Bir önceki yazımızda, “Güncel Yargıtay Kararları Işığında Örneklerle Organik Bağ Kurumu” adlı makaleyi ele almıştık

Bu yazımızda ise, yine güncel Yargıtay kararları organik bağın tespitinde usul kuralları açısından derlenmiştir.

Böylece, Yargıtay’ın organik bağın iddia edildiği dava sürecinde yargılamaya hakim olması gereken ve fakat kanunlarda yer almayan normları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

1. Organik bağın tespiti açısından dosyadaki deliller yeterli olmalı

“Davacı tanığına ait sigortalı hizmet cetvelinin incelemesinde tanığın davalı işyerindeki işine giriş tarihinin belli olmadığı, farklı şirketler ve farklı sicil numaraları olan işyerlerinde çalıştığı ve davalı şirket ile aralarında hizmet alımı sözleşmesinin bulunup bulunmadığı veya aralarında organik bağ, işyeri devri gibi ne tür bağlantılarının olduğu anlaşılamamaktadır. Davacının iddia ettiği dönemde davalı işyerinde çalışıp çalışmadığının tespiti açısından dosyadaki deliller yeterli değildir. Hizmet süresinin tespiti kamu düzenini ilgilendiren hususlardan olup mahkemenin yapması gereken davacı tanığı ...'e ait hizmet döküm cetvelinde ki çalışmalarına ait tüm şirketlere ait ticaret sicil kayıtları, Sosyal Güvenlik Kurumu tescil görüntüleme bilgileri, tanığın bu işyerlerine giriş ve işten ayrılış bildirgeleri getirtilmeli, tanığın çalıştığı bu iş yerlerinin davalı şirketten ihale ile iş alıp almadığı, aralarında asıl alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı davalıdan da sorulmak ve varsa ilgili ihale sözleşmeleri ve ekleri de dosyaya kazandırılmak ve gerekirse tanık da bu hususta yeniden dinlenmek sureti ile araştırma yapılarak tanığın davalı işyerinde çalıştığı sürenin tespiti ve bu tespit sonucuna göre de davacının davalı yanında geçen hizmet süresi tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenip davacının alacak talepleri değerlendirilmelidir.” [1]

2. Organik bağın varlığının tespiti için yeterli inceleme yapılmalı

“Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı şirket ile Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında tespit edilen diğer işveren ... Adi Ortaklığı arasında organik bağ bulunduğu kabul edilmiş ise de, bu konuda yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarının, davacının uyuşmazlık konusu döneme ilişkin tüm çalışma süresi ile ilgili olarak bilgi sahibi olup olmadıkları açık değildir. Ayrıca tanıkların davacının çalışmasının kesintisiz olduğuna dair anlatımı bulunmadığı gibi, davacının çalıştığı belirlenen dava dışı adi ortaklık ile davalı şirket arasındaki bağa ilişkin anlatımı da yoktur. Dava dışı adi ortaklığa ait Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında davalı şirketin “aracı” kodu ile gösterilmesi, organik bağın kabulü için yeterli değildir. Belirtilen husus davacının çalışma süresinin kesintisiz olarak kabulü için de yeterli kabul edilemez. Açıklanan sebeplerle, öncelikle dava dışı şirketler ile davalı şirket arasında herhangi bir bağ bulunup bulunmadığı, varsa ne tür bir hukuki ilişki bulunduğu da açıklığa kavuşturulmak suretiyle davacının çalışma süresi belirlenmeli, bu sürenin kesintisiz olup olmadığının netleştirilmeli ve sonucuna göre dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek davalı şirketin uyuşmazlık konusu döneme ilişkin alacaklardan sorumlu olup olmadığı belirlenmelidir.” [2]

“Bu tür davalarda, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; çalışmaları ile ilgili tüm belgeler fer'i müdahil Kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; dava konusu dönemde işyeri devri ya da işverenler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı araştırılmalı, davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler resen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır. Eldeki davada, davalı iş yerinde, davacının çalıştığının sabit olduğu anlaşılmakta ise de, çalışmanın tam zamanlı mı kısmi zamanlı mı olduğu usulünce araştırılmamıştır. Bu nedenle davacının çalışmasının ne şekilde gerçekleştiği konusu araştırılarak, toplanan deliller ortaya konulmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.”[3]

“Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf 11.09.2003-05.03.2014 tarihleri arasında çalışmalarının geçtiği davalı şirketler arasında yönetimsel ve ekonomik anlamda organik bağ bulunduğunu iddia etmiştir. Ancak, mahkemece davacının iddiası hususunda yeterli araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Oysa, davalı şirketler arasında organik bağın olup olmadığı titizlikle araştırılmalı, davalıların tüm ticaret sicil kayıtları getirtilerek, şirketlerin ortaklık ve yönetim yapıları, faaliyet konuları, adresleri incelenerek, tanık anlatımları, diğer deliller ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, davacının işverenleri arasındaki ilişkinin niteliği ve sorumluluk dönemleri netleştirilmelidir.”[4]

“… Mahkemece yapılacak keşifte davacı asilin ve tanıkların hizmet süresi konusunda da ayrıntılı beyanları alınmalı, davacının iddiası netleştirilmeli, tanıkların işyerinde davacı ile birlikte tam olarak hangi yıllarda çalıştıkları, birlikte çalıştıkları işverenlerin kim ya kimler olduğu, davacının 11.05.2009 tarihinden sonra kayıt dışı çalışması bulunup bulunmadığı, davacının iddia ettiği çalışma süresi boyunca aynı işyerinde çalışıp çalışmadığı, bu işyerinde hangi hukuki ilişki ile farklı işverenlerde çalışmasını sürdürdüğü ( işyeri devri, organik bağ ve birlikte istihdam, asıl-alt işveren ilişkisi vs) tereddütsüz belirlenmeli sonucuna göre bir karar verilmelidir.”[5]

3. Davalılar arasında iş yeri devri olup olmadığı titizlikle araştırılmalı

“Nitekim, davalılar arasında işyeri devri olup olmadığı titizlikle araştırılmalı, işyeri kayıtları, Ticaret Sicil Kayıtları getirtilmeli, her iki şirketin ortakları Ticaret Sicil Müdürlüğünden sorulmalı, aralarında organik bağ olup olmadığı irdelenmeli, Sosyal Güvenlik Kurumundan ... Akademi tarafından işyeri bildirgesinin düzenlendiği tarih sorulmalı, netice olarak deliller hep birlikte değerlendirilerek davalılar arasında işyeri devri ya da birlikte istihdam olup olmadığı netleştirilmelidir. Anılan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.“[6]

“Mahkemenin yapması gereken davacının hizmet döküm cetvelinde ki çalışmalarına ait tüm iş yerlerinin unvanları belirlenerek, bu şirketlere ait ticaret sicil kayıtları, Sosyal Güvenlik Kurumu tescil görüntüleme bilgileri, davacının işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri getirtilerek, davacının çalıştığı bu iş yerlerinin davalı şirketten ihale ile iş alıp almadığı, aralarında asıl alt işveren ilişkisi, işyeri devri veya işçi devri bulunup bulunmadığı davalı şirketten de sorulmak ve ilgili ihale sözleşmeleri, ekleri ve varsa diğer belgeler de dosyaya kazandırılmak sureti ile araştırma yapılarak ve ayrıca devralan şirketler ile davalı şirkete ait tüm ticaret sicil kayıtları getirtilerek, şirketlerin ortaklık ve yönetim yapıları, faaliyet konuları, adresleri incelenerek, diğer deliller ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, davacının işverenleri arasındaki ilişkinin niteliği ile davalı şirket arasında ne tür bir bağın olduğu netleştirilerek birlikte istihdam mı, organik bağ mı olup olmadığı hususu da kesinleştirilmelidir.”[7]

4. Organik bağ olan şirketlerde çalışılması halinde kıdem tazminatı süresi kesintisiz hesaplanır

“Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre de şirketler arasında organik bağ bulunması durumunda da kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap tarzı yönlerinden aralarında bağlantı bulunan bu işverenlerin birlikte sorumlu olduğu, sorunun davacının davalı işveren yanındaki mevcut çalışmasının kesintiye uğrayıp uğramadığı ve işverenler arasında organik bağ olup olmadığı noktasında olduğu, dosya kapsamında sabit olduğu üzere davacı işe girdiği tarihten itibaren aynı iş yerinde kesintisiz olarak çalıştığı, fakat birbiri ile bağlantılı asıl işverenler ve taşeronlar yanında sigortalı gösterildiği, davacının sigortalı çalıştığı işverenleri arasında organik bağ bulunduğu ve işe giriş tarihinden itibaren tüm hizmet süresi bakımından kesintisiz olarak çalıştığının kabulünün gerektiği, bu durumda davacının toplam kıdem ve hizmet süresi 28 yıl 9 ay 6 gün gün olduğu, kıdem süresi için, bir kez gereği gibi ödemede bulunan borçlunun borcunu ifa etmesi sebebiyle borcundan kurtulmasının gerektiği,”[8]

“…şirketler arasında organik bağ bulunduğunun kabulü gerektiğinin tespit edilmesi halinde; 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi uyarınca halen yürürlüğü devam eden mülga 1475 Sayılı İş Kanunu'nun 14/2. maddesinde yer aldığı üzere, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik iş yerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceği ve çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanacağı düzenlemesi gereğince davacının kıdem tazminatı yeniden hesaplanmalıdır.”[9]

5. İş güvencesi kapsamı açısından 30 işçi sayısında her iki işveren çalışanlarının toplam sayısına bakılır

"... Gıda ve İçecek Mamülleri San. Ve Tic. A.Ş. ile dava dışı ... Gıda ve İçecek Mamul. San. ve Tic. A.Ş.'nin ortaklarının bir kısmının aynı olduğu, başlangıçta aynı adreste faaliyet gösterdikleri, davacının bir kısım uçak biletleri, bazı kargo masraflarının ... Gıda ve İçecek Mamul. San. ve Tic. A.Ş. tarafından ödendiği ve dosya kapsamından davalı ... Gıda Ve İçecek Mamülleri San. Ve Tic. A.Ş. ile dava dışı ... Gıda ve İçecek Mamul. San. ve Tic .A.Ş. arasında organik bağ olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle iş güvencesi kapsamı açısından 30 işçi sayısında her iki işveren çalışanlarının toplam sayısına bakılmalıdır. Davanın sadece ... Gıda ve İçecek Mamülleri San. Ve Tic. A.Ş. aleyhine açılmış olması organik bağ kapsamındaki işyerlerinde çalışan sayısının toplanarak sonuca gidilmesine engel oluşturmaz."[10]

6. Organik bağın varlığı halinde yargılama giderlerinden de müştereken ve müteselsilen sorumluluk söz konusudur

“Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davalılar arasında organik bağ bulunduğu, dolayısıyla davalıların hüküm altına alınan işçilik alacaklarından, yargılama giderleri, harçlar ve vekalet ücretlerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmakla, davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmesi gerekirken, hükümde, infazda tereddüte yol açacak şekilde hangi davalı olduğu açıklanmadan sadece “davalıdan” denilerek hüküm kurulması ve kıdem tazminatına işletilecek faizin başlangıç tarihi olan fesih tarihinin hüküm fıkrasında açıkça yazılmamasının infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi hatalı olup bozma sebebi ise de; bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HMK.nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir”[11]

Sonuç

Sonuç olarak organik bağın tespitinde yargılama süjelerinin dikkatini celp etmesi gereken önemli noktalar bulunmaktadır. Güncel Yargıtay kararları ışığında yaptığımız bu derlemede öne çıkan bu noktalar şu şekilde listelenebilir:

1. Organik bağın tespiti açısından dosyadaki deliller yeterli olmalı

2. Organik bağın varlığının tespiti için yeterli inceleme yapılmalı

3. Davalılar arasında iş yeri devri olup olmadığı titizlikle araştırılmalı

4. Organik bağ olan şirketlerde çalışılması halinde kıdem tazminatı süresi kesintisiz hesaplanmalı

5. İş güvencesi kapsamı açısından 30 işçi sayısında her iki işveren çalışanlarının toplam sayısına bakılmalı

6. Organik bağın varlığı halinde yargılama giderlerinden de müştereken ve müteselsilen sorumluluk söz konusu olacağı hatırlanmalı.

İfade etmeliyiz ki bu noktalar, Yargıtay’ın son birkaç ayda vermiş olduğu kararlar çerçevesinde öne çıkarılmıştır. Her ne kadar yapılacak daha geniş bir çalışma ile farklı önemli noktalar da çıkarılabilecek olsa da listelenenler üzerinde Yargıtay görüşlerinin istikrar kazandığını belirtmek gerekir. İster davacı ister davalı isterse de yargılayıcı makam olsun, Yargıtay’ın organik bağın tespitinde usul kurallarına ilişkin bu kararlarında öne çıkan bu noktaların, yargılamanın her süjesi için önemli ve bağlayıcı olduğu unutulmamalıdır.

(Bu köşe yazısı, Av. Muhammet Sefa MUTLU tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmış olup kaynak gösterilmek suretiyle özel izin alınmadan kullanılabilir. Ancak alıntılanan köşe yazısına, aktif link verilmelidir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

----------------------------------

[1] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2017/16116 K. 2019/16285 T. 16.9.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

[2] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2017/24006 K. 2019/16506 T. 17.9.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

[3] T.C. YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ E. 2019/3934 K. 2019/6046 T. 16.9.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

[4] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2016/16492 K. 2019/13959 T. 25.6.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

[5] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2016/15670 K. 2019/13599 T. 20.6.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

[6] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2019/6315 K. 2019/16920 T. 23.9.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

[7] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2017/23657 K. 2019/15532 T. 9.9.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

[8] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2016/9408 K. 2019/15319 T. 9.9.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

[9] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2016/16492 K. 2019/13959 T. 25.6.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

[10] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/734 K. 2019/13930 T. 21.6.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

[11] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/6817 K. 2019/16882 T. 26.9.2019, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.