17 Ekim 2022

LEKELENMEME HAKKI BAĞLAMINDA YARGILAMANIN HABERE KONU OLMASI

Konumuz kapsamında ilk olarak kişilerin lekelenmeme hakkı ve basın özgürlüğünün ne olduğuna ilişkin tanımlara bakacak olursak;

Lekelenmeme hakkını, suç şüphesi nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişinin bu işlemlerden dolayı onur, şeref ve haysiyetinin zarar görmemesi, toplum içindeki saygınlığının zedelenmemesi, hakkında henüz kesin hüküm verilmemiş kişinin masumiyetine zarar verecek, kişiyi toplum nezdinde mahkûm edecek her türlü söz, yayın, haber gibi davranışlardan kaçınma olarak tanımlayabiliriz.(1)

Basın Kanunu’nun 3’üncü maddesinde ise “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir” denilmiştir. Basın özgürlüğü bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerdiği kabul edilmiştir.

1982 Anayasasının 26/2 ve basın özgürlüğünün tanımının yapıldığı 5187 sayılı Basın Kanunun 3.Maddesinde basın özgürlüğünün hangi durumlarda sınırlandırabileceği de açıklanmıştır. Anayasa ve kanunda belirtilen sınırlamalardan ‘’başkalarının şöhret ve haklarının’’ kavramı aslında bir noktada lekelenmeme hakkının korumaya yönelik olarak düzenlendiği basın yoluyla kişilerin şöhret ve itibarlarının tehlikeye düşürülmesinin önüne geçmeyi hedeflediği söylenebilecektir. Yine bu kapsamda 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Kanunu Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” ve 5237 sayılı TCK 285 ve diğer bazı  düzenlemelerle basın yoluyla kişilerin lekelenmeme hakkının ihlalinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Ülkemizde faaliyet gösteren haber dağıtıcı konumundaki haber ajansları sadece adliyede bulunan ve yargıya intikal etmiş ve haber niteliği taşıyabilecek haberlerin araştırmasını yapan basın çalışanlarını bünyesinde bulundurmaktadır. Bu kişiler soruşturma ve kovuşturmaları takip ederek haber niteliği taşıyan adli olayları haberleştirmektedir. Tam bu noktada bu kişilerin ve haber yapımında görev yapan diğer basın çalışanlarının ne ölçüde genel hukuk kaidelerine, basın kanuna ve lekelenmeme hakkına riayet ettikleri önem kazanmaktadır. Şunu önemle belirtmek isteriz ki bu alanda görevli basın çalışanlarının çoğunlukla teorik ve  pratik hukuk bilgisinin yeterli olmadığı göze çarpmaktadır. Haber ajansları da bu alanda çalışan kişilerde ‘’hukuk nosyonuna’’ sahip olmak gibi ek bir nitelik de aramadığını düşünmekteyiz.

Konunun en kritik noktasına gelecek olursak ; Ülkemizde toplumun en az bilgi sahibi olduğu veyahut yanlış bilgi sahibi olduğu alanlardan biri hukuktur. Toplumumuzun temel hukuk bilgisi ne yazık ki zayıftır. Kanaatimizce toplumumuzun büyük bir kısmının amiyane tabirle çeyrek hukuk bilgisi dijital, görsel ve yazılı medyadan öğrendiği bilgilerden oluşmaktadır. Bu noktada az önce değindiğimiz adli olayları haberleştiren basın çalışanlarının ve ilgili haber birimlerinin hukuk bilgisi üzerinden toplumun bir ölçüde hukuk öğrenme süreci gerçekleştirdiğini söylemek pek yanlış olmayacaktır. Gözaltına alma, tutuklama, Adli kontrol, cezanın ertelenmesi, HAGB, müebbet hapis cezası, haksız tahrik, nitelikli hal ve bilumum hukuki teriminin haberde aktarılış biçimi toplumun bu terimleri aktarıldığı açıyla anlamlandırmasına neden olmaktadır. Elbette toplumdan beklentimiz bir hukukçu kadar bu terimleri bilmesi değil ancak en azından bu terimleri doğru algılaması ve mahiyetini bilmesidir. Örneğin sık sık karşılaştığımız haberde geçen ‘’sanığın daha önceden 25 tane suç kaydının olduğu öğrenildi’’ ifadesi toplum nazarında 25 kere ceza alıp halen dışarda olduğu algısını oluşacaktır ki bu da hem adalete olan güveni azalttığı gibi hem de 25 suç kaydının  tamamının  kesinleşmiş ceza olduğu gibi bir algı ortaya çıkarmakta kişinin lekelenmeme hakkını ihlal etmektedir. (Çoğu zaman bu 25 suç kaydı ibaresi aktif 25 adet soruşturma ve kovuşturma bulunduğu anlamına gelmektedir.) Yine başka bir örnek olarak tutuklanmaya ilişkin haberlerde çoğu zaman haber paragrafında tutuklama şüpheliyi ‘’cezalandırmaya’’ yönelik bir hukuki kaideymiş gibi aktarılmaktadır. Neredeyse hiçbir tutuklama haberinde ‘’şu aşamada tutuklama tedbirine başvuruldu’’ gibi bir ifade yer almamaktadır. Ayrıca toplumun kamuoyunun gündemindeki herhangi bir olayla alakalı sık sık ‘’şu tutuklansın’’ ‘’bu tutuklansın’’ şeklinde söylemlerde bulunmasının nedeni haddizatında tutuklamanın cezalandırma aracı olduğu kanısında olmasından kaynaklıdır. Kamuoyu o kişi tutuklandığında mahkumiyetine hükmedilmiş gibi yargılara varmaktadır. Yada ‘’şüpheliye ev hapsi verildi’’ gibi  bir ifadenin haberde geçirilmesi yine sanki şüpheli kişiye mahkemece mahkumiyet olarak evden çıkmamaya yönelik hapis cezası verilmiş gibi anlaşılmaktadır. Bu tip hatalara yönelik örneklerin sayısı artırabilir. Konunun özünde de lekelenmeme hakkının ihlaline giden yol haberin doğru hukuki terimlerle doğru ifade edilmeyişinden ve çoğunlukla tedbir mahiyetindeki işlemlerin kesin sonuçmuş gibi yansıtılmasından kaynaklanmaktadır.

.  Hukuki terim ve olguların yanlış aktarılması nedeniyle lekelenmeme hakkının ihlal edilmesinin yanında bir de olayların haberleştirilirken kesin yargılara varan ifadelerle haberleştirilmesi nedeniyle bu hak ihlal edilmektedir. Somut bir örnekle açıklayacak olursak ; Bir annenin evlilik dışı çocuğunu öldürdüğü iddiasıyla soruşturmaya başlanılmış ve yerel bir gazete internet sitesinde ‘’Tonya Hoşarlı Mahallesinde yalnız başına yaşayan P.Ç’nin dünyaya getirdiği erkek bebeğini boğarak öldürdükten sonra gömdü.’’girişli haber yayınlamıştır.(2)  Bu dosya kamuoyunun gündemini bir süre meşgul etmiş ve kişinin fotoğrafları ve diğer kişisel verileri basında yer almıştır. Habere konu kişi hakkında yapılan yargılama sonucunda kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş ve verilen bu ceza da yine haberleştirilmiştir. Ancak daha sonra istinaf incelemesi sonucunda kişi hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.(3)  Görüldüğü üzere kişi hakkında henüz soruşturma aşamasında suçu kesin işlediği yönünde ifadelere yer verilmişse de kişi hakkında istinaf mahkemesi ceza verilmesine yer olmadığı kararı vermiştir. Önemle ifade etmek gerekir ki şu aşamada henüz bu kişinin suçlu mu suçsuz mu olduğu noktasında kesinleşmiş bir karar mevcut değildir. Ancak toplum nazarında bu kişinin artık suçlu konumunda olduğu ve bu kişinin belki de rehabilite edilmeyecek şekilde toplumdan kopacağını söylemek çokta zor olmayacaktır. Maalesef toplumsal yargılama tek kademeli olmakla beraber kişinin savunma hakkı ciddi derecede kısıtlanmaktadır. Bu tip örneklerin sayısı artırılabilir ve bu tip örnekler her geçen gün artmaktadır.

Adalet Bakanlığınının 2021 yılı yargı istatiktiklerini açıklamıştır.(4) Bu verilerde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yapılan soruşturmalarda, mevcut 9 856 642 dosyadan %46,3' ü karara bağlanmıştır. Şüpheliler hakkında verilen kararların, %55,7' sinde kovuşturmaya yer olmadığına, %32,2' sinde kamu davası açılmasına, %12,1' inde diğer (yetkisizlik, görevsizlik, birleştirme, başka büroya aktarılması) kararlar verilmiştir. Karara bağlanan davalarda sanıklar hakkında verilen kararların (5 000 933); %50,6' sı mahkumiyet, %15,1' i beraat, %14,1' i diğer (davanın düşmesi, hüküm verilmesine yer olmadığı, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi, özel yasalar gereğince davanın ertelenmesi, TCK 32/1. maddesi gereğince verilen kararlar ve diğer kararlar), %13,5' i hükmün açıklanmasının geri bırakılması, %6,7' si ise yetkisizlik - görevsizlik - birleştirme kararıdır. Bu veriler soruşturma aşamasında her 100 kişiden 55’inin kovuşturma aşamasında ise en iyi ihtimalle 100 kişiden 20’sinin hukuka uygunluk kriterlerini taşımayan adli haberler dolayısıyla lekelenmeme hakkı ihlali tehlikesi altında olduğunu göstermektedir.

Son olarak bu konuya ilişkin özel ve genel bir takım kanunlar konulmuşsa bu kanunlar yeterli korumayı sağlamadığını düşünmekteyiz. Çoğu zaman yapılan haber nedeniyle kamuoyu tarafından linç edilen kişi yeteri kadar kendini savunma imkanı bulamamakta ve yeterli hukuki desteği görememektedir. Yine basına yansımış yargılama dosyalarında yargılama mercileri de ne yazık ki baskı altında kaldığı görülmektedir. Şu sıralar kamuoyunun gündemde olan Basın Kanununda bir takım düzenlenmeleri öngören yasada bu konunun doğru perspektifle değerlendirilmediğini görmekteyiz. Söz konusu yasada yukarıdaki sorunların doğrudan çözümüne ilişkin herhangi bir maddenin bulunmadığını söyleyebiliriz. Bu yasa kapsamında kanımızca daha çok basın üzerindeki devlet denetiminin artırılması hedeflenmektedir. Ancak açıkladığımız hususlar nedeniyle daha çok bireyin korunması hedeflenmeli ve lekelenmeme hakkının ihlalinin önüne geçilmelidir.

SONUÇ OLARAK ;  Öncelikle ülkemizde haberlerde geçen hukuki terim ve olaylar  çoğu zaman yanlış aktarılmakta ve toplumun yanlış şekilde hukuk bilincine sahip olmasına neden olmaktadır. Toplum, minimum düzeyde hukuki bakış açısından uzak bir şekilde adli olaylara bakmaktadır. Ayrıca  kişilerin lekelenmeme hakkının ihlaline neden olma ihtimalini barındıran haberler yapılırken hukuka uygunluk kriterlerinin yeteri kadar önemsenmemektedir. Sorunu kül halinde basına yüklenmenin sorunu çözmeyeceğini hatta haksızlık olacağını açıkça belirtmek isterim. Son dönemde Basın Kanununda bir takım düzenlemeler yapılmasına ilişkin hukuki tartışmaların olduğu ve basının hedef haline getirildiği kabulümüzdedir. Basın sınırlandırılırken bu sınırlamalarının ideolojik perspektifle değil kapsayıcı ve çağdaş hukuk toplumlarının ihtiyaçlarına uygun şekilde sınırlandırılması gerektiğini önemle ifade etmek isteriz.  Bu makalenin ana amaçlarında birisi de sıradan vatandaşın, ‘’şöhret ve haklarınının’’ eleştiriye daha fazla katlanması gereken ve kendini daha fazla koruyabilme olanağına sahip kamuoyuna mal olmuş kişilerin ‘’ şöhret ve haklarına ‘’ göre daha fazla korunması gerektiğine dikkat çekmektir. Kamuoyuna mal olmuş kişiler hakkındaki haberlere jet hızıyla ‘’kısıtlama ve erişimin engellenmesi’’ kararları alınırken suç şüphesi altında yargılamasına başlanılan sıradan vatandaşın tüm kişisel verileri ve ayırt edici özellikleri teşhir edilmektedir. Bu noktada devletin de pozitif yükümlülükleri olduğunu önemle belirtmek isteriz.  Son olarak dileğimiz ülkemizde adli olaylara ilişkin yapılacak her haberin kanuni kıstasların süzgecinden geçirilerek ve kişinin lekelenmeme hakkının gözetilerek yapılması ve suç şüphesi altındaki kişilerin yapılan haber nedeniyle toplumdan geri dönülmez şekilde soyutlanmasının önüne geçilmesidir.

Av. Yusuf YILDIRIM

KAYNAKÇA

1-https://www.hukukihaber.net/lekelenmeme-hakki-makale,7232.html  Dr. Suat ÇALIŞKAN

2-(https://www.61.com.tr/tonya/bebeginin-olumune-neden-olan-anne-tutuklandi-h3557.html

3-https://www.sondakika.com/haber/haber-trabzon-un-tonya-ilcesinde-2-5-yil-once-evlilik-disi-iliskisinden-dogan-erkek-b-15230881/)

4-https://adlisicil.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/9092022143819adalet_ist-2021.pdf) 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Erkan Şahin 2 ay önce

Degerli kadim dostum çok başarılı bir makale olmuş tebrik ederim

Avatar
Özgür coşkun 2 ay önce

Yusuf bey gerçekten başarılı bir makale. Bilgi paylaştıkça güzeldir. Teşekkür ediyoruz

Avatar
Hukukçu 2 ay önce

Makale mi? Buna makale demek akademisyenlerin hakkını görmezden gelmektir. İlgili yazı olsa olsa bilgilendirici nitelikte kabul edilir. Makale demek pek doğru değil.

Avatar
Av. Ülker Ş. 2 ay önce

Hukukçu kardeş sen de yaz görelim. Gayet güzel tebrik ederim ve devamı gelsin lütfen.