banner590

24 Aralık 2020

İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIKLARINDAN KAYNAKLANAN MADDİ TAZMİNAT DAVALARI
banner580

Maddi tazminatın tespitinde, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, PMF yaşam tablosuna göre bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik ve karşılıklı kusur oranları, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerekmektedir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. Maddesinden açıkça görüldüğü üzere iş ve sosyal güvenlik hukuku mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan davalar iş mahkemelerinde görülür. Bu nedenle maddi tazminat davaları, iş mahkemelerinde görülmektedir.

Yetkili mahkeme olarak; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 6. Maddesine göre iş mahkemelerinde açılacak davalarda, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. İş kazasından doğan tazminat davalarında iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de etkilidir.

Maddi tazminat davasında davacı sıfatı, iş kazasına uğrayan sigortalıya ya da sigortalının ölümü halinde hak sahiplerine aittir. Bu davada davalı işverendir.  Alt işverenlik ilişkisinin bulunduğu durumlarda davalı olarak hem alt işveren hem de asıl işveren gösterilmelidir. Çünkü burada 5510 sayılı Kanun’un 12.  Maddesinin 6. Fıkrası uyarınca kanundan doğan bir müteselsil sorumluluk hali söz konusudur.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. Maddesinde yargılama usulü düzenlenmiştir. Buna göre, iş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. Yani, maddi tazminat davasında basit yargılama usulü uygulanır. Her ne kadar 7036 sayılı kanun ile arabuluculuk dava şartı olarak düzenlenmiş olsa da Kanun’un 3. Maddesine göre, iş kazası ve meslek hastalıkları nedeni ile açılacak tazminat davalarında arabulucuya müracaat edilmez. Doğrudan doğruya iş mahkemesine dava açılır.

BEDENSEL ZARAR KAVRAMI

İşverenin tazmin etmekle yükümlü olduğu bedensel zararların hangi zararlar olduğu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54. Maddesinde düzenlenmektedir. Maddeye göre bedensel zararlar; tedavi giderleri, işçinin uğramış olduğu kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır.

İş kazası neticesinde işçi, iş gücünü geçici olarak kaybetmişse geçici iş göremezlik söz konusu olur. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 18. Maddesine göre, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde hesaplanacak günlük kazancın yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisidir Sigortalının zararlandırıcı olay neden ile tedavisinin devam ettiği ve çalışmadığı sürelerde %100 iş gücü kaybına uğradığı kabul edilecek. Daha sonra işverenin kusuru belirlenerek, kusuru oranında yapılması gereken ödemeler hesaplanır. Bu ödemelerden sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemeler çıkarılarak işverenin ödemesi gereken tazminat hesaplanır.

Sürekli tam iş göremezlikte ise sigortalıya 5510 sayılı Kanunu’nun 17. Maddesine göre hesaplanan aylık kazancının %70’i oranında gelir bağlanır. Sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç ise gelir bağlama oranı %100 olarak uygulanır. Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nin ekinde yer alan cetvellere uygun olarak yetkili sağlık kurulları tarafından hazırlanan raporlarda tespit edilen sürekli iş göremezlik oranı tespit edilen net gelir üzerinden dikkate alınarak tazminat miktarı belirlenir. Daha sonra işverenin kusuru oranında ödemesi gereken tazminat tespit edilip tespit edilen bu tutardan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemeler indirilir.

MADDİ TAZMİNAT DAVASINDA ZARARIN HESAPLANMASI

İş kazasından doğan maddi tazminatın nasıl hesaplanması gerektiğine ilişkin mevzuatımızda herhangi bir düzenleme bulunmadığından Borçlar Hukuku ilkeleri esas alınacaktır. Yargıtay uygulamasına göre, iş kazası neticesinde meydana gelen zararların giderilmesi amacıyla hükmedilecek maddi tazminatın hesaplanması için öncelikle maluliyet oranını, işçiye ait gelirin, işçinin bakiye ömrünün hesaplanması gerekmektedir.

İşçinin iş göremezlik oranı belirlendikten sonra işçinin çalışma süresinin tespit edilmesi gerekir. Çalışma süresinin tespiti için öncelikle, PMF tablosu esas alınarak bakiye ömrü tespit edilir. Örnek vermek gerekirse PMF yaşam tablosuna göre iş kazası neticesinde 42 yaşında ölen işçinin bakiye ömrü 69,95’dir. Bakiye ömrün hesaplanmasından sonra, işçinin gelirinin tespit edilmesi gerekir.

İşçinin kaza tarihi ile hüküm tarihi arasında kalan zaman dilimi içerisindeki geliri olan bilinen dönem geliri hesaplanır. Bilinen dönem gelirinin hesaplanması için öncelikle zararlandırıcı olayın gerçekleştiği tarih belirlenir. Ardından işçinin kaza anındaki gerçek ücreti ve hüküm tarihine en yakın tarihteki bilinen ücreti hesaplanır. PMF yaşam tablosuna göre bakiye ömrü hesaplanıp bilinmeyen dönem gelirlerinin tespitine geçilir. Bilinmeyen dönem geliri aktif ve pasif dönem geliri olarak ikiye ayrılır. Aktif dönem geliri, hüküm tarihi ile işçinin emeklilik başlangıcı olan 65 yaşı arasında geçen zaman dilimindeki gelirdir. Pasif dönem geliri ise, emeklilik başlangıcı olarak kabul edilen 65 yaş ile bakiye ömrün sonu arasındaki zaman diliminde kazanılan gelirdir.

Aktif dönem gelirinin hesaplanması için öncelikle işçinin hüküm tarihine en yakın tarihteki bilinen ücreti hesaplanır. İşçinin hüküm tarihine en yakın tarihteki hesaplanan aylık net geliri, yıllık gelirinin hesaplanması için on iki ile çarpılır. Daha sonra işçinin hüküm tarihi ile emeklilik başlangıcı olan 65 yaşı arasındaki çalışma süresi hesaplanır. Bu süre, işçinin hesaplanan yıllık net geliri ile çarpılır. Ardından hesaplanan net gelir üzerinden %10 iskontolama ve %10 arttırma işlemi yapılarak aktif dönem geliri hesaplanmış olur.

Pasif dönemde işçinin geliri asgari ücret olarak kabul edilir. Öncelikle aylık asgari net ücret on iki ile çarpılarak ölen işçinin yıllık net geliri hesaplanır. Daha sonra 65 yaş ile bakiye ömrün sonu arasındaki zaman dilimi hesaplanarak bu süre, işçinin hesaplanan yıllık net geliri ile çarpılır. Ardından hesaplanan net gelir üzerinden %10 iskontolama ve %10 arttırma işlemi yapılarak aktif dönem geliri hesaplanmış olur.

Meydana gelen zararlandırıcı olay ile kazaya uğrayan işçinin fiili arasında illiyet bağı bulunması halinde işçinin kusuru oranında maddi tazminattan indirim yapılır

İş kazasından doğan maddi tazminat davalarında faiz, kaza tarihinden itibaren işler. Burada uygulanacak faiz oranı, yasal faizdir. Ayrıca Yargıtay, faizin zararlandırıcı olayın meydana geldiği tarihten itibaren işletilmesi gerektiğini, çünkü haksız eylemin gerçekleşmesiyle zarar veren tarafından temerrüde düşülmüş olduğunu kabul etmektedir.

Av. Elif DALGIÇ

Kaynakça:

-İş Kazası veya Meslek Hastalıklarından Kaynaklanan Tespit ve Tazminat Davaları/Canan Ruhi-Ahmet Cemal Ruhi

-İş Hukuk Dersleri/ Nuri Çelik - Nurşen Caniklioğlu – Talat Canbolat

-Cismani Zarar ve Ölüm Hallerinde Zararın ve Tazminatın Hesaplanması-Sosyal Güvenlik Kurumlarınca Yapılan Yardımların Etkisine İlişkin Kurallar –Sayıştay Dergisi, Sayı 14, Ekim-Aralık 1993

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.