banner567

Miras hukukuna göre gerçek bir kişinin malvarlığı, onun ölümü ile bir bütün olarak kanunun belirlediği veya miras bırakan tarafından atanmış mirasçılara geçmektedir. Yasal mirasçılar, bazı durumlarda miras bırakanın ölüme bağlı tasarruflarına veya karşılıksız sağlar arası kazandırmalarına karşı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Miras Kitabı’nda öngörülen hakları kullanabilirler. Tenkis davası, genel olarak miras bırakanın tasarruf özgürlüğü sınırlarını aşması durumunda saklı paylı mirasçılarının başvurabileceği bir yoldur. Miras bırakanın yapmış olduğu kazandırmalar sonucu saklı payları ihlal edilmiş olan mirasçılar, tenkis davası açabilecekleri gibi kendilerine karşı açılmış bir davada tenkis def’ini de ileri sürebilirler.[1]

Tenkis davası, miras bırakanın tasarruf özgürlüğünü aşarak saklı pay sahibi mirasçıların miras hakkına yaptığı tecavüzün giderilmesi ve miras bırakanın yaptığı tasarrufun kanuni sınırlar içerisine çekilmesi için açılan bir davadır. Tenkis davası miras hukukuna ilişkin bir dava olup miras bırakanın (murisin) ölümü halinde açılabilen bir davadır. Miras bırakan sağ iken bu davanın açılması mümkün değildir. Tenkis davası, miras bırakanın bazı mirasçılar aleyhine mirastan mal kaçırma işlemlerine karşı etkili bir hukuk davasıdır.

Miras bırakanın yaptığı bazı ölüme bağlı ve sağlar arası kazandırmaların, saklı payları ihlal ettikleri ya da tasarruf oranını aştıkları oranda etkisizleştirilmeleri, eğer henüz ifa edilmemişlerse, mirasçıların bunları ifa borcundan kurtulması ve şayet ifa edilmişlerse bu oranda iadelerini sağlayan yenilik doğurucu nitelikteki davaya, tenkis davası adı verilmektedir.[2] Bu nedenle mahkemece tenkis davasının kabulüne dair verilecek karar, miras bırakanın öldüğü tarihe kadar geriye yürür.[3] Miras bırakanın iradesi ile bertaraf edilemeyen bu koruma, miras bırakanın saklı payı ihlal eden kazandırmalarının, tasarruf özgürlüğü sınırına çekilmesini sağlar. Bu nedenle tenkis talebi, saklı payın yaptırımıdır.[4]

Saklı Paylı Mirasçılar

Saklı pay sahibi mirasçı, miras bırakanın yaptığı tasarruflara karşı miras payları belirli oranlarda korunan mirasçılardır. Yani, miras bırakanın hiçbir şekilde müdahale edemeyeceği, üzerinde tasarruf edemeyeceği şekilde bir miras hakkına sahip olan mirasçılara “saklı pay sahibi mirasçı” denilmektedir. Medeni Kanun’da sınırlı olarak sayılan saklı paylı mirasçılar şunlardır:

- Miras bırakanın altsoyu (Çocukları, evlatlıkları, torunları ve onların çocukları),

- Miras bırakanın anne-babası,

- Miras bırakanın eşi.

Saklı pay, miras bırakanın miras hakkına tecavüz eden bazı tasarruflarına karşı korunan yasal miras payının belirli bir oranıdır. Miras bırakan bu oranlar üzerinde tasarruf edemez. Saklı pay sahibi mirasçının saklı pay üzerindeki miras hakkı hiçbir şekilde ortadan kaldırılamaz. Miras hukukunda saklı pay, yasal miras payı üzerinden hesaplanır.

Buna göre saklı paylar;

Altsoyun Mirasta Saklı Pay Hakkı: Miras bırakanın altsoyu için yasal miras payının yarısı (1/2’si) saklı pay olarak kabul edilir. Örneğin, ölümünden sonra mirasçı olarak iki çocuğu ve eşi kalan miras bırakan tüm malvarlığını vasiyetname yoluyla eşine bıraksa dahi paylaşım mirasçıların saklı payı dikkate alınarak yapılacaktır. Çocukların toplam 3/8’lik saklı payları korunarak paylaşım yapılacaktır.

Anne-Babanın Mirasta Saklı Pay Hakları: Anne ve babanın her biri için yasal miras payının dörtte biri (1/4’ü) saklı pay olarak kabul edilir.

Sağ Kalan Eşin Saklı Payı: Sağ kalan eş için altsoy ile birlikte (1. zümre) veya anne-baba ile birlikte (2. zümre) mirasçı olması durumunda yasal miras payının tamamı; diğer durumlarda yani tek başına veya 3. zümre ile birlikte mirasçı ise burada da yasal miras payının dörtte üçü (3/4’ü) saklı pay olarak kabul edilmiştir.

Miras Bırakanın Tasarruf Oranı ve Tenkise Tabi Tasarruflar

Tasarruf oranı, yukarda bahsedilen tüm saklı paylar toplamının terekeden çıkarılması ile bulunan ve miras bırakanın serbestçe tasarruf edebileceği oran olarak ifade edilebilir. Tasarruf oranı ve saklı payların belirlenmesi aslında terekenin hesaplanması ile kendiliğinden ortaya çıkar. Dolayısıyla asıl önemli olan konu terekenin (net tereke) belirlenmesidir.

4721 sayılı TMK'nın md. 505 hükmüne göre; "Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu mirasçılardan hiçbiri yoksa, miras bırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.” denilerek miras bırakanın yapmış olduğu sağlar arası veya ölüme bağlı tasarruflarıyla tasarruf edebileceği kısmı aşıp aşmadığının belirlenebilmesi için, tasarruf özgürlüğü miktarının belirlenmesi zorunluluktur.[5] Türk hukukunda yasal mirasçılığın mı yoksa tasarruf özgürlüğünün mü üstün olduğu konusunda, esas olanın yasal mirasçılık olduğu belirtilmiştir.

Tenkis davasının konusu, TMK md. 560/1 hükmünde belirtilmiştir. Bu hükme göre, "Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler."TMK'nın m.565 hükmünde ise, dört bent halinde miras bırakanın tenkise tabi sağlar arası tasarrufları sıralanmıştır. Bu sayılanlar dışında, miras bırakan sağlığında kendi malvarlığı değerleri üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.[6] Ancak bu sağlar arası tasarruflar, TMK'nın md. 565 kapsamındaki tasarruflardan ise, bu durumda ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabi olacaklardır. TMK'nın md. 565 hükmüne göre ;"Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir: 1. Miras bırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlar arası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi, 2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar, 3. Miras bırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar, 4. Miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar." tenkise tabi tutulacaktır.

Tenkis Davasının Hükümleri

Tenkis davası, yenilik doğuran bir davadır. Miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufları ve sağlar arası karşılıksız kazandırmaları tenkis davasının konusunu oluşturur. Tenkise ilişkin kurallar, emredici nitelikte oldukları için miras bırakanın iradesiyle değiştirilemezler. Miras bırakanın iradesiyle, tenkise konu bir kazandırmayı tenkise tabi olmaktan çıkarması hükümsüzdür. Tenkis davasının amacı, miras bırakanın tasarruf özgürlüğü sınırlarını aşmak suretiyle saklı pay oranlarını ihlal eden tasarruflarının, yasal sınıra indirilmesidir.[7]

Tenkis talebinde bulunabilecekler, saklı paylı mirasçılar ve bazı durumlarda mirasçıların alacaklıları veya iflas idaresidir.[8] Tenkis davası açma hakkı münhasıran her bir saklı paylı mirasçıyı koruyan bir hak olduğu için gerek miras şirketine atanan temsilci gerekse de vasiyeti yerine getirme görevlisi (vasiyeti tenfiz memuru) bu davayı açma yetkisine sahip değildir. Davayı her saklı paylı mirasçı diğerlerinden bağımsız olarak açabilir. Burada tasarruf oranına tecavüz miktarı tüm saklı paylar göz önüne alınarak hesaplanmasına rağmen bulunacak tenkis edilebilir miktarın tamamı değil de sadece dava açan mirasçının saklı payı kadar tenkis edilebilir. Yani dava açmayan saklı paylı mirasçılar bu tenkis kararından yararlanamazlar. Saklı paylı mirasçıların dışındaki mirasçılar, tenkis talebinde bulunamaz. Tenkis davasında davalılar, saklı payları ihlal eden kazandırmaların lehine yapıldığı kişilerdir. Bu kişiler, diğer mirasçılar veya sair üçüncü kişiler olabilir.[9] Kazandırma yapılan kişinin ölmüş olması durumunda mirasçıları davalı olacaktır. Kazandırma birden fazla ve farklı kişilere yapılmış ise birden fazla kişi davalı olacaktır. Mirasçı bunların tümünü dava etme hakkına sahip ise de buna mecbur değildir.

TMK md. 571/1 hükmüne göre, “Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.” Maddeden de anlaşıldığı üzere, tenkis davasının açılması bakımından bir ve on yıllık iki farklı hak düşürücü süre düzenlenmiştir.[10] Dava açma hakkına sahip olan kişilerin, tenkis taleplerini bu süreler içinde ileri sürmeleri gerekir. Bunun yanında TMK md. 571/3’e göre, saklı paylı mirasçılara karşı henüz yerine getirilmemiş tasarrufların ifası talebi varsa, saklı paylı mirasçılar bu kişilere karşı tenkis def’ini ileri sürebilirler.[11]

Tenkis davasının tabi olduğu bu bir ve on yıllık süreler zamanaşımı değil, hak düşürücü sürelerdir. Tenkis davasında görevli mahkemeler Asliye Hukuk Mahkemeleridir.

Tenkis davası açıldıktan sonra tenkisin nasıl yapılacağı kanunda belirlenmiştir. Buna göre tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar; önce ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse en yeni tarihliden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlar arası kazandırmalardan yapılır. Ancak Kanuna göre bazı kazandırmaların tenkisinin en son sırada yapılacağı belirlenmiştir. Tüzel kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ile sağlar arası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.

SONUÇ

Mirasın tenkisi davaları, saklı payları ihlal edilen mirasçıların ve istisnai olarak bu mirasçıların alacaklıları ile iflas masasının açabildiği bir davadır. Bu dava ile miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı tasarrufların etkisiz kılınması amaçlanır. Gerçekten de Medeni Kanun incelendiğinde miras bırakanın tasarruf özgürlüğü değil aile bağlarının, birliğinin korunmasının amaçlandığı görülmektedir.

Miras bırakanın saklı pay kurallarına uyarak yaptığı tasarruflar tenkise tabi tutulamaz. Kanunda sayılan mirasçıların saklı paylarına aykırı olarak yapılan tasarrufların tenkisi için dava açılması halinde davayı açan kişilerin durumuna göre farklı nitelikte kararlar verilmektedir. Yani eğer tek bir mirasçı kendi saklı payının ihlal edildiğini iddia ederek dava açarsa bu dava sonucunda verilecek karar sadece onun saklı payı bakımından geçerli olacaktır, dava açmayan diğer mirasçılar bu tenkis kararından yararlanamayacaklar ve onların saklı paylarının ihlali re’sen düzeltilmeyecektir. Saklı payları ihlal edilen tüm mirasçılar tenkis davası açtığında saklı paylara yapılan ihlal giderilinceye kadar tüm tasarruflar tenkise tabi tutulur ve bu sonuca göre hesaplama yapılır.

Hem sağlar arası hem de ölüme bağlı tasarruflar için açılabilen tenkis davası, miras bırakanların saklı pay kurallarını etkisiz kılmaya çalışmaları nedeniyle uygulamada sıkça karşılaşılan ve çözümü uzmanlık gerektiren bir dava olduğundan yukarıda açıklanmaya çalışılan şartlara (hak düşürücü süreler, dava açma hakkına sahip kişiler, saklı pay oranları) dikkat edilmelidir.

--------------------------------------

[1] Dr. Remzi Demir, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuza Göre Açılan Tenkis Davası İle Mirasçıların Açabileceği Diğer Davaların Karşılaştırılması, YBHD, Yıl 5, Sayı 2020/1

[2] İnan, Ali Naim / Ertaş, Şeref / Albaş, Hakan (2019) Miras Hukuku, 10. Bası, Ankara, Seçkin Yayınevi, s. 387; İmre, Zahit / Erman, Hasan (2017) Miras Hukuku, 13. Basım, İstanbul, Der Yayınları, s. 261; Dural, Mustafa / Öz, Turgut (2015) Türk Özel Hukuku - Cilt IV - Miras Hukuku, 8. Bası, İstanbul, Filiz Kitabevi, s. 275; Öztan, Bilge (2018) Miras Hukuku, 9. Baskı, Ankara, Turhan Kitabevi, s. 113; Nar, Ahmet (2016) Türk Miras Hukukunda Tenkis, İstanbul, Oniki Levha Yayıncılık, s. 14; Özdoğan, Nurcihan Dalcı (2017) " Sağlararası Kazandırma Konusu Taşınmazların Tenkisi", İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 8, S: 7, s. 364; Başara, Gamze Turan (2016) ''Ölüme Bağlı Tasarrufların Tenkisi ve Tenkis Davası'', Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, C: 7, S: 27, s. 388 (Tenkis);

[3] Öztan, s. 113; Antalya, s. 291; Yavuz, Cevdet (1985) ''Miras Hukukunda Tenkisten Sonra Tenkis Konusu Geri Verme (İade) Yükümlülüğü'', İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: LI. S: 1, s. 278.

[4] İmre / Erman, s. 261; İnan / Ertaş / Albaş, s. 388; Başara, s. 369 (Tenkis); Uyar, s. 406; Tüfek, s. 101.

[5] Oral, Alkım (2018) " Miras Hukukunda Tenkis Davası", (Yüksek Lisans), Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü s. 30

[6] Hatemi, Hüseyin (2018), Miras Hukuku, 8. Baskı, İstanbul, Onikilevha, s. 56

[7] Ayan, s. 219; Kılıçoğlu, s. 247; Dural / Öz, s. 320; İmre / Erman, s. 262; Gönensay / Birsen, s. 74

[8] Güleş, s. 372; Serozan / Engin, s. 245; Kılıçoğlu, s. 253; İnan / Ertaş / Albaş, s. 390; Öztan, s. 115; Antalya, s. 292; Kazancı /Apaydın, s. 779

[9] Ayan, s. 221; Kılıçoğlu, s. 255; İnan / Ertaş / Albaş, s. 394; Dural / Öz, s. 326; Tüfek, s. 105; Kazancı, /Apaydın, s. 784.

[10] Güleş, s. 373; Serozan / Engin, s. 251; Ayan, s. 224; Kılıçoğlu, s. 257; Sarı, s. 97; İnan / Ertaş / Albaş, s.399; Dural / Öz, s. 285; Öztan, s. 120; Antalya, s. 305; Kaçak, s. 212; Başara, s. 38 (Miras).

[11] Nar, s. 42; Serozan / Engin, s. 251; Kılıçoğlu, s. 257; İnan / Ertaş / Albaş, s. 397; Antalya, s. 306; Karayalçın, s. 85; Kaçak, s. 212

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail YARİÇİ 4 ay önce

Kanaatimce yazınızda belirttiğiniz tenkiste sıra konusunda tüzel kişiliklerin en son sırada olması söz konusu değildir. Burada olması gereken "kamu tüzel kişiliği" olmalıdır. Zira bu iki kavram birbirinden farklıdır. Bir dernek tüzel kişilik olmakla beraber, kamu tüzel kişisi değildir. Ayrıca yine bir dernek her zaman kamu yararına bir dernek olarak kabul edilmez.