24 Eylül 2022

Tüzel Kişilik Perdenin Kaldırılması Teorisi

Tüzel Kişilik Perdenin Kaldırılması Teori Nedir?

Tüzel kişilik perdenin kaldırılması temel anlamda, tüzel kişinin borçlarından dolayı tüzel kişiliği kötü araç olarak kullananılmasını engelleyen bir teoridir. Netice de söz konusu teoriyi açıkça düzenleyen bir kanun maddesi yoktur. Bu sebeple doktrin ve Yargıtay kararlarında 20. yy. başlarında kendisine yer bulmuş ve uygulamada ortaya çıkmaya başlamıştır. Teoriye bu ismin verilmesinin sebebi, tüzel kişinin borçlarından dolayı “tüzel kişilik” perdesinin arkasına kötüniyetli olarak saklamasından kaynaklıdır. Söz konusu perde kaldırıldığı takdirde tüzel kişinin borçlarından dolayı hem tüzel kişi hem de ortağının da sorumluluğu 8orya çıkmış olacaktır. Perdenin kaldırılması teori ve uygulamada 3 şekilde ortaya çıkmaktadır:

1. Bunlardan birincisi perdenin düz kaldırılmasıdır. Esasen tüzel kişilik perdesinin kaldırılması denildiğinde anlaşılan hâl, perdenin düz kaldırılmasıdır. Düz kaldırma hâlinde tüzel kişinin alacaklılarına, tüzel kişilik perdesini sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötüye kullanan tüzel kişinin hâkim ya da tek ortağına başvurma imkânı sağlanır. Ortaklar gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir. Başka bir ifadeyle, tüzel kişiliğe ait bir borcun ortakların kişisel malvarlıklarından karşılanarak ödenmesidir. Yargıtay kararlarında da tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılması kabul edilmektedir.

2. Bir diğeri perdenin ters kaldırılmasıdır. Tüzel kişilik perdesinin ters kaldırması hâlinde tüzel kişinin ortağının alacaklıları, ortağın hâkimiyet ilişkisi bulunduğu tüzel kişiye başvurabilmekte ve ortak ile birlikte anılan tüzel kişiyi de sorumlu tutabilmektedir. Bir başka anlatımla ortağın şahsi borcundan dolayı doğrudan şirketin mal varlığı ile sorumlu tutulabilmesi durumudur. Yargıtay ve İsviçre Federal Mahkemesi de tüzel kişilik perdesinin ters kaldırılması kurumunu uygulamaktadır.

3. Son olarak perdenin çapraz kaldırılmasıdır. Şirketler topluluğunda yavru şirketlerin alacaklılarının, bu ilişkinin kötüye kullanılması hâlinde ana şirkete veya ana şirketin hâkimiyetinde olan başka bir yavru şirkete başvurabilmesi ve bu sebeple ana şirketin veya diğer yavru şirketin, asıl borçlu olan yavru şirketle birlikte alacaklılara karşı sorumlu tutulabilmesi tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılması şeklinde ifade edilmektedir Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus, kardeş şirketler arasında iktisadi bütünlüğün olması gerekmektedir. Yargıtay da çeşitli kararlarında tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılmasını uygulamıştır.

Belirtilmelidir ki tüzel kişilik perdenin kaldırılması teorisi uygulanabilir olması için ilk önce tüzel kişiye hukuki olarak başvurma zorunluluğu vardır. Söz konusu teori kanunda yer bulmadığından istisnai durumdur. Bu sebeple tüzel kişiye başvurulup sonuçsuz kalan alacaklar bakımından şartlar uygun ise tüzel kişilik perdenin kaldırılması teorisi kendisine yer bulacaktır.

Tüzel Kişilik Perdenin Kaldırılması ile Organik Bağ Kavramı Arasındaki Farklar Nelerdir?

Organik bağın ispatı için gerekli birkaç kriter mavcuttur. Bu söz konusu kriterler Yargıtay kararları ışığında ortaya çıkmıştır. Yargıtay’ın kararları ışığında en fazla aranan kriterlerden bazıları ise şu şekildedir:

- Şirketlerin ticaret sicilinde kayıtlı adreslerinin aynı olması (geçmişte belli bir süre aynı adresin paylaşılmış olması dahi yeterlidir),

- Ticaret sicil kayıtlarından şirketlerin ortakları ile diğer şirketin ortaklarının aynı olması veya iki şirketin ortakları arasında akrabalık bağının bulunması,

- Bir şirketin kapatılarak kapanan şirkette çalışan kişilerin aynı ortaklara bağlı yeni şirkette çalıştırılması,

- Faaliyet konularının aynı olması vb.

Organik bağ ise şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılır.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/2125 E., 2018/20573 K. 14.11.2018 T.)

İki kavramın farklarına gelecek olursak organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, benzer amaca hizmet eden farklı kavramladır. Organik bağda sadece diğer şirketin sorumluluğuna gidilebilirken, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasında hem diğer şirkete hem de o şirketin ortaklarının sorumluluğuna gidilebilir, organik bağda iktisadi bütünlük aranmazken, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasında iktisadi bütünlük aranır, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasında özdeşleşme, yetersiz sermaye ve hâkimiyet gibi şartlar aranmakta olup, bu hususların daha güçlü deliller ile kanıtlanması gerekir. Fakat bu iki kavram birçok farklılığa sahip olsa da benzerlikler de içermektedir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması kavramında olduğu gibi, organik bağın temelinde de dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı bulunmaktadır.

Sonuç olarak,

Tüzel kişiyi oluşturan kişiler, tüzel kişinin sağlamış olduğu ayrılık ilkesinden istifade ederek sorumluluktan kaçmaya çalışırlarsa tüzel kişilik perdesi kaldırılabilir. Öğreti ve uygulama tarafından geliştirilen tüzel kişilik perdesinin kaldırılması kurumu, hakkın kötüye kullanılması yasağının (TMK m. 2/II) uygulanmasından ibarettir. Tüzel kişilik perdesinin düz, ters ve çapraz kaldırılabileceği hem öğretide hem yargı kararlarında kabul edilmektedir. Düz kaldırma hâlinde tüzel kişi ile birlikte tüzel kişinin arkasına saklanan kişiler sorumlu tutulur. Ters kaldırma hâlinde tüzel kişiyi oluşturan kişilerin borcundan dolayı, bu kişilerin oluşturduğu tüzel kişiliğin sorumluluğuna gidilebilir. Çapraz kaldırma ise grup şirketlerinde yavru şirketlerin alacaklılarının ana şirkete veya aynı grup içerisinde yer alan diğer yavru şirketlere başvurabilmesi anlamına gelir.

Stj. Av. Kadir BOZDAĞ

Kaynakça

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2015/24137 E., 2018/16011 K., 20.09.2018 T.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/4881 E., 2018/836 K., 28.02.2018 T.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/5148 E., 2017/7084 K., 11.12.2017 T.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/2671 E., 2016/3423 K., 14.06.2016 T.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/10461 E., 2018/19487 K., 05.11.2018 T.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/593 E., 2019/9655 K., 03.12.2019 T.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi • Cilt 26, Sayı 2, Aralık 2020

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.