09 Ekim 2020

İNFAZ HAKİMLİĞİNİN GÖREV VE YETKİSİ

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki hühmün kesinleşmesinden sonraki tüm görevler infaz hakimliğine verilmiş değildir. 4675 Sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu’nun göreve ilişkin 4. maddesinin“ Madde 4İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır :

1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek.

5. (Ek:14/4/2020-7242/4 md.) Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikâyetleri incelemek.

6. (Ek:14/4/2020-7242/4 md.) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hâllerinde verilecek kararlar da dahil olmak üzere hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak ve işleri yapmak.

7. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır.” şeklindeki hükmünde 1. fıkranın ilk dört bendi açık nitelikte olup görev yönünden uyuşmazlık olabilecek bir konu yoktur. 5 , 6 ve 7. bentler ile 2. fıkra ise infaz hakimliğinin diğer mahkeme ve mercilerle arasındaki görev uyuşmazlıklarında çözüm getirici niteliktedir.

İnfaz Hakimliği Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının 5 ve 6. bentlerinde de açıkça belirtildiği gibi infaz hakimliklerinin görevi kural olarak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin karar ve işlemler olup daha yargılama aşamasında hüküm kesinleşmeden önceki kararlarda ve infazdan sonraki kararlarda kural olarak infaz hakimliği görevli değildir, infaz sırasında infaz hakimliğinin görevi ortaya çıkmaktadır. Buna göre infaz hakimliğinin bir konuda görevli olabilmesi için CMK'nın 223/5-6. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü yada mahkumiyet yerine veya mahkumiyetin yanı sıra verilen güvenlik tedbirinin olması gerekir. Bu bağlamda Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinde adı geçen denetimli serbestlik tedbirlerinin tamamında infaz hakimliği görevlidir denilemez, zira yönetmelikteki bütün denetimli serbestlik tedbirleri mahkumiyet veya güvenlik tedbirinin kesinleşmesi ile ilgili değildir. Nitekim Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin dayanak başlıklı 3. maddesinde 5402 Sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu'nun 15/A maddesine atıfta bulunulmuş, 15/A/1 maddede ise şüpheli, sanık ve hükümlü denilmiş olup kural olarak şüpheli ve sanık infaz hakimliği görevinde değildir. Bu tespite göre bazı örnekler verilebilir:

CMK'nın 109. maddesindeki adli kontrol kararlarına uyulmamasında denetimli serbestlik müdürlüklerince dosya kapatıldığında şüpheliler tarafından infaz hakimliğine şikayette bulunulmakta ise de henüz CMK'nın 223. maddesi anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından infaz hakimliği bu şikayette görevli değildir. Kamu davası açılmamışsa görev C.Savcısına yada C.Savcısının talebine göre Sulh Ceza Hakimliğine, kamu davası açılmışsa ilgili mahkemeye aittir.

CMK'nın 113. maddesindeki güvence ile ilgili kararlarda, soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimi, yargılama aşamasında ilgili mahkeme görevlidir.

Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurmak suçundan dolayı TCK'nın 191. maddesi kapsamında C.Başsavcılığınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı içerisinde verilen asgari 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirinin denetimli serbestlik müdürlüğünce uygulanmasında şüphelinin yaptığı ihlallede görevli mercii kararı veren C.Başsavclığıdır, bu hususta Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2018/336 esas, 2018/1631 karar sayılı kararı vardır. Yine TCK'nın 191. maddesinin değişiklikten önceki haline göre mahkemelerce mahkumiyet hükmü kapsamında olmadan doğrudan verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararlarının uygulanmasındaki ihlaller ile TCK'nın 191. maddesindeki değişiklikten sonra mahkemelerde devam etmekte olan davalar nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı içerisinde verilen denetimli serbestlik tedbiri kararlarının uygulanmasındaki ihlallere yönelik yapılan şikayetlerde görev kararı veren mahkemeye aittir. Zira bu kararlar kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmüne bağlı olarak verilmemiş, sadece bir tedbir olarak verilmiştir.

Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip CMK'nın 231/8 maddesindeki yükümlülüklerin yüklenmesine karar verildiğinde, bu yükümlülüklerinin denetimli serbestlik müdürlüğünce yerine getirilmesi sırasında sanığın yaptığı ihlallerde ihlallin gerçekleşip gerçekleşmediği, sanığın mazeretinin yerinde olup olmadığı hususundaki değerlendirmeler ve şikayetlerde görev, kararı veren mahkemeye aittir, zira CMK'nın 223. maddesi anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü yoktur.

TCK'nın 50. maddesi gereğince verilen kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlarla ilgili sonradan verilecek kararlarda görev, infaz hakimliğine aittir, zira seçenek yaptırımlar sonuç olarak mahkumiyet hükmü niteliğindedir, maddede de görev açıkça belirtilmiştir. Yine hapis cezasının ertelenmesinde asıl mahkemesince denetim süresi içerisinde belirlenen yükümlülüklere hükümlünün uymaması üzerine hükümlünün bildirdiği mazeretlerin değerlendirilmesi ve verilecek kararlarda infaz hakimliği görevlidir, zira denetim süresi içerisinde belirlenen yükümlülükler mahkumiyet kararına bağlı olarak belirlenmektedir, ayrıca görev maddede açıkça belirtilmiştir.

Uzlaştırmanın gerçekleşmemesi üzerine verilen karar kesinleştikten sonra, hükümlü tarafından uzlaştırmanın şekline, tebligatların usulüne uygun olmadığına veya hakkında uzlaştırma uygulanmayan bir hükümlü tarafından suçunun uzlaştırma kapsamına girdiğine dair yapılacak taleplerde görev, kararı veren mahkemeye aittir, zira infaz hakimliğinin işin esasına girerek değerlendirmede bulunma görevi yoktur.

Disiplin ve tazyik hapsi ile ilgili kararlarda, kararı veren mahkeme görevlidir. Bu kararlar CMK'nın 223. maddesi anlamında mahkumiyet veya güvenlik tedbiri değil, sadece bir tedbirdir. İcra mahkemesince verilen tazyik hapsinin zamanaşımına uğradığına karar verilmesine yönelik C.Başsavcılığı taleplerinin icra mahkemesine yapılması gerekir.

İnfaz Hakimliği Kanunu’nun 4/2. maddesinde "Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır." denilmektedir. Buna örnek olarak, suçun sabit olması ile verilen TCK'nın 57/1 maddesindeki akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirinden sonra sağlık raporuna dayanılarak yapılan hastaneden çıkarılma ve TCK 57. madde gereğince yapılacak devamı talepleri verebiliriz. TCK'nun 57. maddesi gereğince hükümlü hakkında hastaneden çıkarılma ile birlikte tıbbi kontrol ve takip kararının da verilebilecek olmasına, bu kararın dosya kapsamı ve hükümlünün durumunun değerlendirilerek verilmesi gerekmesine, yine tıbbi kontrol ve takip kararından sonra TCK'nun 57/5. maddesi gereğince toplum açısından tehlikeliliği artan hükümlü hakkında koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine TCK'nun 57/1. maddesi gereğince hükmedilmesi gerekip TCK 57/1 deki mahkemenin kararı veren mahkeme olmasına göre takdire dayalı olarak TCK'nın 57. maddesi gereğince verilmesi gereken bu kararlarda görevli mahkeme asıl kararı veren mahkeme olmaktadır. Yani TCK'nın 57/1. maddesindeki akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri, suçun sabit olmasına bağlı olarak verilen CMK'nın 223/6 maddesine giren güvenlik tedbiri olmasına rağmen TCK 57. maddedeki sonraki taleplerde görev, infaz hakimliğine değil kararı veren mahkemeye aittir.

Yine yasaklanmış hakların geri verilmesi konusunda, Adli Sicil Kanunu'nun 13/A/1-b maddesi gereğince kişinin iyi halli olduğuna dair mahkemece bir değerlendirmede bulunulmasının gerekmesine ve 13/A/3 maddedeki açık belirlemeye göre hükmü veren mahkeme veya hükümlünün ikametgahının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkeme görevlidir.

Tutuklular hakkında, İnfaz Hakimliği Kanunu’nun 4.maddesinin 1. fıkrasının 1,2,3,4. bentlerindeki hallerde görev infaz hakimliğine; 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 59. maddesi gereğince verilecek tedbirler 59/11 maddeye göre soruşturma aşamasında sulh ceza hakimine, kovuşturma aşamasında mahkemeye; 5275 Sayılı Kanun'un 114 ve devamı maddeleri gereğince verilecek tedbirler soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısına, kovuşturma aşamasında mahkemeye aittir.

Maddi ceza hukuku ile ilgili her kanun değişikliğinde, hakkındaki suç için bir değişiklik olmasa da hükümlüler tarafından değişikliklerin kendisi hakkında uygulanması talebinde bulunulmaktadır. Hükümlünün talebinin, mahkumiyet hükmündeki cezada değişiklik yapılması, yani esasa ilişkin olması ve TCK'nın 7/2 maddesi gereğince lehe aleyhe kanun uygulanmasının değerlendirilmesi, kararı veren mahkemeye ait olması nedeniyle bu taleplerde görev, kararı veren mahkemeye aittir.

Tekerrür hükümlerinin infaz hukukuna giren yönü olsa da eski bir Yargıtay kararına göre bir hüküm ile kişinin cezaevinde kalacağı süre artmakta ise bu hüküm maddi ceza hukukuna girmekte olduğundan bu anlamdaki tekerrür hükümleri de maddi ceza hukukuna girmekte ve işin esasına yönelik maddi ceza hukukundaki değerlendirmenin kararı veren mahkemece yapılması gerektiğinden kararın kesinleşmesinden sonra tekerrürün uygulanıp uygulanmaması konusundaki taleplerde, karar veren mahkeme görevlidir.

Geçiş maddesi olarak 7242 Sayılı Kanunla İnfaz Hakimliği Kanunu’na eklenen geçici 2. maddenin “.......... infaz hakimliğine yeni görev veren düzenlemeler, 01/09/2020 tarihinden itibaren uygulanır. Bu tarihe kadar mevcut hükümlerin uygulanmasına devam olunur.” hükmüne ilişkin olarak görev uyuşmazlığı olabilecek şu husus belirtilebilir: Hükümlünün müddetnameye yönelik şikayeti, mahsup talebi gibi 01/09/2020 tarihinden önce yaptığı talepleri üzerine mevcut görevleri gereğince ceza mahkemelerince karar verilmesinden sonra hükümlünün bu kararlara 01/09/2020 tarihinden sonra itiraz etmesi yeni bir talep değil, eski talebin devamı niteliğinde olduğundan itiraz hususunun değerlendirilmesi ve gerektiğinde yerindelik kararı verilip kararın itiraz merciine gönderilmesi konusundaki görev, kararı veren mahkemeye ait olacaktır.

Yetki hususunda ise 7242 Sayılı Kanunla değişik İnfaz Hakimliği Kanunu’nun 2/7,8. maddeleri ile açıklık getirilmiştir. 2/7,8. maddede "İnfaz hâkimliğinin yetkisi, hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenir.

Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında idarece yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin yapılan şikâyetler bakımından işlemin yapıldığı veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yer infaz hâkimliği yetkilidir." denilmektedir.

İnfaz Hakimliği Kanunu'nun 2/7. maddesine göre kural olarak, infazın yapıldığı yer İnfaz Hakimliği yetkilidir. Kanunun açıa bu genel yetki kuralına aykırı olarak özel yetkili Hakimliği belirttiği hallerde ise belirtilen yer infaz hakimliği yetkilidir. Özel yetkiye örnek olarak cezaların toplanmasına ilişkin 5275 Sayılı Kanunun 101/2. maddesi ile koşullu salıverilmenin geri alınmasına dair 107/15. madde verilebilir.

2/7. maddede ifade edilen “hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yeri”, şikayet tarihinde infazın fiilen yapılmakta olduğu yer olarak anlamak gerekir. Bu ifadenin, şikayet tarihinde infazın yapıldığı yer olarak değil de bizzat işlemin ve faaliyetin yapıldığı yer olarak kabul edilmesi halinde hükümlü işlem ve faaliyetten sonra başka bir yere sevk edildiğinde, infaz dosyası da sevk olunan yere gitmiş olacağından uygulamada zorluklarla karşılaşılacak ve hükümlünün haklarının zarara uğramaması için kısa sürede verilmesi gereken kararlar infaz dosyasının fiziken istenmesindeki geçecek süreler nedeniyle hemen verilemeyecektir. Halbuki şikayet tarihinde, hükümlü hakkında ceza ve güvenlik tedbirine ilişkin infaz işlemi bizzat devam etmekte olduğundan infazın halen yapıldığı yer infaz hakimliğinin yetkili olması Kanunun ifadesine göre daha doğrudur. Nitekim 5275 Sayılı Kanunun 105/A maddesindeki denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması sırasında çıkan yetki uyuşmazlığında, hükümlü hakkında şikayete konu olan karar önceki infaz yerinde verilmiş olmasına rağmen talebin yapıldığı anda hükümlünün bulunduğu yere, yani infazın yapılmakta olduğu yere göre yetkili hakimliğin tespitine Yargıtay 5.Ceza Dairesinin 2020/945 esas, 2020/6226 karar, 18/02/2020 tarih sayılı kararı ile karar verilmiştir. Ayrıca İnfaz Hakimliği Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendindeki “Hükümlülerin cezalarının infazı, …………. gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak” şeklindeki hükme göre cezaevine giren kişi cezasının infazı için girmiş olacağından cezanın cezaevindeki infazı işlemi ile yetkili Hakimlik 2/7 maddeye göre cezaevinin bağlı olduğu C.Başsavcılığı’nın bulunduğu yerdeki İnfaz Hakimliği olacaktır. Yine ceza ve güvenlik tedbirinin infazı için ilam hükümlünün bulunduğu yerdeki C.Başsavcılığı’na geldiğinde, bu yerdeki C.Başsavcılığı tarafından infaz amacıyla yapılan ödeme emri çıkartılması, çağrı kağıdı, yakalama emri çıkartılması gibi işlemlerdeki şikayetlerde 2/7 maddeye göre infazın ve infaz işlemlerinin fiilen yapıldığı bu yerdeki infaz hakimliği yetkili olacaktır. Hükümlü hakkında bulunduğu yerdeki C.Başsavcılığınca yapılan işlem ve faaliyetten sonra hükümlünün başka bir C.Başsavcılığı yetki alanındaki cezaevine nakledilmesi, ya da denetimli serbestliğe ayrılması halinde işlem ve faaliyete yönelik şikayet bu yeni yerde iken yapılmış ise yetki, yeni yer infaz hakimliğine ait olacaktır, zira hükümlüye ait infaz dosyası yeni yerdeki C.Başsavcılığına gelmiş ve infaz yeni yer C.Başsavcılığınca yapılmaktadır, ancak hükümlünün yeni yere gelmesinden önce yaptığı taleplerde eski yer infaz hakimliği yetkili olacaktır. Yukarıda belirtilen Yargıtay 5.Ceza Dairesinin 2020/945 esas, 2020/6226 karar, 18/02/2020 tarih sayılı kararı da bu doğrultuda olmaktadır.

Bilindiği gibi ceza mahkemesince, kesinleşen hüküm infaz için aynı yerdeki C.Başsavcılığına gönderilmekte, bu C.Başsavcılığınca da hükümlü başka bir yer C.Başsavcılığı yetki çevresinde bulunuyor ise ilam infaz için oraya gönderilmektedir. Bu şekilde hükümlü hakkında varsa birden çok ilam hükümlünün bulunduğu yer C.Başsavcılığınca tek bir dosyada toplanarak infaz edilmektedir. Hükümlünün adresinin bulunduğu C.Başsavcılığına ilam geldiğinde hükümlü hakkında bu yer C.Başsavcılığınca gerekli işlemlere başlanmış ve ilam infaz edilmek istenmiş olduğundan infazın yapıldığı, yapılmak istendiği bu yer infaz hakimliği mahsup hususunda yetkili olacaktır. Yine hükümlü tarafından yapılan müddetnameye şikayette de infazı fiilen yapmakta olan C.Başsavcılığının bulunduğu yer infaz hakimliği yetkili olacaktır. Hükümlü cezaevine alınırken cezaevinin bağlı olduğu infazı yapan C.Başsavcılığınca müddetname düzenlenmekte, hükümlünün başka bir C.Başsavcılığının yetki alanına giren bir cezaevine nakledilmesi halinde yine naklolunan cezaevinin bağlı olduğu C.Başsavcılığınca müddetname yeniden düzenlenmektedir, zira infazı yapma işini devralan C.Başsavcılığı da infazın doğru bir şekilde yapılması hususunda sorumludur.

Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında idarece yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin yapılan şikayetler bakımından ise 2/8. maddede biraz daha farklı ve açık bir hüküm konulmaktadır. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin işlem veya faaliyetlerinde, işlemin veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yer infaz hakimliği yetkilidir. Hükümlü daha sonra başka yer C.Başsavcılığı yetki alanındaki bir cezaevine nakil olsa ve şikayetini yeni yerde yapsa bile yetkili Hakimlik değişmeyecek ve işlemin veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yer infaz hakimliği yetkili kalmaya devam edecektir. Bu hususta, disiplin cezalarına şikayet örnek olarak verilebilir.

İnfaz Hakimliği Kanunu’nun 2. maddesinin 7. ve 8. fıkraları birlikte değerlendirildiğinde; Kanunkoyucu’nun ceza infaz kurumu idaresinin işlemlerine yönelik şikayetleri 8. fıkra ile ayrıca düzenleyip işlemin yapıldığı ceza infaz kurumunun bulunduğu yer infaz hakimliğini yetkili kılıp 7. fıkradaki hususu birlikte olarak burada özellikle düzenlememesine göre hükmün infazına ilişkin işleme yönelik 7. fıkra gereğince yapılacak şikayette yetkinin, şikayet tarihinde hükmün infaz edildiği yer infaz hakimliğine ait olduğunu göstermektedir.

Son olarak şu iki öneriyi yapmakta yarar vardır: Nasıl ki karar kesinleştiğinde ceza mahkemesi, ilamdaki cezanın infazı için ilamı C.Başsavcılığına gönderiyor ise birden fazla ilamın 5275 Sayılı Kanun’un 99. maddesi gereğince toplanmasında da görevin en fazla cezayı veren mahkemeye ait olması gerekir, zira hangi cezanın infaz edilmesi gerektiğini C.Başsavcılığı’na bildirmek mahkemenin görevi olduğu gibi, bundan farklı olmayarak hangi cezaların toplamalı olarak infaz edilmesi gerektiğine karar vermek görevi de mahkemeye ait olmalıdır. Bu hususta infaz mantığına uygun olarak kanuni değişiklik yapılması gerekir. Bir diğer husus da adli işlerde uygulanması düşünülen yapay zekanın, infaz işlerinde de uygulanması sağlanmalıdır. Yapay zekanın kullanılmasına; mahkemece infaz için gönderilen her bir ceza ayrı bir kayda alındığında aynı cezanın birden fazla kez kaydının girilmemesi, mahkemesince bir ceza bila infaz geri istenildiğinde o cezanın kaydının açık kalmasında gerekli uyarının verilmesi, bila infaz geri istenen cezanın diğer cezalarla birlike toplanması talebinde bulunulduğuda gerekli uyarının olması, toplama talebinde toplamanın doğruluğuna ilişkin hususlar örnek olarak verilebilir.

Sonuç olarak, 7242 Sayılı Kanun ile İnfaz Hakimliği Kanunu’nda yapılan değişikliklerle infaz hakimliğinin görev ve yetkisi açıklığa kavuşturulmuştur.

Cumhur ŞENGÜL

İSTANBUL İNFAZ HAKİMİ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
. 3 hafta önce

Yetki uyuşmazlıklarında İnfaz Hakimlikleri bile bile yanlış karar veriyor. Bu yanlış kararların hakime bir dönüşü olması lazım, yoksa bu düzen böyle gider.