29 Nisan 2020

YOKSULLUK NAFAKASI

Bu yazımızda medeni hukuktaki en tartışmalı konu olan yoksulluk nafakası konusunu yargıtay kararları, doktrin ve sair kaynak kullanarak anlatmaya çalışıcaz. Yoksulluk nafakası Medeni Kanunumuzun 175. Maddesinde ‘Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.’ Şeklinde düzenlenmiştir. Kanunun lafzından da anlayacağımız üzere kanun koyucu yoksulluk nafakasını bazı şartlara bağlamıştır. Bu 4 şartı kısaca özetleyecek olursak ;

1. Taraflardan birinin istemde bulunması

2. Istemde bulunan tarafın kusurunun daha ağır olmaması

3. Yoksulluk nafakası isteyen taraf boşanma neticesinde yoksulluğa düşmeli

4. Nafaka orantılı olmalı

Taraflardan birinin istemde bulunması konusunda herhangi bir tartışma yoktur. Ancak özellikle pratikte sıklıkla tartışma konusu olarak gördüğümüz konu yoksulluk nafakasının eşit kusur veya kusursuzluk durumunda dahi bağlanması, nafakanın orantılılığı konusu ve yoksulluk nafakasının bir gelir kapısına dönüşmesi konusudur.

Yoksulluk Nafakasında Zamanaşımı süresi

madde 178’de düzenlemiştir. Şöyle ki, ‘Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar

Yoksulluk nafakasının ne şekilde ve hangi süreler içerisinde isteneceği kanunda açıkça belirtilmemiştir. Bu sebepten ötürü yoksulluk nafakasının hangi şekil ve sürelerde isteneceğini doktrin ve Yargıtay kararları çerçevesinde inceleyeceğiz. Yoksulluk nafakasının boşanma davası sırasında istenebileceği ve uygulamada da bu şekilde olduğu bilinen bir durumdur. Ancak asıl problem şudur ki, yoksulluk nafakası istemi boşanma davasından sonra ayrı bir dava olarak açılabilir mi? Yargıtay bu konuya da bir kesinlik getirdi ve kanunda ayrı bir dava olarak açılamayacağına ilişkin bir madde olmadığı için ayrı olarak açılmasına izin verilmesi gerektiğini söylemiştir. Yani şuanda yoksulluk nafakası talebinde bulunan taraf, bu talebini isterse boşanma davası sırasında ileri sürebilir, isterse de boşanma davasının neticelenmesinden sonra ileri sürebilir. Medeni Kanunumuz bu hususu zamanaşımı başlığı altında madde 178’de düzenlemiştir. Şöyle ki, ‘Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.’ diyerek 1 yıllık zamanaşımı süresi belirlemiştir. Burada açıkça yoksulluk nafakası yazmasa da evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan ‘dava hakları’ diyerek belirtmiştir. Zira Yargıtay’ın kabul ettiği üzere yoksulluk nafakası istemi boşanma davası neticesinde ayrı bir dava olarak istenebilir.

Yoksulluk Nafakasında yetkili mahkeme

Yoksulluk nafakasında yetkili mahkemenin belirlenmesi hususu Medeni Kanunda ayrıca düzenlenmemiştir. Bununla beraber genel hükümler farklı olarak Medeni Kanunda nafaka davalarına ilişkin özel bir hüküm vardır. Medeni Kanunun 177 maddesi yetki başlığı altında bu düzenlemeyi şu şekilde ‘Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir’ yapmaktadır. Açıkça görüldüğü üzere Medeni Kanun nafaka davalarında hangi mahkemenin yetkili olduğunu belirlemiştir.

Yoksulluk Nafakasının ödenme biçimi

Medeni Kanunumuzun tazminat ve nafakanı ödenme biçimi başlığı altında düzenlenen madde 176/1 gereğince ‘Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.’ diyerek yoksulluk nafakasının 2 şekilde istenebileceğini belirtmiştir. Bunlardan bir tanesi toptan ödeme şeklidir. Toptan ödeme şekli adından da anlaşılacağı üzere tek seferlik yüklü miktarda yapılan ödeme biçimidir. Yalnız burada dikkat etmemiz bir diğer husus da şudur, ödeme para ile mi yapılacak yoksa maalen yapılabilir mi? Medeni Kanunda bu hususla ilgili bir düzenleme olmamasından mütevellit ödemenin her iki şekilde de yapılabileceğini söylememiz mümkündür. Yani yoksulluk nafakasına toplu olarak 100.000 TL ödenmesine karar verilebileceği gibi 1 adet ev verilmesine diye de karar verilebilir. Bir diğer ödeme şekli ise irat şeklinde ödemedir. İrat şeklinde ödeme derken kastedilen taksit taksit, parça parça ödemedir. Toptan ödemeden farklı olarak burada nafaka yükümlüsü tek seferlik bir ödeme yapmayacak ve mahkemenin takdir ettiği tarihe kadar yada süresiz olarak yine mahkemenin takdir edeceği miktarda parayı nafaka alacaklısına ödemekle mükellefdir.

Yoksulluk nafakasının son bulması

Yoksulluk nafakasının son bulması konusu da Medenin kanunumuzun 176/3 maddesinde ‘İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.’ şeklinde düzenlenmiştir.

Madde de yoksulluk nafakasının hangi şekillerde son bulacağı açıkça belirtilmiştir. Kanunda haysiyetsiz hayat sürmesi halinde yoksulluk nafakası mahkeme kararıyla kaldırılır demiştir. Ancak haysiyetsiz hayat diyerek neyi kastettiğini açıklamamıştır. Ancak Yargıtay kararlarında alkolik olmak, uyuşturucu bağımlısı olmak, yüz kızartıcı suç işlemek gibi halleri haysiyetsiz hayat sürme olarak değerlendirilmiştir.

Yoksulluk Nafakasının ödenmemesi – Şikayet ve Yaptırımı

Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. İİK madde 344: “ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. CMK 2. maddesinde belirtilen “disiplin hapis cezası” kavramı içinde olup, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis türüdür.

Nafaka yükümlüsü nafaka borcu sebebiyle hapisdeyken, borcun ödenmesi halinde nafaka yükümlüsü serbest bırakılır. Ödenmeyen aylık nafakaya ilişkin şikayet en çok 3 ay içinde yapımalıdır. Şöyle ki 3 aylık ödenmeyen nafaka için şikayet yapılabilir ancak 4 ay önceki nafaka alacağına ilişkin şikayet yapılamaz. Bu süre hak düşürücü süredir. Şikayet etmek istediğiniz aylık nafaka üzerinden 3 ay geçtiği takdirde şikayet hakkınız düşecek olup, bu hususu Mahkeme re’sen dikkate alır.

TMK madde 175 kapsamında süresiz yoksulluk nafakası

Madde de belirtildiği üzere ‘ … süresiz olarak nafaka isteyebilir…’ ibaresi yer almaktadır. Tmk’da hakimlere süresiz nafaka verme yetkisi verilmiştir. Ancak bu yetki yalnızca gerektiği hallerde somut olaydaki unsurları da değerlendirerek verilmedir. Günümüzde tartışma konusu olan konu ise her yoksulluk nafakası talep edene direkt olarak süresiz nafaka verilmesidir. Zira madde de belirtildiği üzere süresiz nafaka istenebilir ancak nafakanın süresi konusu hakimin takdiri ve yoksulluk nafakası şartlarının sağlanmasına bağlıdır. Haliyle 1 ay gibi kısa sürmüş evliliklerde bile mahkemelerin doğrudan süresiz nafakaya hükmetmesi, yoksulluk nafakasının şartlarından olan orantılılığa aykırı bir durumdur. Bu durumda meclisin yoksulluk nafakasına ilişkin yeni bir düzenleme yapmasındansa mevcut bulunan Tmk 175. Maddesinin meslek içi eğitimlerle anlatılarak maddenin lafzından ne anlatılmak istendiğinin anlaşılması daha doğru olacaktır. Zira mevcut kanun doğru uygulandığı takdir de süresiz nafakaya ilişkin yeni bir düzenlemeye gerek kalmayacaktır. Yoksulluk nafakasının sürekli olmasının dürüstçe olamayan evlilik taleplerini teşvik edici, yine boşanan kişilerin yeniden evlenmesini engelleyici mahiyette olduğu çok açıktır. Burada belirtmek gerekir ki sürekli mahiyetteki yoksulluk nafakası kişileri çalışmamaya teşvik etmektedir. Her ne kadar yoksulluk nafakası ceza veya tazminat niteliğinde olmasa da uygulamada verilen süresiz nafaka kararlarının nafaka yükümlüsü açısından cezaya dönüştüğü aşikardır.

Stajyer Avukat Utku Güler


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gizem 8 ay önce

Oldukça faydalı bir yazı olmuş. Teşekkür ederiz????

Avatar
Nafaka mağduru 8 ay önce

Bu konuda ömer uğur Gençcan ı dinleyin