KAMU TÜZEL KİŞİLİĞİ VE KAMU TÜZEL KİŞİLİĞİNİ BELİRLEME ÖLÇÜTLERİ

GİRİŞ

Türk hukukunda kişiler gerçek kişiler ve tüzel kişiler olmak üzere iki başlık altında inceleme konusu yapılmaktadır. Bu nedenle kişiler hukukî ilişkilerde taraf sıfatını kazanabilmekte, hak sahibi ve alacaklı veya borçlu olarak bir hukuki konumda bulunabilmektedir.

Başka bir söylemle, kişi kavramı hukukun en önemli kavramlarından biridir. Hukukun temel ilgi alanı kişileri kapsamaktadır. Çünkü kişiler hukuken hak sahibi olabilen varlıklardır. Hukuki anlamda kişi kavramı, haklara ve borçlara sahip olabilen varlıklar olarak tanımlanabilir.

Hukukumuzda hangi varlıkların kişi olarak kabul edileceği, haklara ve borçlara sahip olabileceği belirlenmiştir. Zaten tüm hukuk sistemlerinde de bu durum bu şekilde ele alınmaktadır.

Hak ve borçlara sahip olabilen kişiler, gerçek kişiler ve tüzel kişiler olarak inceleme konusu yapılmaktadır. Hukuk sistemlerinde kişi olmanın bir takım hukuki sonuçları bulunmaktadır. Hukukumuzda gerçek kişi olabilmek için “insan” olmak gerekmektedir. Hukuki bakımdan her insanın gerçek kişi anlamında bir takım hak ve borçlara sahip olması mümkündür.

Hukuk sistemimizde gerçek kişilerin yani insanların yanında bir takım haklara ve borçlara sahip olan tüzel kişiler de bulunmaktadır. Tüzel kişi kavramı, hukuk sisteminde kişi olarak kabul edilmiş ve nedenle bir takım haklara ve borçlara sahip olabilen kişi ve mal toplulukları şeklinde tanımlanmıştır.

Hukuk sistemimizde tüzel kişiler, kamu tüzel kişileri ve özel hukuk tüzel kişileri adı altında inceleme konusu yapılmaktadır. Kamu tüzel kişisi olmanın bazı ayrıcalıklı durumları olabileceği gibi diğer kişilerden farklı olarak bazı yükümlülükleri de olmaktadır. Bu anlamda kamu tüzel kişileri, kamu gücü ayrıcalıklarından yararlanan kişilerdir. Doğal olarak bu kamu gücünün kullanılmasının da farklı sonuçları ortaya çıkabilmektedir.

Hukuk sistemimizde bir kişinin kamu tüzel kişisi olup olmadığını belirlemek bazen önemli bir sorun olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bazen de bir kurumun kamu tüzel kişisi olduğunu tespit etmek çok kolaydır. Örneğin, devlet tüzel kişiliği, mahalli idareler, düzenleyici ve denetleyici kurullar, meslek kuruluşları gibi bazı idari otoritelerin kamu tüzel kişisi olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Oysa bazı kuruluşlar açısından, kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmadığı noktasında tartışmalar yaşanmaktadır.

Hukuk sistemimizde, yerinden yönetim ilkesi çerçevesinde devlet kamu tüzel kişiliği dışında başka tüzel kişiler de bulunmaktadır. Anayasa’mızın[1] 127. maddesinin birinci fıkrası gereğince oluşturulan mahalli idareler ile bazı hizmet yönünden idari kuruluşların kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu söylenebilir. Bu kurum ve kuruluşların açık bir şekilde kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu yasal düzenlemede belirtilmektedir.

Örneğin, Anayasa’mızın 130. Maddesinde YÖK kurumu, 133. maddesinde Radyo Televizyon İdaresi Kurumu, 134. maddesinde Atatürk Kültür ve Tarih Yüksek Kurumu ve 135. maddesinde Kamu Kurumu Niteliğinde Meslek Kuruluşu kamu tüzel kişiliği bağlamında hüküm altına alınmıştır.

Anayasa’mızın 123 maddesinde; kamu tüzelkişiliğinin, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulacağı ifade edilmektedir. Öğretide, bu kuralın kamu tüzel kişisi olma niteliğini Anayasa’dan alan yerel yönetimler ve bazı hizmet yerinden yönetim kuruluşları dışında kalan öteki hizmet yerinden yönetim kuruluşlarının kanun koyucu tarafından oluşturulabilmesini temin etmek amacına yönelik olduğu yönünde görüşler ileri sürülmektedir.[2]

Özellikle Anayasa’mızın ilk 11 maddesi dikkate alındığında, “Türkiye Devleti” şeklinde tanımlanan bir kamu tüzel kişisi ile karşılaşmaktayız. Anayasa’mızın başlangıç kısmı, ilk 11. maddesi Türkiye Devletinin bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu teyit etmektedir.

Bundan başka, Anayasa’mızın 46. Maddesinde yer alan “Devlet ve kamu tüzel kişileri” ibaresi, devlet tüzel kişiliği yanında kamu tüzel kişiliği kavramına işaret etmektedir. Hukukun öznesi olarak gerçek kişiler yanında, hukuken kişi olarak kabul edilen “tüzel kişiler” de bulunmaktadır.

Yine Anayasa’mızda dernekler (md. 33), sendikalar (md. 51) ve siyasi partiler (md. 68 ve 69) gibi kurumlardan bahsedilmektedir.

Anayasa hükümleri dikkate alındığında gerçek kişi olarak tanımlanan insanların dışında hak ve borçlara sahip olabilen ve bir hukukî varlığa sahip olan “tüzel kişi” olarak isimlendirilen bir takım varlıkların da bulunduğu sonucuna ulaşmaktayız.

Sonuç olarak bu çalışma, hukuk sistemimizde bir kurum veya kuruluşun kamu tüzel kişisi olarak kabul edilip edilmeyeceğini tayin eden ölçütler ile kamu tüzel kişisi olmanın hak veya borçlara sahip olma açısından hukuki sonuçlarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.

I. TANIMLAR

1. Kişi Kavramı

Hukuk sistemimizde, hak ve borçlara sahip olan özneler kişi olarak tanımlanmaktadır.[3] Hak kavramının ise, hukuken korunan ve sahibinin iradesine bağlı olarak faydalanılabilen yararlar şeklinde tanımlanması mümkündür. Hukuk sistemleri, kişiler arasındaki ilişkileri hak ve yükümlülükler çerçevesinde tespit etmektedir.

Hukuk sisteminin belirlediği hak ve yükümlülüklerin kişiler açısından varlığı söz konusu olmaktadır. Bu yüzden hukukun varlığının kişilerin varlığına bağlı olduğu söylenebilir. Bu tanımlamalardan hareketle kişiler, hak ve borçlara sahip olabilen ve haklardan yararlanabilen varlıklar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kişi olmanın bir takım özellikleri ve sonuçları bulunmaktadır. Bu özellik ve sonuçlar şu şekilde özetlenebilir[4].

1) İradeye sahip olma: Kişiler İrade açıklamasında bulunabilirler. Bu irade açıklamaları bir takım hukuki sonuçların doğmasına neden olabilir.

2) Hak ve borçlara sahip olma: Kişiler hak ve borçlara sahip olabilmeleri nedeniyle bir takım hukuki işlemleri yapabilirler. Yapılan bu hukuki işlemler, hukuki sonuçların doğmasına neden olabilir.

3) Mal varlığına sahip olma: Hukuk sisteminde kişiler mal sahibi olabilirler. Kişilerin malvarlıkları üzerinde tasarruflarda bulunmaları da mümkündür. Malvarlığı ile ilgili yapılan hukuki işlemler bazı hukuki sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir.

4) Hak ve borç altına girebilme: Kişiler hak ve borçlara sahip olan öznelerdir. Bu nedenle yapacakları hukuki işlemler yoluyla veya yasal düzenlemelerle hak ve yükümlülük altına girebilirler.

5) Sorumluluk sahibi olma: Kişiler sorumluluk sahibidirler. Bazı eylem veya işlemlerden dolayı sorumlu tutulabilirler. Örneğin, davranışları nedeniyle zarara neden olmuşlarsa bu zararı gidermekle yükümlü kılınabilirler.

6) Dava ve taraf ehliyetine sahip olma: Hukuk sistemimizde kişiler hak arama özgürlüğüne sahiptirler. Bu nedenle kişilerin mahkemelerde açılacak davalarda, dava ve taraf ehliyetine sahip olduklarını ifade edebiliriz.

2. Gerçek Kişi Kavramı

Hukuk sistemimizde gerçek kişiler (fiziksel, doğal kişi), hukuksal ilişkilerde taraf olabilmektedirler. Bu anlamda gerçek kişiler bir takım hak ve yükümlülüklere sahip olabilen hak ve hukuk özneleri şeklinde tanımlanabilir. Burada gerçek kişilerden kastedilen insanlardır. Hukuk sistemimizde, kadın, erkek, çocuk, yetişkin, mümeyyiz veya mümeyyiz olmayan, hatta " cenin" dahi haklara sahip olma adına "hukuki kişi" olarak kabul edilmektedir[5].

Sonuç olarak gerçek kişiler insanlardır. Sağ ve tam doğmak şartıyla bütün kişiler haklara ve borçlara sahip olma yeteneğini taşımaktadırlar.

3. Tüzel Kişi Kavramı

Tüzel kişiler, belirlenmiş bir amaç doğrultusunda, birden fazla gerçek kişinin bir araya gelerek oluşturdukları, hak ve borçlara sahibi olabilme yeteneğine sahip olan, kendisini ortaya çıkaran gerçek kişilerin dışında ayrı bir varlığa sahip olan kişi ve mal toplulukları şeklinde tanımlanabilir.[6]

Tüzel kişilerin amacı farklı konulara ilişkin olabilir. Örneğin, başta siyasal (siyasî partiler), kültürel, sportif (spor kulüpleri), yardım, bilimsel, ticarî (ticaret şirketleri) olmak üzere pek çok amaçla tüzel kişiliğin oluşturulması mümkündür.[7]

Tüzel kişiler insanlar gibi canlı varlık olarak kabul edilmezler. Tüzel kişilere, kişi olma özelliği bazı sosyal ve ekonomik gereksinimler nedeniyle verilmiştir. Tüzel kişiler ortaya çıkma şekli açısından, insana has olan kişisel değerler dışında, gerçek kişiler gibi kişilik hakkına sahiptir.

Tüzel kişiler insanlar gibi maddi- organik bir yapıya sahip olmadıklarından dolayı onların bedensel bütünlüğü, yaşamı, sağlığı gibi, maddi bedensel değerler üzerinde kişilik haklarının varlığı tabi olarak söz konusu olmamakla birlikte saygınlık, onur, sır çevresi gibi manevi nitelikteki kişisel değerlerle, mesleki ve ekonomik kişisel değerlere gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de sahip olduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle tüzel kişilerin kişisel değerler üzerindeki kişilik haklarının da korunması gerekmektedir.[8]

Hukuk sistemimizde tüzel kişiler “özel hukuk tüzel kişileri” ve “kamu tüzel kişileri” olmak üzere iki başlık altında inceleme konusu yapılmaktadır.

II. ÖZEL HUKUK TÜZEL KİŞİLERİ

Özel hukuk tüzel kişiliği, özel hukuk kurallarına göre kurulan ve faaliyet gösteren kişileri ifade etmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun “tüzel kişilik” başlıklı 47. Maddesinde bu hususa, “başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar.” Şeklindeki düzenleme ile işaret edilmiştir.

Özel hukuk kapsamında yer alan bir hukuki işlemle kurulan tüzel kişiler, kamu otoritesini temsil etmezler. Bundan başka, özel hukuk tüzel kişilerinin nasıl ve ne şekilde kurulacağı hususu yasal düzenlemede hüküm altına alınmış olması gerekir.[9]

Kamu otoritesi gücünü kullanma yetkisine sahip olmayan özel hukuk tüzel kişilerinin kamu hukuku tüzel kişilerinin sahip olduğu ayrıcalıklara sahip olmadığı söyelenebilir.[10]

Öğretide, özel hukuk tüzel kişilerinin 3 temel özelliği olduğu ileri sürülmektedir. Bu özellikler şunlardır[11]:

1) Tüzel kişiler, gerçek kişiler tarafından oluşturulurlar. Yani gerçek kişilerin iradelerine bağlı olarak ortaya çıkabilirler. Bu husus tüzel kişiliğin sona ermesinde de söz konusudur. Başka bir söylemle özel hukuk tüzel kişileri gerçek kişilerin irade açıklamalarına bağlı olarak sona erebilir.

2) Özel hukuk tüzel kişileri, hukuk sisteminde diğer gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile eşit konumda yer almaktadırlar. Fakat buna rağmen kamu otoritesinin gücünü kullanma ayrıcalığından yararlanamamaktadırlar. Kamu gücünü kullanamayan özel hukuk tüzel kişileri başka kişilere dayatmada bulunumazlar.

3) Özel hukuk tüzel kişileri, kar elde etmek, hayır yapmak, sportif faaliyetler, kültürel faaliyetler vb. özel amaçlarla oluşturulabilirler ve bu amaçlarla faaliyette bulunabilirler.

Özel hukuk tüzel kişiliğinin oluşturulabilmesi için bir hukuki işleme ihtiyaç duyulmaktadır. Özel hukuk tüzel kişiliğinin kurulabilmesi sınırlı sayı ilkesi kapsamında değerlendirilmektedir[12]. Bu nedenle bu hukuk öznelerinin oluşturulması yasal çerçevede belli kurallara tabi tutulduğundan bu konuda oluşturulabilecek özel hukuk tüzel kişiliği türü sınırlı sayıda kalmaktadır.

Hukuk sistemimizde yer alan özel hukuk tüzel kişileri şunlardır[13]:

1) Dernekler,

2) Sendikalar,

3) Siyasal partiler,

4) Vakıflar,

5) Kooperatifler,

6) Ticaret ortaklıkları.

Hukuk sistemimizde özel hukuk tüzel kişileri kişi toplulukları ve mal toplulukları şeklinde olmak üzere iki başlık altında inceleme konusu yapılabilir. Mal toplulukları “vakıf” ismiyle anılmaktadır. Diğer özel hukuk tüzel kişileri ise “kişi toplulukları” olarak tanımlanmaktadır.

Özel hukuk tüzel kişileri iki grupta ele alınmalıdır. Başka bir söylemle, özel hukuk tüzel kişileri, gelir elde etme ve paylaşma amacı güden özel hukuk tüzel kişileri(Ticari ortaklıklar, Kooperatif) ve iktisadi anlamda kazanç amacı gütmeyen özel hukuk tüzel kişileri(dernek, vakıf, siyasal parti) şeklinde iki başlık altında inceleme konusu yapılabilir[14].

4. Kişi Topluluğu Şeklindeki Özel Hukuk Tüzel Kişileri

Kişi Toplulukları şeklindeki özel hukuk tüzel kişileri ilgili kişilerin, bir araya gelmesi ile oluşur. Kişilerin açık veya örtülü iradeleri ile oluşmaları mümkündür. Bu tüzel kişiler seçtikleri organlar aracılığı ile yönetilmektedirler[15].

Kişi topluluğu olan özel hukuk tüzel kişileri, ticaret ortaklıkları, dernekler, sendikalar ve siyasal partiler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

4.1. Ticaret Ortaklıkları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu´nun[16] 124/1 maddesine göre; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketleri ticaret şirketi olarak kabul görmektedir. Aynı yasal düzenlemenin 2. Fıkrasında ise; TTK´da, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu´nun “Tüzel kişilik ve ehliyet” 125/1 maddesine göre; Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz şirketler olarak kabul edilmektedir. Bu yasal düzenlemenin 2. Fıkrasında ise, ticaret şirketlerinin, Türk Medenî Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabileceği ve borçları üstlenebileceği hüküm altına alınmıştır.

Ticaret şirketleri kazanç elde etmek amacıyla kurulurlar. Ticaret şirketlerinden “kişi ortaklığı” şeklinde olanlarında (örneğin kolektif ortaklık), ortakların, malvarlıkları ile kişisel sorumlulukları bulunmaktadır. Bu durum tüzel kişilerin kişiliğinin gerçek kişilerden ayrı bağımsız olması kuralına uymamaktadır. Fakat buna rağmen "sermaye ortaklığı"(özellikle anonim ortaklıkta) şeklinde bulunan ticaret şirketlerinde tüzel kişilik kavramına has özellikler tümü ile gündeme gelmektedir[17].

Ticaret şirketlerinin işi bırakması tüzel kişiliğinin devam etmeyeceği manasına gelmemektedir. Burada ayrıca ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu yüzden Yargıtay, tüzel kişiliği sona erdirilmemiş bir ticaret şirketinin ticari işletmeyi kapattığından, dağıttığından (terk ettiğinden) söz edilemeyeceğini bazı kararlarında ifade etmektedir[18].

4.2. Dernekler

Derneklere ilişkin yasal düzenlemeler, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu gibi temel kanunlarda yer almaktadır. Dernekler, ülküsel (ıdeal) amaçları gerçekleştirmek amacıyla bir araya gelen kişi toplulukları olarak tanımlanabilir[19].

5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun[20] 2/1-a maddesinde; derneğin, kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olduğu ifade edilmektedir.[21]

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 56. Maddesinde dernekler; "Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır." şeklinde tanımlanmıştır.[22]

Bundan başka, kamu hukuku tüzel kişileri ile hizmet ettikleri alan ve sahip oldukları ayrıcalıklar itibariyle “kamuya yararlı dernek” şeklinde tanımlanan kuruluşlar da hukuk sistemimizde yer almaktadır.

5253 sayılı Kanunun "Kamu yararına çalışan dernekler" başlıklı 27. maddesine göre; kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanı kararıyla tespit edilmektedir. Bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için, en az bir yıldan beri faaliyette bulunması ve derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek üzere giriştiği faaliyetlerin topluma yararlı sonuçlar verecek nitelikte ve ölçüde olması şartları birlikte aranmaktadır.

Örneğin aynı yasal düzenlemede Türkiye Kızılay Derneği ve Türk Hava Kurumunun kamuya yararlı dernek olduğu ve tüzüklerini onaylamaya Cumhurbaşkanı’nın yetkili olduğu ifade edilmektedir.[23]

4.3. Sendikalar

2822 sayılı kanunun 2 maddesinde Sendikalar “ İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için meydana getirdikleri tüzelkişiliğe sahip kuruluşlara denilir.” şeklinde tanımlanmaktadır.

Sendikaların sosyal dengenin korunması gibi kamu düzenini ilgilendiren görevleri bulunmaktadır.[24] Bu anlamda sendikaların, üyelerin ekonomik çıkarlarını gözetmek ve korumak gibi bir amacı bulunmaktadır. Bu yüzden gelir elde etme ve geliri paylaşma amacının bulunduğundan söz edilemez[25].​​​​​​​

4.4. Siyasi Partiler

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun[26] 3. maddesinde siyasi partiler, “Anayasa ve kanunlara uygun olarak; Cumhurbaşkanı, milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.” şeklinde tanımlanmıştır. Siyasi partilerin amacını iktidarı elde geçirmek ve bu suretle bir tür kamu hizmeti gerçekleştirmek olduğu söylenebilir[27].​​​​​​​

4.5. Kooperatifler

1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 1. maddesinde, kooperatifin tanımı yapılmıştır. Bu tanıma göre kooperatifler Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar şeklinde tanımlanabilir[28]. Ortakların ekonomik çıkarlarını sağlamak ve korumakla görevli kooperatifler de görevlerinin gereğini yapmak durumundadırlar.[29]

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu´nda kooperatifler ticaret şirketi olarak tanımlanmışlardır. Ancak buna rağmen kooperatifler kazanç paylaşma amacı güden şirketlerden farklı kuruluşlardır. Ülküsel bir amaçları bulunmamaları bu kuruluşları derneklerden farklı kılmaktadır. Kooperatifler, ticaret yapıp gelir etme ve paylaşma amacı gütmedikleri zaman "derneklere", sermayeye dayalı bir iktisadi bir faaliyette bulundukları ölçüde de ticaret şirketlerine yakınlaşırlar[30].

5. Mal Topluluğu Şeklindeki Özel Hukuk Tüzel Kişileri

Mal topluluğu şeklindeki özel hukuk tüzel kişilerinde, bir insan topluluğu yerine bir malın bir amaç uğruna tahsis edilmesi gündeme gelmektedir. Burada amaç belirlendikten sonra gerçek kişi tüzel kişiliğin dışında değerlendirilmektedir[31]. Bu anlamda mal topluluğu şeklindeki özel hukuk tüzel kişilerine “vakıflar” örnek olarak gösterilebilir.​​​​​​​

5.1. Vakıflar

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 101. maddesinde vakıf, gerçek ve tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları şeklinde tanımlanmıştır.

Yasal düzenlemenin bu tanımında, vakfın kurulmasının sadece mal ve hakların özgülenmesiyle değil, “yeterli” mal ve hakların özgülenmesiyle olacağı hususu vurgulanmaktadır. Ayrıca vakfın tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olması niteliği de vakfın tanımında bir unsur olarak özellikle ifade edilmektedir.

Bu tanıma göre vakfın üç önemli unsuru bulunmaktadır. Bu unsurlar şunlardır:[32]

1) Vakfı yapan özne ve bunun irade beyanı olmalıdır.

2) Vakfın konusunu teşkil eden mal olmalıdır.

3) Vakfın temin edeceği fayda ve bundan yararlanacaklar bulunmalıdır.

Bu üç unsurun olmaması halinde hukuken bir vakıftan bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Bir vakfın kuruluş aşamasında sahip olduğu koşulları sonradan kaybetmesi onun dağılması sonucunu gündeme getirir. Bir vakfın, amaçlarını gerçekleştirmesi onun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ve sürekli olarak gayesine özgülenmiş bir mal veya hakka sahip olmasıyla mümkün olacaktır. Burada sürekliliği ve bunu sağlayacak herhangi bir hukuki alt yapıya sahip olmayan yardım veya hayır kuruluşunu vakıf saymak mümkün gözükmemektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 116.maddesinde de amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde vakfın kendiliğinden sonra ereceği ve mahkeme kararıyla sicilden silineceği hüküm altına alınmıştır[33].

III. KAMU TÜZEL KİŞİLERİ

Kamu hukuku tüzel kişileri kamu hukuku kuralları çerçevesinde kurulmaktadır. Doğal olarak faaliyetleri de bu kurallar çerçevesinde yürütülmelidir. Kamu hukuku tüzel kişilerinin sahip olması gereken temel nitelikler şunlardır.[34]

1) Kamu tüzel kişileri, kanunla kurulur ve varlıklarına da kanunla son verilirler.

2) Kamu tüzel kişileri, kamu ayrıcalığından yararlanabilir. Bir anlamda kamu gücü gibi bir yetkiye sahiptir.

3) Kamu tüzel kişilerinin kamu yararını gerçekleştirmek gibi bir amacı vardır.

Kamu tüzel kişilerini kendi içinde “kişi topluluğu” ve “mal topluluğu” şeklinde iki ayrı başlık altında değerlendirmek mümkündür.

Kişi topluluğu şeklinde kamu tüzel kişileri: Ortak yararın gerçekleştirilmesine yönelik olarak belli bir kişi topluluğuna, kamu hukuku hükümlerine göre kişilik verilmesi halinde bu tüzel kişiler karşımıza çıkar. Hukuk sistemimizde, devlet ve mahalli idareler (il özel idaresi, belediye, köy) kişi topluluğu şeklinde kamu tüzel kişisidirler. Yine kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının da, kişi topluluğu şeklinde kamu tüzel kişisi olduğu söylenebilir.[35]

Mal topluluğu şeklinde kamu tüzel kişileri: Burada kamu hukuku kurallarına göre belli bir mal ve hizmet topluluğuna kişilik verilmesi söz konusudur. Örneğin; Kamu İktisadi Teşekkülleri, Üniversiteler, TRT, TODAİE, TÜBA, TÜBİTAK bu tür kuruluşlardır. Bu kamu kurumlarının, kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu söylenebilir.10[36]

6. Tanım

Kamu tüzel kişiliği kavramı, ilgili mevzuatta tanımlanmamıştır. Öğretide ise farklı tanımlara rastlamak mümkündür.[37]

Kamu tüzel kişileri kavramı, devlet tarafından kanunla veya kanunun verdiği açık yetkiye göre kurulmuş ve kamu gücü ayrıcalığından yararlanma yetkisi bulunan tüzel kişileri ifade etmektedir[38]. Başka bir söylemle, kamu tüzel kişileri, Anayasa’nın 123. maddesi gereğince kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulabilirler.[39]

Kamu tüzel kişilerinin, gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak üstün ve ayrıcalıklı yetkilere sahip olduğu söylenebilir. Anayasada belirtilen Devlet tüzel kişiliği, kendini oluşturan gerçek ve diğer tüzel kişilerden bağımsız bir hukuki kişilik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu nedenle kamu tüzel kişilerinin haklara ve borçlara ehil olduğu söylenebilir. Bundan başka kamu tüzel kişileri bir kamu hizmetinin sunumu yani kamu yararını gerçekleştirme amacıyla kurulmaktadırlar.

Kamu tüzel kişilerinin, yürüttükleri hizmetlerle ilgili olarak kişiler üzerinde hukuki sonuçlar doğuran tek yanlı idari işlemler yapabilmeleri mümkündür. Fakat bu ayrıcalık ve üstün yetkiler sınırsız değildir. Burada konu kamu hukuku sınırları dâhilinde değerlendirilmelidir. Kamu tüzel kişilerine yürüttükleri kamu hizmeti için kamu kaynakları tahsis edilir ve kamu hukuku çerçevesinde personel istihdam imkânı temin edilir.

Ülkemizde, devlet tüzel kişiliği yanında ayrıca içinde bulunan bakanlıklar ve bunlara bağlı kamu kurum ve kuruluşları dışında yer alan diğer kamu tüzel kişileri çeşit ve sayı olarak oldukça geniş bir kapsama sahiptir. 5018 sayılı Bütçe ve Mali Kontrol Kanunu eki cetvellerde bütçe yöntemlerine göre bir sınıflandırma yapılmaktadır. Bununla birlikte bu kurum ve kuruluşların büyük çoğunluğu bu sınıflandırmada yer almaktadır.[40]

7. Kamu Tüzel Kişiliğini Belirleyen Ölçütleri

Bir kişi veya mal topluluğunun kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmadığını tespit edebilmek için bazı ölçütlerden yararlanılmalıdır. Bu ölçütlerin neler olduğu konusunda bazı temel kural ve ilkeler olsa da bu sorun öğreti ve uygulamanın görüşleri çerçevesinde çözülmektedir. Konuya ilişkin mevzuat hükümleri dışında öğreti ve yüksek mahkemelerin bu sorunla ilgili olarak verdikleri kararlar mutlaka gözetilmelidir.

Bir kişi veya mal topluluğun kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmadığını tespit edebilmek için öncelikle kamu tüzel kişilerinin sahip oldukları nitelikleri gözetmek gerekecektir. Buradan hareketle kamu tüzel kişilerinin sahip olduğu nitelikler şu şekilde sıralanabilir:

1) Kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulur ve kaldırılırlar.

2) Kendilerine ait bir bütçeye, personele ve araçlara sahiptirler.

3) Görev alanları özel nitelikler taşımaktadır.

4) Kamu ayrıcalığından yararlanırlar. Yani kamu gücünü kullanırlar.

5) Vesayet denetimine tabi tutulabilirler.

6) Üyelik veya katılım zorunluluğu bulunmaktadır.

7) Kamu tüzel kişilerinin kamu yararı amacı vardır.

Yukarıda belirtilen niteliklerden hareketle bir kişi veya mal topluluğun kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmadığını tespit edebilmek mümkün olabilecektir.

Belirtmek gerekir ki, bu ölçütlerden en önemlileri kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulma ve kamu gücü ayrıcalığından yararlanma, yani kamu gücünü kullanma yetkisine sahip olma ölçütleridir.[41]

8. Kanunla veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Kurulma

Anayasanın 123/3. maddesinde; kamu tüzelkişiliğinin, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulabileceği hüküm altına alınmıştır. Öğretide, Anayasanın 123. maddesindeki 2017 değişikliği öncesinde yer alan kanun kavramının Kanun Hükmünde Kararnameyi (KHK) de kapsadığı yönünde görüşler bulunmaktadır[42]. Bu nedenle kamu tüzel kişiliği kavramından bahsedebilmek için başta Anayasa olmak üzere kanun ve KHK gibi yasal düzenlemelerin varlığına ihtiyaç duyulmaktaydı. Bu ölçütün zorunlu olduğunu ifade edebiliriz.

Ancak 21.1.2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak” ibaresi “kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiştir. Bu nedenle yapılan değişiklik neticesinde kamu tüzel kişiliğinin varlığından bahsedebilmek için “kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” kurulma şartını aramak gerekecektir.

9. Anayasada Tanımlanan Kamu Tüzel Kişileri

Bazı kurumların kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu Anayasa’da hüküm altına alınmıştır. Anayasa’da açık bir şekilde kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu ifade edilen tüzel kişilerin bu niteliği yasa düzenlemeleri ile ortadan kaldırılamaz. Öğretide, bunun ancak Anayasa değişikliği ile mümkün olacağı yönünde görüşler ileri sürülmüştür.[43]​​​​​​​

9.1. Devlet Tüzel Kişiliği

Kamu tüzel kişiliğinin başında Devlet bulunur.[44] Örneğin Anayasa’mızın 29/4, 46/1, 82/1, 128/1, 161/1 maddelerinde yer verilen “Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri” ifadesi devletin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğuna işaret etmektedir.[45] Yargıtay’da bazı kararlarında devletin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu ifade etmektedir.[46]

Devletin kişi topluluğu şeklinde bir kamu tüzel kişisi olduğu söylenebilir. Bu bakımdan Devletin kendi bünyesinde yer alan kişilerden bağımsız bir kişiliği bulunmaktadır. Bu nedenle devlet tüzel kişiliğinin organlarını oluşturan kişilerin, devlet adına işlem ve eylemler girişmeleri devlet tüzel kişiliğini bağlamaktadır. Devletin tüzel kişi olması, haklara ve borçlara sahip olma ve hukukî işlemler gerçekleştirebilme, mahkemelerde davacı veya davalı olabilme yeteneğine sahip olması anlamına gelmektedir.

Devletin bünyesinde yer alan “yürütme”, “yasama” ve “yargı” organları da devlet tüzel kişiliği kapsamında yer almaktadır. Yasama organının yasama işlemleri, yargı organının yargısal işlemleri ve devletin yapısı içinde yer alan kurumların (örneğin bakanlıklar) işlemleri devlet tüzel kişiliği adına yapılan işlemler olarak kabul edilmektedir.[47]

Öğretide, bu organların idarî nitelikte işlemlerinin de devlet tüzel kişiliği adına yapılmakla birlikte, idarî işlemler dava konusu olduğunda husumetin kendilerine yöneltilmesi gerektiği şeklinde görüşler ileri sürülmektedir.[48]

Örneğin Yargıtay bir kararında; Bakanlıkların, Devlet tüzel kişiliğinin temsilcisi olmayıp, birer organı durumunda bulundukları için, davada taraf ehliyetine sahip olduğunu, Devlet tüzel kişiliğini ilgilendiren davalarda temsil yetkisinin Maliye Hazinesine ait olduğunu, bu nedenle bir davada iki bakanlık hasım olabileceği gibi, hazine ile bir bakanlığın da hasım olabileceğini ifade ederek öğretideki görüşü benimsediğini dile getirmiştir.[49]

Öğretide, kamu tüzel kişiliğine sahip kuruluşların birbirlerinin işlemlerini dava konusu edebileceği yönünde görüşler bulunmakla birlikte, bir bakanlığın bir diğer bakanlığın işlemini dava konusu edip edemeyeceği konusunda görüş birliği oluşmuş değildir. Yargıtay yukarıda belirtmiş olduğumuz kararında, hukuk davalarında bunun mümkün olabileceğini ifade etmektedir.

Danıştay bazı kararlarında, Devletin tüzel kişiliği dışında ayrıca tüzel kişiliği bulunmayan organların (örneğin bakanlıkların) birbirlerine karşı iptal davası açmalarının, aynı tüzel kişilik içinde yer almaları veya tüzel kişiliği temsil etmeleri nedeniyle hukuken mümkün olmadığını, uygulamada da iki bakanlık arasındaki anlaşmazlıkların yönetsel yollarla çözüme kavuşturulabildiğini ifade etmektedir.

Danıştay, birkaç farklı karar olmakla birlikte bakanlıkların birbirlerinin işlemlerine karşı iptal davası açamayacağını kabul etmektedir.[50]

Devlet tüzel kişiliği, “merkezi idare”, veya “genel idare” şeklinde tanımlanmaktadır.[51] Bu kurumlar, kendi görev alanları içinde devlet tüzel kişiliği adına bazı işlem ve eylemleri gerçekleştirebilmektedirler. Bu kurumlar açısından kamu gücünün kullanılması söz konusudur.

Nitekim Anayasa Mahkemesi bir kararında, “Kamu gücü” nü kullanan organların başında devlet tüzel kişiliği içinde yer alan yasama, yürütme ve yargı organları ve bu organlara tabi olan merciler ile yerinden yönetim kuruluşları geldiğini ifade etmektedir.[52]​​​​​​​

9.2. Anayasada Tanımlanan Diğer Kamu Tüzel Kişileri

Anayasa’mızda “Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri” tabiri kullanıldığından, devlet dışında bazı kamu tüzel kişilerinin de varlığından bahsedilebilecektir. Örneğin, mahalli idareler (il özel idaresi, belediye, köy vb.), kamu kurumları ve meslek kuruluşları diğer kamu tüzel kişileri kavramı içinde değerlendirilmektedir.

Devlet dışında Anayasa’da tanımlanan diğer kamu tüzel kişileri, kendi görev alanları kapsamında sınırlı bir şekilde kamu gücünü kullanabilme yetkisine sahiptirler. Bu kurumlar üzerinde devletin “idarî vesayet denetimi” yetkisinin bulunduğunu ifade etmeliyiz. Bu kamu tüzel kişilerinin en belirgin özelliği kanun ile düzenlenmiş olmalarıdır.

Nitekim Anayasanın 123. Maddesinde; İdarenin, kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve bu durumun kanunla hüküm altına alınması gerektiği ifade edilmektedir. Bu Anayasal düzenleme, kamu tüzel kişilerinin görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceğine işaret etmektedir.

Aynı yasal düzenlemede ayrıca, idarenin kuruluş ve görevlerinin, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandığı, kamu tüzelkişiliğinin, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulacağı hüküm altına alınmıştır[53].

Kamu kurum ve kuruluşları, genel, katma ve özel bütçeli kurumlar, belediyeler ve bu kurumların kurdukları döner sermayeli kuruluşlar, kamu iktisadi teşekkül ve teşebbüsleri, özel kanunlarla kurulan diğer devlet teşekkülleri Kamu kurumu; belirli bir ya da birkaç kamu hizmetini ya da faaliyetini yürütmekle görevli, tüzelkişiliğe sahip idare teşkilatı birimi olarak tanımlanmaktadır.

Kamu kurumu kavramı, devlet tüzel kişiliği, il özel idareleri, belediyeler, üniversiteler, Yüksek Öğretim Kurumu, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu ve katma bütçeli kuruluşlarını da kapsamaktadır[54].​​​​​​​

9.2.1. Mahalli İdareler

Anayasa'nın 127. maddesinde mahalli idareler, il, belediye veya köy halkının mahalli ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileri olarak tanımlanmaktadır.[55]

Anayasanın bu hükmünde, mahalli idarelerin (il özel idaresi, belediye, köy) kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu açık bir şekilde ifade edilmektedir.

Anayasa mahkemesi de mahalli idarelerin kamu tüzel kişisi olduğunu kabul etmekte ve bu nedenle bireysel başvuru yapamayacağını bazı kararlarında ifade etmektedir. Gerçekten de, Anayasa’nın 127/1 maddesinde, karar organları seçimle işbaşına gelen ve kamu tüzel kişiliği bulunan mahalli idare birimi olan kamu tüzel kişilerinin (örneğin belediye) Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapamayacaklarını hükme bağlayan 6216 sayılı Kanun’un 46/2 maddesi gereğince bireysel başvuru yapma hakkı bulunmamaktadır.[56]

Mahalle muhtarlıklarının ise tüzel kişilikleri bulunmamaktadır. Buna rağmen Danıştay bazı kararlarında, 4541 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat ile görev ve yetkiler tanınmış, kendisine kamu hizmetleri alanında görevler verilmiş bir idari birim olan Mahalle Muhtarlıklarının, bu görev alanlarına ilişkin olarak, mahallenin mahalli müşterek menfaatlerinin korunması noktasında dava ve taraf ehliyetlerinin bulunduğunu ve bu ehliyetlerini de temsilcileri muhtarlar aracılığı ile kullanabileceklerini ifade etmektedir[57].

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun[58] 3/1-a maddesinde, İl özel idaresi’nin İl halkının mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi olduğu ifade edilmektedir. Bu yasal düzenlemeden il özel idarelerinin de bir kamu tüzel kişisi olarak tanımlandığı görülmektedir.​​​​​​​

9.2.2. Üniversiteler

Anayasa’nın 130/1 maddesinde, çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu anayasal düzenlemede üniversitelerin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu ve kanunla kurulabileceği açık bir şekilde ifade edilmektedir. Burada vakıf üniversitelerinin üzerinde durmak gerekecektir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun[59] 3/c maddesinde, vakıflar tarafından yükseköğretim kurumu açılabileceği, aynı maddenin (d) bendinde[60], ayrım yapılmaksızın, üniversitelerin kamu tüzel kişiliğine sahip oldukları hüküm altına alınmıştır.

Yargıtay bir kararında, kamu tüzel kişisi olarak kanunla kuruldukları ve kamu hizmeti sundukları tartışmasız olan vakıf üniversitelerinin hastanelerinin, Devlet üniversiteleri hastanelerinden farklı tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, sağlık hizmetinin sunulmasından kaynaklanan zararların da, tazmin sorumluluğunun doğup doğmadığının, idari yargı yerince hizmet kusuru ilkesi kapsamında incelenerek karar verilmesi gerektiğini açık bir şekilde ifade ederek vakıf üniversitelerinin de kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu vurgulamıştır[61].

Danıştay’ın da Anayasa ve Yasa kurallarına göre vakıf yükseköğretim kurumlarının bir kamu tüzel kişisi olduğunu kabul eden kararlarına rastlamak mümkündür[62].

Anayasa mahkemesi ise, vakıf üniversitelerinin, devlet tarafından, kanunla ve kamu tüzel kişisi olarak kurulduğunu, yasayla kurulma zorunluluğunun doğal sonucu olan “kamu tüzel kişiliği” niteliğinin, üniversitelerin yapısına has bir özellik olduğunu, bu nedenle vakıflar tarafından kurulan üniversitelerin de kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu bazı kararlarında dile getirmektedir.[63]

Devlet üniversitelerinde 2547 sayılı Yüksek Öğrenim Kanununun 34 üncü maddesi kapsamında çalışanlar, İş Kanununa tabi olmayıp sözleşmeli personel statüsünde olduğu kabul edilmektedir.[64] Buna karşın Yargıtay, özel üniversitelerde çalışanların (örneğin yardımcı doçent kadrosunda çalışanların) İş Kanunu kapsamında olduklarını bazı kararlarında ifade etmektedir[65].

Öğretide, vakıf üniversitelerinin özel üniversiteler olmadığı, mevzuat hükümlerinin özel üniversite kurulmasına izin vermediği, üniversiteler devlet eliyle ve ancak kanunla kurulabileceği yönünde görüşler ileri sürülmektedir[66].​​​​​​​

9.2.3. TRT (radyo ve televizyon kurumu)

Anayasa’nın 133/2 maddesinde, radyo ve televizyon kurumunun Devletçe kamu tüzelkişiliği şeklinde kurulduğu ifade edilmektedir. 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun 8/1. Maddesinde ise tarafsız bir kamu tüzel kişiliğini haiz olduğu hüküm altına alınmıştır[67].

Anayasa'nın 133. maddesinde kamu yayıncılığının özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişisi tarafından yürütülmesi öngörüldüğünden, bahsedilen bu Anayasal işlevi yerine getirmek üzere Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) kurulmuştur.[68]​​​​​​​

9.2.4. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu

Anayasa'nın 134. maddesinde; Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak ve yayınlar yapmak amacıyla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun kurulması öngörülmüştür.

Anayasa’da tanımlanan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk’ün manevi himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Cumhurbaşkanının görevlendireceği bakana bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzel kişiliğine sahip olacak şekilde kurulacaktır[69].

Anayasa Mahkemesi, Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci ve 134 üncü maddelerindeki açık kurallara karşın, kamu tüzel kişiliğine sahip Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na, amaçlarıyla bağdaşmayan, amaçlarını gerçekleştirmeyi hedeflemeyen, amaçlarıyla ulaşmayı hedeflediği sonuçlara ulaşılmasını mümkün kılmayan görevlerin verilemeyeceğini bazı kararlarında ifade etmektedir[70].​​​​​​​

9.2.5. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları

Anayasanın 135/1 maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarını; “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikler” olarak tanımlamaktadır.

Anayasal bir kurum olan ve kamu tüzel kişiliğine sahip kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar[71].

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, hem sendika ve dernek gibi tamamen özel hukuk hükümlerine tabi kuruluşlardan ve hem de tüm faaliyetleri kamu hizmeti görmekten ibaret bulunan kamu kurumlarından farklı olarak değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır[72].

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, aslında belirli bir kamu hizmetini görmek üzere kurulmuş değildirler. Bu nedenle kamu kurumu olarak tanımlanmamışlardır. Kamu kurumlarına benzerliği nedeniyle, kamu kurumu niteliğinde kuruluşlar şeklinde nitelendirilmişlerdir.[73] Bu kuruluşlar, aslında bir mesleğe sahip kişi topluluklarıdır. Ancak dernek ve sendikalar gibi özel değil, kamusal niteliğe sahiptirler.[74]

Öğretide; meslek kuruluşlarının ortaya çıkışı, yapıları, kamu gücünü kullanmaları, üyeleri üzerindeki yetkileri ve otonom durumları dikkate alındığında, kamu tüzelkişileri arasında, “kamu idareleri” ve “kamu kurumlarından” ayrı başka üçüncü bir tür olarak karşımıza çıktıkları yönünde görüşler ileri sürülmektedir[75].

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, yapısı ve görevleri itibari ele diğer kamu kurumlarından ayrı olarak değerlendirilmelidir. Ancak bu kuruluşların da kamu tüzel kişiliğe sahip olduğu hususu altı çizilerek ifade edilmelidir.[76]

Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, kamu kurumu ibaresinin yer aldığı yasal düzenleme hükümlerinin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını kapsamadığı, bununla birlikte kamu tüzel kişisi ibaresinin yer aldığı maddelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını da kapsadığını ifade edebiliriz[77].

“Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği”, “Türk Diş Hekimleri Birliği”, “Türk Eczacıları Birliği”, “Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu”, “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği”, “Türk Tabipler Birliği”, “Türk Veteriner Hekimleri Birliği”, “Türkiye Barolar Birliği”, “Türkiye Noterler Birliği”, “Türkiye Serbest Muhasebeci, Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği”, “Türkiye Ziraat Odaları Birliği”, “Türkiye Bankalar Birliği”, “Türkiye Katılım Bankaları Birliği”, “Türkiye Sermeye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği”, “Barolar ve Türkiye Barolar Birliği; Türkiye Noterler Birliği; Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Borsaları ve “Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği ", Ziraat Odaları ve “Türkiye Ziraat Odaları Birliği”, Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Dernekleri, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) gibi kuruluşlar kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olarak tanımlanmaktadır[78].

Yargıtay bazı kararlarında, İhracatçı Birliklerinin kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olmadığını, mallarının da kamu malı sayılmayacağını ifade etmektedir[79].

Yargıtay, yine bazı kararlarında Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri’nin kamu tüzel kişiliğe sahip olmadığını dile getirmektedir[80]. Türkiye Sigorta ve Reassürans Şirketleri Birliği, tarımsal üretici birlikleri gibi kuruluşların ise Kamu kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşu olup olmadığı hususunda tartışmalar yaşanmaktadır[81].​​​​​​​

9.3. Kanunla Düzenlenen Kamu Tüzel Kişileri

Anayasa’nın 123/3 maddesinde, kamu tüzelkişiliğinin, ancak kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulacağı hüküm altına alınmıştır.

21.1.2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 16. maddesiyle, Anayasa’nın 123/3 maddesinde yer alan “ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak” ibaresi “kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiştir.

Anayasa değişikliği öncesinde, KHK’ler kanun kavramı içinde değerlendirilmekteydi. Günümüzde ise kamu tüzel kişiliğinin kurulabilmesi için ya kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi bulunmak zorundadır. Şayet bir kurum kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kamu tüzel kişisi olarak tanımlanmamış ise, o kuruluşun diğer ölçütlere göre kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu söylenemez.

Kanunla düzenlenen ve kamu tüzel kişiliğine haiz kurum veya kuruluşlardan bazıları şunlardır:

Yükseköğretim Kurulu (2547 s. K. md. 6), Yüksek Teknoloji Enstitüsü (2547 s. K. md. 3/c), Vakıf Meslek Yüksekokulu (2547 s. K Ek md. 2), Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (2690 s. K. md. 3), Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (6112 s. K. md.13420), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (2813 s. K. md.521). 3), Sermaye Piyasası Kurulu (6362 s. K. md.11722), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (5411 s. K. md.8223), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (4628 s. K. md. 424), Kamu İhale Kurumu (4734 s. K. m. 5325), Rekabet Kurumu (4054 s. K. md. 20), Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (4733 s. K. md. 227), Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (660 s KHK, md. 328).

Yukarıda belirtilen kurumlar kamu tüzel kişiliğine haiz kurumlardır. Çünkü bu durum kurumların ilgili yasalarında veya yasal düzenlemelerinde açık bir şekilde ifade edilmiştir. Sonuç olarak kamu tüzel kişiliği yasal düzenlemeye dayanmaktadır.

Kanunla veya Cumhurbaşkanı kararnamesi ile nitelendirilmeyen kurumların kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmayacağı hususu öğreti tartışmalıdır.

Örneğin 4954 sayılı Türkiye Adalet Akademisi Kanunu’nun 4/1 maddesinde, bu Kanunda yazılı görevleri yerine getirmek amacıyla tüzel kişiliğe sahip, bilimsel, idarî ve malî özerkliği olan Türkiye Adalet Akademisinin kurulduğu ifade edilmektedir. Aynı Kanunun 4/3 maddesinde ise; Akademinin, bu Kanunda belirtilmeyen hâllerde özel hukuk hükümlerine tâbi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Öğretide; Adalet Akademisinin bazı kamu gücü ayrıcalıklarından yararlandığı, bu nedenle Türkiye Adalet Akademisinin bir kamu tüzel kişisi olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmüştür.[82]​​​​​​​

9.4. Kamu Tüzel Kişiliği Tartışmalı Kurumlar

Bazı kurumların da kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmadığı hususunda tartışmalar yaşanmaktadır. Niteliği tartışmalı olan kurumların, kamu gücü ayrıcalığından yararlanmaları, onların kamu tüzel kişisi olarak kabul edilmesine yetip yetmeyeceği kimi durumlarda uyuşmazlık konusu olabilir. Bu nedenle bazı kurumların kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmadığı değerlendirilmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Öğretide, bu tartışmalı kurumlara Türkiye Futbol Federasyonu, Ordu Yardımlaşma Kurumu, Kalkınma Ajansları gibi kurumlar örnek olarak verilmektedir[83].

9.4.1. Türkiye Futbol Federasyonu ve Diğer Spor Dalları ile İlgili Federasyonlar

5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un[84] 1. maddesinde Türkiye Futbol Federasyonu tüzel kişiliğinin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.[85]

5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. Maddesinde; “Bu Kanunun amacının; her türlü futbol faaliyetlerini milli ve milletlerarası kurallara göre yürütmek, teşkilatlandırmak, geliştirmek ve Türkiye’yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek üzere, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip, özerk Türkiye Futbol Federasyonunun kurulması, teşkilat, görev ve yetkilerine ait esas ve usulleri düzenlemek” olduğu ifade edilmektedir.

Bundan başka, Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu kararıyla kabul edilen Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı ile profesyonel futbolcuların transferleri, çalışma şartları ve kulüpler ile profesyonel futbolcuların hak ve yükümlülükleri belirlenmektedir.[86]

Tabi olduğu yasal düzenlemeler dikkate alındığında Türkiye Futbol Federasyonunun kamu tüzel kişileri için öngörülen ayrıcalıklar niteliğinde olduğu yönünde öğretide ileri sürülmüş görüşlere rastlamak mümkündür.[87]

Yüksek mahkemelerin, Türkiye Futbol Federasyonu’nun özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip olduğu yönündeki hükümden hareketle bu kurumun özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve gerçekleştirilen işlemin de özel hukuk işlemi gibi değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden kararları da bulunmaktadır[88].

5894 sayılı Kanunun 1. maddesinde yapılan tanımda, Türkiye Futbol Federasyonu’nun tüzel kişiliğinin kamu hukuku tüzel kişiliği mi, özel hukuk tüzel kişiliği mi olduğu hususunun açık bir şekilde vurgulanmadığı yönünde görüşler bulunmaktadır[89].

Türkiye Futbol Federasyonu’nun kanunla kurulması, tüm gelirlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması (5794 s. K. md. l5), disiplin cezası verebilmesi (5894 s.K md. 11) ve futbol alanında tekel durumunda olması gibi bir takım kamu gücü ayrıcalıkları ile donatılması, görevleri ve yetkileri bakımından haklarını, sorumluluklarını ve borçlarını doğrudan etkileyen tek taraflı, idari ve icrai nitelikte işlemler yapabilmesi, işlemlerini kamu gücünü kullanarak yerine getirmesi, ayrıca futbol seyircileri açısından kamu düzenini doğrudan ilgilendiren hususlar ile ilgili kararlar alması ve kararlarla ilgili yaptırımları belirleme yetkisinin bulunması, bu Kuruluşun bir kamu kurumu olduğunu gösterdiği yönünde görüşler ileri sürülmektedir[90].

Nitekim öğretide de yukarıda belirtilen hususlar gerekçe gösterilerek Türkiye Futbol Federasyonu’nun bir kamu tüzel kişisi olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmüştür[91].

Türkiye Futbol Federasyonu için yapılan bu değerlendirmelerin diğer sporlarla ilgili federasyonlar açısından geçerli olduğu söylenebilir. Bu nedenle bağımsız spor federasyonlarının teşkilatlanması ve çalışma usullerine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak, bu federasyonların hukuki durumlarının değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

Yukarıda ifade edildiği üzere, kamu tüzelkişiliği kavramı; kamu hizmeti sunan, kamu yararı amacı ile faaliyet yürüten, kamu gücü ayrıcalığından faydalanan ve bu anlamda kamu gücünü kullanma yetkisine sahip olan ve kamu hukuku kurallarına tabi olana tüzel kişilik şeklinde ifade edilmektedir.[92]

Bu aşamada, kamu tüzelkişiliği ile özel hukuk tüzelkişiliği arasında ne gibi farklar bulunduğu sorusunun yanıtlanması gerekmektedir.

Kamu tüzelkişiliği ile özel hukuk tüzelkişiliği arasında şu farklar bulunmaktadır:

1) Özel hukuk tüzel kişiliğinden farklı olarak, Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.

2) Kamu tüzel kişileri kamu yararı amacı taşırlar.

3) Kamu tüzel kişilerinin faaliyet konusunun değiştirilmesinde karar organları tek başına yetkili değildir.

4) Kamu tüzel kişileri icrai nitelikte kararlar alıp uygulayabilirler. Yani kamu gücü kullanma yetkilerine sahiptirler.

5) Kamu tüzel kişileri üzerlerindeki denetim daha sıkı gerçekleştirilir.

Öğretide yukarıda belirtilen ölçütler gözetilerek, bağımsız spor federasyonlarının kamu tüzelkişisi olduğu yönünde egemen bir görüşün bulunduğunu ifade etmeliyiz[93].

Yargıtay, sporun esas olarak Devletçe yürütülmesi gereken bir kamu hizmeti olduğunu ve spor faaliyetlerinin niteliklerinden doğan sebeplerle Devletin spor yönetimine ilişkin yetkilerini özerklik yoluyla devrettiğini, ilgili spora dair kamu hizmeti yürüten tüzel kişi olan ve Federasyonların özel hukuk hükümlerine tabi olmasının, kurumun ve yürüttüğü faaliyetin kamusal niteliğini ortadan kaldırmayacağını bazı kararlarında açık bir şekilde belirtmektedir.

Yargıtay’da bir kararında; federasyonun dayanağını kanundan alması, karar ve işlemlerinin denetiminin Spor Genel Müdürlüğü bünyesindeki Tahkim Kurulu tarafından yapılması, Devlet tarafından federasyonlara mali yardım yapılması, yapılan yardımların amaca uygun harcanıp harcanmadığının denetiminin Genel Müdürlükçe gerçekleştirilmesi, faaliyet alanlarının kamu hizmeti niteliğindeki spora ve bu husustaki faaliyetlerin eksiksiz yürütülmesine ilişkin olması gibi gerekçelerden hareket ederek Türkiye Atletizm Federasyonunun da bulunduğu bağımsız federasyonların kamu tüzelkişisi olduklarının kabul edilmesi gerektiği yönündeki görüşünü hükme esas kılmıştır[94].​​​​​​​

9.4.2. Ordu Yardımlaşma Kurumu

205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu'nun[95] 1. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığına bağlı olmak ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına OYAK Kanunu’nda yazılı sosyal yardımları sağlamak ve merkezi Ankara'da bulunmak üzere Ordu Yardımlaşma Kurumunun (OYAK) kurulduğu hüküm altına alınmıştır.

Kurum, bu yasal düzenleme ile özel hukuk hükümlerine tabi tutulmuştur. Aynı yasal düzenlemede mali ve idari bakımdan bağımsız ve tüzel kişiliğe haiz bir kuruluş olduğu açık bir şekilde ifade edilmektedir.

Bununla birlikte kurumun bazı kamu gücü ayrıcalıklarından faydalanmasını temin eden bazı kuralların da 205 sayılı Kanunda yer aldığını görmekteyiz.[96]

Öğretide, OYAK’ın kanunla kurulduğu ve bazı kamu gücü ayrıcalıklarından yararlandığı, kamu tüzel kişiliği açısından aranan iki önemli şartının gerçekleştiği gerekçeleriyle, kurumun bir kamu tüzel kişisi olduğu yönünde görüşler ileri sürülmüştür.[97]

Uyuşmazlık Mahkemesi bir kararında, OYAK’ın tüzelkişiliğe sahip bir kamu kurumu olduğunu, “Üye-Kurum” ilişkisinin idare hukuku ilkelerine göre belirlendiğini, OYAK'ın kuruluş amacı olarak belirlenen hizmetleri yerine getirdiği sırada karar ve yürütme organlarınca, kamu gücüne dayanılmak suretiyle re'sen ve tek yanlı olarak gerçekleştirilen işlemlerin idari nitelik taşıdığını, bu şekildeki idari işlemlere ilişkin davanın idari yargının görev alanına girdiğini ifade etmiştir[98]. Uyuşmazlık Mahkemesi bu kararında, OYAK’ı bir kamu tüzel kişisi olarak tanımlamıştır.

Oysa Danıştay bir kararında, OYAK'ın özel hukuk hükümlerine tabi, mali ve idari bakımdan özerk bir tüzel kişi olduğunu, OYAK tarafından yapılan işlemler ve harcamalar üzerinde Bakanlığın veya herhangi bir kamu otoritesinin vesayet denetiminin bulunmadığını, OYAK'ın, herhangi bir kamu kaynağı kullanmadığını ve bütçeden pay almasının mümkün olmadığını, OYAK'ın ve iştiraklerinin Kamu İhale Kanunu kapsamında değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını hükme bağlamıştır[99].

Yargıtay ise bir kararında, OYAK’ı 4077 S.TKHK kapsamındaki "satıcı" sıfatında bulunmayan özel kanunla kurulmuş, Milli Savunma Bakanlığına bağlı ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına bu kanunda yazılı sosyal yardımları sağlamak amacı güden, ticari kazanç maksadı olmayan ve Tüketici Yasası ile 5411 sayılı yasa kapsamında banka veya finans kuruluşu olmayan bir kuruluş şeklinde tanımlamıştır[100].

Yukarıda da ifade edildiği üzere OYAK’ın kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmadığı hususu, uyuşmazlık türüne göre değerlendirilmektedir. Bu kurumun kendine has özelliklere sahip olduğu, karma bir hukuki nitelik taşıdığı söylenebilir.

Gerçekten de, karma niteliğe sahip tüzel kişilerin bazı işlemlerinin özel hukuk, bazı işlemlerinin ise kamu hukuku çerçevesinde çözüme kavuşturulması mümkün gözükmektedir. ​​​​​​​

9.4.3. Kalkınma Ajansları

5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Hizmetlerine İlişkin Kanuna[101] tabi olan Kalkınma Ajansları; kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek suretiyle, ulusal kalkınma plânı ve programlarda öngörülen ilke ve politikalarla uyumlu olarak bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, sürdürülebilirliğini sağlamak, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak amacıyla kurulmuştur.

5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Hizmetlerine İlişkin Kanunu’nun 26. Maddesi[102] ile Ajans; alacaklarının tahsili, taşınır ve taşınmaz mallarının alım, satım, kiralama ve devri, mal ve hizmet alımları, proje ve faaliyet desteği kapsamında yapılacak işlemler ve düzenlenecek kâğıtlar ile ilgili olarak damga vergisi, harç ve fondan; yapılacak bağış ve yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden muaf tutulmuştur.

5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Hizmetlerine İlişkin Kanunu’nun 27. Maddesinde ise, Ajansın, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 8.9.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tâbi olmadığı ifade edilmiştir.

5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Hizmetlerine İlişkin Kanunu’nun 25. Maddesinde de, Kalkınma Ajanslarında bağımsız denetim yapan kuruluşların ortakları, yöneticileri ve çalışanlarının cezai sorumluluğu hakkında 28.7.1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 47 nci maddesinin (B) bendinin (3) numaralı alt bendi ile 48 ve 49 uncu maddeleri hükümleri uygulanacağı hükme bağlanmıştır.[103]

Öğretide, Kalkınma Ajanslarının kanuna dayanılarak kurulduğu ve bazı kamu gücü ayrıcalıklarından yararlandığı gerekçesiyle kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu yönünde görüşler ileri sürülmüştür.[104]

Yargıtay da bir kararında, Kalkınma Ajanslarını 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun gereği kurulan bir kamu tüzel kişisi olarak tanımlamıştır.[105]

Benzer şekilde Danıştay’da, “Kalkınma Ajansı" adı altında kurulan kurumun kamu tüzel kişiliğe sahip olduğunu bir kararında ifade etmiştir.[106]

IV. SONUÇ

Bir kurumun kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmadığının belirlenmesi, kurumun gerçekleştirdiği işlem ve eylemelerin hangi hukuk alanında çözüme kavuşturulacağı, kamu kurumunun yapmış olduğu sözleşmelerin hukuki niteliği, kurum mallarının tabi tutulacağı hukuki rejim, kurum personelinin hangi hukuksal statüde değerlendirileceği gibi unsurlarla yakından ilgilidir.

Başka bir söylemle; kamu tüzel kişiliği bir kurumun hukuki statüsünün belirlenmesinde bir ölçüt olarak kullanılmaktadır. Bu ölçüt, tüzel kişinin işlemleri, sözleşmeleri, malları ve personeli açısından hangi hukuki rejime göre hareket edileceği noktasında yol gösterici olacaktır.

Kamu tüzel kişileri, Anayasa’nın 123. maddesi gereğince kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulabilirler. Şayet bir tüzel kişi kanun veya Cumhurbaşkanı kararnamesiyle kurulmuş ise o kurum kamu tüzel kişisidir.

Anayasa veya kanunla veya cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kamu tüzel kişisi olarak tanımlanmamış bir tüzel kişinin kamu tüzel kişisi olarak değerlendirilebilmesi için iki koşulun gerçekleşmesi gerekmektedir:[107]

Birinci koşul; tüzel kişi kanunla veya cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulmalıdır.

İkinci koşul ise; tüzel kişi kamu gücü ayrıcalığından yararlanmalıdır. Yani kamu gücü kullanma yetkisi bulunmalıdır.

Bir tüzel kişinin bu iki koşula sahip olması halinde kamu tüzel kişisi olarak nitelendirilmesi mümkün olacaktır.

Bir tüzel kişinin kamu tüzel kişisi olup olmadığı hususunda bazı ölçütlerden faydalanılmaktadır. Yukarıda verilen iki koşul temel ölçüt konumundadır. Kamu tüzel kişiliğinin tespitine yönelik değerlendirmeler sırasında da bazı kural ve ilkelere riayet edilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyimle, kamu tüzel kişiliğini tespit ölçütleri bazı özellikler ışığında analiz edilmelidir. Bu özellikleri kısacı şu şekilde sıralayabiliriz:[108]

1) Kamu tüzel kişilerinin bazı işlemleri özel hukuk hükümlerine bağlı olabilir.

2) Kamu tüzel kişilerinin ticarî faaliyette bulunabilmeleri mümkündür.

3) Özel hukuk tüzel kişileri kamu hizmeti sunabilirler.

4) Özel hukuk tüzel kişilerinin bazı işlemlerinin idarî nitelikte olması ve idari yargı kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.

5) Kanunla veya cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile özel hukuk tüzel kişisi oluşturulabilir.

6) Bir tüzel kişinin personelinin ceza hukuku açısından kamu görevlisi olarak kabul edilmesi, o kurumun kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu göstermez.

Yukarıda kısaca verilen özellikler, bir tüzel kişinin kamu tüzel kişiliğine sahip olup olmadığına dair ölçütlerin değerlendirilmesi sırasında dikkate alınmak zorundadır.

Kamu tüzel kişiliğine sahip olabilmenin koşullarından biri de kamu gücü ayrıcalığından yararlanma, yani kamu gücünü kullanma yeteneğine sahip olmaktır. Kamu gücü ayrıcalığından yararlanma koşulunda da şu özellikler dikkate alınmalıdır:[109]

1) Kamu tüzel kişilerinin kamu hizmeti ve kamu yararı amacı olmalıdır.

2) Kamu tüzel kişilerinin tüzük, yönetmelik ve benzeri düzenleyici belgeler oluşturma yetkileri vardır.

3) Kamu tüzel kişileri, yetkileri ve görevleri çerçevesinde tek taraflı işlemler yapma yetkisini sahiptir.

4) Kamu tüzel kişileri icrai işlemler yapabilirler. Bu işlemler doğrudan uygulanma yeteneğine haizdir.

5) Kamu tüzel kişilerinin işlemleri, Kamu Tüzel Kişiliği Kavramı ve Kıstasları şeklinde ifade edilen hukuka uygunluk karinesinden faydalanır.

6) Kamu tüzel kişilerinin aldıkları kararları, kendiliğinden yani görev gereği uygulama yetkisi bulunmaktadır.

7) Kamu tüzel kişileri, yasada belirtilen koşullar çerçevesinde ve görev alanları ile ilgili olarak kamulaştırma, istimval ve devletleştirme yapma gibi yetkilere sahiptir.

8) Kamu tüzel kişileri, kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde kişilere ve mallara yükümlülükler yükleme yetkisine haizdirler.

9) Kamu tüzel kişileri, kanunda belirtilen koşullar kapsamında olmak üzere vergi ve benzeri malî yükümlülüklerden muaf tutulabilirler.

10) Kamu tüzel kişilerinin malları “kamu malı” olarak kabul edilir ve özel korumaya tabi tutulur.[110]

11) Kamu tüzel kişilerin gelirleri de “kamu geliri” olarak kabul edilir ve özel korumaya tabi tutulur.[111]

12) Kamu tüzel kişilerinin personeli, kamu görevlisi kapsamında değerlendirilir.

13) Kamu tüzel kişilerinin sözleşme yapma özgürlüğüne sahiptir. Ancak İhale Kanununa tabi olmaları halinde İhale Hukuku kurallarına göre hareket etmek zorundadır.

14) Kamu tüzel kişileri işlem ve eylemleri açısından kural olarak idare hukuku hükümleri kapsamındadır. İdari işlem ve eylemlere ilişkin uyuşmazlıklar ise idarî yargıda çözüme kavuşturulmaktadır.

Yukarıda belirtilen kural ve ilkeler çerçevesinde bir tüzel kişinin kamu ayrıcalığından yararlanıp yararlanmadığı tespit edilmelidir. Şayet bu ayrıcalıklardan en az birinden yaralanıyorsa, o tüzel kişi kamu gücü ayrıcalığından yararlanıyor demektir.

Sonuç olarak bir tüzel kişinin kanunla veya cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulması ve kamu ayrıcalığından yararlanması, kamu gücünü kullanması halinde kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu söylenebilecektir.

Emre Cem Çalışkan

Hukuk Fakültesi Öğrencisi

KAYNAKÇA

Akünal Teoman: Türk Medenî Hukukunda Tüzel Kişiler, İstanbul 1995.

Atay Ender Ethem: İdare Hukuku, 2.Baskı, Ankara 2009.

Avcı, Mustafa: "Spor federasyonlarının hukuki niteliği, idari teşkilat içindeki konumu ve bağımsızlığı sorunu", İÜHFM, Y: 2012, C: 70, S: 2.

Çağlayan, Ramazan: İdarî Yargılama Hukuku, 7.Baskı, Ankara 2015, s.114-119.

Çağlayan, Ramazan: "Hukukumuzda Kamu Tüzel Kişiliği Kavramı Ve Kıstasları". Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 0 (2016 ): 0-0 http://dergipark.org.tr/tr/pub/mdergi/issue/ 24952/263391; ET: (26.04.2020), s. 375.

Dernekler Kanunu, Kanun Numarası : 5253, Kabul Tarihi : 4/11/2004, Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih : 23/11/2004 Sayı : 25649, Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5, Cilt : 44

Dural, Mustafa ve Öğüz Tufan: Kişiler Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2001.

Eroğlu, Hamza; İdare Hukuku, Üçüncü Bası, Kalite Matbaası, Ankara, 1978.

Giritli, İsmet, Bilgen, Pertev, Akgüner, Tayfun; İdare Hukuku, Der Yayınları- 292, İstanbul, 2008

Gözler, Kemal: “Kamu Tüzel Kişiliği Kavramı Neye Yarar? K. Begüm İsbir’in Kamu Tüzel Kişiliği İsimli Doktora Tezinin Düşündürdükleri”, http://www.idare.gen.tr/kamu-tuzelkisiligi. pdf (idare.gen.tr’de ilk yayın tarihi: 4 Haziran 2018); ET: 01.05.2020.

Gözler, Kemal: İdare Hukuku, I. Cilt, Güncelleştirilmiş ve Düzeltilmiş İkinci Baskı, Ekin Kitabevi, Bursa, 2009.

Gözler, Kemal; İdare Hukuku, C:1, 2. Baskı, Bursa, Ekin Kitabevi.

Gözübüyük, Ş./Tan, T.: İdare Hukuku, C. 1, 8. Bası, Ankara 2011.

Günday, Metin, İdare Hukuku. İmaj Yayınevi, Ankara, 2011.

Günday, Metin: İdare Hukuku, 10. Baskı, Ankara 2013.

Hafızoğulları, Zeki ve Arif Tarakçıoğlu, Ahmet: “Nasıl Bir TRT ve Bir Kamu Tüzel Kişisi olarak TRT’nin Özerkliği ve Tarafsızlığı Meselesi”, AÜHFD, Cilt 47, Sayı 1-4, Yıl 1998.

İl Özel İdaresi Kanunu, Kanun Numarası : 5302, Kabul Tarihi : 22/2/2005, Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 4/3/2005 Sayı : 25745, Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 44

Kalkınma Ajanslarının Hizmetlerine İlişkin Kanun, Kanun Numarası: 5449, Kabul Tarihi: 25/1/2006, Yayımlandığı R.Gazete: Tarih: 8/2/2006 Sayı: 26074, Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5, Cilt: 45.

Kooperatifler Kanunu, Kabul Numarası: 1163, Kabul Tarihi: 24.4.1969, Yayımlandığı Resmî Gazete: Tarih: 10.5.1969 Sayı: 13195, Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5, Cilt: 8, Sayfa: 1955.

Köprülü Bülent, Medeni Hukukta Tüzel Kişiler, İstanbul 1967.

Oğuzman Kemal/Seliçi Özer, Kişiler Hukuku Dersleri, 4.Bası, İstanbul 1988, s.105.

Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu, Kanun Numarası: 205, Kabul Tarihi: 3.1.1961, Yayımlandığı R.Gazete: Tarih: 9.1.1961 Sayı: 10702, Yayımlandığı Düstur: Tertip: 4 Cilt: 1 Sayfa: 982.

Özdemir İ.: Meslek Kuruluşlarının Kamu Kurumu Niteliği, TOBB Yayınları, Ankara 2004, s.24.

Özdemir Kocasakal, Hatice: Sportif Uyuşmazlıkların Tahkim Yoluyla Çözümü ve Spor Tahkim Mahkemesi, İstanbul, Vedat Kitapçılık, s. 29;

Özsunay, Ergun; Medeni Hukukumuzda Tüzel Kişiler, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Gözden Geçirilmiş 4.Bası, İstanbul, 1982

Öztan, Bilge: Medeni Hukukun Temel Kavramları, Turhan Kitabevi, 25.Bası, Ankara, 2007.

Serozan, Rona: Tüzel kişiler, İstanbul, Filiz kitabevi, 1994.

Siyasi Partiler Kanunu, Kanun Numarası: 2820, Kabul Tarihi: 22.4.1983, Yayımlandığı R. Gazete: Tarih: 24.4.1983 Sayı: 18027, Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5, Cilt: 22, Sayfa: 290

Taşkın, Alim; “Tüzel Kişilerin Kişilik Haklarının Korunması”, AÜHFD., 1991, C. 42, s. 1- 4,

Türk Ticaret Kanunu, Kanun Numarası: 6102, Kabul Tarihi: 13/1/2011, Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih : 14/2/2011 Sayı : 27846, Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 50.

Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun, Kanun Numarası: 5894, Kabul Tarihi: 5/5/2009, Yayımlandığı Resmî Gazete: Tarih: 16/5/2009 Sayı: 27230, Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5,Cilt: 48

Uz, Abdullah: "Sporla İlgili Uyuşmazlıkların Çözümünde Zorunlu Tahkim Yolu: Tahkim Kurulları ve Kararlarının Niteliği", Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Y: 2011/1, S: 13.

Yayla, Yıldızhan, İdare Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul, 2004.

Yıldırım, Ramazan: İdare Hukuku Dersleri, 1.Baskı, Mimoza Yayın evi, Konya, 2005.

Yıldırım, Yasin/Karan, Özdemir/ Tekinsoy, Üstün: İdare Hukuku, 4. Baskı, İstanbul 2012.

Yükseköğretim Kanunu, Kanun Numarası: 2547, Kabul Tarihi: 4/11/1981, Yayımlandığı R. Gazete: Tarih : 6/11/1981 Sayı : 17506, Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 21 Sayfa : 3.

YÜKSEK MAHKEME KARARLARI

AYM, E: 2010/61, K: 2011/7, : 06.01.2011, RG: S.27858, T. 26.02.2011 (Corpus içtihat programı)

AYM, E: 2011/141, K: 2013/10, T: 10.01.2013, S. : 28865, T. 28.12.2013 (Corpus içtihat programı)

AYM, E: 2012/1327, K: 2012/1327, T: 12.02.2013, RG: S. 28567, T. 22.02.2013. (Corpus içtihat programı)

AYM, E: 2012/171, K: 2012/171, T: 12.02.2013, RG: S. 28567, T. 22.02.2013. (Corpus içtihat programı)

AYM, E: 2013/1430, K: 2013/1430, T: 21.11.2013, RG: s. 28851, T. 14.12.2013

Dan, İDDK, E: 2009/670, K: 2012/81, T: 26.01.2012. (Corpus içtihat programı)

DAN.1.D., E: 2018/1032, K: 2018/871, T: 29.05.2018, (Corpus içtihat programı)

DAN.1.D., E: 2018/1032, K: 2018/871, T: 29.05.2018, (Corpus içtihat programı)

DAN.10.D, E: 2007/7642, K: 2011/1076, T: 25.03.2011(Corpus içtihat programı)

DAN.10.D, E: 2007/8051, K: 2010/8945, T: 09.11.2010 (Corpus içtihat programı)

DAN.10.D, E: 2009/892, K: 2013/2856, T: 28.03.2013 (Corpus içtihat programı)

DAN.10.D, E: 2010/6027, K: 2014/4144, T: 19.06.2014 (Corpus içtihat programı)

DAN.10.D., E: 2011/9329, K: 2015/4056, T: 06.10.2015, (Corpus içtihat programı).

DAN.13.D, E: 2011/912, K: 2015/1635, T: 28.04.2015. (Corpus içtihat programı)

DAN.13.D, E: 2016/3396, K: 2017/624, T: 13.03.2017(Corpus içtihat programı)

DAN.6.D, E: 2015/3375, K: 2017/1778, T: 09.03.2017. (Corpus içtihat programı)

Uyuşmazlık Mahkemesi, Hukuk Bölümü, E: 2013/1501, K: 2013/1787, T: 30.12.2013(Corpus içtihat programı)

Y.11.CD, E: 2017/4285, K: 2018/76, T: 09.01.2018. (Corpus içtihat programı)

Y.13.HD, E: 2016/5569, K: 2016/9505, T: 05.04.2016(Corpus içtihat programı)

Y.14.HD, E: 2013/5359, K: 2013/7140, T: 10.05.2013(Corpus içtihat programı)

Y.15.HD, E: 2016/5633, K: 2016/5021, T: 06.12.2016 (Corpus içtihat programı).

Y.16.HD, E: 2010/8281, K: 2011/5899, T: 17.10.2011, (Corpus içtihat programı)

Y.19.CD, E: 2016/74, K: 2017/4574, T: 15.05.2017. (Corpus içtihat programı)

Y.19.HD, E: 2016/15567, K: 2016/13096, T: 10.10.2016. (Corpus içtihat programı)

Y.21.HD, E: 2010/3636, K: 2011/3705, T: 19.04.2011. (Corpus içtihat programı)

Y.23.CD, E: 2015/15519, K: 2016/7039, T: 01.06.2016(Corpus içtihat programı)

Y.23.HD, E: 2014/8503, K: 2015/2430, T: 29.04.2015. (Corpus içtihat programı)

Y.4.HD, E: 2014/16935, K: 2015/1564, T: 16.02.2015 (Corpus içtihat programı)

Y.8.HD, E: 2017/10226, K: 2018/17282, T: 15.10.2018. (Corpus içtihat programı).

Y.8.HD, E: 2017/10226, K: 2018/17282, T: 15.10.2018. (Corpus içtihat programı).

Y.9.HD, E: 2010/6273, K: 2010/6265, T: 09.03.2010 (Corpus içtihat programı)

Y.9.HD’nin 13.10.2005 gün 2005/4456 E, 2005/33378 K. sayılı kararı (Corpus içtihat programı)

Y.9.HD’nin 2.5.2006 gün 2006/10643 E, 2006/12286 K. sayılı kararı. (Corpus içtihat programı)

YBGK, E: 1985/6, K: 1986/1, T: 20.01.1986 (Corpus içtihat programı)

YCGK, E: 2012/1275, K: 2013/419, T: 22.10.2013, (Corpus içtihat programı).

YCGK, E: 2012/1354, K: 2013/437, T: 05.11.2013. (Corpus içtihat programı)

YCGK, E: 2015/592, K: 2019/512, T: 27.06.2019 (Corpus içtihat programı)

YHGK, E: 2000/201, K: 2000/184, T: 22.03.2000 (Corpus içtihat programı)

YHGK, E: 2006/134, K: 2006/140, T: 05.04.2006 (Corpus içtihat programı).

YHGK, E: 2010/234, K: 2010/248, T: 05.05.2010. (Corpus içtihat programı).

YHGK, E: 2010/234, K: 2010/248, T: 05.05.2010. (Corpus içtihat programı)

YHGK, E: 2014/566, K: 2015/1339, T: 13.05.2015. (Corpus içtihat programı)

YHGK, E: 2015/1391, K: 2017/434, T: 08.03.2017. (Corpus içtihat programı)

---------------------------------------------------------

[1] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Kanun Numarası: 2709, Kabul Tarihi: 18.10.1982, RG: T. 9.11.1982, S: 17863 Mükerrer), Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5, Cilt: 22, Sayfa: 3.

[2] Günday, Metin, İdare Hukuku. İmaj Yayınevi, Ankara, 2011, s. 77.

[3] Bilge Öztan, Medeni Hukukun Temel Kavramları, Turhan Kitabevi, 25.Bası, Ankara, 2007, s.62.

[4] Kemal Gözler, İdare Hukuku, I. Cilt, Güncelleştirilmiş ve Düzeltilmiş İkinci Baskı, Ekin Kitabevi, Bursa, 2009, s.160. Çağlayan, Ramazan, "Hukukumuzda Kamu Tüzel Kişiliği Kavramı Ve Kıstasları". Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 0 (2016 ): 0-0 http://dergipark.org.tr/tr/pub/mdergi/issue/24952/263391; ET: (26.04.2020), s. 375.

[5] Rona Serozan, Tüzel kişiler, İstanbul, Filiz kitabevi, 1994, s.13.

[6] Oğuzman Kemal/Seliçi Özer, Kişiler Hukuku Dersleri, 4.Bası, İstanbul 1988, s.105; Köprülü Bülent, Medeni Hukukta Tüzel Kişiler, İstanbul 1967, s.2; Gözler, a.g.e, s.160. Bazı yazarlar ise, “tüzel kişilik, kimi insan topluluklarının ortak ve genel meşru yararlarından oluşan odakların, hak süjesi olarak statüsüdür” şeklinde tanımlamaktadırlar. Bkz. Lütfi Duran, İdare Hukuku Ders Notları, Fakülteler Matbaası, İstanbul, 1982, s.63-64. Bir başka düşünce sahibi de bu kavramı, “tüzel kişi, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere örgütlenmiş; hukuk düzeninin bağımsız birer varlık (=hukuk süjesi) olarak tanıdığı kişi veya mal topluluklarıdır” şeklinde ifade etmektedir. Bkz.; Akünal Teoman, Türk Medenî Hukukunda Tüzel Kişiler, İstanbul 1995, s.10.

[7] Çağlayan, a.g.e., s. 376.

[8] Taşkın, Alim; “Tüzel Kişilerin Kişilik Haklarının Korunması”, AÜHFD., 1991, C. 42, s. 1- 4, s. 208- 230. Emsal karar için bkz.; Y.19.CD, E: 2016/74, K: 2017/4574, T: 15.05.2017.

[9] Öztan, a.g.e., s.324.

[10] Dural, Mustafa ve Öğüz Tufan; Kişiler Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2001 s.234.

[11] Gözler, a.g.e, s.160.

[12] Dural, Öğüz, a.g.e, s.234.

[13] Serozan, a.g.e., s.27

[14] Öztan, a.g.e., s.324.

[15] Eroğlu, a.g.e., s.141.

[16] Türk Ticaret Kanunu, Kanun Numarası: 6102, Kabul Tarihi: 13/1/2011, Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih : 14/2/2011 Sayı : 27846, Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 50.

[17] Serozan, a.g.e., s.27-28

[18] Y.16.HD, E: 2010/8281, K: 2011/5899, T: 17.10.2011, (Corpus içtihat programı). Nitekim Danıştay 4. Dairesinin 2004/602 -2021 sayılı kararında da tüzel kişiliği sona erdirilmemiş şirketin mükellefiyetinin sona erdirilemeyeceği belirtilmiştir.

[19] Serozan, a.g.e., s.26.

[20] Dernekler Kanunu, Kanun Numarası : 5253, Kabul Tarihi : 4/11/2004, Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih : 23/11/2004 Sayı : 25649, Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5, Cilt : 44.

[21] Emsal karar için bkz.; Y.15.HD, E: 2016/5633, K: 2016/5021, T: 06.12.2016 (Corpus içtihat programı).

[22] Tanımdan bahseden emsal karar için bkz.; DAN.10.D., E: 2011/9329, K: 2015/4056, T: 06.10.2015, (Corpus içtihat programı).

[23] YCGK, E: 2012/1275, K: 2013/419, T: 22.10.2013, (Corpus içtihat programı).

[24] Emsal karar için bkz.; Y.9.HD, E: 2010/6273, K: 2010/6265, T: 09.03.2010: “davanın sendikalar kanunundan kaynaklanmakta olması, kamu düzenine ilişkin yönü bulunması ve dava konusuna göre davacıların böyle bir dava açmakta müşterek menfaatleri olması karşısında, davacıların tek bir dava dilekçesi ile ayrı ayrı harç yatırmadan, yalnız bir davacının yatırdığı harç ile dava açabileceklerinin kabulü gerekir.” (Corpus içtihat programı)

[25] Dural, Öğüz, a.g.e., s.236.

[26] Siyasi Partiler Kanunu, Kanun Numarası: 2820, Kabul Tarihi: 22.4.1983, Yayımlandığı R. Gazete: Tarih: 24.4.1983 Sayı: 18027, Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5, Cilt: 22, Sayfa: 290

[27] Dural, Öğüz, a.g.e., s.236.

[28] Kooperatifler Kanunu, Kabul Numarası: 1163, Kabul Tarihi: 24.4.1969, Yayımlandığı Resmî Gazete: Tarih: 10.5.1969 Sayı: 13195, Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5, Cilt: 8, Sayfa: 1955.

[29] YHGK, E: 2000/201, K: 2000/184, T: 22.03.2000: “…Davalı Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile tek tek önceden sözleşme imzalayıp sonradan davacı kooperatifleri oluşturan araç sahipleri kooperatifin genel sözleşme lehine aykırı davranıldığı gerekçesiyle çıkarlarının korunmasını teminen dava açılması için yönetim kuruluna yetki ve bir anlamda da görev vermişlerdir. Ortakların ekonomik çıkarlarını sağlamak ve korumakla görevli kooperatifler de görevlerinin gereğini yapmak durumundadırlar. Bu nedenle davada davacı kooperatiflerin aktif husumet ehliyetlerinin mevcut olduğunun kabulü gerekir…”

[30] Serozan, a.g.e., s.28.

[31] Eroğlu, a.g.e., s.141.

[32] Y.8.HD, E: 2017/10226, K: 2018/17282, T: 15.10.2018. (Corpus içtihat programı).

[33] Y.8.HD, E: 2017/10226, K: 2018/17282, T: 15.10.2018. (Corpus içtihat programı).

[34] Çağlayan, a.g.e., s. 377.

[35] Çağlayan, a.g.e., s. 377.

[36] Çağlayan, a.g.e., s. 377; ATAY Ender Ethem, İdare Hukuku, 2.Baskı, Ankara 2009, s.350; GÜNDAY Metin, İdare Hukuku, 10.Bası, Ankara 2011,s.533

[37] Yıldırım, Ramazan: İdare Hukuku Dersleri, 1.Baskı, Mimoza Yayın evi, Konya, 2005, s.23.

[38] Gözler, a.g.e., s.175. Başka bir yazara göre “Kamu tüzel kişisi olmak demek, idarenin bir organının veya kurumunun, genel idarenin dışında, ‘hak ve fiil ehliyetine’ sahip olması, yani hukukun ‘bir süjesi’ olması demektir”. Bkz.; Hafızoğulları, Zeki ve Arif Tarakçıoğlu, Ahmet “Nasıl Bir TRT ve Bir Kamu Tüzel Kişisi olarak TRT’nin Özerkliği ve Tarafsızlığı Meselesi”, AÜHFD, Cilt 47, Sayı 1-4, Yıl 1998, s.6.

[39] DAN.1.D., E: 2018/1032, K: 2018/871, T: 29.05.2018, (Corpus içtihat programı).

[40] DAN.1.D., E: 2018/1032, K: 2018/871, T: 29.05.2018, (Corpus içtihat programı).

[41] Özay, a.g.e., s.121.

[42] Bu yöndeki görüşler için bkz.; Atay, a.g.e., s.142; Yayla, Yıldızhan, İdare Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul, 2004, s.225.

[43] Çağlayan, a.g.e., s. 378.

[44] YHGK, E: 2006/134, K: 2006/140, T: 05.04.2006: “…Bakanlıkların Devlet tüzel kişiliğinden ayrı ve bağımsız tüzel kişilikleri yoktur. Çünkü, bakanlıklar Devlet kamu tüzel kişiliğinin birer organı konumundadırlar. Bununla birlikte bakanlıklar, Devlet tüzel kişiliğinin temsilcisi olmayıp, birer organı oldukları için, davada taraf ehliyetine sahiptirler. Devlet tüzel kişiliğini ilgilendiren davalardan temsil yetkisi Maliye Hazinesine aittir…”(Corpus içtihat programı).

[45] Çağlayan, a.g.e., s. 378.

[46] Y.19.HD, E: 2016/15567, K: 2016/13096, T: 10.10.2016.

[47] Devlet tüzel kişiliğinden ayrı ve bağımsız tüzel kişilikleri bulunmayan organların (örneğin bakanlıkların) Devlet kamu tüzel kişiliğinin birer organı konumundadırlar. Emsal karar için bkz.; YHGK, E: 2010/234, K: 2010/248, T: 05.05.2010. (Corpus içtihat programı).

[48] Çağlayan Ramazan, İdarî Yargılama Hukuku, 7.Baskı, Ankara 2015, s.114-119, 297 vd.

[49] YHGK, E: 2010/234, K: 2010/248, T: 05.05.2010. (Corpus içtihat programı)

[50] Dan, İDDK, E: 2009/670, K: 2012/81, T: 26.01.2012. (Corpus içtihat programı)

[51] “Devlet, başkent teşkilatı (Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Bakanlar Kurulu, Bakanlıklar…), taşra teşkilatı (il, ilçe, bucak) ve bunlara bağlı kimi kuruluşlar (Emniyet Genel Müdürlüğü, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı vb) ile birlikte tek bir tüzel kişiliği ifade etmektedir.” Bkz.; Çağlayan, a.g.m., s. 379.

[52] AYM, E: 2012/171, K: 2012/171, T: 12.02.2013, RG: S. 28567, T. 22.02.2013. (Corpus içtihat programı)

[53] 21.1.2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, Anayasanın 123/3 maddesinde yer alan “ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak” ibaresi “kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiştir

[54] YCGK, E: 2012/1354, K: 2013/437, T: 05.11.2013. (Corpus içtihat programı)

[55] DAN.13.D, E: 2011/912, K: 2015/1635, T: 28.04.2015. (Corpus içtihat programı)

[56] 6216 sayılı Kanun’un 46/1 maddesinde, bireysel başvurunun ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Buna karşılık aynı Kanunun 46/2 maddesinin birinci cümlesinde ise kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuru yapamayacakları ifade edilmiştir. Emsal karar için bkz.; AYM, E: 2012/1327, K: 2012/1327, T: 12.02.2013, RG: S. 28567, T. 22.02.2013. (Corpus içtihat programı)

[57] DAN.6.D, E: 2015/3375, K: 2017/1778, T: 09.03.2017.

[58] İl Özel İdaresi Kanunu, Kanun Numarası : 5302, Kabul Tarihi : 22/2/2005, Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 4/3/2005 Sayı : 25745, Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 44

[59] Yükseköğretim Kanunu, Kanun Numarası: 2547, Kabul Tarihi: 4/11/1981, Yayımlandığı R. Gazete: Tarih : 6/11/1981 Sayı : 17506, Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 21 Sayfa : 3.

[60] d) bendi şu şekilde düzenlenmiştir: “ Üniversite: Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur.”

[61] YHGK, E: 2014/566, K: 2015/1339, T: 13.05.2015.

[62] DAN.10.D, E: 2007/8051, K: 2010/8945, T: 09.11.2010.

[63] AYM, E: 2013/1430, K: 2013/1430, T: 21.11.2013, RG: s. 28851, T. 14.12.2013; Bireysel başvuru, kamu gücünün kullanılmasından kaynaklanan hak ihlallerine karşı tanınan bir yol olduğundan kamu tüzel kişilerine bireysel başvuru hakkı tanınması, bu anayasal kurumun hukuki niteliği ile bağdaşmamaktadır (B. No: 2012/22, § 28, 25.12.2012).

[64] Y.9.HD’nin 13.10.2005 gün 2005/4456 E, 2005/33378 K. sayılı kararı

[65] Y.9.HD’nin 2.5.2006 gün 2006/10643 E, 2006/12286 K. sayılı kararı.

[66] Giritli, Bilgen, Akgüner, a.g.e., s.443.

[67] Emsal karar için bkz.; Y.4.HD, E: 2014/16935, K: 2015/1564, T: 16.02.2015: “…2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nun 8/1. maddesi uyarınca tarafsız bir kamu tüzel kişiliğini haiz olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu hakkında anılan kanunun 8/2. maddesi uyarınca, söz konusu kanundaki özel hükümler ile düzenlenen hususlar dışında kalan konularda, kamu iktisadi kuruluşlarına uygulanan genel hükümler uygulanır. 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2/1. maddesi uyarınca ise 'teşebbüs' olarak adlandırılan Kamu İktisadi Teşebbüsleri, Kararnamenin 4/2. maddesi uyarınca söz konusu kanun hükmünde kararname ile saklı tutulan haller dışında özel hukuk hükümlerine tabidir. Bu bağlamda, TTK'nın 16/1. maddesi uyarınca özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek üzere kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar tacir sayılacağından, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'nun tacir sayılacağı hususu gözetilmeden yerel mahkemece görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…”

[68] DAN.10.D, E: 2007/7642, K: 2011/1076, T: 25.03.2011: “…Sonuç olarak, yayın yapılacak verici alt yapısını işletecek anonim şirkete TRT Kurumunun katılımını öngören dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında, TRT'nin özerk ve tarafsız kamu yayın kuruluşu olma özelliğinin, verici alt yapısının işletilmesiyle ilgili Anayasa ve yasalardan kaynaklanan haklarının göz ardı edilmesi, TRT'nin ayrıcalıklı ve özel konumunu koruyacak ilke ve esaslara yer verilmemesi, TRT Kurumuna ait verici alt yapısının şirkete devredilmeyeceği hususunun güvence altına alınmaması nedeniyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, "Türkiye Radyo - Televizyon Kurumunun Kuracağı veya Katılacağı Ortaklığa Dair Usul ve Esaslar Hakkında Karar"ın yürürlüğe konulmasına ilişkin 24.2.2007 tarih ve 26444 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13.2.2007 tarih ve 2007/11725 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının İPTALİNE,..”

[69] 21.1.2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanlığa” ibaresi “Cumhurbaşkanının görevlendireceği bakana” şeklinde değiştirilmiştir.

[70] AYM, E: 2011/141, K: 2013/10, T: 10.01.2013, S. : 28865, T. 28.12.2013: “…Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci ve 134 üncü maddelerindeki açık kurallara rağmen, Bakanlar Kurulunun 664 sayılı KHK’nin 3 üncü maddesiyle Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na, amaçlarıyla bağdaşmayan, amaçlarını gerçekleştirmeyi hedeflemeyen, amaçlarıyla ulaşmayı hedeflediği sonuçlara ulaşılmasını mümkün kılmayan üniversitelerin tarih bölümlerinin müfredat programlarına ilişkin görevler vermesi, Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci ve 134 üncü maddelerine aykırıdır…”

[71] Y.14.HD, E: 2013/5359, K: 2013/7140, T: 10.05.2013: “…Yukarıda yapılan açıklamaların ışığı altında somut olaya gelince; davacı Kırıkkale Barosu Başkanlığı, Kırıkkale Adliyesinde kurulu olan baz istasyonlarının sağlığı tehdit ettiğini belirterek kaldırılmasını istemiştir. Davacı Baro Başkanlığı, Avukatlık Kanunu gereğince tüzel kişiliği bulunan kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Barolar, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak konusunda yasal olarak yetkili kılınmış olmakla birlikte, Baroların hukukun üstünlüğünü savunma görevinin avukatlık mesleğinin geliştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden, Baronun avukatlık mesleğini ilgilendirmeyen ve avukatların ortak menfaatlerini koruma amacı dışında kalan işlemleri dava konusu etmesi durumunda, aktif dava ehliyetinin bulunduğu düşünülemez. Kuruluş amacı, avukatlık mesleğini geliştirmek ve avukatlık mesleğini yapanların birbirleri ve iş sahipleri ile aralarındaki ilişkileri geliştirmek olup onlar adına bu davayı açma görev ve yetkisi yoktur…”

[72] Günday, Metin: İdare Hukuku, 10. Baskı, Ankara 2013, s. 566.

[73] Yıldırım, Yasin/ Karan, Özdemir/ Tekinsoy, Üstün: İdare Hukuku, 4. Baskı, İstanbul 2012, s. 276.

[74] “Kamu kurumu niteliğinde” ibaresi bir yakınlaştırmayı sağlayan ve bu kişileri kamu kesimine sokan, yani “kamu tüzelkişiliğini” belirleyen bir kayıttır. Yoksa, meslek teşekküllerinin kamu kurumu olduğu kabul edilmek istenseydi, doğrudan doğruya “mesleki kamu kurumları” deyiminin kullanılması gerekirdi.” Özdemir İ.: Meslek Kuruluşlarının Kamu Kurumu Niteliği, TOBB Yayınları, Ankara 2004, s.24.

[75] Özer A.: Türkiye’de Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları (Anayasa Hukuku Açısından), Ankara 1994, s.13. Diğer bir söylemle, “kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurumu olmaktan uzaklaştırılarak kamu kurumu niteliğinde kabul edilmekle, kamu idaresi ve kamu kurumu dışında bunlardan ayrı ve farklı, nevi şahsına özgü (sui generis) bir kamu tüzelkişiliğine sahip kılınmışlardır”. Bkz.; Özdemir, s. 25, 26).

[76] Gözübüyük, Ş./Tan, T.: İdare Hukuku, C. 1, 8. Bası, Ankara 2011, s.298.

[77] Aynı yönde görüş için bkz.; Özdemir, s. 25, 26. Emsal karar için bkz.; YHGK, E: 2015/1391, K: 2017/434, T: 08.03.2017: “…Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği 6772 sayılı Kanun kapsamında “kamu kurumu” niteliğinde olmadığından, Türk Standardları Enstitüsünün %3,2 hissesini Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine devrettiği 29.04.2010 tarihinden itibaren davalı şirketteki devlete ait hisse oranının %50’nin altına düştüğü dikkate alındığında, davacının ilave tediye alacağının 29.04.2010 tarihine kadar hesaplanması gerekmektedir.”

[78] Özsunay, a.g.e., s.43; Giritli, Bilgen, Akgüner, a.g.e., s.375.

[79] Y.23.CD, E: 2015/15519, K: 2016/7039, T: 01.06.2016: “…Akdeniz İhracatçı Birlikleri’nin 4059 ve 5910 sayılı Yasalara göre kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olmaması mallarının da kamu malı sayılması karşısında; suça sürüklenen çocuğun Birliğe ait irtibat bürosu’nun demir kapısını kırmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemine uyan TCK'nın 151/1 maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin sanık hakkında yazılı şekilde TCK'nın 152/1-a maddesinden hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,…”

[80] YBGK, E: 1985/6, K: 1986/1, T: 20.01.1986: “…Tarım Satış ve Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkındaki Yasalar uyarınca kurulmuş bulunan kooperatif ve birliklerin yönetici kadrolarında çalışanların, bu kooperatif ve birliklerle aralarında çıkan ücret, tazminat ve benzeri uyuşmazlıklara bakmaya İş Mahkemeleri görevlidir…”

[81] Giritli, Bilgen, Akgüner, a.g.e., s.375.

[82] Çağlayan, Ramazan, "Hukukumuzda Kamu Tüzel Kişiliği Kavramı ve Kıstasları". Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 0 (2016 ): 0-0 http://dergipark.org.tr/tr/pub/mdergi/issue/24952/263391; ET: (26.04.2020), s. 385.

[83] Çağlayan, a.g.m., s. 385-390.

[84] Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun, Kanun Numarası: 5894, Kabul Tarihi: 5/5/2009, Yayımlandığı Resmî Gazete: Tarih: 16/5/2009 Sayı: 27230, Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5,Cilt: 48

[85] Y.11.CD, E: 2017/4285, K: 2018/76, T: 09.01.2018.

[86] Y.21.HD, E: 2010/3636, K: 2011/3705, T: 19.04.2011.

[87] Çağlayan, a.g.m., s. 385-390.

[88] DAN.10.D, E: 2010/6027, K: 2014/4144, T: 19.06.2014.

[89] AYM, E: 2010/61, K: 2011/7, : 06.01.2011, RG: S.27858, T. 26.02.2011. (bkz.; karşı oy gerekçesi)

[90] AYM, E: 2010/61, K: 2011/7, : 06.01.2011, RG: S.27858, T. 26.02.2011. (bkz.; karşı oy gerekçesi). “Başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu dava, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Statüsü’nün 25/5, 54/3, 56/1-c, 57/2-6, 61 ve 62/3 maddeleri ile Futbol Disiplin Talimatı’nın 1, 26 ve 50/1 maddelerinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla Borçlar Kanunu’nun 19. ve 20. maddeleri uyarınca mutlak butlanla batıl olduklarının tespiti ile Tahkim Kurulu’nun 6.10.2009 günlü kararının iptali ve TFF tarafından yasaya aykırı olarak alındığı belirtilen kararlar sonucu meydana gelen zararlardan dolayı istenilen maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.”

[91] Öğretide bu yönde yer alan görüşler için bkz.; Çağlayan, a.g.m., s. 388.

[92] Gözler, Kemal; İdare Hukuku, C:1, 2. Baskı, Bursa, Ekin Kitabevi, s. 161.

[93] Özdemir Kocasakal, Hatice: Sportif Uyuşmazlıkların Tahkim Yoluyla Çözümü ve Spor Tahkim Mahkemesi, İstanbul, Vedat Kitapçılık, s. 29; Avcı, Mustafa: "Spor federasyonlarının hukuki niteliği, idari teşkilat içindeki konumu ve bağımsızlığı sorunu", İÜHFM, Y: 2012, C: 70, S: 2, s. 14; Uz, Abdullah: "Sporla İlgili Uyuşmazlıkların Çözümünde Zorunlu Tahkim Yolu: Tahkim Kurulları ve Kararlarının Niteliği", Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Y: 2011/1, S: 13, s. 291.

[94] YCGK, E: 2015/592, K: 2019/512, T: 27.06.2019: “…atletizm sporcusu olan katılan ... hakkında sanığın başvurusu üzerine, Türkiye Atletizm Federasyonu Ceza Kurulunca ceza verilmesine ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğunun ve adı geçen Federasyonun da söz konusu yaptırımın uygulanması açısından TCK'nın 267. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yetkili makam niteliği taşıdığının kabulü gerekmektedir…”

[95] Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu, Kanun Numarası: 205, Kabul Tarihi: 3.1.1961, Yayımlandığı R.Gazete: Tarih: 9.1.1961 Sayı: 10702, Yayımlandığı Düstur: Tertip: 4 Cilt: 1 Sayfa: 982.

[96] “Nitekim Kurumun yönetiminde kamu hukuku kuralları geçerlidir (m.4-16). Kurumda zorunlu üyelik (m.17)ve zorunlu aidat (m.18) usulü geçerlidir. Alacaklarının tahsilinde kamu alacağının tahsili usulü geçerlidir (m.31). Kuruma vergi gibi bazı mükellefiyetlerden muaf tutulmuştur (m.35). Kurumun mal ve alacakları devlet malı ve alacakları ayrıcalıklarına sahip kılınmıştır (m.37).” Çağlayan, a.g.m., s. 389.

[97] Çağlayan, a.g.m., s. 389.

[98] Uyuşmazlık Mahkemesi, Hukuk Bölümü, E: 2013/1501, K: 2013/1787, T: 30.12.2013: “OYAK üyesi Astsubay olan ve kendisine tahsis edilen konut kredisi kesilerek alınan miktarı geri ödemesi istenilen davacının; Konut Kredisi Sözleşmesinin Feshi ve bu işleme dayalı olarak bakiye borcun ödenmesi yolundaki işlemin iptali istemiyle açtığı davanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenmesi gerekir.”

[99] DAN.13.D, E: 2016/3396, K: 2017/624, T: 13.03.2017: “…4734 sayılı Kanun'da belirtilen "Kamu hukukuna tabi olmak veya kamunun denetimi altında bulunmak veyahut kamu kaynağı kullanmak" ölçütleri bakımından OYAK'ın ve iştiraki olan şirketlerin 4734 sayılı Kanun kapsamında idare olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı; 205 sayılı Kanun'da "Milli Savunma Bakanlığına bağlı olmak" ibaresi yer alsa da, bunun 3046 sayılı Kanun'da ve dolayısıyla 4734 sayılı Kanun'da ifade edilen anlamda bir bağlı kuruluş olmayı ifade etmediği anlaşıldığından OYAK'ın ve iştiraklerinin Kamu İhale Kanunu kapsamında değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı…

[100] Y.13.HD, E: 2016/5569, K: 2016/9505, T: 05.04.2016: “…205 Sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu'nun 1.maddesinde: "Milli Savunma Bakanlığına bağlı olmak ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına bu konuda yazılı sosyal yardımları sağlamak ve merkezi Ankara'da bulunmak üzere (Ordu Yardımlaşma Kurumu) teşkil edilmiştir..." hükmü yer almaktadır. Yine aynı Kanunun 37.Maddesinde: "Kurumun her çeşit malları ile gelir ve alacakları, Devlet malları hak ve rüçhanlığını haizdir. Bunlara karşı suç işleyenler, Devlet Mallarına suç işleyenler gibi takibata tabi tutulurlar." düzenlemesi mevcuttur. Tüketici Mahkemelerinin görevini tayin eden 4077 Sayılı TKHK'nun 3/f maddesinde Satıcı:"Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere, ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek ya da tüzel kişileri ifade eder." biçiminde tanımlanmıştır…”

[101] Kalkınma Ajanslarının Hizmetlerine İlişkin Kanun, Kanun Numarası: 5449, Kabul Tarihi: 25/1/2006, Yayımlandığı R.Gazete: Tarih: 8/2/2006 Sayı: 26074, Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5, Cilt: 45. ) Bu Kanunun adı “Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun” iken 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 75 inci maddesi ile belirtildiği şekilde değiştirilmiştir.

[102] Madde 26 — (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 30/11/2007 tarihli ve E.: 2006/61, K.: 2007/91 sayılı Kararı ile.; Yeniden Düzenleme: 25/6/2009-5917/37 md.)

[103] 2.7.2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 75 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bu maddeye göre” ibaresi “Kalkınma Ajanslarında” şeklinde değiştirilmiştir.

[104] Çağlayan, a.g.m., s. 390.

[105] Y.23.HD, E: 2014/8503, K: 2015/2430, T: 29.04.2015.

[106] DAN.10.D, E: 2009/892, K: 2013/2856, T: 28.03.2013.

[107] Kemal Gözler, “Kamu Tüzel Kişiliği Kavramı Neye Yarar? K. Begüm İsbir’in Kamu Tüzel Kişiliği İsimli Doktora Tezinin Düşündürdükleri”, http://www.idare.gen.tr/kamu-tuzelkisiligi. pdf (idare.gen.tr’de ilk yayın tarihi: 4 Haziran 2018); ET: 01.05.2020.

[108] Çağlayan, a.g.m., s. 390-395.

[109] Çağlayan, a.g.m., s. 395-396.

[110] Kamu tüzel kişilerinin kamusal malları (devletin tüm malları) haczedilemez ve iflası istenemez.

[111] Alacaklarının tahsili özel bir usule tabidir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hangi Hukuk Fakültesi 1 ay önce

Merak ettim doğrusu yazar hangi Hukuk Fakültesi'nin öğrencisi?
Tebrik ederim güzle bir çalışma olmuş.
Gelecek vaadeden bir öğrenci.