“Mala zarar vermenin nitelikli halleri” başlıklı Türk Ceza Kanunu m.152/1-a’ya göre; “Mala zarar verme suçunun;

a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış, yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,(…)

İşlenmesi halinde, fail hakkında 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur”.

Eski adı "nası ızrar" olan mala zarar verme suçu; başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkma, tahrip etme, yok etme, bozma, kullanılamaz hale getirme veya kirletme seçimlik fiillerinden birisi ve genel suç işleme kastı ile işlenebilen bir suç olup, TCK m.151’de düzenlenen basit hali şikayete bağlı olduğu halde, nitelikli hallerinin düzenlendiği TCK m.152 için şikayet şartının aranmadığı görülmektedir.

TCK m.152/1-a’da; mala zarar verme suçunun, “Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında” işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlenmiş olup, suçun temel şekline göre daha ağır bir ceza öngörülmüştür.

Hırsızlık suçunun nitelikli hallerini düzenleyen TCK m.142/1-a‘da ise, hırsızlığın Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında” işlenmesi halinde, hapis cezasının hırsızlık suçunun basit haline göre daha ağır olacağı düzenlenmiştir. Görüleceği üzere; TCK m.142/1-a’da “kime ait olursa olsun” ibaresine yer verilirken, mala zarar verme suçunun nitelikli halini düzenleyen TCK m.152/1-a’da bu ibareye verilmemiştir.

TCK m.142/1-a’nın gerekçesine göre; “(…) hırsızlık suçunun, kime ait olursa ol­sun, kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında işlenmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektir­mektedir.

Eşyanın kurum ve kuruluş veya ibadet yerine ait bulunması veya bu­ralarda özel muhafaza altına alınmış olması koşulu aranmamış, görevlilerin veya ibadet edenlerin özel eşyası hakkında suçun işlenmesi halinde de bu nitelikli unsurun oluşacağı kabul edilmiştir.

Kamu yarar veya hizmetine tahsis edilen eşyanın bulunduğu yer önemli değildir”.

Türk Ceza Kanunu’nun “Mala zarar verme” başlıklı 152. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde, TCK m.142/1-a’dan farklı olarak, “kime ait olursa olsun” ibaresine yer verilmemesi, zarar verilen eşya veya yerin kamunun kullanımına ve yararlanmasına ayrıldığı, ancak mülkiyetinin kamuya ait olmadığı halde bu nitelikli halin uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalarına yol açmaktadır.

Burada tartışma konumuz, hangi malın kamu malı olup olmadığı ve kamu mallarına zarar verilmesi halinde TCK m.152/1-a’nın uygulanabileceği ile sınırlı değildir. Çünkü TCK m.152/1-a’nın kapsamına sadece kamu malları girmemektedir. Kanunlarda, yargı kararlarında veya doktrinde net bir tanımı olmayan kamu malının ne olduğu ile ilgili bir tanıma yer verecek olursak, doktrinde kamu mallarının tanımlarını inceleyen Arslan’a göre, “Bu tanımlar ışığında kamu mallarını geniş anlamıyla devletin veya kamu tüzel kişilerinin sahip olduğu kamu hukukuna ya da özel hukuka tabi bütün mallar şeklinde tanımlanmak yerine, dar anlamıyla; ‘devlet ve kamu tüzel kişilerinin mevzuat hükmü uyarınca ya da yürütülen hizmetin niteliği dolayısıyla belli bir kamu hizmetine tahsis edilmiş malları’ şeklinde tanımlamak daha isabetli olacaktır”[1].

TCK m.152/1-a’nın gerekçesine göre; “(…) kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşyanın oluşturması, bu suçun nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesislerle, buralarda bulunan veya bu bina ve tesislere ait olan eşya, örneğin kanalizasyon boru ve mazgalları, kamu hizmetine veya kamunun yaralanmasına tahsis edilmiş tesis ve eşya, bu bent kapsamında değerlendirilmelidir. Keza, trafik işaret ve levhalarına zarar veren, bir park yerindeki oturma veya oyun gruplarını tahrip eden kişi, bu bent hükmüne göre cezalandırılacaktır. Bu eşyanın mülkiyetinin kamuya ait olması şart değildir. Önemli olan eşyanın kamu hizmetine veya kamunun yararlanmasına tahsis edilmiş olmasıdır”.

Yaşar-Gökcan-Artuç’a göre; bu nitelikli halin oluşmasında zarar verilen eşyanın kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup olmadığı önem taşımayacak, kamu hizmetine veya kamunun yararlanmasına ayrılmış olma nitelikli halin tatbikinde yeterli olacaktır[2]. Nitekim madde gerekçesinde de; “Bu eşyanın mülkiyetinin kamuya ait olması şart değildir. Önemli olan eşyanın kamu hizmetine veya kamunun yararlanmasına tahsis edilmiş olmasıdır.” cümleleri ile bu husus açıkça ifade edilmiştir. TCK m.152/1-a’nın lafzı incelendiğinde farklı bir sonuca varmak mümkün gözükmemektedir; zira metinde “Kamu kurum ve kuruluşlarına ait” ibaresinden sonra virgüle yer verilmiş, ardından “kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer” sayılarak, açıkça üç yerde ve şekilde işlenen suçun kamu malına verilen zarar nitelikli hali kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ortaya koyulmuştur.

Neticede; “Suçta ve cezada kanunilik” prensibi dikkate alınarak, mala zarar vermenin nitelikli hallerinden sayılan TCK m.152/1’de yer, bina, tesis veya diğer eşyanın kamu kurum veya kuruluşuna ait olma şartı olmayıp, kime ait olursa olsun kamu hizmetine tahsis edildiği veya kamunun yararlanmasına ayrıldığı kabul edilen yer, bina, tesis veya diğer eşyaya kasten zarar verilmesi halinde de mala zarar verme suçunun nitelikli halinin gerçekleştiği kabul edilmelidir.

TCK m.142/1-a’da yer verilen “kime ait olursa olsun” ibaresine, TCK m.152/1-a’da yer verilmemesi karışıklığa neden olmamalıdır. TCK m.142/1-a’da kamu hizmetine tahsis veya kamunun yararlanmasına ayrılma dışında kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunma hırsızlık suçunun nitelikli halinin seçimlik hareketleri seçeneği olarak öngörülmüştür. TCK m.152/1-a’da ise; kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunma değil, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olma dışında, hükmün gerekçesinde de yer aldığı üzere mülkiyeti kamuya ait olmayan eşyanın kamu hizmetine veya kamunun yararlanmasına tahsisi suçun nitelikli halinin gerçekleşmesi için yeterli olduğu düzenlenmiştir.

(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.

-------------------------------------------

[1] Kahan Onur Arslan, “Kamu Malının Niteliğinin Tespiti ve Kamu Mallarından Yararlanmanın Esasları”, s.59, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2017-131-1670

[2] Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 4. Cilt, md.141-196, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s.4919.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.