banner590

25 Mayıs 2021

KONUT VE ÇATILI İŞYERİ KİRALARININ UYGULAMA ALANLARI

KİRA SÖZLEŞMESİ

Kira sözleşmesi TBK m.299’da şu şekilde tanımlanmaktadır: “Kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” Taraflar arasında devamlı borç ilişkisi kuran rızai, karşılıklı borç doğuran bir sözleşmedir Görüleceği üzere kira sözleşmesi, kiraya verenin söz konusu şeyi kullanımını veya yararlanılmasını kiracıya bıraktığı, kiracının da bunun karşılığında bedel ödemeyi üstlendiği bir sözleşme türüdür. Kira sözleşmesi tanımı, konut ve çatılı işyeri kiraları ile ürün kiralarını kapsayan bir kavramdır.

Kira sözleşmesi Genel Hükümler TBK m.299-338 arasında yer almaktadır. Konut ve çatılı işyeri kiraları m.339-356 arasında yer bulurken, ürün (hasılat) kiraları ise m.357-378’de düzenlenmiştir.

Kira sözleşmelerinde iki tarafın varlığından söz edilir. Kiraya veren ve kiracı. Kiraya veren, kiracının kullanımına bırakılacak şeyi ona teslim etmeyi taahhüt eden kişidir. Kira sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için kiraya verenin malik olması şart değildir.  Kiracı ise, kiraya veren ile aralarında yapılan sözleşme ile kira bedeli ödemeyi üstlenen kişidir. Fiil ehliyetine sahip herkes kiracı olabilir.

Ürün kirası ile konut ve çatılı işyeri kirası dışında farklı kira sözleşme türleri de vardır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 299 ile 378. Maddeleri arasında düzenlenmekte olup, üç ana başlıkta ele alınmıştır. Birinci başlıkta Genel Hükümlerden, ikinci başlıkta Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarından ve üçüncü başlıkta ise Ürün Kirasından bahsedilmiştir.

Konut ve çatılı işyeri kiraları ile ürün kirası konularında özel hüküm bulunmadığı ve nitelikleri uygun düştüğü müddetçe kira sözleşmesine ilişkin genel hükümler uygulanır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, yenilenen 6098 sayılı Borçlar Kanunu eski kanuna kıyasla daha fazla kiracıyı koruyan hükümler içermektedir.

Kiralanan bir bedel karşılığında kiralanan bir şeyin kullanılması amaçlanıyorsa kira sözleşmesi; bir bedel karşılığında bir şeyden veya haktan yararlanılması amaçlanıyorsa ürün kirası sözleşmesi demek yanlış olmaz.

Kira Sözleşmesinin Nitelikleri

Kira sözleşmesi; şahsi hak oluşturur, bir borç sözleşmesidir, ivazlıdır ve tam iki tarafa borç yükler, sürekli borç doğurur, rızai bir sözleşmedir, kiralayanın belirli bir süre eşyasını belli bir bedel karşılığında kiracıya teslimidir.

Kira sözleşmesinin konusunu oluşturan şey taşınır veya taşınmaz eşya olabilir fakat tüketilen şeyler sözleşme konusuna girmez. Kira sözleşmesinin oluşabilmesi için öncelikle taraflardan birinden öneri gelmelidir ve diğer taraf da bu öneriyi kabul etmelidir. Sözleşme kurulurken hata-hile-ikrah meydana gelmişse, sözleşme geçerliliğini yitirir.

KONUT VE ÇATILI İŞYERİ KİRALARI

I) Genel Olarak

Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunu yürürlükten kalkmasıyla, 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu’na konut ve çatılı işyeri kiralarında uygulanacak bazı özel hükümler getirilmiştir, 339. Madde vd. ele alınmıştır. Getirilen bu hükümlerin amacı ekonomik anlamda zayıf konumda bulunan kiracıyı korumaya yöneliktir. Adından da anlaşılacağı üzere konusu konut ve çatılı işyerleridir.

Konut ve çatılı işyerlerinin tanımı kanunda yapılmamıştır. Bu sebeple büyüklüğü, lüks olması, boyutu, nitelikleri uygulama açısından önem teşkil etmemektedir. Kiracıya bırakılan eşyalara ilişkin de konut ve çatılı işyeri kiraları hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış olup, bu kapsamdaki menkul ve gayrimenkul eşyalara TBK’nun 339-356. Maddeleri uygulama alanı bulacaktır.

Doktrindeki görüşlerden yola çıkacak olursak konut kavramı, kişiyi çevrenin etkilerinden koruyan ve özel hayatını idame ettirmesini sağlayan yapıdır. Kanunda konut için ayrıca çatılı ibaresi eklenmemiştir. Bunun sebebi ise üstü örtülü olması yeterlidir düşüncesidir.

Kanunda görüldüğü gibi işyerinde aranan özellik çatılı olmasıdır. Buradan anlaşılacağı üzere, kanun çatısız işyerlerini uygulama dışında bırakmıştır. İşyeri, kiracının ticari işlerini yaptığı ve mesleğini sürdürdüğü yer olarak tanımlanabilir.

Dernek ve vakıfların amaçları ticari olmamasına rağmen kiraladıkları taşınmazlar işyeri kirası olarak sayılabilir. Ek olarak, kiracının yapacağı meslekle ilgili olmayan yerler hakkında yapılan kira sözleşmeleri işyeri kirası olarak sayılamaz.

II) Uygulama Alanı

Konut ve çatılı işyerlerinin uygulama alanını TBK 339’da ele alınmıştır. Madde 339/1’e göre: “Konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler, bunlarla birlikte kullanımı kiracıya bırakılan eşya hakkında da uygulanır. Ancak bu hükümler, niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmalarında uygulanmaz.”

Bu fıkrada bahsedilen üç unsur bulunmakta olup, konut veya çatılı işyeri kirası sözleşmesinin bulunması, eşyanın kullanımının kiracıya bırakılması ve eşyanın kullanımının bırakılmasının bağlantılı sözleşme yasağı kapsamında değerlendirilmemesidir. Bu şartların varlığı durumunda bahsedilen eşyalar hakkında konut ve çatılı işyeri hükümleri uygulanır. Ayrıca geçici kullanım amaçlı taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmalarında bu hüküm uygulanmaz. Geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazları örneklemek gerekirse yazlık, devre mülk, otel, motel ve pansiyonlardır.

Bu maddenin birinci cümlesinde kanun koyucu tarafından, taşınmaz kavramına yer verilmezken ikinci cümlesinde taşınmazdan bahsedilmiştir. Doktrinde iki görüş hakimdir. Birinci cümlede taşınır/taşınmaz kavramından bahsedilmediği için konut ve çatılı işyeri kiraları kavramının içerisine hem taşınır hem de taşınmazlar girmelidir. Ağırlıklı olan görüşe göre ise, yasa koyucu bilinçli olarak ikinci cümleye taşınmaz kavramını eklemiş olup, TBK md. 339 vd. hükümlerinin yalnızca taşınmazlar için geçerli olacağıdır.

Madde 339/2’ye göre ise: “Kamu kurum ve kuruluşlarının, hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine de bu hükümler uygulanır.” Bu hükme göre, kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu kira sözleşmelerinde konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Taraflardan bir tanesi özel hukuk/kamu hukuku tüzel kişisi veya gerçek/tüzel kişi olabilmektedir.

A) Konut Kavramı

İmar Kanunu md. 5’ e göre, “Bina; kendi başına kullanılabilen üstü örtülü ve insanların girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.”

Taşınırın/Taşınmazın konut olarak sayılması için bazı koşullar vardır. Mesela söz konusu konut kişileri yağmur, kar, fırtına, soğuk, sıcak gibi dış etkilerden korumalıdır. Kişilerin barınma ihtiyacının karşılanması yanında ayrıca güvenliğini ve mahremiyetini de sağlamalıdır. Örnek vermek gerekirse, çadırlar güvenli değildir, her mevsim insanları dış etkiden koruyamaz bu nedenle konut kavramının içerisinde sayılamaz.

Türk Borçlar Kanunu’nda konut için ayrıca ‘çatılı’ kavramı kullanılmamıştır. Doktrindeki yaygın görüşe göre çatılı ya da çatısız olsun TBK md.399 uygulanabilecektir.

TBK md. 395’te konutun lüks veya büyük olup olmaması konusunda açıklama bulunmamaktadır. Burada yola çıkarak şunu söyleyebiliriz ki; rezidans, havuzlu villa, sobalı küçük ev, kerpiç evdeki kiracılar bu hükümden yararlanabileceklerdir.

TMK 194 ve TBK349 hükümlerine bakıldığında görüleceği üzere, aile konutunun korunması büyük önem taşımaktadır. Aile konutu olarak kiralanan konutun kira sözleşmesinin feshedilebilmesi için kiracı olmayan eşin de açık rızası gerekmektedir. Eğer ki sözleşmenin tarafı kiracı kirayı ödemezse, kiraya veren sözleşmeyi feshetmeden önce taraf olamayan eşe de fesih bildirimini iletmesi gereklidir. Bu sayede habersiz tahliye edilmemesi amaçlanmıştır. Ayrıca kiracı olmayan eş, kiralayana bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı haline gelebilmektedir.

İkametgah ve konut kavramları farklılık arz etmektedir. Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma amacıyla oturduğu yerdir ama konut ise kişinin az veya çok zaman geçirdiği yerdir. Gerçek kişilerin, derneklerin ve vakıfların yalnızca bir tane ikametgah adresi olabilir. Bir kişinin bir tane ikametgahı olmasına rağmen birden fazla konutu olabilir hatta bu konutlarda kiracı olabilir. İkametgah ile konutu aynı başlık altında düşünürsek kiraya veren yazlığa ihtiyacım var diyerek kiracıyı tahliye edemez. Yargıtay’ın görüşüne göre ikametgah ve konut farklı yorumlanmıştır.

B) Uygulama Alanına Girmeyen Durumlar

Yurtlar, kapıcı dairesi, lojmanlar, ibadet yerleri, niteliği gereği kullanıma özgülenmiş taşınmazlar ve ürün kirası konut ve çatılı işyeri kirasının uygulama alanına girmemektedir.

Şehir dışından okumaya gelen öğrencilerin barınma ihtiyacını karşılayan özel ve devlet yurtları mevcuttur. TBK md. 399’un uygulama alanına girmez.

Kira sözleşmesinin ana unsurlarından biri de kira bedelidir. Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre, görev süresince kapıcı dairesinde oturan kiracıdan kira bedeli alınamadığından konut ve çatılı işyeri kirasının uygulama alanına girmez.

Lojmanlar, kamu kuruluşunda çalışan memurlara ücretsiz veya az bir ücret karşılığında tahsis edilen konuttur. Kişi, o kurumunda çalıştığı için emeği karşılığında verilir. Lojmanlar kamu malı sayıldığından ve farklı mevzuata tabi olduğundan dolayı 6098’in kapsamı dışında kalmaktadır.

İbadet yerleri, dini vecibelerin yerine getirilmesi için kamuya tahsis edilmiş mekanlardır. Kamuya özgülendiklerinden dolayı kiraya verilemezler.

C) Çatılı İşyeri Kavramı

İşyeri, “İşletme tarım, sanayi, ticaret, bankacılık vb. iş alanlarında, kar amacıyla bir sermeye yatırarak kurulan kurum” olarak tanımlanmıştır. Örneğin, dükkan, mağaza, fabrika, depo gibi yerler işyeri niteliğine haizdir. Kanunda özellikle çatılı işyeri denmiş olmakla, çatısız işyeri kavramı bilinçli olarak maddeye eklenmemiştir. İlk başta konut amacıyla kiralanan meskenin sonradan işyeri amacıyla kullanılması durumunda işyeri kirasından söz edilemez. Çatısız işyeri kiralarında, kira sözleşmesine yönelik hükümler uygulama alanı bulur. Veyahut hobi olarak kullanılmak amacıyla kiralanan konutlar da işyeri kirası olarak sayılmaz.

Hem işyeri hem konut amacıyla kiralanıp kullanılan meskende konut ve çatılı işyeri kiraları hükümleri uygulanır. Kiralanırken boş olan ama kiraladıktan sonra sözleşmeye aykırı bir şekilde arsaya yapı inşa edilirse konut ve çatılı işyeri hükümleri uygulanmayacaktır.

D) Geçici Kullanıma Özgülenmiş Taşınmaz

TBK md. 339/1’e göre, geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmaları halinde uygulanmaz. Örneğin, otel, stant, motel, pansiyon, devre mülk… Geçici kullanıma özgülenmiş olsa da olmasa da eğer ki sözleşmesinin süresi altı aydan uzun ise veyahut sürekli kullanıma özgülenmiş bir meskense ama altı aydan kısa bir süre kullanılmışsa kira ve çatılı işyeri kiraları hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

Yine aynı maddede ‘taşınmaz’ denmiş olup, taşınırlar bu hükmün dışında bırakılmıştır. Doktrindeki bazı görüşlere göre taşınmaz kelimesi bilerek konulmamıştır. Bu nedenle taşınırlar da konut ve çatılı işyeri olarak sayılmalıdır.

E) Kullanımı Kiracıya Bırakılan Eşya

TBK’da konut ve çatılı işyerlerine ilişkin hükümlerde kullanımı kiracıya bırakılan eşyadan bahsedilmiştir fakat herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Bu nedenle eşya denildiğinde hem taşınır hem de taşınmaz olarak alabiliriz. Kiracının kullanımına bırakılan eşya, asıl eşyanın kullanılmasıyla ilişkili, bağlantılı olmalıdır.  Örneğin, müstakil bir evin müşteminatı veya garajı, mobilya, beyaz eşya, sandalye, masa vb.

Kiralanan şeyle birlikte bazı taşınır/taşınmazların kullanımı da kiracıya verilebilir. Bu verilen eşya da TBK 3339 vd. hükümlerine tabidir. Bu bağlantılı sözleşme kapsamına girmez ve şarta bağlı yapılmaz.

III) Kiracı Aleyhine Düzenleme ve Sözleşmede Değişiklik Yapma Yasağı

Türk Borçlar Kanunu’nda genel olarak kiracıyı koruyan hükümlere yer verilmiş olup kiracı aleyhine düzenleme ve sözleşme yapılmaması için sınırlandırıcı hüküm getirilmiştir. TBK md. 346 gereğince, “Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.”  Bu maddeden de anlaşılacağı üzere, kiracıya kira bedeli ve yan giderler yükletilebilir, ancak bunlar dışında kiracının üzerine herhangi bir sorumluluk yükletilemez, bu tarzda bir sözleşme akdedilse bile kesin hükümsüz sayılacaktır. Örnek vermek gerekirse kira bedellerinin muaccel olacağı veyahut cezai şart hükmü sözleşmeye konulamaz.

TBK md. 343’de, “Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.” denmektedir. Buna göre kiranın belirlenmesi dışında kira sözleşmelerinde sadece kiracı aleyhine değişiklik yapılamazken lehine değişiklik yapılabilmektedir. Bu hüküm nispi emredicidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, aynı konut hakkında taraflarca farklı bir kira sözleşmesi yapılabilmekte olup, kira süresini de kısaltma yolu gidilebilecektir.

IV) Kira Sözleşmesi ile Bağlantılı Sözleşmeler

Konut ve Çatılı İşyerlerindeki bağlantılı sözleşmelere kanunda yer verilmiştir. TBK md. 340’da, “Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kurulması ya da sürdürülmesi, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlanmışsa, kirayla bağlantılı sözleşme geçersizdir.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesiyle bağlantılı olarak bir işlem yapılmışsa yapılan bağlantılı sözleşme geçersiz, kesin hükümsüz olacaktır. Burada amaçlanan ise kiracının zayıf konumundan yararlanmak isteyen kiraya verenin kötüniyetinden kiracıyı korumaktır. Yapılan bağlantılı işlem, asıl kira sözleşmesi ile doğrudan ilişkili olamamalıdır. Böyle bir işlem yapılmışsa, kira sözleşmesi geçerliliğini koruyacaktır fakat bağlantılı sözleşme geçersiz olacaktır. Örneğin; önceki kiracının evde bıraktığı eşyaları bağlantılı sözleşme ile şimdiki kiracıya satılması geçersizdir. Buna karşılık, kiracının, kiralanan gayrimenkulde yöneticilik yapmayı kabul etmesi bağlantılı sözleşme kapsamına girmemektedir.

Söz konusu bağlantılı işlemin alacaklısı kanunda belirtilmemiştir. Yani karşı taraf kiraya veren olabileceği gibi, 3. Bir kişi de olabilir. Her halükarda yapılan işlem geçersizliğini sürdürecektir.

Bağlantılı sözleşme kesin hükümsüz olduğundan dolayı butlandır ve geçmişe etkilidir, geçmişe yönelik yapılan işlemlerin hepsi geçersizdir. Hakim tarafından re’sen gözetilir.

V) Kullanım Giderleri

TBK md. 341 : “(1) Kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında, sözleşmede aksi öngörülmemişse veya aksine yerel adet yoksa, ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerine katlanmakla yükümlüdür. (2) Giderlere katlanan taraf, bu giderleri ispat edici belgelerin birer örneğini, istem üzerine diğer tarafa vermek zorundadır.”

Bu maddeye göre yerel adet yoksa veyahut kira sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa, kullanımdan kaynaklı giderler kiracıya aittir. Bahsedilen bu giderlere ısıtma, aydınlatma, atık su, kapıcı ücretleri, sıcak-soğuk su, kablolu televizyon giderleri de dahildir. Kiraya verenin katlanılan bu giderlerin belgelerini talep etmesi durumunda, giderlere katlanan kiracı bunların kopyalarını vermesi gerekmektedir.

Kira sözleşmesinde taraflar, kullanım giderlerinin kiraya veren tarafından ödeneceğini de kararlaştırmış olabilirler.

Kullanım giderleri kanunda belirtildiği gibi kiradan ayrı ödenebileceği gibi, kira bedeli ile birlikte de ifa edilebilir. Ayrıca götürü veya avans şeklinde de ödenebilmektedir. Şayet bu kullanım bedelleri kira ücretiyle beraber ödenmesi kararlaştırılmışsa, apartman yönetimine ödenecek giderleri kiraya veren öder, ama kişisel kullanımdan kaynaklı olan elektrik-su gibi giderlerin kiracı tarafından ödenmesi görüşü hakimdir.

ÜRÜN KİRALARI

I) Genel Olarak

Türk Borçlar Kanunu’nda 357 ile 378. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK 357’de: “ (1) Ürün kirası kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir. (2) Ürüne katılmalı kira, kira bedelinin devşirilecek ürünün belli bir oranı olarak kararlaştırıldığı ürün kirasıdır. Bu oran sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa, yerel âdete göre belirlenir.” Birinci fıkraya göre ürün kirası, kiraya verenin ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanım ve yararlanılmasını bedel karşılığında kiracıya bırakmayı üstlendiği sözleşmedir. Ürün kirasının konusu, ürün veren şeyler ve haklardır.

Kiraya verenin ürün veren hakkı veya bir şeyi kullanması veya işletmesi için kiracıya vermesi, kiracının da kira bedeli ödemeyi veyahut toplanan ürünün belli bir miktarını vermeyi borçlanmasıdır. Ürün kirasına ilişkin kanunda özel hüküm bulunmadığı takdirde kira sözleşmesinin genel hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

 II) Hukuki Nitelikleri

Ürün kirası, kira sözleşmelerinde olduğu gibi ivazlı, iki tarafa tam borç yükleyen, rızai ve sürekli bir sözleşmedir. Bu sözleşme kişiye kişisel hak sağlar. Kiraya veren ürün veren şeyin kullanılmasını sağlarken, kiracı ise o şeyi en iyi şekilde kullanma ve işletme borcu altına girer.

III) Unsurları

Ürün kirasının konusu semere getiren bir taşınır, taşınmaz, hak veya işletme olabilir.

A) Ürün veren bir şey-hak

Ürün veren bir şey veya hak, doğal ürün de olabilir hukuki ürün de olabilir. Örneğin; faiz, kira bedeli hukuki ürünken, meyve, sebze, taş, kum vb. doğal üründür. Bu ürünlerin toplanması ve elde edilmesi sözleşmenin konusunu teşkil edebilir. Elde edilen bu semereler medeni semere ve tabii semere olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Medeni semere, sözleşmenin konusu olan mal/haktan gelir elde etmek amacıyla kuruluna ilişkidir. Ürün kirası sözleşmesinin konusu ürünlerin toplanması da olabilir medeni ürünleri elde etmek de olabilir. TBK 357/2’de de görüleceği üzere ürünün belli bir oranının kira bedeli olarak kararlaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır. Örneğin, fikri haklar veya kira alacakları

Tabii semere ise, aralıklı zamanlarla tekrarlanan ürünlerle o maldan gelir elde edilmesinin caiz sayıldığı durumdur. Örneğin portakal ağacından elde edilen portakallar.

B) Kira Bedeli

Ürün kirası borcu, kira sözleşmesinde olduğu gibi ivazlı olduğundan kiracı bedel ödemelidir, kiraya veren de karşı edimini gerçekleştirmelidir. Bu bedel para da olabilir, elde edilen ürün de olabilir, ya da yarısı ürün yarısı para olabilir.

C) Tarafların Anlaşması

Taraflar söz konusu sözleşmeyi yaparken karşılıklı olarak anlaşmaları, irade beyanlarının aynı doğrultuda olması gerekir. Öncelikle sözleşmenin esaslı unsurları açısından irade beyanlarının uygun olması gerekir. Bu anlaşma açık da olabilir zımni de. Tarafların sözleşme ehliyetine sahip yani tam ehliyetli olmaları gerekmektedir. Ek olarak Sözleşme için öngörülmüş herhangi bir şekil şartı yoktur.

Av. Ecem ŞAHİN


Anahtar Kelimeler:
KİRA SÖZLEŞMESİ
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.