Nişanlanma Nedir ? Hukuki Statüsü Nasıldır ? Nişan Bozmanın Hukuki Sonuçları Nelerdir ? Nişana Hukuki Çerçeveden ve Yargıtay Kararları ile Bakış.

1. Nişanlanma Nedir?

Nişanlanma evlenmek üzere birbirine söz vermedir.[1] Nişanlanmanın amacı ve içeriği tarafların birbirlerine evlenme vaadinde bulunmalarıdır. Taraflardan birisinin diğerine evlenme vaadiyle yüzük hediye etmesi ve diğer tarafın da aynı düşünceyle yüzüğün parmağına takması sonrasında da nişanlılık ilişkisi hukuken kurulur.

2. Nişanlanmanın Hukuki Statüsü

Önsözleşme Görüşü :

Borçlar Hukukunda tarafların ilerde asıl amaçları sözleşmeyi yapmayı birbirlerine taahüt etmelerine önsözleşme denir. Borçlar Kanunu 29. Madde

TBK 29 :Önsözleşme

Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir.
Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.

Görüldüğü gibi önsözleşmede önceki yapılacak sözleşme ile sonraki sözleşmenin şekil şartı aynı olmalıdır. Evlenmenin medeni kanunda tanımlanmış bir şekil şartı vardır. Halbuki nişanın şekil şartı yoktur.

Karar Görüşü :

Nişanlanmanın hukuki niteliğiyle ilgili savunulan diğer bir görüş ise, nişanlanmayı karar olarak nitelendirmektedir. Bu görüş, nişanlanmada iki iradenin varlığını ve bunların birbirlerine uygunluğunu kabul etmekte, fakat karşılıklı olmadığını iddia etmektedir. Bu görüşe göre sözleşmelerde iradeler karşılıklı ve aksi yönde iken nişanlanmada, taraf iradeleri aynı yöndedir. Bu iki irade bir noktada birleşince nişanlanma meydana gelir. Bu şekilde kurulan işlem ise sözleşme olmayıp karardır.[2]

Kararda tarafların birbirlerinden talep edebileceği bir şey yoktur. Yönetim Kurulunun verdiği kararlar buna güzel bir örnek teşkil eder. Oysa nişanlıların birbirlerinden beklentileri ve talepleri olabilir.

Sözleşme Görüşü :

Borçlar Hukuku sözleşmelerinde borçlu borcunu ifaya mecburdur.İfadan kaçındığı takdirde bunun yaptırımları mevcuttur. Oysa nişanda tarafların böyle bir zorunluluğu yoktur. Sadece karşı tarafın yaptığı harcamaları ve maddi zararlarını ödemesi kişinin vaadinden dönmesi için yeterlidir.

Sui Generis Nitelikli Sözleşme Görüşü :

Bizim de katıldığımız görüşe göre nişan akdi kendine özgü aile hukuku nitelikli bağımsız bir akittir.[3]

3. Nişanlanmanın Kurucu Unsularları

a) Karşılıklı Evlenme Vaadi

MK 118 gereğince nişanlanma, evlilik vaadiyle kurulur. Bu sebeple nişanın kurulabilmesi için ön koşul, tarafların birbirlerine evlilik vaadinde bulunmuş olmasıdır. Evlilik vaadi olmaksızın kurulacak birlikteliklerin nişanlılık olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Bir erkeğin bir kadına mektupla evlenme teklif etmesi ve kadının bunu yine mektupla kabul etmesi halinde nişanlanma gerçekleşmiş olur.Nişan merasiminin yapılıp yapılmamasının önemi yoktur.[4]

b) Vaad Edenlerin Farklı Cinsiyettten Olması

Nişanlanma evlilik vaadiyle yapıldığı için aralarında evlenme engeli bulunan kişilerin bu vaatte bulunabilmesi hukuken mümkün değildir.

Evlilik; medeni kanunumuza göre kadın-erkek arasında olacağı için , öncesinde yapılacak vaadin de kadın ve erkek arasında olması bir zorunluluktur.

4. Nişanlanmanın Geçerlilik Koşulları Nelerdir?

a) Ayırt Etme Gücü

Nişanlanacak olan tarafın ayırt etme gücünün bulunması gerekmektedir. Kanunumuzda herhangi bir yaş şartı aranmamıştır. Ancak nişanlanma sözleşmesinde makul olan cinsel olgunluğa erme aranmaktadır.

b) Yasal Temsilci Rızası

Nişanlanma akdi bütün sonuçlarını doğurabilmesi için küçük ve kısıtlının yani sınırlı ehliyetsizin, yasal temsilcisinin rızası gerekir.

c) Kesin Bir Evlenme Engelinin Varlığı

Evlenme engelleri kanunda sıralanmıştır :

1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,

2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,

3. Evlat edinen ile evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında

Bu kişiler arasında kıyasen nişanlanma engeli olabileceğini de söyleyebiliriz.

Zira evlenemeyecek kişilerin nişanlanması hukuken kabul edilmez.

d) Ahlak ve Adaba Aykırılık

Nişanlanma ahlak ve adaba aykırı yapılmışsa bu akit geçersizdir. Örneğin A ile B arasında nişan yapılmışsa daha sonradan A B ile nişanı bozmadan C ile nişanlanırsa bu nişan ahlak ve adaba aykırılık dolayısıyla geçersiz olur.[5]

5. Nişanlılığın Hükümleri

a) Evlenmeyi Gerçekleştirme Yükümlülüğü

Nişanlanma, evlilik vaadiyle kurulduğu için, tarafların öncelikli yükümlülüğü evliliğin kurulmasında üzerine düşenleri yerine getirmektir. Tarafların bu konudaki ödevlerine uygun hareket etmesi gerekir. Ancak taraflardan birisinin, nişanlandıktan sonra evlilik kurulmasından vazgeçmesi halinde diğerini evliliğe zorla hakkı bulunmamaktadır. .Kanunda belirtildiği gibi Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.

b) Evlenmeden Önce Mal Rejimi Sözleşmesi Yapma Hakkı

c) Sadakat Yükümlülüğü

Nişanlılardan her biri nişanlılığın devamı süresince diğerine sadakatle yükümlüdür. Bu yükümlülük örf adet kuralları ile dürüstlük kurallarının bir sonucudur.

d) Destekten Yoksun Kalma Tazminatı İsteyebilme

Nişanlılardan birisinin haksız fiil sonucu ölmesi halinde sağ kalan nişanlı, destekten yoksun kalma davası açabilir. Yine benzer şekilde nişanlılardan birisinin ölümü üzerine sağ kalan nişanlı, ölüme sebep olan kişiden manevi tazminat isteminde bulunabilir.

e) Manevi Tazminat İsteyebilme

f) Şahitlikten ve Hakimlikten Kaçınma Hakkı

Nişanlıların tanıklıktan çekinme hakkı bulunmaktadır. Bu kapsamda nişanlılardan birisi hakkında açılan ceza ya da hukuk davalarında tanıklık yapmak istemediğini bildirip tanıklıktan çekinebilir.

g) Evlenmeden Önce Mal RejimiSözleşmesi Yapma Hakkı

6. Nişanlılık Hangi Durumlarda Sona Erer?

- Evlenme

Nişanlıların birbirleriyle evlenmesi nişanın doğal olarak sona ermesini sağlar. Ayrıca nişanlılardan biri üçüncü kişiyle evlenmesi de nişanı sonlandırır. Fakat bu durumda nişanın bozulması sonucu doğar ve yaptırımları vardır.

- Nişanlının Ölümü veya Evlenmenin Kesin İmkansızlık Hale Gelmesi

Ölüm ve gaiplik kararları nişanı sonlandırır.Nişanlılardan birinin cinsiyet değiştirmesi de kesin imkansızlık kapsamında değerlendirilmelidir.

- Nişanlının Ayırt Etme Gücünü Kaybetmesi

Nişanlılardan biri kalıcı olarak ayırt etme gücünü kaybederse nişan akdi sona erer. TMK 145te bulunan ‘’Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması’’ durumu evliliğin iptali sebebidir.

- Tarafların Anlaşması

Nişanlıların karşılıklı anlaşarak nişanlılığı sona erdirmesi durumuna ‘’ikale’’ denir. Nişanlılar her zaman anlaşarak nişanlılığa son verebilirler, karşılıklı anlaşma herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Nişanın bu yolla sona erdirilmesi durumunda nişanlılar birbirinden maddi ve manevi tazminat talep edemez. Ancak hediyelerin geriverilmesini talep edebilirler.[6]

- Nişanı Bozma

Nişanlılardan biri diğeriyle evlenmekten vazgeçerse bir gerekçe göstermeksizin dilediği zaman, tek taraflı olarak , nişanlılığı sona erdirebilir. Bu irade beyanının diğer nişanlıya ulaşmasıyla, nişanın bozulması hükümlerini doğurur. Nişanlılardan biri nişanı haklı bir sebebe dayanarak bozarsa diğer nişanlıya maddi veya manevi tazminat ödeme borcu altına girmez. Nişanın bozulması haklı bir sebebe dayanmıyorsa nişanı bozan taraftan maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Burada önemle belirtmek isteriz ki hediyelerin geri verilmesi nişanı bozan tarafın haklı da haksız da olsa isteyeceği bir durumdur.

Haklı Sebep Örnekleri[7]

- Önemli bir olayda Susma ( Mahkumiyet , Önceki Hayatı Hakkında Açıklama Yapmamak)

- Sadakat Yükümlülüğünü İhlal ( Nişanlıyı Aldatma )

- Sonradan Çıkan Hastalıklar ( Aids gibi ayrıca bu aldatılmaya da delil gösterilebilir.)

- Nişanlıya İlgi Duymama

- Evliliğin Ön Hazırlıklarına Karşı Tam İlgisizlik

- Ekonomik Durumun İyice Sarsılması

- İçki ve Kumar Bağımlılığı

- Nişanlılardan birinin diğerini dövmesi (kötü muamele)

TMK 4 uyarınca nişanın bozulmasında haklı sebebin olup olmadığını hakim takdir eder.

7. Nişanın Sona Ermesinin Sonuçları

Nişanlılık ilişkisinin sona ermesinin hukuki sonuçları şunlardır:

- Maddi tazminat,

- Manevi tazminat,

- Hediyelerin geri verilmesini isteme hakkı.

a) Maddi Tazminat

K m.120 gereği, nişanı haksız yere bozan veya kusuru ile nişanın bozulmasına yol açan nişanlı, şartları varsa, maddi tazminat ödeme yükümlülüğü altına girer. Buradaki tazminat, nişanlanma yapılmasaydı uğranılmayacak olan zararın tazmini olduğundan ‘’menfi tazminat’’tır. Nişanın bozulması sebebiyle maddi tazminat şu dört şartın birlikte gerçekleşmesi durumunda istenebilir:[8]

1- Nişanlılık ilişkisi tek taraflı irade beyanı ile sona erdirilmiş olmalıdır.

2- Davacı, nişanın bozulması ile maddi bir zarara uğramış olmalıdır.

3- Nişanın bozulması haklı bir sebebe dayanmamalıdır ve davalı kusurlu olmalıdır.

4- Nişanın bozulması ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.

Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.

Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.

Maddi Tazminat Davasının Tarafları

Maddi tazminat davasında davacı taraf olabilecek kişiler şunlardır:

- Maddi zarara uğrayan nişanlı,

- Nişanlının anne ve babası,

- Nişanlının anne ve babası gibi hareket eden diğer kişiler.

Nişanın Haklı Bir Sebep Olmaksızın Bozulması

Medeni Kanunda “haklı sebep” kavramına nelerin girdiği açıkça belirtilmemiş olup hangi hallerin nişanın bozulması için haklı sebep sayılacağı tamamen hakimin takdirine bırakılmıştır. Hakim ileri sürülen sebebin haklı olup olmadığını takdir ederken, her durumun kendine özgü özelliklerini, özellikle nişanlıların içinde yaşadıkları sosyal çevreye, eğitim seviyelerine, sosyal statülerine, toplumun görüşlerine, örf ve adetlerine bakmalı, söylenilen sözlerin veya takınılan tavırların gerçek anlamını araştırmalıdır. Hakim nişanı bozma sebebinin önemli olup olmadığı konusundaki takdir yetkisini kişisel eğilimlerine ve hayat felsefesine göre değil, toplumda ve özellikle nişanlıların mensup bulundukları sosyal çevrede kabul gören ortak değer yargılarına, kanaatlere ve düşünüş tarzlarına bakarak kullanmalıdır. Haklı sebepler sınırlı sayıda olmadığından dolayı, hakim takdir yetkisini objektif bir biçimde kullanarak hangi hallerin haklı sebep sayılacağına karar verebilir.

Maddi Tazminatın Kapsamı[9]

1) Ödenecek olan masraflar ve tazmin edilecek zararlar kusursuz nişanlının nişanlanmanın geçerli olduğuna güvenerek yaptığı masraflardır. Örneğin Nişan töreni için kiralanan yerin kira bedeli gibi.

2)Kusursuz nişanlı kusurlu nişanlıdan evlenme amacıyla yaptığı masrafların tazminini isteyebilir. Oturulacak evin kira bedeli , balayı seyahati , boya ve badana masrafları da buna örnek gösterilebiilir.

3) Nişanlının evleneceğini düşünerek işini terk etmesi de tartışmalı husus olsa da biz bu kapsamda değerlendirilebileceğini düşünüyoruz.

4) Nişanlılık icabı için yapılan pasta , çiçek gibi masraflar da bu kapsamdadır.

5) Gelinlik ve damatlık gibi giyim masrafları da bu kapsama sokulabilir.

Maddi Tazminat Davasında Zamanaşımı

Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, nişanlılığın sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (MK m.123).

Üçüncü Kişilerin Tazminat Hakkı

Ana baba dışında ana baba gibi davranan üçüncü kişiler de bu davayı açabilirler. Hatta bu masrafları yapan kurum ve kuruluşlar da Darülaceze veya Yetiştirme Yurtlarının da tazminat hakkı saklıdır.

b) Manevi Tazminat

MK m.121 gereği, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan nişanlı, diğer nişanlıdan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Nişanın bozulması sebebiyle manevi tazminat şu dört şartın birlikte gerçekleşmesi durumunda istenebilir[10]:

1- Nişanlılık ilişkisi tek taraflı irade beyanı ile sona erdirilmiş olmalıdır.

2- Davacı nişanlının kişilik hakları ihlal edilmiş olmalıdır.

3- Davalı nişanlı, zararın doğmasından kusurlu olmalıdır.

4- Tazminat talep edenin kusuru diğer tarafın kusurundan az olmalıdır.

Haklı bir sebep olmaksızın nişanın bozulması sebebiyle manevi tazminat istenmesi, şartları varsa, maddi tazminat talebinin ileri sürülmesini engellemez. Bu iki talep, birlikte veya ayrı ayrı ileri sürülebilir.

Manevi Tazminat Davasının Tarafları[11]

Manevi tazminat davası açmak hakkı, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır; bu nedenle, sadece nişanlı tarafından açılabilir. Sınırlı ehliyetsiz bir kimse de bu davayı yasal temsilcisinin rızası olmadan açabilir. Veli veya vasi sınırlı ehliyetsiz adına bu davayı açamaz.

Manevi zarara uğrayan nişanlı ayırdetme gücünden mahrum ise, nişanlının yasal temsilcisine bu davayı açma hakkının tanınması hakkaniyete uygun düşecektir. Manevi tazminat talep etmek hakkının sağlararası bir hukuki muamele ile devredilip devredilemeyeceği hususunun Kanun’da belirtilmemiş olmasına rağmen, uygulama böyle bir devrin mümkün olmadığı görüşündedir. Aynı şekilde, dava açmak hakkı maddi tazminat davasından farklı olarak mirasçılara intikal etmez, rehnedilemezManevi tazminatın mirasçılara geçememesinin nedeni, bu tazminatın hukuki ve ahlâki dayanağını doğrudan doğruya ve yalnızca kişinin duyduğu elem ve ıztırabını kısmen olsun giderme ihtiyacı oluşturmasıdır. Bununla birlikte, zarar gören taraf ölümünden önce dava açmış veya manevi tazminat talebi davaya gerek kalmaksızın, tazminatla yükümlü olan tarafça kabul edilmiş ise, tazminatı talep hakkı nişanlının ölümü halinde mirasçılarına geçer; çünkü, bu durumda artık zarar gören taraf iradesini açıklamıştır.

Tazminatla yükümlü olan kimsenin ölümü halinde ise, ödemekle yükümlü olan mirasçılardır.

Manevi Tazminat Davasının Kapsamı

Manevi tazminat davasının şartları varsa, hâkim takdir hakkını kullanarak (TMK.m.4) tarafların toplumsal, kültürel vs. özelliklerine bakarak manevi tazminatın kapsamını belirler464. Hâkim, TMK.m.121’e göre sadece
paraya hükmedebilir. Başka türlü bir karar yoluna, örneğin özür dileme, kararın yayımlanması yoluna başvuramaz .
TMK.m. 121’de, BK.m. 49’un son fıkrasından farklı olarak, hâkime, para dışındaki manevi tazminat şekillerine hükmedebilmesi konusunda bir takdir yetkisine yer verilmediği göz önünde tutulursa, nişanın bozulması durumunda, hâkimin manevi tazminata, sadece para şeklinde hükmedebileceği sonucuna varılmalıdır.[12]

Doktrin ve Yargıtay kararlarına göre nişanın bozulması sebebiyle manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gereken hallere örnekler şunlardır:[13]

-Nişanlıdan ayrılmanın çok olumsuz olarak değerlendirilmesi yüzünden, belki de artık evlenme şansının kaybedildiği bir çevrede, nişanlılardan birinin manevi çöküntü içine girmesi, psikolojik sarsıntı geçirmesi, hayata küsmesi, intihara varacak krizler geçirmesi,

- Nişanlısının kendisine verdiği güvene dayanarak, evleneceklerine kesin gözle bakılan nişanlının, ağır bir hayal kırıklığına uğratılması,

- Nişanlısıyla karı-koca hayatı yaşaması, nişanlısı hakkında dedikodular çıkararak ismini lekelemesi, sırlarını açıklaması,

- Nişanlıların yaşadığı cinsel ilişki sonucu nişanlı kadının hamile kalması,

- Nişanlılardan birinin başka biriyle nişanlanması veya evlenmesi sebebiyle nişanı bozması25,

- Nişanlı kızın, yabancı bir erkeğe kaçması,

- Nişanlılar arasında herhangi bir olay geçmediği ve içlerinden birinin onur kırıcı bir davranışı olmadığı halde, evlenmeye karar verilerek nikah günü belirlenmiş, davetiyeler de dağıtılmış olmasına rağmen, nikaha iki gün kala nişanlılığın bozulması

Manevi Tazminat Davasında Zamanaşımı

Nişanın bozulması sebebiyle açılacak manevi tazminat davası, nişanın bozulması tarihinden itibaren bir yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar (MK m.123)

c) Hediyelerin Geri Verilmesi

MK m.122 gereği, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse nişanlıların birbirlerine veya anne ve babanın veya onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından istenebilir.Hediyelerin geri verilmesi davası şu beş şartın birlikte gerçekleşmesi durumunda açılabilir:[14]

1- Hediye nişanlılık dolayısıyla verilmiş olmalıdır.

2- Nişanlılık, evlenme dışında bir nedenle sona ermiş olmalıdır.

3- Hediye, ekonomik değeri olan bir kazandırma olmalıdır.

4- Hediyeler, nişanlılık sebebiyle ve alışılmışın dışı (mutad) olarak verilmiş olmalıdır.

5- Geri vermeyi İsteme hakkına nişanlılar , ana -babaları ya da ana baba gibi hareket eden kimseler sahiptir.

Önemle belirtmek gerekir ki tazminat taleplerinden farklı olarak , hediyelerin geri istenmesi kusurlu olma şartına bağlanmadığı için , nişanın bozulmasında kusurlu olan nişanlı , nişanlının ana babası , veya ana babası gibi davranan kişiler verdiği hediyeyi geri isteyebilir.

Hediyelerin Geri Verilmesi Davasının Tarafları

Hediyelerin geri verilmesi davasında, davacı taraf olabilecek kişiler şunlardır:

- Hediyeleri veren nişanlı,

- Nişanlının anne ve babası,

- Nişanlının anne ve babası gibi davranan kişiler.

Üçüncü kişilerin nişanlılara, nişanlı yakınlarının birbirlerine verdikleri hediyeleri m.122 hükmüne göre geri istemesi olanaksızdır.

Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.

Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Hediyelerin geri verilmesi davasında davalı taraf ise, hediyelerin verildiği diğer nişanlıdır.

Tarafların sınırlı ehliyetsiz olması durumunda yasal temsilcileri tarafından dava yürütülür.

Hediyelerin Geri Verilmesi Davasının Kapsamı

MK m.122/2 gereği, hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Buna göre hediyeler duruyorsa aynen diğer nişanlıya geri verilir. Mislen geri verilme, misli yani temini her zaman mümkün olabilen eşyalarda sözkonusudur.[15] Hediyeler iyiniyetle elden çıkarılmışsa artık geri verilmesi sözkonusu olmaz. Ancak hediye elden çıkmış olmakla birlikte karşılığında malvarlığına bir değer girmişse (örneğin hediye satılmışsa) bunun geri verilmesi istenebilir. Eğer hediyeyi alan nişanlı bunu kötüniyetle elden çıkarmış ise hediyenin tam değerini tazmin etmesi gerekir.

Hediyeyi alan nişanlı kullanmış veya iyiniyetle kısmen veya tamamen karşılıksız olarak elden çıkarmış ise, hediyelerden geriye ne kalmışsa sadece onu geri vermekle yükümlüdür.

Zenginleşmenin kapsamı nişanın sona erdiği tarihe göre belirlenir. Hediyelerin değeri üzerinde anlaşmazlık doğduğu takdirde, bilirkişi görüşüne başvurulur.

Hediye Kavramı

MK m.122 kapsamındaki hediye, ekonomik değer taşıyan kazandırmalardır.

Örneğin nişan yüzüğü, mücevherler, kumaşlar, bir miktar para, apartman katı, otomobil, deniz motoru, şirket hisse senetleri hediye kapsamındadır. Ancak bir yemek ziyafeti, gönül almak amacıyla verilen ufak tefek şeyler, ekonomik değeri olmayan mektup veya resimler hediye kapsamına girmez. Nişanlılık sebebiyle verilen hediye, olağan bir hediye ise geri istenemez. 2005 tarihli bir Yargıtay kararına göre olağan bir hediyenin sözkonusu olabilmesi için, hediyenin örf ve adete göre verilmesi ve de maddi değerinin günün koşullarına göre fahiş olmamasını gerektirir. Hediyenin geri verilmesi davası açılabilmesi için hediyenin alışılmışın dışında olması gerekir. Hangi hediyelerin alışılmışın dışı sayılacağı, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, bölgesel örf ve adetlere göre belirlenir. Hediyenin değerinin çok yüksek olması onun alışılmışın dışı hediye olduğu yolunda karine teşkil eder. Ancak burada önemli olan Türkiye koşulları değil, tarafların koşullarıdır.

Yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre, kullanılmakla eskiyen ya da tüketilen hediyelerin geri verilmesi istenemez. Yargıtay 2004 tarihli bir kararında da ‘’...kullanılmakla eskiyen ya da tüketilen eşyaların iadesine karar verilemeyeceği gözetilmeden ayakkabı ve giyim eşyası vb kullanılmakla eskiyen eşyaların bedeline hükmedilmesi de doğru değildir.’’ diyerek ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.[16]

Nişanlıların birbirlerine verdikleri manevi değeri olan eşyanın geri verilmesi gerekip gerekmediği problemi üzerinde de durulmalıdır. Nişanlıların birbirlerine verdikleri manevi değer taşıyan fotoğraf ve mektup gibi eşyanın geri verilmesi gerekip gerekmediği, doktrinde tartışmalıdır. Bizim de katıldığımız ağırlıklı olan görüş, bu tür eşyanın da geri verilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Türkiye’de, özellikle kırsal kesimde yaşayan geleneklerden olan ve nişanlı erkek tarafından, nişanlı kızın babasına verilen “başlık parası” gibi, “ağırlık” ile “cihaz” veya “çeyiz” de Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, geri verilmesi istenebilecek hediyelerden sayılmaktadır.[17]

Hediyelerin Geri Verilmesi Davasında Zamanaşımı

Hediyelerin geri verilmesi davası, nişanın bozulduğu tarihten itibaren 1 yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar (MK m.123)

NİŞANLILIKTAN DOĞAN DAVALARDA GÖREV ve YETKİ

Nişanlanma, MK’nın Aile Hukuku ile ilgili ikinci kitabında yer aldığından nişanlılıktan doğan tüm dava ve işler aile mahkemelerinin görev kapsamındadır. Buna göre, nişanın bozulması sebebiyle açılacak maddi ve tazminat davaları ile hediyelerin geri verilmesi davası aile mahkemesinde görülür.

Yetki konusunda ise HUMK m.9’daki genel yetki kuralı gereği davalının ikametgahında dava açılır. Bununla birlikte HUMK m.10’daki sözleşmenin ifa edileceği veya sözleşmenin kurulduğu yer mahkemelerinin de yetkili sayılabileceğini düşünüyoruz.

...

Yargıtay Kararları

3. Hukuk Dairesi [18]

2016/22515 E. , 2018/9548 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat-alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

 

Karar

Davacı; davalı ile ortaokul arkadaşı olup, 2009 yılında aralarında duygusal yakınlaşma başladığını, evlenecekleri inancıyla aile ile yakınları arasında ve toplum içerisinde nişanlı olarak addedilmeye başladıklarını, davalının samimi ve dürüst olduğu inancıyla ve evlenmek üzere davalı ile uzun süre birlikte olduğunu, davalının bedelli askerlik imkânı doğunca bedelli askerliğini yapması halinde evleneceklerini düşünerek bedelli askerlik için gerekli 15.000 TL’yi borç olarak yakınları ve arkadaşlarından tedarik ettiğini ve bankaya birlikte giderek ödediklerini, bu tarihten itibaren de davalının kendisine karşı tutum ve davranışının değiştiğini, bedelli askerlik görevi biter bitmez de bir başkası ile evlendiğini beyan ederek 15,000 TL askerlik bedeli, davalı ile aralarındaki ilişki gereği ve evliliğin gerçekleşeceğine inanarak harcamalar yaptığından şimdilik 7.000 TL maddi tazminat ile davalının başka biri ile evlenerek ağır hayal kırıklığına uğramasına, psikolojisinin bozulmasına, insanlara ve evliliğe olan güveninin sarsılmasına ve çevresinde küçük düşmesine sebebiyet vermesi nedeniyle 25.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 47.000 TL'nin ihtarname tarihi olan 05.12.2012 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı; davacının bütün iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı ile olan arkadaşlığını 2011 yılında bitirdiğini ve 2012 Temmuz ayında evlendiğini, ancak arkadaşlığının bitmesini istemeyen ve kabullenemeyen davacının tek taraflı görüşme girişimi yollarına başvurduğunu, insanların nişan yapması ve nişanlı olmasının hayatın olağan akışı içerisinde, iki tarafın ortak niyet ve irade beyanı ile mümkün olduğunu, halbuki davacı ile nişan yapmak konusunda karşılıklı ve ortak bir irade beyanları bulunmadığı gibi kendisinin dahi davacı ile nişanlı olduğundan haberi olmadığını, bir kişinin diğer kişiden beklentisi ile nişanlı olmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; taraflar arasında yasanın aradığı anlamda nişanlanmanın gerçekleştiği ve evlilik hazırlıklarına geçildiği, bu süreçte davacının, gerek ev ve gerekse davalının kişisel harcamaları gerekse davalıya aldığı hediyeler ile 7.000 TL'nin üzerinde harcama yaptığı, davalının 15.000 TL askerlik borçlanmasını ödediği ve davalının, davacıya evlenme vaadinde bulunması, aile ve arkadaşlarının nişanlandıkları bilinmesi, evlenecekleri beklentisinin oluşması ve davacı ile birlikte ev bakacak kadar da evlilik hazırlıklarına başlamalarına rağmen davalının, ortada haklı bir neden yok iken ve davacının haberi olmaksızın bu nişanlılık ilişkisine tek taraflı son vererek davacıyı başka bir kadınla aldattığı, bu yönden davacının kişilik haklarının büyük zarar gördüğünün kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1- Dava; maddi ve manevi tazminat ve alacak istemine ilişkindir.

Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2.kitabı ile (3 kısım hariç) 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulanış Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemesinde görülür.04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. (HMK. madde 33). Anılan yasal düzenlemeye göre davayı aydınlatma görevinin mahkeme hâkimine ait olmasına göre uyuşmazlığın çözümüne ilişkin hukuki nitelendirme yapılmalıdır.Mahkemece, uyuşmazlığın TMK'nın 121. maddesine dayalı nişanın bozulması nedenine dayalı olduğu belirtilerek, davanın esası hakkında karar verilmiştir.Nişan; evlenme yaşına gelmiş kız ve erkeğin aileleri ile yakın dostları tarafından yörenin örf ve adetleri doğrultusunda evleneceklerine ilişkin bir çeşit söz vermedir. Nişanlanma, bir aile hukuku sözleşmesi olup, TMK'nın 118’inci maddesinde düzenlenmiş ve şekil şartı koyulmamıştır. Nişanın hukuken geçerli olması için belli bir rituel içinde yapılmış olması, nişanın duyurulması(ilan edilmesi) ve aile bireylerinin şahitliği çerçevesinde yapılması gerekmektedir.Davacı dava dilekçesinde nişanın bozulması nedeni ile kişilik haklarının zedelendiğini iddia ederek, maddi ve manevi tazminat ile alacak isteminde bulunmuş ise de; taraflar arasında geleneksel anlamda nişan merasimi bulunmamaktadır.Somut olayda; taraflar gayri resmi şekilde bir araya gelmiş olup, bu durumda nişandan ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilmesi mümkün değildir. Dosya kapsamından tarafların nişanlanmadıkları anlaşıldığına göre, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına, özellikle de haksız eyleme ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

Görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olup, HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartlarındadır. Mahkeme, görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetmelidir.
O halde; eldeki davada, istem nişana dayalı tazminat talebi olmayıp, haksız fiilden kaynaklanmakla, bu çerçevede değerlendirme yapılarak görevsizlik kararı verilmesi ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir.Tüm bu açıklamalar ışığında; uyuşmazlığın Aile Mahkemesi'nin görevine girmediği düşünülerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/1159

K. 2018/11427

T. 13.11.2018[19]

* NİŞAN HEDİYELERİNİN İADESİ İSTEMİNE DAYALI TAZMİNAT TALEBİ ( Tarafların Nişandan Sonra Düğün Yaparak Gayri Resmi Şekilde Uzun Süre Bir Arada Yaşadıklarının Anlaşıldığı/Olayda Nişanlılığa Dair Aile Hukuku Kapsamında Korunacak Bir Birliktelik Söz Konusu Olmadığı - Taraflar Arasındaki Uyuşmazlığın Haksız Fiil Olarak Nitelendirileceği/Taraflar Arasındaki İlişkinin Aile Hukuku Prensiplerine Göre Değil Borçlar Hukuku Kurallarına ve Özellikle de Haksız Fiile Dair Hükümlere Göre Değerlendirilmesi Gerektiği )

* TARAFLARIN NİŞANDAN SONRA DÜĞÜN YAPARAK GAYRİ RESMİ ŞEKİLDE UZUN SÜRE BİR ARADA YAŞAMASI ( Olayda Nişanlılığa Dair Aile Hukuku Kapsamında Korunacak Bir Birliktelik Söz Konusu Olmadığı/Taraflar Arasındaki Uyuşmazlığın Haksız Fiil Olarak Nitelendirileceği - Taraflar Arasındaki İlişkinin Aile Hukuku Prensiplerine Göre Değil Borçlar Hukuku Kurallarına ve Özellikle de Haksız Fiile Dair Hükümlere Göre Değerlendirilmesi Gerektiği/Nişan Hediyelerinin İadesi ve Tazminat Talebi )

* GÖREVLİ MAHKEME ( Nişan Hediyelerinin İadesi ve Tazminat Talebi/Uyuşmazlığın Çözümü Aile Mahkemelerinin Görevine Girmediğinden Asliye Hukuk Mahkemelerinin Davaya Bakmaya Görevli Olduğu - Aile Mahkemesi Sıfatı ile Davaya Bakılmasına Karar Verilerek Yargılamaya Devam Edilerek Davanın Esası Hakkında Hüküm Tesisi Hatalı Olduğu/Kararın Bozulması Gerektiği )

6098/m. 49, 56

6100/m. 114, 115

ÖZET : Dava; nişan hediyelerinin iadesi istemine dayalı alacak, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde taraflar arasında nişan ve imam nikahı yapıldığını, resmi nikah olmaksızın yapılan düğün sonrası davalı ve ailesi ile beraber yaşadıklarını, davacının resmi nikah teklifine rağmen davalının resmi nikah yapmadığını, belirterek düğünde takılan ziynet eşyalarını, mehir senedinde yazılan eşyaların iadesini, çeyiz eşyalarının bedelini ve maddi tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Bu doğrultuda davalı tarafın savunmalarında da bu husus doğrulanmakla tarafların nişandan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde uzun süre bir arada yaşadıkları anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, olayda nişanlılığa dair aile hukuku kapsamında korunacak bir birliktelik söz konusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık da haksız fiil olarak nitelendirileceğinden, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına ve özellikle de haksız fiile dair hükümlere göre değerlendirilmesi gerekir.

Uyuşmazlığın çözümünün Aile Mahkemelerinin görevine girmemesi, Asliye Hukuk Mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olması sebebiyle Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakılmasına karar verilerek yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında hüküm tesisi hatalı olduğundan kararın bozulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen eşya alacağı ve tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Dava; nişan hediyelerinin iadesi istemine dayalı alacak, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Mahkemece, Aile Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.

1-) Görev kuralları, kamu düzeninden olup, Hukuk muhakemeleri Kanununun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartlarındadır. Yine HMK'nın 115/1 hükmüne göre taraflar, yargılamanın her aşamasında mahkemenin görevsiz olduğunu ileri sürebileceği gibi mahkeme de görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmelidir.

04.06.1958 gün 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. (HMK. madde 33). Anılan yasal düzenlemeye göre davayı aydınlatma görevinin mahkeme hâkimine ait olmasına göre uyuşmazlığın çözümüne dair hukuki nitelendirmeyi de yine hakim yapacak ve görevli olup olmadığını da taraflar ileri sürmese dahi gözetecektir.

Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi uyarınca 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 2.kitabı (3 kısım hariç) ile 4722 Sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulanış Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemesinde görülür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.06.2009 tarih, 2009/3-174 E., 2009/235 K. sayılı ilamında; "…davacı ile davalı nişanlandıktan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde bir araya gelmişler ve uzun süre birlikte yaşamışlardır. Bu durumda nişandan ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilmesi mümkün değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiil olarak nitelendirip buna göre çözümlenmesi gerekir. Bu durumda davanın dayanağı haksız fiil olup, haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklara genel mahkemede bakılması gerektiğine göre; Yerel Mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklindeki karar ile bu husus açıklanmıştır.

Somut olayda;mahkemece, her ne kadar gerekçeli kararda asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yazılmamış ise de tensip tutanağının 8 numaralı bendinde "davaya aile mahkemesi sıfati ile bakılmasına" karar verilmiş, bu ara karardan dönülmemiş, dava mahkemece "nişanın bozulması sebebiyle tazminat ve hediyelerin geri verilmesi" olarak nitelendirilmiş ve davanın esası hakkında karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde taraflar arasında nişan ve imam nikahı yapıldığını, resmi nikah olmaksızın yapılan düğün sonrası davalı ve ailesi ile beraber yaşadıklarını, davacının resmi nikah teklifine rağmen davalının resmi nikah yapmadığını, belirterek düğünde takılan ziynet eşyalarını, mehir senedinde yazılan eşyaların iadesini, çeyiz eşyalarının bedelini ve maddi tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Bu doğrultuda davalı tarafın savunmalarında da bu husus doğrulanmakla tarafların nişandan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde uzun süre bir arada yaşadıkları anlaşılmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında somut durumda nişanlılığa dair aile hukuku kapsamında korunacak bir birliktelik söz konusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık da haksız fiil olarak nitelendirileceğinden, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına ve özellikle de haksız fiile dair hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

T.C.[20]

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/21667

K. 2017/11157

T. 06.07.2017

* MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Nişanın Bozulması Yüzünden Kişilik Hakları Saldırıya Uğrayan Tarafın Kusurlu Olan Diğer Taraftan Manevi Tazminat Olarak Uygun Miktarda Bir Para Ödenmesini İsteyebileceği - Davalıların Davacıya Yönelik Eylemleri Sonucu Manevi Tazminatın Yasal Koşullarının Oluştuğu )

* NİŞANIN BOZULMASI ( Davalıların Davranışlarının Davacıyı Küçük Düşürücü Kişilik Haklarına Zarar Verici Nitelikte Bulunduğu/Davacının Üzüntü Duymasına Neden Olduğunun Anlaşıldığı - Sebepsiz Zenginleşme Teşkil Etmeyecek Hakkaniyete Uygun Bir Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği )

4721/m. 121

ÖZET : Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davalıların davranışlarının davacıyı küçük düşürücü, kişilik haklarına zarar verici nitelikte bulunduğu, davacının üzüntü duymasına neden olduğu anlaşılmakta olup, manevi tazminatın yasal koşulları oluştuğundan, sebepsiz zenginleşme teşkil etmeyecek, hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu verilen karar isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı; davalıların davacıya nişan alışverişinde dar elbiseler giydirerek vücudunun düzgün olup olmadığını incelediklerini, basenleri olduğu gerekçesiyle eleştirdiklerini, davalının da mesaj yoluyla vücuduna ilişkin hakaretlerde bulunduğunu, sırf basenleri olduğu için yüzüğü atma teklifinde bulunduğunu, nişan günü davalıların davacının eteğini kaldırarak vücuduna tekrar baktığını, davacının ailesinin bu olaylar üzerine nişanı bozduğunu, davalıların davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden eylemleri nedeniyle nişanın bozulduğunu belirterek; 10.000 TL manevi, 500 TL maddi olmak üzere toplam 10.500 TL tazminatın haksız eylem tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

Mahkemece; nişanın sona ermesinde davalının yanı sıra davacının de kusurunun bulunduğu, manevi tazminatın şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı vekilinin, reddedilen manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının değerlendirilmesi sonucunda;

4721 sayılı TMK’nın 121.maddesine göre, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Bilindiği üzere; manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır.

Nişanın bozulmasının, taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Bir kere nişanlandıktan sonra tazminat ödeme tehdidi altında bulunmak suretiyle evlenmeyi taraflar için zorunlu hale getirebilecek şekilde manevi tazminata hükmedilemez. Ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir.

Somut olayda; davacı ile davalının aileleriyle birlikte nişan öncesinde alışverişe çıktıkları, alışveriş sonrasında davalının davacının fiziksel yapısından rahatsızlık duyduğuna dair mesajlar gönderdiği, davalının nişan töreni öncesinde davacının basenlerini kontrol edilmesine izin vermemesi halinde nişanın yapılmayacağının söylediği, davalının isteği üzerine bir sonraki gün kuaförde diğer davalı ile davalının kardeşi Elif'in davacının basenlerini kontrol ettikleri, bu olayların etkisinde kalan davacının aynı gün nişanı bozmak zorunda kaldığı, davalının davranışlarının davacıyı küçük düşürücü, kişilik haklarına zarar verici nitelikte bulunduğu, davacının üzüntü duymasına eden olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu kapsamda davalının davacıya yönelik eylemleri sonucu manevi tazminatın yasal koşulları oluşmuştur. Sebepsiz zenginleşme teşkil etmeyecek, hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir.

3. Hukuk Dairesi 2018/7816 E. , 2019/6769 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin geri verilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen reddine, birleşen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

 

Davacı birleşen dosya davalısı; davalı birleşen dosya davacısı ile 04.04.2013 tarihinde nişanlandıklarını ve 12.05.2013 tarihini düğün tarihi olarak belirlediklerini, düğüne bir hafta kala davalının (birleşen dosya davacısı) eski nişanlısıyla kaçtığını, bu kusurlu davranış nedeniyle kendisinin büyük üzüntü yaşayıp itibarının zedelendiğini, insanlar içinde küçük düşürüldüğünü, nişan için yaptığı masraf ve harcamalar nedeniyle ekonomik sıkıntı içerisine girdiğini iddia ederek, nişan hediyelerinin aynen ya da mislen iadesine veya bedellerinin tahsiline, 10.000,00 TL manevi tazminat ile, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı birleşen dosya davacısı; nişanın bozulmasında kendisinin değil karşı tarafın kusurlu olduğunu, eski nişanlısına kaçmadığını, asıl dosya davacısının kendisini küçük görmesi ve hakaretleri üzerine bunalarak amcasının yanına gittiğini, dava konusu hediyelerin mutad hediyeler olup değerce kıymetli ziynet eşyalarının karşı tarafa iade edildiğini, maddi tazminata konu masrafların asıl dosya davacısının kendi evine yapılan masraflar olup halihazırda davacı tarafından kullanılmakta olduğunu, bu olay nedeniyle mağdur olan kişinin kendisi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiş; bu dosya ile birleştirilmesine karar verilen mahkemenin 2013/781 E. ve 624 K. sayılı dava dosyası ile de; nişanın bozulması nedeniyle kendisinin de masraf yaptığını ve mağduriyet yaşadığını beyan ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 800,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; davalı karşı davacı ...'in nişanın bozulmasında kusurlu olduğu kabul edilerek asıl davanın kabulü ile 14.758,27 TL maddi tazminat bedelinin davalı (karşı davacı) ...’den (dava tarihi olan) 23.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ...’ye ödenmesine, 4.000 TL manevi tazminat bedelinin davalı (karşı davacı) ...’den (nişan bozulma tarihi olan) 03.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ...’ye ödenmesine; birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, anılan hükmün süresi içinde davalı birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.12.2017 tarih ve 2016/10999 E. 2017/18314 K. sayılı ilamıyla "...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davalı birleşen dosya davacısı vekilinin birleşen dosyaya ilişkin temyiz itirazlarının tümü, asıl dosyaya ilişkin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı birleşen dosya davalısı maddi tazminat talebine ilişkin davasını belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporundan sonra Harçlar Kanunu 32. madde uyarınca eksik harç tamamlattırılarak, harç tamamlandığı takdirde yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

3- TMK'nın 122. maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz.

Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre, geri istenir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir.

Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Kural olarak giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen (elbise, ayakkabı vs. gibi) eşyaların iadesine karar verilemez.

Bilirkişi raporunda belirtilen gelinlik, muhtelif kumaş ve giyim, davetiye ve bağış dışındaki maddi tazminata konu masraf ve eşyalar davacının zilyetliğinde kalıp davacı tarafından kullanılmakta olduğundan bunlar yönünden davacının talebinin reddi gerekirken bu masraf ve eşyalar yönünden de maddi tazminat talebinin kabulü doğru görülmemiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, 14.09.2018 tarihli son kararda; davanın asıl dosyadaki maddi tazminat yönünden reddine, asıl dosyadaki manevi tazminat talebi ve birleşen 2013/731 E. sayılı dosyada verilen kararlar bozma konusu yapılmadığı anlaşılmakla, bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. -Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep (kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bir bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozmaya uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre, Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak, yada gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır.

Somut olayda, bozmaya uyularak oluşturulan hükümde bozma gereği yerine getirilmemiş, bozma kapsamına uygun hüküm kurulmamıştır. Şöyle ki; bozma ilamında yer alan "Bilirkişi raporunda belirtilen gelinlik, muhtelif kumaş ve giyim, davetiye ve bağış dışındaki maddi tazminata konu masraf ve eşyalar davacının zilyetliğinde kalıp davacı tarafından kullanılmakta olduğundan bunlar yönünden davacının talebinin reddi gerekirken bu masraf ve eşyalar yönünden de maddi tazminat talebinin kabulü doğru görülmemiştir." ifadesinden anlaşılacağı üzere; mahkemece bozma ilamında tek tek sayma yolu ile belirtilenler dışında kalan ve asıl dosya davacısının zilyetliğinde kalmakla yine asıl dosya davacısının kullanımında olan eşyalar yönünden asıl davanın maddi tazminata ilişkin kısmının reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile maddi tazminata ilişkin talebin tümden reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Ayrıca her ne kadar bozma ilamında tek tek sayma yolu ile belirtilen eşyalar arasında yer almamış ise de, bilirkişi raporunda taraflarca düzenlenip imzalanan 24.12.2013 tarihli ibranamede teslim edilmediği belirtilmekle ibranın konusu dışında kaldığı anlaşılan alyans dışındaki 14 ayar 1 adet yüzük yönünden de maddi tazminata ilişkin davanın reddi kararı doğru değildir.
 

3. Hukuk Dairesi 2018/6306 E. , 2018/10612 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki nişan bozulması nedeniyle hediyelerin iadesi ve tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:


Davacı; davalı ile nişanlandıklarını, davalının kendisine sürekli harcama yaptırdığını, çevresine küçük düşürücü davranışlarda bulunduğunu, hakaretvari söz ve eylemlerinin olduğunu, davalının mesajı üzerine nişanın sona erdiğini, nişan esnasında masraflar yaptığını, hediyeler aldığını, takılar takıldığını, davalının kusurlu olduğunu belirterek; 15.000 TL manevi, 10.914,56 TL maddi ve 2.900,00 TL tutarındaki hediyelerin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı; nişan akdinin davacının kusurlu davranışlarıyla sona erdiğini, iddialarının doğru olmadığını, davacı ve ailesinin haksız ithamlarda bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece; manevi tazminat talebinin reddine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1 adet ... Marka ... (750,00 TL), 1 adet ... Marka cep telefonu (210,00 TL), 1 adet nişan elbisesi, (200,00 TL), 1 adet bayan ayakkabısı, (115,00 TL), 1 adet bayan elbisesi, (70,00 TL), ... marka ev eşyaları, (60,00 TL), Toplam 1.405,00 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 1 adet, 14 ayar, 3,50 gram künye, (3,50x73=255,50 TL), 1 adet saat, (125,00 TL), 1 adet, 14 ayar, 5,00 gram kolye ve zincir, (5x73,00=365,00 TL), aynen iadesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- TMK.nun 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, mutad (alışılmışın) dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz.Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenir. Alışılmış mutad hediyelerden kasıt; giyilmekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir.

Nişan hediyelerinin mutad sayılabilmesi, yöresel örf ve adete göre verilen hediyelerden olması yanında maddi değerinin de günün koşullarına göre fazla olmayan hediyelerden olmasına bağlıdır ve bu da daha çok tarafların mali ve sosyal durumları ile ölçülmelidir.

Dosyanın incelenmesinde; giyilmekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşya kapsamında nişan elbisesi, ayakkabı, bayan elbisesi ve özdilek marka ev eşyalarının da bedelinin tahsiline karar verildiği, bu tür eşyaların mutad hediye kapsamında olduğu, iadesine veya bedelinin tahsiline karar verilmeyeceği belirlenmektedir.O halde mahkemece; açıklanan ilkeler gereğince inceleme yapılarak mutad hediye kapsamındaki nişan elbisesi, ayakkabı, bayan elbisesi ve özdilek marka ev eşyaları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu kalem gider yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

3. Hukuk Dairesi 2016/8589 E. , 2016/12340 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dava dilekçesinde; davalı ... ile evlenmek üzere tanıştırıldığını, önceden boşanmış olduğunu bildiği davalının resmi evlilik işlemleri sırasında sorun çıkmayacağını kendisine söylediğini,davalı ...'e başlık parası olarak 3.000,00 TL gönderdiğini, davalı ...'e 1.300,00 TL değerinde iki adet sütlük altın ve 2.300,00 TL değerinde iki adet bilezik aldığını, 1.650,00 TL ...' ya gidip gelirken ve davalıyı Bursa' ya getirirken kredi kartı harcaması yaptığını, evlilik işlemleri için ... Nüfus Müdürlüğüne müracaat ettiklerinde davalı ...'in iddet müddetinin bitmediğini, otuz dört gün daha beklemeleri gerektiğinin söylendiğini, davalı ile bir süre birlikte yaşadıklarını, ancak davalı ...'in resmi evlilik yapılmadan kızını alıp götürdüğünü, maddi kayba uğradığını ayrıca bu olaylar nedeniyle toplum içinde küçük düştüğünü, onurunun kırıldığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; Nişan masraflarını karşılamak için davacıdan 3.000,00 TL aldığını ancak parayı nişan merasiminde kullandıklarını, davacının ana sütlüğü olarak verdiğini iddia ettiği bedelin alınan 3.000,00 TL içinde olduğunu, davacının kızına taktığı bilezikleri ise davacının kızı ile birlikte yaşamalarından sonra geri alarak bozdurduğunu ve kredi kartı borcunu ödediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı ile boşanmadan sonraki iddet müddeti dolmadığından resmi olarak nikah kıyamadıklarını, davacı ile gayri resmi olarak elli iki gün birlikte yaşadıklarını, davacının kendisine tecavüz edip, o süre boyunca davacının kendisine sürekli hakaret ettiğini, dul olduğu için davacının kendisini sevmediğini, müşterek konuttan kovmaya çalıştığını, davacı ile birlikte yaşayamayacağını anlayınca babasına haber verdiğini ve müşterek konuttan ayrıldığını, davacının bilezikleri zorla kendisinden aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

BK.'nun 65. maddesinde; "Haksız yahut ahlaka (adaba) mugayir bir maksat istihsali için verilen bir şeyi istirdada mahal yoktur.”

Somut olayda, davacı nişan bozulması gerekçesi ile yaptığı masrafların bedelinin nakten iadesi ile ve manevi tazminat istemiştir. Mahkemece dinlenen davacı tanıkları tarafların yaklaşık üç ay kadar nikahsız birliktelik yaşadıklarını bildiklerini beyan etmişlerdir.Yine tarafların bir müddet birlikte yaşadıkları tarafların kabulündedir. Taraflar arasında nişan değil, gayri resmi evlilik vardır. Tarafların nikahsız yaşamaları bu birleşmenin kanuni ve medeni evlenmeye tekaddüm eden bir nişanlanma mahiyetinde olmadığını göstermektedir. Bu nedenle davacının davalılara verdiği bedelin meşru olmayan bir maksadın istihsali için verilmiş olduğunu kabul zarureti vardır. BK'nın 65. maddesine göre gayri ahlaki bir amacı sağlamak için verilen şeylerin geri alınması mümkün değildir. Nişanın bozulmasında hediyelerin iadesi ile ilgili hükümlerin burada kıyasen uygulanması yoluna gidilerek davanın kısmen kabulünde isabetli değildir.

Bununla birlikte, manevi tazminat koşullarının gerçekleştiği ispat edilmediğinden, manevi tazminat yönünden de davanın reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde davacının manevi tazminat isteminin de kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla, mahkemece değinilen bu yön gözetilerek, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir .

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 31.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar İçeriği

3. Hukuk Dairesi 2013/14294 E. , 2013/17497 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE ... MAHKEMESİ


Taraflar arasında görülen nişan bozulmasından kaynaklanan tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların nişanlandıklarını, nişan için dava dilekçesi ekinde liste halinde sunmuş oldukları bütün eşya ve takıların müvekkili ve ailesi tarafından alındığını, ayrıca başlık parası olarak ....500 TL'nin davalı ...'e verildiğini, davalının hiç bir sebep göstermeden nişanı bozduğunu, nişanın bozulmasından dolayı müvekkillerinin çevrede alay konusu olduklarını belirtilerek, ....000 TL maddi ve ....000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 25.000 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davacının maddi tazminat talebinin ....319 TL bakımından kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine; manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olup, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun ....maddesi uyarınca; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ikinci kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemesinde görülür.

Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının aralarındaki nişan akdi sebebiyle davalılara vermiş olduğu bir miktar para ve nişan hediyelerinin iadesi istemine ilişkindir. Buna göre uyuşmazlığın ''Aile Hukukuna" ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Davanın konusu, Aile Hukukundan kaynaklandığına göre, açılan bu davanın 4787 sayılı Yasanın ....maddesi gereğince, Aile Mahkemesinde bakılması gerekmektedir.
Hal böyle olunca; mahkemece, davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, görev hususu düşünülmeksizin, Asliye ... Mahkemesi olarak işin esasına girilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.


 

3. Hukuk Dairesi 2016/21895 E. , 2018/9882 K.


"İçtihat Metni"

.....

Taraflar arasındaki hediyelerin iadesi asıl ve nişanın bozulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin asıl ve karşı davaların mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, hediyelerin iadesine dair asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asıl davanın diğer talepler yönünden reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı - karşı davalı ve katılma yoluyla davalı - karşı davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı-karşı davalı; davalı ile 2013 yılı mart ayında aileler arasında yapılan bir törenle nişanlandıklarını, düğün hazırlıkları devam ederken davalı- karşı davacının kusurlu hareketleri nedeniyle nişanın bozulduğunu ileri sürerek, 5000 TL değerinde 1 adet tek taş yüzük, 15.000 TL değerinde 5 taş pırlanta yüzük ve 8000 TL değerinde gelinlik olmak üzere toplam 28.000 TL ile düğün organızasyonu ve ses sistemi için ödediği toplam 25.000 TL masraf toplamı maddi tazminatın ve kişisel hakkı ihlal edildiğinden 30.000 TL manevi tazminatın işeleyecek faizi ile birlikte davalı- karşı davacıdan tahsilini istemiştir.

Davalı -karşı davacı; nişanın davacı- karşı davalının kasuru ile bozulduğunu, davacı- karşı davalıya iki adet yüzüğü 28.06.2013 tarihinde teslim ettiğini , gelinliğin bedelinin 6.086 TL olduğunu ve giymediğini hala mağazasında bulunduğunu, yatak odası takımı iadesi için ödemek zorunda kaldığı 8000 TL ile otelde düzenlenen kına organizasyonu için ödediği 14.500 TL ve erkek bohçası için harcadığı 7.500 TL olmak üzere yaptığı masraf bedeli karşılığı şimdilik toplam 30.000 TL maddi tazminat ile kişilik haklarına ağır saldırı nedeniyle 70.000 TL manevi tazminatın davacı- karşı davalıdan tahsilini istemiştir.

./..


Mahkemece; davacı - karşı davalının nişan hediyesi iki adet pırlanta yüzük iadesi talebi konusuz kaldığından, bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise reddine, davalı karşı davacının davasının maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı kısmen kabulü ile, 8000 TL cayma bedeli ile 14.452,32 TL kına organizasyon parası ve 500 TL nakliye zararından oluşan toplam 22.952,32 TL 'nin ve 25.000 TL manevi tazminatın davacı - karşı davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin talebin ve hediyelerin bedeline yönelik talebinin reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve karşı dava taraflarınca temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı- karşı davalının aşağıdaki ikinci bent kapsamı dışındaki; davalı- karşı davacının ise tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı- karşı davalının yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Asıl davada:

Davacı-karşı davalı ; dava dilekçesinde, nişan hediyesi olarak karşı tarafa verdiği iki adet pırlanta yüzüğün aynen iadesini olmadığı takdirde bedellerini talep etmiş, yüzüklerin yargılama sırasında davalı-karşı davacıya iade edildiği anlaşılmıştır.

Her ne kadar mahkemece, pırlanta yüzükler yönünden, konusuz kalan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; yargılama giderlerine ilişkin hüküm kurulurken verilen karar gözardı edilerek, gerekçesi açıklanmaksızın hükmün 1-d kısmında, "yargılama giderlerinin davacı – karşı davalı üzerinde bırakılmasına" karar verilmiştir.

6100 sayılı HMK 326. maddesi uyarınca, "yargılama giderleri, kural olarak, davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir". Ancak feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Feragat ve kabul talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise, yargılama giderlerine mahkumiyet ona göre belirlenir. (HMK 312/1) İlk oturumda davayı kabul eden davalı, hal ve durumu ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermiş ise, bu hükümden yararlanamaz. Bu halde davalı davayı kaybetmiş gibi yargılama giderlerini ödemekle yükümlü olur.

Davayı kazanan taraf davasını bir vekil vasıtası ile takip etmiş ise, haksız çıkan (davayı kaybeden) taraf yargılama gideri olarak vekâlet ücretine de mahkûm edilir. (HMK 323 1/ğ). Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret" başlıklı ve HMK 'daki hükümlere paralel düzenleme içeren 6. maddesinde de; anlaşmazlığın, delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce, davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulh nedenleriyle giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilmesi halinde ise tamamına hükmolunacağı düzenlenmiştir.

.....

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331.maddesinin 1.fıkrasında ise; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen yasal hükümler ve açıklamalar çerçevesinde somut olay ele alındığında; mahkemece asıl davada; nişan hediyesi olarak verilen pırlanta yüzükler davalı tarafça dava açıldıktan sonra iade edilmiş olup, konusuz kalan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir. Mahkemece asıl davada maddi tazminat isteminin davalı tarafça kısmen kabul edilerek, dava açıldıktan sonra ve yargılamanın başında pırlanta yüzüklerin iade edildiği dolayısıyla bu talepler yönünden davacının haklı çıktığı gözetilerek, kabul ve rededilen tutar oranında yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken, tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması hatalı olduğu gibi yine kabul edilen tutara göre kendisini vekille temsil ettiren davacı yararina vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Karşı davada:

Davalı- karşı davacı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece karşı davanın kısmen kabulü ile, davacının 8000 TL cayma bedeli ile 14.452,32 TL kına organizasyon parası ve 500 TL nakliye zararından oluşan toplam 22.952,32 TL maddi tazminatın ve 25.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı - karşı davalıdan tahsillerine, hediyelerin bedeline yönelik talebinin ise reddine karar verilmiş, yargılama giderleri yönünden ise; gider kalemleri ve parasal miktarları belirtilmeksizin " yargılama giderlerinin kabul ve red oranında davacı- karşı davalıdan alınmasına " şeklinde müphem hüküm kurulmuş ve reddedilen kısım üzerinden davacı- karşı davalı yararına vekalet ücretine de hükmedilmemiştir.

6100 sayılı HMK’ nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde ilk dokuz bendinde tek tek sayılmak ve son bendinde ise takdir hakkı tanımak suretiyle bu giderlerin; “ celse, karar ve ilam harçları, dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri, dosya ve sair evrak giderleri, geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler, keşif giderleri, tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler, resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler, vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti ve yargılama sırasında yapılan diğer giderlerden” oluştuğu ifade edilmiştir.
 

(Bu makale, sayın Av. Uğur Aslan tarafından kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

---------------------------------------

[1] https://sozluk.gov.tr/

[2] Dural ,Gömüş ,Öğüz Aile Hukuku Cilt 3 , Filiz Yayınları , s13, 5. baskı

[3] Öztan Bilge , Turhan , Syfa 405 ,Medeni Hukukun Temel Kavramları ,42. Baskı

[4] Dural ,Gömüş ,Öğüz Aile Hukuku Cilt 3 , Filiz Yayınları , s13, 5. baskı

[5] Öztan Bilge , Turhan , Syfa 408 ,Medeni Hukukun Temel Kavramları ,42. Baskı

[6] Dural ,Gömüş ,Öğüz Aile Hukuku Cilt 3 , Filiz Yayınları , s27, 5. baskı

[7] [7] Öztan Bilge , Turhan , Syfa 412 ,Medeni Hukukun Temel Kavramları ,42. Baskı

[8] NİŞANLILIK HUKUKU ve NİŞANLILIKTAKİ TAZMİNAT DAVALARI , Av. Tuğba BALKAYA, Aralık, 2005

[9] Dural ,Gömüş ,Öğüz Aile Hukuku Cilt 3 , Filiz Yayınları , s35, 5. baskı

[10] NİŞANLILIK HUKUKU ve NİŞANLILIKTAKİ TAZMİNAT DAVALARI , Av. Tuğba BALKAYA, Aralık, 2005

[11] Dr.Yıldız ABİK,AÜHFD Yıl 2005 , C.54 Sa.2

[12] Dr.Yıldız ABİK,AÜHFD Yıl 2005 , C.54 Sa.2

[13] NİŞANLILIK HUKUKU ve NİŞANLILIKTAKİ TAZMİNAT DAVALARI , Av. Tuğba BALKAYA, Aralık, 2005

[14] Dural ,Gömüş ,Öğüz Aile Hukuku Cilt 3 , Filiz Yayınları , s43, 5. baskı

[15] NİŞANLILIK HUKUKU ve NİŞANLILIKTAKİ TAZMİNAT DAVALARI , Av. Tuğba BALKAYA, Aralık, 2005

[16] NİŞANLILIK HUKUKU ve NİŞANLILIKTAKİ TAZMİNAT DAVALARI , Av. Tuğba BALKAYA, Aralık, 2005

[17] Dr.Yıldız ABİK,AÜHFD Yıl 2005 , C.54 Sa.2

[18] https://karararama.yargitay.gov.tr/

[19] http://kazanci.com.tr/gunluk/3hd-2017-1159.htm

[20] http://kazanci.com.tr/gunluk/3hd-2016-21667.htm

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av Sema 1 ay önce

Elinize sağlık. Faydalı olacağını düşünüyorum.

Avatar
Tuğçe 1 ay önce

Kapsamlı ve güzel bir yazı...

Avatar
Av 1 ay önce

tebrik ediyorum.

Avatar
gökhan 1 ay önce

teşekkürler

Avatar
benzetme yapalım 1 ay önce

kim kime talipse artık kapora ödemek gibi bir şey yada proforma fatura çıkarılıyor evlilik akdi olursa resmileşiyor