1. ÖZET: Dava, kooperatif ortağının çıkma payı alacağı istemine ilişkindir. Davacı, davalı Koop.'tan isteği dışında ihraç edildiğini ve peşin olarak Koop.'a verdiği bedelin geri verilmediğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere güncelleştirilmiş değer olan 15.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının sabit fiyatlı ortak alınmasına dair yönetim kurulu kararının genel kurulda iptal edildiğini, davacının bu iptal kararına karşı süresi içinde dava açmadığını, davacının ortaklıktan çıkarıldığını, davacının alacağını güncelleştirme yoluyla değil Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesine göre isteyebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Yerel Mahkemece davacı tarafın ödediği bedeli ispat edememesi karşısında Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesine ve anasözleşmeye göre davacının yatırdığı paranın güncellenmesine engel teşkil edecek herhangi bir düzenleme ve emredici, yasaklayıcı bir hükmün bulunmaması gerekçeleriyle davacının talebiyle bağlı kalınarak, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve dosya Yargıtay 23. Hukuk Dairesi' nin önüne gelmiştir.

2. ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN KONULAR

- Koop. ortağından çıkma hakkı,

- Koop. üyeliğinden çıkarılma (ihraç kararı) ve hukuki neticeleri,

- Genel Kurul'un ihraç kararlarının iptali prosedürü (iptal davası),

- Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortaklarla hesaplaşma süresi ve yükümlülük,

- Koop. ortaklığından ayrılma payı alacağı.

3. OLAYIN ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatiften peşin bedelle anahtar teslimi olarak taşınmaz satın aldığını, ancak davalının müvekkilini istemi dışında kooperatif üyesi gibi göstererek aidat ödemesi yapmasını istediğini, müvekkili hakkında verilmiş olan iki ihraç kararının da iptaline karar verildiğini, davalı tarafından yeniden aidat istenmesi ve müvekkilinin ödeme yapmaması sebebiyle üyelikten ihraç edildiğini, artık uğraşmak istemeyen müvekkilinin bu karara karşı dava açmadığını, ihraç kararının bu şekilde kesinleştiğini, davalı kooperatifin müvekkiline yapması gereken ödemeler konusunda yapılan görüşmelerde sonuç alamadıklarını ileri sürerek, fazlaya dair haklar saklı tutularak "anahtar teslimi daire satın almak inancıyla davalıya yapılan ödemenin dava tarihi itibariyle yapılacak güncelleştirme sonucunda bulunacak karşılık olan 15.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini" talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının sabit fiyatlı ortak alınmasına dair yönetim kurulu kararının genel kurulda iptal edildiğini, davacının bu iptal kararına karşı süresi içinde dava açmadığını, davacının yatırdığı aidatın 4.000,00 TL olmayıp 1.700,00 TL civarında olduğunu, davacının 24.7.2006 tarihinde ortaklıktan çıkarıldığını, 2006 yılı genel kurulunun 27.5.2007 tarihinde yapıldığını, davacının alacağını güncelleştirme yoluyla değil Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesine göre isteyebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı tarafın 4.000,00 TL ödediğini ispat edememesi karşısında, kooperatif kayıtlarına göre davacının 1.700,00 TL ödediği kabul edilerek, Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesine ve anasözleşmeye göre davacının yatırdığı paranın güncellenmesine engel teşkil edecek herhangi bir düzenleme ve emredici, yasaklayıcı bir hükmün bulunmaması gerekçeleriyle davacının talebiyle bağlı kalınarak, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir. Yapılan incelemede Yerel Mahkemece, davacının yatırmış olduğu bedelin güncellemesi yoluyla hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı tespit edilmiştir. 1163 Sayılı KoopK. m. 17 ve Koop. tip anasözleşmesi nin 15. maddesine göre, kooperatiften ayrılan ortak ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haiz olup, bilançonun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonra bu hak talep edilebilir. Bu durum karşısında yerel mahkemece kooperatif konusunda uzman bir bilirkişiye kooperatifin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda rapor alınıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeye dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve karar bozulmuştur.

Bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Direnme yoluyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı ortağın yatırdığı sabit ödeme tutarının, dava tarihi itibariyle yeniden değerlendirmesinin (güncellenmesinin) gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

4. MERCİLERİN ÇÖZÜMÜ

a) YEREL MAHKEMENİN KARARI

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı tarafın 4.000,00 TL ödediğini ispat edememesi karşısında, kooperatif kayıtlarına göre davacının 1.700,00 TL ödediği kabul edilerek, KoopK. Kanunu'nun 17. maddesine ve anasözleşmeye göre davacının yatırdığı paranın güncellenmesine engel teşkil edecek herhangi bir düzenleme ve emredici, yasaklayıcı bir hükmün bulunmaması gerekçeleriyle davacının talebiyle bağlı kalınarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.

b) YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİNİN KARARI

Mahkemece, davacının yatırmış olduğu bedelin güncellemesi yoluyla hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17. ve kooperatif tip anasözleşmesinin 15. maddesine göre, kooperatiften ayrılan ortak ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haiz olup, bilançonun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonra bu hak talep edilebilir. Bu durum karşısında mahkemece Koop. konusunda uzman bir bilirkişiye kooperatifin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda rapor alınıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeye dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

c) HUKUK GENEL KURULU KARARI

Davacı ortağın, ilk önce yönetim kurulunun 29.7.1997 tarihli toplantısında alınan karar uyarınca, 1.700,00 TL ödeme karşılığı 14 numaralı daire için anahtar teslim şartıyla üyeliğe kabul edildiği ve bu karar gereğince kooperatife 1.700,00 TL ödediği, ancak daha sonra 29.4.2001 tarihli genel kurul kararıyla eski yönetim kurulunun davacının ortak yapılmasına dair kararın gündeme alınması sonucunda alınan genel kurul kararıyla; "aidat ödemesi koşuluyla eşitlik ilkesi çerçevesinde üyeliği kabul edilmesine" oybirliğiyle karar verildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yine dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere, davacının parasal yükümlülüklerine yerine getirmediği gerekçesiyle Kooperatif Yönetim Kurulunun 6.7.2006 tarihli kararıyla davacının ihracına karar verildiği ve bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacı ortağın kooperatife 1.700,00 TL dışında bir ödemesinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

O halde, kooperatiften ihraç edilen davacı ortağın, davalı kooperatiften talep edebileceği haklarının, 1163 Sayılı K.K'nun 17. madde hükmüyle yukarda açıklanan ilkeler çerçevesinde belirlenmesi gerekli olup, somut olayda davacı ortağın talep hakkı, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra yaptığı aidat ödemelerinin bakiyesinden ibarettir.

Bu itibarla, H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

5. DEĞERLENDİRMEMİZ

UYUŞMAZLIK KONULARINA İLİŞKİN GENEL BİLGİ

a) Koop. ortağından çıkma hakkı.

KoopK. m. 10' a göre "Her ortağın kooperatiften çıkma hakkı vardır. Çıkma keyfiyetinin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürmesi halinde ayrılmak isteyen ortağın, muhik bir tazminat ödenmesine dahi hüküm anasözleşmeye konulabilir"

Çıkma, tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşen bozucu yenilik doğuran bir haktır[1]. Çıkma beyanı ana sözleşmede aksine hüküm yoksa, YK' ya yöneltilir. Ortağın çıkma iradesini açıklaması ile çıkma gerçekleşmekte, ayrıca kooperatifin bunu kabul etmesine veya onaylamasına ihtiyaç bulunmamaktadır[2]. Fakat kanunkoyucu çıkma beyanının tek taraflı olmasına rağmen birlikte YK' nın bunun kabulünden kaçınabileceğini bu durumda ortağın, makul bir süre bekledikten sonra çıkma bildirimini noter aracılığı ile yapması gerektiğini hüküm altına almıştır. Hükme göre bildirim tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir (KoopK. m. 13). Noter aracılığı ile bildirim koşulu kanunda bir şekil şartı olarak düzenlenmiş olmasına rağmen Yargıtay'ın kanun hükmüne uyan yerleşmiş içtihadı[3] doktrinde çıkma bildiriminin yenilik doğurucu niteliğine aykırı bulunarak eleştirilmektedir[4]. Fakat aksi görüşler de mevcuttur[5]. Öyle ki Tekinalp, YK' nın çıkmayı kabulden kaçınmanın yanında reddetme hakkının dahi bulunduğunu savunmaktadır[6].

b) Koop. ortaklığından ayrılma payı alacağı.

Kooperatiften çıkma hakkını kullanan veya çıkartılan ortak, "ayrılma payı" alır. Ayrılma payının "asgari" miktarı, pay sahibinin sermayeye katılma borcu için ödemiş olduğu bedeldir. Fakat, ana sözleşmelerle, buna ek olarak, ortakların veya mirasçıların kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden oluştuğu düzenlenebilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yılın bilançosuna göre hesaplanır. Kanundaki "yedek akçe" kelimesi sadece kanuni yedek akçelere inhisar ettirilmelidir. Ayrılma payı, yılsonu bilançosu esas alınarak düzenlenir, çıkma tarihinin kabulü doğru olmaz[7].

KoopK. m. 17'ye göre; "Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kendilerinin yahut mirasçılarının kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden ibaret bulunduğu anasözleşmede gösterilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır. Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Bu durumda kooperatifin muhik bir tazminat isteme hakkı saklıdır. Çıkan veya çıkarılan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve hakları bunları istiyebilecekleri günden başlıyarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Çıkan veya çıkarılan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar hükümsüzdür.

Madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere ayrılan ortağın hakları, ortaklıktan çıktığı (istifa) veya çıkartıldığı (ihraç) yılın bilançosu çerçevesinde iade edilir. Hakların geri ödenmesi ise, bu bilançonun kesinleşmesinden, başka bir anlatımla bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay içinde yapılabilir. Dolayısıyla alacak, bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay sonra muaccel hale gelir.

KoopK. m. 17/2 uyarınca, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile, genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Ancak böyle bir karar alınsa dahi, dava edilmesi durumunda mahkemelerce öncelikle, ortağın istediği iade alacağının, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğinin bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilmesi gereklidir. Erteleme kararı, kooperatife sadece yapacağı geri ödemeleri üç yıla kadar erteleme hakkı verir. Bu sürenin sonunda ortak, yine aynı yasa maddesiyle tip anasözleşmenin 15/1. maddesi uyarınca, yaptığı ödemelerin iadesini, ayrıldığı yılın bilanço tarihinden itibaren bir ay geçtikten sonraki tarihten itibaren faiziyle birlikte geri isteyebilir. Ancak, davacıya yapılacak geri ödeme, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecekse, dolayısıyla erteleme kararı geçerliyse ve dava, erteleme süresi dolmadan açılmışsa, zamanından önce açılan davanın reddi gerekecektir.

c) Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortaklarla hesaplaşma süresi ve yükümlülük.

Çıkma payının hesaplanmasında, istifa tarihi itibariyle yapılmış olan ödemelerin yeniden değerlemesinin (güncellemesinin) yapılmasının gerekip gerekmediği hususunda KoopK. m. 17/1'de açıkça belirtildiği üzere, kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kooperatifle hesaplaşma şekli kooperatif ana sözleşmesinde belirlenebilir. Aynı maddenin son fıkrasında bunun istisnası düzenlenerek "çıkan veya çıkarılan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar hükümsüzdür" şeklinde yasal sınırlama getirilmiştir.

Yine, yukarda açıklandığı üzere; çıkma keyfiyetinin, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürmesi halinde, ayrılmak isteyen ortağın, muhik bir tazminat ödenmesine yönelik anasözleşmeye hüküm konulabilir (KoopK. m.10).

Anılan yasa hükmü incelendiğinde, yasa metninde "tazminat" düzenlemesi getirildiği görülecektir. Bu tazminat, gerçekte bir 'ayrılma akçesi'dir. Niteliği ise, ne ceza, ne de tazminattır. Ayrılma akçesi çıkmayla kooperatifin uğrayacağı varsayılan kaybı dengeler. Anasözleşmede aksine hüküm yoksa, ortak kusursuz olsa da ayrılma akçesi öder. Ana sözleşmede bu konuda hüküm yoksa, ortaktan tazminat istenemez. Akçe, tutar (miktar) olarak anasözleşmeye yazılabilir[8].

d) Koop. üyeliğinden çıkarılma (ihraç kararı) ve hukuki neticeleri.

Şirketler Hukukunda çıkarılma kavramı bir ortağın haklarının kendi isteği ve iradesi dışında -başka bir ifadeyle zorla- elinden alınmasını ve dolayısıyla şirketle olan bağının ortadan kalmasını ifade eder[9].

KoopK. m. 16' da açıkça belirtildiği üzere "Kopop. ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Dolayısıyla anasözleşmede açıkça gösterilmeyen, genel ifadeler kullanılarak sebeplerde sınırsızlık ve belirsizlik yaratılarak ortak ihraç edilemez[10].

e) Genel Kurul'un ihraç kararlarının iptali prosedürü (iptal davası).

Çıkarılma kararına karşı, kararı alan organa göre oratk çeşitli hukuki yollara başvurabilir:

- Çıkarma kararını GK almış ise, ortak GK kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde itiraz davası açabilir.

- Çıkarma kararını YK almış ise; ortak ya kararın kendisine tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde GK nezdinde itiraz edebilir ya da tebliğden itibaren 3 ay içinde Yk kararına karşı mahkemede itiraz davası açabilir[11].

KoopK. m. 27' de davacı ortağın Koop.' a karşı olan parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ortaklıktan çıkarılabileceği düzenlenmiştir[12]. Her ne kadar madde metninde parasal yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve usulünce ihtar yapılan ortağın ortaklığının kendiliğinden düşeceği ifa edilmiş ise de Yargıtay içtihatlarına göre temerrüde düşen ortağın hakkında ayrıca çıkarılma kararı alınması gerektiği ifade edilmektedir[13].

Somut uyuşmazlıkta Koop., parasal yükümlülüğünü yerine getirmeyen ortağın ihracına karar vermiş ve davacı bu karara karşı itiraz veya iptal davası açma yoluna gitmemiş ve karar kesinleşmiştir. Bu nedenle somut olayda Koop. ortağının üyelik sıfatının Koop. YK' nın 06.07.2006 tarihli ihraç kararının kesinleşmesiyle sona erdiği hususunda tartışma mevcut değildir.

SONUÇ

Yerel mahkemece verilen kararda, Koop. üyeliğinden çıkan ortağın ayrılma akçesinin yeniden değerlemesinin yapılabileceği öngörülmüştür. KoopK.'da ve anasözleşmede düzenlenmediği halde "denkleştirme, yeniden değerleme, sepet hesabı, eskalasyon vs." yöntemler kullanılarak çıkma payının hesaplanması yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi, böyle bir yöntem, kooperatiflerin kuruluş amacı (KoopK. m.1) ve kooperatiflerin mevcudiyetini tehlikeye düşürülmemesini amaçlayan uygulamaya da aykırı bir yorum olacaktır. Zira Koop.'un korunması ilkesi çerçevesinde Koop.'tan ayrılan her ortak için ayrılma payının güncellenmesi durumunda Koop. malvarlığının tehlikeye düşeceği ve zarar göreceği aşikardır.

Davacı ortağın, ilk önce yönetim kurulunun 29.7.1997 tarihli toplantısında alınan karar uyarınca, 1.700,00 TL ödeme karşılığı 14 numaralı daire için anahtar teslim şartıyla üyeliğe kabul edildiği ve bu karar gereğince kooperatife 1.700,00 TL ödediği, ancak daha sonra 29.4.2001 tarihli genel kurul kararıyla eski yönetim kurulunun davacının ortak yapılmasına dair kararın gündeme alınması sonucunda alınan genel kurul kararıyla; "aidat ödemesi koşuluyla eşitlik ilkesi çerçevesinde üyeliği kabul edilmesine" oybirliğiyle karar verildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yine dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere, davacının parasal yükümlülüklerine yerine getirmediği gerekçesiyle Kooperatif Yönetim Kurulunun 6.7.2006 tarihli kararıyla davacının ihracına karar verildiği ve bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacı ortağın kooperatife 1.700,00 TL dışında bir ödemesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle Koop.'tan ihraç edilen davacı ortağın, davalı kooperatiften talep edebileceği haklarının, KoopK. m. 17 ve yukarda açıklanan ilkeler çerçevesinde belirlenmesi gerekli olup, somut olayda davacı ortağın talep hakkı, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra yaptığı aidat ödemelerinin bakiyesinden ibarettir. Bu itibarla, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi KoopK.' ya ve anasözleşmeye uygun bir karar vermiş ve bu karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsenmiştir. Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere yerel mahkemenin direnme kararı yerinde değildir. Yargıtay özel dairesinin ve Hukuk Genel Kurulu'nun verdiği karar gerekçesi ile KoopK' ya ve ana sözleşmeye uygundur.

----------------------------------------

[1]Mustafa Erdem Can, "Kooperatif Ortaklığından Çıkma ve Çıkan Kişinin Hakları", Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C:11, S. 1-2, Ankara 2007, s. 76-77.

[2] Can, s. 77;

[3]Y.11.HD. E: 1978/78 K: 1978/111 T: 06.02.1978; Y.11.HD. E: 1980/3891K: 1980/4842 T: 14.10.1980.

[4] Can, s. 77.

[5] Efil Öz, "Kooperatif Ortaklığından Çıkma ve Sonuçları", Konya Barosu Dergisi, S. 20, s. 59.

[6]Reha Poroy/Ünal Tekinalp/Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, Vedat Yay., Güncelleştirilmiş 11. Baskı, İstanbul 2009, s.1001.

[7] Tekinalp (Poroy/Çamoğlu) Ortaklıklar, s.1011

[8] Tekinalp (Poroy/Çamoğlu) Ortaklıklar, s.1002;

[9] Aytekin Çelik, Anonim Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarılma, 3. Baskı, Seçkin Yay., Ankara 2013, s. 70; Engin Erdil, Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarılma, 1. Baskı, Vedat Yay., İstanbul 204, s. 29.

[10] Tekinalp (Poroy/Çamoğlu) Ortaklıklar, s.1005.

[11] Tekinalp (Poroy/Çamoğlu) Ortaklıklar, s.1007-1008.

[12]KoopK. m. 27 "Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını anasözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymayan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez."

[13] Y. 11.HD., T. 23.03.1978, E. 1978/923, K. 1978/1454.