<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss/mesleki-hukuk" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Jul 2026 05:13:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss/mesleki-hukuk"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[TBB Kariyer ve Mesleki Gelişim Merkezi 2026 yılı olağan komisyon toplantısını gerçekleştirdi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tbb-kariyer-ve-mesleki-gelisim-merkezi-2026-yili-olagan-komisyon-toplantisini-gerceklestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tbb-kariyer-ve-mesleki-gelisim-merkezi-2026-yili-olagan-komisyon-toplantisini-gerceklestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Kariyer ve Mesleki Gelişim Merkezi 2026 Yılı Olağan Komisyon Toplantısı, 17 Temmuz’da, TBB Av. Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBB Başkan Yardımcısı ve Merkez Koordinatörü Av. Ercan Demir’in yönetimindeki toplantıya TBB Başkan Yardımcısı Av. Bahar Gültekin Candemir, Genel Sekreter Av. Ahmet Erdem Ekmekçi, Merkez üyeleri ve Barolardan gelen Komisyon üyeleri katıldı.</p>

<p>Toplantının açılışında bir konuşma yapan TBB Başkan Yardımcısı Av. Ercan Demir, TBB’de 81 ilin temsil edildiği iki merkezden birinin Avukat Hakları Merkezi, diğerinin de Kariyer ve Mesleki Gelişim Merkezi olduğunu söyledi. Son 15 yılda avukat sayısındaki hızlı artışa dikkat çeken Demir, bu artışın genç meslektaşlar açısından ekonomik ve sosyal sorunlara yol açtığını söyledi. Demir, “TBB Kariyer ve Mesleki Gelişim Merkezi ile ilk olarak mesleğin ilk 5 yılındaki meslektaşlarımızın yaşadıkları sorunları tespit ederek bu sorunları çözmeyi, ikinci olarak da sizlerin katılımıyla mesleğe yeni başlayan meslektaşlarımızın mesleki gelişimlerine ilişkin gereksinimlerini karşılayabilecek bir merkezi organizasyon yapmayı hedefledik” dedi.</p>

<p>Demir, Komisyon üyelerinin faaliyetlere katkı sunmasına, destek ve önerilerine açık olduklarını vurguladı.</p>

<p>Merkez Sözcüsü Av. Nalan Atay da Merkezin, hukuk fakültesi öğrencilerinden kıdemli avukatlara kadar uzanan geniş bir kitle için yaşam boyu öğrenmeyi teşvik etme ve mesleki donanımlarını artırma hedefine vurgu yaptı. Atay, bu kapsamda yabancı dil eğitimleri, dijital yetkinlik atölyeleri, kurgusal duruşma yarışmaları ve stajyer avukatların haklarını iyileştirmeye yönelik stratejik çalışmalar yaptıklarını kaydederek, “Nihai amaç, savunma mesleğinin niteliğini artırmak, teknolojik gelişmelere uyum sağlamak ve barolar arasındaki dayanışmayı güçlendirerek daha güçlü bir mesleki gelecek inşa etmektir” dedi.</p>

<p>Açış konuşmalarının ardından TBB Kariyer ve Mesleki Gelişim Merkezi Tanıtım Videosu gösterimi yapıldı. Daha sonra Merkez Sekreteri Av. Fuat Ağaoğlu, Faaliyet Raporu’nu okudu. “Strateji Belirleme Toplantısı Raporu” ile “Savunmaya Güç, Geleceğe Vizyon Stajyer Avukat Çalıştay Raporu”nun okunmasının ardından Barolardan gelen Komisyon üyeleri görüş ve önerilerini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_1_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_2_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_3_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_4_17072026172935.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_5_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_6_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_7_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_8_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_9_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_10_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_11_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_12_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_13_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_14_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_15_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_16_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_17_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260717_tbb_kariyer_ve_mesle/86590_18_17072026172935.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tbb-kariyer-ve-mesleki-gelisim-merkezi-2026-yili-olagan-komisyon-toplantisini-gerceklestirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-173.jpg" type="image/jpeg" length="85924"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayburt Barosu 'Akran Zorbalığı Kanun Çalışması']]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bayburt-barosu-akran-zorbaligi-kanun-calismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bayburt-barosu-akran-zorbaligi-kanun-calismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayburt Barosu'nun 'Akran Zorbalığı Kanun Çalışması'nda hukuk sisteminde baştan aşağı sistem değişikliği ve yenilik getiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayburt Barosu tarafından hazırlanan 'Akran Zorbalığı Kanun Çalışması', Adalet Bakanlığı Adli Destek Mağdur Hizmetleri, Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve TBMM İnsan Hakları Komisyonuna iletildi.</p>

<p><i>İlgili çalışma ve detaylar şöyle;</i></p>

<p><strong>1. Akran Zorbalığı TCK’ya suç tipi olarak işlenmiştir.</strong></p>

<p>TCK ve ÇKK'da çocuk yargılaması denilince ya yetişkin bireyin çocuğa yönelik davranışları yada çocuğun yetişkine yönelik davranışı anılır. Düzenleme, yenilik olarak çocuklar arası ceza hukuku başlığını getirmiştir. Buna göre bir çocuğun başka bir çocuğa yönelik zorbalamak amacıyla üstünlük kurarak diğer çocuğun yaşam ve beden bütünlüğünü ihlal ettiğinde Akran Zorbalığı suçunu işlemiş olacaktır. Mevcut ceza hukuku sistematiğinde her fiil yönünden örneğin tehdit, yaralama veya özel hayatın gizliliği gibi suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmaktaydı.</p>

<p><strong>2. Diğer bir yenilik ise Yapay Zeka aracılığı ile işlenen suçlar ilk defa ceza kanununda yer alabilecektir.</strong></p>

<p><strong>3. Özel gereksinimli çocuklar ilk defa ceza kanununda açıkça karşılık bulmuştur.</strong></p>

<p>Türk Hukuku sisteminde eğitim mevzuatı içinde yer almakta ancak ceza hukukunda doğrudan korunan statüsünde değillerdir. Belli suç tiplerinde yetişkinleri de kapsayan genel engellilik hali "beden bakımından kendisini savunamayacak" kişi olarak anılır. Düzenlemede ilk defa bu çocuklar ceza kanununda açıkça karşılık bulmuştur. Hatta bu yeniliğin ötesinde tehlikeye açık olan kaynaştırma öğrencileri de özel korunan çocuk kavramına girmiştir.</p>

<p><strong>4. Düzenleme ile etkin pişmanlık hali getirilmiştir:</strong></p>

<p>Ceza yargılamaları her zaman hızlı sonuç vermeyebilir ancak mağdur çocukta adil bir tatmin duygusu yaşatılmalıdır. Suça sürüklenen çocuğun soruşturma başlamadan önce kendi isteği ile olayın niteliğini ve olaya karışan çocukları kendi isteği ile bildirdiğinde ceza indirimi alacaktır. Bu sayede suça sürüklenen çocukta vicdan muhasebesi hedeflenmiş bunun karşılığında da mağdur çocuğa haklılık tatmini sağlanmıştır.</p>

<p><strong>5. Suçtan mağdur olan çocuk fiil nedeniyle yatılı tedavi tedavi görmüş ise nitelikli hal kapsamında sayılacaktır.</strong></p>

<p>Ülkede meydana gelen zorbalık fiilleri zorbalık seviyesi ile gündeme oturduğu kadar mağdur çocuğun sistematik eziyet fiilleri sonucunda ağır travma veyahut yatılı tedavi görmesine yol açabilmektedir. Ceza Hukukunda fiil karşılığı orantılı ceza verileceği belirtilir. Ceza adaletinde eylemin ağırlığı ile mağdurun suçtan daha ağır etkilendiği halde ekstra özel koruma yükümlülüğü getirmektir. Mağdur çocuğa eziyet niteliğinde ağır akran zorbalığı uygulanmış ise artık nitelikli hal sayılacaktır.</p>

<p><strong>6. SSÇ’lere Adli Destek Hizmeti ile diversiyon uygulaması getirilmiştir.</strong></p>

<p>Ülke gündeminde suça sürüklenen çocukların tekrar tekrar suç işleyebildiği yer almaktadır. Mevcut Ceza Hukuku sistemi fiil ile bağlı olarak ceza veya beraat kararı ile işlerken artık düzenleme ile ceza yargısına giren çocuğun tekrar suça karışmasını engellemek amacıyla kırılgan gruba alınıp koruma güvenlik tedbirleri alınabilecektir. Bu sayede suça sürüklenen çocukların tekrar hukuk sistemine girmesini engellemeyi hedefler. Evrensel hukuk sisteminde diversiyon kavramı yer alsa da Türk uygulamasında karşılığı pek fazla bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>7. Okullara özgü ihbar sistemi ve TCK’da eğitim kurumu düzenlenmesi</strong></p>

<p>Düzenlemede başka bir yenilik ise okullarda işlenen suçların denetim ve tespitine ilişkin eğitim kurumlarında ihbar sistemi getirmektedir. Yine aynı kapsamda TCK'nın tanım içerisine Eğitim Kurumu eklenmiştir. Bu sayede okul tanımından öte çocukların Anayasal Eğitim Hakkı kapsamında eğitim ortamlarında işlenen suç olarak yeni başlık ortaya çıkmıştır. Netice itibari ile bildirimin geç yapılması sonucunda mağdur çocuğun koruma tedbirlerinden ve devlet güvencesinden zamanında yararlanamadığı bu suretle mağduriyetin arttığı tespit edilirse nitelikli hal kapsamında yer alacaktır.</p>

<p><strong>8. TCK’ya yeni suç tipi eklenmiştir: Şikayet ve İhbar hakkının engellenmesi</strong></p>

<p>Uygulamanın diğer bir sorunu ise gerek şüpheli sanık tarafın mağdur üzerinde şikayetten vazgeçirmeye yönelik baskı sonucu mağdurların mahkemeye erişiminin engellenmesidir. Yenilik olarak düzenleme ile şikayet veya ihbar hakkının engellenmesi artık suç tiplerinden sayılmıştır. Akran Zorbalığı suçu neticesinde mağdur aileye veya mağdur çocuğa yönelik ihbar veya şikayetin yapılmasını engellemeye çalışmak, yapılmış olan şikayetten üstü kapalı biçimde vazgeçirmeye çalışmak ağırlaştırıcı hal kapsamında ele alınmıştır.</p>

<p><strong>9. Çocuk Koruma Kanunu’nda Akran Zorbalığına ilişkin önleyici koruyucu tedbirler ile idari sistemde bütünlük sağlanmıştır.</strong></p>

<p>Düzenlemenin en can alıcı kısmı ise Çocuk Koruma Kanunu'na idari olarak akran zorbalığına ilişkin önleyici koruyucu destekleyici tedbirler işlenmiştir. Düzenlenen madde ile okul rehberlik servislerine özerk yetkiler verilerek tüm çocukların yakından birebir takibi yapılacaktır. Okul rehberlik servisleri her çocuğun özelinde "Bireysel İhtiyaç Planı" çıkartacak; okul idaresi okul aile birliği ve aile ile işbirliği yapılarak daha suç işlenmeden önlem alınmasını sağlayacaktır. Ülkede okul içi öğretmene şiddet olduğu aşikardır. Kahramanmaraş olayında yaşandığı gibi artık çocuğun özel eğitime ihtiyacı olduğu RAM'a yönlendirilerek destek hizmetlerine ihtiyacı olduğu anlaşıldığında bireysel ihtiyaç planında bu husus yazılacak ve aile plan doğrultusunda korunmaya muhtaç çocuğu RAM'a yönlendirecektir. Öncelik okul aile birliğinin koordinatör olarak aile ile iş birliğini sağlamasıdır. Belli saiklerle ailenin işbirliğine yanaşmaması fiziki direnç göstermesi halinde kamu görevlisine karşı mukavemet hükümleri uygulanacaktır. Öte yandan okul rehberlik servisi bireysel ihtiyaç planının sağlıklı işlemediğini çocuğun mağduriyetinin devam ettiğini tespit ettiğinde aile sosyal hizmetlere bildirebileceği gibi acil hallerde doğrudan hakim tarafından ek koruma tedbiri talep edebilecektir. Bütün bunlar yapılırken diğer yandan çocukların özel durumları gizli tutulacak arşiv araştırmasına konu edilemeyecek ve çocuğun ileriki yaşamında aleyhine kullanılamayacağına ilişkin yasaklayıcı hükümler de yer almıştır.</p>

<p><strong>10. Baroların çocuk yargılamalarında etkinliği arttırılıyor.</strong></p>

<p>Son olarak aile sosyal müdürlüğü çocuk adına yargılamalarda taraf olabildiği gibi artık olayın meydana geldiği yerin barosu ile sınırlandırılarak baroların çocuk hak ihlallerinde çocuğun üstün yararı ilkesince şikayetçi olmak davaya katılmak gibi çocuğu temsil işlemlerini baro sıfatıyla sağlayabilecektir. Bu düzenleme öncesinde Çocuk Koruma Kanunu Yönetmeliğinin 16. Maddesinde yasal düzenleme zaten mevcuttur. Çocuk ile ilgili işlemlerde baroya bildirileceği yer almakta ancak uygulamada bazı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Artık kanuni düzenleme ile ihbar edilen baro çocuğun lehine ve üstün yararına göre hem yargı sisteminde hem de idari işlemlerde talepte bulunabilecektir. Tüm bu iş ve işlemleri yaparken baro kamu hizmeti sıfatıyla hareket ettiği için herhangi bir vekalet ücretine de hükmedilmeyeceği düzenlemeye işlenmiştir.</p>

<p>--</p>

<h3><strong>5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU’NDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ</strong></h3>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na aşağıdaki madde eklenmiştir:</p>

<p><strong>"AKRAN ZORBALIĞI</strong></p>

<p>MADDE 96/A — (1) Suça sürüklenen çocuğun; bir başka çocuğa karşı güç dengesizliğinden faydalanarak özel ya da kamusal alanda fiziksel, sözlü, cinsel veya ekonomik varlığına zarar vermek ya da zarar verme tehlikesi oluşturacak biçimde, yüz yüze veya iletişim araçları kullanılarak, sürekli ya da tekrarlanan şekillerde fiziksel, sözel, psikolojik veya sosyal acı çektirmek amacıyla fiziksel müdahalede bulunması, küçük düşürücü, aşağılayıcı veya alaycı söz ve davranışlarda bulunması hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına; ayrıca çocuklara özgü güvenlik tedbirine hükmolunur.</p>

<p>a) Akran zorbalığı suçunun yapay zeka ya da bilişim sistemleri kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu bent kapsamındaki suçun, mağdurun özel hayatına ait içeriklerin üretimi, değiştirilmesi veya yayılması suretiyle işlenmesi hâlinde ceza üçte bir oranında artırılır.</p>

<p>b) Suçun birden fazla çocuk tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza, her suça sürüklenen çocuk yönünden ayrı ayrı bir kat artırılır</p>

<p>c)Suçun işlenmesinde silahtan sayılan cisim kullanılması veya suçun işlenmesi sırasında görüntü ya da ses kaydı alınması veya mağdurun özel hayatına ilişkin görüntü, ses yahut bu mahiyetteki içeriklerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi hâllerinde verilecek ceza bir kat artırılır. Ayrıca suçta kullanılan eşya hakkında müsadere hükümleri uygulanır.</p>

<p>(2) Suçun mağdurunun engelli, <strong><i>özel eğitim ihtiyacı olan</i></strong> veya kaynaştırma eğitimine tabi bir çocuk olması hâlinde, birinci fıkraya göre verilecek cezanın alt sınırı iki yıl olarak uygulanır; birinci fıkrada yer alan nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda bu alt sınır esas alınarak artırıma gidilir.</p>

<p>(3) Suça fiziki biçimde iştirak etmek suretiyle suça sürüklenen çocuğun; soruşturmaya başlanmadan önce, kendi isteğiyle durumu yetkili makamlara bildirerek fiilin ortaya çıkmasına ve suça karışan diğer çocukların belirlenmesine elverişli bilgi ve beyanlarda bulunması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmünün uygulanabilmesi için, mağdurun suç nedeniyle maddi zarara uğramış olması hâlinde, bu zararın suça sürüklenen çocuk yada iştirak edenlerin zararı aynen gidermesi veya tazmin etmesi esastır.</p>

<p>a. Suçun işlenmesine <strong>fiziki biçimde iştirak etmeyip</strong> yalnızca işlenen suça <strong>sessiz kalarak</strong> veya <strong>gruba uyma</strong> biçiminde eylemin sürmesine katkıda bulunan suça sürüklenen çocuğun; <strong>kovuşturma aşamasında</strong>, gerçeğin ortaya çıkmasına ve suça karışan diğer çocukların belirlenmesine elverişli olacak şekilde samimi beyanda bulunması hâlinde, mahkemece olayın özellikleri ve mağdurun yaşadığı fiilin ağırlığı gözetilerek, bu çocuk hakkında verilecek cezanın yarısından dörtte üçe kadar indirim yapılabilir. Mağdurun maddi zararının diğer suça sürüklenen çocuklar tarafından giderilmiş olması hâlinde, bu fıkra kapsamında bulunan çocuk yönünden ayrıca zararın giderilip giderilmediğine bakılmaz.</p>

<p>(4) Suç sonucunda, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili ihtisas kurullarınca düzenlenecek raporla mağdurun ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğunun tespiti hâlinde, faile üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Mağdurun ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğu tespit edilememekle birlikte, suçun etkisiyle ortaya çıkan ruhsal bozulma nedeniyle yatılı tedavi görmesinin gerektiğinin aynı nitelikteki raporla tespiti hâlinde, faile iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.</p>

<p><strong>TCK M. 51/8’ VE M. 31/4’ E EKLENMESİ ÖNERİLEN CÜMLE:</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir:</p>

<p>"(8) Akran Zorbalığı bakımından Failin çocuk olması durumunda infaz edilmiş ceza hakkında infaz hakimliğince sabıka kaydı silinmesine karar verilebilir ancak 18 yaşına kadar adli destek mağdur hizmetleri müdürlüğünce takip edilir. Müdürlük, çocukların yeniden suça karışmasını önlemek amacıyla mahkeme kararı olmaksızın her zaman kırılgan gruba alabilir."</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> 5237 sayılı Kanunun 278 ve 279 maddelerinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir:</p>

<p>“İlgilinin, işlenen fiili kurum içi amirine bildirmesi ceza sorumluluğunu kaldırmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na aşağıdaki madde eklenmiştir:</p>

<p><strong>EĞİTİM KURUMLARININ SUÇU BİLDİRMEMESİ</strong></p>

<p>MADDE 279/A - (1) İlgili eğitim kurumu içerisinde veyahut kurum dışında eğitime ara verilme zamanı da dahil işlenmiş veya devam eden bir olay derhal çocuk şube müdürlüğüne veya çocuk savcılığına bildirilir. Bildirimde bulunmayı ihmal eden kurum görevlisi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İlgili kurum amiri, bilgisi olduğu olay hakkında suç oluşup oluşmadığına yönelik araştırma yapamaz; suçun oluşmadığı saikiyle bildirimde bulunmaktan imtina edemez.</p>

<p>(2) Kurum içi çalışanın, olayı amirine veya bağlantılı kuruma bildirmesi ceza sorumluluğunu kaldırmaz.</p>

<p>(3) Bildirim yükümlülüğü bakımından kurumun özel veya devlet kurumu olması arasında fark yoktur.</p>

<p>(4) Bildirimin hiç yapılmaması veya gecikmeli yapılması sebebiyle çocuğun, korunma tedbirlerinden zamanında yararlanamadığının anlaşılması hâlinde verilecek ceza, bir kat artırılır.</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6. Maddesinin 1. Fıkrasına aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>(K) Eğitim kurumu deyiminden; okul öncesi eğitim, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim, özel eğitim okulları, özel öğretim kurumları, özel öğretim kursları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, mesleki eğitim merkezleri, hizmet içi eğitim merkezleri, uzaktan öğretim yapan kurslar, sosyal etkinlik merkezleri, motorlu taşıt sürücüleri kursları, yurtlar, pansiyonlar ve çocukların eğitim veya barınma amacıyla düzenli olarak bulunduğu benzeri kurumlar anlaşılır.</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na aşağıdaki madde eklenmiştir:</p>

<p><strong>ŞİKAYET VEYA İHBAR HAKKININ ENGELLENMESİ</strong></p>

<p><strong>MADDE 281/A-</strong></p>

<p>(1) Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, şikâyet, ihbar veya bildirim hakkına sahip olan kişi üzerinde, şikâyet, ihbar veya bildirimden vazgeçirmeye yönelik olarak baskı yapan, menfaat teklif eden, telkinde bulunan veya yıldırıcı davranışlarda bulunan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>

<p>(2) Fiilin kurum amiri tarafından astına karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>

<p>(3) Fiilin eğitim kurumu içerisinde, ihbar edilmesi gereken bir olay hakkında mağdur çocuğu, kanuni temsilcisini, tanık konumundaki personeli veya diğer ilgilileri şikâyetten ya da bildirimden vazgeçirmeye yönelik olarak kurum amiri tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza iki<strong> </strong>yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır.</p>

<p><strong>MADDE 7</strong>- 5395 Sayılı Kanuna aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p><strong>Madde 5/A- Akran zorbalığına ilişkin koruyucu ve destekleyici tedbirler</strong></p>

<p>(1) Akran zorbalığının önlenmesi, erken tespiti ve etkilerinin giderilmesi amacıyla, okul rehberlik servisi tarafından her çocuk yönünden bireysel ihtiyaç planı hazırlanır. Bu plan, çocuğun gelişim özellikleri, eğitim ortamındaki risk faktörleri, mağduriyet ihtimali, destek ihtiyacı ve gerekli koruyucu, önleyici ve yönlendirici tedbirleri içerir.</p>

<p>(2) Rehberlik servisince hazırlanan bireysel ihtiyaç planı, veliye ve okul yönetimine yazılı olarak bildirilir. Planın uygulanması sırasında aile, okul yönetimi ve sınıf öğretmenleri, rehberlik servisi ile işbirliği içinde hareket eder. Çocuğun durumunun izlenmesi, planın uygulanmasının değerlendirilmesi ve gerekli hâllerde planın güncellenmesi okul rehberlik servisi tarafından sağlanır. Okul ve aile arasındaki koordinasyon, ilgili okul aile birliği tarafından takip edilir.</p>

<p>(3) Planın uygulanmasına ilişkin tutanaklar, görüşme kayıtları, izleme formları ve yazılı bildirimler okul dosyasında gizlilik esasına uygun olarak muhafaza edilir. Bu kayıtlar, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim dönemlerinin her biri bakımından ayrı ayrı oluşturulur; ilgili öğretim kademesinin sona ermesiyle birlikte, devam eden bir adli soruşturma, kovuşturma veya çocuk hâkimi tarafından verilmiş tedbir kararı bulunmadıkça resen silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. Yeni öğretim kademesinde çocuğun durumu yeniden değerlendirilir ve yeni bir plan oluşturulur. Veli veya okul yönetimi tarafından plana aykırı hareket edilmesi, planın uygulanmasını engelleyen tutumların sürdürülmesi veya korunan çocuk açısından okul rehberlik servisi tarafından riskin devam ettiğinin anlaşılması hâlinde durum ilgili sosyal hizmet birimlerine bildirilir; gerekli hâllerde çocuk hâkiminin koruyucu ve destekleyici tedbir kararı vermesi için işlem yapılır. Bu kayıtlar, çocuğun ileride yapacağı kurum başvurularında arşiv araştırmasına konu edilemez ve aleyhe kullanılamaz.</p>

<p>(4) Millî Eğitim Bakanlığı, bu madde kapsamındaki bireysel ihtiyaç planlarının hazırlanmasına, uygulanmasına, izlenmesine ve güncellenmesine ilişkin usul ve esasları her eğitim-öğretim yılının başında belirler ve eğitim kurumlarına duyurur. Bakanlık, uygulamanın etkin şekilde yürütülmesi için rehberlik servisleri, okul yönetimleri ve ilgili birimler arasında yönetmelik ile genel hükümleri düzenler.</p>

<p>(5) Bu madde kapsamında yürütülen işlemler, çocuğun üstün yararı, gizlilik, veri güvenliği, aile ile işbirliği ve çocuğun eğitim hakkının korunması ilkelerine uygun olarak yerine getirilir. Yürütülen işlemlere karşı muhatabın fiziki müdahalesi durumunda Türk Ceza Kanunu’nun 265. Maddesi uygulanır.</p>

<p><strong>MADDE </strong><strong>8 </strong>- 5395 Sayılı Kanuna aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>Davaya Katılma</p>

<p>Madde 22/A - (1) Fiilin işlendiği ilgili yer barosu, bu Kanun kapsamında suça sürüklenen veya mağdur olan çocuklara ilişkin yürütülen ceza soruşturma ve kovuşturmalarına, çocuğun üstün yararının gerektirdiği hallerde suç vasfının şikayete tabi olup olmadığına bakılmaksızın savcılığa müracaatta bulunmayı, katılan sıfatıyla kabul edilmelerini talep edebilirler. İlgili yer barosu çocuk adına hem ailenin korunması hakkındaki kanun hem de bu kanun hükümleri doğrultusunda koruyucu tedbir talep edebilir; hakimden müdahale talep edebilir.</p>

<p>(2) Bu Kanun kapsamındaki katılma talepleri ve bu sıfatla yapılan işlemler her türlü harç, vergi ve masraftan muaftır.</p>

<p>(3) Katılma talebinin kabul edilmesi halinde ilgili CMK müdafiden hariç olmak üzere Avukatlık Kanunu’nun 78. Maddesi uygulanır. İlgili baro lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.</p>

<h3><strong>GENEL GEREKÇE</strong></h3>

<p>Günümüzde çocuklar arasında görülen ve “akran zorbalığı” olarak adlandırılan davranışlar, yalnızca bireysel bir disiplin sorunu olmaktan çıkmış; çocukların fiziksel, psikolojik, sosyal ve akademik gelişimlerini tehdit eden ciddi bir toplumsal sorun hâline gelmiştir. Mevcut ceza mevzuatımızda bu fiillerin tam karşılığının bulunmaması, mağdur çocukların korunmasında ve suça sürüklenen çocukların davranışlarının onarıcı bir perspektifle değerlendirilmesinde hukuki boşluklar yaratmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle düzenleme, Türk Ceza Kanunu’nda çocuğun bedensel ve ruhsal bütünlüğüne yönelen ağır ihlallerin yer aldığı sistematik içinde, 96. maddenin devamında 96/A olarak konumlandırılmıştır. Bu tercihin temel amacı, akran zorbalığının çocuklar bakımından doğurduğu zararların, yalnızca pedagojik ya da disipliner bir mesele olarak değil; çocuğun kişilik varlığına, ruhsal bütünlüğüne ve sosyal gelişimine yönelen özel bir ceza hukuku sorunu olarak değerlendirilmesini sağlamaktır. Böylece madde, çocuğun korunmasına ilişkin özel hükümlerin bulunduğu sistematik içerisinde, fakat eziyet suçunun hemen devamında yer alarak, çocuklar arası şiddetin süreklilik ve baskı boyutunu görünür kılan müstakil bir suç tipi hâline getirilmektedir.</p>

<p>Bu norm ile hem ceza hukukunun temel ilkeleriyle uyum korunmakta hem de çocukların birbirine yönelen sistematik zarar verici davranışlarının, yalnızca disiplin alanında kalmayacak şekilde hukuki güvenceye kavuşturulması amaçlanmaktadır. Düzenleme, ileride çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesine yönelik yapılabilecek kanuni çalışmalara temel teşkil edecek bir çerçeve sunmaktadır.</p>

<p>Mevcut ceza sistematiğinde ya yetişkin bireyin çocuğa yönelik fiilleri ya da çocuğun yetişkine yönelik fiilleri düzenlenmiş; buna karşılık çocuklar arasında güç dengesizliğinden faydalanılarak gerçekleştirilen, sürekli veya tekrarlanan nitelikteki fiziksel, sözel, cinsel veya ekonomik zarar verme davranışları, mağdur çocuğun hak kaybına uğramadan ve fiilin kendine özgü yapısı dikkate alınarak müstakil bir norm altında ele alınmamıştır. Oysa akran zorbalığı, tek seferlik bir çatışmadan farklı olarak; süreklilik, kastın yoğunluğu, mağdur üzerindeki baskı, sosyal dışlama, küçük düşürme ve psikolojik yıpratma gibi unsurlar içeren özgün bir haksızlık alanı oluşturmaktadır. Bu sebeple düzenlemenin TCK m. 96/A altında kurulması, hem normatif sistematik hem de çocukların korunması bakımından daha isabetlidir.</p>

<p>Özetle akran zorbalığında temelde baş zorba ve zorbalığa uyum sağlayan pasif zorba karakterler karşısında mağdur çocuk bulunmaktadır. Güç dengesizliğinden faydalanılarak gerçekleştirilen, sürekli veya tekrarlanan nitelikteki fiziksel, sözel, cinsel veya ekonomik zararlar, “akran zorbalığı”na özgü suç tipi olarak nitelendirilmiştir. Bu yönüyle düzenleme, çocuklar arasında ortaya çıkan şiddet biçimlerini yalnızca münferit fiiller toplamı olarak değil, süreklilik gösteren ve mağdur üzerinde birikimli etki yaratan bir bütün olarak ele almaktadır.</p>

<p>Kanun maddesini diğer maddelerden ayıran en önemli özellik; salt çocuğu cezalandırma amacı taşımamasıdır. Akran zorbalığında mağdur çocuğun korunması kadar, suça sürüklenen çocuğun gelişim özellikleri, akran baskısı ve grup davranışları nedeniyle sorumluluğun bireyselleştirilmesi, erken müdahale ve onarıcı yaklaşımların işletilmesi önem taşımaktadır. Bu nedenle, maddede öngörülen yaptırım rejimi yalnızca cezalandırıcı değil; aynı zamanda öğretici, koruyucu ve yeniden topluma kazandırıcı niteliktedir. Böylece çocuk ceza adalet sisteminin temel amacı olan üstün yarar ilkesi ile ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi birlikte gözetilmektedir.</p>

<p>Çocuğun cezalandırılmasından öte, mağdur çocuk kadar, fail durumuna düşmüş çocuk bakımından da aile, okul ve toplumun sorumluluğu göz ardı edilmemelidir. Ceza sorumluluğu tek başına çocuğun üzerine bırakılamaz. Bu nedenle düzenleme, suça sürüklenen çocuğun davranışının ortaya çıkmasında etkili olan çevresel koşulları, okul iklimini, akran baskısını ve kurumsal ihmalleri de dolaylı biçimde görünür kılan bir yapıya sahiptir. Yine kanun boşluğunda özel gereksinimli çocukların korunması ve kaynaştırma öğrencilerinin ceza hukuku bakımından açıkça zikredilmesi de, mağdurun kırılganlık durumunun göz önünde bulundurulması bakımından önemlidir.</p>

<h3><strong>MADDE GEREKÇELERİ</strong></h3>

<p><strong>Madde 1:</strong> Bu düzenleme, çocuklar arasında giderek görünür hâle gelen ve uygulamada “akran zorbalığı” olarak adlandırılan davranış fiillerinin Türk Ceza Kanunu sistematiğinde müstakil bir suç tipi olarak düzenlenmesi amaçlanmaktadır. Düzenleme, çocuğun hem mağdur hem de fail olabildiği bu özgün alanda, klasik yetişkin suç tiplerinden farklı bir ceza hukuku yaklaşımını zorunlu kılmaktadır. Akran zorbalığı, tekil bir çatışma, anlık öfke boşalması veya sıradan bir disiplin sorunu değildir; aksine güç dengesizliğinden yararlanılarak mağdur çocuğa sürekli veya tekrarlanan şekilde acı çektirilmesi, küçük düşürülmesi, dışlanması ve sosyal olarak hedef hâline getirilmesi biçiminde gelişen bir zarar verme sürecidir. Bu nedenle fiilin, çocuğun beden ve ruh bütünlüğüne yönelen bir baskı ilişkisi içinde gerçekleşmesi dikkate alınarak TCK’nın 96. maddesinin devamında 96/A olarak düzenlenmesi daha uygun görülmüştür.</p>

<p>Madde ile getirilen temel yaklaşım, yalnızca mağdur çocuğun korunması değildir. Aynı zamanda suça sürüklenen çocuğun gelişim özellikleri, akran baskısı, grup etkisi ve davranışın süreklilik kazanma biçimi de dikkate alınarak sorumluluğun bireyselleştirilmesi hedeflenmektedir. Bu nedenle düzenleme, salt cezalandırıcı bir model yerine, onarıcı ve yönlendirici bir ceza siyaseti benimsemektedir.</p>

<p>Mevcut ceza hukuku sisteminde akran zorbalığı kapsamında ortaya çıkan eylemler; somut olayın özelliklerine göre kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma veya eziyet gibi farklı suç tipleri içerisinde münferiden değerlendirilebilmekte ise de, bu yaklaşım çoğu durumda zorbalığın esas karakterini oluşturan <strong>güç dengesizliğinden yararlanma</strong>, <strong>süreklilik/tekrarlılık</strong> ve <strong>mağdur üzerinde birikimli biçimde gerçekleşen psikolojik ve sosyal yıkım</strong> olgusunu tek başına görünür kılmaya yetmemektedir. Şayet eylem tek hareketli biçimde olmuş ise bu maddeden değil münferit eylemin uyduğu suç tipinden sevki istenecektir.</p>

<p>Dikkate alınması gereken bir husus da özel saiki gerçekleştiren suça sürüklenen çocuk, ceza yargısında kaç fiil varsa o kadar suç vardır ilkesi gereği bütüncül fiil tiplerinden ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Örneğin özel saik kapsamında hem hakaret hem kişi hürriyetinden yoksun bırakma olduğunda iki ayrı suç tipinden ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Çocuk ceza adaletinde yargılamanın özü mağdur çocuk olduğu kadar suça sürüklenen çocuk da eşit seviyede korunması gereklidir. Hükmedilecek cezanın bir sonucu da adli sicil kaydı olabileceği gözetildiğinde tek bir suç tipinden verilecek nitelikli halleri Türk Ceza Kanunu’nun üçüncü maddesiyle daha uyumlu olacaktır.</p>

<p>Suçun manevi unsuru bakımından da failin eylemini “şaka”, “oyun”, “dalga geçme” veya “alay etme” biçiminde nitelendirmesi, haksızlık içeriğini ortadan kaldırmaz ancak Yargıtay uygulamalarında suç cinsel davranış örüntüsü şeklinde olduğunda failin cinsel tatmin amacı gütmediği, yalnızca 'dalga geçmek' veya 'şaka' kastıyla hareket ettiği gerekçesiyle hakaret suçundan ceza verildiği; bu haliyle 6 aylık şikayet süresi içinde şikayetin yapılmaması ceza davalarında düşmeye yol açmaktadır. Suçun temel hali mağdur çocuğun ceza usul tekniği karşısında hakkının korunmasına ilişkindir. İş bu sebeple başka suç tipleri örüntüsünde hakaret şaka kastı olsa bile fiil bu suç tipinde değerlendirildiğinde artık şikâyetin yapılıp yapılmadığına bakılmayacaktır. Sonuç itibariyle önemli olan fiil veya fiillerin, mağdur üzerindeki güç dengesizliğinden yararlanması hâli ve eylemin <strong>objektif görünümü itibarıyla</strong> mağdurda acı veya huzursuzluk yaratmaya elverişli olmasıdır.</p>

<p>Aşağıda ise temel suç tipinin nitelikli halleri açıklanmıştır:</p>

<p>1. Fıkranın A bendinde, akran zorbalığı fiillerinin <strong>yapay zekâ araçları veya bilişim sistemleri kullanılarak</strong> işlenmesi hâlinde cezanın artırılması öngörülmüştür. Günümüzde çocuklar arasındaki zorbalık, yalnızca yüz yüze gerçekleşen eylemlerle sınırlı olmayıp; sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları, çevrim içi oyun platformları ve benzeri dijital mecralar üzerinden hızla yayılabilen, mağduriyetin etkisini genişletebilen ve çoğu durumda kalıcı izler bırakabilen bir nitelik kazanmıştır. Dijital mecralarda gerçekleştirilen zorbalık eylemleri; mağdur çocuğun hedef gösterilmesi, aşağılanması ve dışlanmasının çok kısa sürede daha geniş kitlelere ulaşmasına, bu suretle mağdur üzerinde oluşan psikolojik ve sosyal baskının ağırlaşmasına elverişlidir.</p>

<p>Ayrıca teknolojik gelişmelerle birlikte yapay zekâ destekli araçlar, mağdura ait görüntü, ses veya içeriklerin üretilmesi, değiştirilmesi, manipüle edilmesi ve kısa sürede yayılması bakımından yeni bir risk alanı oluşturmuştur. Bu kapsamda örneğin bir görüntü üzerinde yapay zekâ aracılığıyla kıyafet, beden, mekân veya ifade değişikliği yapılarak mağdur çocuk küçük düşürülebilmekte; mağdurun gerçekte bulunmadığı bir bağlamda varmış gibi gösterilmesi suretiyle itibar suikastı, sosyal izolasyon ve yoğun psikolojik baskı meydana gelebilmektedir. Bu tür araçların kullanımı, fiilin işlenmesini kolaylaştırdığı gibi, eylemin izlerini çoğaltmakta ve mağduriyetin etkisini derinleştirmektedir.</p>

<p>Öte yandan Ceza normlarının uygulanmasında kıyasın yasak olması ve suç tiplerinin genişletici yorumla genişletilememesi karşısında, yapay zekâ araçlarının zorbalık fiillerinde ‘araç’ olarak kullanımının, uygulamada tartışma yaratmayacak şekilde açıkça düzenlenmesi zorunlu görülmüştür. Bu sayede, iletişim vasıtalarının sayılmasına ilişkin klasik kavramların yapay zekâ ile üretilen/manipüle edilen içerikleri kapsayıp kapsamadığı yönündeki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ceza hukukunda bazı suç tiplerinde “sesli, yazılı veya görüntülü ileti” gibi kavramlarla iletişim vasıtaları kapsamakta ise de, içtihatlarda “Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması” olarak nitelendirilmektedir.</p>

<p>Tüm bu sebeplerle akran zorbalığının özgü suç tipi olarak düzenlenmesi hâlinde, yapay zekâ araçlarının suçta araç olarak kullanılmasının nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir.</p>

<p>( b ) bendi ile, akran zorbalığı suçunun birden fazla çocuk tarafından birlikte işlenmesi hâlinde cezanın artırılması öngörülmüştür. Akran zorbalığı olgusunun uygulamada en ağır sonuç doğuran biçimi, mağdur çocuğun bir grup tarafından hedef hâline getirilmesi olup; bu durumda mağdur çocuğun kendisini koruma ve ortamdan uzaklaşma imkânı belirgin şekilde azalmakta, yaşadığı korku ve çaresizlik duygusu artmakta ve olayın mağdurun ruh dünyası üzerindeki olumsuz etkisi derinleşmektedir. Zira mağdur çocuk, tek bir akranla belirli ölçüde baş edebilecek iken; birden çok akranın birlikte yöneldiği eylemler karşısında sosyal baskı, utanç, yalnızlık ve değersizlik hislerini daha yoğun yaşayabilmekte, bu durum zorbalığın psikolojik yıkıcılığını ve kalıcılığını artırabilmektedir. Bu nedenle, birlikte işleme hâli, yalnızca fail sayısının artması değil, mağdur açısından eylemin korkutucu güç ve baskı kapasitesinin niteliksel biçimde yükselmesi anlamına gelmektedir.</p>

<p>Bunun yanında, çocukların grup hâlindeki davranışlarında çoğu kez bir “baş zorba” etrafında şekillenen ve akran baskısıyla beslenen bir dinamik ortaya çıkmaktadır. Uygulamada bazı çocuklar zorbalığın icrasında belirleyici ve yönlendirici konumda iken, bazı çocuklar ise “gruba uyma” eğilimiyle kimi zaman aktif, kimi zaman pasif biçimde sürece dâhil olabilmektedir. Bu düzenleme, çocukların bu tür grup süreçlerine katılımının varlığını göz ardı etmemekte; ancak ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği her çocuğun, kendi iradi katkısı ve kusurlu davranışı ölçüsünde sorumlu tutulması gerektiği esasını korumaktadır. Nitekim akran zorbalığına özgü suç tipinin “birden fazla çocuk tarafından birlikte işlenmesi” hâlini nitelikli hâl olarak ayrıca düzenlemesinin amacı, gruba uyan çocuklar bakımından otomatik ve tekdüze bir sorumluluk yaratmak değil; birlikte hareket edilmesi nedeniyle mağdur üzerindeki baskının artmasını ceza siyaseti bakımından görünür kılmak ve hâkime, somut olayın özelliklerini gözeten adil bir değerlendirme zemini sağlamaktır.</p>

<p>Bu çerçevede, gruba uyma şeklinde sürece katılan çocukların olay sonrası tutumları bakımından genel hükümler çerçevesinde gönüllü vazgeçme imkânları ile, zararın giderilmesi ve mağduriyetin azaltılması yönünde gösterilen çabaların (etkin pişmanlık niteliğindeki davranışların) hâkim tarafından değerlendirilmesi mümkün olup; böylelikle çocuğun fiilden sonraki davranışlarının, olayın ağırlığı ve mağdur üzerindeki etki ile birlikte ele alınmasına imkân tanınmaktadır. Bentteki nitelikli hal düzenlemesi, bu tür bireyselleştirme mekanizmalarını dışlamamakta; tersine, “çocuklar arası ceza adaleti” anlayışı içinde, hem mağdur çocuğun hassas konumunu gözetmekte hem de gruba uyma dinamiği içindeki çocukların ayrıksı durumlarının somut olayda adil biçimde değerlendirilmesine engel olmamaktadır.</p>

<p>Son olarak, birlikte işleme hâlinin cezada artırım nedeni yapılması, ceza mevzuatımızda bazı suç tiplerinde “birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme” hâlinin nitelikli hâl sayılmasına ilişkin genel yaklaşımla benzerlik göstermekle birlikte; burada esas olan, yetişkinler bakımından öngörülen koruma düzeyi ile çocuğun aynı tehdide veya toplu baskıya maruz kalması arasında mağduriyetin niteliği bakımından fark bulunmasıdır. Çocukların gelişim düzeyi, sosyal kabul ihtiyacı ve akran değerlendirmesine karşı kırılganlığı dikkate alındığında; birden fazla akran tarafından hedef alınma hâlinin mağdur çocuk üzerindeki etkisi, yetişkin mağduriyetinden daha ağır ve kalıcı sonuçlar doğurmaya elverişli olabilmektedir. Bu sebeple bent, mağdur çocuğun ruhsal ve sosyal bütünlüğünün korunması bakımından daha yüksek bir hassasiyetle düzenlenmiştir.</p>

<p>( c ) bendi ile, akran zorbalığı suçunun işlenmesinde silah sayılan cisim kullanılması, fiilin icrası sırasında görüntü veya ses kaydı alınması ve mağdurun cinsiyetine bakılmaksızın özel hayatına yönelik görüntü veya verilerin hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi hâllerinde cezanın bir kat artırılması; ayrıca suçta kullanılan eşya hakkında müsadere hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür. Bu bent, akran zorbalığı olgusunun uygulamada en ağır sonuç doğuran biçimini oluşturan “şiddetin dijitalleştirilmesi” ve “mağduriyetin alenileştirilmesi” sorununa cevap vermek amacıyla düzenlenmiştir.</p>

<p>Uygulamada, bazı zorbalık vakalarının yalnızca fiziksel saldırı veya münferit bir yaralama fiili şeklinde gerçekleşmediği; mağdur çocuğun darp edilmesi, aşağılanması veya cinsel dokunulmazlığa yönelik davranışlara maruz bırakılması sırasında kayıt alındığı bilinmektedir. Kayda alma fiili, çoğu zaman yalnızca “delil” veya “hatıra” mahiyetinde olmayıp, mağdur çocuğu küçük düşürme, utandırma, sosyal çevrede itibarsızlaştırma ve üzerinde ileri süreci etkiler biçimde sürekli baskı kurma amacıyla bir “tehdit ve kontrol aracı”na dönüşebilmektedir. Bu tür durumlarda zorbalık eylemi, mağdur üzerinde yalnızca olay anıyla sınırlı kalmayan; kayıtların yayılması ihtimali nedeniyle süreklilik gösteren ve çocuğun sosyal varlığını hedef alan bir etki doğurmaktadır. Bu nedenle, zorbalık fiili sırasında görüntü veya ses kaydı alınması ve bunun ifşa edilmesi hâllerinin, akran zorbalığının özgü suç tipi içerisinde ayrıca ve açık biçimde nitelikli hâl olarak düzenlenmesi, hem suçta ve cezada kanunilik ilkesinin gereği olan öngörülebilirliği sağlamak hem de uygulamada fiillerin parçalı biçimde değerlendirilmesi nedeniyle ortaya çıkabilen yetersiz koruma sorununu gidermek bakımından gerekli görülmüştür. Maddenin birinci fıkrasında açıklandığı üzere suçun parçası olan eylemler bakımından suça sürüklenen çocuk ayrıca ilgili maddeden cezalandırılmayacaktır.</p>

<p>Bentte ayrıca “suçta kullanılan eşya” hakkında müsadere hükümlerinin uygulanacağının belirtilmesiyle, zorbalığın icrasında araç olarak kullanılan cep telefonu, kamera ve benzeri cihazların, yalnızca fiilin işlenmesini kolaylaştıran bir unsur değil, aynı zamanda mağduriyetin yayılmasını sağlayan ve mağdur üzerinde sürekli baskı oluşturan bir “suç aracı” hâline geldiği kabul edilmiştir. Çocuk ceza adaleti bakımından, kimi vakalarda suç aracının elden alınması ve müsadere edilmesi, sırf hapis veya adlî para cezası tehdidine kıyasla daha somut ve anlaşılabilir bir sonuç doğurabilmekte; mağdur çocuk bakımından da adalet duygusunu destekleyen koruyucu bir etki yaratabilmektedir.</p>

<p>İkinci fıkra ile, suçun mağdurunun engelli, özel gereksinimli veya kaynaştırma eğitimine tabi bir çocuk olması hâlinde, suçun temel şekline ilişkin cezanın alt sınırının iki yıl olarak uygulanması öngörülmüştür. Bu düzenleme ile amaçlanan, kırılgan gruptaki çocukların akran zorbalığı karşısında kendilerini koruma, sınır koyma ve yardım isteme imkânlarının bilişsel seviyesi normal olan akranlarına görece daha sınırlıdır. Ceza sorumluluğu açısından zorbalığı yapan karakterin mağdurun bu özelliğinden faydalanması gerekir ki aynı zamanda bu husus suçun özel kast unsurunu oluşturmaktadır.</p>

<p>En genel hali ile engellilik, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun M. 3/C’de "Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımı kısıtlayan tutumlar ve çevre koşullarıyla etkileşime giren birey."</p>

<p>2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu m.3/C’de</p>

<p>"Doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle normal yaşamın gereklerine uymama durumunda olup; korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan kişi." olarak tanımlanır. Belirtilen hükümler 5395 Sayılı Kanun’u M.3/1.A “daha erken ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış çocuklar” ile birlikte değerlendirilerek mağdurun biyopsikososyal hali içerisinde ele alınabilir. Tüm bu düzenlemeler ile beraber çocuğun özelindeki engellilik hali MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nin 4. Maddesi olarak anlaşılmalıdır.</p>

<p>Özel Gereksinimli Çocuk deyiminden anlaşılması gereken ise 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname M 3/A’da</p>

<p>"Özel eğitim gerektiren birey": Çeşitli nedenlerle, bireysel özellikleri ve eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen düzeyden anlamlı farklılık gösteren birey” dir. Burada engellilikten farklı olarak ortalama akran bilişsel seviyesinden farklı olarak eğitimsel/algı performans farkıdır. Uygulamada özel gereksinimli" ve "özel eğitim ihtiyacı olan" kavramları özdeş biçimde kullanılmaktadır.</p>

<p>Kaynaştırma eğitimine tabi olmasından anlaşılması gereken ise yine 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/C ve 12. Maddelerinde tanımlanan “Özel eğitim gerektiren bireylerin diğer bireylerle karşılıklı etkileşim içinde bulunmalarını sağlamak ve eğitim amaçlarını en üst düzeyde gerçekleştirmek amacıyla her tür ve kademedeki okullarda, ortalama biliş seviyesindeki akranlarıyla birlikte sürdürülen eğitim anlaşılmalıdır. Bu kapsamda kalan çocuğun özel eğitim kurumunda değil; eğitim programı kapsamında ilk, ortaöğretim ve lisede öğrenim görmesi gereklidir.</p>

<p>Uygulamada karşılaşılan sorunlardan birisi ise çeşitli saiklerle çocukların, Rehberlik Araştırma Merkezlerine olan erişimidir. Çocuğun kaynaştırma öğrencisi olması için öncelikle RAM tarafından tanı alması esastır. Tanı almamış bir çocuğun akran zorbalığına maruz kalması durumunda fıkranın engellilik içerisinde yer alıp almayacağı hakim tarafından heyet raporuna sevki sonrasında belirlenecektir. Verilecek cezanın belirlenmesi açısından iş bu fıkrada, 1. Fıkranın aksine oransal artırım yöntemi yerine alt sınırın yükseltilmesi tercih edilmiştir. Bu fıkra kapsamındaki mağdurlara, 1. Fıkra kapsamında mükerrer biçimde ağırlaştırma sebebi yapılması ihtimali bertaraf edilmekte; buna karşılık birinci fıkrada düzenlenen nitelikli hâllerin gerçekleşmesi hâlinde yapılacak artırımların, bu fıkra uyarınca belirlenen alt sınır esas alınarak uygulanacağı açıkça belirtilmek suretiyle uygulamada tereddütlerin önüne geçilmektedir.</p>

<p>Üçüncü fıkra ve üçüncü fıkranın (a) alt düzenlemesi ile, akran zorbalığı suçunda etkin pişmanlık müessesesi, “çocuklar arası ceza adaleti” anlayışına uygun şekilde ve pedagojik amaç gözetilerek iki ayrı görünüm altında düzenlenmektedir. Kanunda suça aktif biçimde iştirak eden yani asli fail durumunda olan SSÇ’ye yönelik etkin pişmanlığın, soruşturmaya başlanmadan önce kendi isteğiyle yetkili makamlara başvurması, fiilin ortaya çıkmasına katkı sunması ve suça karışan diğer çocukların belirlenmesini sağlamaya elverişli bilgi ve beyanlarda bulunması hâlinde cezada indirim öngörülmüştür. Kanun koyucunun “soruşturmaya başlanmadan önce” ifadesiyle amaçladığı zaman dilimi, Ceza Muhakemesi Kanununun 160 ıncı maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısının suç şüphesini öğrenmesiyle birlikte maddi gerçeği araştırma yükümlülüğünün başladığı evreden önceki dönemdir. Bu suretle, etkin pişmanlığın zaman bakımından sınırı, soruşturma evresinin başlangıcına ilişkin ceza muhakemesi sistematiği ile uyumlu hâle getirilmiştir.</p>

<p>Etkin pişmanlık, çocuk adalet sistemi bakımından yalnızca fiilin bildirilmesiyle sınırlı bir mekanizma olarak öngörülmemiş; suça sürüklenen çocuğun, eyleminin sonuçlarını kavrayarak sorumluluk almasını, mağduriyetin giderilmesine katkıda bulunmasını ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını destekleyen onarıcı bir yaklaşımın parçası olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>Fıkranın a bendinde, suça fiziken iştirak etmeyip gruba uyma veya sessiz kalma biçiminde olayın işlenişine katkıda bulunan çocuğun, asli fail ile aynı düzeyde değerlendirilmesinin her somut olay bakımından adaletli sonuç doğurmayabileceği dikkate alınmıştır. Bu çocukların bir kısmı, akran baskısı veya dışlanma korkusu nedeniyle olay anında pasif kalabilmekte; buna karşın gerçeğin ortaya çıkarılmasına sonraki aşamada da katkı sunabilecektir. Bu nedenle, kovuşturma aşamasında gerçeğin ortaya çıkmasına samimi ve etkin şekilde katkı sunan, suça karışan diğer çocukların belirlenmesine yardımcı olan ve pişmanlığı davranışlarıyla ortaya koyan çocuk yönünden daha yüksek bir indirim imkânı tanınarak, “gruba uyma” dinamiği içinde bulunan çocuğun öğrendiği davranış kalıbının kırılarak doğru davranışa yöneltilmesi, toplumsal sorumluluk bilincinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Kanun koyucu, yukarıdaki fıkradan farklı olarak TCK M. 40/2’de belirtili uyma şeklinde suça iştirak etmiş çocuğun etkin pişmanlığı ilk fıkradan bağımsız kovuşturma aşamasında bile ortaya çıksa; fiile kimin hangi şekilde iştirak ettiğine ilişkin açıklamalarda bulunması öz itibariyle maddi gerçeğin aydınlatılmasına hizmet etmesi yeterli görülmüştür. Maddenin birinci fıkrasının b bendine göre pasif karakterli suça sürüklenen çocuk hakkında önce artırım yapılacak sonra yardım etme maddesince indirim uygulandıktan sonra indirilen sonuç ceza yönünden etkin pişmanlık hükümleri ayrıca uygulanacaktır. Zararın giderilmesine ilişkin aynı ayrım korunmuştur. Mağdurun suç sebebiyle zararı asli fail veya failler tarafından karşılanması genel etkin pişmanlık hükümlerinin burada da uygulandığını işaret edecektir ancak a bendinde kalan TCK’nın 37/2 veya TCK M. 39 kapsamında fiile asli şekilde iştirak etmeyen çocuğun zararı giderme şartı farklıdır. Şayet mağdurun zararını asli fail gidermiş ise bu durumda çocuktan zarar şartını karşılaması beklenmez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dördüncü Fıkrada akran zorbalığı suçunun işlenmesi sonucunda mağdur çocuğun ruhsal bütünlüğünde meydana gelen ağır neticeler bakımından, fiilin haksızlık içeriğiyle orantılı bir yaptırım rejimi kurulması amaçlanmıştır. Akran zorbalığı, çoğu zaman tekil bir çatışmadan ibaret olmayıp, süreklilik veya tekrarlılık gösteren; mağduru okul ve sosyal çevre içinde hedef hâline getiren, küçük düşürme, dışlama, alay etme, tehdit ve fiziksel müdahale gibi davranışların bir arada bulunabildiği bir süreç niteliği taşımaktadır. Bu tür süreçlerin mağdur çocuk üzerinde yalnızca geçici üzüntü ve stres oluşturmakla kalmayıp, bazı hâllerde klinik düzeyde tedavi gerektiren ve kimi zaman kalıcılık arz eden psikiyatrik bozulmalara yol açabildiği görülmektedir. Bu itibarla fıkrada, suç sonucunda mağdurun ruh sağlığının kalıcı olarak bozulması hâli bakımından daha ağır bir ceza aralığı öngörülmüştür. “Kalıcı bozulma” tespiti, uygulamada keyfîliğin ve farklı yorumların önlenmesi bakımından, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili ihtisas kurullarınca düzenlenecek rapora bağlanmıştır. Böylelikle, mağdurun ruh sağlığındaki bozulmanın sadece bir yakınma veya geçici bir duygudurum değişikliği düzeyinde değil; tıbben teşhis edilebilir, süreğen nitelikte ve olayla illiyet bağı kurulabilir bir netice olarak ortaya konulması hedeflenmiştir.</p>

<p>Fıkrada ayrıca, kalıcı bozulma düzeyine ulaşmamakla birlikte mağdurda meydana gelen ruhsal etkilenmenin yatılı tedavi gerektirecek ağırlıkta gerçekleştiği hâller bakımından, ayrı bir ceza aralığı belirlenmek suretiyle ikinci bir netice kategorisi düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile, akran zorbalığının mağdur çocukta doğurduğu ruhsal zararların farklı yoğunluklarda ortaya çıkabileceği gözetilmekte; kalıcı bozulma tespit edilemeyen ancak klinik düzeyde ağırlaşma gösteren olaylar bakımından da ceza adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır. Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara ilişkin genel ilke gereği, bu fıkranın uygulanmasında, mağdurda meydana gelen ruhsal bozulma ile akran zorbalığı fiilleri arasında illiyet bağının bulunması aranacaktır. Ayrıca, failin bu ağır netice bakımından sorumlu tutulabilmesi için, neticenin oluşumu yönünden en azından taksirle hareket ettiğinin, diğer bir ifadeyle ağır neticenin somut olayın özelliklerine göre öngörülebilir olduğunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Böylece, yalnızca nedensellik bağının varlığına dayanılarak objektif sorumluluk sonucuna gidilmesi önlenmekte; sorumluluk kusur ilkesine uygun biçimde belirlenmektedir.</p>

<p><strong>Madde 2:</strong> Bu madde ile, TCK’nın 51. maddesine eklenmesi önerilen fıkra vasıtasıyla, akran zorbalığı suçunu işleyen çocuğun cezasının infazı sonrası izlenmesi ve topluma yeniden kazandırılması bakımından özel bir takip mekanizması kurulmak istenmiştir. Çocuk failler bakımından yalnızca cezanın infazı yeterli değildir; çocuğun suç davranışına tekrar yönelmesini önlemek, gelişimsel destek sağlamak ve topluma uyumunu desteklemek de önemlidir. Bu nedenle ceza sonrası süreçte adli destek ve mağdur hizmetleri birimleri aracılığıyla takip yapılması öngörülmüştür.</p>

<p>Fıkrada yer alan sabıka kaydının silinmesine karşılık 18 yaşına kadar takibin sürdürülmesi, bunu talep eden çocuğun devlet ile yaptığı anlaşmadır. Bu anlaşmaya göre kırılgan grup içi takip sistemi ile çocuğun tekrar tekrar suça karışmasını önlemektir. Uygulamada kırılgan grup nedeniyle toplumsal dezavantaj yaşayan ve özel desteğe ihtiyaç duyan kesim olarak tanımlanırken yenilikçi anlayış ile suça sürüklenen çocuklar da dezavantaj/özel desteğe ihtiyacı olan kategorisine alınmıştır.</p>

<p><strong>Madde 3: </strong>Uygulamada mezkur suç tipinde şüpheli veya sanık beyanı bildirimin kolluk harici makamlara yapıldığı bu suretle ceza sorumluluğunun olmadığı yönündedir. Bildirilmesi gereken olayın adli vaka olduğu açıktır ancak getirilen yeni fıkra ile konunun hassasiyeti arttırılmıştır.</p>

<p><strong>Madde 4:</strong> Bu madde ile eğitim kurumlarının suçu bildirmemesi başlığı altında, TCK’nın 278, 279 ve 280. maddelerinden farklı ve özel bir bildirim yükümlülüğü ihdas edilmektedir. Türk Ceza Kanunu’nda suçu bildirmeme fiili genel olarak 278. maddede, kamu görevlisi bakımından 279. maddede ve sağlık mesleği mensupları bakımından 280. maddede düzenlenmiş olup; bu hükümler belirli bir meslek grubunu veya genel bildirim yükümlülüğünü esas almaktadır. Ancak eğitim kurumlarında çocuklara karşı işlenen veya çocukların maruz kaldığı fiiller bakımından, olayın niteliği, mağdurun yaşı, kurum içi hiyerarşi, çocukların korunma ihtiyacı ve bildirim gecikmesinin doğuracağı ağır sonuçlar nedeniyle daha dar, daha hızlı ve daha hedefe yönelik bir düzenleme gereklidir. Bu sebeple, genel suçu bildirmeme hükümleriyle yetinilmeyip, eğitim kurumları için müstakil bir suç tipi öngörülmüştür.</p>

<p>Bu ayrımın temel gerekçesi, eğitim kurumlarının çocukların sürekli veya sürekliliğe yakın biçimde bulunduğu, gözetim ve koruma sorumluluğunun kurumsal olarak yoğunlaştığı alanlar olmasıdır. Kurum görevlisinin suçu öğrenmesine rağmen “önce araştırayım”, “suç olup olmadığından emin olayım”, “kurum içinde çözelim”, “aileyle halledelim” veya benzeri gerekçelerle adli makamlara bildirimde bulunmaması, çocuk bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle, burada aranılan bildirim yükümlülüğü genel anlamda herhangi bir kuruma yapılan ihbar değil; doğrudan çocuk şube birimine veya Cumhuriyet savcılığına yapılacak adli bildirimdir. Amaç, olayın idari veya sosyal hizmet niteliğinde kurumlar arasında dolaştırılmasını değil, vakit kaybetmeden çocuk koruma ve ceza soruşturması mekanizmasına intikal ettirilmesini sağlamaktır.</p>

<p>Bu çerçevede Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, sosyal hizmet birimlerine ya da kurum içi başka mercilere yapılan bildirimler, bu madde bakımından tek başına yeterli kabul edilmemektedir. Çünkü bu kurumlara yapılan bildirimler, çocuğun destek ve korunma ihtiyacına ilişkin idari sonuçlar doğurabilse de, suç şüphesinin adli mercilere derhâl intikalini sağlamaz. Kanun koyucu burada, suç teşkil ettiği değerlendirilen olayların öncelikle çocuğa özgü adli ve kolluk mekanizmasına ulaşmasını amaçlamaktadır. Bu nedenle, “çocuk şube” veya “çocuk savcılığı”na bildirim, yükümlülüğün asli ve belirleyici ifa biçimi olarak kabul edilmiştir; diğer kurumlara yapılan bildirimler ise bu yükümlülüğü ortadan kaldırmayacaktır.</p>

<p>Madde metninin birinci fıkrasında yer alan “İlgili kurum amiri, bilgisi olduğu olay hakkında suç oluşup oluşmadığına yönelik araştırma yapamaz; suçun oluşmadığı saikiyle bildirimde bulunmaktan imtina edemez.” cümlesi, bu özel sistematiğin en önemli unsurunu oluşturmaktadır. Kanun koyucu, önceki suçu bildirmeme düzenlemelerinde kullanılan “bir suçun işlendiğini öğrenen” formülünden bilinçli olarak ayrılmış; burada “olay” bilgisini yeterli görerek, suç vasfının ön değerlendirmesini bildirim yükümlüsünün takdirine bırakmamıştır. Zira kurum amiri, elindeki vakıayı ceza hukuku bakımından nitelendiren merci değildir; olayın suç oluşturup oluşturmadığına ilişkin son değerlendirme Cumhuriyet savcılığına aittir. Bu nedenle kurum amiri, suçun oluşup oluşmadığını araştırarak bildirimden kaçınamaz ve “suç oluşmadığı” düşüncesiyle adli mercilere başvurmaktan imtina edemez. Bildirim yükümlülüğü, suçun kesin olarak sabit görülmesini değil, olaydan haberdar olunmasını yeterli saymaktadır.</p>

<p>Madde ile hedeflenen bir diğer husus, özellikle eğitim kurumlarında çocuk mağduriyetlerinin kurumsal itibar, iç düzen veya disiplin gerekçeleriyle örtülmesinin önüne geçmektir. Bildirim yapılmaması veya gecikmeli yapılması hâlinde çocuğun korunma tedbirlerinden zamanında yararlanamaması, mağduriyetin derinleşmesine ve suçun devam etmesine neden olabilir. Bu sebeple ceza yaptırımı ile birlikte artırım mekanizması öngörülmüştür.</p>

<p>Madde ayrıca kamu kurumu-özel kurum ayrımı yapmamaktadır. Çünkü çocukların korunması bakımından kurumun hukuki statüsü değil, çocuğun maruz kaldığı riskin varlığı önemlidir. Özel okul, devlet okulu, yurt, kurs veya benzeri yerler bakımından eşit ve etkin koruma sağlanmalıdır. Böylece çocukların bulunduğu her eğitim ortamında aynı adli duyarlılık temin edilmekte ve bildirim yükümlülüğünün hiç gecikmeksizin çocuk şube veya çocuk savcılığına yöneltilmesi güvence altına alınmaktadır.</p>

<p><strong>Madde 5:</strong> Bu madde ile “eğitim kurumu” kavramı tanımlanmakta ve hangi yerlerin bu kapsamda değerlendirileceği açıkça belirlenmektedir. Ceza normunun uygulanmasında belirlilik ve öngörülebilirlik esas olduğundan, eğitim kurumu kavramının sınırlarının açık biçimde çizilmesi zorunludur. Aksi hâlde hangi kurumların bildirim yükümlülüğü, şikâyet/ihbar engelleme suçunun nitelikli hâli veya akran zorbalığına ilişkin kurumsal tedbirler bakımından kapsama gireceği tereddüt yaratacaktır.</p>

<p>Tanımın kapsamına okul öncesi eğitim kurumlarından başlayarak ilkokul, ortaokul, ortaöğretim kurumları, özel eğitim okulları, özel öğretim kurumları, kurslar, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, mesleki eğitim merkezleri, hizmet içi eğitim merkezleri, uzaktan öğretim yapan kurslar, sosyal etkinlik merkezleri, motorlu taşıt sürücüleri kursları, yurtlar, pansiyonlar ve çocukların eğitim veya barınma amacıyla düzenli olarak bulunduğu benzeri kurumlar dâhil edilmiştir. Böylece çocukların fiilen bulunduğu ve korunmaya ihtiyaç duyduğu geniş bir alan kapsanmıştır.</p>

<p>Bu tanım, yalnızca formal eğitim kurumu anlayışına dayanmaz; aynı zamanda çocukların eğitim hakkı kapsamında barınma, rehberlik, destek veya sosyal gelişimi içeren alanlar dahil edilmiştir. Çünkü çocukların maruz kaldığı riskler sadece okul binası içinde ortaya çıkmaz. Yurt, pansiyon, kurs benzeri yapılar ile okul öncesini kapsayan oyun evleri de fıkra içerisinde değerlendirilmiştir. fiilen çocukların yoğun ve sürekli biçimde bulunduğu yerlerdir. Madde içerisinde işlenen çocuklara özgü kafe gibi alanlar şayet eğitim amacı içermiyorsa fiil bu fıkra kapsamında değerlendirilemeyecektir.</p>

<p><strong>Madde 6:</strong> Bu madde ile şikâyet veya ihbar hakkının engellenmesi başlığı altında yeni bir suç tipi düzenlenmektedir. Düzenleme ile amaçlanan, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek için şikâyet, ihbar veya bildirim hakkına sahip kişiye yönelik baskı, telkin, menfaat vaadi, yıldırıcı davranış ve benzeri örtülü müdahalelerin cezalandırılmasıdır. Burada kanun koyucu, failin açık ve doğrudan tehdit içeren davranışlarını değil, çoğu zaman dolaylı, üstü kapalı ve iradeyi kırmaya yönelik müdahalelerini hedeflemektedir. Şikâyet veya ihbar hakkına sahip kişiye açıkça tehditte bulunulması hâlinde, somut olaya göre TCK’nın tehdit suçuna ilişkin hükümleri veya şartları varsa şantaj suçuna ilişkin hükümler uygulanabilecektir. Buna karşılık bu madde, tehdit eşiğine varmayan; ancak şikâyet, ihbar veya bildirimden vazgeçirmeyi amaçlayan baskı, telkin, menfaat teklif etme ve yıldırıcı davranışları bağımsız bir suç olarak cezalandırmaktadır. Ayrıca düzenleme yalnızca şikâyet hakkını değil, disiplin amacıyla kuruma yapılan ihbar ve bildirimleri de koruma altına almaktadır; zira mağdurun veya ilgilinin kuruma başvurmasının engellenmesi de ihbar hakkının kullanılmasının önüne geçmektedir.</p>

<p>Birinci fıkranın bir diğer özelliği, kamu kurumu-özel kurum ayrımı yapmaksızın uygulanabilmesidir. Bu yönüyle düzenleme, yalnızca ceza yargılamasına konu olayları değil, iş hayatı içinde ortaya çıkan mobbing benzeri davranışları da adli koruma kapsamına almaktadır. İş hukuku bakımından mobbing çoğu kez haklı fesih, tazminat veya iş ilişkisine ilişkin diğer hukuki sonuçlar doğurabilse de, burada korunmak istenen esas değer, mağdur işçinin ya da idari personelin maruz kaldığı eylem sonucu şikayet veya ihbar edebilme hürriyetinin kısıtlanmasıdır.</p>

<p>İkinci fıkra, kurum amirinin astına karşı fiili işlemesi hâlinde cezanın artırılmasını öngörmektedir. Kurum amirinin ast üzerinde kurduğu baskı, sıradan bir bireysel ilişki olarak değil, kurumsal otoritenin kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir.</p>

<p>Üçüncü fıkra ise eğitim kurumu bağlamında özel bir nitelikli hâl kurmaktadır. Bu fıkra ile, ihbar edilmesi gereken bir olay hakkında kurum amirinin mağdur çocuğu, kanuni temsilcisini, tanık konumundaki personeli veya diğer ilgilileri şikâyetten ya da bildirimden vazgeçirmeye yönelik eylemleri daha ağır yaptırıma bağlanmıştır. Burada kastedilen davranışlar yalnızca açık tehditler değildir; okul müdürünün veya benzeri kurum amirinin aileleri çağırarak uzlaştırmaya çalışması, mağdur çocuğun üstü kapalı biçimde okuldan alınmasının telkin edilmesi, olayın büyütülmemesi gerektiği yönünde baskı kurulması yahut personelin tanıklık yapmaktan caydırılması gibi örtülü baskı yöntemleri de bu kapsamda değerlendirilecektir. Özellikle önerilen TCK M. 279/A kapsamında bildirilmesi gereken fiillere ilişkin olarak öğretmen ve benzeri personel üzerinde tanıklığı veya adli mercilere başvuruyu engellemeye yönelik her türlü davranış, bu fıkra kapsamında nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Böylece eğitim kurumlarında olayların üstünün örtülmesi, kurumsal itibar veya disiplin söylemiyle baskı altında tutulması önlenmek istenmektedir.</p>

<p>Bu suç tipi, özellikle akran zorbalığı ve benzeri olayların üstünün örtülmesini önleyen tamamlayıcı bir koruma normu niteliğindedir. Çocuğun, ailesinin, tanık personelin veya diğer ilgililerin iradesini baskı altına alan davranışların önlenmesi, yalnızca ihbar mekanizmasının işlerliği bakımından değil, aynı zamanda devlete güven ilkesinin tesisi bakımından da zorunludur. Kamu otoritesine duyulan güvenin güçlenmesi, vatandaşların ve özellikle çocukların karşılaştıkları fiilleri çekinmeden bildirebilmelerine bağlıdır. Bu nedenle madde, yalnızca bildirim yükümlülüğünü değil, o yükümlülüğün kullanılmasını engelleyen baskı mekanizmalarını da cezalandırmak suretiyle, çocuk koruma sisteminin bütünlüğünü ve hukuka erişimde devlete güven duygusunu güçlendirmektedir.</p>

<p><strong>Madde 7 - Madde 5/A Gerekçesi</strong></p>

<p>Akran zorbalığı, çocukların eğitim hayatı boyunca yalnızca akranlar arası çatışma olarak değil, çoğu zaman süreklilik arz eden, gelişimsel süreci etkileyen, mağdur çocuk bakımından psikolojik, sosyal ve akademik sonuçlar doğurabilen çok boyutlu bir risk alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle akran zorbalığına yönelik müdahale, olay meydana geldikten sonra verilen tepkilerle sınırlı tutulmamalı; erken tespit, önleyici takip, bireyselleştirilmiş destek ve okul-aile işbirliği ekseninde kurumsal bir koruma mekanizmasına dönüştürülmelidir. Maddenin amacı, çocukların okul ortamında karşılaşabilecekleri zorbalık davranışlarının mümkün olan en erken aşamada belirlenmesi, çocuk özelinde ihtiyaçların değerlendirilmesi ve mağduriyetin derinleşmesinin önüne geçilmesidir.</p>

<p>Birinci fıkra ile, akran zorbalığının önlenmesi, erken tespiti ve etkilerinin giderilmesi amacıyla okul rehberlik servisi tarafından her çocuk yönünden bireysel ihtiyaç planı hazırlanması öngörülmektedir. Bu düzenleme, çocuğu soyut ve genel bir kategori olarak değil, gelişim özellikleri, risk faktörleri, destek ihtiyacı ve korunma gereksinimleri bakımından ayrı ayrı ele alan bireyselleştirilmiş bir koruma yaklaşımını benimsemektedir. Böylelikle, zorbalığa maruz kalan çocuklar bakımından yalnızca kriz anında müdahale eden değil, risk henüz oluşum aşamasındayken önleyici tedbir geliştiren bir sistem kurulmaktadır. Aynı zamanda zorbalık davranışını sergileyen çocuklar yönünden yönlendirici ve destekleyici bir yaklaşım benimsenerek davranışın nedenleri, tetikleyicileri ve çevresel etkileri profesyonel biçimde değerlendirilmiş olacaktır.</p>

<p>İkinci fıkra ile bireysel ihtiyaç planının veliye ve okul yönetimine yazılı olarak bildirilmesi, planın uygulanmasında aile, okul yönetimi, sınıf öğretmenleri ve rehberlik servisi arasında işbirliği sağlanması ve planın düzenli biçimde güncellenmesi amaçlanmaktadır. Çocukla ilgili önleyici koruma tedbirlerinin etkili olabilmesi, ancak okul ve ailenin aynı yönde, aynı hedefe yönelmiş, eşgüdümlü bir tutum sergilemesiyle mümkündür. Bu çerçevede aile ile kurulacak iletişim, çocuğun davranışlarının “kusur”, “etiket” veya “ayıp” ekseninde değerlendirilmesine indirgenmemeli; çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarının anlaşılması, desteklenmesi ve iyileştirilmesi yönünde pedagojik bir işlev görmelidir. Böylece, uygulamada zaman zaman karşılaşılabilen “bizim çocuğumuz kusurlu değildir”, “çocuğumuza haksızlık yapılıyor”, “etiketlenme yaratılıyor”” şeklindeki savunmaların doğurabileceği iletişim kopuklukları azaltılacak; aile, sürecin dışlayıcı değil koruyucu yönünü daha açık biçimde görebilecektir.</p>

<p>Bu yönüyle düzenleme, aileyi bir yaptırım muhatabı olarak değil, çocuğun yararına işleyen koruyucu sistemin zorunlu paydaşı olarak konumlandırmaktadır. Maddenin pedagojik temeli, çocuğun davranışının ahlaki mahkûmiyet konusu yapılması değil, davranışın hangi ihtiyaçlardan veya risklerden kaynaklandığının uzmanlar tarafından değerlendirilmesidir. Böylece hem mağdur çocuk hem de davranış riski taşıyan çocuk bakımından damgalama yerine destek, dışlama yerine izleme ve cezalandırma yerine yönlendirme esas alınmaktadır. Bu yaklaşım, okul ikliminde kutuplaşmayı azaltacak, öğretmen ile veli arasındaki gerilimi yumuşatacak ve okul idaresi üzerinde oluşabilecek “sadece disiplin cezası verilsin” ya da “çocuk olduğu için hiçbir şey yapılmasın” şeklindeki uç beklentilerin önüne geçecektir.</p>

<p>Üçüncü fıkra ile planın uygulanmasına ilişkin tutanakların, görüşme kayıtlarının, izleme formlarının ve yazılı bildirimlerin okul dosyasında muhafaza edilmesi; plana aykırı hareket edilmesi veya riskin devam etmesi hâlinde ilgili sosyal hizmet birimlerine bildirim yapılması ve gerekli görüldüğünde çocuk hâkiminin koruyucu ve destekleyici tedbir kararı vermesi için işlem tesis edilmesi düzenlenmektedir. Bu hükmün uygulanmasında beşinci maddede ki gibi özel bir aile sosyal veya hakim kararı gerekmez. Uygulamanın sadece sözlü uyarılarla sınırlı kalmamasını, izlenebilir, denetlenebilir ve gerektiğinde yargısal korumaya taşınabilir bir kayıt sistemi içinde yürütülmesini sağlar. Böylece okulun rehberlik mekanizması, hem çocuğun yararı hem de ileride ortaya çıkabilecek ihtilaflarda ispat kolaylığı bakımından kurumsal bir güvenceye kavuşur.</p>

<p>Dördüncü fıkra ile Millî Eğitim Bakanlığı’na her eğitim-öğretim yılının başında usul ve esasları belirleme ve eğitim kurumlarına duyurma görevi verilmesi, uygulamada birlik sağlanması bakımından zorunludur. Akran zorbalığı, okuldan okula, bölgeden bölgeye ve yaş grubuna göre farklı görünüm kazanabildiğinden, standart bir uygulama çerçevesi oluşturulması gerekmektedir. Bakanlığın bu yetkisi, rehberlik servislerinin işleyişine açıklık kazandıracak, okul yönetimlerinin çekimser davranmasını önleyecek ve uygulamanın ülke genelinde sistematik biçimde yürütülmesini temin edecektir.</p>

<p>Beşinci fıkra ile işlemlerin çocuğun üstün yararı, gizlilik, veri güvenliği, aile ile işbirliği ve eğitim hakkının korunması ilkelerine uygun olarak yürütülmesi güvence altına alınmaktadır.</p>

<p>Aynı fıkrada, yürütülen işlemlere karşı ailenin fiziki müdahalesi durumunda Türk Ceza Kanunu’nun 265 inci maddesinin uygulanacağının belirtilmesi ise, eğitim ortamında görev yapan öğretmen ve rehberlik personelinin güvenliğini sağlama amacını taşımaktadır. Son yıllarda eğitim kurumlarında öğretmene, idareciye veya rehberlik personeline yönelik sözlü ve fiziksel şiddetin artabildiği dikkate alınarak, bu tür müdahalelerin hukuken tolere edilmeyeceğinin açık biçimde vurgulanması gereklidir. Buradaki amaç, aileyi peşinen suçlu ilan etmek değil; çocuğun korunmasına ilişkin süreçlerin, öğretmen ve okul personelinin güvenliği zedelenmeden, hukuka uygun ve barışçıl yöntemlerle yürütülmesini sağlamaktır. Çocukların eğitim hakkı kadar öğretmenlerin mesleki güvenliği de korunmaya değerdir. Kahramanmaraş olayında olduğu gibi okul, yalnızca disiplin yaptırımının uygulandığı bir alan değil; çocuğun güvenliğinin, psikososyal desteğinin ve şiddetin önlenmesinin kurumsal olarak sağlandığı bir koruma alanı olmalıdır. Bu nedenle, süreç içerisinde itirazların ve görüş ayrılıklarının şiddet yerine iletişim, kayıt, değerlendirme ve gerektiğinde idari/ yargısal başvuru yollarıyla çözülmesi hedeflenmektedir.</p>

<p>Sonuç itibarıyla akran zorbalığına ilişkin müdahale modeli ile suça sürüklenen çocuk ile korunmaya muhtaç çocuğun korunması bakımından eşit duyarlılığı esas almakta; ihmaller sebebiyle suça sürüklenen çocuğun da çocuk hâkimi kararı aranmaksızın Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yönetmelikle mağduriyetten korunmasını hedeflemektedir.</p>

<p><strong>MADDE 8</strong> - Bu madde ile, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen baroya bildirim yükümlülüğünün, ceza muhakemesi kapsamında müdafi görevlendirilmesinden ayrı ve bağımsız bir kurumsal yükümlülük olduğu vurgulanmaktadır. Anılan Yönetmelik hükmü uyarınca, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocuk hakkında işlem başladığında durumun derhâl baroya ve ilgili kurumlara bildirilmesi zorunludur. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında çocuğa müdafi atanması amacıyla avukat görevlendirilmesi yahut avukat talep edilmesi, baroya yapılması gereken bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Zira müdafi görevlendirilmesi, savunma hakkının kullanılması bakımından usulî bir işlem niteliğinde olup; baroya bildirim, çocuğun korunmasına ilişkin sürecin kurumsal takibi, gerektiğinde müdahalesi ve çocuğun üstün yararının gözetilmesi bakımından bağımsız bir fonksiyon icra etmektedir. Nitekim Barolar Anayasa’nın 135 inci maddesinde de kamu kurumu niteliğindeki yargı makamıdır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 76 ncı maddesinde, baroların hukukun üstünlüğünü, insan haklarını korumakla görevli kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu açıkça düzenlenmiştir. Bu anayasal ve kanuni çerçeve birlikte değerlendirildiğinde, baronun sürece bildirim yoluyla dâhil edilmesi zorunlu olup; baro dışındaki bir merciden avukat talep edilmesi, baroya yapılmış bildirim sayılmaz.</p>

<p>Bu yetkinin yalnızca fiilin işlendiği yer barosuna tanınması da ayrıca isabetlidir. Böylece bölge dışı baroların sürece katılması önlenerek yetki karmaşası giderilmekte, iş yükü azaltılmakta ve yargılamada düzen sağlanmaktadır. Somut olayla en yakın ilişkili baronun sürece müdahalesi, çocuğun yargılamaya erişim hakkını güçlendirmekte ve adil yargılanma ilkesini daha etkin biçimde teminat altına almaktadır. Ayrıca bu düzenleme, baroların Anayasa’nın 135 inci maddesi ve 1136 sayılı Kanun’un 76 ncı maddesiyle belirlenen kamu yararı odaklı görev alanlarıyla tam bir uyum içindedir. Bu yönüyle hüküm, hem çocuğun korunması hem de ceza muhakemesinde etkin ve hızlı müdahale bakımından yerinde bir düzenleme niteliğindedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bayburt-barosu-akran-zorbaligi-kanun-calismasi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/bayburt-barosu.jpg" type="image/jpeg" length="43478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdari Yargı Hâkimlerinin Müstemir Yetkilerinin Belirlenmesine İlişkin Duyuru]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/idari-yargi-hakimlerinin-mustemir-yetkilerinin-belirlenmesine-iliskin-duyuru-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/idari-yargi-hakimlerinin-mustemir-yetkilerinin-belirlenmesine-iliskin-duyuru-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İdari Yargı Hâkimlerinin Müstemir Yetkilerinin Belirlenmesine İlişkin 16.07.2026 Tarihli Duyuru]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İdari Yargı Hâkimlerinin Müstemir Yetkilerinin Belirlenmesine İlişkin 16.07.2026 Tarihli Duyuru</strong></p>

<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesince, idari yargı hâkimlerinin müstemir yetkilerinin belirlenmesi çalışmaları 16.07.2026 tarihi itibarıyla sonuçlandırılarak karara bağlanmış olup, ekte ilan edilmiştir.</p>

<p>6087 sayılı Kanun’un 33. maddesi uyarınca, yeniden inceleme talebinde bulunacak meslektaşlarımızın, taleplerini <strong>24</strong><strong> Temmuz 2026 Cuma günü saat 17:00’a kadar </strong>ekte gönderildiği şekilde personel ortak rolünde bulunan müstemir yetki talep formu ekranını kullanarak ve talep türünü <strong>“Yeniden İnceleme Talebi”</strong> olarak seçtikten sonra yapmaları gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müstemir yetkileri belirlenen meslektaşlarımıza yeni görevlerinde başarılar dileriz.</p>

<p>Saygıyla duyurulur.</p>

<p></p>

<p><strong>Ekleri : </strong></p>

<p><a href="https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/160720262339bim-kararpdf.pdf" rel="nofollow" target="_blank">Bölge İdare Mahkemeleri Kararı</a></p>

<p><a href="https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/160720262339idari-yargi-kararpdf.pdf" rel="nofollow" target="_blank">İdare ve Vergi Mahkemeleri Kararı</a></p>

<p><a href="https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/120620262146talep-gonderme-kilavuzupdf.pdf" rel="nofollow" target="_blank">Talep Gönderme Yöntemi</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DUYURU, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/idari-yargi-hakimlerinin-mustemir-yetkilerinin-belirlenmesine-iliskin-duyuru-1</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/yargi/hsk-yeni11.jpg" type="image/jpeg" length="32835"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemeleri ile Adli Yargı 1, 2, 3, 4 ve 5. Bölge Hâkimlerinin Müstemir Yetkilerinin Belirlenmesine İlişkin Duyuru]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bolge-adliye-mahkemeleri-ile-adli-yargi-1-2-3-4-ve-5-bolge-hakimlerinin-mustemir-yetkilerinin-belirlenmesine-iliskin-duyuru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bolge-adliye-mahkemeleri-ile-adli-yargi-1-2-3-4-ve-5-bolge-hakimlerinin-mustemir-yetkilerinin-belirlenmesine-iliskin-duyuru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemeleri ile Adli Yargı 1, 2, 3, 4 ve 5. Bölge Hâkimlerinin Müstemir Yetkilerinin Belirlenmesine İlişkin 16.07.2026 Tarihli Duyuru]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bölge Adliye Mahkemeleri ile Adli Yargı 1, 2, 3, 4 ve 5. Bölge Hâkimlerinin Müstemir Yetkilerinin Belirlenmesine İlişkin 16.07.2026 Tarihli Duyuru</strong></p>

<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesince, bölge adliye mahkemeleri ile adli yargı 1, 2, 3, 4 ve 5. bölge hâkimlerinin müstemir yetkilerinin belirlenmesi ve tevziye ilişkin taleplerinin değerlendirilmesi çalışmaları 16.07.2026 tarihi itibariyle sonuçlandırılarak karara bağlanmış olup, ekte ilan edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6087 sayılı Kanun’un 33. maddesi uyarınca, yeniden inceleme talebinde bulunacak meslektaşlarımızın, taleplerini <strong>24</strong><strong> Temmuz 2026 Cuma günü saat 17:00’a kadar </strong>ekte gönderildiği şekilde personel ortak rolünde bulunan müstemir yetki talep formu ekranını kullanarak ve talep türünü <strong>“Yeniden İnceleme Talebi”</strong> olarak seçtikten sonra yapmaları gerekmektedir.</p>

<p>Müstemir yetkileri belirlenen meslektaşlarımıza yeni görevlerinde başarılar dileriz.</p>

<p>Saygıyla duyurulur.</p>

<p></p>

<p><strong>Ekleri:</strong></p>

<p><a href="https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/160720262349bam-kararpdf.pdf" rel="nofollow" target="_blank">Bölge Adliye Mahkemeleri Kararı</a></p>

<p><a href="https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/160720262349adli-yargi-kararpdf.pdf" rel="nofollow" target="_blank">Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Kararı</a></p>

<p><a href="https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/120620262146talep-gonderme-kilavuzupdf.pdf" rel="nofollow" target="_blank">Talep Gönderme Yöntemi</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DUYURU, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bolge-adliye-mahkemeleri-ile-adli-yargi-1-2-3-4-ve-5-bolge-hakimlerinin-mustemir-yetkilerinin-belirlenmesine-iliskin-duyuru</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/hsk-a1.jpg" type="image/jpeg" length="41921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM, SANIK AVUKATINA BİLDİRİMİ YETERLİ KABUL EDEN DÜZENLEMEYİ İPTAL ETTİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-sanik-avukatina-bildirimi-yeterli-kabul-eden-duzenlemeyi-iptal-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-sanik-avukatina-bildirimi-yeterli-kabul-eden-duzenlemeyi-iptal-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesinin değiştirilen (4) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin (Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir.) Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. İptal kararı 9 ay sonra yürürlüğe girecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hukukihaber.net/sucun-hukuki-niteliginin-degistigi-durumlarda-degisikligin-saniga-bildirilmesine-iliskin-bazi-hususlari-duzenleyen-kuralin-iptal-talebine-iliskin-karar" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi 26/3/2026 tarihinde E.2025/18 numaralı dosyada</a>, 7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16. maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesinin değiştirilen (4) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.</p>

<p>AYM, 5271 s. CMK'nin 226. maddesinin (4) numaralı fıkrasının iptali talepli itiraz başvurusunda;</p>

<p>İlgili fıkradaki "Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veva bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir." hükmünü, mahkemenin, sanığın adresini araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırdığı, sanığa duruşmaya katılamama konusunda mazeret sunma imkânı tanınmadığı, yargılamanın hızlı şekilde tamamlanması amacıyla savunma hakkına getirilen sınırlamanın adil yargılanma hakkını zedelediğine ilişkin iptal gerekçelerini dikkate aldıktan sonra,</p>

<p>"Dava konusu kural, suçun hukuki niteliği değiştiği takdirde müdafii bulunan sanığın sorgusu yapılmadan yokluğunda karar verilmesine imkân tanmak suretiyle sanığın duruşmada hazr bulunma, bizzat savunma ve isnadı öğrenme hakkı bağlamında adil yargılanma hakkına sınırlama getirmektedir.</p>

<p>Kuralda sanığın mazeretini belirtmesi ve anılan haklarından feragat etmediğini öne sürerek yeniden değerlendirme yapılmasını talep edebilmesine ilişkin herhangi bir güvence de öngörülmemiştir. Dolayısıyla kural kapsamında sanığın değişen isnada göre savunma hakkından yoksun bırakılmasının anılan meșru amaca ulaşma bakımından gerekli ve orantıl olduğu söylenemez. Bu itibarla kuralla adil yargılanma hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirildiği sonucuna ulaşılmıstır." gerekçesiyle,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Anayasanın 13. ve 36. maddelerine aykırı bularak İPTAL ETTİ.</p>

<p>- İptal kararı 9 AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRECEK.</p>

<h3>Kararın tam metni için<strong> <a href="https://www.hukukihaber.net/sucun-hukuki-niteliginin-degistigi-durumlarda-degisikligin-saniga-bildirilmesine-iliskin-bazi-hususlari-duzenleyen-kuralin-iptal-talebine-iliskin-karar" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></a></strong></h3>

<h3 itemprop="headline"><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/sucun-hukuki-niteliginin-degistigi-durumlarda-degisikligin-saniga-bildirilmesine-iliskin-bazi-hususlari-duzenleyen-kuralin-iptal-talebine-iliskin-karar" rel="dofollow">&gt;&gt; Suçun Hukuki Niteliğinin Değiştiği Durumlarda Değişikliğin Sanığa Bildirilmesine İlişkin Bazı Hususları Düzenleyen Kuralın İptal Talebine İlişkin Karar</a></strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-sanik-avukatina-bildirimi-yeterli-kabul-eden-duzenlemeyi-iptal-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/aym-av.jpg" type="image/jpeg" length="38859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TBB Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi ilk toplantısını yaptı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tbb-reklam-yasagi-ihlallerini-takip-merkezi-ilk-toplantisini-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tbb-reklam-yasagi-ihlallerini-takip-merkezi-ilk-toplantisini-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Reklam Yasağı Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik doğrultusunda; yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarının kullanımı sırasında gerçekleştiği iddia edilen reklam yasağı ihlallerini tespit etmek, TBB’ye rapor sunmak ve ihlal iddiası sonrası süreci barolar nezdinde takip etmek amacıyla kurulan Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi, 14 Temmuz 2026 tarihinde ilk toplantısını gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan ve Genel Sekreter Av. Ahmet Erdem Ekmekçi’nin katılımıyla yapılan toplantıda Merkez üyeleri Av. Sinem Kazar, Av. Emrah Cengiz ve Av. Zekiye Avcı, Av. Sefer Keskin, Av. Erdal Utku ile TBB Başkan Danışmanı Av. Dr. Kasım Akbaş ve Hukuk Müşaviri Av. Seray Şenfer yer aldı.</p>

<p>Toplantıda Av. Emrah Cengiz Merkez Sözcüsü, Av. Sinem Kazar da Merkez Sekreteri seçildi.</p>

<p><strong>TBB REKLAM YASAĞI İHLALLERİNİ TAKİP MERKEZİ ÇALIŞMA ESASLARI BELİRLENDİ</strong></p>

<p>TBB Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi Çalışma Esasları belirlendi. Bu kapsamda, disiplin cezası almamış beş kişiden oluşan Merkez üyelerinin en fazla iki yıllığına görevlendirilmesine karar verildi.</p>

<p>Çalışma esasları çerçevesinde;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Merkezin, yalnızca yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarının kullanımı sırasında gerçekleştiği iddia edilen reklam yasağı ihlalleri konusunda yetkili olacağı,</p>

<p>• Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 7’nci maddesinin dışında kalan reklam yasağı ihlalleri konusunda bir tespit, değerlendirme veya yönlendirme yapamayacağı,</p>

<p>• Reklam yasağı ihlal iddiasıyla ilgili olarak re’sen veya bildirim üzerine harekete geçebileceği,</p>

<p>• Reklam yasağı ihlali olabileceği şeklinde değerlendirilen durumların, gerekçeleri, delilleri ve varsa karşı oy gerekçeleriyle birlikte Sözcü tarafından ilgili Baroya bildirileceği belirlendi.</p>

<p>Reklam yasağı ihlallerinin bildirilmesi için reklamyasagi@barobirlik.org.tr adresi kullanıma açıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tbb-reklam-yasagi-ihlallerini-takip-merkezi-ilk-toplantisini-yapti</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 23:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/86581-1-14072026225250.jpeg" type="image/jpeg" length="39681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu seçimleri: Ümit Kocasakal 'Cumhuriyetçi Güç Birliği' adayı oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-secimleri-umit-kocasakal-cumhuriyetci-guc-birligi-adayi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-secimleri-umit-kocasakal-cumhuriyetci-guc-birligi-adayi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekim ayında gerçekleştirilecek İstanbul Barosu seçimleri öncesinde üç farklı avukat grubu bir araya gelerek "Cumhuriyetçi Güç Birliği"ni oluşturdu. "Önce ülke ve Cumhuriyet" şiarıyla yola çıkan ittifakın çatı adayı ise baro eski başkanlarından Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ekim 2026 tarihinde yapılacak olan İstanbul Barosu seçimleri öncesinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. İstanbul Barosu'nda faaliyet gösteren Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu, Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu (İMAG) birleşerek "Cumhuriyetçi Güç Birliği" adıyla yeni bir oluşum kurduklarını ilan etti.</p>

<p>Oluşumun yayımladığı ortak bildiride, İstanbul Barosu'nun eski başkanlarından Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ın baro başkanlığı için 'çatı aday' olarak belirlendiği duyuruldu. Bildiride, önceki dönem başkan adayları olan Av. Ali Gürbüz (Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu), Av. Elif Görgülü (Önce Avukat Grubu) ve Av. Hakan Çatak'ın (İMAG) bu ittifakın mimarları arasında yer aldığı görüldü.</p>

<h3><strong>"KURUCU DEĞERLER AĞIR BİR SALDIRI ALTINDA"</strong></h3>

<p>"Önce Ülke ve Cumhuriyet, Önce Hukuk Devleti. Yeniden Güçlü Baro ve İtibarlı Avukat" sloganıyla yola çıkan Cumhuriyetçi Güç Birliği'nin açıklamasında uyarılara yer verildi.</p>

<p>1923 Cumhuriyeti'nin ve anayasanın değiştirilemez maddelerinde ifadesini bulan kurucu değerlerin, hukuk devletinin ve temel hak ve özgürlüklerin ağır bir saldırı altında olduğu vurgulandı. Bu tablo karşısında, Atatürk'ün çizgisini merkeze alanların, ülkenin üniter yapısına ve ulus devlete sahip çıkanların kişisel beklentilerini bir yana bırakarak bir araya gelmesinin tarihi bir görev olduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>ADAYLIK AÇIKLAMASI PERŞEMBE GÜNÜ</strong></h3>

<p>Kendi kurumsal yapılarını ve kimliklerini koruyarak bir araya geldiklerinin altını çizen gruplar, Ümit Kocasakal'ın adaylık açıklamasının 9 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 11:30'da İstanbul Barosu'nun Galata Hizmet Binası'nda (Kültür Merkezi) yapılacağını bildirdi.</p>

<p>Cumhuriyetçi Güç Birliği, benzer kaygıları taşıyan tüm meslektaşlarını bu toplantıya destek vermeye davet etti.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/f08c83c5-a6dd-40dc-a8a2-b113e6aa3ba3.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-secimleri-umit-kocasakal-cumhuriyetci-guc-birligi-adayi-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/711362af-d58d-418c-9834-4226c9f4675b.webp" type="image/jpeg" length="47983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul'da 8 Ağır Ceza Mahkemesi'nin faaliyeti durduruldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbulda-8-agir-ceza-mahkemesinin-faaliyeti-durduruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbulda-8-agir-ceza-mahkemesinin-faaliyeti-durduruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Adliyesi’ndeki yeniden yapılanma kararı uygulamaya alındı. Faaliyetleri durdurulan 8 Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyaları, belirlenen diğer ağır ceza mahkemelerine devredildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) kararı doğrultusunda 3 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla İstanbul Adliyesi’nde 8 ayrı Ağır Ceza Mahkemesi’nin faaliyeti durduruldu.</p>

<p><strong>DOSYALAR YENİ MAHKEMELERE AKTARILDI</strong></p>

<p>Faaliyeti durdurulan mahkemelerde bulunan tüm derdest dosyalar, HSK’nın belirlediği ağır ceza mahkemelerine devredildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İŞTE KAPATILAN MAHKEMELER VE DOSYALARIN DEVRİ</strong></p>

<p>İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyaları İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ne,</p>

<p>İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyaları İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne,</p>

<p>İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyaları İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi’ne,</p>

<p>İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyaları İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne,</p>

<p>İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyaları İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne,</p>

<p>İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyaları İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesi’ne,</p>

<p>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyaları İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ne,</p>

<p>İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyaları ise İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’ne devredildi.</p>

<p><strong>YENİDEN YAPILANMA TAMAMLANDI</strong></p>

<p>HSK’nın İstanbul Adliyesi’nde yürüttüğü yeniden yapılanmayla ağır ceza mahkemelerinin iş yükünün dengelenmesi ve yargı hizmetlerinin daha etkin yürütülmesi hedefleniyor.</p>

<h3><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-ticaret-mahkemelerinde-yeni-donem" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; İstanbul Ticaret Mahkemelerinde yeni dönem!</span></a></strong></h3>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-1-1.jpg" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-2.jpg" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-3.jpg" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-4.jpg" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-5.jpg" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-6.jpg" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-7.jpg" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-8.jpg" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbulda-8-agir-ceza-mahkemesinin-faaliyeti-durduruldu</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/yargi/durusma-mahkeme77.jpg" type="image/jpeg" length="61759"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Ticaret Mahkemelerinde yeni dönem!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-ticaret-mahkemelerinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-ticaret-mahkemelerinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da 10 Temmuz itibariyle tek merkezli ticaret mahkemesi yapısına geçiliyor. Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin faaliyetleri durdurularak derdest tüm dosyalar İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine devredilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni düzenleme ve görevlendirmeler 10 Temmuz ve 17 Temmuz 2026 tarihlerinde iki aşamalı olarak hayata geçirilecek.</p>

<p>Yapılacak düzenlemeye göre;<br />
​<br />
- 10.07.2026 tarihinde, Bakırköy, İstanbul Anadolu, Küçükçekmece mahkemeleri yeni dosya, değişik iş ve talepler yönünden tevziye kapatılacak. Bu tarihten itibaren açılacak tüm yeni davalar İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilecek.</p>

<p>- 17.07.2026 tarihinde, İstanbul 1, 2, 3, 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri, "ihtisas mahkemesi" sıfatıyla gelecek işler hariç olmak üzere genel tevziye kapatılacak. Ayrıca İstanbul 23-30. Asliye Ticaret Mahkemeleri bu tarihte faaliyete geçecek.</p>

<p>- ​Derdest dosya devirleri ise mahkemelerin numaralarına ve iş yoğunluklarına göre (bazıları tek/çift dosya kriteriyle) devredilecek.</p>

<p><strong>UZMANLAŞTIRILMIŞ MAHKEME</strong></p>

<p>- ​Yapılan bir diğer önemli değişiklikte belirli dava türleri için uzmanlaştırılmış mahkemelerin faaliyete geçirilmesi olacak. Alanlarına göre görevli mahkemeler şu şekilde belirlendi;</p>

<p><strong>Finans Davaları:</strong></p>

<p>​Devredilen (eski) dosyalara İstanbul 10, 11, 12 ve 13. Asliye Ticaret Mahkemeleri bakmaya devam edecek.</p>

<p>​Yeni açılacak finans davaları İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilecek.</p>

<p><strong>​Bankacılık ve İflas Davaları:</strong></p>

<p>​Devredilen dosyalar İstanbul 18, 19, 20, 21, 22 ve 23. Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmeye devam edecek.</p>

<p>​Yeni açılacak davalar İstanbul 1, 2 ve 3. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilecek.</p>

<p><strong>​Sigortacılık (5684 Sayılı Kanundan kaynaklanan):</strong></p>

<p>​İstanbul 23, 24 ve 25. Asliye Ticaret Mahkemeleri genel tevziye ek olarak bu davalar için görevlendirildi.</p>

<p><strong>Fon Davaları:</strong></p>

<p>​Fon, fon bankaları ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas/tasfiye idarelerince açılmış tüm davalar İstanbul 1 ve 2. Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülecek.</p>

<h3><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/istanbulda-8-agir-ceza-mahkemesinin-faaliyeti-durduruldu" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; İstanbul'da 8 Ağır Ceza Mahkemesi'nin faaliyeti durduruldu</span></a></strong></h3>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/image-2026-07-04-at-121431.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-1-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-6.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-7.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/tevzi-8.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-ticaret-mahkemelerinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/asliye-ticaret-mahkemesi.jpeg" type="image/jpeg" length="50584"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İç Anadolu Bölge Baro Başkanları Toplantısı Yozgat Barosu'nun ev sahipliğinde yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ic-anadolu-bolge-baro-baskanlari-toplantisi-yozgat-barosunun-ev-sahipliginde-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ic-anadolu-bolge-baro-baskanlari-toplantisi-yozgat-barosunun-ev-sahipliginde-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genişletilmiş İç Anadolu Bölge Baro Başkanları toplantısı, Yozgat Barosu’nun ev sahipliğinde yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan ve Yozgat Barosu Başkanı Av. Muhsin Ayanoğlu’nun konuşmalarıyla açılan toplantıya Aksaray, Ankara, Çankırı, Çorum, Eskişehir, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas ve Tokat Baro Başkanları katıldı.</p>

<p>Sağkan, açılış konuşmasında mesleki dayanışma ve kardeşlik hukukuna vurgu yaparak, yaklaşan baro seçimlerinde görevini devredecek başkanlara hizmetleri için şükranlarını sundu. Kendilerinin bundan sonra da çeşitli mecralarda bilgi birikimlerini ve deneyimlerini sunmaya devam edeceklerini kaydeden Sağkan, “Biz avukatız; bizim bu ülkeye, yurttaşlarımıza hizmet etmek için başka hiçbir makama ihtiyacımız yok” dedi.</p>

<p>Açılış konuşmalarının ardından söz alan Baro Başkanları, yargı gündemine, savunma makamına yönelik engellemelere, avukatlık mesleğinin ve meslektaşların sorunları ile bunların çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_2_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_3_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_4_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_5_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_6_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_7_3072026141317.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_8_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_9_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ic-anadolu-bolge-baro-baskanlari-toplantisi-yozgat-barosunun-ev-sahipliginde-yapildi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-166.jpg" type="image/jpeg" length="35741"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TBB: Savunma Görevini Yerine Getiren Avukatlar Hakkında Soruşturma Açılması Hukuk Devleti İlkesiyle Bağdaşmamaktadır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tbb-savunma-gorevini-yerine-getiren-avukatlar-hakkinda-sorusturma-acilmasi-hukuk-devleti-ilkesiyle-bagdasmamaktadir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tbb-savunma-gorevini-yerine-getiren-avukatlar-hakkinda-sorusturma-acilmasi-hukuk-devleti-ilkesiyle-bagdasmamaktadir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği, Aydın Barosu Başkan Yardımcısı ve Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu Yürütme Kurulu Üyesi Av. Ayşe Öğünçlü ile Aydın Barosu ve Ankara Barosu üyesi avukatlar hakkında soruşturma başlatılmasına tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i>Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) tarafından yapılan açıklama şöyle; </i></p>

<p>"Aydın Barosu Başkan Yardımcısı ve Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) Yürütme Kurulu Üyesi Av. Ayşe Öğünçlü ile Aydın Barosu ve Ankara Barosu üyesi meslektaşlarımız hakkında, 14 Haziran 2026 tarihinde Kuşadası'nda gerçekleştirilen Onur Yürüyüşü sırasında hukuki gözlem yapmak, olası hak ihlallerini izlemek ve yurttaşlara hukuki destek sağlamak amacıyla alanda bulunmaları nedeniyle soruşturma başlatıldığını kaygıyla öğrenmiş bulunuyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Savunma makamının temsilcisi olan avukatların, hak ihlali ihtimali bulunan alanlarda bulunmaları, yurttaşlara hukuki yardım sağlamaları, kolluk işlemlerini gözlemlemeleri ve hak arama özgürlüğünün etkin şekilde kullanılmasına katkı sunmaları avukatlık mesleğinin doğal ve vazgeçilmez bir gereğidir. Bu faaliyetlerin soruşturma konusu yapılması; yalnızca ilgili meslektaşlarımızı değil, savunma makamının bağımsızlığını, hukuk devletini ve adalete erişim hakkını doğrudan ilgilendirmektedir.</p>

<p>Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi, 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı birlikte değerlendirildiğinde; avukatların temel hak ve özgürlüklerin kullanıldığı alanlarda hukuki gözlem yapmaları ve hukuki destek sunmaları demokratik toplum düzeninin zorunlu unsurlarındandır. Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Aynı Kanun'un 76. maddesi ise barolara hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak görevi yüklemektedir. Dolayısıyla baroların ve avukatların insan hakları ihlallerinin yaşanma ihtimali bulunan süreçleri takip etmeleri, hukuki destek sunmaları ve kamu gücünün kullanımını hukuk çerçevesinde gözlemlemeleri kanundan doğan görevlerinin doğal sonucudur.</p>

<p>Öte yandan, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Avukatların Rolüne Dair Temel İlkeler uyarınca avukatlar, mesleki görevlerini herhangi bir baskı, engelleme, yıldırma veya müdahale olmaksızın yerine getirebilmelidir. Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle cezai veya idari yaptırımlarla karşı karşıya bırakılması ya da soruşturma tehdidi altında tutulması, uluslararası güvencelerle de bağdaşmamaktadır.</p>

<p>Savunma makamını zayıflatmaya yönelik her türlü girişim, yalnızca avukatları değil; hak arama özgürlüğünü kullanmak isteyen tüm yurttaşları doğrudan etkilemektedir. Avukatın görevini yaptığı yerde bulunmasının, hukuki yardım sunmasının ve hak ihlallerini izlemesinin suç olarak değerlendirilmesi kabul edilemez. TÜBAKKOM olarak; hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, eşitliği ve ayrımcılık yasağını savunmaya devam edeceğimizi; savunma makamının bağımsızlığını zedeleyen her türlü uygulamanın karşısında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.</p>

<p>Meslektaşlarımız yalnız değildir.</p>

<p>Savunma susmayacak; hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmaya devam edecektir."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tbb-savunma-gorevini-yerine-getiren-avukatlar-hakkinda-sorusturma-acilmasi-hukuk-devleti-ilkesiyle-bagdasmamaktadir</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/baro/t-b-b.jpg" type="image/jpeg" length="58023"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suşehri Adliyesinin Bölge Derecesinin Değiştirilmesine İlişkin Duyuru]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/susehri-adliyesinin-bolge-derecesinin-degistirilmesine-iliskin-duyuru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/susehri-adliyesinin-bolge-derecesinin-degistirilmesine-iliskin-duyuru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suşehri Adliyesinin bölge derecesinin değiştirilmesine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararı ilan edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Suşehri Adliyesinin Bölge Derecesinin Değiştirilmesine İlişkin Duyuru</strong></p>

<p>Suşehri Adliyesinin bölge derecesinin değiştirilmesine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 01.07.2026 tarihli ve 1043 sayılı kararı ekte ilan edilmiştir.</p>

<p>Mezkûr karar 03.07.2026 tarihli ve 33299 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.</p>

<p>Saygıyla duyurulur.</p>

<p></p>

<p><strong>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun Kararı</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 01.07.2026<br />
Karar No : 1043</strong></p>

<p>19.02.1988 tarih ve 19730 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hâkimler ve Cumhuriyet Savcıları Hakkında Uygulanacak Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin ilişik listesinde adlî yargı adalet teşkilatı olarak gösterilen bölgelerden Sivas ili Suşehri ilçesinin coğrafi ve ekonomik şartları, sağlık, sosyal ve kültürel durumu ile ulaşım, gelişme ve önemli merkezlere yakınlığı dikkate alınarak Suşehri Adliyesinin bölge derecesinin değiştirilmesi hususu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca görüşülerek;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun 7/2-(ı) maddesinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak;</p>

<p>19.02.1988 tarihli ve 19730 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Hâkimler ve Cumhuriyet Savcıları Hakkında Uygulanacak Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 2. maddesi gereğince, adli yargı teşkilatı olarak Suşehri Adliyesinin 4 (dört) olan bölge derecesinin 3 (üç) olarak değiştirilmesine,</p>

<p>İşbu kararın 01.09.2026 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DUYURU, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/susehri-adliyesinin-bolge-derecesinin-degistirilmesine-iliskin-duyuru</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/hsk-a1.jpg" type="image/jpeg" length="37323"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İptal kararı kesinleşti! Avukatlık mesleği için önemli karar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/iptal-karari-kesinlesti-avukatlik-meslegi-icin-onemli-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/iptal-karari-kesinlesti-avukatlik-meslegi-icin-onemli-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Hakları Grubu Ankara'nın Personel Sertifikasyon Mekanizmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hakkında açtığı iptal davasında verilen Danıştay 10. Daire kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kesin olarak onandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>"AVUKATLIK ALANINA MÜDAHALEYE GEÇİT VERMEDİK"</strong></p>

<p>Avukat Hakları Grubu Ankara'dan yapılan açıklamada; "06/12/2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Personel Sertifikasyon Mekanizmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hakkında açtığımız iptal davasında verilen <a href="https://www.hukukihaber.net/danistaydan-avukatlik-meslegi-icin-onemli-karar" rel="dofollow">Danıştay 10. Daire kararı</a>, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kesin olarak onanmıştır.</p>

<p>Danıştay 10. Daire, 6698 sayılı Kanun’da yer almayan “veri koruma görevlisi” statüsünün tebliğ ile ihdas edilmesini; kanuni idare, normlar hiyerarşisi ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı bularak iptal etmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davalı idarenin temyiz başvurusu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından reddedilmiş; böylece iptal kararı kesinleşmiştir.</p>

<p>Bu karar; avukatlık mesleğinin yetki alanına, hukuki danışmanlığın niteliğine ve mesleğimizin onuruna sahip çıkan haklı mücadelemizin sonucudur.</p>

<p>Kanunda olmayan statülerle, tebliğ ve sertifikasyon mekanizmaları üzerinden avukatlık alanına müdahale edilmesine izin vermedik; vermeyeceğiz.</p>

<p>Mesleğimizin haklarını, savunmanın bağımsızlığını ve avukatların yetki alanını korumaya devam edeceğiz." denildi.</p>

<p></p>

<p itemprop="headline"><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/danistaydan-avukatlik-meslegi-icin-onemli-karar" rel="dofollow">&gt;&gt; DANIŞTAY'DAN AVUKATLIK MESLEĞİ İÇİN ÖNEMLİ KARAR!</a></strong></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/danistaydan-avukatlik-meslegi-icin-onemli-karar">Danıştay 10. Daire kararı için <span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/iptal-karari-kesinlesti-avukatlik-meslegi-icin-onemli-karar</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/11/baro/avukat-c.jpg" type="image/jpeg" length="33600"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu ve Divan Heyeti üyeleri seçildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-birinci-baskanlik-kurulu-ve-divan-heyeti-uyeleri-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-birinci-baskanlik-kurulu-ve-divan-heyeti-uyeleri-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen seçimlerde Birinci Başkanlık Kurulu ile Divan Heyeti’nin yeni üyeleri belirlendi. Seçimlerde 5. Ceza Dairesi Başkanı Yaşar Şimşek, 9. Hukuk Dairesi Başkanı Seracettin Göktaş ve 3. Ceza Dairesi Başkanı Mustafa Kurtaran Birinci Başkanlık Kurulu’na seçilirken, Memet Boran ve Erdoğan İshakoğlu da Divan Heyeti Asıl Üyesi oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nda yüksek mahkemenin yönetim organlarını belirlemek amacıyla yapılan Birinci Başkanlık Kurulu ve Divan Heyeti seçimleri tamamlandı. Yargıtay üyelerinin yoğun katılım gösterdiği seçimlerde yeni dönemde görev yapacak isimler belli oldu.</p>

<p><strong>BİRİNCİ BAŞKANLIK KURULU ÜYELERİ BELİRLENDİ</strong></p>

<p>Yargıtay’ın idari işleyişinde önemli görevler üstlenen Birinci Başkanlık Kurulu için yapılan seçimlerde, 5. Ceza Dairesi Başkanı Yaşar Şimşek, 9. Hukuk Dairesi Başkanı Seracettin Göktaş ve 3. Ceza Dairesi Başkanı Mustafa Kurtaran üyeliğe seçildi.</p>

<p>Seçim sonuçlarına göre Yaşar Şimşek 178 oy, Seracettin Göktaş 165 oy ve Mustafa Kurtaran 166 oy alarak kurulda görev yapmaya hak kazandı.</p>

<p><strong>DİVAN HEYETİ’NDE DE YENİ İSİMLER</strong></p>

<p>Yargıtay Büyük Genel Kurulu çalışmalarının yürütülmesinde görev alan Divan Heyeti için yapılan seçimlerde ise 5. Hukuk Dairesi Üyesi Memet Boran ile 7. Ceza Dairesi Üyesi Erdoğan İshakoğlu asıl üyeliğe seçildi.</p>

<p>Memet Boran 172 oy alırken, Erdoğan İshakoğlu 165 oyla Divan Heyeti’nde görev almaya hak kazandı.</p>

<p><strong>313 ÜYE OY KULLANDI</strong></p>

<p>Seçimlere toplam 313 Yargıtay üyesi katıldı. Yapılan sayımda 5 oyun geçersiz olduğu belirlenirken, seçimler yüksek katılım oranıyla tamamlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yargıtay kulislerinde seçim sonuçlarının yüksek mahkemenin önümüzdeki dönemdeki idari yapılanması açısından önemli bir gösterge olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>YARGITAY YÖNETİMİNDE KRİTİK GÖREVLER ÜSTLENECEKLER</strong></p>

<p>Birinci Başkanlık Kurulu, Yargıtay’ın daireler arasındaki iş bölümü, idari işleyiş ve kurumsal karar süreçlerinde önemli yetkilere sahip bulunuyor. Divan Heyeti ise Büyük Genel Kurul toplantılarının yürütülmesi ve seçim süreçlerinde görev üstleniyor.</p>

<p>Tamamlanan seçimlerle birlikte Yargıtay’ın yeni yönetim kadrosu da şekillenmiş oldu. (Sontv)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-birinci-baskanlik-kurulu-ve-divan-heyeti-uyeleri-secildi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/yargitay7mghj74.jpg" type="image/jpeg" length="23700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakim ve savcı yardımcılığı mülakatında bin 38 aday başarılı oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hakim-ve-savci-yardimciligi-mulakatinda-bin-38-aday-basarili-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hakim-ve-savci-yardimciligi-mulakatinda-bin-38-aday-basarili-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, hâkim ve savcı yardımcılığı mülakatlarında başarılı olan aday sayısını açıkladı. 2025 ve 2024 yıllarında yapılan yazılı yarışma sınavları sonrası mülakata katılan adaylardan toplam 1.038 kişi başarılı oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, hâkim ve savcı yardımcılığı mülakat sonuçlarına ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, yargı teşkilatının insan kaynağını güçlendirmeye ve adalet hizmetlerinin niteliğini artırmaya devam ettiklerini belirtti.</p>

<p>Gürlek’in açıklamasına göre, 20-21 Aralık 2025 tarihlerinde ÖSYM tarafından yapılan Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavı’nı kazanarak Adalet Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen mülakatlara katılan adaylardan 850’si adli yargı hâkim ve savcı yardımcılığı, 99’u avukat-adli yargı hâkim ve savcı yardımcılığı, 50’si ise idari yargı hâkim yardımcılığı mülakatında başarılı oldu.</p>

<p><strong>TOPLAM 1.038 ADAY BAŞARILI OLDU</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 21-22 Aralık 2024 tarihlerinde yapılan Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavı’na ilişkin soru iptali sonrası mülakata katılan adayların sonuçlarını da paylaştı. Buna göre, adli yargı hâkim ve savcı yardımcılığı mülakatında 33 aday, avukat-adli yargı hâkim ve savcı yardımcılığı mülakatında 4 aday, idari yargı hâkim yardımcılığı mülakatında ise 2 aday başarılı oldu.</p>

<p>Böylece mülakatlarda başarılı olan toplam aday sayısı 1.038’e ulaştı. Gürlek, sonuçlara Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün internet sayfasından erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><strong>“GÜVEN VEREN YARGI SİSTEMİ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”</strong></p>

<p>Yargı teşkilatına katılmaya hak kazanan adayları tebrik eden Bakan Gürlek, yeni meslektaşlarına görevlerinde başarılar diledi.</p>

<p>Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı kılma” vizyonu doğrultusunda güçlü, etkin ve güven veren bir yargı sistemi için çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.</p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>20 – 21 ARALIK 2025 / 21 – 22 ARALIK 2024 (SORU İPTALİ) HÂKİM VE SAVCI YARDIMCILIĞI MÜLAKAT SONUÇLARI DUYURUSU</strong></span></h3>

<p>20 - 21 Aralık 2025 tarihlerinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından gerçekleştirilen Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavı sonucunda mülakata katılmaya hak kazanan adaylar, hukuk alanında doktora yapmış olup mülakata katılmaya hak kazanan adaylar ile 21 - 22 Aralık 2024 tarihlerinde ÖSYM tarafından gerçekleştirilen Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavında gerçekleşen soru iptali üzerine mülakata katılmaya hak kazanan adayların mülakat süreci tamamlanmış olup, sonuçlar erişime açılmıştır.</p>

<p>Adaylar, mülakat sonuçlarını aşağıda belirtilen bağlantı üzerinden öğrenebileceklerdir.</p>

<p>İlgililere duyurulur.</p>

<p><strong>20 – 21 Aralık 2025 Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavında Başarılı Olanlar İle Hukuk Alanında Doktora Yapmış Olanların;</strong></p>

<p>🔗 Adli Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/1-2025-adli01072026060350" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a></p>

<p>🔗 İdari Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/2-2025-idari-yargi01072026060424" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a></p>

<p>🔗 Avukatlık Mesleğinden Geçen Adli Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/3-2025-avukat-adli-yargi01072026060452" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a><br />
<br />
<strong>21 – 22 Aralık 2024 Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavı Soru İptali Sonrası Başarılı Olanların;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>🔗 Adli Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/4-2024-sip-adli01072026060526" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a></p>

<p>🔗 İdari Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/5-2024-sip-idari-yargi01072026060553" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a></p>

<p>🔗 Avukatlık Mesleğinden Geçen Adli Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/6-2024-sip-avukat-adli-yargi01072026060631" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a><br />
<br />
Mülakat sonucunda başarılı olan adaylar, atama süreçleriyle ilgili detayları ve gerekli evrak bilgilerini Bakanlığımız <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/" rel="nofollow">https://pgm.adalet.gov.tr/</a> resmi internet sitesinden takip edebileceklerdir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DUYURU, MESLEKİ HUKUK, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hakim-ve-savci-yardimciligi-mulakatinda-bin-38-aday-basarili-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/hakim-kadin-durusma.jpg" type="image/jpeg" length="32166"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HSK’dan İstanbul’da kritik görev değişikliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hskdan-istanbulda-kritik-gorev-degisikligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hskdan-istanbulda-kritik-gorev-degisikligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi’nin yayımladığı kararnameyle İstanbul’daki Ağır Ceza ve Ticaret Mahkemelerinde kapsamlı görev değişiklikleri yapıldı. Çok sayıda mahkeme başkanının görev yeri değişirken, yargı teşkilatında yeni görevlendirmeler dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi’nin yayımladığı kararnameyle İstanbul’da görev yapan çok sayıda Ağır Ceza Mahkemesi ve Ticaret Mahkemesi başkanının görev yeri değiştirildi. Kararla birlikte mahkemelerde önemli başkanlık değişimleri yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HSK’DAN BAŞKANLARA YENİ GÖREVLER</strong></p>

<p>HSK Birinci Dairesi’nin 30 Haziran 2026 tarihli karar kapsamında İstanbul’da görevli 20. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Özlem Aydın, 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, 34. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Zafer Taşkın 18. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, 35. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Cansu Büyükarslan 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, 36. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hakan Özer 20. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, 38. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Utku Ercan 8. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, 40. Ağır Ceza Mahkemesi 1. Heyet Başkanı Selçuk Aylan 33. Ağır Ceza Mahkemesi 1. Heyet Başkanlığı’na, 41. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Nursel Bedir ise 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na atandı.</p>

<p><strong>TİCARET MAHKEMELERİNDE DE DEĞİŞİM OLDU</strong></p>

<p>Kararname kapsamında Ticaret Mahkemelerinde de değişiklikler yapıldı. 1. Ticaret Mahkemesi Başkanı Özlem Aktaş, 23. Ticaret Mahkemesi Başkanlığı’na atanırken, 6. Ticaret Mahkemesi Başkanı Semra Tekin Doğan 1. Ticaret Mahkemesi Başkanlığı’na getirildi. 22. Ticaret Mahkemesi Başkanı Fatma Banu Polat ise 17. Ticaret Mahkemesi Başkanlığı görevine atandı. Nimet Gündoğdu 24. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, Günseli Özçelik Yıldız 23. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, Harun Serdar Akyel ise 15. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na görevlendirildi.</p>

<p><span style="color:#999999">Haber: Sontv</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hskdan-istanbulda-kritik-gorev-degisikligi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/hsk-a1.jpg" type="image/jpeg" length="94375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HSK'dan 49 kişilik yeni kararname]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hskdan-49-kisilik-yeni-kararname</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hskdan-49-kisilik-yeni-kararname" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Dairesi, bugün gerçekleştirdiği toplantının ardından 49 yargı mensubunu kapsayan yeni kararnameyi yayımladı. Kararnameyle önceki atamalarda tespit edilen eksiklik ve düzeltmeler giderilirken, bazı ağır ceza mahkemesi başkanlarının görev yerleri değiştirildi, bazı Cumhuriyet savcıları ise başsavcı vekilliğine atandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Dairesi, bugün yaptığı toplantıda 49 hâkim ve Cumhuriyet savcısını kapsayan yeni kararnameyi yayımladı. Kararname kapsamında çeşitli illerde görev yapan yargı mensuplarının görev yerleri yeniden belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>EKSİKLİKLER GİDERİLDİ, YENİ GÖREVLENDİRMELER YAPILDI</strong></p>

<p>Edinilen bilgilere göre kararname, daha önce yayımlanan atama kararlarında bulunan eksikliklerin giderilmesi, düzeltmelerin yapılması ve boş kalan kadroların doldurulması amacıyla hazırlandı. Bu kapsamda bazı atamalar revize edilirken, ihtiyaç duyulan görevlere de yeni isimler atandı. Kararnamede bazı ağır ceza mahkemesi başkanlarının görev yerleri değiştirilirken, çeşitli illerde görev yapan bazı Cumhuriyet savcıları da başsavcı vekilliği görevine getirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hskdan-49-kisilik-yeni-kararname</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/hsk-yeni2.jpg" type="image/jpeg" length="92983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[62. BARO BAŞKANLARI TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/62-baro-baskanlari-toplantisi-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/62-baro-baskanlari-toplantisi-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[62. Baro Başkanları Toplantısı, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, Yönetim Kurulu üyeleri ile Baro Başkanlarının katılımıyla gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ekim ayında yapılacak Baro seçimlerinden önceki son toplantı, Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Birlik Başkanı Sağkan'ın konuşmasıyla açıldı. Sağkan, konuşmasına son iki ay içerisinde hayatını kaybeden Erzurum Barosu önceki dönem başkanlarından Av. Faruk Terzioğlu, Kastamonu Barosu’nun önceki Başkanlarından Av. İhsan Yavuz Ballık ve İzmir Barosu önceki başkanı Av. Özkan Yücel'i anarak başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baro Başkanlarına görevleri boyunca verdikleri emekler için teşekkür eden Birlik Başkanı, iki yıllık bir durum değerlendirmesi yaptı. Sağkan, hukuk devleti ilkesinin sistematik olarak yıpratıldığı, Barolara ve avukatlara açılan davalarla savunma makamına gözdağı verilmeye çalışıldığı, başta ifade hürriyeti olmak üzere temel hak ve özgürlüklere yönelik baskının arttığı, hukuk dışı kararların alındığı bir süreci yaşadıklarına dikkat çekerek, demokratik hak kullanımlarına yönelik müdahalelerde TBB’nin, Baroların ve avukatların yurttaşların yanında, hukukun üstünlüğünden ve demokrasiden yana tutum aldığını vurguladı.</p>

<p>Katledilen meslektaşlarımızla ilgili davaların takibine, mesleğin ve meslektaşların sorunlarını gidermek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi ve ilgili kamu kurumlarıyla yapılan görüşmelere ve elde edilen sonuçlar ile mesleğin niteliğini geliştirecek çalışmalara ilişkin bilgi veren Sağkan, daha sonra Baro Başkanlarına tek tek söz verdi.</p>

<p>“Mesleğin temel sorunlarına dönük Baroların görüş ve taleplerinin değerlendirilmesi”, “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (2026-2027) hakkında görüşme”, “Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı çerçevesinde yaşanan son gelişmelerin değerlendirilmesi” başlıkları altında görüş ve önerilerin dile getirildiği toplantı, Birlik Başkanı Sağkan'ın yaptığı kapanış konuşmasıyla sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/62-baro-baskanlari-toplantisi-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/86553-1-28062026093031.jpeg" type="image/jpeg" length="26686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denizli Barosu Başkanı Ufuk Kök istifa etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/denizli-barosu-baskani-ufuk-kok-istifa-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/denizli-barosu-baskani-ufuk-kok-istifa-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Barosu Başkanı Avukat Ufuk Kök, hakkında yürütülen soruşturma sürecinin Baro’nun kurumsal yapısını tartışmaların odağına taşıdığı gerekçesiyle görevinden istifa ettiğini duyurdu. Kök, hukuk devletine ve adalete olan inancını vurgulayarak mesleki mücadelesine devam edeceğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli Barosu Başkanı Avukat Ufuk Kök, hakkında yürütülen soruşturma sürecinin Baro’nun kurumsal yapısını tartışmaların odağına taşıdığı gerekçesiyle görevinden istifa ettiğini duyurdu.</p>

<p><strong>"HUKUK DEVLETİ İLKESİNE İNANCIM TAM"</strong></p>

<p>Avukat Ufuk Kök tarafından yapılan yazılı açıklamada, hukuk devletine olan inancının tam olduğu vurgulanarak, yargılama sürecinin sonunda gerçeklerin ortaya çıkacağına ve aklanacağına dair herhangi bir tereddüdü bulunmadığı ifade edildi. Kök, açıklamasında sürecin tüm aşamalarında adalete olan güvenini koruyacağını belirterek, mesleki mücadelesine hukuk sınırları içerisinde devam edeceğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"BARO BAŞKANLIĞI KİŞİSEL BİR MAKAM DEĞİL"</strong></p>

<p>İstifasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kök, Denizli Barosu Başkanlığı makamının kişisel bir mevki olmadığını, savunmanın bağımsızlığı ve meslek onurunun temsil edildiği önemli bir görev olduğunu ifade etti.</p>

<p>Yaşanan süreç nedeniyle Baro çalışmalarının ve kurumsal yapının zarar görmemesi adına böyle bir karar almak durumunda kaldığını belirtti.</p>

<p><strong>TEŞEKKÜR MESAJI</strong></p>

<p>Görev süresi boyunca birlikte çalıştığı yönetim kurulu üyelerine, Baro organlarında görev yapan meslektaşlarına ve Türkiye Barolar Birliği başta olmak üzere destek veren herkese teşekkür eden Kök, dayanışma gösteren meslektaşlarına da minnettarlığını iletti.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/image-689.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/denizli-barosu-baskani-ufuk-kok-istifa-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/ufuk-kok-1.jpg" type="image/jpeg" length="16762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İcra Müdür ve İcra Müdür Yardımcılarının 2026 Yılı Kararnamesi yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/icra-mudur-ve-icra-mudur-yardimcilarinin-2026-yili-kararnamesi-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/icra-mudur-ve-icra-mudur-yardimcilarinin-2026-yili-kararnamesi-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İcra Müdür ve İcra Müdür Yardımcılarının 2026 Yılı Kararnamesi çalışmaları tamamlanarak yayımlandı. Kararname ile 815 İcra Müdür ve İcra Müdür Yardımcının görev yeri değişti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İcra Müdür ve İcra Müdür Yardımcılarının 2026 Yılı Kararnamesi çalışmaları 22 Haziran 2026 tarihi itibarıyla tamamlandı.</p>

<p>Kararname ile 815 İcra Müdür ve İcra Müdür Yardımcının görev yeri değişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada "Kararname kapsamında ataması yapılan personelin tebligatları ayrıca gönderilecektir. Tebligat işlemleri yapılıncaya kadar atanan personelin ayrılış işlemlerinin yapılmaması gerekmektedir.</p>

<p>Ataması yapılan icra müdür ve icra müdür yardımcılarına yeni görev yerlerinde başarılar diler, kararnamenin, ailelerine, teşkilatımıza ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ederiz." denildi.</p>

<h3><strong><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/icra-mudur-ve-icra-mudur-yardimcilarina-ait-2026-yili-kararnamesi.pdf" rel="dofollow">&gt;&gt; İcra Müdür ve İcra Müdür Yardımcılarına Ait 2026 Yılı Kararnamesi için <span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></a></strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DUYURU, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/icra-mudur-ve-icra-mudur-yardimcilarinin-2026-yili-kararnamesi-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/icra-mud1.jpg" type="image/jpeg" length="71130"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
