banner590

11 Haziran 2021

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI

I. DAVANIN TARAFLARI

Ortaklığın giderilmesi davası sadece paydaşlarca ve ortak maliklerce açılabilmektedir. Burada malik sıfatını tapu kütüğü ortaya koymaktadır. Bu kapsamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”)[1] paylı mülkiyet ile elbirliği mülkiyetini düzenleyen hükümleri ele alındığından m. 698’in her iki mülkiyet çeşidinde de uygulandığı görülmektedir. Tek bir paydaş veya ortaklardan birisi işbu davayı açabileceği gibi birden fazla veya tüm paydaşlar veya ortaklarda işbu davayı açabileceklerdir. Davanın açılması ile birlikte davayı açan taraf davacı sıfatını haiz iken diğer taraflar davalı olarak anılacaklardır.

Tüm paydaş veya ortakların ortaklığın giderilmesi davasında yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan herhangi birinin ölümü halinde mirasçılık belgesinde ismi geçen tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi gerekmektedir. Tüm ortaklar davaya dahil edilmeden davanın sonuçlandırılması mümkün değildir.

II. DAVANIN AÇILMASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

Ortaklığın giderilmesi davalarında görevli mahkemeler, taşınır veya taşınmaz mal ve haklar için dava konusu malın değerine bakılmaksızın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”)[2] 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine göre Sulh Hukuk Mahkemeleridir.

Ortaklığın giderilmesi davasında yetkili mahkeme hususuna bakıldığında ise taşınır ve taşınmaza ilişkin olarak ikili bir ayrım yapılması gerekmektedir. Öyle ki, taşınmaz bir mal üzerindeki ortaklığın giderilmesine ilişkin davada HMK m. 12, uygulama alanı bulacak olup, uyuşmazlığa konu taşınmaz malın bulunduğu yer mahkemesi davaya bakmaya yetkili olacaktır. Taşınmaz mallar haricinde ortaklığın giderilmesine ilişkin davalarda HMK m. 6 uyarınca genel yetki kuralı uygulama alanı bulacak olup, davanın ikame edildiği tarafın yasal ikametgâh adresinde açılacaktır. Eğer ki, dava birden fazla kişiye ikame ediliyor ise işbu halde HMK m. 7 uyarınca davanın ikame edildiği taraflardan birisinin yasal ikametgâh adresinin bulunduğu yer mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açılabilecektir.

Ancak uyuşmazlığa konu ortaklık hem taşınmaz hem de taşınır üzerinde mevcut olur ve ortaklığın giderilmesi hususu her iki mal içinde dava konusu edilir ise, taşınır ve taşınmaz için yukarı da belirtmiş olduğumuz yetki kuralları gereğince ayrı ayrı yetkili olan mahkemelerde davanın ikame edilmesi gerekmektedir.

III. ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASINDA YARGILAMA USULÜ

Ortaklığın giderilmesi davası HMK m. 316’nın 1. fıkrası gereğince basit yargılama usulüne tabidir. Bu bağlamda, dilekçeler teatisi tarafların karşılıklı olarak dava ve cevap dilekçelerini sunması ile sona ermektedir. Bu kapsamda ileri sürülebilecek olan ilk itirazlar, dava şartları ve bekletici sorun gibi kurumların sunulan dilekçeler içerisinde bulunması gerekmektedir.

IV. ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASINDA YARGILAMA HARÇ VE GİDERLERİ

Bu gibi davalarda alınmakta olan harç ortaklığın giderilmesi davasına konu olan malın taşınır ya da taşınmaz mal olmasına göre maktu ve nisbi olarak belirlenir. 492 sayılı Harçlar Kanunu (“HK”)[3] gereğince davaya konu edilen taşınır mal olması halinde alınacak olan harç maktu, taşınmaz mal ise nisbidir. Bundan ayrı olarak taşınmaz malın satılması veya taksimine karar verilmesi halinde tahsiline karar verilen harç miktarı farklı olacaktır.

Bu kapsamda davanın sonucunda kararın verilmesi ile taraflara hükmedilecek olan karar ve ilam harcı miktarı HK’nın 2019 yılı I sayılı tarifesi içerisinde düzenlenmekte olup, taşınmazın satış yoluyla paylaştırılması halinde, satış bedeli üzerinden binde 11,38 olarak uygulanmaktadır. Taşınmaz malın taksimine ilişkin paylaştırmaya karar verilmesi halinde gayrimenkul değerinin binde 4,55’i oranında harç tahakkuk edecektir. Taşınır söz konusu olduğunda ise 44,40 TL harç tahakkuk ettirilmektedir.

Ayrıca davanın açılması için 20,40 TL başvurma harcı, dava konusu malın değeri üzerinden binde 2,27 oranında celse harcı alınmaktadır. Ayrıca istinafa başvurulması halinde 121,30 TL başvuru harcı alınmaktadır.

Örneğin, (I) 1.000.000 TL değerinde bir taşınmaza ilişkin açılacak ortaklığın giderilmesi davasında, taşınmazın aynen taksim yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesi halinde 4.550 TL karar ve ilam harcı, 2.270 TL celse harcı ve 20,40 TL başvurma harcı olmak üzere 6840,40 TL harç ödemesinin ilk derece mahkemesi nezdinde yapılması gerekmektedir. (II) Taşınmazın satış yoluyla paylaştırılması halinde satış bedelinin 1.000.000 TL olarak belirlenmesi sonucunda, karar ve ilam harcı olarak 11.380 TL, 2.270 TL celse harcı ve 20,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 13.670,40 TL harç ödemesi söz konusu olacaktır.

Her ne kadar davayı açan paydaş işbu harçları ve mahkeme giderlerinin bir kısmını davanın başında ödemek zorunda kalsa da davanın sonunda mahkeme giderleri ve avukatlık ücretleri Yargıtay tarafından da benimsenen görüş doğrultusunda paydaşlara payları oranında, ortaklarda ise dava sonucunda ortaya çıkan pay sahipliği oranında yükletilir. Ortaklığın giderilmesi davası muhteviyatı gereğince kazananın ve kaybedenin olmadığı bir dava türü olduğundan, harçlar ve giderler yargılama sonucunda bölüştürülmektedir.

V. DAVAYA KONU EDİLEBİLECEK TALEPLER

Aşağıda anlatılacak talepler, uygulamada en çok karşılaşılan taşınmaz mallar üzerinden anlatılacak olup, taşınır mallara ilişkin talepler aynen taksim yolu ve satış suretiyle ortaklığın giderilmesi başlıkları altında belirtilen hususlar ile paralellik göstermektedir.

a. Aynen Taksim Yolu ile Ortaklığın Giderilmesi

Ortaklığın giderilmesi davasının tarafları uyuşmazlık konusu malı nasıl paylaşacaklarını belirleyerek işbu anlaşmayı yargılamanın devam ettiği sırada hâkime sunabilmektedir. Ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesi, tarafların birlikte mülkiyet hakkına sahip olduğu dava konusu malın aynen bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilen paylaşma biçimidir. Buna ilişkin yasal düzenleme TMK’nın 699. maddesinde yer almaktadır. Taraflardan birinin davada böyle bir talepte bulunması halinde, hâkim işbu talebin mümkün olup olmadığını incelemektedir. Uyuşmazlık konusu mal nezdinde böyle bir paylaşma biçimi mümkün ise, hâkim öncelikli olarak tarafların bu talebine istinaden yargılamaya devam edecektir. Öyle ki, bölünen parçalardan birisinde, diğer parçalara göre eksiklik bulunması halinde, hâkim bu durumda denkleştirme esasına göre ilgili parçaya karşılık bir para miktarı belirleyerek denkleştirmenin sağlanmasına karar vermektedir.

Aynen taksim işlemi, taşınmazlarda ifraz işlemi ile parsellere ayrılması sonucu gerçekleştirilebilmektedir. Bu doğrultuda taşınmazın tapu kayıtları hâkim tarafından incelenecek eksiklik veya yanlışlık olup olmadığı tespit edilmektedir. Herhangi bir yanlışlık olması halinde, işbu yanlışlık düzeltilinceye dek davada bekletici mesele olarak kabul edilebilecektir. Birden fazla taşınmaz olması halinde ise her bir taşınmaz için yukarıda belirtilen işlemler ayrı ayrı hâkim tarafından gerçekleştirilecektir. Eğer ki, hâkim tarafından yapılacak paylaştırma işlemi sonucunda söz konusu taşınmaz büyük ölçüde değer kaybına uğrayacak ise, işbu halde aynen taksim yolu ile paylaştırma yapılmasına karar verilmeyecektir. Ayrıca, aynen taksimin mümkün olup olmadığı hususu 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmeliklerin ışığında hâkim tarafından ilgili makama sorulmaktadır. Tarafların tümünün rıza göstermesi halinde söz konusu mal üzerinde bir kısım paylı olarak bırakılabilecektir.

b. Satış Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi

Taşınmazın aynen taksimi mümkün değilse hâkim tarafından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilebilecektir. Taşınmaz malın satışı, mahkeme vasıtasıyla değil satış memurluğu veya icra dairesi marifetiyle yapılmaktadır. Yapılacak bu satış ise açık arttırma yoluyla yapılmaktadır. Ancak tüm paydaşlar bir araya gelerek satışın ortaklar arasında yapılması hususunda oybirliğiyle anlaştıkları takdirde satış yalnızca ortaklar arasında yapılabilecektir.

Ortaklığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç ve benzeri gibi bütünleyici parçalar varsa bunların arzla birlikte satılması gerekmektedir. Ancak bütünleyici parçaların bir kısmının ortaklara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün ortaklar mutabık ise uyuşmazlığa konu malın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle uyuşmazlık konusu mal ile bütünleyici parçalarının değerlerinin ayrı ayrı tespit edilmesi gerekmektedir. Belirlenen tüm bu değerler toplanarak söz konusu malın toplam değeri bulunacaktır. Bulunan bu değerin ne kadarının malın kendisine ne kadarının bütünleyici parçasına isabet ettiği yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenmekte ve satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılmaktadır.

Satış sonunda infazın yapılabilmesi için satışa ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi gerekmektedir. Kararın kesinleşmesi ile birlikte hâkim tarafından tayin edilen satış memuru vasıtasıyla 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (“İİK”)[4] ilgili maddeleri uyarınca açık artırma yolu ile yapılacaktır.

c. Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurulması Suretiyle Giderilmesi

Uyuşmazlığa konu mal üzerinde tamamlanmış bir bina olduğu takdirde hâkim kat mülkiyeti kurulması yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verebilecektir. Söz konusu durum, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (“KMK”)[5] 10. Maddesinin 7. Fıkrasında düzenlenmektedir. İşbu halde, ilgili madde içerisinde “Kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir gayrimenkul üzerindeki ortaklığın giderilmesi davalarında, mirasçılardan veya ortak maliklerden biri, paylaşmanın, kat mülkiyeti kurulması ve bağımsız bölümlerin tahsisi suretiyle yapılmasını isterse, hâkim, o gayrimenkulün mülkiyetinin, 12 nci maddede yazılı belgelere dayanılarak kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı tahsisine karar verebilir.” hükmü yer almaktadır.

Yukarıda belirtilen hüküm uyarınca davanın devam ettiği sırada veya davanın ilk açıldığı sırada taraflardan birisinin söz konusu ortaklığı kat mülkiyeti kurulması vasıtasıyla giderilmesini talep edebilecektir. Yukarıda belirtmiş olduğumuz denkleştirme esası, kat mülkiyetine konu bölümlere ayrılan mal üzerinde de uygulanacaktır. Öyle ki, taraflardan birisine düşen kat mülkiyetine konu bağımsız bölümün değeri, başka paydaşlara göre düşük ise, yine buna karşılık gelecek para miktarı belirlenmek suretiyle denkleştirme sağlanacaktır.

VI. ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASININ AÇILAMAYACAĞI HALLER

Taşınmazlara ilişkin olarak tapu kaydı bulunmayan taşınmazlara ilişkin ortaklığın giderilmesi davası söz konusu olmayacaktır. Nitekim yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere hâkim tarafından yapılacak inceleme öncelikli olarak tapu kayıtları üzerinde gerçekleşmektedir. Ayrıca tapuda kayıtlı taşınmazın belirli bir payı üzerinde ortaklığın giderilmesinin istenmesi söz konusu değildir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından 1982 yılında verilen bir karar içerisinde ortaklığın giderilmesinin taşınmazın tamamı için söz konusu olduğu belirtilmiştir. Ek olarak söz konusu taşınmaz devamlı bir maksada özgülenmiş ise, o tahsis devam ettiği sürece ortaklığın giderilmesi söz konusu değildir. Burada da belirlenecek azami sınır TMK m. 627 uyarınca 10 yıldır.

Taraflar ortaklığın giderilmesi TMK m.627 uyarınca münasip olmayan bir zamanda isteyememektedir. Öyle ki, taşınmaz fiyatlarının veya söz konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki taşınmazların değerlerinin normalden çok daha fazla düştüğü bir dönemde ortaklığın giderilmesinin istenmesi mümkün değildir. Ayrıca söz konusu taşınmaz üzerinde devam eden bir inşaat söz konusu ise, bu inşaat bitmeden ortaklığın giderilmesinin talep edilebilmesi mümkün değildir.

Bu doğrultuda yukarıda da özel olarak belirtilen haller haricinde, paydaşlar veya ortakları mevcut bulundukları durumdan daha kötü bir duruma sokacak veya uyuşmazlık konusu mal üzerinde önemli miktarda değer kaybına yol açacak taleplerin hâkim tarafından uygulanabilir olması veya bu hususta ortaklığın giderilmesi mümkün değildir.

VII. ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI KAPSAMINDA BAŞVURULABİLECEK KANUN YOLLARI

Öncelikle ortaklığın giderilmesi davasına bakmakla yetkili ve görevli mahkemeler Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğundan, verilen kararlara karşı usulüne uygun tebliği izleyen 2 hafta içerisinde yetkili Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurulmak suretiyle istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir. Sulh Hukuk Mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı yapılan istinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilecek karar kesindir.

Ayrıca yukarıda belirtmiş olduğumuz dava sırasında yöneltilebilecek taleplerden birisi olan aynen taksim yoluyla ortaklığın giderilmesi davası sırasında hâkim tarafından verilen aynen taksim kararı doğrultusunda kararın kesinleşmesinden sonra belirli şartların varlığı halinde yargılamanın iadesi istenebilecektir. Bu haller; hata, hile, ikrah, gabin ve ehliyetsizlik halleridir.

Ek olarak, satış yoluyla ortaklığın giderilmesi yolunda yapılacak açık artırma sırasında İİK uyarınca ihalenin feshi hallerinden birisinin gerçekleşmesi halinde satış için yapılan ihalenin feshi söz konusu olabilecektir.

VIII. SONUÇ

Yukarıda belirtmiş olduğumuz başlıklar içerisinde, dava sırasında ortaklar tarafından talep edilebilecek hususlar dikkate alındığında ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesi, dava konusu taşınır veya taşınmaz eşya üzerinde mülkiyet hakkının devamını sağlayacağından, bu yönüyle tarafların mülkiyet hakkını korumakta olup, uygulamada tercih edilen bir yol olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak önemle belirtilmesi gereken bir husus olarak, bu talebin gerçekleşmesi yukarıda belirtmiş olduğumuz koşulların varlığı halinde mümkün olabilecektir. Ayrıca uygulamada ortaklığın giderilmesi davası, eğer taraflar arasındaki ilişki anlaşmaya müsait ise, yapılacak bilirkişi incelemesi ve mahkemelerin yoğunluğu da dikkate alınmak suretiyle en az 9 ay sürebilecektir. Taraflar arasında anlaşma imkânı zor ise bu durumda, bu süreç daha da uzayabilecektir.

Av. Kaan ÇETİNKAYA

-------------

[1] 08/12/2001 tarihli ve 24607 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Medeni Kanunu

[2] 04/02/2011 tarihli ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu

[3] 17/07/1964 tarihli ve 11756 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Harçlar Kanunu

[4] 19/06/1932 tarihli ve 2128 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İcra ve İflas Kanunu

[5] 02/07/1965 tarihli ve 12038 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kat Mülkiyeti Kanunu


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.