banner644

23 Mayıs 2022

TAŞINIR REHNİNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLU İLE İLAMSIZ TAKİBİN KESİNLEŞMESİNDEN ÖNCE YAPILAN SATIŞ HAZIRLIKLARININ HUKUKİ DURUMU

Vatandaşlar ve ticaret alanında faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişiler olağan ve günlük gerekçelerle borçlanma durumunda kalabilmektedir. Bu borçların da alacaklı yararının korunması amacıyla güvence altına alınması gerekebilmektedir. Borcun güvence altına alınması ve daha hızlı tahsil edilmesi gibi gerekçelerle taşınır ya da taşınmazlar üzerinde ipotek veya rehin hakkı kurulabilmektedir. Karşımıza en sık çıkan hali ise taşınırlarda motorlu araçlar üzerinde verilen rehinlerdir. Uygulamada sıklıkla motorlu araç satışlarında bankalara kredi karşılığında satın alınan motorlu araçların rehin olarak verilmesi durumu da karşımıza çıkmaktadır. Taşınır rehini Türk Medeni Kanunu (=TMK) m.939 vd. hükümlerinde düzenlenmektedir.

TMK m.939/1 “…tanışırlar, ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir.

TMK m.940/2 “…kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan tanışır mallar üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir.

Kanun hükmü kural olarak taşınır rehini için zilyetliğin devrini öngörmüş olsa da istisnai durum olarak ise sicile tescili zorunlu taşınır malların, tescile rehnin yazılması suretiyle, zilyetliğin devri olmaksızın rehin hakkı kurulabileceğini düzenlemiştir. Bu durumda da motorlu araçların sicile kayıt zorunluluğu olması sebebiyle sicile yazılması şeklinde alacağı güvence altına almak amacıyla rehin kurulabilmektedir.

Usulüne uygun kurulan rehinler sonucunda borcun muaccel olması ve borcun ödenmemesi hallerinde alacaklı için “rehnin paraya çevrilmesi” hakkı ortaya çıkmaktadır. Rehnin para çevrilmesi yolu ile yapılan icra takiplerinde ilamlı ve ilamsız olarak iki farklı ayrık durum mevcuttur. Yapılacak takip ilam niteliğindeki bir belgeye dayanıyorsa ilamlı takip, olmaması durumunda ilamsız takip söz konusu olacaktır. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılacak takiplerde haciz aşaması yerine mevcut rehinli malın paraya çevrilerek borcun karşılanması amaçlanmıştır. Bu durumda dikkat edilmesi gereken kural ise “önce rehine başvuru zorunluluğudur”. (İcra İflas Kanunu m.45/1)[1] Yani rehin varken ve rehnin satışı ile borç ödeniyor ise borçlunun başkaca malı haczedilemez. Keza rehin kurulan ilgili borç haricinde başkaca bir borç için de rehine başvurmak mümkün değildir. Özetle rehin, yalnızca kurulduğu borç için geçerlidir ve alacağın tahsili için ilk başvuru yoludur. Önemle bahsetmek gerekir ki Lex Commissoria yasağı rehinli alacaklılar için de geçerlidir. (Türk Medeni Kanunu m.873/2)[2]

Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takiplerde, takipte rehnin ne olduğu belirtilerek takip açılır ve borçluya icra emri gönderilir.7 gün içerisinde borçlu borcunu ödemez veya icranın geri bırakılması kararını getirmez ise rehinli taşınır için satış aşamasına geçilir. İcranın geri bırakılması durumu ise borcun ödendiği veya borcun vadesinin gelmediği durumlarında ortaya çıkmaktadır. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takiplerde ise farklı olarak ödeme emri gönderilir ve 15 gün içerisinde borcun ödenmesi gerektiği veya 7 gün içerisinde takibe itiraz edebileceği ihtar edilir. Takibin kesinleşmesi hususu farklı olsa da sonrasında ilamlı ve ilamsız olması farklılık teşkil etmemekle birlikte satış aşaması ve paranın ödenmesi aşamaları aynı minvalde ilerlemektedir. Ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren altı ay içerisinde rehinli taşınırın satışı talep edilmesi gerekir ve paraya çevirme usulüne uygun olarak satış gerçekleştirilir.

Burada ortaya çıkan problem ise takibin kesinleşmesinden önce rehinli taşınır için satış hazırlıklarının yapılmasıdır. Motorlu taşıtlarda ise satış hazırlığı olarak rehinli taşınır hakkında yakalama kararının çıkartılması bu hususta tartışmanın ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu konuda hüküm bulunmamakta ancak taşınır mallara ilişkin olarak uygulanan İcra İflas Kanunu m.150/d hükmü kıyasen uygulanmaktadır. “İcra dairesi, takip talebi üzerine satış hazırlıklarına başlar. Bu maksatla tapudan kayıt örneklerini ve belediyeden imar durumunu getirtir, takibin kesinleşmesini beklemeden kıymet takdirini yaptırır” düzenlemesi kıyasen taşınır mallar için de uygulamada yer edinmiştir. İİK m.150/g hükmünden yola çıkartılarak bu kıyas yapılmaktadır. İlgili hüküm; “Satılması istenen rehin hakkında 92 nci maddenin üçüncü fıkrası ve 93, 96, 97, 97/a, 98 ve 99 uncu maddeler ile 112’den 137 nci maddeye kadar olan hükümler kıyas yolu ile uygulanır.” Ancak hükümde açıkça 150. madde hükmünün kıyasen uygulanacağı belirtilmemiştir. Yalnızca taşınır ve taşınmazlar arasında bir kıyasın uygulanıyor olması yorumlanarak bu şekilde uygulamada yer bulmuştur. Bu konuda Yargıtay 12. Hukuk Dairesi ile 8. Hukuk Dairesi farklı görüşlere sahiptir. Eklemek gerekir ki bu ayrım rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan ilamsız takipler için mevcuttur. İlamlı takiplerde Yargıtay hukuk daireleri düşünce olarak ortaktır.

Yargıtay 12.HD 2015/16011 E., 2015/28060 K. sayılı kararında; “taşıt rehninden dolayı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte, takip talebi üzerine icra dairesi İİK’nun 150/d maddesi uyarınca takibin kesinleşmesini beklemeden satış hazırlıkları işlemine başlanacağından aracın yakalanmasıyla muhafazasına ve kıymet takdiri yaptırılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır.” değerlendirmesinde bulunmuştur.

Yargıtay 12.HD 2014/18261 E., 2014/21440 K. sayılı kararında; “taşıt rehninden dolayı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte, borca itirazın, takip talebi ile birlikte takibin kesinleşmesi beklenmeksizin, taşıtın yakalanıp kıymet takdirinin yapılmasına engel teşkil etmeyeceği dikkate alınarak…” şeklinde değerlendirmede bulunmuştur.

Aynı yönde; Yargıtay 12.HD 2015/16010 E., 2015/28048 K. sayılı karar, Yargıtay 12.HD 2015/16008 E., 2015/28046 K. sayılı karar, Yargıtay 12.HD 2015/32754 E., 2016/8198 K. sayılı kararı, Yargıtay 12.HD 2014/18261 E., 2014/21440 K. sayılı kararı, Yargıtay 12.HD 2012/4007 E., 2012/20704 K. sayılı kararı.

Uygulamanın ve Yargıtay 12.HD’nin kararlarının aksine olarak; 8.HD 2013/16387 E., 2014/3561 K. sayılı kararında; “Taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluna ilişkin ilamsız takiplerde İİK’nun 147.maddesi göndermesi ile uygulanması gereken aynı yasanın 62 ila 72.maddelerine göre süresi içinde yapılan itiraz ile takip durur, yapılan takiple birlikte rehinli aracın kaydı üzerine rehinli takibe başlandığına dair şerh verilmesi mümkün ise de; İİK’nun 150/d maddesindeki, satış hazırlıkları başlıklı kıymet takdiri ile ilgili hükmün, gayrimenkuller için uygulanacak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takiplere ilişkin olduğu, müşterek hükümler arasında yer almadığı, İİK’nun 150/h maddesinden 153.maddeye kadar müşterek hükümler arasında, belirtilen hususun düzenlenmediği, paraya çevrilme usulüyle ilgili atıf yapılan ve kıyasen uygulanacak hükümlerin de açıkça düzenlendiği, İİK’nun 150/g maddesinde, İİK’nun 150/d maddesinin kıyasen uygulanacak hükümler arasında bulunmadığı, kıyasen uygulanacağı belirtilen İİK’nun 92. Madde de dahil diğer maddelerin ancak takibin kesinleşmesinden sonraki safhada uygulanabileceği, itiraz üzerine durması gereken takiplerde icra müdürlüğünce takiple birlikte kıymet takdiri için veya başka gerekçelerle rehin konusu aracın yakalanıp muhafaza altına alınması yönünde tedbirler uygulanamayacağı, belirtilen tedbirlerin ancak takibin rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip olması halinde uygulanabileceği ve ilamsız takipte takip kesinleşmeden rehinli menkulün muhafazaya alınamayacağı gözetilerek” şeklinde geniş kapsamlı bir değerlendirmede bulunmuştur.

Yargıtay 8.HD 2014/621 E., 2014/18508 K. sayılı kararında; “Taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluna ilişkin ilamsız takiplerde İİK'nun 147. maddesi göndermesi ile uygulanması gereken aynı Yasa'nın 62 ila 72. maddelerine göre süresi içinde yapılan itiraz ile takip durur, yapılan takiple birlikte rehinli aracın kaydı üzerine rehinli takibe başlandığına dair şerh verilmesi mümkün ise de; İİK'nun 150/d maddesindeki, satış hazırlıkları başlıklı kıymet taktiri ile ilgili hükmün, gayrimenkuller için uygulanacak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takiplere ilişkin olduğu, müşterek hükümler arasında yer almadığı, İİK'nun 150/h maddesinden 153. maddeye kadar müşterek hükümler arasında, belirtilen hususun düzenlenmediği, paraya çevrilme usulüyle ilgili atıf yapılan ve kıyasen uygulanacak hükümlerin de açıkça düzenlendiği, İİK'nun 150/g maddesinde, İİK'nun 150/d maddesinin kıyasen uygulanacak hükümler arasında bulunmadığı, kıyasen uygulanacağı belirtilen İİK'nun 92. madde de dahil diğer maddelerin ancak takibin kesinleşmesinden sonraki safhada uygulanabileceği, itiraz üzerine durması gereken takiplerde icra müdürlüğünce takiple birlikte kıymet taktiri için veya başka gerekçelerle rehin konusu aracın yakalanıp muhafaza altına alınması yönünde tedbirler uygulanamayacağışeklinde değerlendirmede bulunmuştur.

Yargıtay 8.HD 2012/12001 E., 2012/11995 K. sayılı kararında; “Şikayet olunan icra müdürlüğü kararı ve mahkeme kararında İİK.nun 150/d maddesinin taşınır rehinlerinde de kıyas yoluyla uygulanması gerektiği belirtilmişse de, takibin taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluna ilişkin ilamsız takip olması, takip şekline göre İİK.nun 147. maddesi uyarınca, ödeme emrine itiraza ilişkin aynı yasanın 62 ila 72. maddelerinin uygulanacağı ve takibin duracağı, yapılan takiple birlikte rehinli aracın kaydı üzerine rehinli takibe başlandığına dair şerh verilmesi mümkün ise de; İİK.nun 150/d maddesindeki satış hazırlıkları başlıklı kıymet taktiri ile hükmün ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla gayrimenkuller yönünden takiplere ilişkin olduğu, müşterek hükümler arasında yer almadığı, 150/h maddesinden 153. maddeye kadar müşterek hükümler arasında belirtilen hususun düzenlenmediği, paraya çevrilme usulüyle ilgili atıf yapılan ve kıyasen uygulanacak hükümlerinde açıkça düzenlendiği İİK.nun 150/g maddesinde de İİK.nun 150/d maddesi kıyasen uygulanacak hükümler arasında bulunmadığı, kıyasen uygulanacağı belirtilen İİK.nun 92. madde de dahil diğer maddelerin ancak takibin kesinleşmesinden sonraki safhada uygulanabileceği itiraz üzerine durması gereken takiplerde icra müdürlüğünce takiple birlikte kıymet taktiri için veya başka gerekçelerle rehin konusu aracın yakalanıp muhafaza altına alınması yönünde tedbirler uygulanamayacağı” değerlendirmesinde bulunmuştur.

Aynı yönde; Yargıtay 8.HD 2013/178 E., 2013/4852 K. sayılı kararı, Yargıtay 8.HD 2014/1563 E., 2014/19590 K., sayılı kararı.

İpotekli bir taşınmazın takip kesinleşmeden önce kıymet takdirinin yapılması taşınmazın kullanılmasını engellememekte ve borçluya bir zarar vermemektedir. Burada borçlu olduğu iddia edilen kişinin borcu kesinleşmeden kendisine karşı bir işlem ve eylem yapılma ihtimalinden dolayı kişinin zarara uğramaması gerektiği düşüncesiyle hareket etmek gerekir. Ancak motorlu araçlarda icra emrinin gönderilmesi ile araç için yakalama kararının çıkartılarak muhafaza altına alınması ve kıymet takdiri işlemlerine başlanması borçlu olduğu iddia edilen kişiyi büyük yük altına sokmaktadır. Manevi baskısı bir yana maddi külfet de eklemektedir. Yediemin ücreti, çekici ücreti veya aracın kullanılamaması da verilen zararlardan bazılarıdır. Şayet borç kesinleşmiş olmadığı için araç sahibinin olmayan borç için bu tür işlem ve eylemlere maruz kalması ihtimali doğmaktadır.

Borçlu olduğu iddia edilen kişinin borçlu olmaması ihtimalinin yanı sıra 7 günlük borcu ödeme süresi verilmektedir. Kişinin bu süre içerisinde borcunu ödemesi halinde dahi araç için yakalama kararı çıkartılarak birçok masrafa girilmesine sebep olunacaktır. Bu durumda borcun olmaması ihtimali ve borçlu olunsa dahi ödemenin verilen süre içerisinde yapılması hali göz önüne alınmalıdır. Sonuç itibariyle takip kesinleşmeden bu tür maddi ve manevi zarara konu olacak eylem ve işlemlerin uygulanması hukuk düzenine uygun olmayacaktır. Aynı zamanda Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin yapmış olduğu kıyasen uygulama hususundaki tespitine katılmakla birlikte uygulamada oluşacak sorunlar da göz önüne alındığında hukukun koruduğu değerlere ters bir uygulama olacağı açıktır.

Açıkça belirtmek gerekir ki Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin görüşüne katılmaktayız. Kıyasen uygulanmasına ilişkin bir hüküm yokken kıyasen uygulanması doğru olmayacağı gibi, kişilerin mağdur olmasına neden olabilecek bir uygulamadır. Borçlu olmayan kişiye karşı rehin sahibinin kötü niyetli bir şekilde bu tür eylemlerde bulunmasının yanı sıra borcu olan ancak yasal ödeme süresi içerisinde ödeyecek borçlunun da mağdur olabilmesine sebep olmaktadır. Aracın sicil üzerinde rehnin bulunması zaten alacaklıyı koruyan bir durumdur. Bu nedenle uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve icra dairelerince yerleşil bir uygulama olarak kullanılan takibin kesinleşmesinden önce araç için yakalama kararı alınması hukuki düzlemde uygun olmayacaktır.

Av. Ferhat DOĞAN

------------------

[1] İİK m.45/1; “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir.”

[2] TMK m.873/2; “Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.