<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss/dunyadan" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 12 Aug 2026 08:19:17 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss/dunyadan"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriye devrik lideri Beşar Esad'a gıyabında 'idam' cezası]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/suriye-devrik-lideri-besar-esada-giyabinda-idam-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/suriye-devrik-lideri-besar-esada-giyabinda-idam-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'de mahkeme, 14 yıllık savaş sırasında insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işlediği gerekçesiyle devrik lider Beşar Esad'ı gıyabında idama mahkum etti. Esad'ın kardeşi Mahir ve kuzeni Atef Necib de aynı davada idam cezasına çarptırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye'de bir mahkeme, 14 yıl süren savaş sırasında insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işlediği gerekçesiyle devrik lider Beşar Esad'ı idama mahkum etti. Salı günü verilen karar, yaklaşık 500 bin kişinin hayatını kaybetmesine ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açan savaşla ilgili davada alındı.</p>

<p>Aynı davada Esad'ın kardeşi Mahir Esad da gıyabında idam cezasına çarptırılırken, anne tarafından kuzeni Atef Necib de idam cezası aldı. Duruşmaya katılan Necib, 2011'de başlayan ayaklanmanın fitilini ateşleyen Dera'daki protestoların bastırılmasına öncülük etmekten suçlu bulundu.</p>

<p><strong>Dera'daki baskının sorumlusu</strong></p>

<p>Sıkı güvenlik önlemleri altında gerçekleştirilen duruşmada Necib, üzerinde mahkum kıyafetiyle bir kafeste tutuldu. Hakim, hakkındaki idam kararını bu sırada açıkladı.</p>

<p>Esad ve kardeşi Mahir, muhalif güçlerin geçici Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara liderliğinde Aralık 2024'te Şam'a girmesinin ardından Rusya'ya kaçmıştı. Bu gelişme, Suriye'deki savaşın fiilen sona ermesine yol açmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha sonra gözaltına alınan Necib, yargılanan en üst düzey eski rejim yetkililerinden biri oldu.</p>

<p>Necib, Beşar Esad döneminde 2011 yılında Suriye ordusunda tuğgeneral rütbesiyle görev yapıyor ve ülkenin güneyindeki Dera vilayetindeki Siyasi Güvenlik Şubesi'nin başında bulunuyordu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/suriye-devrik-lideri-besar-esada-giyabinda-idam-cezasi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/besar-esadin-kardesi-mahir-esadin-evindeki-luks-siginak.webp" type="image/jpeg" length="74799"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya ve beraberindeki heyet Çin’e çalışma ziyareti gerçekleştirdi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-ve-beraberindeki-heyet-cine-calisma-ziyareti-gerceklestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-ve-beraberindeki-heyet-cine-calisma-ziyareti-gerceklestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin resmî daveti üzerine Çin’e çalışma ziyaretinde bulundu. Çin Yüksek Halk Mahkemesi, Adalet Bakanlığı ve Ulusal Halk Kongresi ile Tianjin Yüksek Halk Mahkemesinde önemli temaslarda bulunan Başkan Özkaya, Türkiye ile Çin arasındaki güçlü dostane ilişkilerin hukuk ve yargı alanındaki iş birliğinin daha da geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, 29 Temmuz-1 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleşen çalışma ziyareti kapsamında ilk olarak Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Zhang Jun ile bir araya geldi.</p>

<p>Görüşmede; iki ülkenin yüksek yargı kurumlarının yapısı ve işleyişi, anayasa yargısı ile yüksek yargı alanındaki güncel gelişmeler ele alındı. Ayrıca bilgi ve tecrübe paylaşımının geliştirilmesi ile yargı hizmetlerinde dijital dönüşüm ve yapay zekâ teknolojilerinin kullanımına yönelik de görüş alışverişinde de bulunularak iki ülke yüksek yargı kurumları arasındaki kurumsal diyaloğun sürdürülmesinin önemine dikkat çekildi.</p>

<p><strong>Yargı Hizmetlerindeki Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Teknolojilerinin Kullanımı Ele Alındı</strong></p>

<p>Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Zhang Jun, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi heyetini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Başkan Zhang Jun, iki ülkenin yargı alanında uzun süredir devam eden yakın temas ve iş birliğinin söz konusu ziyaretle daha da derinleşeceğine inandığını kaydetti. Türkiye ile Çin arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yılı olduğunu ve iki ülke arasındaki ilişkilerin son dönemde çok boyutlu olarak geliştiğini belirten Başkan Zhang Jun, karşılıklı ziyaretler ile bilgi ve tecrübe paylaşımının hem kurumsal iş birliğinin hem de mevcut ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Kadir Özkaya ise Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkan Yardımcısı Shen Liang ile Zhejiang Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi Başkanvekili Jiang Weiyu ve beraberlerinde yer alan heyetlerin geçtiğimiz aylarda Anayasa Mahkemesine gerçekleştirdiği ziyaretlerin önemine dikkat çekerek Türkiye ile Çin arasındaki dostane ilişkilerin hukuk ve yargı alanındaki iş birliğine de yansıtılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Başkan Özkaya, “Ülkelerimiz arasında üst düzeyde devam eden yapıcı diyalog ve stratejik iş birliği anlayışının Mahkemelerimiz arasında da sürdürülmesi ve en üst seviyeye çıkarılması yargı sistemlerimize önemli kazanımlar sağlayacaktır. Bu çerçevede Mahkemelerimiz arasındaki iş birliğini daha ileriye taşımaya hazırız.” dedi.</p>

<p>Başkan Özkaya ayrıca Çin’in yargı süreçlerinde verimliliği artırmak amacıyla yapay zekâ ve teknolojinin kullanımına ilişkin çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirterek bu alandaki tecrübelerin karşılıklı olarak paylaşılmasını önemsediklerini ifade etti.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, Çin Yüksek Halk Mahkemesi ziyareti sırasında Dijital Mahkeme Laboratuvarında da incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı.</p>

<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi ile İlişkileri Geliştirmeye Hazırız</strong></p>

<p>Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, Çin temasları kapsamında Adalet Bakanı He Rong ile de bir araya geldi. Görüşmede; hukukun üstünlüğü, adalet hizmetlerinde dijitalleşme, yargıda teknoloji kullanımı ve iki ülke arasındaki adli iş birliği konuları ele alındı.</p>

<p>Gösterilen misafirperverlik için teşekkür eden Başkan Özkaya, Türkiye ve Çin arasındaki güçlü ilişkilerin hukuk ve yargı alanındaki iş birliğini daha da pekiştireceğine inandığını belirtti. Başkan Özkaya, “Türkiye ve Çin arasındaki ilişkiler her alanda çok iyi durumda. En üst düzeydeki bu ilişkileri hukuk ve yargı alanına da taşımak istiyoruz. Çin’in yargı alanındaki yapay zekâ ve teknoloji uygulamalarını çok kıymetli buluyoruz. Bu konuda geliştirilecek iş birliği imkânlarını ayrıca önemsiyoruz. Anayasa Mahkemesi olarak insanın odakta olduğu bir hukuk anlayışını teknoloji ile birleştirmek istiyoruz.” diye konuştu.</p>

<p>Adalet Bakanı He Rong ise iki ülke liderleri arasındaki mutabakatın ilişkilerin gelişmesine önemli katkı sağladığını ifade ederek diplomatik ilişkilerin 55. yılı vesilesiyle Çin Halk Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi arasındaki iş birliğini geliştirmeye hazır olduklarını vurguladı. Görüşmede ayrıca Lahey Sözleşmesi ile iki ülke arasındaki medeni ve ticari konulardaki adli yardımlaşma mekanizmaları da değerlendirildi.</p>

<p><strong>Hukuk ve Yargı Alanındaki İlişkilerin Geliştirilmesine Önem Veriyoruz</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, Çin Ulusal Halk Kongresine de ziyarette bulundu. Burada Ulusal Halk Kongresi Daimî Komitesi Üyesi ve Anayasa ve Hukuk Komitesi Başkan Yardımcısı Yuan Shuhong başkanlığındaki heyetle bir araya gelen Başkan Özkaya, Türkiye ile Çin arasında hukuk ve yargı alanındaki ilişkilerin geliştirilmesine önem verdiklerini dile getirdi.</p>

<p>Başkan Yardımcısı Yuan Shuhong da iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yılının hukuk alanındaki iş birliğine önemli katkılar sağlayacağını kaydetti. Yasama faaliyetleri, anayasal denetim mekanizmaları ve hukukun üstünlüğü ilkesi kapsamında karşılıklı bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunulan görüşmede, hukuk alanındaki iş birliği imkânları değerlendirildi.</p>

<p>Tianjin Yüksek Halk Mahkemesini de ziyaret eden Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, Mahkemenin Bilgi Merkezi ile Mahkeme Tarihi Sergi Salonu’nda incelemelerde bulundu. Ziyaret kapsamında dijital mahkeme uygulamaları, dava yönetim sistemi ve yapay zekâ destekli yargı teknolojilerine ilişkin sunumlar yapıldı. Heyet, yüksek yargıda teknolojinin kullanımına ilişkin uygulamalar hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Ziyaret kapsamında Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet Türkiye Cumhuriyeti Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal ile de bir araya geldi. Türkiye ile Çin arasındaki ilişkiler ile hukuk ve yargı alanındaki iş birliğinin geliştirilmesine yönelik imkânların değerlendirildiği görüşmede, çalışma ziyaretinin iki ülke kurumları arasındaki iş birliğine sağlayacağı katkılar da ele alındı.</p>

<p>Başkan Özkaya’nın Çin Halk Cumhuriyeti temaslarına; Anayasa Mahkemesi Başkanvekili İrfan Fidan, Anayasa Mahkemesi Üyeleri Engin Yıldırım, Yusuf Şevki Hakyemez, Kenan Yaşar ve Metin Kıratlı ile Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Azaklı, Başraportör Mehmet Sadık Yamlı ve Özel Kalem Müdürü Adnan Kahveci eşlik etti.</p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/qvrbdcyt/1.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/zsje2z5z/2.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/tm4febnm/3.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/5uqp5itp/4.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/vrqjlmum/5.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/vsgmjfs4/6.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/xfxexnen/7.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/juwjeh1f/8.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/1zmdhklg/9.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/0yjfk3sm/10.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/5a2lqges/11.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/1jiflgrd/12.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/ua1pn4rm/13.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/jmwl0txi/14.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-ve-beraberindeki-heyet-cine-calisma-ziyareti-gerceklestirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/adsiz-178.jpg" type="image/jpeg" length="81623"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UCM tarihinde bir ilk: Başsavcı Kerim Han görevden alındı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ucm-tarihinde-bir-ilk-bassavci-kerim-han-gorevden-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ucm-tarihinde-bir-ilk-bassavci-kerim-han-gorevden-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) üyesi devletler, Başsavcı Kerim Han'ı hakkında ortaya atılan cinsel suistimal iddiaları nedeniyle görevden aldı. Karar, UCM tarihinde bir başsavcının ilk kez görevden alınması olarak kayıtlara geçerken, Han hakkındaki suçlamaları reddetmeyi sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diplomatların Associated Press'e (AP) verdiği bilgiye göre, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) üyesi devletler, Başsavcı Kerim Han'ı görevden aldı. Böylece mahkeme tarihinde ilk kez bir başsavcı görevden uzaklaştırılmış oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>UCM'nin 125 üye devleti, Han hakkında ortaya atılan cinsel suistimal iddialarının ardından yapılan oylamada büyük çoğunlukla görevden alma kararı verdi. Han ise suçlamaları defalarca reddetti.</p>

<p>Karar, UCM tarihinde bir başsavcının ilk kez görevden alınması anlamına geliyor. Han, kurum içi bir raporda "ciddi suistimalde bulunduğu" sonucuna varılmasının ardından iddiaların incelenmesi sürecinde haziran ayında geçici olarak görevden uzaklaştırılmıştı. Han, söz konusu tespitleri de kesin bir dille reddediyor.</p>

<p>AP'nin incelediği belgelere göre Han'ın şikâyetçi kadınla cinsel ilişki yaşadığı ve kadını şikâyetinden vazgeçirmeye çalıştığı öne sürüldü. Bağımsız denetim raporunda Han'ın "ciddi suistimalde bulunduğu" sonucuna varılırken, Han bu iddiaları kabul etmiyor.</p>

<p><strong>Trump yönetiminin artan baskısı</strong></p>

<p>Han'ın görevden alınması, UCM'nin ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin artan baskısıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşti. Trump yönetimi daha önce Han ile birlikte UCM'de görev yapan 12 personel hakkında yaptırım kararı almıştı.</p>

<p>Söz konusu yaptırımlar, UCM'nin Gazze'deki savaş nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da dahil olmak üzere üst düzey İsrailli yetkililer hakkında çıkardığı tutuklama kararları ile ABD personeline ilişkin Afganistan soruşturmaları nedeniyle uygulanmıştı.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçen hafta yaptığı açıklamada, Washington'ın "Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin ABD'nin egemenliğine yönelik oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmaya yönelik kapsamlı bir kampanya" başlattığını söylemişti.</p>

<p>Rubio, ABD'nin üye devletlere mahkemeden çekilmeleri yönünde baskı yapacağını, UCM ile iş birliği yapan kuruluşlara yaptırım uygulayacağını ve mahkeme çalışanlarının ABD'ye girişini engelleyeceğini ifade etti. Ayrıca, "ABD'nin güvenlik şemsiyesinden yararlanan" ülkelerin, mahkemenin ABD vatandaşları üzerindeki yargı yetkisini reddetmeleri yönünde teşvik edileceğini belirtti.</p>

<p>Kerim Han'ın görevden alınmasının, UCM tarafından daha önce çıkarılan tutuklama kararları üzerinde ise doğrudan bir etkisi bulunmuyor. Bu kararların yürürlükte kalıp kalmayacağına yalnızca UCM yargıçları karar verebiliyor. (BBC Türkçe)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ucm-tarihinde-bir-ilk-bassavci-kerim-han-gorevden-alindi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/kerim-han.webp" type="image/jpeg" length="10091"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alman pil devi Varta iflas başvurusunda bulundu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/alman-pil-devi-varta-iflas-basvurusunda-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/alman-pil-devi-varta-iflas-basvurusunda-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kablosuz kulaklıklardan ev tipi enerji depolama sistemlerine kadar birçok alanda pil üreten Alman şirketi Varta, mali sıkıntılar nedeniyle iflas başvurusunda bulundu. Şirketin en büyük müşterilerinden Apple'ı kaybetmesi ve hissedarların ek finansman sağlamaması, iflas sürecini hızlandırdı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kablosuz kulaklıklardan elektrikli cihazlara kadar birçok alanda kullanılan şarj edilebilir pilleri üreten Alman şirketi Varta, mali sıkıntılar nedeniyle iflas başvurusunda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Stuttgart Bölge Mahkemesi Sözcüsü, şirketin dört ayrı iflas başvurusu yaptığını açıkladı. Bu gelişme, son yıllarda finansal zorluklarla mücadele eden Varta için kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>HİSSEDARLAR FİNANSMAN SAĞLAMADI</strong></p>

<p>Reuters'ın haberine göre, Varta'nın hissedarları arasında bulunan spor otomobil üreticisi Porsche AG ile Avusturyalı yatırımcı Michael Tojner, şirkete ek finansman sağlamayı reddetti. Bunun üzerine şirket iflas sürecini başlattı.</p>

<p>İflasın ardından Varta'nın bölünmesi de gündemde. Deutsche Bank'ın da aralarında bulunduğu önemli alacaklıların, şirketin kârlı ev tipi pil üretimi faaliyetlerini devralmayı planladığı belirtilirken, yatırımcı Michael Tojner'in ise mikro pil bölümüyle ilgilendiği ifade edildi.</p>

<p>Varta'nın yaşadığı mali krizin en önemli nedenlerinden biri de büyük müşterisi Apple'ı kaybetmesi oldu. Şirket, AirPods kablosuz kulaklıklarda kullanılan şarj edilebilir "CoinPower" düğme pillerini artık Çin'deki tedarikçilerden satın almayı planlıyor. Bu kararın, Varta'nın gelirlerinde önemli bir kayba yol açtığı belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/alman-pil-devi-varta-iflas-basvurusunda-bulundu</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/varta-pil.jpg" type="image/jpeg" length="63046"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[30 yıl sonra gelen beraat! Müebbet hapis cezası alan sanığın masum olduğu anlaşıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/30-yil-sonra-gelen-beraat-muebbet-hapis-cezasi-alan-sanigin-masum-oldugu-anlasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/30-yil-sonra-gelen-beraat-muebbet-hapis-cezasi-alan-sanigin-masum-oldugu-anlasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir kan lekesi onu yaklaşık 30 yıl özgürlüğünden etti. Gelişen DNA teknolojisi ve yıllar sonra ortaya çıkan gizli deliller, Elvio Marrero'nun işlemediği bir cinayet nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırıldığını gözler önüne serdi. Masum olduğu anlaşılan Marrero, yaklaşık 30 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 30 yıl önce bir cinayet nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırılan Elvio Marrero'nun davasında, gelişen DNA teknolojisi ve yıllar sonra ortaya çıkan yeni deliller dikkat çekti. Deliller, Marrero'nun mahkumiyetinin yeniden değerlendirilmesine neden oldu.</p>

<p><strong>ADALET GEÇ GELDİ</strong></p>

<p>HaberTürk'ten Mustafa Şeker'in haberine göre; olay, 1994 yılında ABD'nin Massachusetts eyaletine bağlı Greenfield kentinde meydana geldi. Habertürk muhabiri Mustafa Şekeroğlu’nun haberine göre; Pernell Kimplin isimli kişi, evinde elleri bağlanmış ve defalarca bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu.</p>

<p><strong>BAŞ ŞÜPHELİ OLARAK GÖZALTINA ALINDI</strong></p>

<p>Uyuşturucu ticareti yaptığı iddia edilen Elvio Marrero, cinayetin baş şüphelisi olarak gözaltına alındı. Marrero, ilk günden itibaren suçlamaları reddederek cinayetin işlendiği tarihte Dominik Cumhuriyeti'nde bulunduğunu, bunu gösteren seyahat kayıtlarının da mevcut olduğunu söyledi.</p>

<p>Ancak bu savunma mahkeme tarafından dikkate alınmadı.</p>

<p><strong>TEK DELİL KAN LEKESİYDİ</strong></p>

<p>Savcılık, davada en güçlü delil olarak Marrero'nun ceketinin kol kısmında bulunan kan lekelerini gösterdi.</p>

<p>Ancak dönemin DNA teknolojisi, bu kanın maktule ait olup olmadığını kesin olarak belirleyebilecek düzeyde değildi. Bu nedenle kanın maktule ait olma ihtimali de bilimsel olarak elenemedi.</p>

<p><strong>SUÇLU BULUNDU</strong></p>

<p>Bunun yanı sıra; güvenilirliği daha sonra tartışmalı hale gelen bazı tanık ifadeleri de dosyaya eklendi. Tüm bu deliller doğrultusunda Marrero, 1996 yılında suçlu bulunarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p><strong>30 YIL BOYUNCA MASUMİYETİNİ SAVUNDU</strong></p>

<p>Cezaevinde geçen 30 yıl boyunca Elvio Marrero, işlemediği bir cinayet nedeniyle hapse atıldığını söylemekten vazgeçmedi.</p>

<p>Dosya, yıllar sonra Boston College Innocence Program tarafından yeniden ele alındı.</p>

<p><strong>DNA HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ</strong></p>

<p>2018 yılında gelişmiş teknolojiyle yapılan yeni DNA incelemeleri, davanın seyrini tamamen değiştirdi. Analizler, savcılığın yıllarca en önemli delil olarak gösterdiği ceket üzerindeki kanın Pernell Kimplin'e ait olmadığını kesin olarak ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece mahkûmiyet kararının temelini oluşturan en güçlü fiziksel delil tamamen geçersiz hale geldi.</p>

<p><strong>GİZLENEN DELİLLER ORTAYA ÇIKTI</strong></p>

<p>Dosyanın yeniden incelenmesi sırasında çok daha çarpıcı bir ayrıntı da gün yüzüne çıktı.</p>

<p>Soruşturmayı yürüten polislerin, Marrero'nun cinayet sırasında Dominik Cumhuriyeti'nde bulunduğunu doğrulayabilecek uçuş kayıtlarını ve başka yerde olduğunu gösteren önemli delilleri mahkemeden gizlediği belirlendi. Bu gelişme, soruşturmanın tarafsızlığına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu.</p>

<p><strong>30 YIL SONRA BERAAT ETTİ</strong></p>

<p>Yeni DNA bulguları ve ortaya çıkan gizli delillerin ardından Massachusetts Yüksek Adli Mahkemesi, Ocak 2024'te Elvio Marrero hakkındaki mahkûmiyet kararını bozdu.</p>

<p>Haziran 2026'da görülen davada jüri, Marrero'nun masum olduğuna karar vererek 30 yıl sonra resmen beraatine hükmetti.</p>

<p><strong>ABD’DEKİ KRİTİK DAVALARDAN BİRİ OLDU</strong></p>

<p>ABD’deki Marrero davası, gelişen DNA teknolojisinin adli vakalarda ne kadar kritik bir rol oynadığını ve delillerin eksik ya da kasıtlı olarak gizlenmesinin masum insanların yıllarca özgürlüğünden mahrum kalmasına yol açabileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak hukuk tarihindeki yerini aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/30-yil-sonra-gelen-beraat-muebbet-hapis-cezasi-alan-sanigin-masum-oldugu-anlasildi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-174.jpg" type="image/jpeg" length="86605"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD Yüksek Mahkemesi, Trump'ın doğumla vatandaşlığı iptal etmesini anayasaya aykırı buldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/abd-yuksek-mahkemesi-trumpin-dogumla-vatandasligi-iptal-etmesini-anayasaya-aykiri-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/abd-yuksek-mahkemesi-trumpin-dogumla-vatandasligi-iptal-etmesini-anayasaya-aykiri-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump'ın 'ülkede doğan herkese vatandaşlık verilmesini sonlandırmak için' göreve gelir gelmez imzaladığı kararname Yüksek Mahkeme tarafından iptal edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trump 20 Ocak 2025'te göreve başlar başlamaz, ABD topraklarında doğan her bebeğe doğrudan vatandaşlık verilmesi uygulamasını kaldırmak istemişti.</p>

<p>Kararnamede, ABD'de yasa dışı veya geçici olarak bulunan ebeveynlerin çocuklarının Amerikan vatandaşı olamayacağı belirtiliyordu.</p>

<p>Fakat Seattle eyaletinde bir yargıç 23 Ocak 2025'te bu kararın yürütmesini durdurdu.</p>

<p>Ardından ABD Yüksek Mahkemesi, "doğumla vatandaşlık hakkını" sınırlandıran kararnamenin anayasaya uygun olup olmadığını ele almayı kabul etti.</p>

<p>Değerlendirme sonucu Yüksek Mahkeme yargıçları üçe karşı altı oyla kararnameyi iptal etti.</p>

<p>Karar, ABD'de yasa dışı yollarla veya geçici statüde bulunan ebeveynlerin çocuklarının, ABD Anayasası uyarınca "doğuştan vatandaş" olduklarını belirten Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts tarafından kaleme alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Roberts karar metninde, ABD İç Savaşı'nın ardından, özgürlüğüne kavuşmuş ve ABD topraklarında doğmuş eski kölelerin vatandaşlık statüsü meselesini çözüme kavuşturmak amacıyla kabul edilen anayasanın 14. maddesinin tarihçesine atıfta bulunuyor.</p>

<p>Roberts, "Vatandaşlık, hem o dönemde hem de günümüzde, haklara sahip olma, yani siyasi topluluğumuza özgürce katılma hakkı anlamına geliyordu. Bu maddeyi hazırlayanlar, bu vaadi 'bu topraklarda özgür doğan herkese' vermişlerdi" yazdı ve "Bizler bugün bu vaadi yerine getiriyoruz" diye ekledi.</p>

<p>Henüz kararla ilgili bir yorum yapmayan Trump, yıllardır doğumla vatandaşlık hakkına son vermeyi göçmenlik politikalarının temel bir unsuru haline getirdi.</p>

<p>2015'te bile bu uygulamayı "yasadışı göç için en büyük cazibe merkezi" olarak nitelendirerek kaldırılması çağrısında bulunmuştu.</p>

<p>Trump birkaç hafta önce, sosyal medyada ABD'nin doğumla vatandaşlık hakkının getirdiği "prangalarla" yaşayamayacağını ifade eden bir paylaşım yapmıştı.</p>

<p>Trump ayrıca, "Bu durum gerek ekonomik gerekse diğer açılardan sürdürülebilir değil, ayrıca dünyada kayda değer hiçbir ülke bu uygulamayı sürdürmüyor" diye eklemişti.</p>

<p>ABD Başkanı, geçmişte gümrük vergileri gibi konularda hedeflerinin Yüksek Mahkeme tarafından engellenmesine öfkeyle tepki göstermişti.</p>

<p>14. madde 1868'de ABD İç Savaşı'nın sona ermesinin ardından yürürlüğe girmişti.</p>

<p>13. maddeyle 1865'te köleliğe son verilmiş, 14. madde ise eski kölelerin vatandaşlık durumunun çözümlenmesi için anayasaya eklenmişti.</p>

<p>14. maddeden önce görülen davalarda Afrika kökenlilerin ABD vatandaşı olamayacağı hükümleri veriliyordu.</p>

<p>Ancak bu değişiklik, bu tür mahkeme kararlarını geçersiz kılmış ve ABD topraklarında doğan her bireyin ülkenin vatandaşı olma hakkına elde edebilmesini güvence altına almıştı.</p>

<p>1898'de Çin kökenli Wong Kim Ark'ın ABD'ye açtığı dava ile 14. madde, göçmen ailelerinin çocukları açısından emsal oldu.</p>

<p>ABD Yüksek Mahkemesi'nde görülen davada 24 yaşındaki Wong, Çinli bir çiftin çocuğu olarak ABD topraklarında dünyaya gelmesine karşın, ülkeye girişine izin verilmediğini iddia etti ve bunun Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu.</p>

<p>O tarihten sonra, bugüne kadar, konuyla ilgili başka bir dava görülmedi. (BBC)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/abd-yuksek-mahkemesi-trumpin-dogumla-vatandasligi-iptal-etmesini-anayasaya-aykiri-buldu</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/8a8db5f0-7498-11f1-b1a9-bd204fe03b95jpg.webp" type="image/jpeg" length="12368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKTC’de “Tahkim Günü”ne yoğun ilgi: Tahkimin geleceği Lefkoşa’da konuşuldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kktcde-tahkim-gunune-yogun-ilgi-tahkimin-gelecegi-lefkosada-konusuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kktcde-tahkim-gunune-yogun-ilgi-tahkimin-gelecegi-lefkosada-konusuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Tahkim Merkezi ile Kıbrıs Türk Barolar Birliği iş birliğinde düzenlenen “Kıbrıs Türk Barolar Birliği & ISTAC Tahkim Günü” etkinliği, Lefkoşa’da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Hukukçuların, akademisyenlerin ve uygulayıcı avukatların ilgi gösterdiği programda tahkim alanındaki güncel gelişmeler ve uygulama sorunları ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs Türk Barolar Birliği Binası’nda düzenlenen programa, Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Av. Hasan Esendağlı da katılım sağladı. Programın açış konuşmaları ise Kıbrıs Türk Barolar Birliği Asbaşkanı Av. Evrim Eminağa ile İSTAC Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Egemen Gürcün tarafından gerçekleştirildi. Açılışta, tahkimin bölgesel ve uluslararası ölçekte gelişen rolüne, avukatlık mesleği açısından önemine ve Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasındaki mesleki iş birliğinin güçlendirilmesine vurgu yapıldı.</p>

<p><strong>ISTAC Tahkimi ve Avukatlar İçin Önemi Anlatıldı</strong></p>

<p>Etkinlik kapsamında İSTAC Başkanı Prof. Dr. Ziya Akıncı, “ISTAC Tahkimi ve Tahkimin Avukatlar İçin Önemi” başlıklı sunumunda tahkimin uluslararası ticaret ve uyuşmazlık çözümündeki artan rolünü değerlendirdi.</p>

<p><strong>KKTC Tahkim Uygulaması Ele Alındı</strong></p>

<p>Programda ayrıca KKTC Yüksek Denetim Yöneticisi (Ombudsman) İlkan Varol tarafından “KKTC Tahkim Uygulaması” başlıklı sunum gerçekleştirildi. Etkinlikte, Kuzey Kıbrıs’taki tahkim uygulamalarının mevcut durumu, gelişim alanları ve uygulamada karşılaşılan sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı.</p>

<p><strong>Hakem Kararlarının Tanıma ve Tenfizi Konuşuldu</strong></p>

<p>Hakem kararlarının uluslararası alandaki geçerliliği ve icrası da programın önemli başlıkları arasında yer aldı. Bu kapsamda Av. Zihni Bilgehan tarafından “Hakem Kararlarının New York Sözleşmesi Uyarınca Tanıma ve Tenfizi” konusunda değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p><strong>Tahkim Kültürünün Geliştirilmesi İçin Toplantı</strong></p>

<p>Etkinlik kapsamında ayrıca, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde tahkim uygulamasının geliştirilmesi, kurumsal iş birliklerinin artırılması ve tahkim kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla Kıbrıs Türk Barolar Birliği Yönetim Kurulu ile toplantı gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlik sonunda katkı sunan tüm konuşmacılara ve programa katılım sağlayan hukukçulara teşekkür edildi.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-12-at-134552.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kktcde-tahkim-gunune-yogun-ilgi-tahkimin-gelecegi-lefkosada-konusuldu</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-12-at-101907-1.jpeg" type="image/jpeg" length="80298"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya, Pakistan’a çalışma ziyareti gerçekleştirdi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkaya-pakistana-calisma-ziyareti-gerceklestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkaya-pakistana-calisma-ziyareti-gerceklestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, ikili ilişkilerin geliştirilmesi kapsamında Pakistan’a çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Anayasa Mahkemesi ve Pakistan Yüksek Mahkemesi arasında yargısal iş birliğine ilişkin mutabakat zaptının imzalandığı ziyaret kapsamında önemli temaslarda bulunan Başkan Özkaya ve beraberindeki heyet, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile de görüşme gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pakistan Yüksek Mahkemesi Başyargıcı Yahya Afridi’nin daveti üzerine 7-9 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen ziyarette Başkan Kadir Özkaya’ya; Anayasa Mahkemesi Üyeleri Rıdvan Güleç ve Recai Akyel, Genel Sekreter Murat Azaklı ile diğer yetkililer eşlik etti.</p>

<p>Ziyaret kapsamında Anayasa Mahkemesi ile Pakistan Yüksek Mahkemesi arasında iş birliğinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi ile belirlenen alanlarda çeşitli faaliyetler gerçekleştirilmesine yönelik mutabakat zaptı imzalandı.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, imza töreninde yaptığı konuşmada iş birliğinin yalnızca kurumsal ilişkileri değil Türkiye ile Pakistan arasındaki köklü dostluk bağlarını da yansıttığını ifade etti. Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkilerin tarihsel dayanışma ve kardeşlik temelinde şekillendiğini belirten Başkan Özkaya, “Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkiler, sıradan diplomatik ilişkilerin çok ötesinde tarihsel dayanışma, karşılıklı saygı ve kardeşlik duygularına dayanan güçlü bir dostluğun ürünüdür. Milletlerimiz tarih boyunca birbirlerinin sevinçlerini ve zor zamanlarını paylaşmış, ihtiyaç duyduklarında birbirlerine destek olmuştur. Bugün imzalayacağımız bu iş birliği anlaşması, ülkelerimiz arasındaki kadim dostluk bağlarının yüksek yargı organları seviyesindeki somut ve kıymetli bir yansımasıdır.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Anayasal yargı kurumlarının hukukun üstünlüğünün korunması, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesi bakımından önemli bir sorumluluk üstlendiğini aktaran Başkan Özkaya, bu kapsamda farklı hukuk sistemleri arasında diyalog kurulmasının ve tecrübe paylaşımının önemine işaret etti.</p>

<p><strong>Uluslararası Yargı Diyaloğunu Son Derece Değerli Görüyoruz</strong></p>

<p>Başkan Kadir Özkaya; günümüzde anayasal yargının yalnızca ulusal hukuk düzenlerinin bir unsuru olmadığını, küresel ölçekte gelişen bir hukuk diyaloğunun parçası hâline geldiğini ifade etti. Başkan Özkaya, “Yüksek mahkemeler arasında tesis edilen kurumsal bağlar, ortak sorunlara kolektif çözümler üretmenin yanı sıra farklı hukuk pratiklerinden beslenmeyi de mümkün kılan bir tecrübe havuzu oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi olarak bizler uluslararası yargı diyaloğunu son derece değerli görmekteyiz.” dedi.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin dönem başkanlığını yürüttüğü İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansının (İDAY) anayasal yargı alanında iş birliği ve tecrübe paylaşımını geliştirmeyi amaçlayan önemli bir platform olduğunu dile getiren Başkan Özkaya, “Pakistan Yüksek Mahkemesinin bu Konferansın seçkin üyeleri arasında bulunması, kurumlarımız arasındaki köklü diyaloğun uluslararası platformlarda da ne denli sağlam bir zemine oturduğunun en somut göstergelerinden biridir.” ifadelerini kullandı. Her iki yüksek mahkemenin Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliği (AAMB) üyesi olduğunu da hatırlatan Başkan Özkaya, ortak üyeliklerin anayasal yargı alanında bölgesel ölçekte yürütülen iş birliğinin ve karşılıklı tecrübe paylaşımının güçlendirilmesi bakımından büyük önem taşıdığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mahkemelerimiz Arasındaki İş Birliği, Ülkelerimiz Arasındaki Dostluğu da Daha İleriye Taşıyacaktır</strong></p>

<p>Pakistan Yüksek Mahkemesinin anayasal değerlerin korunmasına ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesine yönelik çalışmalarını takdirle takip ettiklerini belirten Başkan Özkaya, Mahkemeler arasında kurulacak iş birliğinin verimli sonuçlar doğuracağına olan inancını dile getirdi. Başkan Özkaya, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluk, yalnızca geçmişin güçlü bir mirası değil aynı zamanda geleceğe yön veren sağlam bir ortaklıktır. Bugün burada attığımız adım, bu ortaklığın hukuk alanındaki yeni ve önemli bir sayfasını açmaktadır. İnanıyorum ki Mahkemelerimiz arasında bugün tesis edilen ve güçlendirilen bu iş birliği, yalnızca iki yüksek mahkeme arasındaki ilişkileri değil aynı zamanda ülkelerimiz arasındaki köklü dostluğu da daha ileriye taşıyacaktır.”</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, konuşmasının sonunda başta Gazze olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan zulüm ve hak ihlallerine değinerek savaş ve çatışmaların bir an önce sona ermesi temennisinde bulundu.</p>

<p><strong>Bu Önemli Anlaşma Mahkemelerimiz Arasındaki İş Birliğini Artıracak, Kurumsal Bağları Güçlendirecek</strong></p>

<p>Pakistan Yüksek Mahkemesi Başyargıcı Yahya Afridi ise törende yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyeti ağırlamaktan onur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Söz konusu anlaşmanın iki yüksek mahkeme arasında ileriye dönük bir iş birliği imkânı sağlayacağını kaydeden Başyargıç Afridi, “Bu önemli anlaşma mahkemelerimiz arasındaki iş birliğini artıracak, bilgi paylaşımını geliştirecek, hukukun üstünlüğünü ve kurumsal bağları güçlendirecektir. Geçtiğimiz yıl Anayasa Mahkemesinin 63. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla İstanbul’da gerçekleştirilen programa katılmak üzere Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdim. Şunu belirtmeliyim ki Türkiye’deki hukuk sistemi ve teknoloji beni çok etkiledi. Daha sonra Türkiye’den alanında uzman bir ekip Pakistan’a geldi ve onlarla birlikte çalışmalar gerçekleştirdik. Bu süre boyunca Sayın Başkan’ın değerli desteğini gördük. Ayrıca Türkiye’nin Pakistan Büyükelçisi İrfan Neziroğlu’nun katkılarını da özellikle takdir etmek isterim. Günümüzde mahkemeler artık tek başına çalışamaz. Teknoloji ve haklarla ilgili konular sürekli değişiyor. Bu nedenle ülkeler arasında iş birliği çok önemlidir. Bu anlaşma ile iş birliğimizi daha aktif hâle getirecek ortak çalışma grubu kurulacak. Pakistan ve Türkiye farklı sistemlere sahip olsa da demokrasi ve anayasa konusunda aynı değerlere sahiptir. Bu anlaşmanın iki Mahkeme arasında daha iyi bir iş birliği sağlayacağına inanıyorum. Gelecekte bu iş birliğinin sadece kurumlarımızı değil adaleti de güçlendirmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi Heyeti, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Bir Araya Geldi</strong></p>

<p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Pakistan’da çalışma ziyareti için bulunan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyeti kabul etti. Gerçekleştirilen görüşmede Başbakan Şahbaz Şerif, Anayasa Mahkemesi heyetinin Pakistan’da bulunmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türkiye ve Pakistan arasında yüzyıllardır süregelen kardeşlik ilişkilerine değinen Başbakan Şerif, adaletin daha hızlı sağlanması için her iki ülkenin teknolojinin kullanımına ilişkin potansiyele sahip olduğuna dikkat çekerek bu alanda deneyimlerin paylaşılmasının önemine vurgu yaptı. Anayasa Mahkemesi heyetinin ziyareti kapsamında imzalanan mutabakat zaptının da bu yönde atılan önemli bir adım olduğunu aktaran Başbakan Şerif; iki ülkenin iklim değişikliği, terörizmle mücadele, göç ve diğer alanlarda yasalar ve bunların uygulanması konularında da birbirlerinin deneyimlerinden yararlanabileceğine işaret etti.</p>

<p>Başkan Özkaya ise Pakistan’daki misafirperverlik için Başbakan Şerif’e teşekkürlerini iletti ve iki ülke halkları arasındaki güçlü bağlara dikkat çekti. Başkan Özkaya, 64 yıllık geçmişe sahip Anayasa Mahkemesinin deneyimlerini paylaşmak üzere Pakistan ile bir pilot proje başlatmaya hazır olduklarını belirtti.</p>

<p>Başkan Özkaya ve beraberindeki heyet, Kasım 2025’te kurulan Pakistan Federal Anayasa Mahkemesine bir ziyaret gerçekleştirdi. Burada Başkan Amin-ud-Din Khan ile bir araya gelen Başkan Özkaya, yeni kurulan Federal Anayasa Mahkemesinin Pakistan halkının hak ve özgürlüklerinin güvencesi olarak çok önemli bir görev üstlendiğini belirterek kendisine başarılar diledi.</p>

<p>Söz konusu ziyaretin iki ülke arasındaki hukuki ve kültürel bağları daha da güçlendirmek için önemli bir adım olarak tarihe geçeceğini belirten Başkan Özkaya, Türk Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı (TÜRK-AY) Dönem Başkanı Azerbaycan Anayasa Mahkemesinin Pakistan Federal Anayasa Mahkemesini TÜRK-AY gözlemci üyesi olma yönündeki davetine ilişkin, “Davet bizleri ziyadesi ile memnun etmiştir. Bu konudaki ilerlemeleri yakinen takip edeceğimizi ve en kısa sürede TÜRK-AY’a gözlemci üye olmanız yönündeki desteğimizi de belirtmek isterim.” değerlendirmesini yaptı. Görüşmede ayrıca iki Mahkeme arasında iş birliği anlaşması yapılması konusunda da mutabık kalındı.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, Pakistan Federal Hukuk ve Adalet Bakanlığını da ziyaret etti. Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin gerçekleştirildiği ziyarette Bakan Azam Nazeer Tarar, Türkiye ve Pakistan arasında siyasi ve ekonomi başta olmak üzere diğer tüm alanlardaki güçlü ilişkilerin yargı alanında da geliştirilerek devam etmesine yönelik çalışmalara her türlü katkıyı vermeye hazır olduğunu belirtti. Bakan Azam Nazeer Tarar ayrıca yargı kurumları arasında karşılıklı çalışma ziyaretlerinin sürdürülmesi yönündeki temennilerini dile getirdi.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet ayrıca Pakistan Başsavcısı Mansoor Usman Awan, Yüksek Mahkeme Barolar Birliği Başkanı Sayın Haroon-ur-Rashid, Lahor Yüksek Mahkemesi Başkanı Aalia Neelum ve Mahkeme üyeleri ile de bir araya geldi.</p>

<p>Başkan Özkaya ve beraberindeki heyetin Pakistan temaslarına, iki ülkenin yargı alanındaki iş birliğinin gelişmesine yönelik önemli çalışmalar yürüten Türkiye’nin Pakistan Büyükelçisi İrfan Neziroğlu da eşlik etti.</p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10191/1.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10192/2.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10193/3.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10194/4.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10195/5.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10196/6.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10197/7.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10198/8.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10199/9.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10200/10.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10201/11.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10202/12.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10203/13.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10204/14.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10205/15.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkaya-pakistana-calisma-ziyareti-gerceklestirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/10-4.jpeg" type="image/jpeg" length="72471"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Uluslararası Sempozyumu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlik-mesleginin-korunmasina-iliskin-avrupa-konseyi-sozlesmesi-uluslararasi-sempozyumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlik-mesleginin-korunmasina-iliskin-avrupa-konseyi-sozlesmesi-uluslararasi-sempozyumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukat Hakları Merkezi tarafından düzenlenen "Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Uluslararası Sempozyumu", Av. Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sempozyumda; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilerek 13 Mayıs 2025 tarihinde imzaya açılan sözleşmenin hazırlanma süreci, koruma ve denetim mekanizmaları ile avukatlık mesleğinin geleceği kapsamlı biçimde ele alındı.</p>

<p>5 Nisan Avukatlar Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen sempozyum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve ebediyete irtihal etmiş tüm şehitler anısına saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.</p>

<p>Sempozyumun açılış konuşmasını TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan yaptı. Sağkan’ın konuşmasının ardından, BM Hakim ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Margaret Satterthwaite’in sempozyum mesajı yayımlandı.</p>

<p>Etkinliğe; milletvekilleri, Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi Başkanı, BM Özel Raportörü, Avrupa Barolar Federasyonu önceki Başkanı, Fransa Ulusal Baro Konseyi Temsilcisi, Avrupa Konseyi Temsilcileri, büyükelçilik yetkilileri, TBB Yönetim, Disiplin ve Denetleme kurul üyeleri, baro başkanları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda avukat katıldı.</p>

<p>Birlik Başkanı Sağkan, açılış konuşmasında, İzmir’de toplanan Baro Başkanlarının, Barolar Birliği’nin kurulması çalışmalarına başladığı 5 Nisan 1958 tarihinin, TBB’nin tüzel kişilik kazanmadan önceki gayriresmî doğum günü olduğunu söyledi.</p>

<p>Aynı zamanda 5 Nisan 1878’de ise İstanbul Barosu’nun ilk genel kurulunu gerçekleştirdiğini hatırlatan Sağkan, 15-16 Mayıs 1987’de Tekirdağ’da yapılan TBB Genel Kurulunda bu iki tarihi gelişme dikkate alınarak 5 Nisan’ın Avukatlar Günü olarak kabul edildiğini anlattı.</p>

<p><strong>“ADALETSİZLİKLERE KARŞI MÜCADELE MESLEĞİMİZİN VARLIK SEBEBİDİR”</strong></p>

<p>“Kimsenin kuşkusu olmasın, 5 Nisan 1878’de nerede isek, 5 Nisan 1958’de nerede isek, 15-16 Mayıs 1987’de nerede isek, bugün de aynı yerdeyiz, aynı mücadelenin içindeyiz” diyen Sağkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Çünkü biz avukatız. Haksızlıklara, hukuksuzluklara ve adaletsizliklere karşı mücadele bizim mesleğimizin varlık sebebidir. Kimliğine, kişiliğine, milletine, ırkına, etnisitesine, cinsiyetine, yaşına, ten rengine, inancına, felsefi veya siyasi görüşüne bakmaksızın insanlık ailesinin ortak adalet arayışının rehberi, hak ve özgürlüklerin sözcüsü, hukukun üstünlüğü mücadelesinin öncüsüyüz. Bu vesileyle hak arama hürriyetinin ve kutsal savunma hakkının temsilcisi tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyorum.”</p>

<p><strong>“AVUKATLARA YÖNELİK BASKILARI AĞIR BİR ŞEKİLDE YAŞIYORUZ”</strong></p>

<p>Sağkan, <i>“Uluslararası hukuk düzeninde hukukun üstünlüğü konusunda tanık olduğumuz aşınmayı, avukatlara yönelik baskıları ve çeşitli tedbirleri ülkemizde daha ağır bir şekilde yaşıyoruz”</i> ifadelerini kullandı. Avukatların sosyoekonomik sorunlarının yanında avukata dönük şiddet ve avukatların mesleklerini icra etmelerinin önüne çıkarılan engellerin gün geçtikçe arttığını kaydeden Sağkan, şunları söyledi:</p>

<p><i>“Geçtiğimiz 5 Nisan’dan bugüne, geride bıraktığımız bir yıl içerisinde, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları hukuki ve idari baskılara, fiziksel ve sözlü saldırılara maalesef yenileri eklendi. Meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan, mesleki faaliyetleri kapsamındaki eylemlerine suç izafe edilerek 19 Haziran 2025’te tutuklandı; tutukluluğu devam ediyor. 7 Ocak 2026’da, meslektaşımız Av. Zekeriya Polat yalnızca görevini yaptığı için işyerinde silahlı saldırıya uğradı ve katledildi.</i></p>

<p><i>Bu saldırılar, yalnızca avukatların mesleki alanına ilişkin değildir. Savunmanın zayıflaması, doğrudan doğruya yurttaşların adalete erişim hakkını ve hak arama özgürlüğünü zedelemektedir. Güçlü bir savunma olmadan adil yargılanma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi mümkün değildir.”</i></p>

<p><strong>“BU SÖZLEŞMEYE HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYORUZ”</strong></p>

<p>Ulusal ve uluslararası düzeydeki her türlü baskı ve saldırıya karşı, Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin avukatların elinde yepyeni bir enstrüman olduğunu vurgulayan Sağkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“<i>Sözleşme, avukatların bağımsızlığına yönelik tehditlere karşı bağlayıcı bir güvenlik mekanizması oluşturuyor. Baroların kurumsal varlığını ve meslek örgütlerinin özgür iradesini de güvence altına alıyor. Böylece hem bireysel haklar hem de savunmanın kurumsal kimliği korunuyor. Bu sebeple, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden hareketle ben bu Sözleşme’yi ‘Avrupa Avukat Hakları Sözleşmesi’ olarak anmayı tercih ediyorum, önemini birilerine açıklarken de bu şekilde açıklıyorum.</i></p>

<p><i>Sözleşme’nin hazırlanmasına katkı sunanlar -ki onların bazıları bugün bu salonda bizimle birlikteler-, Sözleşme’nin giriş kısmında avukatların ve meslek örgütlerinin hukukun üstünlüğü, adalete erişim, insan hakları, temel özgürlükler gibi meselelerdeki rolüne dikkat çekiyorlar. Bir sonraki paragrafta ise avukatların karşı karşıya kaldıkları saldırıların altı çiziliyor. Salt, alt alta sıralanan bu iki paragraftan da anlaşılacağı üzere, avukata ve meslek örgütlerine yönelik saldırılar, esasen hukukun üstünlüğüne, adalete erişim hakkına, temel hak ve özgürlüklere yönelmektedir. Bugün bu Sözleşme’ye -maalesef- her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.</i></p>

<p><i>Türkiye Barolar Birliği olarak, tüm barolarla birlikte, bu sözleşmenin ülkemiz tarafından da imzalanıp onaylanması için girişimlerimize ilk günden başlamıştık. İlk olarak Sözleşme’yi Türkçeye çevirdik. Türkiye Büyük Millet Meclisine, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Başkanlığına, Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarına resmî olarak başvurarak Türkiye’nin de imzacı olması talebimizi ilettik. Geçtiğimiz yıl 27 Mayıs 2025’te İstanbul’da, İstanbul Barosuyla ortak bir kolokyum düzenledik. Kitap olarak basılmasını sağladık. Bugün bu salonda sizlere de dağıtıldığı şekliyle bir kitapçık hâline getirdik.</i></p>

<p><i>Ülkemizin bu Sözleşme’yi imzalaması için elimizden gelen her türlü çalışmayı gerçekleştireceğiz.”</i></p>

<p><strong>“İYİ Kİ AVUKATLAR VAR”</strong></p>

<p>Sağkan, etkinliği düzenleyen TBB Avukat Hakları Merkezi’ne, konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p><i>“Hukukun gücü en zorlu anlarda bile yurtta ve cihanda hukukun üstünlüğünü savunabilme cesaretinden kaynaklanıyor. Bu cesareti defalarca sınanmış ve her sınavdan başarıyla geçmiş bir mesleğin mensubu, meslek örgütünün Başkanı sıfatıyla son olarak şunu söylemek isterim: Dünyanın her yerinde, iyi ki avukatlar var, iyi ki avukatlar var, iyi ki avukatlar var!”</i></p>

<p><strong>“BU SÖZLEŞME AVUKATLIK MESLEĞİNİ KORUMA ÇABALARINDA BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”</strong></p>

<p>BM Hakim ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Margaret Satterthwaite de video mesajıyla katıldığı konuşmasında, “Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi insan hakları açısından kilit öneme sahip ve hukukun üstünlüğü ilkesinin merkezinde yer alan avukatlık mesleğini koruma çabalarında bir dönüm noktasıdır. Sanırım hepimiz, bu sözleşmenin zamanlamasının daha isabetli olamayacağı konusunda hemfikiriz” ifadelerini kullandı. Satterthwaite, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>“Ne yazık ki bugün dünya genelinde avukatlar, pek çok müdahale ve saldırının hedefi haline gelmektedir. Sözleşme; bu saldırılara karşı, avukatların korunmasının ne anlama geldiğine dair bölgesel bir standart belirleyerek karşılık vermektedir. Sözleşme, bu alandaki ilerlemeyi ölçmemizi ve gerekli adımların atılmadığı durumlardaki yetersizlikleri tespit etmemizi sağlar. Sözleşme; avukatlara, barolara ve dünya genelindeki devletlere, avukatların mesleki faaliyetlerini sürdürebilmeleri için yeni hukuki düzenlemeler yapabilecekleri referans noktaları sunmaktadır.”</i></p>

<p>Sözleşmenin Avrupa Konseyi’ne üye olmayan devletlere de açık tutulduğuna dikkat çeken Satterthwaite, tam anlamıyla işleyen adalet sistemlerinde avukatlık mesleğinin serbestçe icra edilmesinin demokrasilerin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu kaydetti.</p>

<p>Satterthwaite, “<i>Avukatların savunma hakkı dahil adil yargılanma güvencelerini korumadaki rolü özellikle hatırlanmaya değerdir. Zira bu haklar, hiçbir zaman tamamen ya da kısmen ortadan kaldırılabilecek tedbirlere konu olamaz. Adil yargılanma hakkı; yaşam hakkı ve kişi güvenliği gibi hiçbir koşulda askıya alınamaz temel haklarla doğrudan bağlantılıdır. Adil yargılanma hakkı, insan haklarının korunmasında kilit bir unsur olup hukukun üstünlüğünü güvence altına almada usule ilişkin bir araç işlevi görür”</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uluslararası standartların, avukatların mesleki hak ve yetkileri çerçevesinde yürüttükleri faaliyetler nedeniyle kovuşturmaya ya da idari, ekonomik veya başka yaptırımlara maruz kalmamaları gerektiğini öngördüğüne dikkat çeken Satterthwaite, <i>“Buna karşın dünya genelinde avukatlar; muhalifleri savunmaları, seçimleri korumaları, ifade özgürlüğünü ve bağımsız yargıyı müdafaa etmeleri nedeniyle saldırıya uğramaktadır”</i> şeklinde konuştu.</p>

<p>Satterthwaite, <i>“Herhangi bir ülkede avukatlık mesleğine yönelik haksız müdahale ve kısıtlamalar; adil yargılanma hakkının ve yasa önünde eşitliğin sistematik biçimde ihlal edilmesine zemin hazırlayabilir. Avukatların müvekkillerine karşı görevlerini yapmaktan alıkoyan devletler baskıcı bir ortam yaratır. Bu durum çoğunlukla belirli dava türlerini etkiler; başta insan hakları savunucuları ve muhalif kişiler olmak üzere bazı müvekkiller, bağımsız hukuki yardımdan yoksun kalabilir. Avukatlar bu kişileri savundukları için bedel ödemek zorunda kaldığında bu risk daha da artar. İşte bu boşluğu Lüksemburg Sözleşmesi doldurmaktadır”</i> dedi.</p>

<p>“<i>Bugünkü toplantı ve memnuniyetle karşıladığımız bu sözleşme; avukatlık mesleğinin karşı karşıya olduğu risk ve engelleri tespit etme, değerlendirme ve harekete geçirme taahhüdümüzü yenilememize imkân tanımaktadır”</i> diyen Satterthwaite, dünya genelindeki devletleri sözleşmeye taraf olmayı olumlu biçimde değerlendirmeye davet etti.</p>

<p>Sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlarda; sözleşmenin hazırlanma süreci, uluslararası koruma ve denetim mekanizmaları ile Türkiye bakımından iç hukuka yansımaları farklı başlıklar altında ele alındı.</p>

<p>I. oturumda; TBB Başkan Yardımcısı Av. Bahar Gültekin Candemir’in kolaylaştırıcılığında, Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Prof. Dr. George Katrougalos, Avrupa Konseyi Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi Başkanı ve Program Yöneticisi Julie Devys, Fransa Ulusal Barolar Konseyi (CNB) Avrupa ve Uluslararası İşler Komisyonu Başkanı Marie-Aimée Peyron ile Avrupa Barolar Federasyonu (FBE) Mesleki Dayanışma Komitesi Başkanı Joanna Wsolek söz aldı.</p>

<p>Öğle arasının ardından gerçekleştirilen II. oturumda ise TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Makbule Tanış’ın kolaylaştırıcılığında; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Volkan Aslan, Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) Başkanı Roman Završek, Avrupa Baroları Federasyonu (FBE) önceki Başkanı Dominique Attias ve İstanbul Barosu mensubu Av. Benan Molu konuşmacı olarak yer aldı.</p>

<p>Program Forum bölümüyle tamamlandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_1_5042026003141.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_2_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_3_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_4_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_5_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_6_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_7_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_8_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_9_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_10_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_11_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_12_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_13_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_14_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_15_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_16_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_17_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_18_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_19_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_20_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_21_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_22_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_23_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_24_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_25_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_26_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_27_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlik-mesleginin-korunmasina-iliskin-avrupa-konseyi-sozlesmesi-uluslararasi-sempozyumu</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-123.jpg" type="image/jpeg" length="10778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump, Adalet Bakanı Pam Bondi'yi görevden aldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/trump-adalet-bakani-pam-bondiyi-gorevden-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/trump-adalet-bakani-pam-bondiyi-gorevden-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, ABD Adalet Bakanı Pam Bondi’nin görevinden istifa ettiğini açıkladı. Cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ABD’li milyarder Jeffrey Epstein’e ilişkin soruşturmalardaki performansı nedeniyle ABD’deki siyasi partilerden eleştiri alan ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, görevinden istifa etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Trump, konuya ilişkin olarak sosyal medya hesabından yayınladığı açıklamada, "Pam Bondi büyük bir ABD’li vatansever ve sadık bir dosttur. Kendisi, geçtiğimiz yıl boyunca adalet bakanım olarak görevini büyük bir bağlılıkla yerine getirdi. Pam, ülke genelinde suçluların üzerine gidilmesi konusunda muazzam bir iş çıkardı ve cinayet oranları 1900’den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Pam’i seviyoruz ve kendisi yakın tarihte açıklanacağı üzere, özel sektörde kendisine çok ihtiyaç duyulan önemli bir pozisyona geçiş yapacak" dedi.</p>

<p>Açıklamasında Trump ayrıca, "Bu süreçte Adalet Bakanı Yardımcımız ve son derece saygın bir hukukçu olan Todd Blanche, vekaleten Adalet Bakanı olarak görev yapacaktır" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump, Bondi’nin görevden ayrıldığını açıkladığı ana kadar Bondi’yi sık sık övmüş, onu "harika bir insan" olarak tanımlamış ve bakan olarak "iyi bir iş çıkardığını" söylemişti.</p>

<p><strong>BONDİ, ABD KONGRESİ’NDE İFADE VERMİŞTİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adalet Bakanı olarak 14 ay görevde kalan Pam Bondi, geçtiğimiz Şubat ayında Epstein dosyasına ilişkin ABD Kongresi’nde verdiği ifade sırasında "ABD tarihinin en kötü adalet bakanı" olarak nitelendirilmiş, bakanlık tarafından yayınlanan yaklaşık üç milyon belgede cinsel istismar kurbanlarının ismini ifşa ederken, istismarcılar ve şüphelilerin isimlerini sansürlemekle suçlanmıştı. Bondi, Epstein dosyalarında yayınlanan milyonlarca belgeye rağmen tek bir istismarcının dahi sorumlu tutulmaması nedeniyle istifa çağrıları ile karşı karşıya kalmıştı.</p>

<p>Demokrat Partili Kongre Üyesi Ted Lieu, oturum sırasında Pam Bondi’yi Adalet Bakanlığı’nın Epstein belgeleri ile ilgili cinsel istismar suçlularının peşine düşmediği konusunda sert bir şekilde eleştirerek, "Binden fazla cinsel istismar kurbanı var tek kişiyi bile hesap vermeye zorlamadınız. Biraz olsun ahlakınız varsa istifa edersiniz" demişti.</p>

<p>Bondi’nin oturum sırasında kendisine ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in Epstein ile ilişkileri konusunda kendisini sıkıştıran Demokrat Kongre Üyesi Becca Balint’i Yahudi karşıtlığı ile suçlaması da birçok kişinin şaşırmasına ve duruma tepki göstermesine neden olmuştu.</p>

<p><strong>BONDİ, TRUMP YÖNETİMİNDE GÖREVDEN AYRILAN İKİNCİ İSİM OLDU</strong></p>

<p>Adalet Bakanı Bondi, Trump yönetiminde son dönemde görevden ayrılan ikinci üst düzey isim oldu. Trump, 5 Mart’ta da göçmenlere yönelik politikalarıyla eleştirilerin hedefi olan İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’i görevden almıştı.<br />
<br />
<strong>EPSTEIN’E İLİŞKİN 3 MİLYONDAN FAZLA BELGE YAYINLANMIŞTI</strong></p>

<p>Cinsel istismar skandalı öncesinde Amerika ve Avrupa’da siyasetçiler, finansçılar, bilim insanları ve yüksek profilli sosyal çevreler arasında bir tür buluşturucu rolü oynayan ABD’li iş insanı Jeffrey Epstein, seks amaçlı insan kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklandıktan sonra 2019’da hapishane hücresinde intihar ederek yaşamına son vermişti.</p>

<p>Epstein ile arkadaşlık ilişkisi olan Trump, Epstein ile yollarını fuhuş ve istismar amaçlı insan kaçakçılığı suçlamalarıyla karşılaşmadan çok daha önce ayırdığını söylemişti.</p>

<p>ABD kamuoyunun Epstein belgelerinin yayınlanması konusundaki baskılarının ardından kasım ayında hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti'nin desteğiyle belgelerin yayınlanmasına ilişkin bir yasa kabul edilmiş ve Epstein'in Batı dünyasında birçok tanınmış isimle kurduğu karanlık ilişkileri ortaya çıkaran 3 milyondan fazla belge yayınlanmıştı. (Hürriyet)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/trump-adalet-bakani-pam-bondiyi-gorevden-aldi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 23:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/69ceaa29545a69c4c3d1cd31.webp" type="image/jpeg" length="38481"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rusya Merkez Bankası, 210 milyar euroluk varlığı dondurduğu için AB'ye dava açtı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/rusya-merkez-bankasi-210-milyar-euroluk-varligi-dondurdugu-icin-abye-dava-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rusya-merkez-bankasi-210-milyar-euroluk-varligi-dondurdugu-icin-abye-dava-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Merkez Bankası, milli varlıklarının süresiz olarak dondurulması nedeniyle Avrupa Birliği’ne dava açtı. AB, söz konusu kararı geçen yıl Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerde elini güçlendirmek ve Moskova’nın bu fonlara kendi çıkarı için erişmesini engellemek amacıyla onaylamıştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplam değeri yaklaşık 210 milyar euro olan varlıkların 185 milyar eurosu, daha önce Moskova tarafından dava edilen Brüksel merkezli saklama kuruluşu Euroclear’da tutuluyor.</p>

<p>Dava, 27 Şubat’ta Lüksemburg’daki AB Genel Mahkemesi’ne sunuldu. Davaya dair duyuru ise salı sabahı kısa bir basın açıklamasıyla duyuruldu.</p>

<p>Rusya Merkez Bankası, uzun süreli dondurma kararının "uluslararası anlaşmalar ve Avrupa Birliği hukuku tarafından güvence altına alınan adalete erişim hakkı, mülkiyet dokunulmazlığı ve devletlerin ve merkez bankalarının egemen bağışıklığı ilkelerini ihlal ettiğini; bunun hukukun üstünlüğünün temelleriyle çeliştiğini ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmadığını" öne sürdü.</p>

<p>Dava konusu düzenleme, üye ülkeler tarafından aralık ayında, Ukrayna’ya 90 milyar euroluk yeni yardım sağlanmasına yönelik yoğun müzakereler sırasında kabul edilmişti.</p>

<p>Uzun vadeli dondurma kararı, AB Antlaşmaları’nın 122. maddesi uyarınca hayata geçirildi. Bu hüküm, COVID-19 salgını ve enerji krizi gibi geçmiş ekonomik acil durumlarda da kullanılmış ve nitelikli çoğunluk gerektiriyor.</p>

<p>Avrupa Komisyonu, alışılmadık bir yorumla, Rusya’nın savaşının yarattığı sarsıntıların AB genelinde "ciddi ekonomik etki" doğurduğunu savundu.</p>

<p>Komisyona göre bu durum "ciddi tedarik kesintileri, artan belirsizlik, yükselen risk primleri, düşen yatırım ve tüketici harcamalarının" yanı sıra drone saldırıları, sabotaj ve dezenformasyon kampanyaları gibi çok sayıda hibrit saldırıyı tetikledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Moskova’nın Kiev’e tazminat ödemeyi kesin bir dille reddetmesi nedeniyle, söz konusu fonların serbest bırakılması ihtimali düşük görünüyor.</p>

<p>AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen aralık ayında, “Bu acımasız saldırı savaşı sürdüğü sürece Rusya’nın maliyeti artmaya devam edecek mesajını güçlü biçimde veriyoruz,” demişti. “Bu, Ukrayna’ya da güçlü bir mesajdır: Cesur komşumuzun hem cephede hem de müzakere masasında daha da güçlenmesini istiyoruz.”</p>

<p>Rusya Merkez Bankası ise Brüksel’i, dış politikada geçerli olan oybirliği yerine 122. madde kapsamında nitelikli çoğunluk kullanarak “ciddi usul ihlalleri” yapmakla suçladı. Ukrayna’ya yardıma karşı çıkan Macaristan da aralık ayında benzer itirazlarda bulunmuştu.</p>

<p>Komisyon yeni davaya ilişkin hemen bir açıklama yapmadı. Moskova’nın Euroclear’a açtığı davanın ardından ise Komisyon, bu hukuki girişimi “spekülatif” ve dayanaksız olarak nitelendirmişti.</p>

<p>Yürürlükteki düzenleme, Rus varlıklarının dondurulmasıyla “bağlantılı” olarak yapılan herhangi bir talebin AB içinde tanınmasını ve icra edilmesini yasaklıyor. (euronews)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/rusya-merkez-bankasi-210-milyar-euroluk-varligi-dondurdugu-icin-abye-dava-acti</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/adsiz-110.jpg" type="image/jpeg" length="39615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zekâ tehdit etmeye başladı!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yapay-zeka-tehdit-etmeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yapay-zeka-tehdit-etmeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin güvenlik gündemi artık sadece konvansiyonel unsurlar; kara, deniz ve havadan gelen tehditler değil; veri, algoritma ve dijital gerçeklik üzerine kuruluyor. Milli güvenliğimizin Anayasası olarak olarak kabul edilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB), yapay zekâ, deepfake ve metaverse gibi ileri teknolojilerin ulusal güvenlik hattını nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyarken, 2026'daki son verilerle yeni bir milat başlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Klasik askeri üstünlük artık otonom silah sistemleri ve yapay zekâ algoritmalarıyla şekilleniyor. Özellikle ABD ve Çin gibi aktörlerin hem askeri hem de sivil alanlarda yapay zekâ temelli sistemleri stratejik kapasite haline getirdiği biliniyor. Bu sistemler yalnızca hedef tayin etmekle kalmıyor; aynı zamanda tehdit algılama, lojistik optimizasyon ve siber saldırı kabiliyetlerini de otomatikleştirebiliyor.</p>

<p>Dahası, yabancı devletlerin desteklediği hacker gruplar ve siber aktörler, yapay zekâyı sızma ve veri hırsızlığında kullanarak istihbarat güvenliğini örseleyebiliyor. Bu durum, devlet dışı aktörlerin de güç çarpanı kazanması riskini doğuruyor; terör örgütleri gibi aktörlerin propaganda, bilgi toplama ve siber saldırı kabiliyetlerini artırdığına ilişkin uluslararası raporlar var.</p>

<p><strong>DEEPFAKE TEHDİDİ: DEMOKRASİ, KİMLİK KRİZİ VE MAĞDURİYET</strong></p>

<p>HaberTürk'ten Bülent Aydemir'in haberine göre; 2026’da deepfake içerik üretimi, sadece sahte haber veya manipülasyonla sınırlı kalmıyor. Küresel sosyal medya platformlarında, kimsenin ayırt edemeyeceği kadar gerçekçi sahte videolar üretiliyor; kadınlar, siyasetçiler, gençler ve çocuklar hedef haline geliyor. Bu içerikler sadece siyasi krizler çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda kişilik hakları ihlallerine, şantaj suçlarına ve istismara yol açıyor.</p>

<p>Özel olarak görülmesi gereken bir gelişme de bu yıl ABD’de yürürlüğe giren TAKE IT DOWN Act adlı yasa: Deepfake ve rızası olmayan içeriklerin çevrim içi ortamdan çıkarılması için platformlara yükümlülük getiriyor. UNICEF’in son raporları da deepfake ile yetişkin ve çocuk mağduriyetinin sadece teknoloji değil, gerçek sosyal zarar olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor; özellikle çocuk istismarı içeriklerinin üretimi ve yayılımı, hukuken ve kolluk güçleri açısından büyük zorluklar yaratıyor.</p>

<p>Türkiye’de de vatandaşların rızası olmadan sesi veya görüntüsü kullanıldığında mağduriyet için hukuki yolların açılabildiğine dair kararlar yerel yargı mercilerinden çıkmaya başladı ancak kapsamlı bir yasal çerçeve hâlâ bekleniyor.</p>

<p><strong>METAVERSE GERÇEKLİĞİ: HUKUK, KİMLİK VE SOSYAL PATOLOJİ</strong></p>

<p>Metaverse bir teknoloji algısından çıkıp günlük yaşamın dijital bir uzantısı hâline gelirken ciddi hukuki boşluklar ortaya çıktı:</p>

<p>• Avatarların hukuki kişiliği ve sorumlulukları hâlâ tanımlanmadı; dolayısıyla kimlik taklidi, dijital sahtecilik ve avatar üzerinden işlenen suçlarda hukuki muhatap belirsizliği var.</p>

<p>• Artırılmış ve sanal gerçeklik geleneksel tanıklık ve delil kavramlarını zorluyor; gerçek bir kişi ile avatarı arasındaki ayrım, mahkeme süreçlerinde cevapsız bir soru olarak karşımızda duruyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilimsel çalışmalar, metaverse platformlarında kullanıcı kimliği doğrulaması, veri yönetimi ve güvenlik açıklıklarının bugün bile yeterince test edilmediğini gösteriyor. Bu durum, sanal dünya ile gerçek dünya arasında yeni güvenlik boşlukları yaratıyor.</p>

<p><strong>TÜRKİYE’NİN YENİ ADIMLARI: HUKUK VE KURUMSAL ÇERÇEVE</strong></p>

<p>Ankara, yapay zekâ alanında ulusal hukuki ve kurumsal altyapıyı güçlendirdiğini açıkça ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin etik, sorumluluk ve güvenlik odaklı bir yapay zekâ stratejisi oluşturduğunu duyurdu. Ayrıca Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi’nin (TRAI) 2026 trend raporu, “dijital köken” ve içerik doğrulama gibi yeni yaklaşım modellerinin sahte teknoloji üretimini belirgin şekilde takip ve tespit etmeye başladığını gösteriyor.</p>

<p><strong>GLOBAL RİSK MAYASI: ETİK, ADALET, GÜVENLİK</strong></p>

<p>2026, yapay zekâ konusunda iki yüzlü bir dönemeç. Bir yandan elit mühendislik çözümleri, daha güvenli sistemler ve hukuki kabuller yükselirken; diğer yandan şunlar hızla gündeme geliyor:</p>

<p>• Yapay zekâ uzmanları radikal riskleri dile getiriyor; sistemi geliştirenlerin güvenlik endişelerini kamuoyu ile paylaşması, kontrolsüz gelişmenin yol açabileceği krizlere işaret ediyor.</p>

<p>• Deepfake teknolojilerinin sınır tanımayan kullanım alanları, sadece kişisel mağduriyet değil, toplumsal güven ve demokrasi için yeni bir tehdit alanı oluşturuyor.</p>

<p>• Uluslararası standartlar, devletler ve bağımsız kuruluşlar soluğu milli güvenlik stratejilerinde alırken, her ülke kendi “veri egemenliği” ve “algoritmik adalet” stratejisini geliştirmeye çalışıyor.</p>

<p><strong>DİJİTAL GÜVENLİK-YENİ MİLLİ CEPHE</strong></p>

<p>Bugün ulusal güvenlik artık yalnızca sınır karakollarında değil; çiplerden algoritmalara, metaverse avatarlarından deepfake doğrulamasına kadar uzanan dijital çizgide şekilleniyor. Türkiye’nin yeni güvenlik paradigması şu sorunun cevabında saklı: Bir ülke dijital çağda tam ve gerçek manasıyla güvende olabilir mi? Bu sorunun cevabı yalnızca teknoloji geliştirmekten değil; bunu hukuki, etik ve kurumsal yapıyla birlikte sürdürebilmekten geçiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, GÜNDEM, TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yapay-zeka-tehdit-etmeye-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/04/yapay-zeka-s.jpg" type="image/jpeg" length="18537"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kız arkadaşını ölüme terk eden Avusturyalı dağcı suçlu bulundu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kiz-arkadasini-olume-terk-eden-avusturyali-dagci-suclu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kiz-arkadasini-olume-terk-eden-avusturyali-dagci-suclu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avusturya'nın en yüksek dağında donarak hayatını kaybeden 33 yaşındaki Kerstin G.'nin erkek arkadaşı, ağır ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermekten suçlu bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Kerstin G., Grossglockner dağına yaptığı tırmanış sırasında hipotermiden hayatını kaybetti.</p>

<p dir="ltr">Erkek arkadaşı, fırtınalı 19 Ocak 2025 günü erken saatlerde, zirveye yakın bir yerde onu korumasız ve bitkin halde bırakıp yardım çağırmaya gittiği gerekçesiyle suçlanıyordu.</p>

<p dir="ltr">Avusturya gizlilik yasaları gereği sadece Thomas P. olarak adlandırılan dağcı, beş ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırıldı ve 9.600 euro para cezası ödedi.</p>

<p dir="ltr">Dava, sadece Avusturya'da değil tüm dünyada dağcılık camialarında da ilgi gördü ve tartışmalara yol açtı.</p>

<p dir="ltr">Savcılar, daha deneyimli bir dağcı olan sanığın "turdaki sorumlu rehber" olduğunu ve kız arkadaşına yardım etmek için zamanında geri dönmediğini veya destek çağırmadığını söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Çiftin tırmanmaya başladığı Grossglockner dağı 3.798 metre yüksekliğinde.</p>

<p dir="ltr">BBC'ye gönderilen bir açıklamada mahkemenin, Thomas P'nin önceki temiz sicilini ve kendisine yakın birinin kaybını "hafifletici faktörler" olarak değerlendirdiği belirtildi.</p>

<p dir="ltr">Kendisi de kurtarma ekipleriyle çalışan deneyimli bir dağcı olan hakim Norbert Hofer, Thomas P.'nin mükemmel bir dağcı olduğunu, ancak kız arkadaşının tırmanış yetenekleri açısından ondan çok geride olduğunu söyledi.</p>

<p dir="ltr">Kerstin G.'nin kış koşullarında yeterli deneyime sahip olmadığı için çiftin geri dönmüş olması gerektiğini ekledi.</p>

<p dir="ltr">Mahkeme ayrıca Thomas P.'nin eski kız arkadaşı Andrea B.'nin de ifadesini dinledi. Andrea B., Thomas P.'nin 2023'te Grossglockner'da yaptığı önceki bir turda kendisini nasıl yalnız bıraktığını anlattı.</p>

<p dir="ltr">Kadın, çok bunaldığını, başının döndüğünü ve farının söndüğünü söyledi. Ağlayıp çığlık atarken Thomas P.'nin aniden ortadan kaybolduğunu, onu arkasında bırakarak yürüdüğünü anlattı.</p>

<p dir="ltr">Avusturya medyasındaki haberlere göre, dağ kurtarma ekibi mahkemede Kerstin'in cesedini bir kaya yüzeyinden baş aşağı asılı halde bulduğunu anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Kurtarma ekibinden biri mahkemeye, sırt çantasının takılı olduğunu ve başının geriye doğru eğik olduğunu söyledi.</p>

<p dir="ltr">Gözlerinin sonuna kadar açık olduğunu, eldiven giymediğini ve botlarının açık olduğunu belirtti.</p>

<p dir="ltr">"O pozisyonda kalmasına hayret ettik. Eğer rüzgar daha da güçlü olsaydı güney yamacından aşağı düşerdi" dedi.</p>

<h2 id="Savcılar-Bu-yükseklikte-deneyimi-yoktu" tabindex="-1">Savcılar: 'Bu yükseklikte deneyimi yoktu'</h2>

<p dir="ltr">Savcılar, Thomas P.'nin tırmanışın en başından beri yaptığı dokuz hatanın bir listesini yayımladı.</p>

<p dir="ltr">Davanın kilit noktası, Innsbruck'taki devlet savcılarının, Thomas P.'yi "kız arkadaşının aksine yüksek irtifa Alplerinde çok deneyimli olduğu ve turu planladığı" gerekçesiyle "turun sorumlu rehberi" olarak nitelendirmeleri.</p>

<p dir="ltr">Söylediklerine göre, kız arkadaşının daha önce bu uzunlukta, zorlukta ve yükseklikte bir Alp turuna hiç katılmamış olmasına ve zorlu kış koşullarına rağmen bu geziyi düzenledi.</p>

<p dir="ltr">Ayrıca, iki saat geç yola çıktığını ve yanlarına "yeterli acil durum kamp ekipmanı" almadığını da iddia ediyorlar.</p>

<p dir="ltr">Savcılar "kız arkadaşının karma arazide yüksek irtifada yapılan bir kayak turu için uygun olmayan yumuşak snowboard botlarını kullanmasına izin verdiğini" belirtiyor.</p>

<p dir="ltr">Sanık bu iddiayı reddediyor. Avukatı Karl Jelinek yaptığı açıklamada, çiftin turu birlikte planladığını söyledi.</p>

<p dir="ltr">"İkisi de kendilerini yeterince deneyimli, yeterince hazırlıklı ve iyi donanımlı olarak görüyorlardı" dedi.</p>

<p dir="ltr">Avukatın aktardığına göre ikisinin de "gerekli Alp deneyimi" vardı ve "fiziksel durumları çok iyiydi".</p>

<h2 id="Neler-yaşandı" tabindex="-1">Neler yaşandı?</h2>

<p dir="ltr">Savcılar, dağa çıktıktan sonra Thomas P.'nin, saatte 74 km'ye varan şiddetli rüzgarlar ve kış soğuğu nedeniyle, hala mümkünken geri dönmesi gerektiğini söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Hava sıcaklığının -8 derece, hissedilen sıcaklığın ise -20 derece olduğunu belirtiyorlar.</p>

<p dir="ltr">Bundan sonra ne olduğuna dair anlatımlar farklılık gösteriyor.</p>

<p dir="ltr">Sanığın avukatına göre, 18 Ocak günü saat 13.30'da Frühstücksplatz adlı bir yere ulaştılar.</p>

<p dir="ltr">Bu nokta, zirveye ulaşmadan önce geri dönüşün mümkün olmadığı noktaydı.</p>

<p dir="ltr">Karl Jelinek, "İkisi de yorgun veya bunalmış olmadığı için devam ettiler" dedi.</p>

<p dir="ltr">Savcılar, çiftin saat 20.50 civarında mahsur kaldığını ve Thomas P.'nin polisi aramadığını ve saat 22.50 civarında bir polis helikopteri üzerlerinden geçerken herhangi bir yardım sinyali göndermediğini söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Avukat, müvekkili ve kız arkadaşının o sırada kendilerini iyi hissettiklerini ve zirveye yakın oldukları için yardım çağırmadıklarını anlattı.</p>

<p dir="ltr">Webcam görüntülerinde, dağa tırmanırken el fenerlerinden yayılan ışıklar görülüyor.</p>

<p dir="ltr">Ancak avukat kısa bir süre sonra durumun dramatik bir şekilde değiştiğini söyledi. Anlattığına göre kadın "aniden yorgunluk belirtileri göstermeye başladı", ancak o zaman geri dönmek için çok geçti.</p>

<p dir="ltr">Thomas P. 19 Ocak günü saat 00.35'te dağ polisini aradı.</p>

<p dir="ltr">Konuşmanın içeriği belirsiz ancak avukatı yardım istediğini belirtiyor.</p>

<p dir="ltr">Polis ise daha sonra telefonunu sessize aldığını ve başka hiçbir çağrıya cevap vermediğini iddia ediyor.</p>

<p dir="ltr">Karl Jelinek, çiftin Grossglockner zirvesini işaretleyen haçın yaklaşık 40 metre altındaki bir bölgeye ulaşmayı başardığını söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Sanığın kız arkadaşı hareket edemeyecek kadar yorgun olduğu için, adam yardım bulmak üzere onu yalnız bırakıp zirveye tırmandı ve diğer taraftan aşağı indi.</p>

<p dir="ltr">Savcılar, adamın onu saat 02.00'de terk ettiğini söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Zirveden aşağı inerken fenerle aydınlatılmış silueti webcam görüntülerine yansıyor.</p>

<p dir="ltr">Savcılar, zanlının kadını soğuktan korumak için alüminyum kurtarma battaniyeleri veya başka ekipman kullanmadığını ve acil servisleri bilgilendirmek için saat 03.30'a kadar beklediğini söylüyor.</p>

<p dir="ltr">O noktada muhtemelen artık çok geçti.</p>

<p dir="ltr">Şiddetli rüzgarlar nedeniyle gece boyunca helikopterle kurtarma operasyonu gerçekleştirilemezdi.</p>

<p dir="ltr">Kerstin G, donmuş dağ yamacında, karların içinde yapayalnız hayatını kaybetti.</p>

<p dir="ltr"><span style="color:#999999"><em>Kaynak: BBC Türkçe</em></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kiz-arkadasini-olume-terk-eden-avusturyali-dagci-suclu-bulundu</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/adsiz-106.jpg" type="image/jpeg" length="97773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyada Hâkim ve Savcıların Sosyal Medya Kullanımları ve Özel Yaşantıları Nasıl?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dunyada-hakim-ve-savcilarin-sosyal-medya-kullanimlari-ve-ozel-yasantilari-nasil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dunyada-hakim-ve-savcilarin-sosyal-medya-kullanimlari-ve-ozel-yasantilari-nasil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yargı mensubu olmak, dünyanın hemen her hukuk sisteminde kişisel özgürlüklerin "yargısal tarafsızlık ve vakar" adına gönüllü olarak sınırlandırılması anlamına gelir. Bu sınırlamanın temel gerekçesi evrenseldir: Bir hâkim veya savcının hatası, toplum nezdinde tüm yargı teşkilatına kesilen bir faturaya dönüşür. Çünkü sergilediğimiz her davranış, meslektaşlarımızın onurunun ve yargıya olan güvenin teminatıdır. İşte bu yüzden sosyal medya paylaşımlarımıza ve özel yaşantımıza dikkat etmeliyiz.</p>

<p><em>Farklı ülkelerden çarpıcı örnekler:</em></p>

<p><strong>ABD (Özel Yaşantı ve Görünürde Tarafsızlık):</strong> ABA rehberlerine göre; bir hâkimin veya savcının sosyal yaşamında dava taraflarıyla veya avukatlarla samimi bir görüntü vermesi (akşam yemeği, özel davet vb.) "arkadaşlık" bağını gösterdiği için yasaktır. Sosyal medyada bir taraf avukatıyla "arkadaş" olmak dahi disiplin suçudur. Gerekçe: "Adaletin şahsi ilişkilerle yürüdüğü zannını uyandırmamak."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ALMANYA (Özel Hayatta Siyasi Ilımlılık): </strong>Alman Hâkimler Kanunu uyarınca "Mäßigungspflicht" (Ilımlılık Yükümlülüğü) sadece kürsüde değil, özel hayatta da esastır. Hâkim ve savcılar, sosyal yaşamlarında veya sosyal medyada bir siyasi partinin militanı gibi davranamaz, kutuplaştırıcı bir dil kullanamazlar. Tarafsızlıklarını hayatın her alanında ispatlamak zorundadırlar.</p>

<p><strong>FRANSA (Yaşam Tarzı ve Vakar):</strong> Fransız yargı etiği, yargı mensubunun özel yaşantısındaki "vakar dışı" her türlü davranışı (kamuoyuna mal olmuş kavgalar, agresif tutumlar) "hizmet kusuru" sayar. Özel hayatın, yargı makamının onurunu zedelemeyecek düzeyde saygın olması şarttır.</p>

<p><strong>İTALYA (Lüks ve Görsel Saygınlık):</strong> İtalya Yüksek Yargı Kurulu, yargı mensuplarının sosyal medyada veya kamusal alanlarda lüks yaşantı sergilemesini, şatafatlı paylaşımlar yapmasını veya ideolojik keskinlik içeren fotoğraf paylaşmasını yasaklamıştır. Yaşam tarzının mesleğin ciddiyetini yansıtması zorunludur.</p>

<p><strong>KANADA (Dış İlişkiler ve Bağlantısızlık): </strong>Hâkim ve savcıların özel yaşamlarında meslekle ilgili olmayan dernek, vakıf veya topluluk üyelikleri bile "çıkar çatışması" yaratıp yaratmadığına göre denetlenir. İnternette veya sosyal bir ortamda belirtilen görüşün artık şahsa değil "yargı kürsüsüne" ait olduğu kabul edilir.</p>

<p><strong>İNGİLTERE (Özel Hayatta Mesafe):</strong> Yargı mensuplarına sosyal yaşamlarında dahi mesleki kimliklerini ön plana çıkarmamaları ve müstear isim kullanmaları tavsiye edilir. Özel çevredeki tek bir "dikkatsizlik" veya uygunsuz bir fotoğraf, tüm İngiliz yargı sisteminin vakarını zedeleyen bir etik ihlali kabul edilir.</p>

<p><strong>RUSYA (Yaşam Boyu Etik): </strong>Rusya Hâkimler Etik Kanunu uyarınca; bir yargı mensubunun mesai saatleri dışındaki yaşantısı da "yargı erkinin otoritesini zedelemeyecek" şekilde olmalıdır. Özel ve sosyal hayattaki etik dışı tutumlar meslekten çıkarma sebebidir.</p>

<p><strong>ÇİN (Özel ve Kamusal Sadakat): </strong>Hâkim ve savcıların özel yaşantılarındaki her türlü ilişki ağı "kamusal güven" ilkesi gereği sıkı denetlenir. Devlet politikalarına aykırı özel tutumlar veya resmi olmayan yorumlar ağır yaptırımlara tabidir.</p>

<p><strong>AİHM YAKLAŞIMI: </strong>Mahkeme kararlarında (Baka/Macaristan vb.); yargıçların ifade özgürlüğü olsa da, özel ve kamusal alandaki bu özgürlüğün "yargı erkinin otoritesini ve tarafsızlığını koruma" amacıyla sınırlandırılabileceğini savunur.</p>

<p>Diğer mesleklerde şahsi olan hata, bizim mesleğimizde kurumsaldır. Bir meslektaşımızın sosyal medyadaki kontrolsüz bir üslubu veya özel hayatındaki bir dikkatsizliği; binlerce hâkim ve savcının emeğine sürülen kolektif bir lekeye dönüşür. Toplum tek bir ismi değil, tüm teşkilatı mahkûm eder. Bu yüzden vakar, sadece kürsüde değil hayatın her alanında ortak sorumluluğumuz olmalıdır.</p>

<p><strong>Mustafa POLAT</strong></p>

<p><strong>Hakim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dunyada-hakim-ve-savcilarin-sosyal-medya-kullanimlari-ve-ozel-yasantilari-nasil</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/hakim-sosyal-medya.jpg" type="image/jpeg" length="48919"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Epstein Adası ve Diğerleri: Modern Dünyanın "Hukuk Dışı" Adaları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/epstein-adasi-ve-digerleri-modern-dunyanin-hukuk-disi-adalari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/epstein-adasi-ve-digerleri-modern-dunyanin-hukuk-disi-adalari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jeffrey Epstein, uzun yıllardan beri dünyanın gündemini meşgul etmiş, 2005 yılında kendisine yönelen bir kısım suçlamalar üzerine adalet mekanizmasının soğuk yüzüyle tanışmış, yapılan yargılamadan sonra tabir yerindeyse paçayı kurtarmış; daha önce kurduğu adasına tekrar geri dönmüştür. Geçen yılların ardından Epstein, 2019 yazında özel uçağıyla Fransa’dan döndüğü gün New York’ta yeniden gözaltına alınmıştır. Savcılık, suçlamalara konu fiillerin işlendiği iddia edilen mal varlıklarına el konulmasını talep etmiş, Epstein ise tüm suçlamaları reddetmiş ve herhangi bir suçlamayı kabul etmemiştir. Kefalet talebinin reddedilmesi üzerine New York’taki Metropolitan Cezaevi’nde tutuklu olarak kalan Epstein’in, tutukluluk sürecinde sağlık sorunları yaşadığı, boyun bölgesinde yaralanmaların tespit edildiği kayıtlara geçmiştir. Kısa süre sonra cezaevinde hayatını kaybettiği açıklanmış fakat ölüm şekli henüz aydınlatılmamış olup gizemini korumaktadır.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde yakın zamanda yürürlüğe giren bir yasal düzenleme ile, Epstein soruşturmasına ilişkin resmi belgelerin kamuoyuna açıklanması zorunlu hâle getirildi. Milyonlarca sayfa belge, yüz binlerce görsel ve binlerce video kaydı gecikmeli olarak erişime açıldı. Fakat yargı süreci tamamlanamadığından Epstein hakkında kesin bir hükümden de bahsetmek mümkün değildir. Bu denli özel ve önemli bilgilerin ifşa edilmesinin hukuki boyutuna yönelik tartışmalar ve itirazlar üzerine yetkililer, bu sürecin kamuoyunun bilgilendirilmesi ve şeffaflığın sağlanması amacı taşıdığını vurguladı. Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı’nın dosyaları aşamalı bir biçimde yayımlaması üzerine dünyanın gündemi sarsıldı. Gün yüzüne çıkan binlerce belge Jeffrey Epstein’i ve kurduğu evreni sorgulamaya götürdü; inşa edilen karmaşık ilişki ağını yeniden ve daha derinlikli biçimde sorgulamayı zorunlu kıldı. Konu gündemdeki sıcaklığını korurken sosyal medya ağları üzerinden binlerce deepfake video, montajlanmış görsel, yapay zeka desteğiyle hazırlanmış içerik ve manipülatif bilgi dolaşıma girdi. Yine sadece magazinel boyuta odaklananlar olduğu gibi konunun/olayın haber değeri üzerinden de binlerce içerik üretildi. Ortaya çıkan bu tablo, farklı disiplin ve uzmanlık alanlarının kesişim noktasında yer almaktadır. Ancak bu değerlendirmede, söz konusu adanın ve buna benzer adaların/bölgelerin egemen hukuk dışında kalmaları yönü ele alınacaktır.</p>

<p><strong>Devlet İçindeki Egemenlik Boşlukları</strong></p>

<p>Epstein’in kısa sürede devleşen ekonomik gücü ve hızlı yükselişi, onu küresel ölçekte tanınan isimlerle aynı sosyal çevreye taşımıştı. Siyaset, sanat, bilim ve iş dünyasından birçok tanınmış kişiyle kurduğu ilişkiler, uzun süre kamuoyunda hayranlıkla anılmıştı. Şu aralar neredeyse küresel siyaseti ve ekonomiyi yöneten kişiler tarafından yılllar önce Epstein hakkında <em>‘‘Müthiş bir adam’’, "çok gizemli" </em>ve<em> "klasik bir buzdağı"</em> gibi ifadeler kullanılmıştı. Epstein olayını soruşturan ABD Virgin Adaları Başsavcısı Denise George ise gerçeği <em>"Bildiğim tek şey, Epstein'ın zenginliği ve gücü sayesinde bunların çoğunu gizleyebildiğidir."</em> şeklinde İfade etmişti. Buradan çok net ve açık bir şekilde anlaşılmaktadır ki Epstein’in; ekonomik gücü, siyasi çevresi ve kurumlarla olan ilişkisi onu dokunulmaz bir noktaya getirmişti. Bu dokunulmazlık zırhı altında yıllarca kirli ağlar örülmüştü. Anlaşılıyor ki bir kısım devlet yetkililerinin de bildiği ama konuşamadığı bir hal almıştı.</p>

<p>Modern devletlerin hukuk düzeni, 17. yüzyıldan bu yana toprak bütünlüğü ve egemenlik ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Ancak 21. yüzyılın dünyasında, paradoksal bir şekilde, bu egemenlik kavramının bizzat kendisi, suçun en karanlık biçimleri için bir sığınak haline gelmiş durumdadır. Kamuoyunun Jeffrey Epstein vakası ile dehşet içinde tanıklık ettiği süreç, aslında buzdağının sadece görünen ve magazinleşmiş kısmıdır. Hukuk açısından meseleye baktığımızda karşımıza çıkan tablo, sadece münferit bir sapkınlık zinciri değil; paranın, siyasi nüfuzun ve coğrafi izolasyonun yardımıyla inşa edilen hukuk dışı alanlardır. Tüm dünyanın üzüntü, öfke, endişe ve dehşetle anlamaya çalıştığı Epstein vakasına devletlerin/hukukun nasıl müdahale edemediği, suçların işlenmesini engelleyemediği sorunsalına eğilmek gerekir. Dünyanın en güçlü yasalarının, kolluk kuvvetlerinin ve yargılama makamlarının olduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde nasıl oluyor da bu dehşet verici suçlar işlenebilmekte, yıllarca sürebilmekte ve tüm bu olanlara göz yumulabilmektedir?</p>

<p>Uluslararası hukukta devletin temel unsurlarından biri, o toprak parçası üzerindeki mutlak yargı yetkisidir. Ancak Epstein’ın Virgin Adaları’ndaki "Little St. James" adası veya Peter Nygard’ın Bahamalar’daki malikanesi ve diğer bilinen/bilinmeyen onlarcası gibi örnekler, bize çok sayıda de facto bölgenin olduğunu göstermektedir. Bu bölgeler kağıt üzerinde bir devletin yasalarına tabidir; ancak pratikte, mülk sahibinin ekonomik gücü yerel kolluk kuvvetlerini, siyasi mekanizmayı ve denetim organlarını felç ettiğinde, orada artık o devletin yasaları değil, mülk sahibinin iradesi geçerli olmaya başlar. Failin suç işleyeceği coğrafyayı basit bir lokasyon tercihi olarak değil, yasaların en zayıf halkasını seçmeye dayalı bilinçli arayışı olarak görmesi durumudur. Bu stratejiyle, ulusal sınırların sağladığı dokunulmazlık zırhı, evrensel hukuk ilkelerini ve denetim mekanizmalarını devre dışı bırakmak amacıyla teknik bir araç haline getirilmektedir. Yatırımcıların vergiden kaçınmak için düşük vergi oranlı ülkeleri seçmesi gibi, bu profildeki suçlular da denetimin zayıf, yolsuzluğun yüksek ve coğrafi izolasyonun mümkün olduğu noktaları seçmektedir.</p>

<p>Bu tür adaların ortak noktası özel mülk olmaları ve kamuya kapalı alanlar olmalarıdır. Mülkiyet hakkının sağlamış olduğu imtiyazlar, mülk sahipleri tarafından kötüye kullanılmaktadır. Epstein vakasında olduğu gibi bu tür özel mülkler, hakkın kötüye kullanımını aşan organize ve sistematik suç merkezleri haline gelebilmektedir.</p>

<p><strong>Nygard Cay: Epstein’ın Karayipler’deki İzdüşümü</strong></p>

<p>Öncelikle belirtmek gerekir ki Nygard hakkında Türkçe’de neredeyse tek bir makale ya da haber bulunmamaktadır. Türkiye kamuoyunda da bilinen bir kişilik değildir. Derlediğim bilgiler, yaptığım okumlar ve değerlendirmeler yabancı dillerdeki kaynakların Google Translate aracılığıyla çevrilmesiyle oldu. Peter Nygard'ın yükselişi ve dramatik çöküşü, moda dünyasının ışıltılı podyumlarından soğuk cezaevi duvarlarına uzanan, güç ve yozlaşmanın iç içe geçtiği sarsıcı bir hikâyedir. 1967 yılında Winnipeg’de temellerini attığı Nygard İnternational ile kadın giyim sektöründe küresel bir imparatorluk kuran Finlandiya asıllı Kanadalı bu iş insanı, uzun yıllar boyunca serveti ve yaşam tarzıyla cemiyet hayatının en etkili figürlerinden biri olarak kabul edilmişti. Öyle ki, "Kanadalı Hugh Hefner" yakıştırmasıyla anılacak kadar görkemli ve bir o kadar da tartışmalı bir profil çizmişti. Ancak 2020 yılında FBI’ın New York’taki ofislerine yaptığı baskın, bu ihtişamın ardındaki karanlık dünyayı gün yüzüne çıkarmıştı. Çok ağır suçlamalarla sarsılan Nygard, kurucusu olduğu imparatorluktan el çektirilmekle kalmamış, şirketi de kısa süre içinde iflasın eşiğine sürüklenmişti. Hukuki süreçler ilerledikçe ve derinleştikçe, Nygard’ın geçmişine dair iddiaların 1960’lara kadar uzandığı ve onlarca yıl süren sistematik bir suç zinciri oluşturduğu anlaşıldı. Kanada mahkemeleri tarafından yapılan yargılamalar neticesinde Nygard, farklı dosyalardan ciddi hapis cezaları aldı.</p>

<p>Elbette onu bir hukukçu gözüyle incelemeye değer kılan şey ticari başarısı ya da hayat hikayesi değil, Bahamalar’ın başkenti Nassau’da kurduğu Nygard Cay isimli devasa malikanesidir. Bu yapı, sadece lüks bir konut değil; Maya mimarisinden esinlenerek inşa edilmiş, etrafı sularla ve sıkı güvenlik önlemleriyle çevrili, dış dünyadan tamamen izole bir kale gibiydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nygard Cay’in oluşum süreci, mülkiyet hakkının kamu yararı ve hukuk aleyhine nasıl genişletilebileceği, yıllarca işlenen suçlar kitap konusu olacak uzunlukta ve derinliktedir. Nygard, mülkünü sürekli olarak denizi doldurarak genişletmiş ve bu süreçte yerel ekosistemi tahrip etmiştir. Yerel halkın ve çevreci örgütlerin itirazlarına rağmen, siyasi bağlantıları sayesinde bu genişlemeyi sürdürmüştür. Bahamalar gibi gelişmekte olan ülkelerde, zengin elitlerin yerel kurumlara yaptığı büyük bağışlar (belki de rüşvetler) hukuki denetimi felç eden bir işlev görür. Nygard, kiliselerden yerel derneklere kadar yaptığı bağışlarla/rüşvetlerle/haraçlarla kendisine koruma sağlamış, bu da yerel polisin ve denetçilerin malikanenin kapısından içeri girmesini engellemiştir. İddianamelere ve mahkeme kararlarına yansıyan bilgilere göre, bu malikane on yıllarca suçların meşrulaştırıldığı bir merkez olarak kullanılmıştır. Burada devlet, mülkiyetin kutsallığı arkasına gizlenerek; vücut dokunulmazlığını, hürriyeti ve birçok insan hakkını feda etmiştir. Buradaki asıl sorun, devletin kendi toprakları üzerindeki yargı yetkisini deyim yerindeyse bir mülk sahibine devretmiş olmasıdır. Nygard Cay’de geçerli olan kural Bahamalar yasaları değil, Nygard’ın iradesi ve keyfi eylemleri olmuştur.</p>

<p>Nygard Cay örneği, modern hukuk dünyasına şu acı dersi vermiştir: Eğer bir mülk, kamu denetimine tamamen kapatılıyor ve özel alan savunmasıyla insan onurunu çiğniyorsa, orada artık mülkiyet hakkından değil, mülkiyet krallığından bahsedilir. Uluslararası hukukun iç işlerine müdahale çekincesiyle sessiz kaldığı her saniye, bu adalar suç endüstrisinin güvenli alanları olmaya devam edecektir. Nygard yargı önüne çıkarılmış, hüküm giymiş ve bugün hükümlüdür; ancak arkasında bıraktığı hukuk enkazından çıkarmamız gereken dersler olmalıdır. Peter Nygard ve Bahamalar’daki malikanesi olan Nygard Cay, aslında Epstein vakasının sadece bir benzeri değil; paranın ve nüfuzun, devletin egemenlik sınırları içinde nasıl ‘‘devletçikler’’ kurabileceğinin en somut ve trajik örneğidir.</p>

<p><strong>Uzak Asya’nın Özel Ekonomik Bölgeleri</strong></p>

<p>Meselenin daha sistematik ve kurumsal bir boyutu ise Güneydoğu Asya’daki Özel Ekonomik Bölgeler’i üzerinden yürümektedir. Kamboçya, Laos ve Myanmar sınırlarının kesiştiği coğrafyadaki bazı adalar ve kapalı bölgeler, devletin egemenlik haklarını birer ticari meta gibi özel şirketlere veya kartellere devretmesiyle oluşmuştur.<strong> </strong>Bu Özel Ekonomik Bölgelerde neler yaşandığı meçhuldür. Zira hukukun/devletin denetiminden çıkmış, adeta görmezlikten gelinen bölgelerdir. Bu bölgeler artık Epstein ve Nygard Cay tarzı bireysel suç mahallerinden çıkıp, birer suç endüstrisine dönüşmüş durumdadır. Modern kölelik, insan kaçakçılığı ve bilişim yoluyla dolandırıcılık bu yarı-egemen alanlarda hiçbir hukuki engelle karşılaşmadan sürdürülmektedir. Uluslararası hukuk, "devletin kendi toprakları üzerindeki tasarrufu" ilkesi nedeniyle bu bölgelere müdahale etmekte güçlük çekmektedir. Uluslararası hukuk doktrininde egemenlik kavramı; devletlere mutlak bir dokunulmazlık ve her türlü dış denetimden azade bir hareket alanı tanıyan statik bir zırh teşkil etmekten ziyade; özünde insan onurunu koruma, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alma ve kendi sınırları içerisinde hukuksuzluğun kök salmasını engelleme ödevini barındıran, bu ödevler ifa edilmediği takdirde ise uluslararası meşruiyetini ve müdahale edilemezlik kalkanını yitirme riskiyle karşı karşıya kalan dinamik bir sorumluluklar manzumesidir.</p>

<p>Ez cümle; bir devletin, ekonomik kalkınma veya yabancı yatırım çekme bahanesiyle kendi toprakları üzerinde kurduğu Özel Ekonomik Bölgeler'de yaşanan sistematik insan ticareti veya çocuk istismarı vakalarına, iç işlerine müdahale argümanının arkasına sığınarak sessiz kalması, o devletin egemenlik hakkını kötüye kullandığı anlamına gelir. Nitekim uluslararası yargı organları, bir devletin kendi sınırları içinde gerçekleşen ağır insan hakları ihlallerini önlemedeki 'istekli olmama' veya 'yetersiz kalma' durumunu, o devletin egemenlik haklarının askıya alınabileceği bir eşik olarak kabul etmeye başlamıştır. Bu bağlamda, Epstein’ın faaliyet gösterdiği Virgin Adaları veya benzeri bölgelerdeki otoritelerin denetim yükümlülüğünü ihmal etmesi, sadece yerel bir yönetim zafiyeti değil, uluslararası hukukun temel normlarına karşı da bir sorumluluk ihlalidir. Yani bir devlet, kendi toprakları üzerinde suçun işlenmesine sistematik olarak göz yumuyorsa, o devletin egemenlik koruması uluslararası toplum tarafından sorgulanabilir hale gelmelidir.</p>

<p>Bu suç adalarının ayakta kalmasını sağlayan en güçlü araçlardan biri de karmaşık şirket yapılarıdır. Epstein’ın mülkleri genellikle birer vakıf veya paravan şirket üzerine kayıtlıdır. Bu durum, hukukta tüzel kişilik perdesi dediğimiz kavramın, suçu örtmek amacıyla kötüye kullanılmasıdır. Uluslararası ceza hukuku, bireysel sorumluluğu esas alır; ancak bu yapılar suçun şahsiliği kavramını da bulanıklaştırır. Mağdurların adalete erişimi, karşılarındaki devasa duvarlar nedeniyle imkansız hale getirilir. Vergi cennetlerinin sunduğu gizlilik yasaları, sadece parayı değil, o parayla finanse edilen suçları da gizlemektedir. Benzer adaların birçok ülkede mevcut olduğu, bir kısım kişilerin/ailelerin aynı yöntem ve şekillerde korunduğu tahmin edilmekte fakat konuşulamamaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong></p>

<p>Epstein davası ve benzer davalar bize şunu göstermiştir: Suçlar globalleşirken; yargı yerelleşmiş, körleşmiş ve hantallaşmış durumdadır. Bu adalarda işlenen suçların önüne geçmek için birkaç temel hukuki reform şarttır. İnsan ticareti ve sistematik çocuk istismarı gibi suçlarda, suçun nerede işlendiğine bakılmaksızın tüm devletlerin yargı yetkisini daha aktif kullanması teşvik edilmelidir. Bir devletin topraklarında uluslararası hukuka aykırı bölgeler/adalar oluşturması, kanaatimce o devletin uluslararası finans sisteminden ve diplomatik korumalardan men edilmesine yol açacak yaptırımlar uygulanmalıdır. Mülk ve şirketlerin gerçek/örtülü sahiplerinin gizlenmesi yasaklanmalı, özellikle kapalı mülklerdeki insan hakları denetimi, mülkiyet hakkının dokunulmazlığından üstün tutulmalıdır. Jeffrey Epstein, Peter Nygard ve isimleri henüz ifşa olmamış nice ada sahipleri, hukukun güçle, parayla veya siyasetle susturulduğu yerlerde var oldular. Uluslararası mekanizmaların, devletlerin, insan hakları örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının temel misyonu egemenlik kavramının suçlular için bir kaçış tüneline dönüşmesine izin vermemek olmalıdır. Dünya üzerindeki hiçbir ada, hiçbir mülk ve hiçbir bölge/ada, insan onurunun çiğnendiği birer muafiyet alanı olamaz. Adalet, sadece ana karalarda değil, okyanusun en ücra köşesindeki mülklerde de tecelli etmek zorundadır. Aksi takdirde, hukuk sadece gücü yetmeyenlerin uymak zorunda olduğu bir kurallar silsilesinden öteye gidemeyecektir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-lokman-cetin" title="Av. Lokman ÇETİN"><img alt="Av. Lokman ÇETİN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/11/lokman-cetin.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-lokman-cetin" title="Av. Lokman ÇETİN">Av. Lokman ÇETİN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/epstein-adasi-ve-digerleri-modern-dunyanin-hukuk-disi-adalari-1</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/adsiz-98.jpg" type="image/jpeg" length="66529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya ve beraberindeki heyet, İspanya’ya çalışma ziyareti gerçekleştirdi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-ve-beraberindeki-heyet-ispanyaya-calisma-ziyareti-gerceklestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-ve-beraberindeki-heyet-ispanyaya-calisma-ziyareti-gerceklestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, anayasa yargısı alanında ikili ilişkilerin geliştirilmesi çerçevesinde 3-4 Şubat 2026 tarihlerinde İspanya’ya çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Ziyaret kapsamında İspanya Anayasa Mahkemesi ile İspanya Yüksek Mahkemesinde düzenlenen çalışma oturumlarıyla bilgi ve tecrübe paylaşımı sağlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi ile Avrupa Birliği-Avrupa Konseyi iş birliğinde yürütülen “Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Projesi” kapsamında gerçekleştirilen ziyarette Başkan Kadir Özkaya’ya; Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan, Anayasa Mahkemesi Üyeleri Recai Akyel, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş, İrfan Fidan, Kenan Yaşar, Muhterem İnce, Ömer Çınar, Metin Kıratlı ve Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Azaklı ile diğer yetkililer eşlik etti.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi heyeti ilk olarak İspanya Anayasa Mahkemesini ziyaret etti. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’nın İspanya Anayasa Mahkemesi Şeref Defteri’ni imzalamasının ardından çalışma oturumlarına geçildi.</p>

<p>Oturumların açılışında konuşan İspanya Anayasa Mahkemesi Başkanı Cándido Conde-Pumpido Tourón, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi heyetini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Gerçekleştirilen çalışma oturumlarının Mahkemeler arasındaki ilişkileri daha da güçlendireceğine inandığını belirten Başkan Cándido Conde-Pumpido Tourón, şunları söyledi: “Anayasa Mahkemelerimiz, coğrafi olarak farklı konumlarda olsalar da aynı Avrupa anayasal geleneğini paylaşmaktadır. Bu ortak çerçevede, İspanya’daki amparo başvurusu ve Türkiye’deki bireysel başvuru, temel hakların korunması için vazgeçilmez araçlar olarak öne çıkmakta ve bu da Mahkemelerimiz arasındaki bağları güçlendirmekte ve sıkılaştırmaktadır. Deneyimlerin paylaşılması, ortak düşünme ve kurumsal güçlendirme için bir platform olarak tasarlanan bu çalışma oturumları düzenlenmektedir. Bu bağlantıyı, hukuk sistemimizin tutarlılığını ve bütünlüğünü korumak için vazgeçilmez görüyorum. İspanya Anayasa Mahkemesi, bugünkü gibi toplantıların kurumlarımızın güçlenmesine ve dolayısıyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasında daha fazla etkinlik sağlanmasına katkıda bulunduğuna inanarak bu iş birliğini derinleştirmeye devam etme konusundaki tam kararlılığını yeniden teyit etmektedir.”</p>

<p><strong>Mahkememiz Bireysel Başvuruda Çok Başarılı Bir Sınav Vermiştir </strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ise yaptığı konuşmada gerek mesleki bilgi paylaşımı gerekse ikili ilişkilerin güçlendirilmesi kapsamında çalışma ziyaretinin büyük önem arz ettiğini ifade etti. Bireysel başvurunun Türk hukuk sistemindeki başarısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Kadir Özkaya, “Mahkememiz bireysel başvuruda çok başarılı bir sınav vermiştir. Yıllık yüz binlere yaklaşan başvuru sayılarının yanı sıra olağanüstü durumlara karşın bugün bireysel başvuru etkili bir hak arama yolu olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir. İçtihat anlamında da çok zengin bir birikime sahip olduğumuzu söyleyebilirim.” dedi. Avrupa Konseyi ile birlikte yürütülen proje kapsamındaki faaliyetlere dikkat çeken Başkan Özkaya, bireysel başvurunun bu noktaya gelmesinde iş birliği içinde gerçekleştirilen ortak çalışmaların önemli katkısı olduğunu aktardı.</p>

<p>Açış konuşmalarının ardından karşılıklı sunumlar gerçekleştirildi. Bu kapsamda İspanya Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Inmaculada Montalbán Huertas, İspanya Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri ile bireysel başvuru sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esasları hakkında bilgiler paylaştı. İspanya Anayasa Mahkemesi Üyesi Ricardo Enríquez Sancho ile Anayasa Mahkemesi Üyesi Kenan Yaşar da “Bireysel Başvuru Kapsamında Özel Anayasal Önem Kavramı” başlıklı sunumlar yaptı.</p>

<p><strong>Asıl Önemli Olan İhlal Kararlarının Objektif Etkisinin Hayata Geçirilmesidir</strong></p>

<p>Gerçekleştirilen son çalışma oturumunda ise İspanya Anayasa Mahkemesi Başkanı Cándido Conde-Pumpido Tourón ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve genel görevli mahkemeler tarafından içtihadın takibine ilişkin birer sunum yaptı. Başkan Özkaya, bireysel başvuru kapsamında verilen kararlarla binlerce hak ihlalinin giderildiğine işaret ederek bu sayede anayasal güvencelerin soyut ilkeler olmaktan çıkarak somut bir koruma mekanizmasına dönüştüğünü kaydetti.</p>

<p>Bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde başarılı bir süreçte ilerlediğini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edildiğini aktaran Başkan Özkaya, bireysel başvurunun başarılı bir şekilde devam edebilmesinin ve yeni ihlallerin engellenebilmesinin en temel şartlarından birinin verilen ihlal kararlarının gereği gibi icra edilmesi olduğunu vurguladı.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi ihlal kararlarının subjektif ve objektif etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Kadir Özkaya, “Bizim için asıl önemli olan ihlal kararlarının objektif etkisinin hayata geçirilmesidir. Yani verilen ihlal kararının, emsal veya benzer davalarda ilk derece mahkemeleri veya yüksek mahkemeler tarafından dikkate alınarak o davalarda uygulanmasının sağlanmasıdır. Bu şekilde bireysel başvurunun etkinliği artırıldığı gibi ihlallerin sayısı azalmakta ve hukukun anayasallaşması da hayata geçirilmiş olmaktadır.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İhlal kararlarının objektif etkisinin hayata geçirilmesini kolaylaştırmak amacıyla yürütülen faaliyetlere ilişkin bilgiler aktaran Başkan Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesi kararlarından ve uygulamalarından örnekler paylaşarak “Bütün bu uygulamaların amacı; adaletin tesisine, hukukun üstünlüğüne, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlamak; bireylerin ve kurumların adalet duygularını tatmin etmek, devlete ve hukuka olan güvenlerini artırmaktır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi Heyeti, İspanya Yüksek Mahkemesini Ziyaret Etti</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi heyeti, İspanya programının ikinci gününde ise İspanya Yüksek Mahkemesini ziyaret etti.</p>

<p>İspanya Yüksek Mahkemesi Başkanvekili Dimitry Berberoff Ayuda programda yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesi heyetini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İspanya Yüksek Mahkemesinin çalışma usul ve esasları hakkında bilgiler aktaran Başkanvekili Dimitry Berberoff Ayuda, İspanya hukuk sistemine ilişkin genel değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan da söz konusu ziyaretin hem bilgi paylaşımı hem de ikili ilişkilerin güçlendirilmesi anlamında önem arz ettiğini aktardı. Başkanvekili Gökcan, “Bugün burada insan hakları yargısının farklı yönlerini, özellikle iç hukuk yollarıyla olan ilişkisini ve bu anlamda yüksek yargının rolünü ele alma fırsatı bulacağız. Şüphesiz ki bu müzakereler bilgi ve kapasite artırımı konusunda çok önemli faydalar sağlayacaktır.” dedi.</p>

<p>Konuşmaların ardından gerçekleştirilen çalışma oturumlarında İspanya Yüksek Mahkemesi yargıçları; Mahkemenin yapısı, görev ve yetkileri ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi arasındaki ilişkiler başta olmak üzere çeşitli konularda sunumlar yaptı.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, İspanya temasları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Madrid Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci ile de bir araya geldi.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10101/1.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10102/2.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10103/3.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10104/4.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10105/5.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10106/6.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10107/7.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10108/8.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10111/11.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10112/12.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10113/13.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10109/9.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10110/10.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-ve-beraberindeki-heyet-ispanyaya-calisma-ziyareti-gerceklestirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/13-2.jpeg" type="image/jpeg" length="16005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM Başkan Kadir Özkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi adli yıl açılış programına katıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-baskan-kadir-ozkaya-avrupa-insan-haklari-mahkemesi-adli-yil-acilis-programina-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-baskan-kadir-ozkaya-avrupa-insan-haklari-mahkemesi-adli-yil-acilis-programina-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 2026 adli yıl açılışı dolayısıyla Fransa’nın Strazburg şehrinde düzenlenen programa katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Mattias Guyomar’ın daveti üzerine adli yıl açılış programına Türkiye’den Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, Danıştay Başsavcısı Cevdet Erkan, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanı Fahri Akçin, Danıştay Üyeleri Aysel Demirel ve Kenan Balan, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Azaklı ile Anayasa Mahkemesi Başraportörleri Abdullah Çelik ve Akif Yıldırım katıldı.</p>

<p>Program kapsamında Başkan Kadir Özkaya, AİHM Başkanı Mattias Guyomar ile bir araya geldi. Başkan Özkaya, törende yaptığı konuşma dolayısıyla tebrik ettiği Guyomar’ın yeni adli yılını kutladı.</p>

<p>Başkan Özkaya ayrıca, AİHM Türk Yargıcı Saadet Yüksel ile görüştü. Görüşmede, yeni adli yıla ilişkin karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, adli yıl açılış programı çerçevesinde yapılan mülakatta, daveti ve programın organizasyonu için AİHM Başkanı Guyomar’a teşekkür etti. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi olarak AİHM kararlarını takip ettiklerini aktaran Başkan Özkaya, AİHM’in ülkeler arasında hukuk ve insan hakları alanında standartların geliştirilmesi ve istikrarın sağlanması yönünde çok önemli bir fonksiyon icra ettiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Özkaya, AİHM ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi arasında diyalog ve iş birliğinin gelişimine katkıları nedeniyle AİHM Türk Yargıcı Saadet Yüksel’e ve tüm yargıçlara teşekkür etti.</p>

<p>Adli yıl açılışı çerçevesinde bu yıl “Zorlu Dönemlerde Medya Çoğulculuğunun ve Demokratik Sürecin Savunulması” temalı seminer düzenlendi. Seminerde; medya çoğulculuğu ve bilgi edinme hakkı, bilgi edinme özgürlüğü, demokratik sürecin bütünlüğü ve yargısal denetimin rolü ile demokratik devlet düzeninin korunmasının ön koşulu olarak halk iradesinin serbestçe ifade edilmesi konuları ele alındı.</p>

<p>Avrupa Konseyi Nezdinde Türkiye Daimî Temsilcisi Büyükelçi Nurdan Bayraktar Golder ile de bir görüşme gerçekleştiren Başkan Özkaya, Strazburg temasları kapsamında Avrupa Konseyi Nezdinde Birleşik Krallık Daimî Temsilciliğinin düzenlediği resepsiyona katıldı.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10087/1.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10088/2.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10089/3.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10090/4.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10095/8.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10092/6.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, Genel, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-baskan-kadir-ozkaya-avrupa-insan-haklari-mahkemesi-adli-yil-acilis-programina-katildi</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/untitled-1-12.jpg" type="image/jpeg" length="21745"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AİHM'e en çok hak ihlali başvurusu Türkiye'den geldi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aihme-en-cok-hak-ihlali-basvurusu-turkiyeden-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aihme-en-cok-hak-ihlali-basvurusu-turkiyeden-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AİHM'nin 2025 bilançosuna göre Avrupa Konseyi ülkeleri arasında en çok şikayet edilen ülke Türkiye oldu. AİHM kaynakları bu yıl da yeni bir başvuru dalgası bekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye 2025 yılını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) en fazla dava başvurusuna sahip devlet olarak kapattı.</p>

<p>AİHM'in Strasbourg'taki merkezinde bugün kamuoyu ile paylaşılan 2025 bilançosuna göre mahkemeye geçen yıl Türkiye'den bir önceki yıla kıyasla azalarak 18 bin 464 başvuru geldi. AİHM'e 2024 yılında Türkiye'den 21 bin 600 başvuru ulaşmıştı.</p>

<p>AİHM'ye yapılan başvuruların toplamında da genel bir azalma olduğu dikkat çekiyor.</p>

<p>DW Türkçe'den Kayhan Karaca'nın derlediği istatistiklere göre, 2024 yılını 46 Avrupa ülkesinden 60 bin 350 başvuruyla kapatan AİHM'e toplam başvuru sayısı geçen yıl yüzde 11 azaldı ve 53 bin 450'ye geriledi.</p>

<p>Türkiye'den gelen başvuruların yüzde 80'den fazlası, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası alınan önlemlerle bağlantılı gözaltı, tutuklama ve yargılamalardan kaynaklanıyor.</p>

<p><strong>Yeni dava grubu: Meslekten ihraçlar</strong></p>

<p>Yıl başından bu yana da Türkiye'ye karşı yaklaşık 650 başvuru daha kaydedildiğini bildiren AİHM kaynakları, şu anki başvuru sayısını 19 bin 110 olarak belirtiyor.</p>

<p>Türkiye'den yeni başvuruların özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilenleri kapsadığı, Anayasa Mahkemesi'nin meslekten ihraç edilenlerle ilgili son kararlarının ardından yıl sonuna kadar bu konuda mahkemeye 30 bin potansiyel başvurunun gelebileceği söyleniyor.</p>

<p>Darbe girişiminin ardından Türkiye'den AİHM'ye üç dalga halinde hak ihlali iddiası temelinde yaklaşık 125 bin başvurusu gelmiş, AİHM bunların çoğunu "iç hukuk yolları tüketilmediği" gerekçesiyle reddetmiş, bunun üzerine Türkiye'de OHAL Komisyonu kurularak iç hukuk yolu oluşturulmuş ve binlerce başvuru AİHM'e gelmeden çözümlenebilmişti.</p>

<p>Meslekten ihaç edilenlere ek olarak Türkiye'nin spor kulüplerinden gelen başvurularda da artış gözlemleniyor.</p>

<p>AİHM gündeminde şu anda, özellikle Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu'nun bağımsızlığını konu alan yaklaşık 60 başvuru bulunuyor.</p>

<p>Çoğu futbol müsabakalarını kapsayan bu başvuruları AİHM gündemine taşıyan kulüpler arasında Fenerbahçe ve Galatasaray da var. AİHM bu ay başında aldığı bir kararda, Tahkim Kurulu'nun bağımsızlığının yeterli olmadığına hükmetmişti.</p>

<p><strong>Türkiye'yi hangi ülkeler izliyor?</strong></p>

<p>AİHM gündemindeki dava başvurusu sayısında Türkiye'yi, 2022'de Ukrayna'yı işgalinin ardından Avrupa Konseyi'nden dışlanan Rusya (7 bin 177), Ukrayna (4 bin 4), Polonya (3 bin 517), İtalya (2 bin 787), Yunanistan (2 bin 562), Romanya (2 bin 489) ve Azerbaycan (2 bin 180) izliyor. Fransa (703), İspanya (186), Birleşik Krallık (139) ve Almanya (127) gibi önemli nüfusa sahip Avrupa ülkeleri, başvuru sayısında orta sıralarda yer alıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/01/adsiz-95.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Dava başvuruları ülkelerin nüfuslarına orantılı ele alındığında AİHM üyesi 46 Avrupa ülkesinde 10 bin kişiye ortalama 0,38 başvuru düşüyor.</p>

<p>Bu oranın en yüksek olduğu Avrupa ülkeleri San Marino (4,41), Monaco (2,89), Karadağ (2,76), Moldova (1,97) ve Hırvatistan (1,96). En düşük olduğu ülkeler ise Birleşik Krallık (0,04), Almanya (0,07) ve İrlanda (0,07). Türkiye 0,79'luk oranla ortalamanın hemen üstünde yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AİHM geçen yıl ele aldığı başvuruların yüzde 74,1'ini (28 bin 589 başvuru) ise "kabul edilemez" ilan ederek geri çevirdi. Kabul edilebilir ilan ettiği başvuruların yüzde 18,2'sini (7 bin 11) de karara bağladı.</p>

<p>2024 yılında 1102 (bin 102) karar açıklayan mahkeme, gruplar halinde yapılan başvurular da dahil olmak üzere geçen yıl toplam 914 dava kararı açıkladı.</p>

<p>Bunlardan 814'ünde AİHS'nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) en az bir maddesinin ihlaline hükmeden ve 80 davada ihlal olmadığı sonucuna varan mahkeme, 8 davada taraflar arasında dostane çözüme gidildiğini veya davanın gündemden düştüğünü, geri kalanların ise diğer yöntemlerle çözümlendiğini bildirdi.</p>

<p>Mahkeme, Avrupa devletlerinden gelen davalarda en çok ihlal kararını (428 karar) AİHS'nin adil yargılanma hakkını güvence altına alan 6'ncı maddesi temelinde verdi.</p>

<p>Bu maddeyi özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5'nci madde (281 karar), işkence ve kötü muamelenin önlenmesiyle ilgili 3'üncü madde (188 karar), mahkemeler önünde etkin başvuru hakkıyla ilgili 13'üncü madde (151 karar), mülkiyet hakkına ilişkin 1 numaralı Protokolün 1'inci maddesi (128 karar), yaşama hakkına ilişkin 2'nci madde (42 karar) ve diğer maddeler (509 karar) izledi.</p>

<p><strong>AİHM 74 Türkiye davasında karar açıkladı</strong></p>

<p>Mahkeme 2025 yılında Türkiye hakkında bireysel veya grupsal başvurularla ilgili toplam 74 davada karar açıkladı.</p>

<p>Bunlardan 66'sında AİHS'in en az bir maddesinin ihlal edildiğine hükmederken 6'sında ihlal bulmadı, 2'sinin ise diğer yöntemlerle sonuçlandığını açıkladı. T</p>

<p>ürkiye hakkında 24 dava ile en fazla ihlal kararı AİHS'in adil yargılanma hakkı maddesi temelinde verildi. Bu maddeyi 21 dava ile AİHS'in özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili maddesi izledi.</p>

<p>AİHM gündeminde 15 devletler arası dava da bulunuyor. Bunların 12'si savaş ya da çatışmaları konu alıyor.</p>

<p>Dördü Ukrayna tarafından Rusya'ya, biri Hollanda tarafından Rusya'ya, dördü Ermenistan tarafından Azerbaycan'a, biri Ermenistan tarafından Türkiye'ye, ikisi ise Azerbaycan tarafından Ermenistan'a karşı açılmış davalardan oluşuyor.</p>

<p>Devletler arası bu başvurularla bağlantılı 8 bin 300 bireysel başvuru da işleme konmayı bekliyor.</p>

<p><strong>AİHM popülizmin hedefinde</strong></p>

<p>Başvuruların daha hızlı işleme konup karara bağlanması için idari ve organizasyonel reformlar başlatan AİHM, daha etkin çalışma adına son zamanlarda kendi bünyesinde "göç", "savaş ve çatışmalar" ve "çevre ve iklim değişikliği" gibi uzmanlık birimleri oluşturmaya başladı.</p>

<p>AİHM bu reformlara rağmen 66 yıllık tarihinin en zor anlarını yaşıyor ve göçmen ve sığınmacıların daha kolay sınır dışı edilmelerini engellediği gerekçesiyle son aylarda kimi Avrupa hükümetleri tarafından doğrudan hedef alınıyor.</p>

<p>Danimarka, İtalya, Polonya, Belçika, Avusturya, Çekya, Estonya, Letonya ve Litvanya'nın göçmenlerle ilgili içtihadını gözden geçirmesi için AİHM'ye baskı olarak Mayıs 2025'te yayımladığı ortak bildirinin bir benzeri, Aralık 2025'te Strasbourg'da düzenlenen Avrupa Konseyi Adalet Bakanları Konferansı paralelinde 27 Avrupa hükümeti tarafından imzalanmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aihme-en-cok-hak-ihlali-basvurusu-turkiyeden-geldi</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/11/aihm-kl.jpeg" type="image/jpeg" length="24789"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BANGALOR YARGI ETİĞİ İLKELERİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bangalor-yargi-etigi-ilkeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bangalor-yargi-etigi-ilkeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[(Yargıda Doğruluğun Güçlendirilmesine Yönelik Yargı Grubu tarafından kabul edilen 2001 Bangalor Yargı Etiği Taslak Belgesi’nin 25-26 Kasım 2002 tarihlerinde Lahey Barış Sarayı’nda düzenlenen Yüksek Mahkeme Başkanları Yuvarlak Masa Toplantısında revize edilmiş hâlidir)]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Önsöz </strong></p>

<p>İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin herkesin, hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde ve herhangi bir suç isnadının karara bağlanmasında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından tam bir eşitlikle, âdil ve alenî olarak yargılanma hakkına sahip olduğunu temel bir ilke olarak tanıdığı,</p>

<p>Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin, herkesin mahkemeler önünde eşit olmasını ve bir davada herhangi bir suç isnadının karara bağlanmasında veya hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde herkesin kanunla kurulmuş, yetkili, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından âdil ve alenî olarak, sebepsiz gecikme olmaksızın yargılanma hakkına sahip olmasını teminat altına aldığı,</p>

<p>Aşağıdaki temel ilkelerin ve hakların, bölgesel insan hakları belgelerinde, ulusal anayasalarda, yasalarda ve içtihat hukukunda ve yargı teamül ve geleneklerinde de kabul görmüş veya yansıtılmış olduğu,</p>

<p>Yetkili, bağımsız ve tarafsız yargının insan haklarının korunması açısından sahip olduğu önemin; diğer tüm hakların icra edilebilmesinin nihai olarak adaletin doğru idaresine bağlı olması keyfiyetince de vurgulandığı,</p>

<p>Aynı şekilde yetkili, bağımsız ve tarafsız bir yargının, mahkemelerin anayasa ve hukukun üstünlüğünü koruma rollerini yerine getirmeleri bakımından da elzem olduğu,</p>

<p>Modern ve demokratik bir toplumda halkın yargı sistemine güveninin ve yargının ahlaki otoritesinin ve doğruluğunun son derece önemli olduğu,</p>

<p>Hâkimlerin, bireysel ve toplu olarak, hâkimlik makamına kamusal bir sorumluluk olarak saygı ve hürmet duymalarının ve yargı sistemine olan güveni artırmaya ve idame ettirmeye çalışmalarının oldukça önemli olduğu,</p>

<p>Yargı etiğinde yüksek standartların teşvik ve muhafaza edilmesine yönelik temel sorumluluğun her bir ülkedeki yargı organına ait olduğu,</p>

<p>Birleşmiş Milletler Yargı Bağımsızlığı Temel İlkeleri’nin yargının bağımsızlığını güvence altına almak ve ilerletmek üzere tasarlandığı ve öncelikle devletlere yönelik olduğu</p>

<p>DİKKATE ALINARAK</p>

<p>Hâkimlere yönelik etik davranış standartlarını oluşturmak amacıyla AŞAĞIDAKİ İLKELER belirlenmiştir. Bu ilkeler, hâkimlere rehberlik sunmak ve yargıya yargı etiğini düzenlemeye yönelik bir çerçeve temin etmek üzere tasarlanmıştır. Bu ilkelerin amacı ayrıca yasama ve yürütme mensupları ile avukatların ve kamuoyunun yargıyı daha iyi anlamalarına ve ona destek olmalarına yardımcı olmaktır. Bu ilkeler, hâkimlerin, yargı standartlarını idame ettirmek üzere oluşturulmuş olan ve kendileri de bağımsız ve tarafsız olan uygun kurumlar karşısında meslekî davranışlarından dolayı sorumlu olduklarını varsayar ve hâkimler üzerinde bağlayıcı olan mevcut hukuk ve davranış kurallarını değiştirmeyi değil onları tamamlamayı amaçlar.</p>

<p><strong>1. Değer:</strong></p>

<p><strong>BAĞIMSIZLIK</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğünün ön koşulu ve adil yargılanmanın temel garantisidir. Bu nedenle hâkim, hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle yargı bağımsızlığını korumalı ve bu konuda örnek teşkil etmelidir.</p>

<p>Uygulama:</p>

<p><strong>1.1 </strong>Hâkim; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmelidir.</p>

<p><strong>1.2 </strong>Hâkim, genel anlamda toplumdan, özelde ise karara bağlamak durumunda olduğu ihtilafın taraflarından bağımsız olmalıdır.</p>

<p><strong>1.3</strong> Hâkim, yasama ve yürütme organlarıyla uygunsuz bağlantılardan ve bu organların etkisinden bağımsız olmalı ve ayrıca makul bir şekilde gözlemlendiğinde de bunlardan bağımsız görünmelidir.</p>

<p><strong>1.4</strong> Hâkim, yargısal görevlerini yerine getirirken bağımsız şekilde karar vermekle yükümlü olduğu hususlarda meslektaşlarından bağımsız olmalıdır.</p>

<p><strong>1.5 </strong>Hâkim, yargının kurumsal ve eylemsel bağımsızlığını sürdürmek ve artırmak için yargısal görevlerinin ifasına yönelik koruma tedbirlerini teşvik etmeli ve korumalıdır.</p>

<p><strong>1.6 </strong>Hâkim, yargı bağımsızlığını sürdürmede esas olan yargıya yönelik kamusal güveni güçlendirmek amacıyla yargı etiği ile ilgili yüksek standartlar sergilemeli ve bunları ilerletmelidir.</p>

<p><strong>2. Değer:</strong></p>

<p><strong>TARAFSIZLIK</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Tarafsızlık, yargı görevinin doğru bir şekilde yerine getirilmesine esas teşkil eder. Bu ilke sadece kararlar için değil, kararların oluşturulduğu süreç açısından da geçerlidir.</p>

<p><strong>Uygulama:</strong></p>

<p><strong>2.1 </strong>Hâkim, yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir.</p>

<p><strong>2.2 </strong>Hâkim, mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır.</p>

<p><strong>2.3</strong> Hâkim, makul olduğu ölçüde, duruşma ve karar aşamalarında davadan reddini gerektirecek durumları en aza indirecek şekilde hareket etmelidir.</p>

<p><strong>2.4 </strong>Hâkim, önündeki veya önüne gelme ihtimali olan bir dava hakkında, bilerek ve isteyerek, davanın sonucunu etkilemesi veya sürecin aşikâr adillik vasfını zayıflatması beklenebilecek hiçbir yorumda bulunmamalıdır. Ayrıca hâkim, kamuya açık olsun veya olmasın, herhangi bir şahıs ya da mesele konusunda adil yargılamayı etkileyebilecek herhangi bir yorum da yapmamalıdır.</p>

<p><strong>2.5 </strong>Hâkim, tarafsız olarak karar veremeyeceği veya makul bir gözlemcide tarafsız olarak karar veremeyeceği izlenimi doğurabileceği durumlarda yargılamanın herhangi bir aşamasına katılmaktan kaçınmalıdır. Bu tür davalar aşağıdaki durumlarda söz konusu olup, bu üç bentle sınırlı değildir:</p>

<p><strong>2.5.1</strong> Hâkimin, davanın taraflarından biriyle ilgili gerçek bir önyargı veya tarafgirlik içerisinde olması veya davaya ilişkin delil kabilinden tartışılan olaylarla ilgili kişisel bir bilgiye sahip olması;</p>

<p><strong>2.5.2</strong> Hâkimin ihtilaflı konuda daha önceden avukatlık yapmış olması veya esas tanıklardan biri olarak yer almış olması;</p>

<p><strong>2.5.3</strong> Hâkimin ya da hâkimin ailesinden birisinin ihtilâf konusu dava sonuçlarıyla ilgili ekonomik bir çıkarının olması.</p>

<p>Davaya bakmaya devam edecek başka bir hâkimin belirlenememesi halinde veya herhangi bir eylemde bulunulmamasının, durumun aciliyeti nedeniyle ciddi şekilde adaletsizliğe yol açacağı durumlarda hâkime görevden el çektirmek gerekmez.</p>

<p><strong>3. Değer:</strong></p>

<p><strong>DOĞRULUK</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Doğruluk, yargı görevinin düzgün bir şekilde yerine getirilmesinde esastır.</p>

<p><strong>Uygulama:</strong></p>

<p><strong>3.1</strong> Hâkim, davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamalıdır.</p>

<p><strong>3.2</strong> Hâkimin hâl ve davranış tarzı, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adalet sağlanmakla kalmamalı, sağlandığı görüntüsü de yansıtılmalıdır.</p>

<p><strong>4. Değer:</strong></p>

<p><strong>DÜRÜSTLÜK</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Dürüstlük ve dürüstlük görüntüsü, bir hâkimin tüm faaliyetlerinin icrasında esaslı bir unsurdur.</p>

<p><strong>Uygulama:</strong></p>

<p><strong>4.1 </strong>Hâkim, tüm faaliyetlerinde uygunsuz davranışlardan ve uygunsuzluk görüntüsü oluşturmaktan kaçınmalıdır.</p>

<p><strong>4.2</strong> Sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkim, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumundadır ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapmalıdır. Hâkim, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır.</p>

<p><strong>4.3 </strong>Hâkim, kendi mahkemesinde hukuk mesleğini icra eden kişilerle olan kişisel ilişkilerinde, makul şekilde değerlendirildiğinde taraflılık veya iltimas görüntüsü veya şüphesi doğurması muhtemel olan durumlardan kaçınmalıdır.</p>

<p><strong>4.4</strong> Hâkim, kendi ailesinden birinin taraf olduğu veya herhangi bir şekilde bağlantılı olduğu bir davanın karara bağlanma sürecine dâhil olmamalıdır.</p>

<p><strong>4.5</strong> Hâkim, kendi ikametgâhının, hukuk mesleğini icra eden birisi tarafından müvekkillerini veya meslektaşlarını kabul yeri olarak kullanılmasına izin vermemelidir.</p>

<p><strong>4.6</strong> Hâkim, diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahiptir; ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranmalıdır.</p>

<p><strong>4.7 </strong>Hâkim, kişisel olarak ve emaneten taşıdığı mali menfaatlerinin farkında olmalı ve aile üyelerinin mali menfaatlerinin de farkında olmaya yönelik makul bir çaba sarf etmelidir.</p>

<p><strong>4.8 </strong>Hâkim; ailesinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemelidir.</p>

<p><strong>4.9 </strong>Hâkim, hâkimlik mesleğinin itibarını; kendisine, aile üyelerinden birisine veya herhangi bir kimseye özel çıkar sağlayacak şekilde kullanmamalı ve kullandırtmamalıdır. Ayrıca hâkim, yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendisini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamalı ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemelidir.</p>

<p><strong>4.10 </strong>Hâkim, hâkimlik sıfatıyla elde ettiği gizli bilgileri, yargısal görevleriyle ilgili olmayan diğer amaçlar için kullanmamalı ve ifşa etmemelidir.</p>

<p><strong>4.11 </strong>Yargısal görevlerini doğru bir şekilde icra etmek kaydıyla hâkim;</p>

<p><strong>4.11.1 </strong>Hukuk, hukuk sistemi, adaletin idaresi veya bunlarla ilintili diğer konularda yazı yazabilir, konferans verebilir, ders verebilir ve diğer etkinliklere katılabilir;</p>

<p><strong>4.11.2 </strong>Hukuk, hukuk sistemi, adaletin idaresi veya bunlarla ilintili diğer konularla ilgili resmi bir organ önündeki kamuya açık bir duruşmaya katılabilir;</p>

<p><strong>4.11.3</strong> Eğer üyeliği, hâkimin algılanan bağımsızlığına ve siyasi yansızlığına halel getirmeyecekse resmi bir organın veya başka bir hükümet komisyonunun, komitesinin veya danışma kurulunun üyesi olarak hizmet verebilir;</p>

<p><strong>4.11.4 </strong>Hâkimlik makamının onurunu zedelememesi ve yargısal görevlerin yerine getirilmesine engel olmaması koşuluyla diğer etkinliklere katılabilir.</p>

<p><strong>4.12</strong> Hâkim, hâkimlik makamında görevli iken avukatlık yapamaz.</p>

<p><strong>4.13 </strong>Hâkim, hâkimlerle ilgili derneklere katılabilir, bu tür bir dernek kurabilir ve hâkimlerin çıkarlarını temsil eden diğer örgütlere katılabilir.</p>

<p><strong>4.14</strong> Hâkim ve hâkimin aile üyeleri; hâkimin yargısal görevlerinin yerine getirilmesiyle ilişkili olarak yapılmış, yapılacak veya yapılmamış bir şey ile ilgili herhangi bir hediye, bağış, borç ya da iltimas talebinde bulunmamalı ve bunları kabul etmemelidir.</p>

<p><strong>4.15</strong> Hâkim; mahkeme personelinin veya kendi nüfuzu, idaresi veya yetkisi altında bulunan diğer kişilerin, hâkimin görev ve işlevleriyle ilişkili olarak yapılmış, yapılacak veya yapılmamış bir şey ile ilgili herhangi bir hediye, bağış, borç ya da iltimas talebinde bulunmasına veya bunları kabul etmesine bilerek müsaade etmemelidir.</p>

<p><strong>4.16</strong> Kamunun bilgilendirilmesi konusundaki kanunlar ve yasal gerekler gözetilmek suretiyle hâkim; makul şekilde değerlendirildiğinde yargısal görevlerinin ifasında hâkimi etkilemek amacıyla verildiği izlenimi yaratmayacak olması veya taraflılık görüntüsüne yol açmayacak olması kaydıyla, sunuluş vesilesine uygun olarak sembolik bir hediye, ödül veya avantajı kabul edebilir.</p>

<p><strong>5. Değer:</strong></p>

<p><strong>EŞİTLİK</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Mahkemeler önünde herkese eşit muamele gösterilmesi, hâkimlik görevinin gereğince yerinm getirilmesi için elzem bir unsurdur.</p>

<p><strong>Uygulama:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>5.1</strong> Hâkim; ırk, renk, cinsiyet, din, ulusal köken, sosyal sınıf, engellilik, yaş, evlilik durumu, cinsel yönelim, sosyal ve ekonomik statü ve benzeri diğer hususlar (“davaya mesnet olmayan sebepler”) dâhil olmak üzere, ancak bunlarla sınırlı kalmamak kaydıyla, çeşitli unsurlara dayanan farklılıkların ve toplumdaki çeşitliliğin bilincinde olmalı ve bunları anlamalıdır.</p>

<p><strong>5.2</strong> Hâkim, yargı görevlerini yerine getirirken davaya mesnet olmayan sebeplere dayanarak herhangi bir kişi ya da gruba karşı sözle veya davranışlarıyla yanlılık veya önyargı sergilememelidir.</p>

<p><strong>5.3</strong> Hâkim, yargısal görevlerini; davaya mesnet olmayan ve görevlerin düzgün bir şekilde icra edilmesinde ehemmiyetsiz olan sebeplerle ayrımcılık yapmaksızın davanın tarafları, tanıklar, avukatlar, mahkeme personeli ve yargı görevini icra eden meslektaşları dâhil herkes için gerekli ilgiyi göstererek yerine getirmelidir</p>

<p><strong>5.4</strong> Hâkim, mahkeme personeline veya kendisinin nüfuzu, idaresi veya denetimi altında bulunan diğer kişilere, kendi önüne gelmiş bir konuda, davaya mesnet olmayan sebeplere dayanarak bireyler arasında ayırımcılık yapmalarına izin vermemelidir.</p>

<p><strong>5.5 </strong>Hâkim, mahkeme huzurundaki yargılamalarda avukatlardan, yargılama konusuyla hukuki açıdan ilişkili olan ve meşru savunmanın konusu olabilecek olan hususlar hariç olmak kaydıyla, davaya mesnet olmayan sebeplere dayanarak herhangi bir kişi ya da gruba karşı sözleriyle veya davranışlarıyla yanlılık veya önyargı sergilemekten kaçınmalarını talep etmelidir.</p>

<p><strong>6. Değer:</strong></p>

<p><strong>EHLİYET VE LİYAKAT</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Ehliyet ve liyakat, yargı görevinin gereğince yerine getirilmesinin ön koşullarıdır.</p>

<p><strong>Uygulama:</strong></p>

<p><strong>6.1</strong> Bir hâkimin yargısal görevleri, diğer tüm faaliyetlerden önce gelir.</p>

<p><strong>6.2 </strong>Hâkim, meslekî faaliyetini yargısal görevlere adamalıdır; bu görevler, sadece mahkemedeki yargısal işlev ve sorumlulukların yerine getirilmesini ve karar vermeyi değil, aynı zamanda yargı makamı ve mahkemenin işleriyle ilgili diğer görevleri de içerir.</p>

<p><strong>6.3 </strong>Hâkim, yargının denetimi altında hâkimlere sunulması gereken eğitimlerden ve diğer fırsatlardan yararlanarak yargısal görevlerin düzgün bir şekilde icrası için gerekli olan meslekî bilgisini, becerisini ve bireysel niteliklerini korumak ve artırmak için gerekli adımları atmalıdır.</p>

<p><strong>6.4</strong> Hâkim, uluslararası sözleşmeler ve insan hakları normlarını oluşturan diğer belgeler dâhil olmak üzere uluslararası hukuktaki ilgili gelişmeleri takip etmelidir.</p>

<p><strong>6.5</strong> Hâkim, mahkeme kararlarının verilmesi de dâhil tüm yargısal görevlerini etkin ve adil bir şekilde ve makul bir süre içerisinde yerine getirmelidir.</p>

<p><strong>6.6</strong> Hâkim, mahkemedeki tüm yargılama aşamalarında düzeni ve davranış uygunluğunu sağlamalı; davanın tarafları, jüri üyeleri, tanıklar, avukatlar ve hâkimin resmi sıfatıyla muhatap olduğu diğer kişilerle ilişkilerinde sabırlı, vakur ve nazik olmalıdır. Hâkim, aynı davranış tarzını tarafların yasal temsilcilerinden, mahkeme personelinden ve kendi nüfuzu, idaresi ve denetimi altında bulunan diğer kişilerden de talep etmelidir.</p>

<p><strong>6.7 </strong>Hâkim, yargısal görevlerini layıkıyla yerine getirmesine uygun düşmeyen davranışlar içerisinde bulunmamalıdır.</p>

<p><strong>UYGULAMA </strong></p>

<p>Yargı vazifesinin doğası gereği, hâlihazırda hukuk sistemlerinde bu ilkeleri uygulamaya yönelik mekanizmaları bulunmayan ulusal yargı teşkilatları, bu mekanizmaları temin etmek için etkili tedbirler almalıdır.</p>

<p><em>Bu metin Avrupa Konseyi’nin katkılarıyla Türkçeye çevrilen gayri resmi tercümedir.</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bangalor-yargi-etigi-ilkeleri</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/law.jpg" type="image/jpeg" length="78200"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya, Afrika Anayasa Yargısı Konferansının 19. Büro Toplantısı’na katıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-afrika-anayasa-yargisi-konferansinin-19-buro-toplantisina-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-afrika-anayasa-yargisi-konferansinin-19-buro-toplantisina-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Cezayir’de düzenlenen Afrika Anayasa Yargısı Konferansının 19. Büro Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Anayasa Mahkemesi olarak gözlemci üyesi olduğumuz Afrika Anayasa Yargısı Konferansıyla iş birliğine büyük önem veriyoruz. Kurumlarımız arasındaki temaslar anayasa yargısının gelişimine hizmet ederek hukukun üstünlüğü ve insan hakları yargısının güçlenmesine vesile olacaktır.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cezayir Anayasa Mahkemesinin ev sahipliğinde 22 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda Başkan Kadir Özkaya’ya, Anayasa Mahkemesi Üyesi Ömer Çınar ve Genel Sekreter Yardımcısı Mücahit Aydın eşlik etti. Afrika Anayasa Yargısı Konferansı 2025 yılı faaliyet ve mali raporları ile 2026 yılına ilişkin eylem planı ve bütçe önerilerinin ele alındığı toplantıda ayrıca önümüzdeki dönemde düzenlenmesi planlanan uluslararası toplantı ve faaliyetlere ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>Toplantıda bir konuşma yapan Başkan Kadir Özkaya, Afrika Anayasa Yargısı Konferansının yüksek mahkemeler arasında iş birliği tesis etmek suretiyle yükselen kıta Afrika’da çok önemli bir görev ifa ettiğini vurguladı. İnsan haklarının korunması ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi bakımından yargı kurumları arasındaki tecrübe paylaşımına dikkat çeken Başkan Özkaya, Türk Anayasa Mahkemesinin gözlemci üyesi olduğu Konferansın faaliyetlerine büyük önem verdiğini kaydederek Afrikalı meslektaşlarla bir araya gelmenin kendisi için çok istisnai bir tecrübe olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Türk Anayasa Mahkemesi olarak Afrika Anayasa Yargısı Konferansıyla iş birliğine büyük önem verdiklerini söyleyen Başkan Özkaya, “Karşılıklı anlayış, güven ve dostluk ruhuyla kurduğumuz bu ilişkilerin tarafların menfaatine olacağına yürekten inanıyorum. Kurumlarımız arasındaki temaslar anayasa yargısının gelişimine hizmet ederek hukukun üstünlüğü ve insan hakları yargısının güçlenmesine vesile olacaktır.” dedi. Başkan Özkaya, anayasa mahkemelerinin içtihat ve uygulama örneklerinin paylaşılmasının anayasa ve insan hakları yargısının gelişimine katkı sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Konuşmasında küresel ölçekte yaşanan gelişmelere de değinen Başkan Kadir Özkaya, “İnsanlığın ortak geleceğinin, adil ve kalıcı barışın ancak yeryüzünde ahlaki değerlere ve adalete dönülmesiyle, adaletin ve ahlakın hâkim kılınmasıyla mümkün olabileceği unutulmamalıdır. Dolayısıyla biz hukuk insanları karşılıklı güven içinde adalet ve ahlak odaklı bir anlayışla hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi için bir arada olmalı ve çaba sarf etmeliyiz. İnsanı merkezine alan, güvenlik ve temel hak ve özgürlük dengesini bozmayan hukuk devleti anlayışını özümseyip içselleştirmiş bir hukuk kültürünü yaygınlaştırmanın gayreti içinde olmalıyız.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Afrika kıtasının adalete dayalı bir barış düzeninin tesisinde önemli bir konumda bulunduğunu belirten Başkan Özkaya, Türk Anayasa Mahkemesinin Afrika’daki muadilleriyle iş birliğini güçlendirmeye büyük önem atfettiğini, bu kapsamda Konferans faaliyetlerine her türlü desteği vermeye ve ikili ilişkileri geliştirmeye hazır olduklarını aktardı.</p>

<p>Büro Toplantısı’nda Afrika Anayasa Yargısı Konferansının faaliyetlerinin kapsamını yakından görme imkânı bulduğunu dile getiren Başkan Özkaya, genç kadınlar ve çocuklara yönelik çalışmaların çok kıymetli olduğuna ve bu süreçte karşılıklı tecrübe paylaşımının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Konuşmasının sonunda toplantının organizasyonu için Cezayir Anayasa Mahkemesine teşekkür eden Başkan Kadir Özkaya, Afrika Anayasa Yargısı Konferansının 8. Kongresi’ni düzenleyecek olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi ile Afrikalı Genç Kadın ve Çocuklar Forumu’nu düzenleyecek olan Angola Anayasa Mahkemesine başarılar diledi.</p>

<p>Toplantı kapsamında Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya, Cezayir Anayasa Mahkemesi Başkanı Leila Aslaoui ile de bir araya geldi. Görüşmede, anayasal yargı alanında iş birliği ve tecrübe paylaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet ayrıca Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ı da ziyaret etti.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10042/1.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10043/2.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10044/3.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10045/4.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10046/5.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10047/6.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10048/7.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10049/8.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-afrika-anayasa-yargisi-konferansinin-19-buro-toplantisina-katildi</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/adsiz-93.jpg" type="image/jpeg" length="32013"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
