banner514

AYM, gözaltında atılan slogana verilen cezayı 'ifade özgürlüğünün ihlali' saydı

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 7/2/2019 tarihinde, Deniz Benol ve Diğerleri (B. No: 2014/18780) başvurusunda Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Görevli polis memurları, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinlikleri kapsamında yaşanan toplumsal olaylarla ilgili olarak Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen yakalama, arama, elkoyma ve inceleme kararını uygulamak üzere Paylaşma ve Dayanışma Derneğine ait apartman dairesine gelmiştir.

Dernekte bulunan kişilerle kimlik kontrolü ve arama yapmak isteyen polisler arasında tartışma yaşanmıştır. Bu sırada polis, hakkında yakalama emri bulunan başvuruculardan birini tespit ederek yakalamıştır. Söz konusu kişinin polis merkezine götürülmek istenmesi üzerine başvurucular polislere direnmiş ve taraflar arasında fiilî temas yaşanmıştır.

Polis, mahkeme emrinin gereğinin yapılmasını engelleyen ve saldırgan davranışlarda bulunan başvurucuları gözaltına almıştır. Başvurucular bu süreçte ve sonrasında polis araçları içinde polis aleyhine slogan atmıştır.

Operasyonda görevli polislerin şikâyeti üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma sonunda başvurucuların cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlenmiştir.

Asliye Ceza Mahkemesi, başvurucuların, görevli polis memurlarına görevlerinden dolayı hakaret suçundan ve görevli memurlara görevlerini yaptırmamak için direnme suçundan hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.

Başvurucuların anılan karara itirazı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.

İddialar

Başvurucular; gözaltı işlemi esnasında atılan sloganların herhangi bir kişiye yönelik hakaret ve tehdit içermediğini belirterek ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

İfade özgürlüğü, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.

Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir.

Başvuru konusu olayda, hakaret suçu bakımından verilen karar nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmiş, diğer fiiller nedeniyle verilen kararlara yönelik olarak açıkça dayanaktan yoksunluk kararı verilmiştir.

Somut olayda başvurucular, polisler tarafından gözaltına alınırken "Katil polis hesap verecek, direne direne kazanacağız, baskılar bizi yıldıramaz.” şeklinde sloganlar atmıştır.

Derece mahkemelerinin karar gerekçelerinde tatmin edici bir açıklama yer almamakla birlikte sloganların bir gösteri esnasında değil gözaltı işlemi sırasında ve bu işlemi yapan polislerin yüzüne karşı atılmış olması dolayısıyla sloganlarda geçen "Katil polis" ifadesinin görevli polislere karşı hakaret teşkil ettiği gerekçesiyle başvurucuların cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Söz konusu sloganlar yakalama ve gözaltı işlemi sırasında atılmıştır. Dolayısıyla kelime anlamı itibarıyla ele alındığında rahatsız edici bir içeriğe sahip olan "Katil polis hesap verecek." şeklindeki sloganın -başvurucuların bakış açısından- kolluk kuvvetlerinin muamelelerine karşı eleştiri amacıyla atıldığı değerlendirilmiştir.

Başvurucuların hakaret suçundan cezalandırılmalarına neden olan sloganın görevli polisleri hedef aldığı konusu da kuşkuludur. Yakalama ve gözaltı sırasında kullanılan kalıplaşmış sloganlar, kitlesel eylemler yapan grupların kolluk güçleri ile karşılaştıkları durumlarda sıkça kullanılmaktadır. Bu bağlamda "Katil polis hesap verecek." şeklindeki sloganın genel nitelikli olduğu değerlendirilmiş ve başvuru konusu olayda görev yapan polislerin kişisel şeref ve itibarına yönelik olmadığı kabul edilmiştir. Bu kapsamda derece mahkemelerinin başvuruya konu olayın somut koşullarını gözetmediği, hakaret olarak kabul edilen sözlerin söylendiği bağlam gözetilmeksizin değerlendirme konusu yapıldığı sonucuna varılmıştır.

İlk derece mahkemesi kararında başvurucuların cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği ve bu sebeple ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu inandırıcı bir şekilde ortaya konulamamıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin ileri sürdüğü gerekçelerin başvurucuların ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için ilgili ve yeterli bir gerekçelendirme sayılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.