazar yeri, market ve toplu olarak çalışılan işyerlerine maske kullanılmasının zorunlu olacağı, il ve ilçe meydanlarında sokak ve caddelerde; vatandaşların sosyal mesafeyi gözetmeden toplu olarak yürümelerine veya bulunmalarına izin verilmeyeceği ifade edilmiştir.

Yukarıdaki kararlar İçişleri Bakanlığı tarafından bir Genelge ile yayınlanmış olmasına rağmen aynı Genelgenin sonuç kısmında; bu Genelge kapsamında belirtilen tedbirlere ilişkin Valiler/kaymakamlar tarafından ilgili mevzuatı uyarınca gerekli kararların ivedilikle alınması, uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesi ve mağduriyetlere neden olunmaması, alınan kararlara uymayan vatandaşlara Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 282 inci maddesi gereğince idari para cezası verilmesi başta olmak üzere aykırılığın durumuna göre Kanunun ilgili maddeleri gereğince işlem yapılması, konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanununun 195 inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemlerin başlatılması talep edilmiştir. Söz konusu Genelge İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmış, Bakan imzası ile de yayınlanmıştır. Bu Genelge İçişleri Bakanlığının web sayfasında yayınlanmış, ayrıca Resmi Gazetede yayınlanmamıştır.

Her ne kadar Genelgenin sonuç kısmında; “Genelge kapsamında belirtilen tedbirlere ilişkin Valiler/kaymakamlar tarafından ilgili mevzuatı uyarınca gerekli kararların ivedilikle alınması” şeklinde ifadeler yer almakta ise Genelgenin tamamı birlikte değerlendirildiğinde; COVİD-19’la mücadele kapsamında alınacak tedbirlerin neler olduğu zaten Genelgede açıkça ifade edildiği, Valiliklere ayrıca bir inisiyatifin tanınmadığı, Valiliklere, daha çok, bu Genelgenin gereklerinin yerine getirilmesi konusunda görev verildiği görülmektedir.

İçişleri Bakanlığı’nın yine web sayfasında 05.04.2020 tarihli duyuruda 18-20 yaş arası olanların sokağa çıkma yasağı konusunda açıklama yapılarak bu yaş aralığında olup da çalışanlar için muafiyet olduğu ifade edilmiş, 10.04.2020 tarihli duyuruda ise; 10.04.2020-12.04.2020 tarihleri arasında aynı illerde sokağa çıkma yasağı yinelenmiştir.

Genelgede bahsi geçen yasal dayanaklar ise aşağıdaki şekildedir.

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C. maddesinde; “C) İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. (Ek cümle: 25/7/2018-7145/1 md.) Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır. (Ek paragraf: 25/7/2018-7145/1 md.)Vali, kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunduğu hâllerde on beş günü geçmemek üzere ildeki belirli yerlere girişi ve çıkışı kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler için sınırlayabilir; belli yerlerde veya saatlerde kişilerin dolaşmalarını, toplanmalarını, araçların seyirlerini düzenleyebilir veya kısıtlayabilir ve ruhsatlı da olsa her çeşit silah ve merminin taşınması ve naklini yasaklayabilir. (Mülga birinci cümle: 25/7/2018-7145/1 md.) (…) Bu fıkra kapsamında alınan ve ilan olunan karar ve tedbirlere uymıyanlar hakkında 66 ncı madde hükmü uygulanır. (1)I) (Ek: 27/3/2015-6638/15 md.) (H) fıkrası ile valiye verilmiş olan yetkiler, ilçede kaymakam tarafından da kullanılabilir.” Şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Bu yasa kapsamında verilebilecek idari para cezaları ise Yasa’nın 66.maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; “İl genel kurulu veya idare kurulları yahut en büyük mülkiye amirleri tarafından kanunların verdiği yetkiye istinaden ittihaz ve usulen tebliğ veya ilan olunan karar ve tedbirlerin tatbik ve icrasına muhalefet eden veya müşkülat gösterenler veya riayet etmeyenler, mahallî mülkî amir tarafından Kabahatler Kanununun 32 nci maddesi hükmü uyarınca cezalandırılır. (Ek cümle: 27/3/2015 - 6638/16 md.) Ancak, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini tehlikeye düşürecek toplumsal olayların baş göstermesi hâlinde vali tarafından kamu düzenini sağlamak amacıyla alınan ve usulüne göre ilan olunan karar ve tedbirlere aykırı davrananlar, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” Şeklinde cezaların niteliği belirlenmiştir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32.maddesinde ise; “Emre aykırı davranış”larda uygulanacak idari para cezası ile ilgili düzenleme mevcuttur. Bu düzenlemeye göre; “Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.” Şeklindedir.

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu 27. ve 72.maddelerinde salgın hastalıklarla mücadele için alınacak tedbirlerin yöntemi ve kapsamı konusunda düzenleme bulunmaktadır. Yasanın 282.maddesinde ise; Bu Kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlara, fiilleri ayrıca suç oluşturmadığı takdirde, ikiyüzelli Türk Lirasından bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.

2019 yılı itibariyle Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. Maddesinin B fıkrasına göre uygulanacak %22.58 Yeniden Değerleme Oranına göre bu miktarın alt haddi 789 TL üst haddi ise 3.180-TL olarak güncellenmiştir.[1] Bu kapsamda İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre; toplam 13 bin 716 kişiye Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve TCK’nın ilgili maddeleri kapsamında adli ya da idari işlem uygulanmıştır.[2]

06.05.2020 tarih ve 7648 sayılı Genelge ile; 11.05.2020 tarihi itibariyle berber, güzellik salonu/merkezi, kuaför vb. iş yerlerinin faaliyetleri konusunda yeni bir düzenleme getirilmiş, 06.05.2020 tarih ve 7648 sayılı Genelge ile; 65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altı vatandaşların sokağa çıkma kısıtlamasına bir kısım istisnalar getirilmiş, 07.05.2020 tarihli Genelge ile ise; “Koronavirüs tedbirleri kapsamında daha önce il, ilçe ve beldelerdeki mahalle/semt pazarlarında; giyim, oyuncak, çiçek, fide, zücaciye/nalburiye vb. ihtiyaç malzemelerinin satışının geçici süreliğine kısıtlanmasına ilişkin alınan karar, 11 Mayıs’tan itibaren geçerli olmak üzere kaldırılmıştır.

COVİD-19 salgını bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı ve olağanüstü tedbirlerin alınması ve uygulanmasını gerektirmiştir. Bir taraftan zamana karşı yarış, diğer taraftan da ciddi bir salgın hastalıkla ilk defa toplu bir mücadele durumu söz konusu olduğundan, alınacak tedbirlerin, kişi hak ve özgürlerine uygun, yasal dayanakları sağlam ve kamu yararıyla bağdaşır şekilde olması önemlidir

Bu kapsamda alınan kararlar incelendiğinde, bu kararların alınış şekli, duyurulması ve uygulanması konusunda tam olarak bir standardın sağlanamadığı, toplumun sağlığının korunması hedeflenirken, diğer taraftan da bir kısım hak ve özgürlüklerin ölçüsüz bir şekilde kısıtlandığından bahisle bir kısım eleştirilere tabi tutulduğu görülmektedir. İçişleri Bakanlığı’nın ilgili Genelgeleri incelendiğinde, esas karar alma merciinin Bakanlık mı yoksa Valilik makamları mı olduğu hususunda karma bir durumun ortaya konduğu anlaşılmaktadır.

Ülkemizde her bir ilin COVİD-19 hastalığına maruz kalma riski başta nüfus yoğunluğu, geçici nüfus hareketleri, bu illerin sosyo-ekonomik yapısı ve birçok faktöre bağlı olarak değişmektedir. İçişleri Bakanlığı’nın Genelgelerinde ise; her ne kadar bu Genelgelerin temel yasa dayanağı İl İdaresi Kanunu’na dayandırılmış olsa da uygulanacak genel prensiplerin İçişleri Bakanlığı tarafından belirlendiği, karara bağlandığı valilik ve kaymakamlık makamlarına ise; bu genelgelerin uygulanması ve hayata geçirilmesi için ilgili mevzuatı uyarınca gerekli kararların ivedilikle alınması, uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesi ve mağduriyetlere neden olunmaması, alınan kararlara uymayan vatandaşlara Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 282 inci maddesi gereğince idari para cezası verilmesi başta olmak üzere aykırılığın durumuna göre Kanunun ilgili maddeleri gereğince işlem yapılması, konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanununun 195 inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemlerin başlatılması talep edilmektedir.

Karşı karşıya kalınan salgın hastalığın niteliği, bulaşma riski, acil kararlar alınmasını ve uygulanmasını gerektirmekle birlikte, alınacak kararların da evrensel normlara uygun olarak alınması, demokratik hukuk devleti olmanın zorunlu bir sonucu olduğundan, kararların alınma usulü ve kararların yasalığı eleştiri konusu yapılmıştır.

Anayasa’nın 13.maddesine göre; Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilirmektedir. Anayasa’da bu düzenleme gereğince pandemi nedeniyle sokağa çıkma yasağının uygulanabilmesi için öncelikle olarak bu konuda bir kanuni düzenlemenin bulunması gerekmektedir.

Yine Anayasa’nın 15.maddesindeki; “Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.” Şeklindeki düzenleme gereğince; sokağa çıkma yasağı da temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının geçici bir süre de olsa durdurulması anlamına geldiğinden, usulüne uygun bir şekilde, olağanüstü hal ilanını yapılarak sokağa çıkma yasağının getirilmesi hususu düşünülmelidir. Aksi takdirde; hukuki zemini olmayan bir işlemle sokağa çıkma yasağının getirilmesi ve uygulanması, hukuk devletinin ilkesi altında yer alan belirlilik ilkesine ters düşecek, alınan kararların hukukiliği tartışmaya açık olacaktır.

2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun amacı 1.maddesinde; “Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım, b) Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması, Durumlarında olağanüstü hal ilan edilmesi ve usulleriyle olağanüstü hallerde uygulanacak hükümleri belirlemektir.” şeklinde tarif edilmiştir.

OHAL döneminde alınabilecek tedbirler ise Kanun’un 9-11.maddeleri arasında tadadi olarak sayılmıştır. Kanun’un 9.maddesindeki düzenlemeye göre; Tabii afet ve tehlikeli salgın hastalıklar sebebiyle olağanüstü hal ilan edilebileceği, bu durumda ise; a) Bölgenin belirli yerlerinde yerleşimi yasaklamak, belirli yerleşim yerlerine girişi ve buralardan çıkışı sınırlamak, belli yerleşim yerlerini boşaltmak veya başka yerlere nakletmek,” şeklinde tedbirler alınabileceği, Kanun’da; “Sokağa çıkmayı sınırlamak veya yasaklamak” ise Kanun’un 11/1/a. maddesinde düzenlenmiş olup, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Milli Güvenlik Kurulunun görüşünü de aldıktan sonra; sokağa çıkmanın yasaklanabilmesi hususları düzenlenmiştir.

Bu yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; salgın hastalık nedeniyle tedbir alınabilmesi için öncelikle ilan edilmiş bir OHAL’in olması gerekmektedir. OHAL ise ancak; Milli Güvenlik Kurulunun görüşünü de aldıktan sonra; Cumhurbaşkanı tarafından yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilecek, bu karar Resmi Gazete'de yayımlanacak ve derhal Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulacaktır. Mevcut durumda ilan edilen bir OHAL söz konusu değildir.

Kanun’un 9.maddesindeki düzenlemeye göre ise; salgın hastalıklar sebebiyle olağanüstü hal ilan edilmesi şartıyla, belirli yerleşim yerlerine girişi ve buralardan çıkışı sınırlandırılabilecektir. Sokağa çıkma yasağı konamayacaktır. Çünkü 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11.maddesine göre sadece; “Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde” ancak “sokağa çıkma” yasaklanabilecektir. Bu durumda da Kanun’un 14.maddesi kapsamında il valisi bu kararı uygulamakla görevli ve yetkili olacaktır. Salgın hastalık durumunda, 2935 sayılı yasa kapsamında sokağa çıkma yasağı konamayacaktır.

İçişleri Bakanlığı tarafından pandemiyle mücadele kapsamında çıkartılmış olan Genelgelere ve bu Genelgelere dayalı olarak il valilikleri tarafından müstakil olarak alınmış olan kararlara bakıldığında ise temel gerekçe ve yasal dayanağın; “Koronavirüs (Covid-19) salgınının, toplum sağlığı açısından oluşturduğu riski yönetebilmek amacıyla, kamu kurum ve kuruluşları tarafından alınan tedbirlere ilave olarak yeni tedbirlerin alınması ve bazı şehirler için ek tedbirlerin planlanması/uygulanması için Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun önerileri, Cumhurbaşkanının talimatları doğrultusunda, İl İdaresi Kanununun 11/C maddesi ile Umumi Hıfzısıhha Kanununun 27 nci ve 72 nci maddesi kapsamında il valileri tarafından ek tedbirlerin alınması gerekmektedir” şeklinde açıklanmıştır.

Yukarıda bahsi geçen yasa metinleri incelendiğinde ise bu yasaların pandemi nedeniyle sokağa çıkma yasağı konulabileceğine dair özel bir düzenleme içermediği görülmektedir.

Umumi Hıfzısıhha Kanunu’ndaki düzenlemede ise, kanunda belirtilen hastalıklar halinde hasta olan kişiler nezdinde birtakım tedbirlerden bahsedilmekle birlikte, yine genel bir ifadenin kullanıldığı, “sokağa çıkma yasağından” bahsedilmediği görülür. Sağlıklı kişiler de dâhil olmak üzere bir ilin tamamında sokağa çıkma yasağı uygulanmasına müsaade edecek bir düzenleme burada da yer almamaktadır. İller arasındaki seyahat hürriyetine getirilen sınırlamalar için yasal zemin mevcutken sokağa çıkma yasağı konusunda yasal bir altyapı bulunmamaktadır. Temel haklardan olan, seyahat etme ve sokağa çıkma hürriyetinin genelge ile sınırlandırılması hukukta öngörülebilirlik anlamında kendi içinde riskli bir durumdur.[3]

Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına göre yasada olmayan bir yetkinin kullanılması, yasama yetkisinin yürütmeye devri anlamına gelecek olup keyfiliğe kapı aralayacaktır.[4] Meşru amaçlarla alınan tedbirler yine meşru zemine dayalı olarak alınmalıdır. Aksi durumda temel dayanağı olmayan bir yetkinin başka amaçlar için kullanılabileceği riski ortaya çıkacaktır.

İl İdaresi Kanunu açık şekilde valilere bazı konularda karar ve tedbir alma yetkisi sağlasa da bu Kanun’a dayanarak sokağa çıkma yasağı verilmesi Anayasa’nın 2. Maddesi kapsamında düzenlenen “hukuk devletinin belirlilik ilkesine” aykırılık teşkil edecektir. (Anayasa Mahkemesi’nin 07.04.2016 tarihli ve 2015/94 E. 2016/27 K. sayılı kararı) İl İdaresi Kanunu’na göre verilecek “sokağa çıkma yasağı” hukuk devleti ve belirlilik ilkesine aykırı şekilde ve Anayasaca korunan temel hak ve hürriyetlerin sınırsız olabilecek şekilde kısıtlanmasına sebebiyet verebilecektir.[5]

Ayrıca bu genelgeler; resmi gazetede yayınlanmadığından ulaşılabilir olmamakla, bu genelgelerin kanunların açıklanması için değil, kendinden bir önceki hukuki düzenleme olan yönetmeliklerin uygulanmasını açıklamak ve kolaylaştırmak için getirilen en alt basamak çalışmalar olduğu, bu yönü itibariyle de hukuka uygun olmadığı noktasında da eleştiri konusu yapılmıştır.[6]

Bu salgın örneğinde olduğu gibi, sağlıkla ilgili bir “sağlık OHAL’i düzenlemek mümkündür. Anayasa’da ilgili kanunlarda yapılacak değişiklikle bu hususta yasal boşluk doldurulabilir. Bu durumda Meclis’in devreye girmesi ve “sağlık olağanüstü hali” anlamında Anayasaya değişikliğine varana kadar etraflıca bir düzenleme yapması mümkündür.[7]

Mevcut durumda 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11., 66., 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32., 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu 27. ve 282. Maddeleri kapsamında pandemi ile mücadele kapsamında alınan tedbirlere uymayan vatandaşlara yüklü miktarda para cezaları verilmektedir.

Her ne kadar salgın hastalıklarla mücadele için Genelgeler çıkartılarak, bu Genelgelere aykırı hareket edenlerin yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemeler kapsamında para cezası ile cezalandırılacakları ifade edilmiş olsa da; bu hususun ceza hukukunun genel prensipleri kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir.

Öncelikle; “Sokağa çıkma yasağı” konusunda yukarıda sayılan açıklamalardan özet olarak anlaşılacağı üzere; yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı müddetçe mevcut yasalara göre pandemi ile mücadele etmek amacıyla sokağa çıkma yasağı konması, yasal altyapısı olmadığından da sokağa çıkanların günün şartlarında para cezası ile cezalandırılmaları pek mümkün gözükmemektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7, Anayasa’nın 38/3 ve TCK'nın 2. maddesinin 1. fıkrasındaki suçta ve cezada kanunilik ilkesi ve TCK 2/3. maddesinde yer alan; "kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” Şeklindeki düzenlemeler ve temel ilkeler kapsamında İçişleri Bakanlığı’nın genelgelerine aykırı olarak sokağa çıkan vatandaşlara, “sokağa çıkma yasağı ihlali ile” verilen idari para cezaları değerlendirildiğinde bu şekilde bir uygulamanın suçta ve cezada kanunilik ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz ilkesini ihlal edeceği kanaati oluşmaktadır.

Kanunilik ilkesinin, ceza hukukunda olduğu gibi idari yaptırımlar alanında da katı bir şekilde uygulanması gerektiğini ifade etmek mümkündür. Kanunun çerçevesinin çizmediği bir yaptırımın idare tarafından uygulanması, söz konusu işle­min iptalini gerektirir. Bu ilke, ayrıca inceleneceği üzere hangi fiillerin kabahat oluşturduğu ve karşılığında hangi yaptırımların uygulanacağı bakımından da geçerlidir. İdarenin, Anayasa ve kanunlarca verilmemiş bir yetkiyi kullanama­yacağı idare hukukunun temel ilkelerinden olup, yaptırımların türünün, süresinin, miktarının ancak kanunla belirlenebileceği ifade edilerek kanunilik ilkesi mutlak olarak kabul edilmiştir.[8]

Sonuç olarak ifade etmek gerekirse; haklarında uygulanan idari para cezalarının hukuka aykırı olduğunu düşünen kişiler, İdarî para cezası yaptırımı kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabileceklerdir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşecektir. Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Mahkeme başvuru sahibini haklı bulur ise; "idarî yaptırım kararının kaldırılmasına", karar verecektir. (5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27, 28.maddeleri)

Av.İzettin DEMİR

---------------------------------

[2] https://www.trthaber.com/haber/gundem/sokaga-cikma-yasagini-ihlal-eden-2-bin-756-kisiye-islem-yapildi-475345.html; https://t24.com.tr/haber/icisleri-bakanligi-sokaga-cikma-yasagini-ihlal-eden-13-bin-716-kisiye-islem-uygulandi,877720

[3] ÇELİK., Fatma, “Sokağa çıkma yasağı hukuka uygun değil!”, https://www.yenicaggazetesi.com.tr/sokaga-cikma-yasagi-hukuka-uygun-degil-55445yy.htm

[4] TUNA., Banu, “Anayasa Hukukçusu Tolga Şirin: “Kanun devletini bile arar olduk” https://www.mlsaturkey.com/tr/anayasa-hukukcusu-tolga-sirin-kanun-devletini-bile-arar-olduk/

[5] KÜÇÜKKARA., Kerem, “Sokağa Çıkma Yasağının Anayasaya Uygunluğu ve Bu Kapsamında Verilen İdari Para Cezalarının İptali Hakkında Değerlendirme” https://www.hukukihaber.net/makale/sokaga-cikma-yasaginin-anayasaya-uygunlugu-ve-bu-kapsaminda-verilen-h436148.html

[6] AKYÜZ., Erdem, “Sokağa Çıkma Yasağı Genelgesi”, https://www.hukukihaber.net/sokaga-cikma-yasagi-genelgesi-makale,7579.html

[7] DEMİRKAYA., Nergis, “Sokağa çıkma yasağı yasal mı?”, https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/13/sokaga-cikma-yasagi-yasal-mi/

[8] ERDİNÇ, Burcu., “İdari Yaptırımların Kavramsal Çerçevesi Ve Cezai Yaptırımlarla Karşılaştırılması”, http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2012-2/10.pdf

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat Sadıkoğlu 6 ay önce

Nerde iptal kararı verebilecek hakim.
Trafik cezalarında dahi net delillere rağmen kesilen cezaları iptal edemeyen sulh ceza hakimleri var.

Avatar
İur. 6 ay önce

Anayasa Mahkemesi, kanunilik ilkesinin idari yaptırımlar hakkında katı uygulanacağına ilişkin görüşünü değiştirdi. Son 5 yıldır istikrarlı olarak esnek uygulama ölçütünü esas alıyor.