banner644

11 Haziran 2022

DİJİTAL TEK PAZARDA TELİF HAKLARI (DSM) YÖNERGESİ 2019/790/EU SAYILI DSM DİREKTİFİ

Ulusal pazarda yeknesaklık sağlanabilmesi için 2019/790 sayılı Dijital Tek Pazarda Telif Hakkı ve Bağlantılı Haklar Yönergesi (“Yönerge”, “Directive on Copyright in the Digital Single Market”) doğmuştur. DSM yönergesi Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu tarafından onaylanarak 7 Haziran 2019 tarihinde AB Resmi Gazetesi’ de yayınlanmıştır.

Geçmiş tarihi süreç irdelendiğinde Alman bir yayıncı olan Johann Carolus’ un Strazburg’ da 1605 yıllarında ilk gazeteyi çıkarmış olduğu kabul edilmektedir. Alman yayımcı, haberlerin haksız kopyalanmasına ilişkin tekel hak talebinde bulunmuştur. Yayımcının haksız kopyalanmaya vermiş olduğu tepki önemli bir adımdır. Alman hukukuna bakıldığında ise fikri mülkiyete ilişkin korunma 2013 yılına kadar yer vermemiştir. Bu düşüncenin oluşumuna esasen Almanya’ nın 2009 yılında maruz kaldığı dijital tehditler üzerine düşünülmeye başlanmıştır. Bu olumsuzluklar üzerine ilk düzenleme Almanya’ da yapılmıştır. Ardından 2014 yılında bunu takiben İspanya’ da düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemelerin ilk etapta yetersiz kalmış olması konunun Avrupa Birliği düzeyinde ele alınmasına sebep olmuştur.

Telif hukukunu dijital çağa uyarlanması ve basın yayıncılarına bağlantılı hakların tanınması 2019/790 sayılı Dijital Tek Pazar Yönergesiyle (DSM Directive) ile hak statüsünde tanımıştır (m. 15). Yine ilgili direktifte, yeni hakların çoğaltma ve umuma erişimi sağlama/making avaliable to the public konusu, basın yayımcıların olduğu hüküm altına alınmıştır. Anılan bu haklar, bilgi toplumu hizmet sağlayıcıların çevrimiçi kullanmakta olanları hedef almıştır. Bu gelişmeler telif hukuku tarihinde yeni bir dönüşümün doğumunu göstermekte olup Dijital teknolojideki gelişmelerin hukuki şekillendirilmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Uluslararası ve ulusal bağlamda çoğu ülkenin eksiklik hissine kapılmasına neden olan eserlerin dijital iletimi ve daha önce söz konusu olmamış telif haklarından (non-conventional copyrights) söz edilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda 1995 yılında TRIPS’ in ve 1996’da ise WIPO internet anlaşmaları olarak da bilinen WCT ve WPPT’ nin kabulü önemli kısmını oluşturmaktadır. 1998 tarihli ABD’deki Digital Millennium Copyright Act’ ın ardından, AB’nin 2001/29/EC sayılı Bilgi Toplumu Yönergesi (InfoSoc Directive) de burada anılmaktadır. Günümüzde dijital Pazarda telif haklarına ve bağlantılı haklara ilişkin son adımı olan 2019/790 sayılı DSM Yönergesi oluşturmaktadır.

Basın yayıncıların karşılaştığı sorunlara değinilecek olursa, haberin dijitalleşmesine bağlı olarak günümüzde yayıncıların matbu şekilde okurlarına tekdüze olarak sunmuş oldukları haber kaynakları, günümüzde basın yayıncılarının haber kaynaklarını sanal ortamlara kaydırmasına neden olmuştur. Çağımıza yön veren teknoloji, akabinde basın yayımcılarının dijital ortamlara kayması ile haber içeriklerini fiziki basıma kıyasında haberlerin okunmasında internetin tercih oranın yüksekliği, basın yayıncılarının matbu baskıdan elde ettikleri gelirlerin dramatik bir şekilde gerilemesine rağmen dijitalden aldıkları pay çok düşük kalmıştır. Gerekçe olarak da basın yayıncıları ile dijital platformlar dikey olarak birbirine bağımlı olmakla birlikte yatayda birbirinin rakibi durumundadır. Üstelik bu rekabet haksız olup dengesiz bir rekabetin varlığı söz konusudur. Hal böyle olmasıyla reklamlardan elde edilen gelir kaynakların da el değiştirmesine sebep olmuştur. Basın yayıncıları bu bilinmezlik içerisinde pratikte oluşturdukları iş modelleri verimli olamamış ve sonuç vermemiştir. Bu durumun en ağır olumsuz sonuçlarına gazete ve dergilerin kapanışları denilebilir. Dijital ortamlarda hem okuyucu yönünden aktif tercih ve dijital ortamlarda haberin oluşumundaki maliyet oranlamasına bakıldığında niçin basın yayıncıların kazancı fiziki basımdan elde edilen kazanca göre daha düşük hatta mesleki icranın sonlanmasına kadar yol açan etmenlerden, internet mecrasında haberlerin dağıtımını yapan Google ve Facebook gibi dijital platformların faaliyetleri, basın yayıncılarının sorunlarını artırmış ve kayıplarını da hızlandırmıştır. Bahsi geçen platformlar, algoritmalardan aldıkları yardımlar ile değişik kaynaklı içerikleri seçebilme ve toplayabilmekte yine bunları ayrıştırabilmekte haberi özet hale getirerek yine platformlar üzerinden okuyuculara iletebilmektedir. Okuyucular açısından bu durumu değerlendirdiğimizde, okuyuculara fayda sağladığı görülmekte fakat bu platformlar kendilerine yüksek kazançlar sağlar iken basın yayıncılarının gelirlerini düşürmektedir. Yanlış olduğu değerlendirilen noktanın kısaca izahı yapılacak olursa hizmet sağlayıcıların içerik üretmekte olan basın yayıncıların ilgili eserlerini kullanarak doğrudan veya dolaylı olacak şekilde haksız gelir elde etmektedir.

Günümüz mevcudiyetinde görüldüğü üzere reklam gelirleri de içerik üreticileri olan basın yayıncıların elinden kaydığı, bilgi toplumu hizmet sağlayıcıların haznesine dahil olduğu görülmektedir.

Görülmekte olan şudur ki günümüzdeki bu yönlü tehditler basın yayıncılarına bilgi toplumu hizmet sağlayıcılarından gelmektedir. Covid-19 pandemi süreci dijitalleşme, dijital platformlarda geçirilen sürenin de hız kazanmasına sebep olmuştur. AB’ de bağlantılı hakların tanınması, basım yayıncılarını habere yatırım yapmada korumak, kaliteli habercilik ve gazeteciliğin devamı açısından amaçlarla şekillenmektedir.

SORUNLARA İLİŞKİN AVRUPA’ DAKİ DÜZENLEMELER VE AB’DE BASIN YAYINCILARINA TANINAN YENİ BAĞLANTILI HAKLAR

2000’ li yıllarda başlamış olan haberin dijitalleşmesi, tirajlarda düşüşleri beraberinde getirmiştir. 2019 yılında basın yayıncılarına telif hakkı tanınması üzerine çalışmalar yapılmıştır. Aynı yıl 166 Avrupalı yayıncı, aksiyona geçerek internette telif haklarının korunmasına ilişkin Hamburg Bildirgesi’ni yayımlamıştır. Habere ulaşımın kolay, doğru ve kaliteli bir hale getirilmesi, gazetecilik mesleğinin sürdürülebilirliğin korunmasına bağlamında 2013 yılında Alman Telif Yasasının 87/f-g-h bentlerinde yapılan düzenlemeyle basın yayıncılarına has olacak nitelikte bağlantılı hak tanımıştır. Umuma iletime ilişkin bu hak, 1.8.2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup 1 yıl için geçerlidir. ‘’Basın yayıncıları, müzik ve film yapımcılarına benzer şekilde yapımcı (producer)’’ olarak nitelendirilmiştir. Buna göre basın yayını, bir şirkette üretiliyorsa şirket sahibi yapımcı kabul edildi şeklindedir. (Alman Telif Kanunu §87f-1). Bu durum önemli bir dönüm noktası olarak görülmelidir.

Başka bir başlık altında’ ’Basın ürünü’’, herhangi bir medyada periyodik olarak yayımlanan koleksiyonlardaki editöryal hazırlığı gerektiren gazetecilik katkılarıdır. Gazetecilik katkısı ile bilgilendirici, fikrî ve eğlendirici içerikler kastedilmekte olup daha çok makale ve fotoğraf gibi unsurlardan oluştuğu, içeriğin çoğunluğu reklam olamayacağı şeklinde ifade edilmiştir. Almanya’ nın ardından İspanya konuya ilişkin 2014 yılında bir düzenleme adımında bulunmuştur. Basın yayıncılarına "kaynak gösterme" istisnasından kaynaklı hak kayıplarını telafi mahiyetinde olacak "uygun bedel" talep etme hakkı tanımıştır. İspanya’ nın yapmış olduğu düzenlemede Alman’ dan farkı ise bireysel kelimeler ve çok kısa alıntılar istisnasına yer verilmiş olması, basın içeriğindeki fotoğraflar kapsam dışında bırakılmıştır.

Yine İspanya’daki düzenleme Google News’i hedef almakla birlikte Almanya’dan farklı olarak İspanya’da blog ve benzeri web siteleri de bu düzenlemeden olumsuz etkilenmesine neden olmuştur. İspanya’da yayıncılara tanınan hak vazgeçilemez ve devredilemez nitelikte olduğu için Almanya’dan farklı olarak haktan vazgeçme seçeneği müzakere masasında dahil edilmemiştir. Yani basın yayıncıları isteseler bile içeriklerini bedelsiz olarak kullandıramamaktadır. Google News, Almanya’da uyguladığı opt-in yerine İspanya’da opt-out mekanizmasını çalıştırarak haber servisini tümüyle kapatmıştır. Fakat düzenleme kapsamına dahil edilmeyen Google Search açık bırakılmıştır.  İspanya gazetelerinin internet trafiği daha çok etkilenmiş ve ilk yıl da çok büyük gelir kaybına uğramıştırlar.

Düzenlemelerin uygulanmasında sonuç olarak İspanya’da da çok az sayıda lisanslama yapılabilmiş ve sistem beklenen şekilde çalışmamıştır. Almanya ve İspanya’nın yanında Avusturya, İtalya, İsveç ve Fransa’da da kanun hazırlıkları da yapılmıştır. Görülmekte olan ise tüm bu uğraşların sonuçsuz kalmasıdır. Bu hususlar üzerine yapılmış olan müzakerelerde Google ve Belçika’ daki gazeteciler meslek birliğine sonuç olarak %2-3’ü kadar bir ödeme yapılmıştır. Toplam ödeme rakamı 5 milyon avro civarındadır. Google, basın yayıncılarının dijitalleşme fonuna Fransa’da 60, İtalya’da 12 milyon avro ödeme yapmıştır. Benzer bir adım 2015 yılında Dijital Haber İnisiyatif altında kararlaştırılmış üç yıllık süre için AB’ de bulunan basın sektöründeki projelere bir fon ayrılmıştır. Bu fon rakamı 150 milyon avro olarak bildirilmiştir. Facebook ise 300 milyon USD habere yatırım yapacağını ilan etmiştir. (İspanyol Fikri Mülkiyet Kanunu 32/2). 1 Ocak 2015 tarihinde yürürlüğe giren bu hak, münhasır nitelikte meslek birliği üzerinden takip edilebilir.

AB, ekonomisini dijital çağa entegrasyonunu yapabilmek adına dijital tek Pazar inşasına girişmiştir. 1900’ lı yıllarına dayanmakta olan çalışmalarını 2000 yılında bilgi tabanlı ekonomi hedefi doğrultusunda Lizbon Stratejisin kabulü ile başlatmıştır. Bu süreçte 2020 Avrupa Stratejisi ve Dijital Tek Pazar Strateji Belgesi kabul edilmiştir. Bu Belgeyi, takiben Telif Hakları Reform Belgesi takip etmiş olup, 14.9.2016 tarihinde DSM Yönerge Taslağı ve Etki Analizi Dokümanı çalışması kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Yine bu süreçte AB Komisyonu, 2020’de Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Dijital Piyasalar Yasası (DMA) taslaklarını yayımlamıştır. Üye ülkeler iki yıl içinde yani 7.6.2021 tarihine kadar yönergeyi iç hukuklarına entegre etmekle yükümlü olmakla (m. 31) birlikte, tayin edilen bu süre içerisinde sadece dört ülke bu yükümlülüğü yerine getirmiştir. Yönerge ile üç hedef başlık dikkate alınmıştır. Bunlar sınır ötesi düzeyde çevrimiçi olarak içeriğe daha fazla erişim, araştırma, kültürel miras ve eğitim amacıyla telif unsurlarının daha fazla kullanımı ve Telif pazarının daha iyi işlemesi üzerine hedeflenmiştir. Hedeflenmekte olan sonuca ulaşabilmek bağlamında üye ülkeleri bağlayıcı nitelikte telif haklarına yeni istisnalar ve sıralamalar getirilmiştir. Alman düzenlemelerine benzer mahiyetli olarak basın yayıncılarına, bağlantılı hak statüsü verilmiş ayrıca eser sahipleri ile icracı sanatçılara uygun bedel hakkı tanınmış ve online platformlara bazı yükümlülükler getirilmiştir. Yönergede tüm paydaşların yani basın yayıncıları, eser sahipleri ve kullanıcıların menfaatlerinin korunacağına işaret edilmiştir.

DSM YÖNERGESİNİN UYGULANMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ

Üye ülkeler tarafından ulusal mevzuatlarına bağlantılı hakların tanınması gerektedir. Ulusal uyarlamanın gerekçesini ise AB telif hukukunun ülkesellik ilkesi geçerli olmasıdır. Ayrıca 27 üye ülke içerisinden uyarlamasını yapan üye ülkelerde tanınmakta olan hakların kapsamı ve sınırları konusunda farklılıklar mevcuttur. Temelde DSM yönergesine ters düşmeyecek şekilde düzenlemelerin yapılması gerekmekte olup bu düzenlemeler üzerinde herhangi bir uyuşmazlık hali tahkim söz konusu olacaktır. Üye ülkelerin toplu hak takiplerinin zorunlu ve ihtiyari olması ve yine eser sahiplerine ödenecek pay miktarının konusunda esnekliklerinin bulunduğu görülmektedir. Yine üye ülke DSM yönergesine aykırılık oluşturmayacak şekilde ülke mevzuatında basın yayıncılarına daha geniş haklar tanıyabilmektedir.

Makale içeriğinde Avrupa ülkeleri arasından Almanya ve İspanya’nın tecrübelerindeki olumsuzlukların nedenin toplu hak takibinin nasıl yapılacağı hususu DSM deki belirsizlik ve bunun üye ülkelerin inisiyatifine bırakılmış olması zorunlu lisanslama seçeneğine benzer pan-European bir sistem öngörülmemesi önemli bir eksiklik olduğu görülmektedir. Bu konu üzerine kaleme alınmış çalışmaların da etkisi ile düzenlemenin bir yönerge yerine tüzük ile yapılmış olması gerektiğini düşünülmektedir.

Fransa ve Avustralya üye ülkelerinin tecrübesi ise, hukuki yaptırımla karşılaşan bilgi toplumu hizmet sağlayıcıların müzakere noktasında adım attıkları görülmektedir. Bu husustaki gelişmeler bakıldığında dijital platformların daha küresel adım atmalarına neden olmuştur.  Bu bağlamda Google, Rupert Mordoch ve haber şirketiyle global lisans sözleşmesi imzalamıştır. Microsoft da ABD, AB ve Avustralya’da müzakerelere başlamış olup Facebook da adımlar atmıştır.

İç hukukumuz açısından konuya ilişkin atılabilecek adımlara değinecek olursak, öncelikli adım olarak atılması gereken toplu hak takibinde telif problemlerin çözülmesi olmalıdır. İç hukukumuzda buna ilişkin olarak da uygulama veya herhangi bir mevzuat da bulunmamaktadır. Önemli bir husus da, ülkemizde faaliyeti bulunan hizmet sağlayıcıları ağırlıklı olarak ABD kökenli, içerik üretenler ise yerli insanlardır. Tüm dünya ülkeleri açısından bakıldığında da bilgi toplumu hizmet sağlayıcıların ülkemiz dışında, diğer ülkelerde de en yaygın ve etkini ABD’ li şirketler oluşturmaktadır. DSM yönergesini ulusal mevzuatlarında aktif hayata geçiren üye ülkelerin yanında bölge dışı bulunan Avustralya’ nın da tutumu dikkate alınması gerekmektedir. Şu an İspanya bu uygulaması ile şahsına münhasır davranışı basın yayıncılarına tanınan bağlantılı hakların vazgeçilemez ve devredilemez niteliği ülkemizce de benimsenmesi gerekmektedir. Günümüzde basın yayınların korunmasına ilişkin olarak temelde iki yaklaşım benimsenmektedir. Bunlar telif koruması ve rekabet korumasıdır. Bunların içerisine ilaveten basın ve haksız rekabet mevzuatı dahil edileceği görüşü sunulabilir.

Türkiye’de bağlantılı haklara ilişkin telif korunması benimsenirse ilk olarak FSEK’ de düzenleme ile eklenecek olan 80/A maddesi gerçekleşebileceği akabinde AB’de basın yayıncılarına tanınan bağlantılı haklar ülkemizce de tanınması gerekmektedir. Ayrıca mesleki birlik çatısı altında basın yayıncıların korunması gerekliliği, mesleki birlik oluşturulması sonucuna götürmektedir. Yine önemli bir husus, meslek birliği ile Google ve Facebook gibi oligopollerin müzakere süreçleri ve uyuşmazlık halinde bunun hal merci gibi hususlarda ayrı bir hukuki rejim benimsenmesi gerekmektedir.

Rekabet hukukunu Türkiye bağlantılı haklarda benimsemesi durumunda, Bunun bir telif korumasının alternatifini oluşturacaktır ve bu yaklaşımın Avustralya tarafından benimsenmiş olduğu görülmektedir. Tüketici kanunları ve Rekabet hukuku açısından son yapılan güncellemeler nazarında basın yayıncıları ile dijital platformların gönüllülük esaslı müzakere edebileceği ve ülkesel içeriklerin dijital platformlar tarafından kullanılması hallerinde gelirin paylaşılması üzerine uzlaşılma sağlanmaması, bu sorunsalın çözümü konusunda Avustralya İletişim ve Medya Otoritesi’nde zorunlu tahkim usulüyle uyuşmazlık çözümleneceği şeklinde 2021 yılında düzenlemelerine getirilmiştir. (Avustralya Rekabet ve Tüketici Kanunu).

Makale içeriğinde üzerinde durulan ülkelerden Alman ve İspanya’ nın telif korunmasında benimsediği modellerin etkin doğru çalışmadığı görülmektedir. Fransız Rekabet Otoritesinin kararı örnek gösterilerek rekabet korumasının daha işlevsel olduğu görüşü baskın olup, makalenin oluşumunda kaynakça olarak dikkate alınan yazarların konuya ilişkin yorum ve görüşlerine yer verilmiş olup, izah olunan üzere ayni kanaati sonuca varılmıştır.

Av. Ceyhan ERŞAHİN

KAYNAKÇA

1 Sözleşme metni bkz. https://www.wipo.int/treaties/en/ip/berne/ , Erişim Tarihi 10.05.2022.

2 Sözleşme metni bkz. https://www.telifhaklari.gov.tr/Ticaretle-Baglantili-Fikri-Mulkiyet-Anlasmasi-TRIPS ,Erişim Tarihi 10.05.2022.

3 Sözleşme metni bkz.  https://www.telifhaklari.gov.tr/resources/uploads/2012/03/18/2012_03_18_571602.pdf , Erişim Tarihi 10.05.2022.

4 Sözleşme metni bkz. https://www.wipo.int/treaties/en/ip/wppt/summary_wppt.html , Erişim Tarihi 10.05.2022.

5 Sözleşme metni bkz. https://www.telifhaklari.gov.tr/resources/uploads/2012/03/18/2012_03_18_550148.pdf , Erişim Tarihi 10.05.2022.

6 GÖNÜLAL Ece, ‘’ Dijital Tek Pazarda Telif Hakkı Ve Bağlantılı Haklar Yönergesi İle Beraberinde Getirdiği Tartışmalar ‘’, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2, 2019, s. 785.

7 SULUK CAHİT, ‘’ Avrupa Birliği Hukukunda Basın Yayıncılarına Tanınan Bağlantılı Haklar’’ https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2343510, Erişim Tarihi 08.05.2022.

8 https://gunhukuk.com/portfolio/fikri-mulkiyet-hukukunun-tarihsel-gelisimi/, Erişim Tarihi 08.05.2022.

9 KARA ENES, ‘’ Sınai Mülkiyet Haklarının Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması ‘’ http://earsiv.medeniyet.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/423/S%c4%b1nai%20M%c3%bclkiyet%20Haklar%c4%b1n%c4%b1n%20Haks%c4%b1z%20Rekabet%20H%c3%bck%c3%bcmleri%20%c3%87er%c3%a7evesinde%20Korunmas%c4%b1.pdf?isAllowed=y&sequence=1, Erişim Tarihi 10.05.2022.

10 https://yayin.taa.gov.tr/yuklenenler/dosyalar/kitaplar/fikri-mulkiyet-hukuku-calistayi-bildiriler-kitabi.pdf, Erişim Tarihi 10.05.2022.

11 https://fikrimulkiyet.com/dijital-telif-haklari-hakkinda-4-onemli-asama/, Erişim Tarihi 10.05.2022.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.