banner613

19 Ağustos 2021

İSTİHKAK DAVALARI ve GENEL ÖZELLİKLERİ ( TMK m.683 )

Bu hakkın kullanımı Türk Hukuk sistemi içerisinde İstihkak Davası yoluyla Türk Medeni Kanunun 683 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca İcra İflas Kanununun 96-99 uncu maddelerinde hacizden kaynaklanan istihkak davaları düzenlenmiş olup, bu çalışmamızda Türk Medeni Kanunun “Eşya Hukuku” başlıklı dördüncü kitabında yer alan istihkak davasını inceleyeceğiz.

Kaynağını mülkiyet hakkından alan istihkak kavramı malikin eşya üzerindeki mülkiyet hakkının üçüncü kişilere karşı korunması için malike bu yetkilerin yaptırımı olarak istihkak davası açma hakkı vermektedir. İstihkak davasının amacı, mülkiyet hakkı gaspa uğrayan veya zilyetliğini yitiren malikin, mülkiyet veya zilyetlik haklarını ortaya koyarak bu malları veya haklarını haksız olarak zilyet olandan geri almasıdır.

Bir malın malikinin rızası olmaksızın veya geçerli bir sebebe dayanmaksızın o malvarlığına el koyan üçüncü kişilerden o malvarlığının geri alınması istihkak davası ile sağlanmaktadır. İstihkak davası hem taşınır hem taşınmazlar için açılabilir. İstihkak davası, dolaysız zilyet konumunda olmayan malikin, malik olmayan zilyede karşı mülkiyet hakkına dayanarak açabildiği bir davadır. Haksız olarak ele geçirilen veya alıkonulan eşyanın geri verilmesi amacını taşımaktadır. Bir diğer amacı ise, malikin mülkiyet hakkına dayanarak malın vasıtasız zilyetliğine kavuşmasını sağlamaktır. Bu nedenle, zamanaşımına uğramaz ve eşyanın geri verilmesini sağladığı için edim davası olarak da kabul edilmektedir. Bu davada sadece mülkiyet hakkının tespiti ile yetinilmez, hakim aynı zamanda eşya üzerinde davacının zilyetliğinin kurulmasına da karar verebilir. Malik, haksız olarak malı elinde bulundurana karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. (TMK m. 683/2) Mülkiyet hakkı, malike eşya üzerinde zilyetlik kurma yetkisini verir. Malik, eşyanın haksız olarak zilyetliğinden çıkarılması ya da alıkonulması durumunda istihkak davasını açarak mal üzerinde zilyetliğinin kurulmasını talep eder. Mülkiyet hakkının tespiti ile malın geri verilmesi istendiğinden dolayı bir eda davası niteliğindedir.

Mülkiyet ve istihkak davası bir bütün teşkil eder ve mülkiyet hakkı sona ererse, malikin istihkak talebi de sona erer. Aynı şekilde davalının haksız zilyetliği sona ererse istihkak davası ona yöneltilemez.[1]

Zilyetliği elde edilmek istenen mal bir taşınır mal ise, dava sonunda alınacak ilamın icra edilmesi bunu sağlar. Buna karşılık tapuya kayıtlı taşınmazlarda istihkak davasının fonksiyonunu, tapu sicilinin düzeltilmesi davası yerine getirir.[2] Zira Medeni Kanun madde 992, sicilde gözüken malikin dolaysız zilyet yetkilerini kullanmasını öngörerek, tapuda kayıtlı malike dolaysız zilyetlik durumunu sağlamıştır. Malik tapuda hak sahibi olarak gözüktüğü sürece dolaysız zilyetliğini kaybetmiş olmaz. Bu yüzden de zilyetliği ancak saldırıya uğrayabilir. Diğer bir deyişle, taşınmaz tamamen başkası tarafından işgal edilmiş olsa dahi, malikin zilyetliği gasbedilmiş olmayıp, saldırıya uğramış olur. Bu yüzdendir ki, uygulamada işgal edenleri çıkarmak için istihkak davası değil, elatmanın önlenmesi davası açılmaktadır. Buna karşılık yukarıda açıklandığı üzere gerçek malik tapudaki yolsuz kayıt yüzünden sicilde malik olarak görünmüyor ise, Medeni Kanun madde 992’nin sağladığı dolaysız zilyetlik durumundan yararlanamayacağından, dolaysız zilyetliği kendisine sağlayacak olan “ tapu kaydının düzeltilmesi davası” istihkak davasının fonksiyonunu yerine getirir.[3]

İSTİHKAK DAVASININ TARAFLARI

A. Davacı Taraf

Davacı, malın maliki konumundadır. Mülkiyeti paylı veya elbirliği mülkiyeti şeklinde de olabilir. Paylı mülkiyette paydaşın kendi payı için bağımsız dava hakkı olduğu gibi, malın tamamı bakımından bölünemeyen menfaatlerde diğer paydaşları temsil hakkını da kullanarak tek başına dava açabilmesi mümkündür ( TMK m.688/3; TMK m.693/3). Elbirliği mülkiyetinde ise TMK m.702/2 gereği kural olarak tüm maliklerin birlikte dava açmaları gerekmektedir. Fakat TMK 702/4 ortaklardan her birine dava açma hakkı vererek sağlanan korumadan tüm ortakların yararlanmasını öngörmektedir.

B. Davalı Taraf

Bu dava, açıldığı zaman eşyaya haksız zilyet olan kimseye yöneltilmelidir. Zilyetliğin asli veya fer’i olması istihkak davasında davalının durumunu değiştirmez. Fakat, davalının zilyetliği haksız olmalıdır. Davalının zilyetliğinin vasıtalı veya vasıtasız, aslî veya fer’i olması önemli değildir. Eğer haksız zilyet dava konusu mal üzerinde bir başka kişiye de zilyetlik tanımışsa, örneğin kiraya vermişse, bu takdirde davacı davayı bunlardan yalnız birine veya her ikisine birlikte yöneltebilir. Fakat dava sonunda alınacak ilam yalnız davalıyı bağlayacağından böyle durumlarda davanın her iki zilyede birden yöneltilmesinin uygundur.

Davalının kusurlu olması aranmaz; onun eşyayı haksız şekilde dolaysız zilyetliğinde bulundurması yeterlidir. Davalı, eşya üzerindeki dolaysız zilyetliğinin haklı olduğunu ya da davacının malik olmadığını ispatlarsa, istihkak davası reddedilir.[4]

İSPAT YÜKÜ

İstihkak davasında ispat yükü kural olarak davacıya aittir. İspatlanması gereken durum ise davacının mülkiyet hakkıdır. Davacı TMK md. 992’de yer alan hak karinesine dayanarak mülkiyet hakkını ispat etmek zorundadır. Bunun için, davacı kendisine ait mülkiyet hakkını geçerli bir hukuki sebebin varlığını kanıtlayarak ispat etmelidir. Mülkiyet hakkının devren kazanılması durumunda davacı, devri gerçekleştiren kişinin iktisabının da geçerli olduğunu ispatlamak zorundadır. Bu ispat yükü davacının mülkiyet karinelerine dayanması durumunda kolaylaşmaktadır. Davacı karinelerden (TMK md. 985 vd.’da, menkuller hakkındaki zilyetlikten doğan mülkiyet karinesi, TMK md. 992’de ise gayrimenkuller hakkındaki tapu sicilindeki kayıttan doğan mülkiyet karinesi) yararlandığı takdirde, mülkiyetin ispatı şart değildir. Davacı, dava açıldığı anda, malın davalının elinde olduğunu da ispatlamak durumundadır. Bu durumda, davalı mal üzerinde hakimiyeti bulunduğundan zilyet kabul edilir. Ancak, davacı, davalının zilyet olmasına rağmen malik bulunmadığını ispat etmelidir. Davalı da, davacının malik olmadığını ispat suretiyle uyuşmazlık konusu malı iadeden kurtulabilir.

STAJYER AVUKAT

HÜSEYİN MURAT GÖÇER

---------------

[1] M. Kemal Oğuzman –Eşya Hukuku Kısaltılmış Ders Kitabı

[2] Tapuya kayıtlı taşınmazlar hususunda, taşınır hükümlerinin bünyelerine uygun olduğu oranda uygulanması yönünde; Yarg. 16. HD 1997/1585 Esas, 1997/2165 Karar. 06.05.1997 tarihli karar, Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop

[3] M. Kemal Oğuzman –Eşya Hukuku Kısaltılmış Ders Kitabı

[4] Nomer/Ergüne Eşya Hukuku Kitabı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.