banner664

10 Haziran 2022

SPORCU YARALANMA VE ÖLÜMLERİNDE SPOR FEDERASYONLARININ HUKUKİ VE CEZAİ SORUMLULUĞU

Spor müsabakalarına katılan sporcuların yaralanması veya ölümü halinde Spor Federasyonların sorumlu tutulması belirli şartlara bağlıdır. Bu gibi olaylarda sorumlu kişi veya kurumları tespit emek her zaman kolay olmamakla beraber, müsabakanın organizatöründen gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir.

Organizatörler ve sporcu arasında bir sözleşme bulunmadığından, ortaya çıkan sorumluluk sözleşme dışı sorumluluk türlerinden haksız fiile dayanmaktadır. TBK’nın 49. maddesi kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu belirtmiştir. Haksız fiil sorumluluğunun en önemli kurucu unsuru kusurdur. Sorumluluk zarar veren kişinin kusurlu davranışına dayanmaktadır.[1]

Ülkemizde ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarını düzenleme görevi Spor Federasyonları’na verilmiştir. Federasyonların haksız fiil sorumluluğunun oluşması için ise hukuka aykırı fiil, zarar, illiyet bağı ve kusurluluk gibi şartların oluşması gerekmektedir.

Hukuka aykırı fiil: Gerçekleştirilen eylemin hukuk kurallarına ve emredici hükümlere aykırı olmasıdır.

Zarar: Zarar kavramı, kişilerin mal varlığı veya şahıs varlığında meydana gelen eksilmelerdir. Zarar, maddi veya manevi olabilir.

Örneğin, organizasyondaki bir ihmal sporcunun zeminde düşerek bacağının kırılmasına neden olmuşsa, bu sakatlığın tedavisi için yapılan harcamalar fiili zararı oluşturmakta, oynayamadığı sürede elde edemediği gelirler ise yoksun kaldığı kazancı ifade etmektedir.

İlliyet Bağı: Hukuka aykırı fiil ile zarar arasında nedensellik bağı olmalıdır. Bu bağın bulunması halinde sorumluluğun tespiti mümkün olacaktır.

Kusurluluk: Zararın giderilmesi için organizatörün/failin kusurlu olması gerekir. Kusurun derecesi sorumluluk açısından önemli değildir. Kasten veya ihmali davranışla gerçekleştirilebilir.

Spor hukukunda kusura ilişkin ayrı bir düzenleme olmasa da, sorumluluğun belirlenmesinde spor hukuku kaynakları da dikkate alınacak ve böylece yerinde bir tespit yapılması mümkün olacaktır.

1.SPOR MÜSABAKALARINDA ORGANİZATÖRÜN HUKUKİ SORUMLULUĞU

Genel anlamıyla organizatörler, spor müsabakalarının düzenlenmesine aracılık eden gerçek kişi, özel veya kamu tüzel kişileri olup müsabakanın, gerek sporcu gerekse de seyirciler açısından güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamakla görevlidir.

Organizatörün müsabaka güvenliğini sağlama yükümlülüğü, daha çok sporcu karşısında tüm dış risklerin etkisiz hale getirilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Özellikle, rugby, buz hokeyi, boks, kayak vb. gibi tehlikeli spor branşlarında, organizatörün önemi bir kat daha artmaktadır. Zira bu tip spor branşları zaten sporcu için yeterince tehlikeli olup, bir de organizatörün eksikliğinden kaynaklı dış faktörler ile daha da tehlikeli bir hal alması istenen bir durum değildir. Gerçekten bu tip sporlarda, sporcular icra ettikleri sporun tehlikesini bilmekte ve bunu göze alarak müsabakaya çıkmaktadırlar. Ancak yaptıkları sporun tehlikeli olması, organizatörün müsabaka güvenliğini sağlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Örneğin kayak çok riskli bir spor dalıdır. Sporcu, bu riski göze alarak mesleğini icra etmektedir. Ancak buna rağmen, burada, kayak pisti işletmecisi ve organizatör tarafından mümkün olduğunca kayak pistinin sporcu açısından güvenli hale getirilmesi gerekmektedir. Zira sporcu organizatöre müsabaka güvenliğini sağladığı yönünde güvenerek müsabakaya çıkmaktadır.[2]

Diğer taraftan uluslararası federasyonlar tarafından da bir takım düzenlemeler yapıldığını görmekteyiz. Örneğin, FIS tarafından kayak alanlarının güvenliğine ilişkin bir takım normlar konmuştur (Rules for Safety in Winter Sports Centers). FIS tarafından sporcuların güvenliği için getirilen kurallara örnek: Gerek yarış, gerekse antrenman yapılan alanlar güçlü iplerle örülmüş olan “Güvenlik Çitleri” ile koruma altına alınmak zorundadır; kayak pistlerinde bulunan tüm sert aksamlı malzemelerin çarpma şiddetini minimuma düşürmek için sünger veya kauçuk malzeme ile kapatılmalı; özellikle düşmeye müsait alanların ve pistin kenar bölgelerde zemin yeterli miktarda karla kaplı olmalıdır; kaya parçaları ve diğer engeller, kar veya diğer dolgu malzemeleri ile kaplanmalıdır; pistteki bariyerler dikkatle denetlenmeli, düşmeye müsait bölgelerde yeterli koruması olmayan sert çitler kullanılmamalıdır; emniyet ağlarının, yakalama kuvvetlerinin, uzunluklarının ve sabitlemenin kontrolü sağlanmalıdır; gerekli hallerde düşüş bölgelerinde ve dönüş bölgelerinin dış kenarlarında portatif ağ gerilmelidir. Bu kuralların yani güvenlik şartlarının, müsabakaları, antrenmanları ve ısınma turlarını kapsadığı belirtilmiştir.

Ayrıca, müsabakada yaralanan bir sporcuya gerekli tıbbi müdahalede gecikme olursa organizatör sorumlu olacaktır. Nitekim sporcunun, spor alanlarının güvenliğine ve organizatörün üstlenmiş olduğu diğer müsabaka rizikolarına ilişkin güveninin korunması gerekmektedir. Kayakçının, standart emniyet hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu detaylı düzenlemeler neticesinde organizatörün özen yükümlülüğünün kanun koyucu veya spor federasyonları tarafından normlaştırıldığını yani, özen ölçüsünün somutlaştırıldığını görmekteyiz.[2]

Ülkemizdeki uygulamalara baktığımızda ise ihmali nitelikteki eylemler nedeniyle yetkililerin sorumluluk üstlenmediği, meydana gelen zararların giderilmediği ve yargı yoluyla da ciddi bir yaptırım uygulanmadığı görülmektedir. 12 Ocak 2012'de Türkiye Gençler Kayak Şampiyonası'na hazırlandığı sırada Erzurum Konaklı’daki pistte antrenman yaparken, ayağından çıkan kayak sebebiyle dengesini kaybedip düşen ve henüz 17 yaşında hayatını kaybeden milli kayakçı Aslı Nemutlu’nun davasında görgü tanıkları, Aslı Nemutlu’nun düştükten sonra sürüklenip pist dışına çıktığını, tipi ve savrulan karların pisti kapatmaması için önlem olarak konmuş tahta perdelere çarptığını belirtmiş, kent merkezi dışındaki Konaklı’da antrenman sırasında ambulans bekletilmediği anlaşılmıştır. Mahkemeden çıkan ilk kararda, eski Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık’a, taksirle ölüme neden olma suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 1 yıl süreyle kayak sporuna ilişkin resmi bir görev almaktan men cezası, eski TKF Genel Sekreteri Ahmet Muhtar Kurt'a da aynı suçtan 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Yargıtay’dan sanıklar için beraat kararı verilmesi talebiyle dönen dosyada, nihai karar olarak Özer Ayık'ın cezası 18 bin 200 lira adli para cezasına, diğer sanık eski TKF Genel Sekreterinin cezası da 12 bin 100 liraya çevrilmiştir.[4]

2.SPOR MÜSABAKALARINDA ORGANİZATÖRÜN CEZAİ SORUMLULUĞU

Sportif faaliyetlerden doğan cezai sorumlulukta Ceza Kanunu’nun temel sorumluluk sistemi geçerlidir. Ceza Kanunu’na göre kişinin eylemden sorumlu tutulabilmesi için kast veya taksir unsurları şart koşulmuştur. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirmesidir. Taksir ise, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

Organizatörün cezai sorumluluğu da özen göstermeme, yüklenilen sorumluluğu tam olarak yerine getirmeme gibi eylemlerinden dolayı genel olarak taksir sorumluluğundan kaynaklanmaktadır.

Organizatörler, spor müsabakalarının ya da turnuva şeklindeki sportif karşılaşmaların düzenlenmesine aracılık eden kişiler olmaları ve o müsabakanın, gerek sporcu gerekse de seyirciler açısından güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamak görevi dolayısıyla, spor müsabakalarında meydana gelen yaralanmalardan ve ölümlerden ötürü, dolaylı fail olarak da sorumlu tutulabilecektir.

Yaralama suçu gerek hal ve tavırlarla yani icrai nitelikte, gerekse de yapılması gerekip de yapılmayan eylem nedeniyle, yani ihmali nitelikte işlenebilir. Burada, organizatörün spor müsabakalarındaki yaralamada sorumluluğunun ihmali nitelikte ve dolaylı faillik biçiminde olduğu tartışmasızdır.

Gerçekten, ihmali bir hareketi ile potansiyel fail konumundaki organizatör, eğer aktif bir biçimde davranmış olsaydı, meydana gelen zararı önleyecek durumdaysa, spor müsabakasında meydana gelen yaralamada organizatörün dolaylı failliğinden söz edilebilecektir. Örneğin bir futbol müsabakasında, tribünün çökmesi neticesinde seyircinin yaralanması halinde, organizatörün dolaylı fail sıfatını taşıdığı düşünülmektedir. Yine, en çok sporcu ve seyirci yaralanmaları ile ölümlerinin meydana geldiği otomobil yarışlarında, organizatörün ihmali davranışı ile dolaylı fail olarak sorumlu tutulması kaçınılmazdır.[5] Benzer şekilde doğa sporlarında meydana gelen kazalarda da sorumluluk, ihmale veya taksire dayanmaktadır.

Ülkemizde organizatörlerin cezai yükümlülükleriyle ilişkin uyuşmazlıklarda sorumluluğu ciddi şekilde irdeleyen yargı kararlarına rastlamak pek olası değildir. Bu konuda uzmanlaşmış hakimler bulunmadığından, yargılamalar eksik bilgiyle yürütülmekte ve olayların açıklığa kavuşturulması yıllar sürmektedir. Olay yeri çoğu zaman Mahkeme tarafından bizzat incelenmemekte, görgü tanıklarının anlatımı ve tutanaklar üzerinden karar verilmektedir. Netice olarak sorumlu kişilerin taksirle öldürme veya yaralama suçu nedeniyle cüzi bir ceza alması ile konu kapanmaktadır.

SONUÇ

Spor müsabakaları yaralanma ve ölümlerin meydana gelebileceği organizasyonlar olduğundan müsabaka sırasında güvenliğe ilişkin gerekli önlemlerin alınması sporcular açısından hayati öneme sahiptir. Sporcu, seyirci, antrenör ve müsabaka ile ilgili diğer kişilerin zarar görmemesi için organizatör, makul, akla uygun gerekli tüm dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür.

Sorumluluk hukukunun amacı ise zarar görenin zararını gidermeye ilişkin olduğundan organizatörün özen yükümlülüğüyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak federasyonların organizatör olarak yükümlülükleri normatif bir şekilde ortaya konmadığından, bu yükümlülüğün ihlali halinde de herhangi bir somut yaptırım uygulanmadan gelecekteki ihmallerin de önü açılmaktadır. Müsabakaların belirli önlem ve tedbir standartlarına sahip şekilde sistematik olarak güvenli biçimde yapılabilmesi de ancak gerekli düzenlemelerin yapılması ve cezai yaptırımların etkili biçimde uygulanmasıyla mümkün olabilecektir.

Av. Sema ÖZKUL

KAYNAKÇA

“Kayakçı Aslı Nemutlu'nun ölümünde federasyon yöneticilerine para cezası”, (03 Mart 2021) Sputnik Türkiye. https://tr.sputniknews.com/20210303/kayakci-asli-nemutlunun-olumune-para-cezasi-1043942751.html Erişim tarihi: 05.06.2022

Kılıçarslan, E. A. (2019). Spor Müsabakalarında Yaralama (Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi)

Şimşek, A. (2013). Spor Müsabakalarında Sporcuların Yaralanmasından Ve Ölmesinden Kaynaklanan Hukuki Sorumluluk (Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi)

--------------

[1] A. Şimşek, Spor Müsabakalarında Sporcuların Yaralanmasından Ve Ölmesinden Kaynaklanan Hukuki Sorumluluk (Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi), 2013, s. 74

[2] E. A. Kılıçarslan, Spor Müsabakalarında Yaralama (Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi), 2019, s. 78

[3] A. Şimşek, Spor Müsabakalarında Sporcuların Yaralanmasından Ve Ölmesinden Kaynaklanan Hukuki Sorumluluk (Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi), 2013, s. 161

[4] Kayakçı Aslı Nemutlu'nun ölümünde federasyon yöneticilerine para cezası, Sputnik Türkiye. https://tr.sputniknews.com/20210303/kayakci-asli-nemutlunun-olumune-para-cezasi-1043942751.html

[5] E. A. Kılıçarslan, Spor Müsabakalarında Yaralama (Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi), 2019, s. 101

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.