03 Ekim 2022

Geçmişten günümüze değer kayıpları ve tazminat kapsamının belirlenmesi hususu

Bir takım sigorta şirketleri, yıllarca, son derece düşük şekilde bir takım formüller üzerinden hak sahiplerine çeşitli tutarlarda değer kaybı tazminat ödemeleri yaptılar. Elbette bir takım sigorta şirketlerinin tüm tazminat süreçlerini hassas şekilde yürüttüğünü ve hak kayıplarını minumuma indirdiğini de biliyoruz. Tabi bu dosya sorumlularına, dosyanın düştüğü departmana da bağlı olmakla birlikte tazminatın türüne göre tazminat süreçlerinde yaşanılanlar ayrı bir makalenin konusu olabilir.

Konumuza dönecek olursak, sigorta şirketleri bu tazminat ödemelerini resen değil, ancak talep üzerine yaptılar ve birçok insan tarafından bilmediği / süresini kaçırdığı için tazminat hak kayıpları oluştu. Belki bu tutarlar / talepler size çok gelmeyebilir ancak sadece geçen yıl ülkemizde 2021'de 187 bin 524 ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği düşünüldüğünde bu sektörde inanılmaz bir ekonomi oluştuğu tartışmazsız bir hal almaktadır. Nitekim bu alan son yıllarda bilindi, gelişti ve popüler oldu. Sigorta tahkimdeki dosya sayıları yıl bitmesine 3 ay kala 400 bine yaklaşmış durumdaki bu inanılmaz bir rakam.

Yine tahkim yıllık veri raporlarını okuduğumuzda öğrendiğimiz üzere bu uyuşmazlıkların %90’nının  hayat dışı olduğu, bu yüksek oranın %80-90 bandının da zmms poliçelerinden kaynakladığı, zmms poliçe sektörünün sadece bir sigorta şirketi tarafınan %72’sine sahip olunması bildiğimiz diğer bir gerçek. (Veriler yıllara göre değişebilir) Yine bu konu da ayrı ve önemli bir tartışma konusu yapılabilir. Sigorta şirketileri tarafından düzenlenen (aslında dolaylı olarak), bu formüller ve bağlı bulundukları genel şartlar yıllar içinde sürekli değişti. (Bkz 2015,2020, 2021 vs.) Ancak Anayasa mahkemesinin 17.07.2020 tarihli kararı ile formüle değil, gerçek zarara göre değer kaybı tazminatları almaya başladık. Bu bir kırılma anıydı. Olması gereken de buydu. Fakat aslında AYM iptal kararına gerek kalmadan, aslında ve esasen Yargıtay’ın 2009,2010,2011, 2015 ve 2016 yıllarında bu tazminatların gerçek piyasa rayicine göre yani gerçek tazminatın  ödenmesine dair kararları var(mış). Yani aslında Yargıtay yıllar önce istikrar kazanan kararlarında bu duruma atıf yapmış, içtihat oluşturmuş. Ancak gerek kararlar duyulmadığı için, bilinmediği için şahsi kanaatim formülle yıllarca hak sahiplerine eksik ve hatalı ödemeler yapılmış. Zamanaşımı ve menfi dosya sayısınını da düşündüğünüzde sigorta şirketilerinin bu durumdan çokça karlı çıktığını söyleyebiliriz.

Yazımıza konu gerçekliğin bilinmesi, belki de yüz binlerce dosyayı, hak sahibini etkileyecek inanılmaz büyüklükte bir etkileşim. Ancak maalesef kesinleşen ve zamanaşımı / hak düşürücüyü süreye uğrayan dosyalarda geçmişe dönmek imkansız. İşimiz, önümüze bakmak ve mücadeleye kararlılıkla olacaktır.  Nitekim bugün hala, bazı sigorta şirketlerinin formül sevdası devam etmektedir. Bizim de bu konuyla ilgili mücadelelerimiz, çeşitli davalarımız devam etmektedir. Bu mücadeleler sonucu 04.12.2021 tarihli yeni genel şartlar değişikliği de yayımlanmıştır. Ancak yeterli değildir, genel şartların her birinin ayrı bir makale altında alanınca uzman kişilerce, teknik veriler içerdiğinden incelenmesi daha sağlıklı olacaktır. Bkz sigorta eksperleri, bilirkişiler vs.

Özetle, zamanında avukatlarıyla birlikte çalışan insanlar bu haklarını, harika bir mücadele ile daha AYM kararı olmadan dahi doğru şekilde almışlardır. Ancak ‘’ ben de bir dilekçe ile başvurup tazminatımı alıyorum kardeşim, bir de avukata para mı vereceğim, sen ne yaptın ki iki satır yazmaktan başka ? diyenler, bu tazminat süreçlerini basit görenler, ’’ kaybetmiş, eksik ve hatalı tazminat tutarları ile artık telafisi imkansız hak kaybı yaşamış durumdalar. Buradan çıkan sonuç, başınıza gelen herhangi bir olayda o işin uzmanını bulun ve onunla çalışın. Bu durumda hak ve çıkarlarınızın daha doğru korunacaktır.

Av. Adil BALTAŞ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.