banner664

28 Temmuz 2022

TÜRK MEDENİ HUKUKU'NDA ÖZEL BOŞANMA SEBEPLERİ

Boşanma geçerli olarak kurulmuş bir evliliğin kanunda sınırlı sayıda belirtilmiş sebeplerden birine dayanılarak eşlerden birinin açtığı dava sonucunda hakim kararıyla evliliğin sona erdirilmesidir. Boşanma sebepleri Türk Medeni Kanununun 161 ila 166 ncı maddeleri arasında sınırlı sayıda belirlenmiştir. Yalnızca bu belirtilen sınırlı sebeplerden birine dayanılarak boşanmaya hükmedilebilir. Boşanma hakim kararı ile gerçekleşir. Fakat öncesinde eşlerden birinin diğerine boşanma davası açmış olması gerekir. Türk Medeni Kanunu'nda sınırlı olarak sayılan boşanma sebeplerini özel sebepler ve genel sebepler olarak iki kategoriye ayırıyoruz.

Özel boşanma sebepleri; zina, hayata kast veya pek kötü ya da onur kırıcı davranış, terk ve akıl hastalığıdır.

Genel boşanma sebepleri ise; evlilik birliğinin temelinden sarsılması, ortak hayatın yeniden kurulamaması ve anlaşmalı boşanma olarak sayılabilir. Boşanma sebeplerini bir bakıma nisbi ve mutlak olarak da ikiye ayırıyoruz. Mutlak boşanma sebeplerinde hakim, söz konusu fiilin evlilik birliğini diğer eş için çekilmez hale getirip getirmediğine bakmaz. Belirtilen olgu veya olay boşanmak için yeterli olacak ve hakim başka şart aramayacaktır. Nisbi boşanma sebeplerinde ise hakim, ortaya çıkan ve ispatlanmış durumun diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediğini araştıracak ve ancak bu şart gerçekleşmiş ise boşanmaya karar verecektir. Biz bu yazımızda  özel boşanma sebeplerini inceleyeceğiz.

1-ZİNA

Zina, eşlerden birinin karşı cinsten biriyle kendi isteğiyle cinsel ilişkide bulunmasıdır. Başka bir ifade ile eşlerden birinin evlilik dışı cinsel ilişkide bulunmasıdır.Flört etme, mektuplaşma, öpme, sarılma veya cinsel ilişki gerçekleşmeksizin yakın bedeni temaslar zina kapsamına girmez çünkü zina için cinsel ilişkinin gerçekleşmesi gerekir.İlişkinin bir kez olması yeterlidir. Süreklilik aranmaz. Zinanın ispatı davacıya aittir. Zina için bir takım hususlara dikkat edilmelidir. Öncelikle  karı ve kocadan birinin henüz evlenmeden önce veya evlilik ortadan kalktıktan sonra ayrı cinsten biriyle cinsel ilişkide bulunması zina sayılmaz. Fakat eşinin evlenmeden önce başkasıyla cinsel birliktelik yaşadığını öğrenen eş, şartları varsa yanılma veya aldatmaya dayalı olarak nisbi butlan (iptal) davası açabileceği gibi evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle de boşanma davası açabilir. Zinadan söz edebilmek için bir evlilik ilişkinin bulunması şarttır. Evliliğin batıl olmasının bir önemi yoktur.Diğer taraftan, zinadan söz edebilmek için farklı cinsten biriyle cinsel ilişkide bulunması gerekir. Aynı cins veya hayvanla cinsel ilişkiye girme zina kapsamına değil haysiyetsiz hayat sürmeye girer. Zina kusura dayanan bir boşanma sebebidir yani zina eden eşin bilerek ve isteyerek cinsel ilişki yaşaması gerekir. Tecavüze uğrayan eşe zinadan boşanma davası açılamaz. Aynı zamanda mutlak bir boşanma sebebidir. Her türlü kanıtla ispat edilebilir. Mutlaka suçüstü yapılmakla ispatı gerekmez. Otele girerken kamera kayıtları, uygun olmayacak şekilde çekilen fotoğraflar zinaya delalet eder. Zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı iki halde düşer. İlk olarak davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.İkinci olarak da MK m.166/3 e göre "affeden tarafın dava hakkı yoktur". Dava hakkı olan eş, zina yapmış olan eşini affederse dava hakkı ortadan kalkmış olur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/2-634 Esas, 2011/720 Karar sayılı ilamı da “…Taraflar yeniden bir araya gelmekle, geçmişteki olayları affederek, evliliklerini sürdürme iradesini ortaya koyduklarından, o zamana kadar aralarında geçen olaylar yönünden birbirlerini bağışladıklarının kabulü gerekir. Hal böyle olunca, tarafların birbirlerini bağışlamalarından önceki olaylara boşanma nedeni olarak dayanılması ve yine aynı nedenle boşanma kararı verilmesi olanaklı değildir…” şeklindedir. Başka bir Yargıtay kararın da ise,  Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2008/20278 E. 2010/1423 K. Sayılı ilamı da...“Aynı işyerinde çalışan bir başka erkekle telefonla görüşme, mesaj gönderme ve bu kişinin arabasına binmiş olma, zinaya delalet eden davranışlar niteliğinde değildir. Zina sübut bulmamıştır. Açıklanan nedenle davalı-davacının zina sebebine dayanan boşanma davasının reddi gerekirken yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” şeklindedir.

2- HAYATA KAST, PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ

"Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılmasına ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir." ( TMK m.162/1 ). Bir eş diğerinin hayatına kastederse  yani eşini öldürme girişiminde bulunursa, onu intihara teşvik eder ve zorlarsa veya pek kötü davranışta bulunursa yani eşini hapsederse, aç bırakırsa, döverse ve anormal cinsel ilişkiye zorlarsa veya onur kırıcı davranışta bulunursa yani eşini evden kovarsa ve toplum içinde rencide ederse boşanma davası açılabilir. Kusura dayalı ve mutlak boşanma sebebidir. Söz konusu fiillerin evlilik birliğini diğer eş için çekilmez hale getirip getirmediği araştırılmaz. Yargıtay'ın çeşitli kararlarında pek kötü veya onur kırıcı davranış olarak kabul edilen olaylar: Aralarında boşanma davasının görülmesi sırasında, mahkeme koridorunda kadının kocasına alçak namussuz herif şeklinde beyanları, bakire olduğu halde karısı hakkında zifaf gecesi onu bakire bulmadığından bahisle kötüleyici sözler söylemesi ve evden kovup babasının evine göndermesi, kocasının eve geç gelmiş olmasına kızan kadının onun ticarethanesine giderek kalabalık içinde şeref ve haysiyetini kırıcı laflarla ona hakerette bulunması vb. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.İkinci olarak da MK m.166/3 e göre "affeden tarafın dava hakkı yoktur" .

3-SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. Küçük düşmesine yol açan suçlar dolandırıcılık, hırsızlık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, zimmet gibi suçlardır. Boşanma davasının açılabilmesi için küçük düşürücü suçu işleyen eşin ceza kovuşturmasına uğramış ve bu suçtan dolayı hüküm giymiş olması şart değildir, bu tür bir suçun evlilik devam ederken salt işlenmesi yeterlidir. Haysiyetsiz hayat sürme ise toplumun anlayışına göre namus ve şeref kavramlarıyla bağdaşmayan ve sürekli olması gereken davranışlardır. Örneğin; uyuşturucu madde ticareti yapma, içki düşkünlüğü, genelev işletmek vb davranışlar kişinin haysiyetsiz hayat sürdüğünü gösterir. Aynı zamanda nisbi boşanma sebebidir. Ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirip getirilmediği araştırılır.Hak düşürücü süre yoktur. Her zaman dava açılabilir.

4-TERK

Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az 6 ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Terk edilen eş hakime veya notere en erken terk olayını izleyen dördüncü ayın sonunda başvurabilir. Ayrıca diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak bir konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılmaktadır. Aynı evde yaşayan eşlerin birbirleriyle konuşmuyor olması ya da yatak odalarını ayırmaları terk için yeterli değildir. Özetle terk  sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için;

- Konutu terk etme veya konuta dönmeme

- Terkin haklı bir sebebinin olmaması

- Terkin en az 6 ay sürmüş ve bu durumun devam etmekte olması

-İhtarda bulunulmuş olması

Boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı geçmedikçe ihtarda bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. Eve dön ihtarının dört aylık süre dolmadan çekilmesi durumunda terke dayalı boşanma davasının reddi gerekir (Yargıtay 2. H.D. 3.10.2016 tarihli 1607/13333 sayılı kararı).  Hakim süreleri re'sen dikkate alır. Ayrıca mutlak boşanma sebeplerindendir.

5- AKIL HASTALIĞI

Evliliğin eşlerden birisinin akıl hastalığı sebebiyle diğer eş için çekilmez hal almış ve bu hastalığın tedavi edilmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporu ile belirlenmişse, bu nedene dayanılarak akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası açılabileceği TMK. m. 165’de  belirtilmiştir. Hastalığın geçmesine olanak yoksa bu dava açılabilir ve bu durum resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmelidir. Ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmiş olması da şarttır. Nisbi boşanma sebebidir.Kusura dayanmayan bir boşanma sebebidir ve dava açmak için bir süre öngürülmemiştir. Yargıtay 2. HD. 2007/6730 E. ; 2008/4453 K. sayılı kararında "Mahkemece bu konuda rapor alınmadığı gibi, mahkemenin kararında belirttiği İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 01.12.2006 tarihli yazısı, davalının hastanede tedavi gördüğü 13.09.2004-12.10.2004 dönemine ait verilere dayanmaktadır. Bu yazı hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece yapılacak iş, davalıda bulunan akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirecek nitelikte olup olmadığı ve hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığını resmi sağlık kurulu raporuyla tespit etmek, delilleri hep birlikte değerlendirip sonucu uyarınca karar vermekten ibarettir. Bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır."

Av. Yasemin ÇİĞDEM CERİT

KAYNAKÇA

AKINTÜRK, Turgut,Türk Medeni Hukuk Aile Hukuku, Beta Yayınları,İstanbul 2014.

YILDIRIM, Abdulkerim, Türk Aile Hukuku,Savaş Yayınevi, Ankara 2014.

Yargıtay kararları için http://www.kazancihukuk.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.