banner514

Tıp profesörüydü, 69 yaşında avukat da oldu

Bir avukat, doktora ihtiyaç duyduğu zaman gidip tıp fakültesini okur mu?

Türkiye de henüz böyle bir örnek yok. Ama bir tıp profesörü; açılan davalarda meslektaşlarına yardımcı olabilmek, sağlık hukuku konusunda uzmanlaşmak, topluma hitap yeteneğini geliştirmek ve tıp dışı konularda da bilgi sahibi olmak için hukuk fakültesini okudu ve avukatlık ruhsatnamesini aldı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Bayraktar, diplomalarına bir yenisini daha ekledi. Prof. Bayraktar, artık aynı zamanda avukatlık da yapabilecek.

Sıradışı bir yaşam öyküsü olan Prof. Bayraktar, istenildiği zaman imkansız bir şey olmadığını ispatlayan bir yaşam öyküsüne sahip.

HEM DOKTOR, HEM DE AVUKAT

1950 yılında Kars’ın Çıldır ilçesinde dünyaya gelen Prof. Dr. Yusuf Bayraktar, bir ilke imza attı. Tıp profesörüyken hukuk fakültesini bitirdi. Yetmedi. Avukatlık ruhsatını da aldı. 69 yaşında aldığı avukatlık ruhsatnamesini, muayenehanesine astı.

Türkiye’nin en saygın tıp fakültelerinden biri olan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 7 yıl yerine 5 yılda bitiren Bayraktar’ın hayat hikayesi, pek çok gencin örnek alacağı başarılarla dolu.

Kars Alparslan Lisesi’nden 1967 yılında mezun oldu. Çiftçilik ve hayvancılık yapan bir ailede dünyaya gelen Bayraktar, “Köyde çocuklar 5 yaşından itibaren çalışmaya başlar. Beş yaşında bana verilen görev, tavukların tandırda pişen ekmekleri yemesini engellemekti” diyor.

Sabah güneşin doğuşuyla birlikte uyanıp, peynir ekmek ve suyla kahvaltı yaparak güne başladığı çocukluk yıllarında, en büyük özlemi geç saatlere kadar uyumak olmuş.

Üniversite sınavlarına girip Türkiye 17'ncisi oldu. Sınav sonucunu gören babası, her fakülteye gitme hakkı olduğu halde oğlunun tıp eğitimi almasını istemedi. Bayraktar’da Hacettepe Üniversitesi Maden Mühendisliği bölümüne kayıt yaptırdı. Maden mühendisliğinde okurken aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin derslerini de aldı. Tıp Fakültesi’ne 3. sınıftan kayıt yaptırdı. Ve yine zoru başararak 7 yılda bitirmesi gereken okulu 5 yılda bitirdi.

Tıp Fakültesi’nde okurken, dershane öğrencileri için sorular hazırlayıp para kazandı. Bu nedenle sınav tekniğini çözdü. Bunun üzerine 1977 yılında tıp fakültesi öğrencisiyken yeniden sınava girdi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı.

Temel bilimlerde okurken sosyal bilimlere geçiş yapmış oldu. Ancak iki fakülteyi aynı anda okumak zor olunca tercihini tıp fakültesinden yana kullandı.

1975 yılında doktor, 1980 yılında iç hastalıkları, 1987’de gastroenteroloji uzmanı ve aynı yıl iç hastalıkları (gastroenteroloji) doçenti oldu. 1995 yılında Hacettepe Tıp Fakültesi İngilizce grubuna profesör olarak atandı.

Yetmedi…

Almanya’da Ingolstadt Hastanesi’nde 1984- 85’te 4 ay endoskopi eğitimi aldı.

1985-1986’da Monbusho bursunu kazanarak Japonya’da Chiba Universitesi Hastanesi’nde sonografi ERCP ve karaciğer kanserleri üzerinde çalışarak yandal uzmanlık tezini burada tamamladı.

Japonya’da 1994’te 4 ay süreyle erken gastrik kanser tanısı üzerinde eğitim gördü.

1994-1995’te ABD Oklohoma’da karaciğer transplantasyonu ve kronik karaciğer hastalıkları üzerinde çalıştı. 3 ay süreyle 1994 yılında Fransa Paris'te İç hastalıkları bilim dalında çalıştı. “International Association of Surgeons and Gastroenterologists” adlı uluslararası derneğin yönetiminde görev aldı.

Avrasya Gastroenteroloji Derneği ve Gastroenteroloji ve Genel Cerrahi Derneğinin kurucusu olup bu derneklerin genel başkanlığını yaptı. 2002 -2012 yılları arasında Hacettepe Gastroenterologi bilim dalı başkanlığını yaptı.

ULUSLARARASI TIP FAKÜLTELERİNDE OKUTULAN KİTAPTA MAKALE YAZDI

Bayraktar’ın “en büyük başarım” dediği şey ise, uluslararası tıp fakültelerinde okutulan karaciğer ile ilgili kitapta makalesi yer alması. Karaciğerlerden çıkan damarların tıkanmasıyla ilgili hastalıklar konusunu ele aldığı makalesi, halen pek çok tıp fakültesinde öğrencilerin eğitimi için okutuluyor.

ÖĞRENCİ AFFIYLA HUKUK FAKÜLTESİ’NE DÖNDÜ

Bayraktar, 2013 yılında üniversite öğrencilerine çıkan af yasasından yararlanarak Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne yeniden kaydoldu. Mezun olduktan sonra Ankara Barosu’na kaydoldu. Geçtiğimiz haftalarda avukatlık ruhsatını da alan Bayraktar, hem avukatlık hem de tıp fakültesinde görev alamayınca Hacettepe Üniversitesi’nden istifa etti.

Halen, muayenehanesinde hasta kabul eden Bayraktar’ın ofisi, başarılarıyla dolu diplomalarla süslenmiş durumda. (Yasemin Güneri / HaberTürk)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serdar 2 hafta önce

Geel geel sen de geel hocam gel de gör avukatlık ne menem bişeymiş:(

Avatar
öğrenci 2 hafta önce

emicelerden bize yer kalmadi

Avatar
Av Soysal Devlet Doğan 1 hafta önce

Afferin Türkiye'de herkesin istediği zaman istediği kadar alabileceği olabileceği bişey oldu Hukuk eğitimi ve Avukatlık. Gitsin o yaşta Amerika'da Fransa'da Almanya' da okusun bakalım Hukuk Fakültesini . Adam Avukatlıkla Avukatlarla dalga geçiyorsun siz de övünerek haber yapıyorsunuz. Peki hangi mesleği seçiyormuş? Büyüyünce ne olacakmış afacan doktor mu avukat mı?
dıktor

Avatar
Cerrah doktor 1 hafta önce

Hukuk sistemi, hakim ve savcıların hekimlereolan haksız tutumları devam ettikçe doktorlar hukukçu olup kendi hakkını kendi savunacak, çok şükür zekamız yeter de artar. Gerisini hukukçular düşünsün.....
Öğretmenle halı sahada sözlü tartışıp keyfi gözaltı kararı çıkartıyorsunuz, hekimi yoğun bakımlık yapan adamı serbest bırakıyorsunuz, bu keyfi uygulamalarınıza dur demenin başka yolu var mı?

Avatar
Bullshitteers 1 hafta önce

Dayı sizin işiniz gücünüz yok mu da böyle toplara giriyorsunuz, özelde muayenehanesi vardır reklama ihtiyaç duyuyordur ayrı da adının önündeki socalled title larının tezyidi için değer mi?