28 Ocak 2021

SENET KAVRAMI VE SENETTE SAHTELİK İDDİASI
banner580

A) SENET KAVRAMI

Senet kavramı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda tanımlanmamış olup, doktrinde çeşitli tanımları mevcuttur. Buna göre en basit tanımıyla senet; bir kimsenin vücuda getirdiği (veya getirttiği) ve kendi aleyhinde delil teşkil eden yazılı belgedir.[1]

Senet delili diğer delillerle karşılaştırıldığında daha objektif nitelikte olduğundan daha güçlü bir ispat değerine sahiptir.

Senet metninin, senet kendisine karşı delil teşkil edecek kişi tarafından yazılmış olması gerekli değildir; senedin o kişinin imzasını taşıması yeterlidir. [2] HMK-205’e göre güvenli elektronik imza ile imzalanması da mümkündür.

Senedin delil değeri güçlü olduğu gibi, bazı durumlarda senetle ispat zorunludur. HMK-200’e göre; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2021 yılı için 4.880,00 TL’yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle bu miktardan aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamamaktadır. Bu durumda karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebilmesi mümkündür.

HMK-203’e göre bazı haller senetle ispat zorunluluğunun dışında bırakılmıştır. Buna göre, aşağıdaki hallerde tanık dinlenebilir:

a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.

b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler.

c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkansızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hallerde yapılan işlemler.

ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları.

d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları.

e) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hali.

İmza inkar edilmediği sürece, adi senetlerle resmi senetler arasında kural olarak ispat gücü bakımından bir farklılık bulunmamaktadır. Her iki tür senet de kesin delildir. Ancak imza inkarı söz konusu olduğunda resmi senetler, adi senetlerden daha güçlü kesin delildir.[3]

Şimdi resmi senetler ve adi senetler arasındaki ayrımı daha net görmek adına genel hatlarıyla iki ayrı başlık altında inceleyelim;

1) Resmi Senetler

Resmi bir makam veya memurun katılımı ile düzenlenen senetlere resmi senetler denir. Resmi makam veya memurun senedin düzenlenmesine herhangi bir şekilde katılmış olması yeterlidir. Yalnızca imza ile de katılabilmesi mümkündür. Ancak geçerlilik şartı olan resmi senet bunun istisnasıdır. Bazı özel kanunlara göre o belgenin resmi makam önünde düzenleme şeklinde yapılması gerekiyor ise, yalnızca imza yeterli olamayacaktır. (Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bu durumun bir örneğidir.)

Resmi senetler kural olarak noterlerce düzenlenmekle birlikte, kanunla başka bir makama da resmi senet düzenleme yetkisi verilebilir.

HMK-204’e göre; düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar. İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.

Madde gerekçesinde bu hususta birkaç örnek sıralanmıştır: Mahkeme huzurunda yapılan sulhler, resmi vasiyetname düzenlenmesi ve tereke tespiti gibi resmi belgeler.

Resmi senetler düzenlenme şekli ispat gücü ve sahteliğinin ileri sürülüş biçimi bakımından adi senetlerden ayrılmaktadır.

2) Adi Senetler

Resmi bir makam veya memurun katılımı olmadan düzenlenen senetlere adi senetler denir.

Adi senet genellikle taraflarca düzenlenir. Fakat taraflar, senedi bir başkasına yazdırarak altını imza etmekle de yetinebilirler. [4]

HMK-205/2’ye göre; usulüne uygun güvenli elektronik imza ile oluşturulan veriler de adi senet hükmündedir.

HMK-205/1’e göre; mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkar edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe, kesin delil sayılır. Bir adi senet altında imzası bulunan kimse tarafından ikrar edilirse, o senet kesin delil sayılır.

Adi senedin ispat kuvveti hasmın onu inkar etmeyerek kabulüne tabi olduğundan senedin onu düzenleyen ilgilisi tarafından inkarı halinde ispat kuvveti de kendiliğinden ortadan kalkar. [5]

B) SENETTE SAHTELİK İDDİASI

Senette sahtelik iddiası resmi senetlerde ve adi senetlerde farklılık göstermektedir.

1) Resmi Senette Sahtelik İddiası

Resmi senetlerde sahtelik iddiası ancak sahteliği iddia eden tarafın ayrı bir sahtelik davası açması suretiyle mümkün olabilmektedir.

HMK-208/4’e göre; resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hakim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkar eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir.

Doktrinde, resmi senedi inkar eden tarafın iki haftalık kesin süre içinde görevli mahkemede ayrı bir sahtelik davası açmaması halinde, sahtelik iddiasından vazgeçmiş sayılacağı ve esas davanın açıldığı mahkemenin davaya devam ederek karar vereceği belirtilmektedir.[6]

Yine HMK-209/2’ye göre; resmi senetlerdeki yazı veya imza inkar edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.

Buna göre, sahte olduğu mahkeme kararıyla sabit olmadığı müddetçe resmi senede derdest davada delil olarak dayanmak mümkündür. Hemen belirtmek gerekir ki, resmi senetteki sahtelik iddiası derdest davada savunma sebebi olarak ileri sürülse bile, davaya bakan mahkeme sahtelik iddiasını incelemeye yetkili değildir. Resmi senedin sahte olup olmadığı evraka resmiyet kazandıran kişinin de taraf gösterileceği ayrı bir davada incelenebilir.[7]

Resmi senetler ancak sahteliği mahkeme kararıyla sabit olduğu takdirde bir işleme esas alınmayacağından, mahkemenin bekletici mesele yapma kararı vermesi bu senede dayanarak başlatılan icra takibinde icra takip işlemlerinin yapılmasına engel değildir. İcra takip işlemleri bekletici mesele yapma kararından etkilenmeksizin devam edebilmektedir.

Ayrıca sahtelik iddiasında bulunan taraf Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda da bulunabilir.

2) Adi Senette Sahtelik İddiası

HMK-209/1’e göre; adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.

Mahkeme bu durumda sahtelik iddiasını ön sorun olarak inceleyecektir. Bu konuda bir karar verilinceye kadar senet herhangi bir işleme esas alınamayacak ve delil olarak kullanılamayacaktır. İnceleme için senet aslının mahkemeye sunulması gerekir.

Bu hususta Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin “Davacı ...vasileri, davaya konu belge aslının dosyaya ibrazı ile belge üzerinde sahtelik ve imza incelemesi talep ettiği halde dosya kapsamında davalı tarafça belge aslının mahkemeye sunulduğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durumda Mahkemece davaya konu belge aslının dosyaya ibrazı sağlanarak davacı kısıtlının belgenin düzenlendiği tarihten önceki tarihli imzalı mukayese belge asıllarının taraflardan sorularak ilgili yerlerden getirtilip, imza incelemesi yaptırıldıktan ve davaya konu belgenin de konu olduğu ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/33246 numaralı soruşturma dosyasının da sonucu sorularak, ceza davası açılmışsa sonucunun bu davaya etkisi düşünülüp değerlendirilerek, gerektiğinde sonucunun beklenmesi ve deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde kararı bulunmaktadır.[8]

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/366 E. 2016/198 K. Sayılı ve 26.02.2016 tarihli kararına göre; bir belgenin sahteliği iddia edilirse, mahkemenin karşı tarafın açıklamalarını da dinleyerek aşağıdaki sıra ile inceleme yapması gerekir:

a) Hakim, öncelikle yazı veya imzayı inkar eden tarafı isticvap eder. İmzayı inkar eden taraf, usulüne uygun olarak çağrıldığı isticvap duruşmasına gelmezse, senetteki imzayı ikrar etmiş sayılır. İmzayı veya yazıyı inkar eden taraf, çağırıldıkları duruşmaya gelirse, inkar edilen imza veya yazı hakkında açıklama yapması istenir. Bu isticvap işlemi sonunda hakim, bir kanaat edinebilirse kararını verebilir. Ancak bu aşamada karar verilmesi ihtimalinin uygulamada ortaya çıkması çok zordur.

b) Eğer hakim isticvap sonunda bir kanaat edinememişse, isticvap daveti üzerine mahkemeye gelen imza veya yazıyı inkar eden kişiye, mahkeme huzurunda yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belgeleri ve diğer delilleri değerlendirir. Eğer hakim, ilk bakışta imzanın o kişiye ait olduğunu tespit edebiliyorsa, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymuyorsa, gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir.

Bu işleme uygulamada “istiktap” denilmektedir.

Yine bu hususta Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin “Mahkemece davalı isticvap edilerek huzurda imza örnekleri alınıp, resmi kurumlardan da tanzim tarihinden önce atılmış davalıya ait imza örnekleri getirtilerek imza incelemesi yapıldıktan sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.” şeklinde kararı bulunmaktadır.[9] şeklinde kararı bulunmaktadır.

c) Hakim, yine bir kanaate varamazsa, özellikle inkar edilen imza kolaylıkla taklit edilebilen bir imza ise ve yaptığı karşılaştırmadan bir sonuca varamamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, inkarda bulunan kişiye ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi inkar edene ait olduğu tartışmasız olan bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi inceleme için gerek görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.

Bir senedin sahte olduğuna dair karar kesinleştikten sonra, senedin altına sahte olduğu yazılarak senet iptal olunur. Resmi senetlerde, senedin ilgili dairedeki aslı da bu yolla iptal edilir. [10]

Yukarıdaki incelemeler sonucunda hakim, inkar edilen imzanın inkar eden tarafa ait olduğu kanısına varırsa adi senedin kabulüne karar verecek ve adi senet o davada kesin delil olarak işlem görecektir.

Av. Seda ÇAL

-------------------

[1] ARSLAN/YILMAZ/TAŞPINAR AYVAZ, Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2017, s.397.

[2] KURU, Medeni Usul Hukuku, II. Cilt, s. 1433.

[3] PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2011, s.478.

[4] ARSLAN/YILMAZ/TAŞPINAR AYVAZ, Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2017, s.399.

[5] BERKİN, İspat Hukukunda Senet Delili ve Yazılı Şekil, s.510

[6] KURU, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, s.259.

[7] ERDÖNMEZ, Adi ve Resmi Senette Sahtelik İddiasının Hukuk Davalarına ve İcra Takiplerine Etkisi, TBB Dergisi, 2016, s.154.

[8] Yargıtay 19. H.D. 2016/19766 E. 2018/3394 K. , 19.06.2018.

[9] Yargıtay 19. H.D. 2016/2987E. 2016/14757 K. , 14.11.2016.

[10] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/366 E. 2016/198 K. , 26.02.2016.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.