KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ SUÇU

Kişi hak ve hürriyetleri, barış ve sükûnetin daimi tecellisi, güven ve sulhun temini, somut olayın özelliklerine göre mahremiyetin, hukuk devleti yoluyla sağlanması ya da korunması yine durum ve koşullar elverişliyse toplumun temel yapı taşı olan aile kurumuna yöneltilecek saldırı ve fiillerin iş bu madde yoluyla caydırıcılığı ele alınmıştır.

TCK 116/1 incelendiğinde, şikâyete tabi bir suç olduğu anlaşılmakla birlikte bir kimsenin konutuna veya konutun eklentilerine rızasız giren ya da rıza ile girdikten sonra çıkmayan kişi hakkında altı aydan iki yıla kadar mahkûmiyet kararı verilir denmektedir. Suçun temel şekli bu şekilde düzenlenmiş olup, suça konu oluşturacak fiiller hiç şüphesiz konuta rızasız ‘girmek’ ya da önceden verilmiş rızaya binaen girip ‘çıkmamaktır’.

Kasten işlenebilir bir suç olmakla birlikte, taksirle işlenebilmesi mümkün değildir çünkü ilgili kanunda suçun taksirle işlenebilirliği düzenlenmemiştir.

Pek tabi suçun maddi unsurlarının girmek ya da çıkmamak olduğunun bir kez daha altını çizmiş olmakla birlikte, bahse konu olan konuta veya eklentisine fiili olarak dâhil olmadan (girmeden) gerçekleşen fiillerin akıbeti ne olacaktır?

Fikrimizce lafzi yorum metoduna göre, kanun metni çok açık olmakla birlikte kamu düzeni açısından da korunan menfaatler göz önüne alındığında tipik suç unsurları konuta veya eklentiye girmek ya da çıkmamaktır[1] bu sebeptendir ki ilgili madde metninin ihlali için yukarıda bahsedilen seçimlik fiillerden mutlaka birinin varlığı gereklidir. Binaenaleyh altını çizmek isteriz ki bu hususta Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018 tarihli kararı mevcuttur detaylı bilgi için lütfen bakınız[2].

TCK 116/2’yi incelediğimizde, rıza aranmaksızın girilmesi hayatın olağan akışına ters düşmeyecek yerler dışında kalan iş yerleri ve eklentilerinde, şikâyet üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ya da adli para cezası ön görülmüştür.

Mahkûmiyet kararı verilebilmesi için takibi şikâyete bağlı olmakla birlikte TCK 106’nın sadece aile konutu ya da yerleşim yerindeki düzen ve salahiyet için hukuk düzeninde kendine yer bulduğunu söylememizin yanlış olacağının en güzel örneğidir. İlgili madde metni konut, konutun eklentisi, iş yeri ve iş yerinin eklentilerini de kapsamaktadır, somut olayın özelliklerine göre hüküm tatbik edilmelidir. Yine birinci fıkra için söylediğimiz hukuka uygunluk ölçütü olan rıza (onay) bu düzenleme için de geçerlidir.

Madde metninde bahsedilen ‘açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler’ kavramından fikrimizce anlaşılması gereken; Oyun Salonları, İnternet Salonu, Çay Bahçesi vb. yerlerdir.

Pekâlâ, Eklenti kavramından ne anlamamız gerekecektir?

Türk Medeni Kanunu 686/2-3 uyarınca, Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır. Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez, şeklinde tanımlanmıştır. Eklenti, asıl malın temel unsurunu oluşturmamakla birlikte, asıl malla arasında işlevsel bir ilişkinin bulunduğu söylenebilir.

Madde metninden yola çıkacak olursak, konut veya eklentileri kavramından; Bahse konu olan konut bahçeli müstakil bir evse, konutu sarmalayan ya da bahçeyle yol arasındaki ayrımı sağlayan çitlerin, konutun eklentisi sayılabileceğini fikrimizce söyleyebiliriz bu sebeptendir ki rıza olmadan çitleri aşan ya da kıran[3] ya da rıza olmakla birlikte bahçeden çıkmayan kimse TCK 116’yı ihlal etmiş olacaktır.

Bu hususta bahçelerin hukuki niteliği doktrinde tartışma konusu olmakla birlikte ‘ortak alan’ diye tabir edilen yerlerin ‘eklenti’ vasfını taşıyabileceği kanaatindeyiz, günümüzde siteleşme ve kat irtifakı hususu kat mülkiyeti kanunu uyarınca ayrı ayrı bağımsız bölümlerde yer aldığı için sitelerin bahçelerinin, asansörlerinin, depolarının ortak alan olduğu kuşkusuz olmakla birlikte eklenti niteliği taşıyıp taşımadığı somut olayın özellikleri doğrultusunda tartışma konusu olmaktadır. Altı çizilmelidir ki, Kat Mülkiyeti Kanunu md.6 uyarınca eklenti niteliği taşıyan kısımlar kanunca sayılmış olmakla birlikte ‘eklentiler’ ibaresinden tahdidi olmadığı anlaşılmaktadır. İşte tam da bu sebeptendir ki, eklenti kavramının geniş tutulması gerekliliği ve bağımsız bölümlere tahsis edilen eklentilerin, bağımsız bölümlerin bütünleyici parçasıymışçasına tahsis edilebileceği ve ilgili kanunun 116. Maddesince olası bir ihlal söz konusu olduğunda bahçelerin eklenti kapsamında değerlendirilip konuyla alakalı soruşturma başlatılabileceği kanaatindeyiz.

Madde metninin son fıkrasında ise ağırlaştırılmış hali (nitelikli hal) söz konusu olup, cebir veya tehdit kullanmak suretiyle ya da gece vakti söz konusu fiillerin icra edilmesi halinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmolunacaktır.

Gece vakti konut dokunulmazlığının ihlali söz konusu olduğunda şikâyet üzerine başlatılacak olan soruşturma TCK 116/4 üzerine olmalıdır.

Muhammet  Can KARACA

Hukuk Fakültesi Öğrencisi

------------------------

[1] Konunun daha iyi anlaşılabilmesi açısından örneklendirme yapmak gerekirse, konuta fiili olarak giriş yapmadan dışarıdan bakmak, taciz etmek, sesli veya görüntülü iletilerde bulunmak, ilgili kanun maddesini fikrimizce ihlal etmeyecektir.

[2]ARTUK- AKCAN, Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçu (TCK m. 116), D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş TEZCAN’a Armağan, C.21, Özel S. 2019, s. 2703-2728

[3] Mala zarar verme suçunun da oluşacağı aşikardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.