Borçlu, aslında borçlu olmadığı veya borçlu olmadığına inandığı bir borcu ödememek için, alacaklının takip yapmasını veya dava açmasını bekleyebilir. Aleyhine başlatılan takibe itiraz edebilir. İtiraz üzerine takip duracağından, alacaklı bu itirazı bertaraf ettirmek için harekete geçtiğinde, alacaklının itirazın iptali veya kaldırılması talebi üzerine, borçlu bu konudaki savunmalarını genel mahkemede veya icra mahkemesinde ileri sürebilecektir.

Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.

Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açabilir; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Zira, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Prof. Dr. Hakan Pencanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Do. Dr. Meral Sungurtekin Özkan, Doç. Dr. Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.125-134)

Kanunda, menfi tespit ve istirdat davasının açılma zamanı, üç farklı açıdan düzenlenmiştir. Birincisi, takipten önce açılan menfi tespit davası; ikincisi, takiptan sonra ancak alacaklıya para ödenmeden önce açılan menfi tespit davası, üçüncüsü ise para ödendikten sonra açılan istirdat davasıdır.

TAKİPTEN ÖNCE AÇILAN MENFİ TESPİT DAVASI

Alacaklı, borçluyu ödemek zorunda olmadığı bir borç ile tehdit ederse borçlu, alacaklıya karşı henüz ortada bir icra takibi yokken menfi tespit davası açabilir. Fakat bunun için borçlunun gerçekte borçlu olmadığının hemen tespitinde korunmaya değer bir hukuki yararın olması gerekir.

Alacaklının ihtarname keşide ederek alacağını talep etmesi halinde sadece alacağını talep etmesi bu ihtarın talebin ciddiliğini ortaya koyduğu kabul edilemez. Bu durumda davacı borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının tespiti için alacaklının elinde bulunan belgenin niteliğinin tespit edilmesi gerekir. Örneğin alacaklı ihtarında hiçbir belgeye dayanmadan alacak talebinde bulunmuşsa bu ihtar üzerine menfi tespit davası açmakta borçlunun hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira borçlu alacaklının hiçbir belgeye dayanmadan başlattığı ilamsız takibe itiraz etmek suretiyle takibi durdurma olanağına sahiptir. (13 H.D. 07.03.1991, 90-8599/2609) Alacaklının elinde bir senet veya İİK. nun 68 inci maddesinde sayılan belgelerden biri bulunuyorsa borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilmektedir.

Borçlu, takipte zamanaşımına dayanarak itiraz etmiş veya itirazın kaldırılması duruşmasında bunu ileri sürmüş, ancak itiraz yerinde görülmemişse , bu durumda zamanaşımı def’ine dayanarak menfi tespit davası açabilir. Buna karşılık takip sırasında zamanaşımı def’ini itiraz olarak ileri sürmeyen veya icra mahkemesinde bu savunmaya dayanmayan borçlu, menfi tespit davası açamaz. Borçlu bu itirazını , herhangi bir özel ispat faaliyetine girişmeden, alacaklının dayandığı senede dayanarak ispat edebilir. Zamanaşımı itirazı senetten anlaşılan itiraz itiraz sebebi olduğundan borçlu, alacaklının hem itirazın iptali yoluna başvurmasında hem de itirazın kesin kaldırılması için başvurduğu icra mahkemesinde zamanaşımı savunmasını ileri sürebilecektir.

Borçlunun menfi tespit davası açmasından sonra, alacaklı bu alacak için icra takibi yapabilir bu konuda bir engel bulunmamaktadır. Yani daha önce açılan menfi tespit davası icra takibini durdurmaz. Ancak menfi tespit davasına bakan mahkeme %15’ ten az olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. (m.72/2) Bu teminat aslında alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağına geç kavuşması halindeki zararı karşılamak içindir. (m.72/5)

Mahkeme gerekli teminat yatırılınca ihtiyati tedbir kararı vermek zorunda değildir. Eğer ki mahkeme borçlunun takipten önce açmış olduğu menfi tespit davasını ciddi olarak görürse, borçlu tarafın göstereceği teminat karşılığında menfi tespit davasının sonuna kadar ihtiyati tedbir kararı verebilir. Dolayısıyla bu karar ile icra takibi durur. Eğer ki bu durumun aksine mahkeme menfi tespit davasının haksız olduğu kanısına varırsa ihtiyati tedbir talebini reddeder.

TAKİPTEN SONRA AÇILAN MENFİ TESPİT DAVASI

Borçlu, icra takibinden önce menfi tespit davası açılabileceği gibi icra takibinden sonra da bu davayı açabilir.

İİK. nun 72 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında bu olasılık düzenlenmiştir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilemez. Uygulamada bu hükümden (m.72/3) hareketle , henüz haciz veya haciz yapılıp da satış yapılmamışsa, boçlunun, borç miktarını (faiz ve takip giderleriyle birlikte ) icra dairesine ödeyerek ve ayrıca bu paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alarak takibin durmasını sağlayabileceği kabul edilmektedir. Bu durumda borçlunun malları haczedilmiş ise haciz kalkar, satış yapılamaz. Henüz haciz yapılmamışsa, haciz yapılmaz, ayrıca para, gösterilen teminat karşılığında davanın sonuna kadar alacaklıya ödenmez. Bu durumda borçlu, alacağın tamamını (%100) icra dairesine ödenmesi, ayrıca bu paranın alacaklıya ödenmesini önlemek için ihtiyati tedbir talep ettiği mahkemeye alacağın %15 ini teminat olarak göstermek zorundadır.Bu teminatın peşin para olması gerekmemektedir. (Teminat mektubu da sunulabilir.)

Hukuki yarar menfi tespit davası bakımından dava şartı olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınmalıdır. Alacaklı takip içinde, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açmış (m.67) ve bu davayı kazanmışsa, artık borçlunun aynı alacak hakkında ve aynı taraflar arasında menfi tespit davası veya istirdat davası açması mümkün değildir.Çünkü itirazın iptali davası kesinleşmişse kesin hüküm nedeniyle, kesinleşmemişse de derdestlik nedeniyle dava reddedilmelidir.Ancak itirazın kaldırılması davası sonunda verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacağından borçlunun, menfi tespit davası açma imkanı bulunacaktır.

MENFİ TESPİT DAVASINDA İSPAT YÜKÜ

İspat yükü kural olarak davalıya(alacaklıya) düşer. Ancak menfi tespit davasında borçlu ,takip konusu alacağın hiç doğmadığını iddia etmeyip,tam tersine bu alacağın doğduğunu bildirerek başka bir nedenle bu alacağı doğuran hukuki işlemin geçersiz olduğunu veya alacağın son bulduğunu ileri sürmekte ise burada ispat yükü davacıya düşer. Örneğin borç senedinin hata,hile veya ikrah nedeniyle batıl olduğunu veya karşılıksız bulunduğunu,alacağın ödeme, ibra, takas gibi bir nedenle son bulduğunu ispat yükü davacının üzerindedir.

Yargıtay 20. H.D. 22019/2494 E, 2019/3652 K. ; “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir. Madde hükmünden anlașılacağı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespitini isteyebilir. Dava İİK'nin 72. maddesi gereğince açılmış menfi tespit davası olduğu ve menfî tespit davasında, kambiyo senetine bağlı olması gibi istisnai durumlar hariç, ispat külfetinin davalıda olduğu dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karșın alacaklıya düșer, Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.

Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun varlığını) kanıtlamak durumundadır”

MENFİ TESPİT DAVASININ SONUÇLARI

1.Davanın Kabulü

Davanın kabülü, yani borçlu lehine sonuçlanması halinde takip derhal durur ve hüküm kesinleştikten sonra da iptal edilir.Bu dava ile borçlunun borçlu olmadığı kesin hükümle tespit edilmiş olur. Davanın sonuçlanmasından önce borçlunun malları haczedilmişse haciz kalkar; mallar satılmışsa, satış bedeli, borçluya ödenir. Daha önce borçlu aleyhine itirazın kaldırılması aşamasında icra mahkemesinin hükmettiği tazminat ve para cezaları da kalkar. (m.68, VII; m.68/a,VIII)

Borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak koşuluyla tazminata hükmedilir.Ancak alacaklının haksız ve kötüniyetli olduğunun ayrıca ispatı gerekmektedir. Alacaklının sadece  haksız olması, tazminata hükmedilmesi için yeterli sayılmaz.

Takipten önce açılan menfi tespit davası için alacaklı aleyhine tazminata hükmedilemez.

2.Davanın Reddi

Davanın reddi, yani alacaklı lehine sonuçlanması durumunda, borcun varlığı kesin hükümle tespit edilmiş olur. Daha önce, borçlu lehine ihtiyati tedbir kararı verilmişse, bu kararla ihtiyati tedbir kalkar ve alacaklı takibe devam eder.Bunun için red kararının kesinleşmesine gerek yoktur.

Borçlu, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmayan bir tazminata hükmedilir. Bu tazminat, borçlunun ihtiyati tedbir yoluyla icrayı durdurması nedeniyle, alacaklının alacağını geç almasından doğan zararı karşılamaya yöneliktir. Alacaklı lehine hükmedilen tazminatı öncelikle borçlunun yatırdığı teminattan alır. Eğer ki, mahkemece hükmedilen bir tedbir kararı olmadıysa takip durmayacağından alacaklı zarar görmeyecektir. Bu nedenle de davanın reddi nedeniyle borçlu aleyhine tazminata hükmedilmez.

İSTİRDAT DAVASI

İstirdat davası; bir kişinin borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı paranın iadesi için açtığı davadır.

İstirdat davasının amacı, maddi hukuk bakımından esasen borçlu olmadığını iddia eden borçluya, borçlu olmadığını genel hükümlere göre tespiti imkânını tanımaktır. Böylelikle borçluya, cebri icra tehdidi altında ödeme mecburiyetinde kaldığı ve fakat gerçekte borçlu olmadığı bir paranın iadesi sağlanmaktadır.

İstirdat davasının şartları ;

- Borç olmayan bir paranın ödenmiş olması

- Paranın icra takibi sırasında ödenmiş olması

- Paranın cebri icra tehdidi altında ödenmesi

- Davanın 1 yıl içinde açılmış olması

Davada borçlu olmadığının ispat yükü davacı borçludadır. Ancak borçlu menfi tespit davası açmış ve dava devam ederken borcu ödemiş ise dava istirdat davasına dönüşecektir.

İstirdat davası açılırsa ve dava mahkeme tarafından kabul edilirse icra takibi sürecinde ödenen para, harç ve giderler davacıya ödenir. Ayrıca davalı yargılama giderlerini de ödeyecektir.

Kanunda düzenleme bulunmadığından istirdat davası sonunda tazminata hükmedilemez. Ancak, menfi tespit davası istirdat davasına dönüşürse borçlu lehine tazminata hükmedilmesi gerekir.

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2016/16593 K. 2017/1234 T. 1.3.2017 ; “Dava, menfi tespit ve haksız ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Davacı her ne kadar menfi tespit ve yaptığı ödemelerin istirdadını istemiş ise de, davacının yaptığı ödemelerin herhangi bir takip prosedürü içerisinde ya da cebri icra tehdidi altında yapılmadığı, buna göre davacının talebinin İİK'nın 72. maddesi kapsamında “menfi tespit ve istirdat” davası niteliğinde olmadığı; borçlanılmamış edimin ifası hükümleri kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.

Ödeme tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 Sayılı BK'da borçlu olmadığı şeyi ihtiyariyle veren kimse hataen kendisini borçlu zan ederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemeyeceği, zamanaşımın uğramış olan bir borcu eda yahut ahlaki bir vazifeyi ifa için verilen şeyin, geri alınamayacağı düzenlenmiştir.

Davalının zamanaşımı itirazı tartışılmadan işin esası hakkında karar verilemez.”

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ 2010 / 8993 K : “Keşideci 3. cirontaya ödeme yapmış, daha sonra 1. ve 2. cirontaya karşı icra takibi yapmıştır. Açılan menfi tespit davasında ödeme 3. cirantaya yapıldığından 1 ve 2. cirantadan talepte bulunulamaz.”

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ 2009 / 12455 K. : “İhtiyati hacze itirazı incelemeye, ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin görevli bulunduğuna ilişkin kuralın tek istisnası, ihtiyati hacze konu alacak hakkında dava açılmasıdır. Bu durumda alacakla ilgili menfi tespit davası açılmışsa itiraz da oraya yapılmalıdır.”

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ 2010/8878 K: “Bonolarda malen kaydı varsa ve ticari defterlerde malen kaydı olan bono kayıtlıysa, defterde usulüne uygunsa sahibi lehine delil olduğundan mal teslimi ispatlanmalıdır. Aksi halde bonolar, menfi tespit davası ile iptal edilir.”