banner647

25 Ocak 2022

TEORİDEN PRATİĞE İHTİYATİ HACİZ PROSEDÜRÜ

Giriş

Yakın tarihte yaşanan salgın hastalık ile beraber yaşanan krizler insanların yaşam standardını ve neticesinde ödeme gücünü de azımsanmayacak derecede sekteye uğratmıştır. Haliyle insanlar kimi durumlarda borçlarını ödemede aciz kalmak istemektedir. Pek tabi alacaklılar da alacağına kavuşmak istemekte ve doğal olarak cebrî icra yoluna başvurmaktadırlar. Dolayısı ile günümüzde daha çok insan icra takibine maruz kalmaktadır. Alacaklının alacağına kısa sürede kavuşmasını daha doğrusu alacağına kavuşmak isterken borçlunun engellemeye yönelik olası girişimlerini bertaraf etmek/etkisiz kılmak amacıyla 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda ‘’İhtiyati Haciz’’ müessesesi düzenlenmiştir. Zira alacaklıların etkili ve süratli yollardan alacaklarına kavuşması da ekonomik ve sosyal toplumun istikrarı açısından son derece ehemmiyetlidir. Bu kapsamda çalışmada; ihtiyati haciz kavramına, ihtiyati haczin uygulama alanına ve icrası için vaki olması gereken şartlara, ihtiyati haczin nasıl uygulanacağına, ihtiyati haczin etkisine ve uygulamada karşılaşılan sorunlar bağlamında dikkat edilmesi gereken hususlara yer verilecektir.

İhtiyati Haciz Kavramı

2004 Sayılı İİK’da ihtiyati haczin açıkça bir tanımına yer verilmemiştir. Doktrinde Prof. Dr. Baki Kuru ihtiyati haczi ‘‘alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (evvelden) geçici olarak el konulmasıdır’’ şeklinde tanımlamıştır. Uygulamaya yönelik ise ihtiyati haczi; bir para veya teminat alacağının, borçlunun mal kaçırmasına dair muhtemel senaryoları engellemek amacıyla alacağın zamanında ifasını muhafaza altına almak üzere kesin haciz (uygulamada kat’i haciz diye de adlandırılmaktadır.) aşamasından önce mahkeme kararıyla borçlunun tüm mal varlığına tebligat yapılmadan el konulması şeklinde ifade edebiliriz.

Ancak ihtiyati haczin borç ödemeye yönelik bu işlevi asli ve dolaysız değil, aksine dolaylı ve yardımcı bir nitelik taşır. Bu, ihtiyati haczi kesin hacizden ayıran, önemli bir özelliktir. Gerçekten, kesin haciz ya da basit olarak "haciz" doğrudan doğruya alacağın ödenmesine yönelik bir icra takip işlemidir ve bu yön, haczi nitelendiren etkin fonksiyondur. Buna karşılık ihtiyatî haczin bir icra takip işlemi sayılıp sayılmayacağı konusunda yasa da bir açıklık bulunmamaktadır. Bazı hukukçular ihtiyati haczi, bir icra takip işlemi olarak kabul ederlerken, diğer bazı hukukçular ihtiyati haczin bir yardımcı cebri icra yolu olduğunu savunmuşlardır. Kanaatimizce de icra takip yolları kanunda sayılanlar ile sınırlıdır. İhtiyati haciz ise alacağı muhafaza altına alan geçici bir hukuki müessesedir. Zira ihtiyati haciz kavram olarak da para ve parayla ölçülebilen teminat alacaklarına özgü takiplerde diyerek bir sınırlama getirmemiştir. Yani alacak bir kambiyo alacağı ya da adi alacak da olabilir. Dolayısı ile ihtiyati haciz bu noktada yardımcı fonksiyon işlevi görmektedir. Para alacağı olduktan sonra muhteviyatın kambiyo (çek-senet) mu adi alacak mı (ilamsız) olduğunun bir önemi yoktur. Bu nedenle ihtiyati haciz kendine mahsus bir takip yolu değil icra takip işlemlerinde yardımcı bir müessese olarak değerlendirmek yerinde olacaktır.

İHTİYATİ HACİZ

- Özel olarak para alacaklarına ilişkin uygulanmaktadır.

- Bir alacağın tahsilini temine yarayan bir vasıtadır.

- İhtiyati haciz kararından sonra alacaklı, borçlu hakkında mutlaka dava açmaya mecbur değildir.

- İhtiyati haciz isteminde bulunan alacaklının isteği mahkemece kabul edilirse kendisinden teminat alınır. (uygulamada bu oran genellikle toplam alacağın %15’i tutarındadır.)

- Ancak alacak ilama dayanıyorsa teminat alınmaz.

- İhtiyati haciz kararı icra takibinin açılacağı yer mahkemesinden talep edilir.

İHTİYATİ TEDBİR

- Para alacakları dışındaki mal, hak ve alacakları için uygulanmaktadır.

- Aynı uyuşmazlık konusu olan taşınır veya taşınmaz malların devrinin önlenmesi, dava sonuna kadar aynen muhafaza edilmesini sağlamaktadır.

- Tedbir kararı alan kimse mutlaka süresi içinde dava açmak zorundadır.

- İhtiyati tedbir talep eden ise, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır.

- İhtiyati tedbir kararı ise, dava açılamadan esas hakkında görevli ve yetkili yer mahkemesinden, dava açıldıktan sonra ise davanın görüldüğü yer mahkemesinden talep edilecektir.

Bu noktada uygulamada çok karıştırılan bir İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir farkına da değinmek yerinde olacaktır. Zira her iki müessese de aynı amca farklı kulvarlardan farklı metotlar ile hizmet etmektedir. Evet, her ikisi de alacaklının veya hak sahibini alacağını ya da hakkını koruma altına alan kanunlarımızda düzenlenmiş geçici hukuki koruma türleridir. 6100 sayılı HMK’nın kabulü ile de “geçici hukuki koruma” teriminin kanunda yer alması, ihtiyati tedbirin alt başlık olarak düzenlenmesi ve ayrıntılı olarak belirlenmesi ile ihtiyati haczin, geçici hukuki koruma tedbirlerinin özel bir türü olduğu kabul edilmiştir. Her iki müessesenin farkların karışıklık olmaması açısından yeri gelmişken değinmek yerinde olacaktır.

Bu bağlamda yargılama esnasında da talep eden taraf bu ayrıma dikkat ederek hangi geçici koruma tedbirinin şartları oluşmuş ise onu talep etmeli, mahkemeler de kendisine gelen talepleri kanuni şartlarına uygun olarak değerlendirmelidir. Buna ilişkin son olarak bir Yargıtay kararına değinmekte yarar görüyoruz. Yargıtay bir kararında “İİK'nun 257/1 maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu nedeniyle ihtiyati haciz istenebileceği açıklanmış iken, 2. bentte vadesi gelmemiş borçtan dolayı hangi hallerde ihtiyati haciz istenebileceği açıklanmıştır. Somut olayda haksız bir fiile dayalı olarak bir zararın meydana geldiği açıktır. Sadece olayın iş kazası olup olmadığı failin kim olduğu ve kusur durumu çekişmelidir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğü olay tarihi itibariyle muaccel hale gelir. Bu durumda geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yakın ispat koşulu gerçekleşmiş olup ihtiyati haciz talebinin incelenmesi gerekirken, yerel mahkemece, davacının isteği ile ilgili niteleme ve hukuki tavsifte yanılgıya düşülerek ihtiyati tedbir koşullarının tartışılması ve ihtiyati haciz talebiyle ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken; ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir.”(Yargıtay 21. HD. 13.10.2014 T. E: 19798, K: 19675) şeklinde karar vererek, uygulamada bu iki geçici hukuki koruma arasında fark olduğunu ve bu yollardan herhangi birine başvurmadan evvel uyuşmazlığın irdelenmesi gerektiğini ve buna göre tercih yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

İhtiyati Haczin Uygulanması

Basit bir ifadeyle ihtiyati haciz uygulanması neticesinde borçlunun mallarına geçici olarak el konulur ve böylelikle borç tahsil edilene kadar alacaklı muhafaza edilmiş olur. Bunun içinde bazı şartlar gerekmektedir.

a-Şartları

İhtiyati haciz talebinin şartları İİK’nın 257. maddesinde sayılmıştır. İİK’da 17.7.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle “İhtiyati Haciz” olan madde başlığı “İhtiyati Haciz Şartları” olarak değiştirilmiştir.

- Alacak Rehinle Temin Edilmemiş Olmalıdır;

İhtiyati haciz istenebilmesi için, alacağın bir rehin ile temin edilmemiş olması gerekir. Çünkü rehinle teminat altına alınmış olan alacak için ayrıca bir emniyet tedbiri olduğunu söylediğimiz ihtiyati haciz müessesesine gerek yoktur. Yani alacaklının alacağı zaten rehin ile muhafaza altına alınmıştır. Bu nedenle evvela İİK’nın 45.maddesine göre, rehinle temin edilmiş alacaklar için rehinin paraya çevrilmesi ile takip yoluna başvurmak gerekir. Doğal olarak ekstra bir güvenceye ihtiyaç yoktur. Bu durumun birden fazla istisnası vardır. Biz bu istisnalardan uygulamada sık karşılaştığımız bir istisnaya değinerek yetineceğiz.

Şöyle ki; alacak rehinle teminat altına alınmış İİK’nın 45/III. fıkrası hükmünce, ipotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacaklarında haciz yoluna başvurulabilir. Bu konuda Yüksek Mahkeme ‘’Alacak için kambiyo senedi (çek, poliçe, emre muharrer senet) verilmişse, alacak rehinle teminat- altına alınmış olsa bile alacaklı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmadan, kambiyo senetlerine mahsus haciz veya iflas yolu ile takip yapılabilir. Hatta her ikisini de birlikte de yapabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus tahsilde tekerrür olmamasıdır.’’ Şeklinde hükmetmiştir (H.G.K. 07.06.1995, 12-409/592). Hukuk Genel Kurulunun, rehinin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takip yanında, alacaklının diğer takip yollarına da başvurabileceğini kabul eden ve bunun koşullarını tespit eden içtihadı doğrultusunda alacaklı rehin yoluna başvururken aynı zamanda ihtiyati haciz kararı alarak Kambiyo Senedine Özgü Takip yoluna da başvurabilir. Bu uygulamada sık karşılaşılan bir husustur.

- Alacağın Vadesi Gelmiş Olmalıdır:

Kural olarak sadece vadesi gelmiş yani muaccel olmuş alacaklar için ihtiyati haciz istenebilir. Mahkemeler burada alacağın vadesinin geldiğini araştırmasını yapmalıdır ve bu araştırma karar vermek için yeterlidir.

- Hakkında ihtiyati haciz istenen alacak (borç) para alacağı (borcu) olmalıdır.

2004 Sayılı İİK’nun 257. maddesinin birinci fıkrasında bir para borcu için ihtiyati haciz kararı istenebileceği vurgulanarak bu konuya açıklık getirilmiştir. Buna göre ihtiyati haczin en önemli şartlarından biri alacağın para alacağı olmasıdır. Para alacağın cinsinin bir önemi yoktur. Zira alacak döviz cinsinden dahi olsa ihtiyati haciz kararı alınabilmektedir. Uygulamada çok kez görüldüğü gibi, bir para borcu için ‘ihtiyati haciz’ yerine ihtiyati tedbir istenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

- Borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması

Kural olarak vadesi gelmemiş yani muaccel olmayan alacaklarda ihtiyati haciz talep edilemez. Fakat kanunda düzenlenen belli hallerde bu alacaklar için de ihtiyati haciz talep edilmesi mümkündür. Borçlunun muayyen bir yerleşim yerinin olmaması ya da borcundan kurtulmak için kaçmaya hazırlanması veya kaçması hallerinde vadesi gelmemiş alacaklar için de ihtiyati haciz talep edilebilir. Borçlunun belirli bir yerleşim yeri olmaması hiç bir yerleşim yeri bulunmaması anlamında değil, yerleşim yeri sık sık değiştirmesi ve sabit bir yerleşim yeri edinmemesi şeklinde anlaşılmalıdır. Alacaklının bu maddeye dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunması halinde, borçlunun belirli bir yerleşim yeri bulunmadığı hususunda mahkeme nezdinde somut olarak delillendirmesi yerinde olacaktır. Aksi takdirde ihtiyati haciz talebi reddolunabilir. Bunun için de mahalle muhtarlığından, zabıtadan, ticaret odasından vs. alacağı yazılarla yerleşim yerinin sık sık değiştirildiğine dair bilgi/belge sunması lazım gelmektedir.

İhtiyati haczin en önemli etkisi aslında bu şartta devreye girmektedir. Zira borçlu alacaklıya karşı sorumluluğundan kurtulmak için, tasarrufundaki malvarlığını piyasa değerinden çok düşük bir bedelle başkalarına muvazaalı bir şekilde temlik edebilir ya da hakikaten takip başlatılmadan evvel satışın gerçekleştirebilir. Yani mal kaçırma girişiminde bulunabilir. Bu da işi sürünceme bırakarak alacaklının alacağına kavuşmasının süresini uzatacaktır. Pek tabii alacaklı bu durumu mahkemeye sağlam dayanaklarla sunmalıdır. Mahkemeyi borçlunun malvarlığını kaçıracağı kanaatine uyandırmalıdır. Uygulamada bu husus için alacaklıdan kesin deliller istenmemektedir. Mahkemeye kanaat verilmesiyle yani borçlunun kötü niyetini gösterecek belirtilerin ortaya konması ihtiyati haciz kararı için yeterli görülmektedir.

b-Görevli ve Yetkili Mahkeme

İhtiyati hacizde hangi mahkemenin görevli olduğu İİK da açıkça belirtilmemiştir. Bu durumda İİK 50 maddesine başvurmak gerekmektedir. İİK 50 ise bizi HMK’ nın yetkiye dair hükümlerine göndermektedir. İhtiyati haciz kararı için yetkili mahkeme kural olarak HMK 6-16 maddelerine göre belirlenir. Buna göre alacağın miktarı ne olursa olsun dava, Asliye Hukuk Mahkemesi ya da somut olayın özelliğine göre Asliye Ticaret Mahkemesinde açılacaktır. Fakat bir istisna olarak kira alacakları düzenlenmiştir. Buna göre alacak eğer bir kira alacağına ilişkin ise görevli mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesi olacaktır.

c-İhtiyati Haciz Talebi ve Karara Bağlanması

İhtiyati haciz kararı mahkemeden talep edilir. İİK ihtiyati haciz düzenlemesine yer verilen maddeler içerisinde talebin şekliyle ilgili herhangi bir kısıtlamada bulunmamıştır. Bu nedenle, talep yazılı olarak yapılabileceği gibi sözlü olarak da yapılabilir. Mahkeme kararı olmadan borçlunun aleyhine ihtiyati haciz işlemleri yapılması olanaksızdır. İhtiyati haciz talebinde bulunan taraf, ihtiyati haczin tüm şartlarının oluştuğu konusunda mahkemede yeterli kanaati oluşturmalı, iddialarını yeterli derecede ispat etmelidir.

İhtiyati Haciz Kararının İcrası

a-Yetkili İcra Dairesi

İhtiyati haciz kararının uygulanması için yetkili icra dairesi, ihtiyati haciz kararını vermiş olan mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesidir. İhtiyati hacze ilişkin yetki, kesin yetkidir. Bu nedenle, icra dairesinin yetkisiz olduğu iddiası, İİK 16.maddesinde öngörülen süreye tabi olmaksızın her zaman şikâyet yoluna başvurulabilir.

b-Uygulanma Süresi

Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kendiliğinden kalkacaktır. Dikkat edileceği üzere burada öngörülen ve yaptırıma bağlanılan 10 günlük süre, alacaklının uygulanma talebiyle icra dairesine başvurması içindir. 10 gün içinde uygulanması talep edilen karar üzerine icra dairesi, kararda belirtilen borçlunun malları üzerine haciz işlemi uygular.

c- İhtiyati Haczin İcra Dairesi Tarafından Uygulanması

Haciz işlemleri takip başlatıldığı gibi uygulanır. Lakin ihtiyati haciz kararı alacaklı tarafından kim/kimler için alınmışsa icra takibi başlatılırken takibin tevzisi ihtiyati haciz olarak yapılır ve takip ilk aşamada ihtiyati haciz olarak açılır. Takip başlatıldığı gibi ihtiyati haciz kararı alan borçlunun aleyhine bütün haciz işlemleri ihtiyati haciz şerhi ile yapılmaktadır. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur ki bu haciz ile alacaklı normal icra takibinde olduğu şekilde borçlunun mallarını satılarak paraya çevrilmesini isteyemez. Alacaklının borçlu mallarının satılmasını isteyebilmesi için ihtiyati haczin kesin(kat’i) hacze dönüşmesi gerekmektedir. Alacaklı ihtiyati haciz kararı aldırmasından sonra süresinde icra takibi başlatır ve borçlu da bu ödeme emrine itiraz etmezse, ihtiyati haciz kesin hacze dönüşür. Bu durumda alacaklı borçlunun mallarının satılmasını isteyebilir. Aynı şekilde borçlu ödeme emrine itiraz etse dahi bu itirazı kaldırılır veya iptal edilirse de ihtiyati haciz kesin hacze dönüşür.

Borçlunun ödeme emrine itirazı ile ihtiyati hazin kesinleşmesi önlenmiş olur ve borçlunun ödeme emrine itirazı hemen alacaklıya bildirilir. İhtiyati haczi devam ettirmek isteyen alacaklı ise itirazın kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazı ortadan kaldırmak için gerekli yollara başvurmalıdır Aksi takdirde ihtiyati haciz kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Alacaklı tarafından mahkemede itirazın iptali davası açılması durumunda ihtiyati haciz davanın sonuna kadar devam eder. Alacaklı yedi gün içinde itirazın kesin veya geçici kaldırılmasını seçmesi durumunda, ihtiyati haciz İcra Mahkemesi karar verinceye kadar varlığını muhafaza edecektir.

İhtiyati Haczin Kaldırılması

İhtiyatî haciz, sürekli bir statü değil, sadece koruyucu ve geçici nitelikte bir etki sağladığından dolayı çeşitli nedenlerle son bulabilir. İhtiyati haczin kaldırılma şekillerini şu başlıklar altında incelemek mümkündür;

- İhtiyati Haciz kararına itiraz edilerek son bulabilir;

Vadesi gelmemiş borçtan dolayı aleyhinde ihtiyati haciz tatbik edilmiş olan borçlu ihtiyati hacze karşı itiraz eder ve bu itiraz haklı görülürse yani ihtiyati haciz sebepleri yerinde görülmezse itiraz kabul olunur ve ihtiyati haciz de kalkar. Bu şekilde itiraz süresi ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren 7(yedi) gündür. Bu tür itirazların önüne geçmek için alacaklının ihtiyati haciz kararı talebinde bulunmadan evvel alacağın vadesinin gelip gelmediğine dikkat etmesi gerekmektedir.

- İhtiyati Haczin kendiliğinden hükümsüz hale gelmesi;

Alacaklı süresi içinde takip talebinde bulunmaz, dava açmaz veya takip ya da davasından feragat eder veya takip ya da davası herhangi bir şekilde takipsizlikten düşer veya kaldırılırsa, ihtiyati haciz kararı da kendiliğinden hükümsüz olur. Açılan dava kaybedilirse de takip kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Ayrıca borçlu kendisine tebliğ olunan ödeme emrine de itiraz eder ve alacaklı itirazın bertaraf edilmesi yollarına başvurmaz ise ya da başvurur ve başvurusu yerinde görülmez reddedilir ise yine aynı sonuç vaki olacaktır. Uygulamada bu duruma en çok alacaklının 10 gün içerisinde kararı icra etmemesinden kaynaklı görmekteyiz. Bu nedenle ihtiyati haciz kararının infazı için sürelere dikkat etmek gerekmektedir. Burada özellikle belirtmek gerekir ki ihtiyati haczin hükümsüz hale gelmesi, asıl takibi hükümsüz hale getirmeyecektir.

- İhtiyati Haczin Teminat Karşılığında Mahkeme Kararı ile Kaldırılması;

Teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılması müessesesi İİK 266’da açıkça düzenlenmiştir. İİK 266 ‘’Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya gayrimenkul rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki icra mahkemesine geçer” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre borçlu para veya mahkemece kabul edilebilecek rehin veya ya da tahvilat depo ederek, ya da muteber bir banka kefaleti göstererek ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Takibe başlanıldıktan sonra bu yetkinin takibin başlatıldığı yer icra mahkemesine geçeceğini unutmamak gerekir. Uygulamada İİK 266 ve 263. Maddeleri sıklıkla karıştırılmaktadır. Oysaki ihtiyati haczin 266’ya göre kaldırılması İİK m. 263’teki ihtiyaten haczedilen malların teminat karşılığında borçlu elinde bırakılmasından farklıdır. İİK m. 263’e göre borçlu veya üçüncü kişi elinde bırakılan mallar üzerindeki ihtiyati haciz devam eder.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

- İhtiyati haciz, rüçhan hakkı vermez. Bunun istisnası, ihtiyati haciz için yapılan masraflardır. Masraf içeriğine vekâlet ücreti de dâhildir.

- Alacaklının alacağında haklı olması önem arz etmektedir. Zira İhtiyati haciz kararı alan alacaklı, neticesinde hacizde haksız çıktığı takdirde, ihtiyati haciz uygulamasından kaynaklı olarak meydana gelen borçlunun veya üçüncü kişinin tüm zararlarından İİK 259 uyarınca sorumlu olacaktır.

- Somut uyuşmazlığın özelliğine göre alacağın vadesinin gelip gelmediğine, borçlunun yerleşim yerinin olup olmadığına dikkat edilmelidir. Ayrıca özellikle tüzel kişilerde borçlunun kim olduğuna dikkat edilmelidir. Ticaret Bakanlığı’nın resmi sitesinden şirkete dair bilgiler teyit edilmelidir. Zira uygulamada isim benzerliğinden dolayı uyuşmazlıklarla karşılaşabilmekteyiz.

- Eğer alacak faturadan kaynaklı bir alacaksa mutlaka bir sözleşme vb. bir dayanakta beraber olmalıdır. Nitekim yüksek mahkeme yerleşik kararlarında faturanın tek başına muaccel bir alacağın varlığını göstermeye yeterli olmadığına hükmetmektedir. Bu gibi durumda mahkeme genelde ticari defterleri incelemektedir. Bu nedenle defterler tam tutulmalı, alacağımızı sadece faturaya dayanak göstermekten imtina etmeliyiz. Aksi takdirde ihtiyati haciz kararı alırken aksaklıklar olabilmektedir.

- İİK 281. Maddesi uyarınca Tasarrufun iptali davalarında da talep üzerine mahkemece ihtiyati haciz kararı verilebilmektedir. Burada güdülen gaye davaya konu mal üzerine ihtiyati haciz işlenerek satış işlemlerinin durdurulmasını sağlamak ve nihayetinde davacının yani alacaklının menfaatini muhafaza etmektir.

Stj. Av. Abdulkadir TOK

---

KAYNAKÇA

Pekcanıtez Hakan, Atalay Oğuz, Özkan Meral Sungurtekin, Özekes Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, Ankara: Yetkin Yayınları, 2013.

Pekcanıtez Hakan, Özekes Muhammet, İcra ve İflas Hukuku Pratik Çalışmalar, Ankara: Yetkin Yayınevi, 2014.

Kuru Baki, İcra ve İflas Hukuku; Ders Kitabı, İstanbul: Legal Yayıncılık, 2016.

Kuru Baki, İcra ve İflas Hukuku; El Kitabı, Ankara: Adalet Yayınevi, 2013.

Muşul, Timuçin, Teorik ve Uygulamalı İcra ve İflas Hukuku I, Alfa Yayınları, İstanbul 2001.

Uyar Talih, İcra Hukukunda İhtiyati Haciz, Ankara: Bilge Yayınevi, 2018

Uyar Talih, İhtiyati Haciz İsteminin Koşulları, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, Özel Sayı-2017, s. 2585-2631

Akdeniz Umut, İhtiyati Haciz Müessesesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi c. X,s.1,2 y.2006

Kuru Murat, Geçici Hukuki Koruma Kavramı Ve İhtiyati Haciz Müessesi, İSTANBUL BAROSU DERGİSİ • Cilt: 92 • Sayı: 1 • Yıl: 2018

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatih 4 ay önce

Elinize sağlık

Avatar
av. 4 ay önce

emeğinize sağlık. teşekkürler