banner664

21 Mart 2022

MAL VEYA HİZMETİN AYIPLI OLMASI NEDENİYLE TÜKETİCİNİN HAKLARI

GİRİŞ

Mal veya Hizmetin ayıplı olması nedeniyle tüketicinin ne gibi haklarının olduğu TKHK Ve TBK’da ayrı ayrı düzenlenmiştir. Mallara ilişkin olarak, TKHK’nin 11. Maddesinde tüketiciye 4 seçimlik hak verilmiştir. TBK’nin 227. Maddesinde de paralel düzenlemeler bulunmaktadır. TKHK ve TBK’da hemen hemen benzer durumlar ele alınmıştır. İşte bu makalemizde seçimlik haklardan, sorumluluklardan, kanundaki benzerliklerden ve farklılıklardan bahsedeceğiz.

I. GENEL OLARAK

TKHK’nın 11. Maddesinde tüketiciye dört seçimlik hak verildiği

Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

TBK’nin 227. Maddesinde de paralel bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre, ‘‘ Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir.

1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme,

3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya,

4. İmkanı varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

Görüldüğü gibi, TKHK ile TBK arasında birebir benzerlik bulunmaktadır. Bu durumda niçin ayrı bir koruyucu kanun çıkarıldığı akla gelebilir. Ancak devam eden hükümlerde çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. 6502 sayılı Kanun, önceki tüketici kanunu kadar olmasa da tüketiciyi koruyucu yönde olmak üzere, TBK’den farklı düzenlemeler getirmiştir[1].

Hizmetlerin ayıplı çıkması halinde, tüketicinin ne gibi haklara sahip olacağı, TKHK’nin 15. Maddesinde belirlemiştir. Buna göre; ‘’ Hizmetin ayıplı ifa edildiği durumlarda tüketici, hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini sağlayıcıya karşı kullanmakta serbesttir. Sağlayıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar sağlayıcı tarafından karşılanır. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile Türk Borçlar Kanunu Hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.’’

II. SEÇİMLİK HAKLARIN HUKUKİ MAHİYETİ

Alıcının sahip olduğu seçimlik hakları düzenleyen TBK’nin 227. Maddesi ile TKHK’nin 11 ve 15. Maddelerinin ifade tarzları birbirinden farklı değildir. Bu hükümlerde sayılan seçeneklerin bir hak olduğu ve hakların kullanılma yöntemlerinin tümü ile kullanılmasının mümkün olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Nitekim TBK’nin 231. Maddesine göre, zamanında ihbar edilmiş olmak kaydıyla, ayıpyan doğan haklar kullanılmamış ise, zamanaşımı geçtikten sonra satıcının açacağı davalarda defi olarak ileri sürülebileceğini kabul etmiş olması da bunu doğrulamaktadır.

Tüketicinin seçim hakkı, bir kez kullanılmakla sona ermekte ve onun yerine tercih ettiği hak geçmektedir. Bu özelliği nedeniyle, tüketicinin seçimlik hakkının yenilik doğurucu haklardan olduğu söylenir. TBK'nin alıcıya verdiği seçimlik haklardan, sözleşmeden dönme hakkı, bozucu yenilik doğurucu; satım bedelinin indirimini talep hakkı ve malın onarımını isteme hakkı, değiştirici yenilik doğurucu; yenisiyle değiştirilmesini talep hakkı, aynen ifada ısrar edildiğini gösteren yenilik doğurucu bir haktır[2].

III. SEÇİMLİK HAKLARIN SINIRLARI

A- GENEL OLARAK

Tüketici bir kez hangi seçimlik hakkını kullandığını bildirmekle seçme hakkını kullanmış olur. Kural olarak, satıcı buna aynen uymakla yükümlüdür. TKHK’nin 11. Maddesinin 4 ve 5. Fıkrasına göre ayıplı mallar bakımından, TKHK’nin 15. Maddesinin 3 ve 4. Fıkralarına göre ise ayıplı hizmetler bakımından tüketici taleplerinin yerine getirilme süreleri açıkça belirlenmiştir. TKHK’nin 11. Maddesine göre, tüketicinin ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değişimi haklarından birini kullanması halinde; satıcı, üretici ve ithalatçı bu hakkın kullanıldığının kendisine yöneltilmesi akabinde azami 30 iş günü içerisinde, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise, 60 iş günü içerisinde tüketicinin talebini yerine getirmek zorundadır[3].

B- HAKLI SEBEPLER

TBK’nin 227/4 hükmüne göre, ‘‘ Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar b-verebilir.’’

Hakim bu takdir yetkisini, şeyin ayıplı olmasına rağmen, alıcı için henüz kullanılabilir mahiyette olup olmadığına, feshin satıcıya da tesir edip etmediğine, alıcının elde edeceği menfaat ile satıcıya getireceği zarar arasındaki açık nispetsizliğe bakarak kullanılacaktır[4].

C- DEĞER NOKSANININ SATIŞ BEDELİNE ÇOK YAKIN OLMASI

TBK’nin 227. Maddesinin son fıkrasına göre; ‘‘ Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.’’

Alıcının isteyeceği indirim miktarı, mala ödediği değere çok yakın ise alıcı satış bedelinin indirilmesi seçimlik hakkını kullanamaz; bu durumda sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesi haklarından birini kullanmak zorundadır[5].

D- SATICININ TEKLİFİ

TBK’nin 227/3 fıkrasına göre; ‘‘ Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.’’ Burada satıcıya, alıcının seçimlik haklarını kullanmasını engelleyebilecek bir yetki tanınmış bulunmaktadır. Satıcı, ayıplı çıkan malı derhal yenisi ile değiştirecek ve alıcının uğradığı zararları tazmin ederek, alıcının diğer seçimlik haklarını kullanmasını engelleyebilir. Eski TBK’ye göre, eğer ayıpsız ifa çok kısa bir süre içinde gerçekleştirilebilecek ise başka yerden gönderilen satımlarda da bu sonuca ulaşılması gerektiği kabul edilmekteydi[6]. Ancak yeni TBK, zaten bu istisna hükmünü kaldırdığı için hüküm bu şekilde uygulanacaktır.

E- MALIN ALICININ FİİLİ İLE TELEF OLMASI

TBK’nin 228. Maddesinin 2. Fıkrasına göre, ‘‘ Satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir.’’

F- MALIN TEMLİKİ

Alıcı malı başkasına devretmişse artık seçimlik haklarından sadece satış bedelinden indirim isteyebilir. Şeyin temlikinden sadece mülkiyetinin devrini değil, aynı zamanda üçüncü kişi lehine kurulan diğer ayni hakları da anlamak gerekir. Malın mülkiyetinin satıcıya tam olarak geçirilmesini engelleyebilecek ve üçüncü kişilere eşya üzerinde tanınmış her türlü hak bu kapsamda değerlendirilir[7].

G- MALIN BİÇİMİNİ DEĞİŞTİRME

TBK’nin 228/2. Maddesinin düzenlemelerinden üçüncüsü, alıcının malın biçimini değiştirmesi halinde satış bedelinin indirilmesini istemek zorunda olmasıdır. Burada kullanılan biçim değiştirme teknik anlamda, başkasına ait malın işlenerek yeni ve daha değerli bir mal elde edilmesi anlamında değildir. İşleme, birleşme, karışma gibi hallerde, alıcının bedelin indirilmesini istemekten başka seçimlik haklarını kullanması mümkün değildir[8].

H- BİRDEN ZİYADE ŞEYİN BİRLİKTE SATIMI VE EKLENTİLER

TBK’nin 230. Maddesine göre; ‘‘ Birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı çıkanlar için kullanılabilir.’’ Buradaki kısıtlama, alıcının tüm seçimlik hakları için geçerlidir. Yani, satılan birden fazla şeyin, bazıları ayıplı ise, alıcı tüm seçimlik haklarını, yalnızca ayıplı olan şeyler üzerinde kullanılabilir. Örneğin, satış bedelinin indirilmesini isteyecek ise ayıplı olanlara tekabül eden bedelin indirilmesini isteyebilir. Sözleşmeden dönecekse, sadece ayıplı olan mallar hakkında bu hakkını kullanabilir[9].

IV. SEÇİMLİK HAKLARIN KULLANILMA ZAMANI

TKHK, mallarla ilgili olarak 12, hizmetlerle ilgili olarak ise 16. Maddelerde zamanaşımı süresine ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. TKHK’nin 12. Maddesine göre,

‘‘Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.

Bu Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası saklı olmak üzere ikinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise üç yıldan az olamaz.

Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.’’

TKHK’nin hizmetlerle ilgili 16.maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresine göre,

’Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı hizmetten sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, hizmetin ifası tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir.

Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.’’

TBK 231. Maddesinde ayıplı satışlardan doğan hakların kullanılmasına ilişkin zamanaşımı süresi düzenlenmiştir. Buna göre, ‘‘ Satıcı daha uzun süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak 2 yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan defi hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.

Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.’’

Görüldüğü gibi her iki kanun da hemen hemen aynı ifadelerle, alıcının ve tüketicinin seçimlik haklarını kullanmasını, satıcı lehine olarak iki yıllık bir süre ile sınırlanmış bulunmaktadır. Burada düzenlenen süreler, zamanaşımı süreleridir[10].

Satıcı, malın veya hizmetin ayıplı olduğunu tüketiciden hile ile veya ağır kusuru ile gizlemişse, 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.

Tüketici, zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanmazsa bu hakları bir daha kullanamaz. TBK’nin 231/1. Hükmüne göre; ‘‘ Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak 2 yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan defi hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.’’

Gizli ayıp, normal bir muayene ya da kullanım ile hemen ortaya çıkmayan ve anlaşılmayan ayıplardır. Yargıtay, bilirkişinin gizli ayıp bulunmadığı yolundaki beyanına dayanarak davanın reddine ilişkin mahkeme kararını bozarak gizli ayıbın varlığı ve bu ayıbın süresi içinde tamir edilememesi nedeniyle tüketicinin değiştirme hakkına sahip olduğuna karar vermiştir[11].

V. SÖZLEŞMEDEN DÖNME HAKKI

Tüketici sözleşmeden dönme şeklindeki bozucu yenilik doğuran hakkını kullanmak suretiyle irade açıklamasının yapıldığı andan itibaren sözleşmeyi geriye etkili olarak ortadan kaldırabilir TKHK’de dönmenin sonuçlarına ilişkin bir düzenleme getirilmediğinden eski BK döneminde m.202’nin yanlış ifadesinden dolayı burada bir fesih mi yoksa dönme mi söz konusu olduğu tartışma konusuydu. Ancak, mevcut BK. m.227 ile bu durum netliğe kavuşturulmuş ve feshin söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Tüketici dönme hakkını kullandığında, sağlayıcı, tüketicinin ödemiş olduğu miktarın tamamını faiziyle beraber ödemelidir [12](TKHK m.15/3).

Sözleşmeden dönme hakkı, sözleşmenin feshinden farklı bir durumu ifade etmektedir. Fesih, geçerli olarak yapılan ve yürümekte olan sözleşmenin ileriye yönelik olarak ortadan kaldırılmasını ifade ettiği halde; dönme sözleşmenin geçmişse etkili bir şekilde ortadan kaldırılması, bir çeşit eski halin iadesidir. Bu nedenle hem TBK hem de TKHK tüketiciye sözleşmeden dönme hakkı vermiştir[13].TKHK’nin 11/2 hükmü karşısında, sözleşmeden dönme hakkı sadece satıcıya karşı ileri sürülebilir. Nitekim söz konusu hükümde, sadece onarım ayıpsız misli ile değiştirme haklarının üretici veya ithalatçıya karşı da ileri sürülebileceği düzenlenmiştir.

A- SÖZLEŞMEDEN DÖNMENİN HÜKÜMLERİ

TKHK, sözleşmeden dönem halinde tarafların haklarına ve borçlarına ilişkin bazı hükümler getirmiş bulunmaktadır. TKHK’nin 11/1-5-6. Madde hükümleri ayıplı mallar söz konusu olduğunda sözleşmeden dönmenin sonuçlarını düzenlemektedir Buna göre;

Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edilir.

Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir[14].

TKHK’nin 15/1-3. Hükümleri ayıplı hizmet halinde, tüketicinin dönme hakkını kullanmasının sonuçlarını düzenlemektedir. Buna göre;

Hizmetin ayıplı ifa edildiği durumlarda tüketici, hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini sağlayıcıya karşı kullanmakta serbesttir. Sağlayıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar sağlayıcı tarafından karşılanır. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.

Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden indirim yapılan tutar derhâl tüketiciye iade edilir

TBK, sözleşmeden dönmenin hükümlerini 229. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir:

1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi.

2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi.

3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi.

Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.

VI. SATIŞ BEDELİNİN İNDİRİLMESİNİ İSTEME HAKKI

Ayıplı malın satışını indirilmesini isteyebilmek tüketicinin seçimlik haklarından biridir. Bu hak, tüketicinin bu yöndeki iradesini beyan etmesiyle kullanılır. Bu beyan, tek yanlı ve varması gereken bir irade açıklamasıyla yapılır. Bu hak, yenilik doğurucu haklardan olduğundan kullanılmakla sona erer, seçim hakkı bir kez bu yönde kullanılmakla diğer seçimlik haklar düşer, hak değiştirilemez[15].

Tüketici, satış bedelinin indirilmesi seçimlik hakkını kullanılmışsa ve henüz satış bedelini ödememişse; satış bedelini indirim miktarı kadar az öder. Eğer satış bedelini ödemişse; indirim miktarı kadarını geri ister. Ayıpsız bedelin ve ayıplı bedelin takdiri yapılırken, şeyin hasarın geçmesi anındaki durumuna göre tespit yapılır. Yani kural olarak, hasar teslim anında geçtiğinden malın o andaki durumu esas alınacaktır[16].

İndirim miktarının nasıl hesaplanacağı, TKHK veya TBK’de açıkça gösterilmemiştir. Bununla birlikte, yukarıda yer verdiğimiz tüm hükümlerde ‘‘ Ayıp oranında bedel indirimi’’ ifadesi kullanılmıştır. Bu durumda, üç metotdan nispi metodun kabul edildiği söylenebilir.

Doktrinde 3 metot geliştirilmiştir. Bunlar;

1. Mutlak Metot

2. Tazminat Metot

3. Nispi Metot

VII. MALIN YENİSİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEME HAKKI

TBK’nin 227/1-4 hükmü ile TKHK’nin 11/1-ç hükmü aynı şekilde kaleme alınmıştır. Buna göre; tüketicinin imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakkı vardır. Hizmetlere ilişkin 15/1 maddede ise imkan varsa ifadesine yer verilmemiştir.

Malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakkı, üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

TKHK’nin 11/3 hükmüne göre; ‘‘Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.’’

Bu hükme paralel bir hüküm de TKHK 15/2 maddede bulunmaktadır. Buna göre; ‘‘Ücretsiz onarım veya hizmetin yeniden görülmesinin sağlayıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici bu hakları kullanamaz. Orantısızlığın tayininde hizmetin ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.’’

VIII. ÜCRETSİZ ONARIM TALEP HAKKI

Tüketici, bu hakkını tek yanlı ve varması gereken bir irade açıklamasıyla kullanılır. Kural olarak, bir kez bu yol tercih edildikten sonra, başka bir seçimlik hak ile değiştirilemez. Ancak, bu seçimlik hakkın yerine getirilmesinin imkansız olduğu veya tüketicinin makûs olmayan bir süre boyunca malından mahrum kalmasına yol açacağı anlaşılırsa, süresi geçmiş olsa bile, tüketicinin diğer seçimlik haklardan birini kullanabilmesi kabul edilmelidir[17].

TKHK’nin 11/1. Ve TBK’nin 227/1, hükümleri, tüketiciye ‘‘ Aşırı masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme’’ hakkını vermiş bulunmaktadır. TKHK’nin 15/1 hükmünde ise hizmetlerle ilgili olarak ‘‘ Hizmet Sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı’’nı talep hakkını tüketiciye bir hak olarak vermiş bulunmaktadır.

Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Malın ücretsiz onarımını isteme hakkı üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur[18].

IX. TÜKETİCİNİN HAKLARININ YARIŞMASI

TKHK özel, TBK genel kanundur. TBK’nin ayıba karşı tekeffül hükümleri, kural olarak TKHK kapsamına giren tüketici işlemlerine uygulanmaz. Ancak TKHK, ayıba karşı tekeffül hükümlerini özel bir düzenlemeye tabi tutarken bazı hususları eksik bırakmıştır. Bu eksik hususlar, TBK’nin ayıba karşı tekeffül hükümleri ile doldurulacaktır. TKHK, bu kanunda hüküm olmayan hallerde genel hükümlerin uygulanacağını amirdir. Bundan başka, TKHK’de akdin oluşmasına, tarafların genel olarak hak ve borçlarına, akdin ifasına, ifa edilmemesine ilişkin hükümler bulunmamaktadır.

TBK’nin 30. Maddesine göre; ‘‘ sözleşme kurulurken esaslı bir yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz.’’ Sözleşmenin yapılmasına taraflardan birinin esaslı bir yanılması sebep olmuşsa, yanılmaya düşen taraf bu sözleşme ile bağlı değildir. Örneğin; Nişan yüzüğü olarak satılan altın yüzüğün, altın suyuna batırılmış olduğunun anlaşılması veya önemli bir taş olduğu zannedilen taşlı yüzükte taşın alelade renkli bir taş olduğunun anlaşılması.

Konuya ilişkin 2 önemli görüş bulunmaktadır. Birinci görüşe göre; satılanın ayıplı olmasının aynı zamanda yanılma teşkil ettiği durumlarda, alıcı sadece ayıp hükümlerine başvurabilir. Zira ayıp hükümleri, yanılma hükümlerine göre özel hüküm niteliğindedir ve bir konuda özel hükümler varsa genel hükümler uygulanmaz. Baskın görüşe göre ise bu durumda haklar arasında yarışma vardır. Alıcı istediği birine dayanabilir[19].

Federal Mahkemeye göre, ayıba karşı tekeffül hükümleri yanılma hükümlerine göre özel hüküm niteliğinde değildir. Davaların dayandığı hukuki sebepler farklıdır. Yanılma nedeniyle geçersiz hale getirme, bir irade sakatlığının varlığını şart koşar.

Tüketicinin yanılma hükümlerine başvurabilmesi, yanılma ile ilgili düzenlemeler dışında herhangi bir sınırlamaya tabi değildir. Yani, ayıba karşı tekeffülle ilgili muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına gerek yoktur[20].

TKHK’nin 11 ve 15. Maddeleri, tüketiciye tanıdığı seçimlik hakları belirli şartlara bağlamıştır. Bu hakların kullanılabilmesi için, belirli süreler içinde harekete geçilmesi gerekmektedir. Ancak satıcının, ayıpları aldatma ve gizlemesi halinde bu şartlara uyulması gerekmeksizin ve iki yıllık zamanaşımı sınırlamasına tabi olmaksızın, bu haklarını kullanması söz konusu olabilecektir. Aldatma halinde TKHK, satıcının sorumluluğunu genişletmiştir. Bu durumda, ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvurmak, her açıdan tüketicinin daha lehinedir. İki yıllık zamanaşımına uyulmadığı ileri sürülemeyecektir, ancak bu taleplerin yine de en azından 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde talep edilmesi gerektiği de ileri sürülmektedir.

TBK’nin 112. Maddesine göre, ‘‘ Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.’’

Ayıplı mal satışı, alıcının ayıbı bilmeden malı teslim aldığı hallerde, hem TBK 112. Maddesi anlamında kötü ifa hem de ayıba karşı tekeffül hükümlerine tabi bir durum oluşturur. Böyle bir durumda alıcı, her iki yoldan da satıcının sorumluluğuna gidebilir. Burada, alıcının haklarının yarıştığı genel olarak kabul edilmektedir[21].

Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.

TBK alıcının ayıplı mal nedeniyle uğrayabileceği zararları ikiye ayırmıştır. Doktrinde, birincisine doğrudan zararlar denmekte ve satıcının bunlardan sorunluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu kabul edilmektedir. İkincisi ise, dolayısıyla zarar olarak adlandırılmakta ve satıcının bunlardan doğan sorumluluğunun kusura dayalı sorumluluk olduğu kabul edilmektedir. Ancak TBK’nin bu düzenleme tarzı, hangi zararların doğrudan zarar, hangilerinin dolayısıyla zarar olduğu tartışmalara yol açmaktadır.

SONUÇ

Ülkemizde 1970’li yıllarda başlayan tüketicinin korunmasına yönelik hareketler, 1982 Anayasası’nın 172. maddesinde kendisine bir yer bulmuş ve 1995 yılında 4077 sayılı Kanun’un çıkmasıyla yasal bir zemine ulaşmıştır. Hareketin kazandığı ivme, önce bahsi geçen 4077 sayılı Kanun’da 2003 yılında 4822 sayılı Kanun’la değişiklik yapılmasını gerekli kılmış ve ardından 2014 yılında mevcut 6502 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesini sonucunu doğurmuştur. Bu gelişme esnasında mal ve hizmet sunanların tabi olacakları rejim bakımından bir farklılık yapılması gerekliliği ilk defa 4822 sayılı Kanun ile fark edilmiş ve bunun sonucu mal ve hizmetler farklı maddelerde düzenlenmiş, bu duruma paralel olarak ‘sağlayıcı’ kavramı eski TKHK’nin tanımlar maddesine eklenmiştir. Mevcut TKHK’nin 14. maddesinde varlığını sürdüren bu ayrım sağlayıcının hizmeti sözleşmeye uygun olarak ifa etmekle yükümlü olduğunu ifade etmekte ve böylece bir tüketici sözleşmesiyle bağlantılı olarak ayıba karşı tekeffül borcuna işaret etmektedir. Ayıba karşı tekeffül borcu kapsamında doğrudan mal ile ilgili hizmetler ile dolaylı mal ve kişi ile ilgili hizmetler bulunmaktadır. Bu ikisi dışında kalan, doğrudan kişi ile ilgili hizmetler bakımından ise TKHK değil söz konusu ilişkinin tabi olduğu sözleşmenin hükümleri uygulanmalıdır. Aksi halde ayıp kavramı ve Kanun kapsamı kanun koyucu tarafından öngörülmeyen bir şekilde esnetilmiş olacaktır. Ancak uygulamada, sadece yalın bir hizmet içeren sözleşmeler bakımından bile TKHK’nin uygulandığı görülmektedir.

Eski TKHK’de ayıba karşı tekeffül borcunun yanında bir sözleşmeden kaynaklanmayan üreticinin sorumluluğu da düzenlenmişti. Ancak mevcut TKHK’de bu sorumluluk m.14’te ‘ayıplı hizmetin neden olduğu zararlardan’ ifadesi kaldırılmak ve üretici tanımından ise hizmet verenlerin çıkartılması suretiyle düzenlenmemiştir. Mevcut THKH döneminde bu sorumluluğa başvurulup başvurulamayacağı tartışmalıdır. Bu sorumluluğa ilişkin BK hükümlerinin uygulanması ve fakat her halükarda konunun ayrı bir Kanun’la düzenlenmesi yerinde olacaktır. Hizmetin ayıplı olması durumunda eski TKHK döneminde tüketiciye tanınan; sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesini isteme, ayıp oranında bedel indirimi isteme, tazminat isteme gibi hakların yanında mevcut TKHK ile eserin ücretsiz onarımını isteme hakkı da eklenmiş bulunmaktadır. Bu hak da hizmetin doğrudan veya dolaylı olarak malla ilişkili olması gerektiği şeklinde değerlendirilmelidir.

Av. Şifa Nur TORBA

Kaynakça

Aslan, İ.Yılmaz, 6502 Sayılı Kanuna Göre Tüketici Hukuku, 5. Baskı, Ekin Yayınları, Bursa 2015, s.168.

Çağlayan, Hasan Can, Ayıplı Hizmetten Doğan Sorumluluk Ve Seçimlik Haklar, İstanbul Baro Dergisi.

Edis, Seyfullah, Türk Borçlar Hukukuna Göre Satıcının Ayıba Karşı Tekeffül Borcu, Ankara 1963, s. 100

Kazancı İçtihat Bilgisi

Olgaç, Senai, Kazai Ve İlmi İçtihatlarla Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Akdin Muhtelif Nevileri, Cilt 3,Ankara 1977.

Tandoğan, Haluk, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, C. 1/2 , Ankara 1985.

Tunçomağ, Kenan, Türk Borçlar Hukuku, Cilt 1, Genel Hükümler, İstanbul 1976, s. 169.

Yavuz, Cevdet, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 1994, s.140

Zevkliler, Aydın, Açıklamalı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun, Örnek Yargıtay Kararları ve İlgili Mevzuat, 2. Baskı, İzmir 2001,

www.sinerjimevzuat.com

www.yok.tez.gov.tr

www.turcademy.com

www.mevzuat.gov.tr

----------------------

[1] Aslan, İ.Yılmaz, 6502 Sayılı Kanuna Göre Tüketici Hukuku, 5. Baskı, Ekin Yayınları, Bursa 2015, s.168.

[2]Yavuz, Cevdet, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 1994, s.140.

[3] Aslan, s. 170.

[4]Edis, Seyfullah, Türk Borçlar Hukukuna Göre Satıcının Ayıba Karşı Tekeffül Borcu, Ankara 1963, s. 100.

[5] Aslan, s. 173.

[6] Yavuz, s. 147.

[7] Tandoğan, Haluk, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, C. 1/2 , Ankara 1985.

[8]Tunçomağ, Kenan, Türk Borçlar Hukuku, Cilt 1, Genel Hükümler, İstanbul 1976, s. 169.

[9] Zevkliler, Aydın, Açıklamalı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun, Örnek Yargıtay Kararları ve İlgili Mevzuat, 2. Baskı, İzmir 2001, s.176.

[10] Olgaç, Senai, Kazai Ve İlmi İçtihatlarla Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Akdin Muhtelif Nevileri, Cilt 3,Ankara 1977, s.211.

[11] Yarg., 13. HD, 14.02.2005- E. 13579/ K. 2098, www.sinerjimevzuat.com, E.T: 24.12.2020.

[12] Çağlayan, Hasan Can, Ayıplı Hizmetten Doğan Sorumluluk Ve Seçimlik Haklar, İstanbul Baro Dergisi,

[13] Aslan, s. 183.

[14] TKHK, www.mevzuat.gov.tr.

[15] Yavuz, s. 180.

[16] Aslan, s. 193.

[17] Akünal, Teoman, Satıcının Onarım Garantisi, İstanbul Hukuk Fakültesi Dergisi, C.38, S.1-4, s.562 vd.

[18] Aslan, s. 201.

[19] Yavuz, s. 220.

[20] Aslan, s. 207.

[21] Yavuz, s. 230.

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.