banner649

03 Ağustos 2022

İNTERNET ALAN ADLARININ TÜRK HUKUK SİSTEMİNDE KORUNMASI

I. ALAN ADLARININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE KAPSAMI

Alan adı, internet ortamında mevcut sitelerin numerik isimleri olan IP adreslerinin yerine kullanılan isimlerdir. 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu[1] madde 3/v bendinde[2] tanımlanmış olmakla, öğretide gayri maddi malvarlığı olarak nitelendirilmektedir[3]. Ayrıca, MEMİŞ tarafından belirtildiği üzere, alan adı internet ortamında iletişim kuran bilgisayardan ziyade söz konusu alan ismini kullanarak internet kullanıcıları ile iletişim kuran kişi veya organizasyonları temsil etmektedir[4]. Alan adlarının gayri maddi mallardan sayılması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[5] madde 127/h bendi kapsamında şirkete sermaye olarak konulabilmesi mümkündür. Öte yandan TTK[6] madde 342 kapsamında da, ayni sermaye olarak kabul edilen sanal ortamlarda mevcut malvarlığı haklarına alan adlarının da dâhil edilmesi söz konusudur[7].

Her ne kadar 5809 sayılı EHK[8] madde 34 kapsamında alan adlarının haczedilemeyeceğine yönelik hüküm mevcut olsa da, ilgili kanun hükmü kapsamında gayri maddi mal niteliği taşıyan ve ekonomik bir değeri olan alan adlarının haczinin mümkün olduğu açıkça ortadadır. Dolayısıyla, ilgili kanun hükmü bu haliyle sorunlara yol açabilmekte olup, söz konusu madde hükmünden alan adlarının hariç tutulması ve devredilebilir niteliği haiz olan alan adlarının haczedilmesi söz konusu olabilecektir[9]. Alan adlarının rehin kapsamına dahil edilebilmekte olup, rehin konusu alan adı açısından herhangi bir değişikliğin mevcut olması halinde, rehin alacaklısına bu yönde bilgi verilmesi gerekmektedir[10]. Öte yandan, söz konusu rehnin alan adlarına yönelik sicil kaydının tutulduğu ODTÜ’ye de bildirilmesi ve ayrıca ticaret sicilinde de alan adının da rehin kapsamında olduğuna ilişkin bilginin mevcut olması gerekmektedir[11].

Elektronik ticaret açısından da oldukça önemli bir konumda olan alan adları, web üzerinden mal veya hizmet satımı yapan firmaların tüketiciler ile olan ilişkilerini kolaylaştıran bir unsurdur[12]. Nitekim DAL, alan adının markaların web üzerinde ticari faaliyetlerde bulunmasını kolaylaştırıcı bir unsur olduğunu ve markalarını alan adı olarak kullanan şirketlerin tüketiciler tarafından tercih edilmesini sağladığını belirtmektedir[13]. Bu noktada marka ve alan adının benzer bir fonksiyona sahip olduğu söylenebilir[14]. SARIÖZ, alan adının ayırt edici işaret olarak nitelendirilmemesi halinin, elektronik ticaret açısından ticari kuralların uygulanmayacağı anlamına geleceğini ve bu noktada alan adına yönelik hukuki muhafazanın sağlanamayacağı görüşündedir[15].

KIZILKAYA’ya göre alan adı tanıtım niteliğini haiz olduğundan hukuken marka ya da ticaret unvanı olarak nitelendirilebilir[16]. Ancak alan adları her ne kadar marka, ticaret unvanı, işletme adı gibi diğer tanıtma işaretleri ile bazı benzer özelliklere sahip olsa da, marka ya da ticaret unvanı olarak nitelendirilmesi söz konusu değildir. Zira alan adlarının hukuki niteliği bahsi geçen kurumlardan farklı olmakla, markaların ve alan adlarının tescil işlemleri farklı kurumlar tarafından farklı şekilde yapılmaktadır[17]. SARIÖZ tarafından belirtildiği üzere, alan adlarının tescili açısından markalar açısından aranan coğrafi alan koşulu aranmamakta olup, markaların tescil sisteminden farklı olarak alan adı tescili kamu kurumu niteliğini haiz olmayan kurumlar veya firmalarca yapılmaktadır[18]. Ayrıca OĞUZ tarafından belirtildiği üzere, alan adlarının kullanımı yalnızca ticari olmayıp, bazı hallerde ticari olmayan maksatlarla kullanımı da söz konusudur[19]. Öte yandan, farklı ülkelerde aynı marka isimlerinin kullanılabilmesi söz konusu iken, alan adının yalnızca bir defaya mahsus olmak üzere tescil edilebilmesinden ötürü uluslararası bir nitelik taşıdığı söylenebilir[20].

Her ne kadar alan adının marka, ticaret unvanı ya da işletme adı olarak tescili ya da kullanımı söz konusu olabilse de, alan adının korunmasına yönelik usul ve esasların mevcut olduğu herhangi bir kanuni düzenleme mevcut değildir.

Alan adlarına yönelik yapılan hukuki anlamdaki ilk düzenlemeler, alan adı gaspına karşı diğer tanıtma işaretlerinin korunması hususundadır[21]. Öte yandan alan adlarına yönelik ikinci düzenleme ise 5809 sayılı EHK[22] madde 6/1-y ve madde 35 hükümleri kapsamında olmakla, bu düzenleme ile alan adlarına yönelik düzenleme yapma yetkisi yürütme organının inisiyatifine bırakılmıştır[23]. Bu kapsamda söz konusu yetkinin kullanılması ile 7.11.2010 yılında Ulaştırma Bakanlığı’nca İnternet Alan Adları Yönetmeliği yayımlanmış olup, söz konusu yönetmelik “.tr” uzantılı alan adlarının yönetimi hususunda usul ve esasları içermektedir. İlgili yönetmeliğin madde 3/n bendi kapsamında TRABİS olarak nitelendirilen “.tr ağ bilgi sistemi” tanımlanmış olmakla, ilgili sistem üzerinden alan adlarının kaydedilmesi, güncellenmesi gibi hususlara yönelik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi söz konusudur. Ancak TRABİS sistemi aracılığıyla sadece “.tr” uzantılı alan adlarının denetlenmesi söz konusu olmakla, “ilk gelen alır” prensibinin uygulanması durumu söz konusudur. Söz konusu prensip kapsamında uygulanacak yöntem, TRABİS sistemi üzerinden yapılan başvurunun ulaştığı zamana göre alan adının tahsis edilmesi şeklinde olmaktadır[24]. ORAL tarafından belirtildiği üzere, alan adı tahsis süresinin bitimini beklemeksizin, söz konusu alan adının kullanımından feragat hakkını haizdir[25].

İnternet Alan Adları Yönetmeliğinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na tanınan yetki kapsamında, Kurum[26] tarafından 21.08.2013 tarihinde İnternet Alan Adları Tebliği yayımlanmış olmakla, söz konusu tebliğ kapsamında alan adı kayıt kuruluşlarının belirlenmesi, faaliyette bulunmaları ve “.tr” uzantılı alan adlarına yönelik usul ve esaslar düzenlenmiştir. Öte yandan Kurum tarafından ayrıca İnternet Alan Adları Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması Tebliği yayınlanmış olmakla, söz konusu tebliğde 30.12.2021 tarihinde değişiklik yapılmasına dair tebliğ çıkarılmıştır.

Öğretide, internet alan adlarına yönelik 5809 sayılı kanun ile Ulaştırma Bakanlığı ve Kuruma tanınan düzenleme yapma yetkisinin Anayasamızın 7. Maddesine aykırılık teşkil ettiği hususu tartışmalıdır. OĞUZ, söz konusu düzenleme yapma yetkisinin yasama yetkisinin devri yasağına aykırı olarak ilgili kanun hükmünde yürütme organına ve idareye tanınan yetkiye yönelik ana esasların ve çerçevenin çizilmediği görüşündedir[27]. Kanımızca normlar hiyerarşisi açısından 5809 sayılı kanun kapsamında yürütme organına ve Kuruma alan adlarına yönelik düzenleme yapma yetkisinin tanınması, söz konusu düzenlemelerin Danıştay denetimine de tabi olmaması sonucunu doğurmakta olup, bu durumda da keyfi uygulamaların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Dolayısıyla, alan adlarına yönelik mevcut hukuki düzenlemelerin kanun kapsamında belirlenmesi hem alan adlarının korunması açısından hem de keyfi uygulamaların önlenmesi açısından elzem öneme sahip olduğu kanısındayım.

Öte yandan, 1998 yılında Ulaştırma Bakanlığı tarafından İnternet Kurulu ve DNS Çalışma Grubu kurulmuş olmakla, alan adlarının yaygın kullanımı sonucu oluşabilecek sorunların etkili bir şekilde çözümü hedeflenmiştir[28]. Alan adları hususunda mevcut sorunların söz konusu kuruluşlarca çözülememesi halinde, sorunların yerel mahkemeler ya da Uyuşmazlık Çözüm Hizmet Sağlayıcıları tarafından çözülmesi söz konusu olacaktır[29].

Ülkemizde alan adı tahsisi, ODTÜ tarafından gerçekleştirilmekle, söz konusu yetki ICANN (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers) Kurulu tarafından verilmiştir[30]. ODTÜ tarafından alan adı tahsisi yapılırken belgeli veya belgesiz tescil söz konusu olmaktadır[31]. DAL, ODTÜ tarafından tahsis edilen alan adları açısından ilk gelen alır ilkesinin geçerli olmadığı belirtilmiş ve alan adı tahsisi talebinde bulunan kişilerin alan adına yönelik hak iddiasına ilişkin belgeleri ibraz etmesi gerektiği vurgulanmıştır[32]. Ayrıca söz konusu belge ibrazının haksız tescilin önlenmesi adına olumlu olduğu belirtilmiştir[33]. BAL tarafından belirtildiği üzere, bu durum alan adının kötü niyetli olarak kullanılmasının ile haksız rekabete yol açmasının önüne geçilmesi yönünde haklı olarak görülse de, ülkemizde söz konusu alan adı tescilinin ODTÜ tarafından tekel oluşturulması suretiyle kullanılmasının dünyadaki bağımsız kuruluşlarca yapılan tescil işlemi gözetildiğinde keyfiyete sebebiyet verdiği söylenebilir[34]. Kanımızca da alan adı tescili açısından tekelleşmesinin mevcudiyeti, alan adı tesciline yönelik usulsüz uygulamaların gündeme gelmesine sebep olabilmektedir. Öte yandan, ODTÜ tarafından jenerik alan adı tahsisinin gerçekleştirilmemesi, yurtdışına yönelimi ve ülkeden döviz transferini artırmakta olup, “.tr” uzantılı alan adlarına rağbetin azalması ile sonuçlanmaktadır[35]. KALE tarafından söz konusu duruma çözüm olarak ODTÜ’nün birinci düzey jenerik alan adları açısından da ilk gelen alır prensibi uyguladığını ve bu kapsamda alan adı ile alan adı tahsisi talebinde bulunan kimseler arasında herhangi bir bağın mevcudiyetinin aranmadığı belirtilmiştir[36].

ODTÜ’ye alan adı tescili için başvuruda bulunanlar tarafından başvuru işlemleri esnasında üçüncü kişilerin haklarının ihlal edilmediği hususunda sorumluluk üstlenmektedirler[37]. AYBAY, bu taahhüt sayesinde başvuruda bulunanların kısıtlanması ile başka ülkelerde meydana gelen marka haklarına yönelik ihlallerin engelleneceğini belirtmiştir[38]. Ancak, OĞUZ tarafından belirtildiği üzere, ODTÜ tarafından söz konusu sürece yönelik sorumluluğun kabul edilmemesi, başvuruda bulunanlar ve ODTÜ dışındaki üçüncü kişileri bağlamayacak olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu[39] madde 115[40] kapsamında sorumsuzluk anlaşması ODTÜ tarafından ağır bir kusura sebebiyet verilmesi halinde geçerli olmayacak ve dolayısıyla idarenin sorumluluğuna gidilebilecektir[41]

II. ALAN ADINA TECAVÜZ HALLERİ

Alan adı, tescil işlemleri sonrası hak sahibine tasarruf yetkisi ve üçüncü kişilere karşı söz konusu hakkın korunması yetkisi tanımaktadır[42]. Söz konusu yetki kapsamında tanınmışlık derecesine göre söz konusu hakkın korunması sağlanabilmekte olup, tanıtım düzeyi yüksek olan alan adlarının zayıf alan adlarına nazaran daha güçlü olarak korunması söz konusudur[43].

MEMİŞ tarafından belirtildiği üzere, alan adının başka bir marka, ticaret unvanı veya kişi isimleri ile tamamen aynı ya da benzer olması halinde ihlal söz konusu olmaktadır[44]. SARIÖZ, alan adının haksız olarak kullanımının TTK madde 54 kapsamında değerlendirilebileceğini belirtmiş olmakla, esasen TTK madde 55/1 a bendinin 4. Alt bendi kapsamında düzenlenen şekilde haksız rekabete sebep olduğu görüşündedir[45].

Alan adı hakkına tecavüz çeşitli hukuk dalları açısından farklı açıdan değerlendirilmekte olup, genel olarak yapılan tecavüzün niteliği haksız fiil olarak, marka hukuku açısından haksız rekabet olarak değerlendirilebilmektedir. OĞUZ’a göre bu durumda, söz konusu alan adı hakkı tecavüzü somut olaya göre değerlendirilmelidir[46]. Örneğin, ortalama bir internet kullanıcısı tanınmış bir marka ile aynı ya da benzer ismi kullanan alan adının mevcut olması halinde söz konusu kötü niyetli kullanımdan haberdar olmadığından, alan adı tecavüzünde bulunan kişinin haksız olarak kazanç sağlamasına sebebiyet verecektir[47].

Öte yandan, alan adının coğrafi anlamda tecavüze uğraması durumunda alan adının ülkesellik ilkesi kapsamında tahsis edildiği coğrafyada koruma altında olması ve ayrıca söz konusu alan adı tecavüzünün ticari etkiye sebebiyet vermesi söz konusudur[48]. Zira ticari açıdan herhangi bir etkiye sebebiyet vermeyen alan adı hakkı ihlallerinde bu açıdan koruma sağlanması mümkün olmamaktadır.

Alan adı hakkı tecavüz hallerinden iltibas[49] halinin mevcut olması durumunda ise, alan adını oluşturan unsurlardan bir veya birkaçının aynı olması sebebiyle, iltibasta bulunan kişi tarafından haksız kazanç elde edilmesi söz konusudur[50]. MEMİŞ, söz konusu iltibas hali açısından aynı düzeyde bulunan alan adları açısından mümkün olabileceğini savunurken, farklı düzey alan adları açısından tescil yapılabilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmadığı gerekçesi ile söz konusu durumun iltibasa sebep olmadığını belirtmiştir[51]. Öte yandan OĞUZ da alan adının ayırt edici niteliği haiz olmayan bölümüne yönelik aynı ya da benzer nitelikte alan adı kullanımının iltibasa sebebiyet vermeyeceğini vurgulamıştır[52].

Alan adı hakkına tecavüz hallerinden alan adı gaspında ise alan adı ile herhangi bir hukuki bağlantısı olmayan kişiler tarafından sahte ad kullanılması suretiyle tescil ettirilmesi ve alan adı üzerinde hukuken korunan hakka sahip olan kişi veya kurumdan maddi menfaat elde edilmesi söz konusudur[53]. Bu durumda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu[54] madde 995/2 hükmü kapsamında kötü niyetli zilyetlik söz konusu olmaktadır.

Öte yandan alan adı korsanlığı ise, birinci düzey yani güçlü alan adının internet kullanıcıları tarafından fark edilemeyecek derecede benzerinin tescil edilmesi ile söz konusu benzerlikten dolayı internet kullanıcılarının aldatılması suretiyle haksız kazanç elde edilmesidir[55]. Ticari kazanç gütmeden yapılan alan adı korsanlığında ise TMK[56] madde 995/2 hükmü kapsamında kötü niyetli zilyetlik söz konusu olmayacaktır[57]. Alan adı korsanlığından farklı olarak klavye korsanlığında, internet kullanıcısının tecavüze uğrayan alan adına girmeyi hedeflerken klavye yazımı esnasında dilbilgisi olarak hata yapması sonucu tecavüze konu alan adını yazması sonucu dolaylı yoldan haksız kazanç elde edilmesidir[58]. Bu durumda örneğin internet kullanıcısı aslında “www.migros.com” yazmak yerine “www.migrom.com” yazarak klavye korsanlarının haksız kazanç elde etmesine sebebiyet vermektedir.

Alan adı hakkına tecavüz halleri olarak, başkasına ait alan adını kullanarak elektronik posta gönderilmesi halinde 6098 sayılı TBK madde 49 hükmü kapsamında zararın tazmini talep edilebilecektir. Öte yandan alan adının hile ya da yargı yolu ile elde edilmesi ve yönlendirme yapılması suretiyle elde edilmesi hallerinde de, alan hakkı tecavüzü söz konusu olabilmektedir.

III. ALAN ADI HAKKININ KORUNMASI

1. ÖZEL HUKUK KAPSAMINDA

Alan adı hakkının korunmasına ilişkin olarak ilgili mevzuat kapsamında doğrudan düzenleme yapılmamış olması hasebiyle, söz konusu hakkın korunmasına ilişkin olarak öğretide farklı yorumlar söz konusudur. Geniş anlamda alan haklarının korunması, haksız fiil hükümleri kapsamında değerlendirilmekte olup, bu kapsamda TBK madde 49 hükmünün uygulanması söz konusu olmaktadır[59]. OĞUZ, alan adı hakkına tecavüz edilmesi suretiyle kötü niyetli olarak zilyetliğe sahip olanlar tarafından söz konusu haksız fiili neticesinde alan adının kullanımından feragat edilmesi ya da alan adı sicilinden terkin edilmesinin söz konusu olabileceğini belirtmektedir[60]. Kanımızca da kötü niyetli zilyetliğin sona erdirilmesi açısından sicilden terkin edilmesi ve bu kapsamda alan adı hakkı tecavüze uğrayan kişi ya da kurumlara mevcut zararları açısından bir miktar tazminat ödenmesi yerinde olacaktır.

Tarafımızca daha önceden vurgulandığı üzere, alan adına yönelik mevzuat kapsamında alan adının korunmasına ilişkin doğrudan düzenlemeler yer almadığından alan adının korunması benzer kurumlar açısından yer alan düzenlemelerin kıyasen uygulanması ile sağlanmaktadır. Öncelikle ticaret unvanı olarak kullanılan bir alan adının korunması TTK madde 52 ve devamı hükümleri kapsamında sağlanmakta olup, ilgili durumda TTK madde 54 kapsamında alan adı hakkı tecavüze uğrayan ticaret unvanı sahibi, kötü niyetli zilyedin mevcut unvanının silinmesini ya da terkinini talep etme hakkını haizdir[61]. SOYSAL tarafından alan adının ticaret unvanı ve işletme adı gibi ismin korunması hükümleri kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmekte iken[62], OĞUZ tarafından ise alan adının söz konusu korumadan yararlanabilmesinin ön koşulu olarak alan adının da tanıtım fonksiyonunu haiz olması gerektiğini vurgulamaktadır[63].

Alan adının korunmasına yönelik uygulanabilecek bir diğer hüküm, TTK madde 57/5 ve TTK madde 55/a 4. Alt bendi hükümleri olmakla, haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin alan adının korunmasına yönelik de uygulanabilecektir.

Öte yandan, alan adının marka olarak kullanılması ve marka siciline tescil edilmesi koşulu ile, markanın korunmasına ilişkin hükümler kapsamında korunması söz konusu olabilmektedir[64]. DAL tarafından belirtildiği üzere, marka olarak tescil edilmiş bir alan adının aynısının ya da benzerinin farklı bir mal ya da hizmet açısından tescilinin sağlanması ile ya da ülke dışında tescilinin sağlanması hallerinde, alan adlarının yegane olması kuralı gözetildiğinde ICANN ya da WIPO[65] tahkim usullerine başvurulabilmektedir[66]. MEMİŞ ise, alan adının farklı bir branş açısından marka olarak kullanımı söz konusu olduğunda, kötü niyetli zilyetlik kapsamında TMK madde 2 hükmü gereğince iyi niyet kurallarına uygun bir korumanın mevcut olması gerektiği kanısındadır[67]. Öte yandan OĞUZ, alan adının markaya ilişkin hükümler kapsamında koruma altına alınmasının coğrafi faaliyette bulunulma şartını yerine getirmesi gerektiğini vurgulamaktadır[68]. Zira ticari etkiye sebebiyet vermeyen alan adı hakkı tecavüzlerinin haksız rekabet hükümleri kapsamında koruma altına alınması söz konusu olmayacaktır. SARIÖZ, alan adının başkalarını yanıltmak suretiyle gerçekte mevcut mal ya da hizmet satışından farklı olarak kullanılması halinin de haksız rekabet açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir[69].

Bazı hallerde alan adının marka olarak tescili söz konusu olmamakla, söz konusu alan adının ticaret unvanı olarak kullanılması ve daha sonra aynı alan adının başkası tarafından marka tescilinin yapılması söz konusu olmaktadır. Bu noktada alan adına yönelik korumanın ticaret unvanı açısından ya da marka tescili açısından mı sağlanacağı hususu tartışmalıdır. KIZILKAYA tarafından belirtildiği üzere, bu durumda söz konusu kurumlardan birine daha üstün bir hakkın tanınması yerine, söz konusu alan adının hangi kişi ya da kurum tarafından önceden kullanıldığı ya da tescilinin sağlandığı hususlarının gözetilmesi gerekmektedir[70]. Kanımızca da, bir alan adını uzun süredir ticaret unvanı olarak kullanan bir kişi ya da kurumun hakkının, daha sonradan marka tescili yapılması suretiyle aynı alan adını kullanan kişi ya da kuruma herhangi bir üstünlüğünün mevcut olduğu anlamına gelmemektedir.

Son olarak, KARAMAN tarafından belirtildiği üzere, bazı hallerde alan adı gaspının yapılması suretiyle gerçek hak sahibi tarafından tescil edilmesi gereken alan adının daha önceden başka biri tarafından alınmasının söz konusu olduğu hallerde ise, alan adı üzerinde hak sahibi olan kişi ya da kurumun alan adı hakkını elinde bulunduran kişi tarafından verilen teklifini kabul etmesi ya da hukuki yollara başvurması gibi durumlar söz konusu olabilmektedir[71].

2. ALAN ADININ KORUNMASINA YÖNELİK DAVALAR​​​​​​​

Alan adının hem şahsi hak niteliğini haiz olması hem de mameleki özelliğe sahip olması hasebiyle karma bir hak olduğu, ancak esasında gayri maddi bir malvarlığı olarak koruma altına alınması gerekmektedir[72]. KARAMAN tarafından belirtildiği üzere, bu noktada alan adının seviyesi açısından herhangi bir fark gözetilmeksizin, alan adlarının korunmasına yönelik dava açma hakkı mevcut olmakla, genellikle söz konusu davalar marka ya da haksız rekabet hukuku yönünden ikame ettirilmektedir[73]. KARAGÜLMEZ ‘e göre, uygulamada alan adının korunması ilişkin olarak en sık ikame ettirilen dava marka hakkına tecavüz davası olmakla, söz konusu durum elektronik ticaretin yaygın kullanımı dolayısıyladır[74].

Alan adlarının korunması yönelik Türk hukukunda başlıca üç çözüm yolu öngörülmektedir. Bunlar, taraflar arasında anlaşma sağlanması, dava yolu ve İAAY[75] kapsamında öngörülen alternatif uyuşmazlık çözüm hizmet sağlayıcılarına başvurmaktır[76]. Öte yandan, “.tr” uzantılı olmayan bir alan adına yönelik koruma sağlanması talebinin mevcut olması halinde, hak sahibi tarafından UDRP[77] uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru sağlanabilmektedir[78].

Alan adlarına yönelik Markaların Korunması Hakkında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. Ve 61 vd. maddeleri kapsamında koruma talep edilebilmektedir. Bu noktada marka tescili sağlandıktan sonra ve markanın ilanından sonraki süreçte yasaklamaya tabi olabilecek eylemler açısından gerçek hak sahibi tazminat davası açma hakkını haiz olacaktır[79].

Alan adı hakkı sahibi tarafından açılabilecek davalardan olan tespit davası ile tecavüzün tespitinin sağlanması ve alan adının aynısının veya ayırt edilmesi oldukça zor olan formunun kullanımının tespiti sağlanmaktadır[80]. TTK madde 56/1 a bendi kapsamında söz konusu dava haksız rekabetin ortaya çıkarılması adına gerçek hak sahibi tarafından ikame ettirilebilmektedir[81]. Tespit davasının yanı sıra, söz konusu tecavüzün bir daha meydana gelmemesi adına men davası da açılabilmektedir. Zira OĞUZ, haksız rekabette bulunulma ihtimalinin yüksek olduğu hallerde alan adı üzerinde gerçek hak sahibi tarafından tespit davasının açılması yerine men davasının açılması gerektiği görüşündedir[82]. Ayrıca eski hale iade davasının açılması ile ülke dışında tescili sağlanan alan adının kötü niyetli olarak kullanımı durumunda söz konusu alan adının terkin edilmesi ve tecavüze ilişkin malların, evrakların vb. unsurlara el konulması ya da imhası talep edilebilmektedir[83].

Öte yandan, alan adı hakkı sahibi tarafından TTK madde 56 hükmü gereğince alan adının iptali ya da temliki ve ayrıca maddi ve manevi zararının tazminin sağlanması talep edilebilmektedir[84]. Bu durumda TBK[85]madde 49 kapsamında hukuka aykırı bir fiilin mevcut olması ve bu fiil ile zararın oluşmasına kasten sebebiyet verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, TBK madde 58 hükmü gereğince manevi tazminat talebinde bulunulabilmesi için alan adı hakkı tecavüzü sebebiyle şahsi birtakım hakların ihlalinin söz konusu olması gerekmektedir.

Ayrıca, alan adına yapılan tecavüzün daha büyük zararlara sebebiyet vermesini önlemek adına ihtiyati tedbir talebinde bulunulması, dava sonucu verilen kararın mahkemece ilanının sağlanması ve alan adı tecavüzü neticesinde gerçeğe aykırı beyanların düzeltilmesi gibi taleplerde bulunulabilmektedir[86].

Alan adının korunmasına yönelik açılan davalarda davacı taraf, Türk vatandaşlarının yanı sıra “.tr” uzantılı alan adına sahip hakları ihlal edilen yabancı kişiler de olabilmektedir[87]. Bu kapsamda alan adı sahipleri[88] tarafından ve alan adı hakkı üzerinde intifa, rehin veya lisans hakkı sahipleri tarafından söz konusu davaların açılması mümkündür. İlgili davalarda davalı olarak alan adı hakkına tecavüzde bulunan kişi, alan adı tescil kurumları ve arama motoru şirketleridir[89].

Bu durumda görevli mahkemelerin malvarlığı ve şahıs varlığı haklarına ilişkin genel yetkili mahkemeler olan asliye hukuk mahkemeleri olacağı açıktır. Ayrıca, söz konusu ihtilafın ticari nitelik taşıması durumunda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olması söz konusudur. Zira alan adı hakkına tecavüzün haksız rekabete sebebiyet vermesi halinde, söz konusu dava mutlak ticari dava niteliğini haiz olacaktır.

Alan adı haklarının ihlaline yönelik açılan davalarda yetkili mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu[90] madde 16[91] hükmü kapsamında haksız fiilden doğan davalarda yetkili mahkemelerdir. Öte yandan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu[92] madde 156 kapsamında da marka hakkına tecavüz davaları açısından yetkili mahkemenin tayini yapılmaktadır. Bu kapsamda, fikri mülkiyet hakları açısından davacı tarafından korumanın talep edildiği ülkenin yetkili olması veya uyuşmazlığın taraflarınca yetkili mahkemenin tayin edilebilmesi söz konusudur[93].

3. ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM MEKANİZMASI​​​​​​​

Alan adlarına yönelik uyuşmazlıklar açısından dava açma hakkının yanında alan adı hakkı sahibi ya da intifa, rehin veya lisans hakkı tahsis edilmiş kişilerce Uyuşmazlık Çözüm Hizmet Sağlayıcılarına (UÇHS) başvuru yapılması ve söz konusu uyuşmazlığın ilgili mekanizma kapsamında yer alan hakemlerce çözülmesi talep edilebilmektedir.

UÇHS kapsamında mevcut usul ve esaslar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından belirlenmekte olup, söz konusu yetki İAAY madde 24 kapsamında tanınmıştır. İlgili yönetmeliğin 25/1. Maddesinde[94], çözüm mekanizmasına başvuru için aranan koşullar yer almakta olup, ilgili maddede bahsi geçen üç koşulun birden sağlanması gerekmektedir. Alan adı hakkı sahibi ya da menfaat sahiplerinin çözüm mekanizmasına başvurusu sonrası ilgili uyuşmazlığın hakemler tarafından değerlendirilmesi sonucu, alana adının iptaline, temlikine ya da başvuru sahibinin talebinin reddine karar verme yetkisini haizdir.

Av. Abdulkadir ÇEPİÇ

---------------------

[1] Bkz. R.G., 5.11.2008, sayı: 27050 (Mükerrer)

[2] 5809 sayılı kanunun 3/v. m. Kapsamında, internet alan adı, internet üzerinde bulunan bilgisayar veya internet sitelerinin adresini belirlemek için kullanılan internet protokol numarasını tanımlayan adlar şeklinde tanımlanmıştır.

[3] Nitekim bu noktada diğer gayri maddi malvarlığı haklarından olan marka, ticaret unvanı, işletme adı ve diğer tanıtma işaretleri ile benzer niteliktedir. Bu hususta bkz. Sefer Oğuz, İnternet Alan Adı Hakkının Hukuki Niteliğinin Değerlendirilmesi, Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 9, 1, 2021, s. 13, https://ezproxy.iku.edu.tr:3066/article/22609 (E.T.: 10.04.2022)

[4] Tekin Memiş, Alan İsmi Etrafında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar, http://www.geocities.ws/hukukakademisi/Alan.htm, (E.T.: 05.04.2022), (söz konusu makale internet sayfası üzerinden yayımlanmış olup, işbu makalede sayfa numaralandırması mevcut olmadığından, sayfa sayısına atıf yapılamamaktadır.)

[5] Bkz. R.G., 13/1/2011, sayı: 27846

[6] Türk Ticaret Kanunu

[7] Oğuz, İnternet Alan Adı Hakkının Hukuki Niteliğinin Değerlendirilmesi, s. 17

[8] Elektronik Haberleşme Kanunu

[9] Sefer Oğuz, Alan Adını Düzenleyen Türk İkincil Mevzuatının Değerlendirilmesi, Terazi Hukuk Dergisi, 9, 97, 2014, s. 74, https://ezproxy.iku.edu.tr:3066/article/2431 (E.T.: 10.04.2022)

[10] Tamer Soysal, İnternet Alan Adlarının Korunması, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, T.C. Erciyes Üniversitesi, 2004, s. 85

[11] Soysal, a.g.e., s. 86

[12] OĞUZ tarafından belirtildiği üzere, alan adlarının tanıtma işareti olarak yegane olmaları hasebiyle, kişi, mal veya hizmet ya da organizasyon ile internet kullanıcıları arasında düşünsel bir bağ kurulmasına yardımcı olmaktadır. Bu hususta bkz. Sefer Oğuz, Alan Adını Düzenleyen Türk İkincil Mevzuatının Değerlendirilmesi, s. 72

[13] Seniha Dal, Türk Hukukunda İnternet Alan Adları (Domain Names) ve Bu Alandaki Son Gelişmeler, 28, 1, 2010, s. 484, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3558 (E.T.: 02.04.2022)

[14] KARAGÜLMEZ, bu durumu internet ortamında tüketiciler tarafından fiziki olarak kontrol edilemeyen malların yalnızca görüntü ve resimlerinin mevcut olması hasebiyle, bilindik marka ve firmalara ait alan adlarının mevcut olması, tüketicinin yapacağı tercihleri olumlu yönde etkileyeceği kanısındadır. Bu hususta bkz. Ali Karagülmez, İnternet Alan Adları ve Bazı Hukuki Sorunlara İlişkin Yargıtay Kararları, Terazi Hukuk Dergisi, 9, 97, 2014, s. 51, https://ezproxy.iku.edu.tr:3066/article/2428 (E.T.: 05.04.2022)

[15] Ayşe İpek Sarıöz, İnternet Alan Adlarının (Domain Names) Kullanımından Doğan Haksız Rekabet Halleri ve Uygulanacak Hukuk, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ata Sakmar’a Armağan, 10, 1, 2011, s. 629, https://ezproxy.iku.edu.tr:3066/article/13609 (E.T.: 05.04.2022)

[16] Sinem Kızılkaya, Alan Adı ve Alan Adının Hukuken Korunması, Terazi Hukuk Dergisi, 6, 62, 2011, s. 17, https://ezproxy.iku.edu.tr:3066/article/1318 (E.T.: 02.04.2022)

[17] Nurullah Bal, İnternet Alan Adları ve İnternet Alan Adı Uyuşmazlıklarının Tahkim Yoluyla Çözümlenmesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 17, 1-2, 2013, s. 320, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/789284 (E.T.: 12.04.2022)

[18] Sarıöz, a.g.e., s. 627

[19] Bu durumda alan adı taşıdığı parasal değer nedeniyle menkul mülkiyetine benzeyen yetkiler tanıyan, az da olsa şahıs varlığından izler taşıyan ve bu anlamda mülkiyet hakkına benzeyen bir karma hak görünümünde olsa da malvarlığı yönü ağır basmaktadır. Bu hususta bkz. Oğuz, Alan Adını Düzenleyen Türk İkincil Mevzuatının Değerlendirilmesi, s. 73

[20] Ayça Zorluoğlu, Alan Adlarında Kötü Niyet Kavramı, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 2, 1, 2012, s. 82, https://ezproxy.iku.edu.tr:3066/article/7861 (E.T.: 01.04.2022)

[21] 5883 sayılı kanunla düzenlenen Mülga KHK madde 9/2 kapsamında ve ayrıca 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7/3. Maddesinin d bendi kapsamında yapılan düzenlemeler alan adı gaspını engellemeye yöneliktir.

[22] Elektronik Haberleşme Kanunu

[23] Oğuz, Alan Adını Düzenleyen Türk İkincil Mevzuatının Değerlendirilmesi, s. 72

[24] Mert Can Oral, İnternet Alan Adlarının Mevzuattaki Yeri, Bursa Barosu Dergisi, 42, 100, 2017, s. 100, https://ezproxy.iku.edu.tr:3066/article/15792 (E.T.: 02.04.2022)

[25] Oral, a.g.e., s. 101

[26] Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

[27] Alan adı sahipliği ve bu haktan doğan yetkilerin kanun kapsamından ziyade yönetmelik ve tebliğle düzenlenmesi hakkın doğumu, devamı, korunması ve sona ermesine ilişkin kanun ile düzenleme yapılması gerektiği hususuna da aykırılık teşkil etmektedir. Bu hususta bkz. Oğuz, Alan Adını Düzenleyen Türk İkincil Mevzuatının Değerlendirilmesi, s. 72

[28] Dal, a.g.e., s. 487

[29] Dal, a.g.e., s. 488

[30] Dal, a.g.e., s. 486

[31] KALE tarafından, “web.tr, gen.tr ve tel.tr” uzantılı alan adı başvurularında belge aranmadan tahsisin yapıldığı, “com.tr, info.tr, biz.tr, net.tr, org.tr” başvurularının ise belgeye dayalı olduğu belirtilmiş ve belgeye dayalı başvurularda hak sahipliğini ispat edecek belgelerin alan adı idaresine ibraz edilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Bu hususta bkz. Serdar Kale, Domain Name, Alan Adlarının Haczi, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2013, s. 27; Bal, a.g.e., s. 339

[32] Alan adı için Kurumun öngördüğü kurallar çerçevesinde istenilen alan adı seçilmektedir. Bu hususta bkz. Dal, a.g.e., s. 487

[33] Dal, a.g.e., s. 487

[34] Ayrıca, dünyada ilk gelen alır prensibi genel olarak geçerli iken, Türkiye’de öngörülen sıkı şartlar ve belgelendirme gibi uygulamaların bürokrasiyi arttığı hususunda bkz. Bal, s. 340 vd.

[35] Bal, a.g.e., s. 341

[36] Kale, a.g.e., s. 24

[37] M. Erdem Aybay, Alan Adları ve Ortaya Çıkan Uyuşmazlıklar, Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2, 2002, s. 120, https://ezproxy.iku.edu.tr:3066/article/19574 (E.T.: 02.04.2022); Söz konusu tescil işlemi ile alan adının kullanılması hususunda nispi hak tanınmış olup, tescil ettiren kişi alan adı ile üçüncü kişinin haklarını ihlal ediyorsa bu durumda sorumluluğu doğabilecektir. Bu hususta bkz. Oğuz, İnternet Alan Adı Hakkının Hukuki Niteliğinin Değerlendirilmesi, s. 24

[38] Aybay, a.g.e., s. 120

[39] Bkz. R.G., 11.1.2011, sayı: 27836

[40] 6098 sayılı kanun m. 115: “Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.”

[41] Sefer Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2018, s. 374

[42] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 291

[43] OĞUZ tarafından belirtildiği üzere, “Amazon”, “Ebay” gibi alan adlarının uluslararası düzeyde korunması söz konusu iken, ulusal düzeyde olan “www.koftecisait.com” gibi bir alan adı zayıf alan adının olarak nitelendirildiğinden yalnızca tanındığı belirli bir iktisadi çevrede korunması söz konusu olacaktır. Bu hususta bkz. Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 293

[44] Bu durumda haksız olarak alan adının ihlal edildiği hususunda bkz. Memiş, Alan İsmi Etrafında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar

[45] Sarıöz, a.g.e., s. 633

[46] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 295; Ayrıca, OĞUZ tarafından, alan adı hakkına tecavüz, alan adına kazandırılmış olan tanıtma veya ayırt etme gücüne bağlı olarak yapılacak nitelendirme sonucunda ortaya çıkan hak konusuna, hukuk düzeninin tanıdığı menfaat alanına izinsiz girmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu hususta bkz. Oğuz, Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 295

[47] Kızılkaya, a.g.e., s. 17

[48] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 305. OĞUZ tarafından belirtildiği üzere, bu durumda da güçlü alan adına yapılan tecavüz uluslararası korumaya tabi iken, zayıf alan adının tecavüze uğraması halinde söz konusu alan adının fiilen kullanıldığı ve bu ad aracılığı ile mal veya hizmetin sunulduğu ülke sınırları içerisinde korumanın bahşedilmesi gerekmektedir. Bu hususta bkz. Oğuz, Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 307

[49] İltibas, iki ayırt edici ad ve işaretin göz ve kulakta müşteriyi aldatacak şekilde aynı etkiyi bırakmasıdır.

[50] SARIÖZ tarafından belirtildiği üzere, haksız rekabete yol açan iltibas halinde, başkasının emeğinden ve emeği doğrultusunda elde ettiği müşteri kitlesinden, tanınmışlığından ve itibarından haksız bir şekilde faydalanılması söz konusudur. Bu hususta bkz. Sariöz, a.g.e., s. 634

[51] Memiş, Alan İsmi Etrafında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar

[52] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 311

[53] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 316

[54] Bkz. R.G., 22/11/2001, sayı: 24607

[55] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 322. Nitekim alan adı korsanlığı hadisesi Akbank ve Mehmet Kahveci, Koçbank ve Hasan Yağız arasında yaşanmış olup, bu davalara yönelik ayrıntılı bilgi için bkz. Oğuz, Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 322 vd.

[56] Türk Medeni Kanunu

[57] Zeliha Karaman, İnternet Alan Adı Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yolları: Karşılaştırmalı Bir Analiz, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2017, s. 59

[58] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 323

[59] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 346

[60] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 346

[61] Dal, a.g.e., s. 490

[62] Soysal, a.g.e., s. 77

[63] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 349

[64] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 352

[65] World Intellectual Propety Organization

[66] Dal, a.g.e., s. 489

[67] Memiş, Alan İsmi Etrafında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar

[68] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 352

[69] Sarıöz, a.g.e., s. 632

[70] Kızılkaya, a.g.e., s. 19

[71] Karaman, a.g.e., s. 75

[72] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 353

[73] Karaman, a.g.e., s. 75

[74] Karagülmez, a.g.e., s. 52

[75] İnternet Alan Adları Yönetmeliği

[76] Karaman, a.g.e., s. 112

[77] Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından yürürlüğe konulan Uyuşmazlık Çözüm Politikası

[78] Karaman, a.g.e., s. 113

[79] Karagülmez, a.g.e., s. 54

[80] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 354

[81] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 354

[82] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 355

[83] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 356

[84] Karaman, a.g.e., s. 117

[85] Türk Borçlar Kanunu

[86] Karaman, a.g.e., s. 117

[87] Bu durum, ülkesellik ilkesi kapsamında “.tr” uzantılı alan adlarının korunmasının ülke sınırları içerisinde korunmasının mutlak olduğunu göstermektedir. Bu hususta bkz. Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması, s. 368

[88] Alan adı hakkı sahibinin söz konusu davada hak iddia edebilmesi ancak koruma bahşedilmiş bir alan adına sahip olması ve alan adına yönelik koruma talep etme hak ve yetkisine sahip olması durumunda söz konusu olabilecektir. Bu hususta bkz. Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 368

[89] Arama motoru şirketleri açısından sorumluluğun söz konusu olabilmesi, ancak hukuka aykırı içeriğin bilinmesi veya bildirmesine rağmen içeriği geri çekmemesi yahut erişimin engellenmemesi durumunda söz konusu olmaktadır. Bu hususta bkz. Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması (3. Baskı), s. 377

[90] Bkz. R.G., 12/1/2011, sayı: 27836

[91] 6100 sayılı HMK m. 16: “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.”

[92] Bkz. R.G., 22/12/2016, sayı: 29944

[93] Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması, s. 385. Öte yandan alan adı ihlaline yönelik hukuki himaye bahşedilmiş ülkeler açısından söz konusu koruma ülke toprakları kapsamında geçerli olacaktır. Bu hususta bkz. Oğuz, İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması, s. 385

[94] Uyuşmazlık çözüm mekanizmasına başvuru için;

a) İhtilaf konusu alan adının, sahip olunan ya da ticarette kullanılan marka, ticaret unvanı, işletme adı ya da diğer tanıtıcı işaretlerle benzer ya da aynı olması ve

b) Alan adını tahsis ettiren tarafın bu alan adı ile ilgili yasal bir hakkı ya da bağlantısının olmaması ve

c) Bu alan adının alan adı sahibi tarafından kötü niyetle tahsis ettirilmesi veya kullanılması gerekmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.