banner590

07 Aralık 2020

KESİN ACİZ VESİKASI TALEBİNİN REDDİ - ŞİKAYET YOLUNA BAŞVURU - TAHSİL EDİLEMEYEN ALACAĞIN VERGİDEN DÜŞÜRÜLMESİ

Geçici aciz vesikası İİK m.105’/2de ‘’İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların kifayetsizliği anlaşıldığı surette dahi tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir.’’  denilmek suretiyle düzenlenmiştir. Kanun lafzından da açıkça anlaşıldığı üzere bu vesika aslında borçlunun haczcedilecek malı vardır ancak o mala biçilecek değer dosya borcunu karşılamamaktadır. Yani alacaklının talebi üzerine çıkılan menkul haciz esnasında borçluya ait haciz kabil malın değerinin alacağı karşılamaması durumunu tutanak altına aldığınızda artık geçici aciz vesikasına sahipsinizdir. Alacaklı taraf iseniz bu vesikanın size sağlayacağı tek yarar tasarrufun iptali davası açma olanağı tanımasıdır. Uygulama ve yüksek mahkeme kararlarında da görüleceği üzere tasarrufun iptali davasında geçici ya da kesin aciz vesikası dava şartıdır.

KESİN ACİZ VESİKASI NEDİR ?

Borç ödemeden aciz vesikası başlıklı İİK m.143/1’de  ‘’ Alacaklı alacağının tamamını alamamış ve aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan miktar için hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluya verir;…’’   şeklinde kesin aciz vesikası tanımlanmştır.

Aslında İİK 105/1de de  ‘’Haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı 143 üncü maddedeki aciz vesikası hükmündedir.’’  denilmek suretiyle kesin aciz vesikasının talep edilebileceği ikinci durum da açıklanmıştır.

Her iki kanun maddesinin lafzından yola çıkarak kesin aciz vesikasının talebi için iki durumdan söz edilebilir :

- Birinci durum İİK 143’te düzenlendiği gibi icra takibinin tamamlanması sonucunda verilen vesikadır. Buradaki en önemli nokta icra dosyasındaki tüm haciz ve satış işlemlerinin bitip eğer bir satış yapılmışsa paraların paylaştırılmasından sonra kalan alacağınız için verilendir.

Bu durumda icra takibi başlattığınız alacak türüne göre  tüm haciz işlemlerini tamamlayıp tahsilat ve reddiyatlar yapılmalıdır. Uygulamadan örnek vermek gerekirse bankalara gönderilen 89/1 talepleri sonucunda gelen paraların reddiyatı , borçlunun üçüncü kişilerdeki diğer hak ve alacakları (örn: vergi daireleri , belediyeler, işçilik alacakları, tazminatlar, şirket ortakları için kar ve tasfiye payları vs.) işyerindeki maaş haczi , taşınır ve taşınmazı var ise bunların satış işlemleri tamamlandıktan sonra halen daha alacağınız karşılanmıyorsa bakiye kalan kısım için kesin aciz vesikası düzenlenir.

Yine kanun lafzına bakacak olursak bu şartlar gerçekleştiğinde  aslında icra müdürünün işbu vesikayı re’sen düzenlemesi gerekmektedir zira hüküm emredici hüküm niteliğinde olup düzenlenmesini icra müdürünün takdirine bırakılmamıştır.(Talebin reddine ilişkin durum aşağıda incelenecektir.)

İkinci durum ise İİK 105/1’de düzenlendiği gibi menkul haczi sırasında borçlunun haczedilebilir bir malının bulunmaması durumunda icra memurunca haciz esnasında düzenlenen haciz tutanağı kesin aciz vesikası hükmünde olup İİK 143’e bağlanan tüm sonuçlardan faydalanabilme hakkı sağlar. Ancak burada uygulamada gözden kaçan bir noktayı belirtmek isteriz ki işbu haciz tutanağı tek başına bu sonuçları doğurmak için yeterli değildir. Borçlunun yine haczedilebilir başkaca bir malının bulunmaması gerekmektedir (uygulamada özellikle tasarrufun iptali davası açarken dava şartı olarak mezkur vesika yerine geçen tutanağı eklerken borçlunun başka malı olmadığına dair icra dosyasına gelen cevabi yazıları ekleyerek mahkemenin müzekkere yazma –cevap bekleme süresini hızlandırdığı gibi davanızın daha somut ve yazılı belgeyle ispatı açısından faydalı olacağı kanaatindeyim.) Kesin aciz vesikasında olması gereken hususlar İİK Yön. 51. maddesinde düzenlenmiştir :

-Dosya numarası

-Alacaklı ve borçlu tarafın adı-soyadı, yerleşim yeri adresi

-Takibin hangi yolla yapıldığı (ilamsız , kambiyo , ilamlı ya da uygulamadaki adıyla Örnek 7 , örnek 10 , örnek 6 vs.)

-Yapılan işlem sonucu (ALACAĞIN TAHSİL KABİLİYETİ YOKTUR ibaresi)

-Alacağın faiz ve gideri (icra dosyasına yapılan tebligat, haciz , satış masrafları vs.) ile birlikte miktarı

-Aciz vesikasının ne miktar alacak için verildiği (vesikaya bağlanan dosyanızda yapılan tahsilat,satış , satış işlemleri sonrasında kalan miktar)

-Kanuni dayanak(mevcut ve yürürlükteki hangi kyasal düzenlemeye göre verildiği yani İİK 143)

(ŞEKİL-1)

(Bu yazımızda kesin aciz vesikasının vergiden düşülmesine ilişkin sonucu üzerinde duracağımızdan konuyu dağıtmamak adına diğer sonuçlarına değinmeyeceğiz.)

KESİN ACİZ VESİKASI TALEBİ NİN REDDİ DURUMUNDA ŞİKAYET

Kanun lafzından açıkça anlaşıldığı üzere aslında iik 143/1 emredici hüküm niteliğindedir ve icra memurunun talep üzerine şartları oluşmuşsa bu vesikayı düzenlemesi gerekmektedir. Ancak uygulamada bu talep borçlunun ileride mal edinme imkanı , her yerde mal edinmiş olunabileceğinden malların tespit edilememesi , yeterli araştırmanın yapılmadığı vb.gerekçelerle hukuka aykırı olarak reddedilmektedir. Burada bir hakkın sürüncemede kalması durumu söz konusu olduğundan İİK m.16’ya dayanarak icra hukuk mahkemesinde süresiz şikayet hakkınızı kullanabilirsiniz.(Her ne kadar şikayet yoluna başvurulsa da hem ülkemizde yargılama sürecinin uzun olmasıhem de zaten alacağını tahsil edemeyen alacaklının tekrardan bir yargılama gideri yapması , mağduriyet üstüne mağduriyettir. Kesin aciz vesikası konusunda icra dairelerinin hukuka aykırı bu tutumunun değiştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.)

Şikayetin kabulü için ve sürecin uzamaması için yukarıda değindiğimiz şartların sağlandığından emin olmak gerekir.  İstanbul BAM 21. HD 17.01.2017 tarih 2017/59 E. – 2017/55 K. Sayılı kararında ‘’İcra dosyasının incelenmesinde borçlunun haczi kabil malvarlığının tespiti için gerekli araştırmaların yapıldığı, ancak haczi kabil hiçbir malının tespit edilemediği, aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartların oluştuğu anlaşılmıştır.İİK Madde 105 ise “Haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı 143’üncü maddedeki aciz vesikası hükmündedir. İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların kifayetsizliği anlaşıldığı surette dahi tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya 277’nci maddede yazılı hakları verir.” hükmünü içerir. İİK 105.maddesinde haciz tutanağının, 143.maddedeki aciz vesikası hükmünde olması, ayrıca şartları oluştuğunda aciz vesikası düzenlenmesine engel olmaz. Aciz vesikası düzenlenmesi şartlarının oluştuğu anlaşılmakla istinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak şikâyetin kabulüne, icra müdürlüğünün aciz vesikası talebinin reddine ilişkin işleminin iptaline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur:’’ diyerek icra hukuk mahkemesine yapılan şikayeti kabul etmiş ve icra müdürlüğünün işlemini de iptal etmiştir.

Yine Yargıtay da istikrarlı bir biçimde içtihatlarında aciz vesikasını verilmesinin reddolunması gereği  üzerine değil vesikanın verilmesi için yeterli araştırmanın yapılmadığından bahisle yerel mahkeme kararlarını bozmuştur.

KESİN ACİZ VESİKASINA BAĞLANAN ALACAĞIN VERGİDEN DÜŞÜLMESİ

(Bu kısım hukukçular açısından biraz daha teknik olmakla beraber sadece hukuki kısmına değineceğiz.)

Vesikaya bağlanan alacak miktarı , zaten alacağını tahsil edemeyen alacaklıya bir de vergi yükü doğurmaktadır. VUK’taki ilgili maddeler uyarınca bu alacağı gider olarak göstermek/muhasebeleştirmek mümkündür. Burada şüpheli alacaklar ve değersiz alacaklar kavramı  karşımıza çıkmaktadır. VUK  m.322’de değersiz alacaklar , m.323’te şüpheli alacaklar düzenlenmiştir :

-Değersiz Alacaklar          :Tahsil kabiliyeti olmayan , değerini kaybetmiş ve yargı kararına ya da kanaat verici vesikaya bağlanan ve alacaklının işletmesiyle ilgili olan alacaklarşeklinde VUK 322’de tanımlanmıştır. Kanaat verici belgelere örnek olarak (mahkeme nezdinde verilen) gaiplik kararı ,sulh anlaşması , mirası ret kararı, alacaktan vazgeçme(borçlunun da beyanı şartı ile) sözleşmeleri gösterilebilir.

-Şüpheli Alacaklar                 :Hemen belirtelim ki uygulamada kesin aciz vesikasına bağlanan alacakların küçük de olsa tahsil imkanı olduğundan şüpheli alacak kalemi olarak kaydedilmektedir. Ayrıca şüpheli alacakların karşılığının ayrılmasından sadece bilanço esasına göre defter tutanlar (yani VUK m.177’deki birinci sınıf tacirler ) faydalanabilir.

VUK m.323’teTicari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;1. (Değişik: 1/5/1981 - 2455/3 md.) Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;Şüpheli alacak sayılır’’ diyerek tanımlamıştır.

Bir alacağın şüpheli alacak olabilmesi ilk olarak işbu alacağım ticari/zirai bir ilişkinden kaynaklı olmasıdır. İkinci fıkradaki küçüklükten kasıt yapılacak dava/icra takibi harçları , noter masrafı , avukat masrafları , posta masrafları vs. alacak miktarınızla başa baş olmasıdır. Bu durumda haliyle bir protesto keşide ederek ya da borçluya bir ihtar ile bildirim yapma şartlarını tükettikten sonraşüpheli alacak kaydı için başvurunuzu yapabilirsiniz. Alacağınıza ilişkin ödeme emrini , mahkeme kararını (ya da sonuçlanmamışsa buna ilişkin dava açtığınızı gösterir belge) başvurunuza eklemelisiniz.

Yazımızın konusuna ilişkin olarak kısaca toparlamak gerekirse elinde kesin aciz vesikası olsa bile bilanço esasına göre defter tutan alacağı zirai/ticari nedenden doğma şartlarını taşıyan alacaklılar şüpheli alacak kurumundan faydalanarak tahsil edemedikleri alacaklarını muhasebeleştirebilecektir.

Uygulamada ekseriyetle icra müdürlükleri tarafından aciz vesikası düzenlenmediğinden ve yargılamaların da uzun sürmesi göz önünde bulundurulursa İİK 105/2’ye göre elinizdeki haciz tutanağı-İİK 143 hükmünde- ile borçluya ait herhangi bir mal olmadığına dair evraklar ile Vergi Dairesi Başkanlığı nezdinde bir talep formu oluşturarak da alacağınızın gider olarak gösterilmesini sağlayabilirsiniz (Hukukçular için teknik bir konu olduğundan mali müşavirinizden yardım almanızda fayda vardır.)

Av. Cansu MUZAÇA

                                                         

KAYNAKÇA  

KURU  Baki ,  İcra ve İflas Hukuku El Kitabı , Adalet Yayınevi , Ankara , 2013

YILMAZ  Ejder  vd. , İcra ve İflas Hukuku , Yetkin Yayıncılık  , Ankara , 2018

UYAR  Talih , TTB Dergisi , Sayı 70 , 2007

app.e-uyar.com

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı , www.sinerjimevzuat.com.tr


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.