<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss/mevzuat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2026 06:49:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss/mevzuat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cocuk-koruma-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cocuk-koruma-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7593 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 18 Ağustos 2026 Tarihli ve 33344 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇOCUK KORUMA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7593</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 8/8/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna 13 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“MADDE 13/A- Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “oniki yıldan onbeş yıla;” ibaresi “onüç yıldan onsekiz yıla;”, “dokuz yıldan onbir yıla” ibaresi “on yıldan oniki yıla”, “yedi yıldan” ibaresi “dokuz yıldan” şeklinde ve üçüncü fıkrasında yer alan “onsekiz yıldan yirmidört yıla;” ibaresi “ondokuz yıldan yirmiyedi yıla;”, “oniki yıldan onbeş yıla” ibaresi “onbeş yıldan onsekiz yıla”, “oniki yıldan fazla” ibaresi “onbeş yıldan fazla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Somut olayda;</p>

<p>a) Kasta dayalı kusurun ağırlığı,</p>

<p>b) Güdülen amaç ve saik,</p>

<p>c) Suçun işleniş şekli,</p>

<p>d) Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma,</p>

<p>hususlarından biri ya da birkaçı göz önünde bulundurularak kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçlarını işleyen onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanmayabilir. Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış ceza sorumluluğu bulunan kişiler hakkında ise ikinci fıkra hükümleri yerine üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> 5237 sayılı Kanunun 233 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıla” ibaresi “üç aydan iki yıla”, ikinci fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”, üçüncü fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçunu işlemesi halinde şikayet aranmaksızın, faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“e) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen,”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çocuk tutukluların” ibaresi “Çocuk hükümlülerin veya tutukluların” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “çocuklar,” ibaresinden sonra gelmek üzere “suç türleri,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> 5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, öğretmen ve Türkiye Barolar Birliğinin çocuk hakları komisyonundan görevlendireceği avukat gibi en az bir uzman görevlinin de katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından en geç üç ayda bir yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir. Çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri altı ayı geçemez.”</p>

<p>“(4) Aşağıdaki hâllerde çocuk hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilir:</p>

<p>a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar.</p>

<p>b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar.</p>

<p>(5) Doğrudan çocuk eğitimevine alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan çocuk hükümlülerden;</p>

<p>a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler,</p>

<p>b) Kapalı ceza infaz kurumuna iade veya odaya kapatma disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar,</p>

<p>idare ve gözlem kurulu kararıyla çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler.</p>

<p>(6) Çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102 ve 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (madde 220) hariç olmak üzere, koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununa 43/B maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Amaç dışı bıçak taşıma</p>

<p>MADDE 43/C- (1) Her ne ad altında olursa olsun, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan her tür bıçak ile diğer kesici, delici veya bereleyici aletlerin;</p>

<p>a) 11/9/1981 tarihli ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanuna göre ruhsatlandırılan yerler ile ilgili yönetmeliğe göre ruhsatlandırılan işyerleri dışında satışı ve sergilenmesi,</p>

<p>b) Onsekiz yaşından küçük çocuklara satılması ve çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması,</p>

<p>yasaktır.</p>

<p>(2) Birinci fıkrada sayılan yasaklara uymayan kişiye beşbin Türk Lirası, kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde ise onbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca bu kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya sorumlunun yetkili makamlara bildirim yapmaması halinde beşbin Türk Lirası idarî para cezası verilir.</p>

<p>(3) Birinci fıkrada sayılan kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(4) Birinci fıkrada sayılan kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir tarafından karar verilir.</p>

<p>(5) Birinci fıkradaki kabahati işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında çocuğun üstün yararı gözetilerek, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirlerine karar verilmesi amacıyla mülkî amir tarafından çocuk hâkiminden tedbir talebinde bulunulur.</p>

<p>(6) Bu madde hükümleri internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanır.</p>

<p>(7) Bir sanat veya mesleğin icrası ve eğitim için gerekli bıçak, şiş ve benzerlerinin icra yerinde ve icra eden kişilerce kullanılması, bulundurulması ve taşınması bu madde hükümlerine tabi değildir.”</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Yönlendirme tedbirleri</p>

<p>MADDE 5/A- (1) 5 inci maddede düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yanında bu maddede düzenlenen yönlendirme tedbirleri, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.</p>

<p>(2) Yönlendirme tedbirleri olarak;</p>

<p>a) Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri: Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere çocukların 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almalarına,</p>

<p>b) Dijital risklerden korunma tedbiri: Kullandığı telefon cihazı, telefon hattı veya her türlü bilgisayar, tablet ve benzeri dijital cihazın bildirilerek cihazın tedbir kararından sonraki hareketlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından 3 aydan az 2 yıldan fazla olmamak üzere çeşitli takip yazılımlarıyla ilgili kurum denetimine açmaya, riskli olarak tanımlı bazı dijital mecralar, uygulamalar ve dijital platformlara erişimin engellenmesine,</p>

<p>c) Kitap ve kütüphane tedbiri: Kütüphane ve okuma salonu gibi yerlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almaya veya bu kuruluşların yetkililerince belirlenen eserleri okumaya,</p>

<p>d) Çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri: Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar park, bahçe, sahil gibi belirlenecek bir bölgede çevre temizliği yapmaya, belirlenecek bitkilerin bakımı, ağaçlandırma ve çiçeklendirme faaliyetlerine katılmaya,</p>

<p>e) Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile davranışsal bağımlılık tedbiri: Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yeşilay tarafından yerine getirilmek üzere çocukların sağlıkları için tehlike oluşturan bağımlılıklarının tedavi ve rehabilitasyonu için belirlenecek programları tamamlamaya,</p>

<p>hükmedilir.</p>

<p>(3) Bu tedbirlerin yerine getirilmesinde 45 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır.</p>

<p>(4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> 5395 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı, davranışsal bağımlılık ya da ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi veya başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen ve herhangi bir suretle Sağlık Bakanlığına veya üniversitelere bağlı yataklı sağlık kurumlarına gelen veya getirilen çocuk hakkında, tedaviye ihtiyaç bulunduğunun ilgili uzman hekim tarafından tespit edilmesi hâlinde, acil korunma kararı alınması amacıyla yirmi dört saat içinde rapor düzenlenir. Sağlık kurumu, uzman hekim raporunun düzenlendiği tarihten itibaren en geç yirmi dört saat içinde çocuk hâkimine başvurur. Başvurudan itibaren en geç kırk sekiz saat içinde ilgili dal uzman hekiminin yer aldığı üç uzman hekimden oluşan resmî sağlık kurulu tarafından düzenlenen rapor mahkemeye sunulur.</p>

<p>(5) Hâkim, başvuru ve sağlık kurulu raporunu değerlendirerek talep hakkında en geç kırk sekiz saat içinde karar verir. Çocuğun sağlık kuruluşuna gelmesi veya getirilmesinden hâkim kararının sağlık kuruluşuna tebliğine kadar geçen sürede, çocuğa gerekli görülen tıbbî müdahale ve tedavi uygulanır. Bu süreçte ihtiyaç duyulması hâlinde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk, bu kapsamda yapılan talepleri, kanunla kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde yerine getirir.</p>

<p>(6) Hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerekli görmesi hâlinde kişisel ilişkinin kurulmasına veya sınırlandırılmasına karar verebilir. Hâkim, sağlık kurulu raporunu dikkate alarak acil korunma kararının kaldırılmasına, devamına veya çocuğun durumuna uygun başka bir koruyucu ve destekleyici tedbire karar verir.”</p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> 5395 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Çocuk hakkında kamu davası açılması hâlinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> 5395 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(2) Adli süreçteki çocuklar hakkında yapılan yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde 5/A maddesinde düzenlenen yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen biri veya birkaçı da denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanır. Bu fıkra uyarınca hükmedilecek yükümlülükler 5/A maddesinde belirtilen kurumlar tarafından yerine getirilir.</p>

<p>(3) Suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın az olması hâlinde adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için zararın giderilmesi şartı aranmayabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> 5395 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunludur. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından onbeş yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> 5395 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin ilgili kurum veya kuruluş tarafından yerine getirilmesi sırasında gerekmesi hâlinde kolluktan yardım istenebilir.”</p>

<p>“(4) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından; il ve ilçelerde kurumların koordinasyonu ile takibi vali ve kaymakam tarafından sağlanır. Bu amaçla il ve ilçelerde sekretarya hizmetleri aile ve sosyal hizmetler il müdürlükleri tarafından yürütülür. Hâkim veya mahkeme tarafından verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları, yerine getirilmek üzere ilgili kurum veya kuruluşa gönderilir.</p>

<p>(5) Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket eden ana, baba, vasi veya bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, fiil suç teşkil etse dahi ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre çocuk hâkimi kararıyla üç günden on güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Bu kararlara karşı 14 üncü madde uyarınca itiraz yoluna gidilebilir. Tazyik hapsine ilişkin kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yerine getirilir. Bu kararlar çocuk hâkimi tarafından ilgili kuruma bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (17) numaralı alt bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>(2) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>(3) 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun;</p>

<p>a) 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>b) 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>c) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>ç) 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”,</p>

<p>d) 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”,</p>

<p>e) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”,</p>

<p>f) 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”,</p>

<p>g) 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>ğ) 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>h) 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>ı) 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>i) 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”,</p>

<p>j) 37 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>k) 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Suça sürüklenmesi” ibaresi “Hakkında adli süreç yürütülmesi”,</p>

<p>şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> Bu Kanunun;</p>

<p>a) 8 inci maddesi ile 5326 sayılı Kanuna eklenen 43/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü 1/12/2026 tarihinde,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cocuk-koruma-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="36144"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/milli-dayanisma-ve-toplumsal-butunlesmenin-guclendirilmesine-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/milli-dayanisma-ve-toplumsal-butunlesmenin-guclendirilmesine-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 18 Ağustos 2026 Tarihli ve 33344 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MİLLÎ DAYANIŞMA VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7595 </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kabul Tarihi: 10/8/2026</strong></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.</p>

<p>(2) Bu Kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsar.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Kanunda geçen;</p>

<p>a) Örgüt: PKK/KCK terör örgütünü ve bununla bağlantılı her türlü oluşumlarını,</p>

<p>b) Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p><strong>Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Örgütün fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı on beş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, on beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar on yıl süreyle ertelenir. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilir. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilir. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilir.</p>

<p>(2) Birinci fıkra uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Birinci fıkra uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da iki hafta içinde itiraz edilebilir.</p>

<p>(3) Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da 1 inci madde kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlıdır.</p>

<p><strong>Koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşullarının bulunması hâlinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilir.</p>

<p>(2) 3 üncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir.</p>

<p><strong>Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) 3 üncü madde uyarınca verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, ikinci fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.</p>

<p>(2) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur. Mahkûmiyet hâlinde verilen cezanın infazı, 6 ncı madde uyarınca ertelenmez ve mahkûmiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğar. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilir.</p>

<p><strong>Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Örgütün fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere, 1 inci madde kapsamına giren suçlardan;</p>

<p>a) Toplam on beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı beş yıl süreyle,</p>

<p>b) Toplam on beş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin cezalarının infazı on yıl süreyle,</p>

<p>infaz hâkiminin kararıyla ertelenir. Bu fıkranın uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemez. Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı işlemez.</p>

<p>(2) Birinci fıkra uyarınca infaz hâkimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilir.</p>

<p>(3) Birinci fıkra uyarınca verilen erteleme kararları, 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre oluşturulan sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, dördüncü fıkrada belirtilen amaç için kullanılabilir.</p>

<p>(4) Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi hâlinde, infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilir. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılır.</p>

<p><strong>Takip, koordinasyon ve uygulama</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılır. İhtiyaç hâlinde Kurul tarafından; alt komisyonlar oluşturulabilir, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilir.</p>

<p>(2) Kurul tarafından, sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir.</p>

<p>(3) 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda; örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilir. Kurulun gerekli görmesi hâlinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur.</p>

<p>(4) Bu Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilir ve gerekli görülmesi hâlinde;</p>

<p>a) Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden,</p>

<p>b) Mahkûmiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, infaz hâkimliğinden,</p>

<p>Kurul tarafından talep edilir. Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. Bu fıkranın (b) bendi uyarınca talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekir.</p>

<p>(5) Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulur. İzleme Komisyonu, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir.</p>

<p>(6) Kurulun sekreterya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilir.</p>

<p><strong>Silah ve malzeme teslimi</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Bu Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınır.</p>

<p>(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.</p>

<p><strong>Görev ve sorumluluk</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.</p>

<p>(2) Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/milli-dayanisma-ve-toplumsal-butunlesmenin-guclendirilmesine-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/resmi-gazete.jpg" type="image/jpeg" length="55676"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[7594 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/7594-sayili-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/7594-sayili-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7594 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 18 Ağustos 2026 Tarihli ve 33344 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7594</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 9/8/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “erbaş ve erler ile yedek subay ve yedek astsubay okulu öğrencilerinin ana veya babasına” ibaresi “ana ve babalara” şeklinde ve dördüncü cümlesinde yer alan “Erbaş ve erler ile yedek subay ve yedek astsubay okulu öğrencilerinin ana ve babalarına” ibaresi “Ana ve babalara” şeklinde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 2- </strong>5434 sayılı Kanunun ek 77 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “iki katı” ibaresi “iki buçuk katı” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinin son cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Birinci fıkranın (h), (i) ve (j) bentleri kapsamındakilere bağlanacak aylıklar, bitirmiş oldukları okullar neticesinde hak kazandıkları unvanlar üzerinden yürütmüş oldukları kamu görevleri sebebiyle daha yüksek aylık bağlanmasına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; en az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olanlar sekizinci derecenin birinci kademesinde, diğerleri ise eğitim durumlarına bakılmaksızın onuncu derecenin birinci kademesinde bulunanların emekli keseneğine esas aylıkları üzerinden hesaplanacak vazife malullüğü aylığı tutarından düşük olamaz ve bunlar için 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 77 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre yapılacak yükseltmelerde aynı derece başlangıç olarak esas alınarak artırılır ve derece yükselmelerinde yüksek öğrenim mezunu gibi işlem yapılır ve dördüncü dereceye yükselenler için 2.100, üçüncü dereceye yükselenler için 2.200, ikinci dereceye yükselenler için 3.000, birinci dereceye yükselenler için ise 3.600 ek gösterge rakamı esas alınır. Bu fıkra kapsamındakilere bağlanacak aylığın toplam tutarı, 35.398 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan; hak sahiplerinin aylık tutarı ise bulunacak tutarın hisseleri oranı esas alınarak tespit edilecek tutarından az olamaz. Bu fıkra uyarınca ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı Sosyal Güvenlik Kurumunca Hazineden tahsil edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>3713 sayılı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan tablo aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="135">
   <p>“</p>
   </td>
   <td valign="top" width="98">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="135">
   <p>Dereceler</p>
   </td>
   <td valign="top" width="98">
   <p>Göstergeler</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="135">
   <p>1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="98">
   <p>27.288</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="135">
   <p>2</p>
   </td>
   <td valign="top" width="98">
   <p>25.385</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="135">
   <p>3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="98">
   <p>23.485</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="135">
   <p>4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="98">
   <p>21.578</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="135">
   <p>5</p>
   </td>
   <td valign="top" width="98">
   <p>19.673</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="135">
   <p>6</p>
   </td>
   <td valign="top" width="98">
   <p>17.820</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="135">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="98">
   <p>”</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>“Bu madde kapsamında aylık bağlananlardan 6/2/2018 tarihli ve 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 14 üncü maddesi kapsamında bulunmayanlar; aylık bağlanmasına ilişkin hükümler hariç olmak üzere 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklâl Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatanî Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun kapsamındakiler için ilgili mevzuatında sağlanan diğer haklardan yararlanır.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>3713 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 20- Bu Kanun kapsamında yürütülen terörle mücadele görevlerinin ifası sırasında;</p>

<p>a) Terör eylemleri sonucu ateşli silah mermi çekirdeği, şarapnel veya benzeri mühimmatın vücutta penetran yaralanmaya neden olduğu ya da ateşli silah, el yapımı patlayıcı (EYP), mayın, havan, roket, el bombası, şarapnel veya benzeri patlayıcı mühimmatın etkisiyle veya bunların oluşturduğu blast ve termal etki sonucu meydana gelen yaralanmaların,</p>

<p>b) Terör örgütü mensuplarının kesici, delici, ezici veya benzeri yakın muharebe niteliğindeki saldırıları sonucu meydana gelen yaralanmaların,</p>

<p>Adli Tıp Kurumunca kullanılan tıbbî değerlendirme ölçütleri esas alınarak, olay tarihindeki yaralanmalarının hafif nitelikte olmayan yaralanma niteliği taşıdığı ve olay ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu en az bir adli tıp uzmanının yer aldığı sağlık kurulu raporuyla tespit edilenlerden; malul sayılmayan veya 13/7/1953 tarihli ve 4/1053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Vazife Mâlûllüklerinin Nevileriyle Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılmayan Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve erler dâhil askerî personeli, Millî İstihbarat Teşkilatı mensupları, Emniyet Teşkilatının Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personeli ile güvenlik korucularının kendilerine olay tarihindeki mensubu oldukları kuruma bu madde kapsamında yaptıkları başvuru tarihini takip eden ay başından itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 17.135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanır. Bu madde kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen aylıklar, faturası karşılığında iki ay içerisinde Hazineden tahsil edilir.</p>

<p>Birinci fıkra kapsamında yer alanların başvurusu üzerine olay tarihinde mensubu olunan kurum tarafından, yaralanmanın bu madde kapsamında olabileceğinin değerlendirilmesi halinde ilgili bilgi ve belgeler ile birlikte kişi Sağlık Bakanlığınca belirlenen hastanelere sevk edilir. İlgili hastanelerce, olay tarihindeki yaralanmanın bu madde kapsamında olup olmadığına ilişkin, mevcut tıbbi kayıtlar ve diğer sağlık belgeleri esas alınarak sağlık kurulu raporu düzenlenir ve ilgili kuruma gönderilir. Bu amaçla düzenlenecek olan sağlık raporlarından ücret alınmaz. Bu madde kapsamında olduğu tespit edilenlere ilişkin sağlık kurulu raporu ile diğer bilgi ve belgeler aylık bağlanması amacıyla ilgili kurum tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilir.</p>

<p>Bu madde uyarınca aylık bağlananlardan söz konusu yaralanmalarına bağlı olarak sonradan malul olduklarına karar verilenler ile ek 3 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında derece tespiti yapılanlar hakkında, karar tarihini takip eden ay başından itibaren ilgisine göre 21 inci maddenin birinci fıkrası ile ek 3 üncü madde hükümleri uygulanır ve bu madde hükümlerine göre bağlanmış olan aylıkları vazife malullüğü aylığının ya da ek 3 üncü madde kapsamındaki aylığın başladığı tarihten itibaren kesilir.</p>

<p>Bu madde kapsamında aylık bağlananlar, aylık bağlanmasına ilişkin hükümler hariç olmak üzere 1005 sayılı Kanun kapsamındakiler için ilgili mevzuatında sağlanan diğer haklardan yararlanır.</p>

<p>Bu madde hükümleri, yalnızca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olaylar hakkında bir defaya mahsus uygulanır. Bu tarihten sonra meydana gelen olaylar bakımından bu madde kapsamında yeni başvuru yapılamaz.</p>

<p>Bu madde kapsamındaki başvurular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgililer tarafından olay tarihinde mensubu oldukları kurumlara yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “askerlik çağı dışına çıktıkları” ibaresi “55 yaşını doldurdukları” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>6/2/2018 tarihli ve 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “maddenin” ibaresi “fıkranın” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(2) Birinci fıkra kapsamına girenlerden yaralanma sonucu malul sayılmayan veya 13/7/1953 tarihli ve 4/1053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Vazife Mâlûllüklerinin Nevileriyle Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılmayanların kendilerine, Sosyal Güvenlik Kurumunca bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren 17.135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanır. Bu aylıklar hakkında 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur’dan Aylık veya Gelir Almakta Olanlara Ek Ödeme Yapılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur’dan Aylık veya Gelir Almakta Olanlara Ödenen Gelir ve Aylıklarda 2006 Yılında Yapılacak Artışlar ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu fıkra kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen aylıklar, faturası karşılığında iki ay içerisinde Hazineden tahsil edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Kanunun;</p>

<p>a) 1 inci, 2 nci, 3 üncü, 4 üncü ve 7 nci maddeleri yayımını takip eden ödeme döneminden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>b) 5 inci maddesi 1/9/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/7594-sayili-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="81290"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-kiralanmasi-hakkinda-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-kiralanmasi-hakkinda-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik, 15 Ağustos 2026 Tarihli ve 33341 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MOTORLU KARA TAŞITLARININ KİRALANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı, motorlu kara taşıtlarının kiralanması faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik, gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerini, yetki belgesinin verilmesi, tadili ve iptali ile Bilgi Sisteminin kurulması ve işletilmesine ilişkin usul ve esasları, motorlu kara taşıtlarının kiralanmasında işletme ve kiracının hak ve yükümlülüklerini, elektronik ortamda yapılan ön ödemeli rezervasyon ve kiralamaları, ilan platformları ve aracı platformların haksız ticari uygulama ve sorumluluklarını, motorlu kara taşıtı kiralama ilanlarına ilişkin ilke, kural ve yükümlülükler ile motorlu kara taşıtı kiralamalarına ilişkin Bakanlık, yetkili idare ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarını kapsar.</p>

<p>(2) Uzun süreli kiralamalar, kiracısı tüketici niteliğini haiz olmayan kısa süreli kiralamalar, paylaşımlı kiralamalar ve kamp taşıtı kiralamaları bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 14/1/2015 tarihli ve 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (ç) bentleri, 23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrası ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 446 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;</p>

<p>a) Aracı platform: Başkalarına ait motorlu kara taşıtlarının kiralanmasına yönelik ilanların yayımlanmasına elektronik ortam sağlayan ve bu ortam üzerinden rezervasyon veya ödeme yapılmasına ya da kira sözleşmesi kurulmasına imkân sağlayan aracı hizmet sağlayıcıyı,</p>

<p>b) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,</p>

<p>c) Bilgi Sistemi: Motorlu Kara Taşıtı Kiralama Bilgi Sistemini,</p>

<p>ç) Depozito: Kira bedelinin ödenmesini ve kiracının sözleşmeden doğan diğer mali yükümlülüklerini yerine getirmesini garanti altına alan, işletme veya aracı platform tarafından kredi kartı, banka kartı ya da ön ödemeli kart üzerinden ön provizyon veya blokaj şeklinde alınan ya da Bakanlıkça belirlenen diğer yöntemlerle tahsil edilen bedeli,</p>

<p>d) ESBİS: Esnaf ve Sanatkâr Bilgi Sistemini,</p>

<p>e) İl müdürlüğü: Ticaret il müdürlüğünü,</p>

<p>f) İlan platformu: Başkalarına ait motorlu kara taşıtlarının kiralanmasına yönelik ilanların yayımlanmasına elektronik ortam sağlayan aracı hizmet sağlayıcıyı,</p>

<p>g) İşletme: Motorlu kara taşıtı kiralamasıyla iştigal eden esnaf ve sanatkâr işletmesi, ticari işletme ve ticaret şirketleri ile bunların şubelerini,</p>

<p>ğ) Kısa süreli kiralama: Aynı kiracıya tek seferde veya kesinti bulunmayan dönemler halinde en fazla yirmi dokuz gün süreyle verilen motorlu kara taşıtı kiralama hizmetini,</p>

<p>h) Kira sözleşmesi: İşletmenin tasarruf yetkisini haiz olduğu motorlu kara taşıtını, belirli bir süre ve bedel karşılığında kiracının kullanımına bırakmayı, kiracının da taşıtı sözleşme şartlarına uygun şekilde kullanmayı ve kira bedeli ödemeyi taahhüt ettiği, işletme ve kiracının hak ve yükümlülüklerini belirleyen sözleşmeyi,</p>

<p>ı) Kiracı: Kira sözleşmesine taraf olan tüketiciyi,</p>

<p>i) Klasik motorlu kara taşıtı: Model yılına göre otuz yaşın üzerinde olan, üretildiği dönemin tasarım ve teknoloji anlayışını yansıtmasına bağlı olarak tarihi, estetik ve koleksiyon değeri bulunan, orijinal parçalarını büyük ölçüde koruyan veya aslına uygun olarak restore edilen ve halihazırda seri üretimi yapılmayan motorlu kara taşıtını,</p>

<p>j) MERSİS: Merkezi Sicil Kayıt Sistemini,</p>

<p>k) Meslek odası: İlgili esnaf ve sanatkârlar odası ile ticaret ve sanayi odasını, ticaret ve sanayi odalarının ayrı kurulduğu yerlerde ticaret odasını,</p>

<p>l) Mesleki yeterlilik belgesi: Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından onaylanarak bireyin bilgi, beceri ve yetkinliğini ifade eden motorlu kara taşıtı kiralama danışmanı (Seviye 4) ulusal yeterliliğine dayalı belgeyi,</p>

<p>m) Motorlu kara taşıtı: 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan ve tescil belgesinde sınıfı M1, M1G, N1 ve N1G olan taşıtları,</p>

<p>n) Motorlu kara taşıtı kiralama danışmanı: İşletmeye sözleşmeyle bağlı kiralama personelini,</p>

<p>o) Motorlu kara taşıtı kiralama faaliyeti: İşletmenin tasarruf yetkisini haiz olduğu motorlu kara taşıtını, belirli bir bedel karşılığında süreli olarak kiracının kullanımına bırakmasına ilişkin faaliyetler bütününü,</p>

<p>ö) Motorlu kara taşıtı kiralama sorumlusu: Motorlu kara taşıtı kiralamasıyla iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri,</p>

<p>p) Paylaşımlı kiralama: Fiziki olarak karşı karşıya gelinmeksizin internet sitesi, mobil site veya mobil uygulama üzerinden üyelik sözleşmesi kapsamında başlatılan ve sonlandırılan, genellikle bireysel kullanıma yönelik olarak dakikalık veya saatlik verilen ve kiralamaya konu taşıtın sabit teslim noktalarına bağlı kalınmaksızın ortak bir taşıt havuzundan serbestçe teslim alınabildiği ve iade edilebildiği motorlu kara taşıtı kiralama hizmetini,</p>

<p>r) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,</p>

<p>s) Uzun süreli kiralama: Aynı kiracıya tek seferde veya kesinti bulunmayan dönemler halinde otuz gün veya daha uzun süreyle verilen motorlu kara taşıtı kiralama hizmetini,</p>

<p>ş) Yetki belgesi: Motorlu kara taşıtı kiralamasıyla iştigal edilebilmesi için Bakanlık tarafından işletme adına düzenlenen belgeyi,</p>

<p>t) Yetkili idare: İş yeri açma ve çalışma ruhsatını vermeye yetkili belediye veya il özel idareleri ile diğer idareleri,</p>

<p>u) Yetkili satıcı: Üretici veya distribütör ile aralarında kurulan sözleşme kapsamında tescilsiz motorlu kara taşıtı perakende ticaretiyle iştigal eden gerçek veya tüzel kişiyi,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Yetki Belgesine İlişkin Usul ve Esaslar</p>

<p><strong>Yetki belgesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Yetki belgesi olmadan ticari faaliyet kapsamında motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetinde bulunulamaz. Aksi Bakanlıkça tespit edilmedikçe her bir motorlu kara taşıtı kiralama işlemi ticari faaliyet kabul edilir.</p>

<p>(2) Yetki belgesi, işletmenin bulunduğu yerdeki il müdürlüğü tarafından Bilgi Sistemi üzerinden verilir, tadil ve iptal edilir.</p>

<p>(3) Yetki belgesinde işletmenin MERSİS numarası ve MERSİS’e kayıtlı işletme adı ve adresi ile ticaret ünvanına veya ESBİS’e kayıtlı işletme adı ve adresi ile işletme sahibinin adı, soyadı ve T.C. kimlik numarasına veya yabancı kimlik numarasına yer verilir.</p>

<p>(4) Yetki belgesi, her bir işletme için ayrı ayrı düzenlenir ve devredilemez.</p>

<p><strong>Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için;</p>

<p>a) Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olunması,</p>

<p>b) Meslek odasına kayıtlı olunması,</p>

<p>c) Meslek odası ve vergi kayıtlarındaki faaliyet konuları arasında motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetinin bulunması,</p>

<p>ç) İş yerinin yetkili satıcılık, sigortacılık, yol yardım ve çekici hizmetleri ile lastik ve aksesuar satışı gibi faaliyetler dışında mesleki ya da ticari faaliyet veya ikamet amacıyla kullanılmaması,</p>

<p>d) Yetki belgesi başvurusunda bulunan motorlu kara taşıtı kiralama sorumlusunun;</p>

<p>1) On sekiz yaşını doldurmuş olması,</p>

<p>2) En az ilköğretim mezunu olması,</p>

<p>3) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itibarının yerine gelmiş olması,</p>

<p>4) Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, insan ticareti, kasten öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, fuhuş, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması,</p>

<p>5) Mesleki yeterlilik belgesine sahip olması,</p>

<p>e) İşletmenin kiralamaya konu taşıtlarının;</p>

<p>1) Bilgi Sistemine kaydedilmiş olması,</p>

<p>2) Büyükşehir belediyesi olan illerin nüfusu otuz bini geçen ilçelerinde faaliyet gösterilmesi halinde, birinin Türkiye’de üretilmesi koşuluyla asgari iki adet hibrit veya yalnızca elektrik motorlu olmak üzere, en az beşi işletme adına tescilli ve kalanı kiralama yoluyla temin edilebilen asgari on adet; nüfusu otuz bini geçmeyen ilçeler ile büyükşehir belediyesi olmayan illerde faaliyet gösterilmesi halinde ise en az ikisi işletme adına tescilli olmak üzere kalanı kiralama yoluyla temin edilebilen asgari beş adet olması,</p>

<p>3) Klasik olanlar hariç olmak üzere, model yılına göre altı yaşın üzerinde olmaması ve elektrik motorlu taşıtlarda üç yüz bin, diğer taşıtlarda ise yüz seksen bin kilometreyi aşmamış olması,</p>

<p>4) Ağır hasar kayıtlı olmaması, muayene geçerlilik süresinin dolmamış olması ve zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunması,</p>

<p>gerekir.</p>

<p>(2) Şube adına yapılan yetki belgesi başvurusunda;</p>

<p>a) Birinci fıkranın (a) ve (c) bentlerinde belirtilen vergi kaydına ilişkin şartların merkez tarafından sağlanması durumunda şube tarafından da sağlandığı kabul edilir.</p>

<p>b) Şube adına yetki belgesi düzenlenebilmesi için, birinci fıkranın (e) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen asgari taşıt sayısı şartlarının merkez tarafından her bir şube için ayrıca sağlanması gerekir.</p>

<p>(3) Bakanlık, yetki belgesi verilmesi için mesleki eğitim şartı getirmeye ve bu eğitime ilişkin usul ve esasları ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak belirlemeye yetkilidir.</p>

<p>(4) Bakanlık, büyükşehir belediyesi olmayan illerde faaliyet gösteren işletmeler için asgari hibrit ve elektrik motorlu taşıt sayılarını illerin nüfus ve ticari potansiyelleri ile tüketici taleplerini dikkate alarak belirlemeye yetkilidir.</p>

<p>(5) Birinci fıkranın (e) bendinin (2) numaralı alt bendinin uygulanmasında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan bir önceki takvim yılının son gününe ait nüfus verileri dikkate alınır.</p>

<p><strong>Yetki belgesinin verilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Yetki belgesi başvurusu, yetki belgesi verilmesinde aranan şartların taşındığını gösteren belgelerle birlikte Bilgi Sistemi üzerinden yapılır.</p>

<p>(2) İlgili kurum ve kuruluşların elektronik bilgi sistemlerinden sağlanabilen belgeler, bu sistemlerden temin edilir ve işletme adına elektronik ortamda oluşturulan dosyada diğer başvuru evrakı ile birlikte saklanır.</p>

<p>(3) Yetki belgesi verilmesinde aranan şartları taşıdığı tespit edilen işletme adına, başvuru tarihinden itibaren on gün içinde yetki belgesi düzenlenir.</p>

<p>(4) Yetki belgesi başvurusunun reddedilmesi durumunda, Bilgi Sisteminde ret gerekçelerine yer verilir ve başvuru sahibinin bu gerekçelere erişimine imkân sağlanır.</p>

<p><strong>Yetki belgesinin tadili</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Yetki belgesi, 5 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren otuz gün içinde işletme tarafından Bilgi Sistemi üzerinden yapılan başvuru üzerine tadil edilir.</p>

<p>(2) Tadil başvurusu, başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır. Başvuru sonucuna Bilgi Sisteminde yer verilir ve başvuru sahibinin bu sonuca erişimine imkân sağlanır.</p>

<p><strong>Yetki belgesinin iptali</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Yetki belgesi;</p>

<p>a) 6 ncı maddede belirtilen şartlardan herhangi birini kaybeden işletmenin, Bilgi Sistemi üzerinden başvuruda bulunması veya bu şartlardan herhangi birinin kaybedildiğinin Bakanlıkça tespit edilmesi ve on günden az olmayacak şekilde verilen süre içinde şartların yeniden sağlanamaması durumlarında,</p>

<p>b) 8 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre içinde tadil başvurusunda bulunulmaması nedeniyle Bilgi Sistemi üzerinden veya yazılı olarak Bakanlıkça yapılan uyarıya rağmen on gün içinde tadil başvurusunda bulunulmaması durumunda,</p>

<p>c) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket eden işletmeye Bilgi Sistemi üzerinden veya yazılı olarak Bakanlıkça yapılan uyarıya rağmen, on günden az olmayacak şekilde verilen süre içinde aykırılığın ortadan kaldırılmaması veya aynı takvim yılı içinde aykırılığın tekrarlanması durumlarında,</p>

<p>iptal edilir.</p>

<p>(2) Yetki belgesinin iptal edilmesi durumunda, Bilgi Sisteminde iptal gerekçelerine yer verilir ve başvuru sahibinin bu gerekçelere erişmesine imkân sağlanır.</p>

<p>(3) Birinci fıkranın (c) bendi gereğince yetki belgesi iptal edilen işletmeye ve işletme sahibi ile işletmeyi temsile yetkili kişilerin sahibi veya temsile yetkili olduğu diğer işletmelere iptal tarihinden itibaren bir yıl süreyle yetki belgesi verilmez.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Kiralama Faaliyetlerine İlişkin Usul ve Esaslar</p>

<p><strong>Kira sözleşmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Motorlu kara taşıtı kiralamasında işletme ile kiracı arasında yazılı olarak veya elektronik ortamda kira sözleşmesi yapılır ve sözleşmenin bir nüshası taşıt tesliminden önce işletme tarafından kiracıya verilir veya elektronik ortamda gönderilir.</p>

<p>(2) Kira sözleşmesinin kurulmasından önce işletme tarafından kiracıya yazılı olarak veya elektronik ortamda ön bilgilendirmede bulunulur. Ön bilgilendirmede asgari olarak aşağıdaki hususlara yer verilir:</p>

<p>a) İşletme, kiracı ve bildirilmesi durumunda ek sürücünün tanıtıcı bilgileri ile iletişim bilgileri.</p>

<p>b) Hizmetin ve kiralamaya konu taşıtın temel nitelikleri.</p>

<p>c) Her bir hizmetin bedeli ile toplam kira bedeli.</p>

<p>ç) İşletme ve kiracının kiralamaya ilişkin hak ve yükümlülükleri.</p>

<p>d) Kiralamanın başlangıç ve bitiş tarihleri ile taşıtın teslim tarihi, saati ve yeri.</p>

<p>e) Kira sözleşmesinin fesih koşulları.</p>

<p>(3) Kira sözleşmesi, sözleşmenin taraflarca imzalanması veya işletmenin sözleşme teklif ve şartlarını kiracının elektronik ortamda kabulü ile kurulur. Kira sözleşmesinde asgari olarak aşağıdaki hususlara yer verilir:</p>

<p>a) İşletmenin yetki belgesi, MERSİS ve vergi kimlik numaraları, MERSİS’e kayıtlı işletme adı ve adresi ile ticaret ünvanı veya ESBİS’e kayıtlı işletme adı ve adresi ile adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası ya da yabancı kimlik numarası ile vergi kimlik numarası.</p>

<p>b) Kiracının gerçek kişi olması durumunda adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve sürücü belgesi bilgileri veya yabancı ise pasaport ülke ismi ve pasaport numarası veya yabancı kimlik numarası ile adres ve diğer iletişim bilgileri; tüzel kişi olması durumunda ünvan ve vergi numarası ile adres ve diğer iletişim bilgileri.</p>

<p>c) Kiralanan taşıtı kullanacak ek sürücü veya sürücülerin ad ve soyadları, T.C. kimlik veya yabancı ise pasaport ülke ismi ve pasaport numaraları veya yabancı kimlik numaraları, sürücü belgesi bilgileri ile adres ve diğer iletişim bilgileri.</p>

<p>ç) Kiralanan taşıtın markası, cinsi, tipi, model yılı, vites türü ve kilometresi ile enerji türü ve seviyesi.</p>

<p>d) Kiralama hizmeti, navigasyon, çocuk bağlama sistemi, ek sürücü, hızlı geçiş, kasko sigortası teminat kapsamı, teminat dışı haller, muafiyet durumları, ferdi kaza sigortası, asistans hizmetleri gibi bedelli ve bedelsiz verilen hizmetlere ilişkin açıklamalar ile her bir hizmetin bedeli ve toplam kira bedeli.</p>

<p>e) Depozito tutarı ve depozitonun hangi durumlarda kullanılacağına, iadesine ve iade süresine ilişkin açıklamalar.</p>

<p>f) Yol yardımı, geç teslimat, kilometre aşımı, otoyol ve köprü geçiş ücretleri ve trafik cezaları ile enerji tamamlama giderlerine ilişkin açıklamalar.</p>

<p>g) Kiracının veya ek sürücünün hasar kaynaklı mali sorumluluklarının kasko sigortası teminatıyla güvence altına alınması durumunda, kiralamaya konu taşıtın kasko poliçesinde yer alan muafiyet bedeli ve bu bedeli aşan tutarın hangi durumlarda kiracıdan talep ve tahsil edileceğine ilişkin açıklamalar.</p>

<p>ğ) Kira süresi içinde taşıtta oluşan hasar ve arızadan kiracının sorumlu olduğu durumlar.</p>

<p>h) Sözleşmenin işletme ve kiracı tarafından tek taraflı feshedilebileceği durumlar.</p>

<p>(4) Kira sözleşmesinin aracı platform üzerinden kurulması durumunda, ön bilgilendirmede bulunulması ve sözleşmenin gönderilmesinden işletme ve aracı platform müştereken sorumludur. Aracı platformun sorumluluğu, işletme tarafından kendisine iletilen bilgi ve belgelerin kiracıya tam ve doğru olarak aktarılmasıyla sınırlıdır.</p>

<p>(5) İşletme, yazılı veya elektronik ortamda kira sözleşmesinin kurulmasından önce kiracıya ve kiralama şartlarına ilişkin kontrollerini yapmakla yükümlüdür. Sözleşmenin kurulmasından sonra haklı bir sebep olmaksızın işletme tarafından kiralamadan vazgeçilemez.</p>

<p>(6) Yazılı olarak veya elektronik ortamda uzatma onayı alınmasına rağmen geçerli sözleşmenin hüküm ve şartlarının değiştirildiği yeni bir sözleşme yapılmaması durumunda, kira süresinin aynı hüküm ve şartlarla uzadığı kabul edilir.</p>

<p><strong>Elektronik ortamda yapılan ön ödemeli rezervasyonlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Ön ödemeli rezervasyonlarda işletme tarafından kiracının onayı alınmak suretiyle rezervasyon formu düzenlenir. Rezervasyon formunun bir nüshası, onayın alındığı ve ön ödemenin yapıldığı tarihte işletme tarafından elektronik ortamda kiracıya iletilir. Kira sözleşmesinin aracı platform üzerinden kurulması durumunda, formun düzenlenmesi ve kiracıya iletilmesinden işletme ve aracı platform müştereken sorumludur. Aracı platformun sorumluluğu, işletme tarafından kendisine iletilen bilgi ve belgelerin kiracıya tam ve doğru olarak aktarılmasıyla sınırlıdır.</p>

<p>(2) Rezervasyon formunda asgari olarak aşağıdaki hususlara yer verilir:</p>

<p>a) İşletme, kiracı ve bildirilmesi durumunda ek sürücünün tanıtıcı bilgileri ile iletişim bilgileri.</p>

<p>b) Hizmetin ve kiralamaya konu taşıtın temel nitelikleri.</p>

<p>c) Ayrı ayrı hizmet bedelleri ve toplam kira bedeli ile ön ödeme tutarı.</p>

<p>ç) İşletme ve kiracının kiralamaya ilişkin hak ve yükümlülükleri.</p>

<p>d) Kiralamanın başlangıç ve bitiş tarihleri ile taşıtın teslim tarihi, saati ve yeri.</p>

<p>e) Rezervasyon değişikliği ve iptaline ilişkin açıklamalar.</p>

<p>(3) İşletme, rezervasyonun kiracı tarafından onaylanmasından hemen önce, rezervasyon onayının ön ödeme yükümlülüğü anlamına geldiği hususunda kiracıyı açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu bilgilendirmenin yapılmaması durumunda, kiracı rezervasyonla bağlı ve ön ödeme yapmakla yükümlü değildir.</p>

<p>(4) Rezervasyon formunun düzenlenmiş olması, kira sözleşmesinin kurulması ve taraflara verdiği yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.</p>

<p>(5) Rezervasyon formunda belirtilen kiralamaya ilişkin hususların, formun kiracı tarafından onaylanmasından sonra işletme veya aracı platform tarafından tek taraflı değiştirilmemesi esastır. Ancak, haklı bir sebep bulunması ve kiracının gecikmeksizin bilgilendirilmesi koşuluyla, kiralamaya ilişkin hususlarda tek taraflı değişiklik yapılabilir.</p>

<p>(6) Ön ödemeli rezervasyonlarda taşıt, rezervasyon formunda belirtilen tarih, saat ve yerde kiracıya teslim edilir. İşletme tarafından haklı bir sebep gösterilmeden bu yükümlülüğün yerine getirilmesinden kaçınılamaz ve rezervasyon iptal edilemez.</p>

<p>(7) Ön ödemeli rezervasyonlarda kiralama tarihi, saati ve yeri ile kiralamaya konu taşıtın segmenti, rezervasyonun yapıldığı tarihte kiracı tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden değiştirilebilir veya rezervasyon iptal edilebilir. Rezervasyonun bu fıkra kapsamında iptal edilmesi durumunda;</p>

<p>a) Kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez. Bu hüküm, teslim saatinden önceki yirmi dört saat içinde iptal edilen rezervasyonlar hakkında uygulanmaz. Bu durumda, rezervasyon formunda belirtilmiş olması koşuluyla, kiracıdan en fazla bir günlük kira bedeli tutarında iptal bedeli talep ve tahsil edilebilir.</p>

<p>b) Kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun iadesine ilişkin iş ve işlemler, iptal tarihini izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.</p>

<p>(8) Rezervasyon formunda belirtilen tarih ve saatte taşıtın kiracı tarafından mazeret belirtilmeksizin teslim alınmaması durumunda kiralamaya konu taşıt, bir ila altı günlük kiralamalarda en az on iki saat, yedi gün ve üzeri kiralamalarda en az bir gün süreyle başka bir kiracıya kiraya verilemez. Bu sürelere uyulmadan taşıtın başka bir kiracıya kiraya verilmesi durumunda, kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun kesintisiz iadesine ilişkin iş ve işlemler, taşıtın yeniden kiraya verildiği tarihi izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.</p>

<p>(9) Sekizinci fıkrada belirtilen bekleme sürelerinin sonuna kadar mazeret belirtilmeksizin taşıtın teslim alınmaması durumunda işletme tarafından, ön ödeme tutarından kira sözleşmesinde belirtilen tutar veya oranda kesinti yapılarak rezervasyon iptal edilebilir. Bu durumda kesinti tutarı, bir ila altı günlük kiralamalarda bir günlük, yedi gün ve üzeri kiralamalarda üç günlük kira bedelinden fazla olamaz. Kesintiden sonra kalan kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun iadesine ilişkin iş ve işlemler, iptal tarihini izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.</p>

<p>(10) Beşinci ve altıncı fıkralar ile 10 uncu maddenin beşinci fıkrasının uygulanmasında, kaza, hırsızlık veya teknik arıza gibi nedenlerle taşıtın kullanılamaz durumda olması ya da doğal afet veya zorlayıcı hal gibi işletmenin kontrolü dışında ve kusuru olmaksızın gerçekleşen durumlar haklı sebep kabul edilir.</p>

<p><strong>Taşıt teslimi ve iadesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Motorlu kara taşıtı kiralamalarında, kiralanan taşıt işletme tarafından kira sözleşmesine uygun şekilde kiracıya teslim edilir.</p>

<p>(2) Rezervasyon formunda belirtilen segmentte bir taşıtın teslim tarihi ve saatinde mevcut olmaması veya kiralamaya hazır bulunmaması durumlarında, kiracıdan ek bedel talep edilmeksizin eş değer veya daha üst segment bir taşıtın işletme tarafından kiracıya teslim edilmesi esastır. Eş değer veya daha üst segment bir taşıt temin edilememesi durumunda, kiracının yazılı veya elektronik ortamda onayı alınmak suretiyle daha alt segment bir taşıt kiracıya teslim edilir. Onay verilmemesi durumunda, rezervasyon kiracı tarafından bedelsiz olarak iptal edilebilir.</p>

<p>(3) Kiralanan taşıt işletme tarafından kiracıya teslim edilirken, taşıtın mevcut hasar ve arızalarını gösteren taşıt teslim belgesi düzenlenir ve belgenin bir nüshası kiracıya verilir veya elektronik ortamda gönderilir.</p>

<p>(4) İşletme tarafından taşıt iade alınırken, taşıtın hasarsız teslim alındığını veya iade anındaki hasar durumunu gösteren taşıt iade belgesi düzenlenir ve belgenin bir nüshası kiracıya verilir veya elektronik ortamda gönderilir. Bu hüküm, taşıt iadesinin fiziki olarak karşı karşıya gelinmeden yapılması durumunda uygulanmaz. Bu durumda, taşıtın işletme tarafından fiilen teslim alındığı gün içinde taşıt iade belgesi düzenlenerek kiracıya elektronik ortamda gönderilir.</p>

<p>(5) Kiralanan taşıt iade alındıktan sonra işletme tarafından taşıtın içi gecikmeksizin kontrol edilir. Taşıtta kaldığı tespit edilen her türlü eşya aynı gün kiracıya bildirilir ve bildirim tarihinden itibaren en az bir ay süreyle işletmenin iş yerinde muhafaza edilir. Kira sözleşmesiyle daha uzun bir süre belirlenmemiş olması durumunda işletme, bir aylık sürenin sonuna kadar kiracı tarafından teslim alınmayan eşyadan sorumlu değildir.</p>

<p>(6) Kira sözleşmesinde açıkça belirtilen durumlar dışında, taşıtın kararlaştırılan teslim tarihinden ve saatinden önce iadesi kiracıdan talep edilemez.</p>

<p><strong>Kira bedeli ve diğer hizmet bedelleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) İşletme, kira bedeli ile birlikte bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmayan ve kira sözleşmesinde yer verilen diğer hizmetler için kiracıdan hizmet bedeli talep ve tahsil edebilir. Kira ve diğer hizmet bedelleri, işletme veya aracı platform tarafından banka ve kredi kartı ile ön ödemeli kartlardan, havale veya elektronik fon transferi yoluyla ya da Bakanlıkça belirlenen diğer yöntemlerle tahsil edilir.</p>

<p>(2) İşletme tarafından bir günün altındaki saatlik kiralamalarda en az yirmi, bir ila altı günlük kiralamalarda günlük en az yüz elli, yedi ila yirmi dokuz günlük veya haftalık kiralamalarda günlük en az yüz kilometre olacak şekilde kilometre sınırları ve bu sınırlara göre farklı kira bedelleri belirlenebilir. Kilometre aşımı durumunda işletme tarafından üçüncü fıkrada belirtilen hususlara göre kiracıdan ek hizmet bedeli talep ve tahsil edilebilir.</p>

<p>(3) İşletme tarafından kiracıya, işletmenin kiralama faaliyetlerini yürüttüğü iş yerlerinden herhangi birinde veya kiralamanın yapıldığı iş yerinin bulunduğu il sınırları içinde kiracı tarafından belirlenen bir adreste taşıtı teslim alma ve iade etme imkânı sunulması durumunda, belgelendirilen mesafe, enerji tüketimi, yıpranma ve eskime, operasyon ve bakım maliyeti ile diğer maliyetlere göre kiracıdan ek hizmet bedeli talep ve tahsil edilebilir.</p>

<p>(4) Kiracının talebi üzerine ek sürücü bilgilerine kira sözleşmesinde yer verilmesi durumunda, ek sürücünün teşkil ettiği risk düzeyine göre kiracıdan ek hizmet bedeli talep ve tahsil edilebilir.</p>

<p>(5) Kiracı ve sözleşmeyle belirlenen ek sürücü, yalnızca kira bedelini ödemek suretiyle taşıtın kasko, işletme güvencesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortasından yararlanır. Bunlardan yararlanılması başka bir şart veya bedele bağlanamaz.</p>

<p>(6) Kiracı tarafından talep edilmesi durumunda, hızlı geçiş sistemi işletme tarafından bedelsiz olarak kiracının kullanımına sunulur. Kira süresi içinde hızlı geçiş sisteminin kullanılması durumunda işletme tarafından kiracıdan geçiş ücreti talep ve tahsil edilebilir.</p>

<p>(7) Kira dönemine ilişkin geçiş ücreti ve enerji tamamlama gibi nedenlerle, bunların tutarı ile sözleşmede belirtilen ve işletme tarafından belgelendirilen ek maliyet tutarları dışında kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.</p>

<p>(8) Bir saate kadar taşıt iadesi gecikmelerinde kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.</p>

<p>(9) Bakanlık, işletme tarafından verilen hizmetler karşılığında alınan hizmet bedellerinin üst sınırlarını belirlemeye yetkilidir.</p>

<p><strong>Depozito</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) İşletme tarafından taşıt sınıfına göre kiracıdan altı gün ve altındaki kiralamalarda en fazla üç günlük, yedi ila yirmi dokuz günlük veya haftalık kiralamalarda ise en fazla yedi günlük kira bedeli tutarında depozito alınabilir.</p>

<p>(2) Kiracının, kira sözleşmesinde onayının alınması ve tahsilattan önce bilgilendirilmesi koşuluyla;</p>

<p>a) Kira ve diğer hizmet bedellerinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda, ödenmeyen kira ve diğer hizmet bedelleri,</p>

<p>b) Geç teslim süresine bağlı ilave kira ve diğer hizmet bedelleri ile kilometre aşım bedeli,</p>

<p>c) Taşıtın iadesinden sonra ortaya çıkan kira dönemine ait otoyol ve köprü geçiş ücretleri ve diğer kural ihlali bedelleri,</p>

<p>ç) Enerji tamamlama gideri,</p>

<p>d) Kiracının kusuru nedeniyle taşıtta meydana gelen ve kasko veya işletme güvencesi kapsamı dışında kalan hasar ve zararlar,</p>

<p>depozitodan karşılanır.</p>

<p>(3) Kiracıdan depozito olarak çek, senet, teminat mektubu, kefaletname veya benzeri borç doğurucu belge alınamaz.</p>

<p>(4) Bu Yönetmelikte özel olarak belirtilen durumlar hariç olmak üzere, depozitonun iadesine ilişkin iş ve işlemler, kira sözleşmesinin sona erdiği ve taşıtın iade edildiği tarihi izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.</p>

<p>(5) Taşıt tesliminde kolayca tespit edilmesi mümkün olmayan arıza veya çizik ve göçük gibi hasarlar ile olağan kullanımdan kaynaklanan ve kabul edilebilir sınırlar içinde kalan aşınma ve yıpranmalar nedeniyle depozitodan kesinti yapılamaz ve kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.</p>

<p><strong>Kiralamaya konu taşıtlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Bilgi Sistemine kaydedilmeyen ve yetki belgesi verilmesinde aranan nitelikleri haiz olmayan taşıtlar kiraya verilemez.</p>

<p>(2) 14/5/2020 tarihli ve 31127 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Araçlar ve Römorkları ile Bunlar İçin Tasarlanan Aksam, Sistem ve Ayrı Teknik Ünitelerin Genel Güvenliği ve Korunmasız Karayolu Kullanıcılarının ve Yolcuların Korunması ile İlgili Tip Onayı Yönetmeliği (AB/2019/2144) ve ilgili diğer mevzuat hükümleri kapsamında düzenlenen ilgili güvenlik standartlarına uygun olmayan taşıtlar kiraya verilemez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(3) Periyodik bakımı zamanında yaptırılmayan taşıtlar, periyodik bakımları yapıldıktan sonra kiraya verilebilir.</p>

<p><strong>Hasar ve arıza</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Kira süresi içinde taşıtta meydana gelen hasar ve arızalar, kiracı tarafından gecikmeksizin işletmeye bildirilir. Sürüş ve taşıt güvenliğini veya kiracının can güvenliğini etkileyecek nitelikte olan hasar ve arızalarda, kiracının bildirimi üzerine taşıt, işletme tarafından zararın artmasını engellemeye yönelik tedbirler alınarak güvenli şekilde onarım noktasına ulaştırılır veya bunun için gerekli destek kiracıya sağlanır.</p>

<p>(2) Kiracıdan kaynaklanmadığı açıkça belli olan ve sürüş ve taşıt güvenliğini veya kiracının can güvenliğini etkileyecek nitelikte olan hasar ve arızalarda, kiracının bildirimi üzerine işletme tarafından mümkün olan en kısa sürede kiracıya eş değer bir ikame taşıt tahsis edilir. Bunun mümkün olmaması durumunda, hasar ve arızanın meydana geldiği gün dâhil olmak üzere, kalan kira süresine ilişkin kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun iadesine ilişkin iş ve işlemler, hasar veya arızanın meydana geldiği tarihi izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.</p>

<p>(3) İşletme tarafından, hasar ve arıza durumlarında kiracının her an kolayca bildirimde bulunabilmesini sağlamak üzere, internet tabanlı en az bir iletişim yöntemi veya telefon aracılığıyla iletişim imkânı sunulur. Bu kapsamda, sürekli ve erişilebilir bir bildirim altyapısı oluşturulur.</p>

<p>(4) Kira süresi içinde taşıtta meydana gelen arızalarda, işletme tarafından ispatlanmadığı sürece arızanın kiracıdan kaynaklanmadığı kabul edilir.</p>

<p>(5) Kiracıdan hasar veya arıza bedeli talep edilebilmesi için meydana gelen hasarın ve maliyet tutarının yetkili ve bağımsız bir ekspertiz raporu ile belgelendirilmesi zorunludur. İşletmenin kendi personeli veya doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılı olduğu kişi ya da kuruluşlarca hazırlanan raporlar ispat aracı olarak kullanılamaz.</p>

<p>(6) Taşıt teslim belgesi ve taşıt iade belgesi düzenlenmeyen kiralamalar ile taşıt iade belgesinde belirtilmeyen hasar ve arızalar için kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez. Taşıt teslim belgesi kiracıya zamanında verilmeyen veya elektronik ortamda gönderilmeyen kiralamalarda, taşıt iadesinde veya sonrasında taşıtta kiracıdan kaynaklanan hasar ve arıza olduğu ileri sürülemez.</p>

<p>(7) Fiziki olarak karşı karşıya gelinmeden yapılan taşıt iadelerinde, sözleşmeye uygun şekilde taşıtın bırakılmasından sonra taşıtta meydana gelen hasar ve arızadan kiracı sorumlu tutulamaz.</p>

<p>(8) Kiracıdan kaynaklanmayan hasar veya arıza durumlarında; onarım masrafı, değer kaybı, onarım süresince oluşabilecek kira kaybı ve benzeri gerekçelerle kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.</p>

<p>(9) İşletme ve kiracının anlaşmaya vardığı durumlar hariç olmak üzere, sigorta tahkim kararı veya ilam niteliğinde başka bir karar olmadan değer kaybı nedeniyle kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.</p>

<p>(10) Kira süresi boyunca geçerli olmak üzere, kiracının veya ek sürücünün hasar kaynaklı mali sorumlulukları işletme tarafından güvence altına alınır. Bu yükümlülük kapsamında, aşağıda belirtilen zararlar dışında kiracı veya ek sürücüden onarım masrafı, değer kaybı, onarım süresince oluşabilecek kira kaybı ve benzeri gerekçeler ile herhangi bir bedel talep veya tahsil edilemez. İşletme, tedavi veya can güvenliği gibi mücbir sebep halleri hariç olmak üzere, kimlik tespitinin engellenmesi amacıyla kaza yerinin terk edilmesi veya resmi trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmemesi durumlarında bu yükümlülüğe tabi değildir. İşletme, yükümlülüğünü kasko sigortası teminatıyla yerine getirebilir. Aşağıdaki zararlarda işletmenin hasar kaynaklı mali sorumlulukları güvence altına alma yükümlülüğü bulunmaz:</p>

<p>a) Alkollü veya uyuşturucu madde etkisinde taşıt kullanılması, kırmızı ışıkta geçilmesi, güvenlik şeridinin usulsüz kullanılması, ters şeritten gidilmesi, yarış veya hız denemesi yapılması ve herhangi bir zorunluluk olmaksızın karayollarında dönüş kuralları dışında bilerek ve isteyerek el freninin çekilmesi suretiyle veya başka yöntemlerle taşıtın ani olarak yönünün değiştirilmesi ya da kendi etrafında döndürülmesi gibi ciddi güvenlik riski oluşturan trafik kuralı ihlalleri sonucunda oluşan zararlar.</p>

<p>b) Kiracı veya ek sürücü tarafından ya da bunların sorumlu olduğu veya birlikte yaşadığı kişilerce kasten verilen zararlar.</p>

<p>c) Taşıtın, kiracının veya ek sürücünün kusuru nedeniyle yetkisiz kişilerce kullanılması sonucunda oluşan zararlar.</p>

<p>ç) Taşıtın yasa dışı faaliyetlerde kullanılması sonucunda oluşan zararlar.</p>

<p><strong>İşletmenin diğer yükümlülükleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Kiralanan taşıtın cinsine göre geçerli ve uygun sınıf sürücü belgesi ibraz etmeyen kişilere taşıt kiralanamaz.</p>

<p>(2) 12 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında; rezervasyonun kiracı tarafından iptal edilmesi durumunda kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun, alt segment bir taşıt teslim edilmesi durumunda ise farka ilişkin tüm bedellerin iadesine ilişkin iş ve işlemler, rezervasyonun iptal veya taşıtın teslim tarihini izleyen yedi gün içinde yerine getirilir.</p>

<p>(3) Kiralama hizmeti, işletmeden veya üçüncü kişilerden ek sigorta, kasko, hasar güvencesi gibi herhangi bir mal veya hizmet alma şartına bağlanamaz.</p>

<p>(4) Kira süresi içinde taşıtın periyodik bakımının gerekmesi durumunda, taşıt bakımı işletme tarafından yaptırılır ve bakım süresi, herhangi bir bedel talep edilmeksizin kira süresine eklenir.</p>

<p>(5) Trafik ve kiracı güvenliği ile mevsim şartlarının gerekli kılması halinde kış lastiği; kiracı tarafından taşıt tesliminden en az iki gün önce talep edilmesi halinde uygun nitelik, standart ve hijyen şartlarına sahip çocuk bağlama sistemi sağlanır.</p>

<p>(6) Kira sözleşmesinde açıkça belirtilen koşulların gerçekleşmesi nedeniyle kira sözleşmesinin işletme tarafından tek taraflı feshedilmesi durumunda, fesih kararı gecikmeksizin yazılı veya elektronik ortamda kiracıya bildirilir.</p>

<p>(7) Mesleki yeterlilik belgesine sahip olmayan kişiler motorlu kara taşıtı kiralama sorumlusu veya danışmanı olarak istihdam edilemez.</p>

<p>(8) Kiracının makul karar verme yeteneğini azaltan, ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozan ve normal şartlarda taraf olmayacağı bir ticari ilişkinin tarafı olmasına sebep olan, haksız veya hukuka aykırı ticari uygulamalarda bulunulamaz.</p>

<p><strong>Kiralık motorlu kara taşıtı ilanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) İlan platformları ile aracı platformlar aşağıdaki hususlara uymakla yükümlüdür:</p>

<p>a) İşletmenin üyeliğinin veya kaydının yapılmasından ve yenilenmesinden önce Bilgi Sistemi üzerinden yetki belgesi kontrolü yapmak ve yetki belgesine sahip olmayan işletmenin üyeliğine veya kaydına izin vermemek.</p>

<p>b) İşletmenin yetki belgesi numarasının ve yetki belgesindeki işletme adının, gerçek kişinin tam ad ve soyadı veya tam ad ve soyadının/soyadlarının baş harflerinin ve tüzel kişinin tescilli ünvanının ilanlarda gösterilmesini sağlamak.</p>

<p>c) İşletmenin ilana konu taşıta ilişkin ilan verme yetkisinin bulunduğunu, ilanı yayımlamadan önce Bilgi Sistemi üzerinden doğrulamak.</p>

<p>ç) İlanlara ilişkin talep ve şikâyetlerin internet tabanlı iletişim yöntemlerinden en az biri ve telefon aracılığıyla iletebilmesi için müşteri hizmetleriyle iletişim imkânı sunmak. Bu talep ve şikâyetlerin etkin şekilde yönetilerek sonuçlandırılmasını sağlamak.</p>

<p>d) Piyasa yapısını bozucu veya tüketiciyi yanıltıcı ilanları önlemeye yönelik tedbirleri almak.</p>

<p>(2) İşletmeler, elektronik ortamdaki ilanlarında aşağıdaki hususlara uymakla yükümlüdür:</p>

<p>a) Taşıtın markası, ticari adı, cinsi, tipi, model yılı ve enerji türüne, donanım, segment ve kilometre bilgilerine ve detaylı görsellerine yer vermek.</p>

<p>b) Yanıltıcı bilgi ve belgelere yer vermemek.</p>

<p>c) Taşıtın havalimanı, tren garı veya otobüs terminalinde teslim edileceğinin belirtildiği ancak işletmenin ilgili alanlarda merkez veya şubesinin bulunmadığı durumlarda, ilanın kolayca görünür bir yerinde bu hususu belirtmek.</p>

<p><strong>Haksız ticari uygulamalar</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) İlan platformu ve aracı platform tarafından haksız ticari uygulamalarda bulunulamaz. Bu platformların, hizmet sunduğu işletmelerin ticari faaliyetlerini önemli ölçüde bozan, makul karar verme yeteneğini azaltan veya belirli bir kararı almaya zorlayarak normal şartlarda taraf olmayacağı bir ticari ilişkinin tarafı olmasına sebep olan uygulamalarının haksız olduğu kabul edilir.</p>

<p>(2) Aracı platformun aşağıdaki uygulamaları her durumda haksız ticari uygulama kabul edilir:</p>

<p>a) Kiracı tarafından iletilen ve kiralama işlemi için gerekli olan bilgilerin işletmeye zamanında ve eksiksiz olarak iletilmemesi.</p>

<p>b) İşletme tarafından sunulan mal ve hizmetlerin, kiralama sürecinde doğrudan veya dolaylı olarak aynı elektronik ortam üzerinden bir bedel karşılığında kiracıya sunulması.</p>

<p>c) İşletme tarafından sunulmayan mal ve hizmetlerin, işletme tarafından sunuluyormuş gibi veya bu yönde izlenim oluşturacak şekilde sunulması.</p>

<p>ç) İşletme ve kiracıdan elde edilen verilerin, aracılık hizmetlerinin sunulması ve geliştirilmesi hariç olmak üzere;</p>

<p>1) İşletmelerle rekabet edilirken kullanılması.</p>

<p>2) İşletme ve kiracıdan yazılı olarak veya elektronik ortamda önceden onay alınmaksızın pazarlama, reklam, iletişim, promosyon ve benzeri faaliyetlerde kullanılması.</p>

<p>d) Kiralama işlemi nedeniyle işletmeye yapılması gereken ödemenin, en geç kira ve diğer hizmet bedellerinin aracı platformun tasarrufuna girdiği ve taşıtın kiracıya teslim edildiği tarihten itibaren beş iş günü içinde eksiksiz olarak yapılmaması. Bu hüküm, kiracının işletmeye yapılacak ödemeye itiraz etmesi durumunda uygulanmaz.</p>

<p>e) İşletmenin kampanyalı mal veya hizmet sunumuna zorlanması.</p>

<p>f) İşletmeyle olan ticari ilişkinin koşullarının, yazılı şekilde veya elektronik ortamda yapılan aracılık sözleşmesiyle belirlenmemesi ya da bu sözleşmenin açık, anlaşılır ve işletme tarafından kolay erişilebilir olmasının sağlanmaması.</p>

<p>g) İşletmenin aleyhine olacak şekilde aracılık sözleşmesi hükümlerinde geçmişe yönelik değişiklik yapılması.</p>

<p>ğ) Herhangi bir hizmet verilmediği veya verilen hizmetin türü ve hizmet bedelinin tutar ya da oranı aracılık sözleşmesinde belirtilmediği hâlde işletmeden bedel alınması.</p>

<p>h) Aracılık sözleşmesinde herhangi bir nesnel ölçüte yer verilmediği hâlde ya da kamu kurumlarına veya adli mercilere başvurulduğu gerekçesiyle işletmenin sıralama ya da tavsiye sisteminde geriye düşürülmesi, işletmeye sunulan hizmetin kısıtlanması, askıya alınması veya sonlandırılması gibi yaptırımlar uygulanması.</p>

<p>ı) İşletmenin ticari ilişkilerinin, alternatif kanallardan mal veya hizmet sunumunun ya da reklam faaliyetlerinin kısıtlanması.</p>

<p>i) İşletmenin herhangi bir kişiden mal veya hizmet teminine zorlanması.</p>

<p>j) Kiralama işleminin sözleşme hükümlerine uygun olarak kiracı tarafından iptal edilmesi durumunda işletmeden hizmet bedeli talep ve tahsil edilmesi.</p>

<p>k) Bu fıkrada belirtilen uygulamalara imkân sağlayan hükümlere aracılık sözleşmesinde yer verilmesi.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Bilgi Sistemi ve entegrasyon</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetleri ile kiralamaya konu taşıtların takip ve kontrolü amacıyla Bakanlık tarafından Bilgi Sistemi oluşturulur.</p>

<p>(2) Yetki belgesine sahip işletmelerin güncel listesine Bilgi Sistemi üzerinden erişilir.</p>

<p>(3) Bakanlıkça gerekli görülen bilgi ve belgeler, belirlenen usul ve esaslara uygun şekilde ilgili kurum ve kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler tarafından Bilgi Sistemine aktarılır.</p>

<p>(4) Yetki belgesi verilmesinden sonra;</p>

<p>a) Satın alınan veya kiralanmak suretiyle temin edilen taşıtlar, kiralamaya konu edilmeden önce işletme tarafından Bilgi Sistemine kaydedilir.</p>

<p>b) İşletmenin tasarrufundan çıkan taşıtların kaydı işletme tarafından Bilgi Sisteminden silinir.</p>

<p>(5) Bilgi Sistemi, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının erişimine açılabilir ve ihtiyaç duyulan diğer bilgi sistemlerine entegre edilebilir.</p>

<p><strong>Müşterek ilke ve kurallar</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) İşletmeler, aracı platformlar ve ilan platformları aşağıdaki hususlara uymakla yükümlüdür:</p>

<p>a) Aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile haksız veya hukuka aykırı ticari uygulamalarda bulunmamak. Kiracının kiralama tercihlerini etkileyecek nitelikteki bilgileri kiracıdan gizlememek ve kiracıyı, yasa dışı veya etik olmayan uygulamalara yönlendirmemek.</p>

<p>b) Motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerinin geliştirilmesi, piyasa aksaklıklarının giderilmesi veya ortaya çıkmasının önlenmesi ve tüketicinin korunması gibi amaçlarla Bakanlıkça alınan tedbirlere ve verilen talimatlara uymak.</p>

<p>c) Kira sözleşmeleri ile kiralamaya ilişkin diğer belge ve formları, işlemin veya kira sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl süreyle fiziki olarak veya elektronik ortamda doğru ve eksiksiz şekilde saklamak ve her an incelemeye hazır bulundurmak. Bakanlıkça talep edilen bilgi ve belgeleri talebe uygun şekilde Bakanlığa sunmak.</p>

<p><strong>Denetim ve idari yaptırım hükümleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Bakanlık, motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerinin takip ve kontrolü, kayıt dışı faaliyetlerin önlenmesi, hizmet kalitesinin artırılması ve tüketicinin korunması amaçları doğrultusunda her türlü tedbiri almaya ve bu Yönetmeliğin uygulanmasına yönelik denetim yapmaya yetkilidir. Bakanlık denetim yetkisini il müdürlükleri aracılığıyla da kullanabilir.</p>

<p>(2) Yetkili idareler, Bakanlığın talebi üzerine, bu Yönetmelik kapsamında ön inceleme mahiyetinde denetim yapmakla görevlidir. Bu kapsamda yapılan denetimin sonuçları, denetimin sonuçlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde il müdürlüğüne bildirilir.</p>

<p>(3) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında 6563 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ve 6585 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde öngörülen idari para cezaları Bakanlıkça uygulanır. Bakanlık, 6585 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde öngörülen idari para cezası uygulama yetkisini il müdürlüklerine devredebilir.</p>

<p><strong>Geçiş hükümleri</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetinde bulunan işletmelerin, faaliyetlerine devam edebilmeleri için 1/7/2027 tarihine kadar yetki belgesi almaları gerekir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihi itibarıyla motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetine ilişkin vergi veya meslek odası kaydı bulunan ya da motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetinde bulunduğunu belgeleyen ve yetki belgesi başvurusunun yapıldığı tarihe kadar faaliyetine kesintisiz devam eden;</p>

<p>a) Gerçek kişi işletmeleri adına o tarihteki işletme sahibi,</p>

<p>b) Tüzel kişi işletmeleri ve şubeler adına o tarihte motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerini yürüten yetkili temsilcilerden biri,</p>

<p>tarafından yapılan yetki belgesi başvurularında, 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin (2), (3) ve (4) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartlar aranmaz.</p>

<p>(3) 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinin (2) ve (3) numaralı alt bentleri ile 15 inci maddenin ikinci fıkrası, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetine ilişkin vergi veya meslek odası kaydı bulunan ya da motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetinde bulunduğunu belgeleyen ve yetki belgesi başvurusunun yapıldığı tarihe kadar faaliyetine kesintisiz devam eden işletmeler hakkında 1/1/2028 tarihine kadar uygulanmaz.</p>

<p>(4) 18 inci maddenin birinci fıkrasında aracı platform ile ilan platformları için öngörülen yükümlülükler, 1/1/2028 tarihine kadar uygulanmaz. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilan platformlarına veya aracı platformlara üye olan ya da kayıt yaptıran işletmelerin bu tarihe kadar yetki belgesi almamaları durumunda üyeliklerine son verilir ya da kayıtları silinir.</p>

<p>(5) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilan platformları veya aracı platformlar ile işletmeler arasında kurulan sözleşmeler, 1/7/2027 tarihine kadar bu Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilir.</p>

<p>(6) Bakanlık bu maddede belirtilen süreleri bir yıla kadar uzatmaya yetkilidir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Bu Yönetmelik 1/1/2027 tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-kiralanmasi-hakkinda-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/01/oto-arac-anahtar.jpg" type="image/jpeg" length="18813"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yuksekogretim-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yuksekogretim-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7592 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 09 Ağustos 2026 Tarihli ve 33335 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7592</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 30/7/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Üyelerin Kurulda geçirdikleri süreler, tabi oldukları özel kanun hükümlerine göre fiilen mesleklerinde geçirilmiş sayılır ve terfi, birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf olma sürelerinin hesabında dikkate alınır.”</p>

<p>“Üyelerin yaş haddinde, üye seçilmeden önceki kadronun yaş haddi esas alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> 2547 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Geçici 55 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla,” ibaresi “Öğretim üyelerinden,” şeklinde, “yükseköğretim kurumunun teklifi” ibaresi “yükseköğretim kurumunun görüşü” şeklinde, “Yükseköğretim Kurulunun onayı” ibaresi “Yükseköğretim Kurulunun kararı” şeklinde, “birer yıllık sürelerle” ibaresi “ikişer yıllık sürelerle” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, fıkranın mevcut ikinci cümlesinde yer alan “Bunlarla,” ibaresi “Bu fıkraya göre çalıştırılacaklarla,” şeklinde değiştirilmiş ve cümleye “belirlenmiş olan ek ödemenin” ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki parantez içi hüküm ve cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Bu fıkra kapsamında çalıştırılacak sözleşmeli öğretim üyesi sayısını bölüm, program veya yükseköğretim kurumları itibarıyla sınırlandırmaya ve uygulamanın hizmet gerekleri ve akademik kriterlere uygun yürütülmesi amacıyla gerekli belirlemeleri yapmaya Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.”</p>

<p>“(58 inci maddenin (c) fıkrasından yararlananların ücretlerinde anılan ek 9 uncu madde uyarınca yapılan ek ödeme dikkate alınmaz)”</p>

<p>“Bunlar ayrıca, en son bulundukları kadro esas alınarak; 58 inci maddeye göre ek ödeme ile 2914 sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre ek ders ücreti, 14 üncü maddesine göre geliştirme ödeneği ve ek 4 üncü maddesine göre de akademik teşvik ödeneğinden yararlanabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> 2547 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesine “Uluslararası andlaşmalarla kurulan üniversitelerde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Yükseköğretim Kurulunun taraf olduğu protokoller gereği ikili andlaşmalarla yurt dışındaki yükseköğretim kurumları bünyesinde açılan programlarda” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin (c) fıkrasının üçüncü paragrafının birinci, sekizinci ve dokuzuncu cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve paragrafa aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Ancak azami öğrenim süresi sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için intörn eğitimi dönemi hariç son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları veya alamadıkları teorik/uygulamalı bütün dersler için iki ek sınav/tekrar hakkı verilir.”</p>

<p>“Bu öğrencilerden teorik/uygulamalı derslerden başarılı olmuş ancak uygulamalı eğitime/ intörn eğitimine başlamamış veya eğitimini tamamlamamış ya da başarısız olanlara, uygulamalı/intörn eğitimlerini tamamlama imkânı tanınır. Azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine ek sınav hakkı verilmez.”</p>

<p>“Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı bendinin (b) alt bendine “kullanmak” ibaresinden sonra gelmek üzere “, bu kapsamdaki yayın veya çalışmaları ücretli ya da ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkaları adına yapmak veya bunlara aracılık etmek” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>2547 sayılı Kanunun 53/A maddesinin başlığı ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı:”</p>

<p>“Disiplin soruşturmasında ifade ve savunmaya ilişkin esaslar şunlardır:</p>

<p>a) Soruşturmacı tarafından soruşturulana gönderilecek ifadeye davet yazısında hakkındaki iddiaların neler olduğu açıkça belirtilerek yedi günden az olmamak üzere verilecek süre içerisinde ifadesinin alınacağı ve bu süre içerisinde sözlü veya yazılı ifade verilmediği takdirde dosyadaki mevcut deliller kapsamında işlem tesis edileceği bildirilir. Soruşturmacı toplanan deliller kapsamında teklifte bulunur.</p>

<p>b) Disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından soruşturulana gönderilen savunmaya davet yazısında teklife esas alınan eylemin neden ibaret olduğu ve bu eyleme karşılık gelen disiplin cezasının ne olduğu ile yedi günden az olmamak üzere verilecek sürede savunmasını yapması gerektiği bildirilir. Davet yazısında ayrıca soruşturulana, savunmasını verilen sürede yapmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre hakkında karar verileceği bildirilir.</p>

<p>c) Savunmaya davet yazısında soruşturulana savunma hakkını kullanmadan önce soruşturma evrakını inceleyebileceği bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendine “yüzde 650’sini;” ibaresinden sonra gelmek üzere “tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyelerine yüzde 1150’sini, yan dal uzmanlık eğitimi yapan araştırma görevlilerine yüzde 750’sini;” ibaresi, (2) numaralı bendine “yüzde 750’sini,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan uzman tabipler için yüzde 950’sini,” ibaresi, (h) fıkrasının birinci cümlesine “üniversitede” ibaresinden sonra gelmek üzere “bizzat” ibaresi, üçüncü cümlesine “tespit edilecek oranı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bizzat” ibaresi, “ek ödeme matrahının yüzde 950’sini” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyelerine yüzde 1150’sini” ibaresi, dördüncü cümlesine “sağlık hizmetlerini veren öğretim üyeleri için de yüzde 950” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyelerine yüzde 1150” ibaresi ve beşinci cümlesine “yüzde 1900’ünü” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyeleri için yüzde 2300’ünü” ibaresi ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“1) Ek 43 üncü madde gereğince Ar-Ge faaliyetleri için bir koordinatör yükseköğretim kurumunun bünyesinde birden fazla yükseköğretim kurumunun iş birliği ile kurulan ortak uygulama ve araştırma merkezinde yürütülen projeler sonucunda elde edilen gelirler, koordinatör üniversitenin döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu kapsamda elde edilen gelirin en fazla yüzde 50’si, gelire katkıları oranında ilgili öğretim elemanlarına ödenir. Kalan tutar, (b) fıkrasında belirtilen işler için kullanılır. Bu maddenin (c) ve (d) fıkrası kapsamına giren öğretim elemanlarına ortak uygulama ve araştırma merkezindeki görevleri süresince kadrolarının bulunduğu yükseköğretim kurumlarından ilgili mevzuatı kapsamında döner sermaye ek ödemesi yapılmaya devam edilir. Yürütülen proje gelirlerinden alınan dayanıklı taşınırlar koordinatör üniversitenin envanterine kaydedilerek proje kapsamında ortak uygulama ve araştırma merkezi üniversitelerine tahsis edilebilir. Proje tamamlandığında dayanıklı taşınırların kurumlar arası bedelsiz devirle hangi yükseköğretim kurumuna verileceğine ortak uygulama ve araştırma merkezi yönetim kurulunca karar verilir. Koordinatör üniversite değişikliğinde ortak uygulama ve araştırma merkezinin borç, alacak ve nakit bakiyeleri yeni koordinatör üniversiteye devredilir.</p>

<p>m) 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 9 uncu maddesi kapsamında birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bir önceki yıl gayrisafi hasılatının yüzde 2,5 oranı dikkate alınarak ilgili üniversitelerin bünyesinde yürütülen bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi amacıyla yılı merkezi yönetim bütçesinde gerekli ödenek ilgili üniversite bütçesine tahsis edilir. Birlikte kullanımdaki bir sağlık tesisinin birden fazla üniversite ile protokol akdetmiş olması hâlinde ise yüzde 2,5 oranı; üniversitelerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinde görevlendirdiği öğretim elemanı sayısıyla orantılı şekilde bölünerek hesaplanır. Bu kapsamda yürütülecek işlemlere ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> 2547 sayılı Kanunun ek 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş, maddenin mevcut üçüncü fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmış, mevcut dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “resmî tasfiye” ibaresi “terekenin resmî tasfiyesine ilişkin” şeklinde değiştirilmiş ve “tasfiye edilir” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tüzel kişiliği ise tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye süresince devam eder” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“Vakıf yükseköğretim kurumlarının mevzuata aykırı fiil ve işlemlerinin ağırlık derecesine göre; uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme, yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması, öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması, faaliyet izninin geçici olarak durdurulması ve faaliyet izninin kaldırılması önlem ve yaptırımları uygulanır. Yükseköğretim Kurulu teklif edilen bu önlem ve yaptırımları vakıf yükseköğretim kurumlarının vermiş olduğu cevabı ve ilgili denetim döneminde; söz konusu önlem ve yaptırımı gerektiren eksiklikleri veya aykırılıkları gidermeye elverişli/uygun nitelikteki somut çalışmalarını dikkate alarak alt önlem ve yaptırımlara indirebilir. Bu maddede sayılan önlem ve yaptırım uygulanmasını gerektiren fiillere, nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer fiillerin işlenmesi halinde de aynı türden önlem ve yaptırım uygulanır.</p>

<p>Uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme: Vakıf yükseköğretim kurumuna, fiil ve işlemlerinde daha dikkatli olmasının ve tespit edilen eksikliklerin ve aykırılıkların, istenen bilgi ve belgelerin niteliğine bağlı olarak on beş günden az olmamak üzere verilen süre içerisinde fiilin durumuna göre tamamlanması veya düzeltilmesinin yazılı şekilde bildirilmesidir. Uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme önlemini gerektiren işlem ve fiiller şunlardır:</p>

<p>a) Yükseköğretim Kurulu tarafından istenen bilgi ve belgelerin haklı bir sebep olmaksızın belirlenen süre içerisinde verilmemesi,</p>

<p>b) Denetleme raporlarında yer alan ve düzeltilmesi için vakıf yükseköğretim kurumuna bildirilen hususların belirlenen süre içerisinde yerine getirilmemesi,</p>

<p>c) Vakıf yükseköğretim kurumlarının mütevelli heyetinin mevzuata uygun olarak oluşturulmaması ve/veya değişikliklerin bir ay içinde bildirilmemesi,</p>

<p>ç) Vakıf yükseköğretim kurumu yöneticilerinin mevzuata aykırı olarak atanması,</p>

<p>d) Akademik ve idari birim yöneticiliklerinin bir yıldan uzun süre veya yaygın olarak vekâleten yürütülmesi,</p>

<p>e) Vakıf yükseköğretim kurumları bünyesindeki kurulların mevzuata uygun olarak oluşturulmaması veya çalıştırılmaması,</p>

<p>f) Vakıf yükseköğretim kurumunun işlem ve faaliyetine ilişkin kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması,</p>

<p>g) Öğretim elemanı atama ve yükseltme işlemlerinin mevzuata uygun olarak yapılmaması,</p>

<p>ğ) Öğretim elemanlarına, uzmanlık alanı dışında veya haftalık teorik ve uygulamalı derslerde tez danışmanlığı ve uzmanlık alan ders yükü hariç toplam otuz saatin üzerinde ders yükü verilmesi,</p>

<p>h) Öğretim üyelerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen tez danışmanlığı sınırının üzerinde ve/veya uzmanlık alanı dışında danışmanlık verilmesi,</p>

<p>ı) Akademik ve idari personel ile öğrencilere ilişkin disiplin işlemlerinin mevzuata uygun yürütülmemesi,</p>

<p>i) Öğrenciler için gerekli açık ve kapalı alanların; uygulama, araştırma, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü mekanların yeterlilik, lisanslama ya da ruhsatlandırma işlemleri gibi konularda Yükseköğretim Kurulu ile diğer kurum ve kuruluşların belirlediği standartlara uygun olmaması,</p>

<p>j) Bu Kanunun 47 nci maddesinde düzenlenen öğrencilerin barınma, beslenme, çalışma, dinlenme ve boş zamanlarının değerlendirilmesine yönelik hizmetler ile engelli öğrencilere yönelik hizmetlerin yetersiz olması,</p>

<p>k) Araştırma ve geliştirme bütçesinin Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen asgari orandan düşük olması veya harcamaların Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen harcama kalemlerine aykırı olması,</p>

<p>l) Reklam ve tanıtım giderlerinin Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen azami orandan yüksek olması,</p>

<p>m) Vakıf yükseköğretim kurumu yönetici ve temsilcilerinin vakıf yükseköğretim kurumundan doğrudan veya dolaylı olarak mevzuata aykırı menfaat sağlaması veya vakıf yükseköğretim kurumuna ait her türlü varlık, hak ve yetkileri amacı dışında ya da özel işlerinde kullanması,</p>

<p>n) Kurucu vakfın ve/veya vakıfların yönetim organındaki her türlü değişikliğin bir ay içinde bildirilmemesi,</p>

<p>o) Vergi dairelerine olan borçlar ile sosyal güvenlik prim borçlarının zamanında ödenmemesi,</p>

<p>ö) Vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş taahhütlerinin yerine getirilmemesi,</p>

<p>p) Öğrenci ücret artış oranının bu Kanunun ek 9 uncu maddesine aykırı şekilde belirlenmesi,</p>

<p>r) Her bir programda ücretsiz okutulması gereken öğrenci sayısının, bu Kanunun ek 9 uncu maddesinde belirlenen oranın altında kalması,</p>

<p>s) Öğrenci kabul ve kayıt işlemlerinde, bulunması ve teyidi zorunlu olan belgelerin süresinde ve eksiksiz olarak tamamlatılmaması.”</p>

<p>“Yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması: Vakıf yükseköğretim kurumunun akademik birim ve/veya program açılması ya da daha önce açılmasına izin verilmiş ve ilk defa öğrenci alınacak programlara ilişkin taleplerinin bir yıl süre ile askıya alınmasıdır. Yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

<p>a) Uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme önlemine konu olan hususların belirlenen süre içerisinde düzeltilmemesi,</p>

<p>b) Vakıf yükseköğretim kurumu tarafından çıkarılan mevzuatın, bu Kanun ve ilgili ikincil mevzuat hükümlerine aykırı hükümler içermesi,</p>

<p>c) Vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş taahhütlerinde yer alan mal varlığı unsurlarının Yükseköğretim Kurulundan izin alınmaksızın değiştirilmesi veya elden çıkarılması,</p>

<p>ç) Denetim faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması,</p>

<p>d) Alım, satım ve ihalelerde vakıf yükseköğretim kurumunu zarara uğratıcı nitelikte usulsüzlük yapılması,</p>

<p>e) Vakıf yükseköğretim kurumunun mali tablolarında gelir-gider ve mallarının eksik gösterilmesi,</p>

<p>f) Vakıf yükseköğretim kurumunun eğitim ve öğretim, yayın, danışmanlık, ticari ve diğer faaliyetleri ile bağışlardan elde ettiği diğer gelirler de dahil olmak üzere gelirlerini, yükseköğretim kurumunun akademik faaliyetleri ile yatırım ve cari giderlerini finanse etmekte kullanmadığının tespit edilmesi,</p>

<p>g) Vakıf yükseköğretim kurumu kurucu vakfı veya vakıfları tarafından kuruluşta taahhüt edilen harcamaların yükseköğretim kurumu gelirlerinden karşılanması,</p>

<p>ğ) Vakıf yükseköğretim kurumu mütevelli heyetine üye seçilmesi, yenilenmesi ve üyeliklerinin sona erdirilmesinde hileli işlemlerin yapılması, mütevelli heyet üyelerinin toplantılara katılımlarının engellenmesi ve bu Kanunun ek 5 inci maddesinde zikredilen mütevelli heyet üyesi olma niteliklerini kaybettiği tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumu organı üyelerinin görevlerine, bu durumun öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde son verilmemesi,</p>

<p>h) Eğitim ve öğretim faaliyetlerinin Yükseköğretim Kurulunun izin verdiği, yer ve alanlar dışında yapılması.</p>

<p>Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması: Vakıf yükseköğretim kurumunun önlisans, lisans veya lisansüstü programlarındaki mevcut öğrenci kontenjanının bir yıl süre ile azaltılması veya bu programlara öğrenci alımının tamamen durdurulmasıdır. Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

<p>a) Vakıf yükseköğretim kurumunca yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması yaptırımına konu olan hususlarda belirlenen süre içerisinde gerekli düzeltmelerin yapılmaması,</p>

<p>b) Öğrenci kayıt kabulü, sınavlar, yurt içi ve yurt dışı yatay geçiş, mezuniyet işlemlerinde veya bunlarla ilgili belgelerde usulsüzlük yapıldığının tespit edilmesi,</p>

<p>c) Yükseköğretim Kurulundan gerekli izinler alınmadan eğitim programlarının açılması veya çift diploma programları düzenlenmesi ve bu programlara öğrenci kabul edilmesi,</p>

<p>ç) Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen kontenjanların üzerinde öğrenci kaydedilmesi,</p>

<p>d) Eğitim ve öğretime başlanması ve sürdürülmesi için Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen öğretim elemanı sayılarının sağlanmadığının tespit edilmesi veya bu sayıların sağlanmış gösterilmesine yönelik yanıltıcı beyanda bulunulması,</p>

<p>e) Bir diploma programı için gerekli asgari öğretim elemanı dışında ilgili programda eğitim ve öğretim faaliyetlerine katkısı bulunmayan kişilerin; söz konusu programın akademik kadrosunda gösterilmesi,</p>

<p>f) Eğitim ve öğretimin bu Kanunun 44 üncü maddesi kapsamında Yükseköğretim Kurulunca belirlenmiş kredi yükü, programlara göre uygulamalı eğitim esasları başta olmak üzere her bir diploma programının gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinliklere uygun olarak yürütülmemesi.</p>

<p>Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması yaptırımı, öncelikle ihlalin gerçekleştiği programda, mümkün olmaması durumunda ise kontenjan ve öğrenim ücreti miktarı bakımından emsal olacak diğer bir programda mevcut öğrenci kontenjanının yüzde kırkını geçmemek üzere bir yıl süre ile uygulanır. Aynı ihlalin bir sonraki denetim döneminde tespit edilmesi halinde bu programlara öğrenci alımı bir yıl süre ile tamamen durdurulur.</p>

<p>Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması: Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin toplamda üç yılı geçmemek üzere birer yıl süreyle geçici olarak durdurulması ve yönetiminin garantöre ya da Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek bir devlet üniversitesine devredilmesidir. Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

<p>a) Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması yaptırımını gerektiren aynı fiile veya işleme en fazla yedi yıl içerisindeki dört genel denetim döneminde Yükseköğretim Kurulunca yaptırım uygulandığının tespit edilmiş olması,</p>

<p>b) Vakıf yükseköğretim kurumlarının eğitim ve öğretim ile idari, mali ve ekonomik faaliyetlerinin gözetim ve denetimine ilişkin inceleme ve soruşturma faaliyetlerine kasten engel olunması,</p>

<p>c) Üniversitenin mali yönetim ve kontrol sisteminin kasıtlı olarak zaafa uğratılması,</p>

<p>ç) Tutulması gereken defter ve muhasebe kayıtlarının tahrif veya yok edilmesi ya da gizlenmesi,</p>

<p>d) Vakıf yükseköğretim kurumunun muaccel ve kısa vadeli borçlarını, toplam yıllık eğitim ve öğretim gelirleriyle veya eğitim alanı hariç mevcut mal varlığıyla ödeme imkânının bulunmadığının Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü ve Yükseköğretim Kurulunun kararıyla tespit edilmesi halinde; vakıf yükseköğretim kurumunun kurucu vakfının, Yükseköğretim Kurulunun altı ayı geçmemek üzere vereceği süre içinde vakıf yükseköğretim kurumunu acz halinden kurtaracak varlığı karşılayamaması veya kesin teminat mektubunu ibraz edememesi.</p>

<p>Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması durumunda yükseköğretim kurumunun yönetimi, garantöre ya da Yükseköğretim Kurulu tarafından kapasitesi dikkate alınarak belirlenecek aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilir. Kasıtlı fiil ve işlemleriyle faaliyet izninin geçici olarak durdurulmasına sebep olanlara, vakıf yükseköğretim kurumu organlarında görev verilmez.</p>

<p>Faaliyet izninin kaldırılması: Vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasıdır. Faaliyet izninin kaldırılması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

<p>a) Vakıf yükseköğretim kurumunun, kuruluş tarihinden itibaren üç yıl içinde eğitim ve öğretime başlamaması veya bu süre içinde kurucu vakfın kuruluş taahhüdü olarak devir, temlik ya da taahhüt ettiği mal varlığı unsurlarının vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyetini sürdürmeye imkân vermeyecek ölçüde kaybedildiğinin Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilmesi ve durumun nihai süre içinde aynen yahut nakden eski haline getirilmemesi,</p>

<p>b) Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması süresinin kesintisiz olarak üç yıl devam etmesi ve üçüncü yılın sonunda yapılan denetimde yaptırımı gerektiren durumların ortadan kalkmadığının Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilmesi,</p>

<p>c) Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması yaptırımının Yükseköğretim Kurulu tarafından kaldırılmasından sonra kurucu vakfa devredilen vakıf yükseköğretim kurumunun mütevelli heyetinin devirden itibaren altı ay içerisinde oluşturulamaması,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ç) Kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı olarak kaynak aktarımı olarak kabul edilen tutarın, altı ayı geçmemek üzere verilen süre içerisinde vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi,</p>

<p>d) Faaliyet izni geçici olarak durdurulan vakıf yükseköğretim kurumunun, eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebileceği yeterli taşınmazı bulunmadığının veya mevcut malvarlığıyla eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceğinin Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilmesi.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle, kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktarımı olarak kabul edilecek haller, nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre belirlenir. Yükseköğretim Kurulu, kaynak aktarımının niteliği ve miktarına göre bu madde kapsamındaki yaptırımları uygular ve önlemleri alır.”</p>

<p>“Yapılan denetimler sonucunda faaliyet izninin kaldırılması gerektiği tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasının sağlanması için Yükseköğretim Kurulu tarafından derhal Cumhurbaşkanlığına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirim yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> 2547 sayılı Kanunun ek 32 nci maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“Yükseköğretim kurumları yönetim kurulları, masrafları ofis sermayesinden karşılanmak şartıyla 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki hizmet buluşlarının hak sahipliğinin ofise devrine karar verebilir. Bu durumda yükseköğretim kurumunun ilgili mevzuattan doğan hak ve yükümlülükleri ofise ait olur. Ofis, kendi adına tescil edilen haklardan elde edilen gelirin üçte birini söz konusu hakları devreden yükseköğretim kurumu döner sermayesine, üçte birinden az olmayacak tutarı ise buluşu yapana ödemekle yükümlü olup kalan tutar ofise aittir. Döner sermayeye aktarılan bu tutarlardan Hazine payı hariç herhangi bir kesinti yapılmaz ve bu tutarlar 58 inci maddenin (b) fıkrasında belirtilen giderler için kullanılır. Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce hak sahipliği yükseköğretim kurumları bünyesinde olan buluş ve başvurular hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.</p>

<p>Birden fazla yükseköğretim kurumu ortak bir ofis kurmak için başvurabilir. Bu durumda yerleşkesinde veya ortağı olduğu teknoloji geliştirme bölgesinde ofis kurulan yükseköğretim kurumu, başvuruda muhatap kurum olarak belirtilir. Ofis faaliyetlerine katkı sağlayacağı değerlendirilen diğer tüzel kişiler ofise sermaye koymak koşulu ile ortak olabilir.</p>

<p>Ofis, öz sermayesini veya gelirlerini kullanarak üretilen bilgi ve yapılan buluşların ticarileşmesi için yatırım yapabilir veya kamu ve özel sektör şirketleri ile ortaklıklar kurabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> 2547 sayılı Kanunun ek 39 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 39- Türkiye’deki devlet yükseköğretim kurumları, Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve bu kapsamda ihtiyaç duyulan diğer tesisleri kurabilir.</p>

<p>Bu madde uyarınca kurulan yurt dışı birimlerinin ihtiyacı olan akademik ve idari personel, kendi üniversitesinden veya Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle veya mahallinden sözleşmeli ya da saat başı ücret karşılığında 2809 sayılı Kanunun ek 158 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri uygulanarak çalıştırılabilir. Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle çalıştırılacak olanlar dışındaki personelin nitelikleri, ücretleri, seçim esas ve usulleri, görev yerleri ve süreleri, azami sözleşme süresi, izinleri, yurt dışındaki görevlerinin sona erdirilmesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.</p>

<p>Üniversitenin yurt dışındaki faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin tutulacağı hesaba, yapılacak harcamalara, üniversite bütçesinden aktarılacak kaynağa, hesabın muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü alınarak ilgili üniversite tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 47- Anket uygulaması, veri toplama gibi akademik değerlendirme içermeyen katkılar hariç olmak üzere, kişisel emeği ve akademik birikimi dışında ücretli veya ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkalarına yazdırdığı tez, makale, kitap veya yaptırdığı proje gibi çalışmalarla önlisans, lisans veya lisansüstü diploma derecesi ya da akademik ünvan alan kişiler, üniversite öğretim mesleğinden çıkarılır, bu yolla kazanılan akademik derece ve ünvanlar geri alınır.</p>

<p>Birinci fıkra kapsamındaki yayın veya çalışmaları ücretli ya da ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkaları adına yapan, üreten veya bunlara aracılık eden kişilere beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası verilir. Fiilin, meslek edinen kişilerce işlenmesi halinde verilecek adli para cezası on bin günden az yirmi bin günden fazla olamaz. Bu yayın ve çalışmaları kullanmak suretiyle diploma derecesi veya akademik ünvan alan kişilere beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası verilir.</p>

<p>Bu suçtan dolayı tüzel kişiler hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 60 ıncı maddesi hükümleri uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 48- Yurt dışında bulunan bir eğitim kurumu adına hareket ederek mevzuata aykırı bir şekilde Türkiye’de önlisans, lisans ya da lisansüstü program açanlar veya bu programları yürütenler iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.</p>

<p>Mevzuata aykırı olarak Türkiye’de yükseköğretim kurumu açanlar veya işletenler iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.</p>

<p>Yukarıdaki fıkralarda yasaklanan kurum ve fiillerin tanıtımını yapanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve elli günden beş yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.</p>

<p>Türk veya yabancı yükseköğretim kurumlarına ait diploma, mezuniyet belgesi veya sertifika belgesini sahte olarak düzenleyen ve düzenletenler 5237 sayılı Kanunun 204 üncü maddesine göre cezalandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> 2547 sayılı Kanunun geçici 82 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Ancak iki yıllık süreye ilave olarak bu madde kapsamında mülkiyeti veya süresi otuz yıldan az olmamak üzere irtifak hakkına sahip olduğu uygun taşınmaz üzerinde yapacağı hastane inşaatına imar iptali veya yargı süreci gibi zorunlu sebeplerle henüz başlayamayan ya da başladığı inşaatı henüz bitiremeyenler ile bu madde kapsamındaki uygun hastanenin mülkiyetinin veya süresi otuz yıldan az olmamak üzere irtifak hakkı, işletme hakkı ve ruhsatının devralınması süreçlerine başlamış ancak devir süreçlerini tamamlayamamış olanlara bu süreçleri tamamlamaları için otuz ay ek süre verilir.”</p>

<p>“Bu sürelerin sonunda gerekli şartları sağlamayan tıp fakültelerinin öğrencileri hakkında, bu Kanunun ek 11 inci maddesi hükümleri uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 85- Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, önlisans, lisans tamamlama, lisans, lisansüstü öğrenimi gören öğrencilerden; kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler dâhil, terör suçu ile kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83), işkence suçundan (madde 94 ve 95), eziyet suçundan (madde 96), cinsel saldırı (madde 102), çocukların cinsel istismarı (madde 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) mahkum olanlar ile sahte belge sebebiyle kaydı iptal edilenler ile kayıt sırasında sahte belge verenler ile 5846 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde yazılı suçlar ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle ilişiği kesilenler hariç, her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile bir programı kazanarak kayıt yapma hakkı elde ettikleri halde kayıt yaptırmayanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla bu Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen esaslara göre 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler.</p>

<p>Birinci fıkra kapsamında yeniden öğrenime başlayanların askerlik ertelemeleri 7179 sayılı Kanunun 20 nci maddesindeki usul ve esaslara göre yapılır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte askerlik görevini yapmakta olanlar terhislerini takip eden iki ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde bu maddede belirtilen haklardan yararlandırılır.</p>

<p>Bu maddede yer alan hükümlerden yararlanarak ayrıldığı yükseköğretim kurumuna kayıt yaptıranlardan ÖSYS/YKS puanı giriş yılı itibarıyla aynı veya farklı bir diploma programının aynı türden taban puanına sahip olanlar, bu programlardan birine yatay geçiş talebinde bulunabilirler. Bu kapsamda farklı bir diploma programından yatay geçişle kabul edilecek öğrenci sayıları, ilgili programa kayıtlı öğrenci sayısı ve üniversitenin fiziki koşulları dikkate alınmak suretiyle belirlenir. Buna ilişkin usul ve esaslar yükseköğretim kurumları senatolarınca belirlenir.</p>

<p>Bu madde hükümlerinden yararlanıp bir yükseköğretim kurumunda öğrenci statüsü kazananlar başvurmaları halinde Anadolu Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi bünyesindeki açık öğretim önlisans veya lisans düzeyindeki eşdeğer programlara yatay geçiş yapabilirler. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.</p>

<p>Anayasanın 132 nci maddesi uyarınca özel kanun hükümlerine tabi olan, Polis Akademisi ile buna bağlı eğitim öğretim kurumları, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi ile buna bağlı eğitim öğretim kurumları, Millî Savunma Üniversitesine bağlı Harp Okulları, Astsubay Meslek Yüksekokulları ve enstitüler ile Millî Savunma Bakanlığı, Polis Akademisi, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına başka yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekte iken kendi isteğiyle veya başka sebeplerle ilişiği kesilen öğrenciler hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 86- Bu Kanunun 60 ıncı maddesinin (b) fıkrasında belirtilen şartları sağlayan ve 67 yaşını dolduran tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık mevzuatına göre uzman olup devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmış öğretim üyeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içinde, ihtiyacı olan bir yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde, bu Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen usul ve esaslar kapsamında sözleşmeli olarak çalıştırılabilirler.”</p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununun ek 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“ç) Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantısı değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan İslami İlimler Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ile Rektörlüğe bağlı İlahiyat Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinin birleştirilmesiyle oluşturulan İlahiyat Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ile Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantıları değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan Turizm Fakültesi ile İletişim Fakültesinden;</p>

<p>d) Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı Elbistan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile Elbistan Meslek Yüksekokulunun adı ve bağlantısı değiştirilerek ve birleştirilerek oluşturulan ve Rektörlüğe bağlanan Elbistan Meslek Yüksekokulu ile Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantısı değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan Türkoğlu Meslek Yüksekokulu ile Rektörlüğe bağlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunun birleştirilmesiyle oluşturulan Onikişubat Meslek Yüksekokulundan;</p>

<p>e) Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Lisansüstü Eğitim Enstitüsünden;”</p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> 2809 sayılı Kanunun ek 177 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve toplam öğrenci sayısının en az yüzde 50’si tezli yüksek lisans ve doktora programlarındaki” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> 2809 sayılı Kanunun ek 190 ıncı maddesinin başlığında ve birinci fıkrasında yer alan “Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi” ibareleri “İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi” şeklinde, ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (b) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“a) Rektörlüğe bağlı Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi ile Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi, Fen Fakültesi, TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi) Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi, Elbistan İşletme Fakültesi ile Yabancı Diller Yüksekokulundan,”</p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> 2809 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 209- Mevzuatta Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine yapılmış olan atıflar İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine yapılmış sayılır.”</p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> 2809 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde ve bu maddeye bağlı ekli (2) sayılı liste eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 210- Ekli (2) sayılı listede yer alan öğretim elemanı kadroları ihdas edilmiştir.”</p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> 2809 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 54- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlı iken bağlantısı veya adı ve bağlantısı değiştirilerek Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan yükseköğretim birimlerinin ilgili yılı bütçe ödenekleri, bütçedeki ödeneklerin tahakkuka bağlanma yetkisi, laboratuvar donanımı başka bir işleme gerek kalmaksızın Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine devredilmiş sayılır.</p>

<p>Bağlantısı değiştirilen birimlerde görev yapan personel, birimin bağlandığı üniversiteye atanmış sayılır ve bu personele ilişkin kadro ve pozisyonlar herhangi bir işleme gerek kalmaksızın bağlandığı üniversiteye ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İletişim Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İletişim Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Turizm Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Turizm Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Elbistan Mühendislik Fakültesi kapatılmış ve buradaki öğretim elemanları aynı Üniversitenin Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Elbistan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Elbistan Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak kurulan Elbistan Meslek Yüksekokuluna aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Türkoğlu Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Türkoğlu Meslek Yüksekokuluna aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünde İslami İlimler, Sağlık Bilimleri, İnsan ve Toplum Bilimleri, İletişim ve Turizm anabilim dallarında öğrenim gören lisansüstü öğrenciler Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri ve Sağlık Bilimleri Enstitülerinde öğrenim gören lisansüstü öğrenciler Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlı iken adı değiştirilerek veya değiştirilmeyerek bu Kanunla Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan birimler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonunda devredilir. Bu birimler için ilan edilmiş öğretim elemanı alımları Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi tarafından tamamlanır.</p>

<p>Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantısı veya adı ve bağlantısı değiştirilerek Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan birimlerde kayıtlı bulunan öğrencilere verilecek mezuniyet belgeleri ile diplomalar, öğrencilerin istemesi hâlinde kayıt tarihlerinde bağlı bulunduğu üniversite adıyla aktarıldıkları üniversite tarafından verilir. Bu konuda çıkabilecek ihtilafları sonuçlandırmaya Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.</p>

<p>Bu maddeyi ihdas eden Kanunla İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlı iken adı değiştirilerek veya değiştirilmeyerek bağlantısı değiştirilen birimlerde uygulamayla ilgili olarak ortaya çıkabilecek sorunlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çözülür.”</p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasına “Hazine geri ödeme garantisi vermeye” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve hibe almaya” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (II) sayılı Cetvelin “A) Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri” bölümünün 128 inci sırasında yer alan “Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi” ibaresi “İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p>

<p>8/8/2026</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260809-2-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yuksekogretim-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="76762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Bağ evleri' için büyüklük şartı 5 hektardan 2 hektara düşürüldü]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bag-evleri-icin-buyukluk-sarti-5-hektardan-2-hektara-dusuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bag-evleri-icin-buyukluk-sarti-5-hektardan-2-hektara-dusuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarımsal amaçlı yapıların kriterlerinde yapılan değişiklikle, üzerine bağ evi kurulmasına izin verilen tarım arazilerinde aranan asgari büyüklük şartı 5 hektardan 2 hektara indirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı'nın "Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"i Resmi Gazete'de yayımlandı. Düzenlemeyle yönetmeliğin Ek-1'inde yer alan "Tarımsal Amaçlı Yapıların Kriterleri" bölümündeki 6.1 maddesinde bulunan "5 hektar" ibaresi "2 hektar" olarak değiştirildi.</p>

<p>Yapılan değişiklikle birlikte tarımsal amaçlı yapıların inşası için daha önce en az 50 bin metrekare arazi büyüklüğü aranırken, bu sınır 20 bin metrekareye düşürüldü. Böylece daha küçük tarım arazilerine sahip üreticilerin de tarımsal amaçlı yapı izni alabilmesinin önü açılmış oldu.</p>

<p>Söz konusu değişiklik, son aylarda tarım arazilerinde kaçak bungalov, villa ve hobi bahçesi uygulamalarını engellemek amacıyla getirilen sıkı kurallarda bir değişiklik anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yönetmelikle ayrıca geçiş sürecine ilişkin önemli bir hüküm de getirildi. Buna göre, 4 Nisan 2026'da yürürlüğe giren yönetmelikten önce Bakanlığa yapılan tarımsal amaçlı yapı ve tarım dışı kullanım başvuruları, yürürlükten kaldırılan eski yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilmeye devam edecek.</p>

<p>---</p>

<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TARIM ARAZİLERİNİN KORUNMASI VE KULLANILMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>4/4/2026 tarihli ve 33214 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önceki başvuruların değerlendirilmesi</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlık birimlerine yapılan tarımsal amaçlı yapı ve tarım dışı kullanım amaçlı başvurular, 24 üncü madde ile yürürlükten kaldırılan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik hükümleri kapsamında değerlendirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin Tarımsal Amaçlı Yapıların Kriterleri başlıklı Ek-1’inin 6.1 numaralı maddesinde yer alan “5 hektar” ibaresi “2 hektar” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin Ek-10/B ve Ek-10/Ç’lerinin “Tarımsal Yapılar” başlıklı birinci bölümleri ekteki şekilde ve aynı eklerin “Tarımsal Entegre Tesisleri” başlıklı ikinci bölümlerinin (a) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“a) Jeotermal Kaynaklı Teknolojik Sera Yatırımları”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Yönetmelik 4/4/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/adsiz-179.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bag-evleri-icin-buyukluk-sarti-5-hektardan-2-hektara-dusuruldu</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/bag-evi-tarla.jpg" type="image/jpeg" length="71499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SULH CEZA HÂKİMLİKLERİNDE YENİ DÖNEM]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sulh-ceza-hakimliklerinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sulh-ceza-hakimliklerinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 28/07/2026 Tarihli ve 1547 Sayılı Kararı, 31 Temmuz 2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>HSK, kararıyla, CMK'nın 135, 139 ve 140. maddeleri kapsamındaki;</p>

<p>- iletişimin denetlenmesi,</p>

<p>- gizli soruşturmacı görevlendirilmesi,</p>

<p>- teknik araçlarla izleme tedbirleri,</p>

<p>- 5651 s. Kanun kapsamındaki erişim engeli ve içerik kaldırma taleplerine bakacak ihtisas sulh ceza hâkimliklerini belirledi.</p>

<p>Buna göre;</p>

<p>- İhtisaslaşma getirildi.</p>

<p>Sekiz ve daha fazla sulh ceza hâkimliği bulunan adliyelerde, bu tedbirlere ilişkin başvurular ağırlıklı olarak 1 numaralı Sulh Ceza Hâkimliği tarafından incelenecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Yeni başvurular ihtisas hâkimliklerine gidecek.</p>

<p>1 Ağustos 2026 tarihinden sonra yapılacak yeni talepler ihtisas hâkimliklerine tevzi edilecek.</p>

<p>- Mevcut dosyalar yerinde kalacak.</p>

<p>Halen derdest bulunan dosyalar, yeni görevlendirilen ihtisas hâkimliklerine aktarılmayacak; görülmekte oldukları mahkemelerde sonuçlandırılacak.</p>

<p>- İhtisas kapsamı korunacak.</p>

<p>1 Eylül 2026'dan sonra sulh ceza hâkimliği sayısında değişiklik olsa bile, HSK'nın belirlediği ihtisas sistemi aynen devam edecek.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/fkaf.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/fkaf1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sulh-ceza-hakimliklerinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 01:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/hsk-hakims.jpg" type="image/jpeg" length="69655"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7590 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31 Temmuz 2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7590</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 24/7/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümüne aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“56. Nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan tüzel kişilerin taraf olduğu nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin düzenlenen kağıtlar.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinin son paragrafı yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>19/6/1979 tarihli ve 2252 sayılı Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasına (f) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (g) bendi buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“g) 2863 sayılı Kanun kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığına yapılacak başvurular ve Bakanlıkça sunulacak hizmetler karşılığı alınacak her türlü hizmet bedeli,”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aşağıdaki ek madde ile ekli (1) sayılı ücret tarifesi eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 9- Kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanan her türlü plan, proje, yapım ve benzeri işler kapsamında talep edilenler hariç olmak üzere; bu Kanun kapsamındaki Kültür ve Turizm Bakanlığının yetkili olduğu her türlü belge talebi ile itiraz ve yeniden değerlendirme başvurularından ve Bakanlıkça özel bir çalışma, araştırma ve inceleme gerektiren talep ve başvurulardan, kültürel mirasın korunması amacıyla gerçekleştirilecek hizmetlerin yürütülmesinde kullanılmak üzere ekli (1) sayılı ücret tarifesinde belirlenen hizmet bedelleri alınır.</p>

<p>Hizmet bedeli olarak alınacak tutarlar, başvuru sahipleri tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğünün ilgili banka hesabına yatırılır.</p>

<p>Hesapta toplanan tutar Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi bütçesine gelir kaydedilir.</p>

<p>Ekli (1) sayılı ücret tarifesinde belirlenen hizmet bedelleri, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrası uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanır.</p>

<p>Bu madde kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığına yapılacak başvurular ve Bakanlıkça sunulacak hizmetler karşılığı alınacak bedellere ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ek 17 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 17- İlk defa sürücü belgesi alanlar ile sürücü belgesi herhangi bir nedenle iptal edilip yeniden sürücü belgesi almaya hak kazananlar, belgenin alındığı tarihten itibaren iki yıl süre ile aday sürücü olarak kabul edilirler.</p>

<p>Aday sürücülük süresi içinde;</p>

<p>a) Bu Kanun kapsamında sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasını gerektiren bir ihlalin gerçekleştirilmesi,</p>

<p>b) 75 ceza puanının aşılması,</p>

<p>c) Araç cinsine bakılmaksızın 0.20 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullanıldığının tespit edilmesi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ç) Bu Kanunun 53 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 74 üncü veya 78 inci maddelerinden herhangi birinin üç kez ihlal edilmesi,</p>

<p>halinde aday sürücü belgesi iptal edilir.</p>

<p>Aday sürücü belgesi iptal edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için; sürücü kurslarına devam etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt sürücüsü sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime başlayabilmeleri için tabi tutulacakları psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesi sonucunda sürücülüğe engel hali bulunmadığını gösterir belgenin sürücü kursuna ibrazı, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması ve varsa iptal işlemi sonrası bekleme süresi veya geçici geri alma işlemleri sonrası geri alma süresi kadar zamanın geçmiş olması zorunludur.</p>

<p>Aday sürücü belgesi iptal işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>14/10/1983 tarihli ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasına “araç ve gereç” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile kazaya uğramış, zor durumda kalan veya tehlike içinde bulunan hava aracına gerekli hizmetin” ibaresi eklenmiş ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Kolluk kuvvetleri ve diğer yetkililer; kazaya uğramış, zor durumda kalan veya tehlike içinde bulunan hava aracına, uçuş ekibine, yolculara, kurtarma ve yardım ekibinin görevini yapmasına yardımcı olmakla yükümlüdürler.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>2920 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Önleme talimatlarına uyma ve inme mecburiyeti</p>

<p>MADDE 94- Türk hava sahasında uçuş gerçekleştiren sivil hava araçlarının, hava trafik kurallarına aykırı hareket etmeleri veya hava sahasını ihlal etmeleri hâlinde, ilgili hava trafik kontrol ünitesinin talebi üzerine yetkilendirilen hava araçları tarafından gerçekleştirilen önleme faaliyetleri kapsamında verilen talimatlara uymaları ve gerekli görüldüğünde iniş yapmaları zorunludur.</p>

<p>Yabancı devletlerin hava sahasında uçuş gerçekleştiren, Türk Sivil Hava Aracı Siciline kayıtlı veya Türk işleticiler tarafından işletilen sivil hava araçlarının, Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınan devletlerin yetkili makamlarınca verilen önleme talimatlarına uymaları ve gerekli görüldüğünde iniş yapmaları zorunludur.</p>

<p>Birinci fıkra hükmünün uygulanmasında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı; gerekli hâllerde Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ile iş birliği yapar.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>2920 sayılı Kanunun 143 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Birinci ve ikinci fıkralarda yer alan idari para cezalarının alt ve üst sınırları tüzel kişiler için beş katı olarak uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 47- (1) 31/12/2045 tarihine kadar uygulanmak üzere, nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan mükelleflerin yatırım teşvik belgeleri kapsamında nükleer enerji santralleri yatırımlarına ilişkin inşaat işleri nedeniyle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yüklenilen ve takvim yılının altı aylık dönemleri itibarıyla indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisi, altı aylık dönemleri izleyen bir yıl içinde talep edilmesi halinde mükellefe iade edilir.</p>

<p>(2) 31/12/2045 tarihine kadar uygulanmak üzere, nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan mükelleflerin yatırım teşvik belgeleri kapsamında nükleer enerji santralleri yatırımlarına ilişkin yapılacak makine ve teçhizat teslimleri katma değer vergisinden müstesnadır. Bu kapsamda yapılan teslimler nedeniyle yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergiden indirilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler, 32 nci madde hükmü uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine iade edilir.</p>

<p>(3) Yatırımın tamamlanmaması halinde, bu madde kapsamında zamanında alınmayan veya iade edilen vergiler yatırımcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Bu vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.</p>

<p>(4) Cumhurbaşkanı birinci ve ikinci fıkrada yer alan süreleri 31/12/2050 tarihine kadar uzatmaya; Hazine ve Maliye Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 35 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “31/12/2026” ibaresi “31/12/2028” şeklinde değiştirilmiş ve cümleye “2025” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 2026 ve 2027” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>4447 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 36- 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında turizm işletmesi belgesine sahip özel sektöre ait konaklama tesisi işyerlerinde, 2026 yılı Mayıs ila Aralık aylarına/dönemlerine ilişkin olmak üzere, tesisin faaliyette bulunduğu aylar/dönemler ile sınırlı olarak, ilgili ayda/dönemde verilen muhtasar ve prim hizmet beyannamesiyle 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak bildirilen sigortalıların prim ödeme gün sayısının 116,67 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işyerlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilmek suretiyle Fondan karşılanır.</p>

<p>İşyeri ile ilgili muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin yasal süresi içinde verilmemesi, primlerin yasal süresinde ödenmemesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması durumlarında bu maddede belirtilen destekten yararlanılamaz. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ettiren ve taksitlendiren veya ilgili diğer kanunlar uyarınca yapılandıran işverenler bu taksitlendirme veya yapılandırma devam ettiği sürece bu madde hükmünden yararlandırılır.</p>

<p>Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik ad, ünvan veya iş birimi altında açılması, yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi veya bu madde kapsamında sağlanan destekten yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis edildiğinin anlaşılması hâlinde, Fondan karşılanan tutar 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverenden tahsil edilir.</p>

<p>2026 yılı Mayıs ila Aralık ayları/dönemleri için mahkeme kararıyla veya denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde; çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işyerleri ile sigortalıların prime esas kazançlarını Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmediği veya eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden Fondan karşılanan tutar, gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, ilgili ayda 2026 yılı Mayıs ila Aralık aylarına/dönemlerine ait aylık brüt asgari ücretin onda birini geçmeyecek tutarda eksik prime esas kazanç bildirimi yapıldığının tespiti durumunda Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılacak ihtar üzerine on beş günlük süre içinde söz konusu eksikliği gideren işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaya devam eder. Bu maddenin uygulanmasında 5510 sayılı Kanunun ek 14 üncü maddesi hükümleri uygulanmaz.</p>

<p>Bu madde hükümleri; sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar, yabancı uyruklu sigortalılar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.</p>

<p>Bu madde kapsamındaki destekten yararlanan işyerlerinin aynı ayda/dönemde diğer sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerinden yararlanması hâlinde; bu madde uyarınca sağlanacak destek tutarı, bu teşvik, destek ve indirimler uygulandıktan sonra destekten yararlanılan aya/döneme ait Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmesi gereken sigorta primi tutarını aşamaz.</p>

<p>Fondan bu madde kapsamında karşılanan tutarlar, gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gelir, gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlık tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine “2 nci maddenin” ibaresinden önce gelmek üzere “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>4734 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Kamu alımlarında mütekabiliyet</p>

<p>EK MADDE 13- Bu Kanun ve diğer kanunlar kapsamındaki alımlarda yerli istekliler, yerli malı ve bu malı teklif eden istekliler lehine tanınan hak ve avantajların, Avrupa Birliği üyesi devletlerde yerleşik isteklilere, Avrupa Birliği menşeli mala ve bu malı teklif eden isteklilere de mütekabiliyet esasları çerçevesinde ülke ve/veya ürüne göre kısmen ya da tamamen tanınması hususunda Cumhurbaşkanı yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci paragrafının son cümlesinden önce gelmek üzere aşağıdaki cümleler, (2) numaralı fıkrasının (c) bendine “motor silindir hacmi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “çekiş sistemi,” ibaresi ve fıkraya (c) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“(II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan mallar (13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca (L) sınıfında olup içten yanmalı motoru olanlar ile (L) sınıfında olup elektrik motor gücü 4 kW’ın altında olanlar ve (T) sınıfında olan araçlar hariç) için nispi vergi oranı üzerinden hesaplanacak vergi tutarı, asgari maktu vergi tutarı olan; (L) sınıfı araçlar için 30.000 Türk Lirası, diğerleri için 100.000 Türk Lirasından az olamaz. Bu tutarlar her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Hesaplanan tutarların 100 Türk Lirasını aşmayan kesirleri dikkate alınmaz.”</p>

<p>“ç) (II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan mallar için (1) numaralı fıkrada yer alan tutarları veya yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle belirlenmiş olan tutarları on katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye, bu sınırlar içinde kalmak şartıyla; farklı matrah grupları oluşturmak suretiyle asgari maktu vergi tutarlarını farklılaştırmaya, motor gücü, motor silindir hacmi, çekiş sistemi, menzili, batarya kapasitesi, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı asgari maktu vergi tutarları belirlemeye,”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin başlığı “Prim oranları” şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>5510 sayılı Kanunun ek 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “20.000” ibaresi “23.552” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 20- (1) Nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan kurumların nükleer enerji santrali yatırımları kapsamında 12 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan şartlarla yaptıkları borçlanmalar için, aynı fıkrada yer alan %50 oranı 31/12/2045 tarihine kadar %25 olarak uygulanır.</p>

<p>(2) Cumhurbaşkanı, birinci fıkrada yer alan süreyi beş yıla kadar uzatmaya yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasına “ara veren” ibaresinden sonra gelmek üzere “, kurum türüne uygun olmayan program uygulayan” ibaresi, ikinci fıkrasına (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş, fıkranın ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, fıkraya ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle ve mevcut üçüncü cümlesine “yetkili makam tarafından” ibaresinden sonra gelmek üzere “kurum bazlı olarak” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“ğ) Milletlerarası okul olması hâlinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan öğrencilerin kayıtlarını yapması veya bu öğrencilere eğitim vermesi ya da bu kurumlara devam ederken Türk vatandaşlığını kazananları bu Kanunda belirlenmiş sürelerden daha fazla sürede kurumda kayıtlı tutması,”</p>

<p>“Bu fıkranın (a), (b), (c), (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki fiillerin tekrarı hâlinde idari para cezası miktarı beş katı olarak uygulanır ve bu bentlerdeki fiillerin üçüncü kez işlenmesi hâlinde ise kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilir, (ğ) ve (h) bentlerindeki fiillerin işlenmesi hâlinde brüt asgari ücretin yirmi katı idari para cezası verilir ve kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilir.”</p>

<p>“Bu fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerindeki fiiller için uygulanan idari para cezasının tebliğ edildiği tarihten itibaren dört; (e), (f) ve (g) bentlerindeki fiiller için ise uygulanan idari para cezasının tebliğ edildiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi hâlinde o fiil tekerrüre esas alınmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>5580 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Kurumlarda Bakanlıkça belirlenen öğretmenlik alanlarına kaynak teşkil eden yükseköğretim programlarından mezun olup Bakanlıkça özel alan eğitimi ve öğretmenlik meslek bilgisi bakımından belirlenen niteliklere sahip olanlar öğretmen olarak görevlendirilir. Kurumların eğitim-öğretim hizmetlerinde görevlendirilecek yönetici, uzman öğretici ve usta öğreticilerin nitelikleri ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>5580 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 8- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 7 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında işlenen fiiller, anılan fıkrada belirlenen süreler dikkate alınarak tekerrüre esas alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununa 60 ıncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Başkanlığın yetkisi ve idari yaptırımlar</p>

<p>MADDE 60/A- (1) İnternet alan adlarına ilişkin strateji ve politikaları belirlemeye ve düzenleme yapmaya Başkanlık yetkilidir.</p>

<p>(2) Anayasanın 22 nci maddesinde sayılan sebeplerden biri veya birkaçına bağlı olarak, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Başkanlık, güvenlik ve istihbarat kurumlarının talebi üzerine veya re’sen alınması gereken tedbirleri belirleyebilir ve bu tedbirlere ilişkin kararı uygulanmak üzere derhal işletmecilere, erişim sağlayıcılara, veri merkezlerine ve ilgili içerik ve yer sağlayıcılara bildirir. Bu kararın gereği, derhal ve kararın bildirilmesi anından itibaren en geç iki saat içinde yerine getirilir. Bu karar, yirmidört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim kararını kırksekiz saat içinde açıklar, aksi halde karar kendiliğinden kalkar.</p>

<p>(3) Başkanlık, bu Kanunda düzenlenen görev ve yetkileriyle ilgili olarak yükümlülüğünü yerine getirmeyen ilgililere ihlal teşkil eden eylem başına yirmi bin Türk lirasından yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verebilir.</p>

<p>(4) Bu madde uyarınca Başkanlık tarafından verilen idari para cezaları 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabi olup, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgisine göre Başkanlık hesaplarına ödenir. Bu süre içinde ödenmeyen idari para cezaları, Başkanlığın bildirimi üzerine ilgili vergi dairesince 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Tahsil edilen idari para cezalarının tamamı Başkanlık hesaplarına aktarılır.</p>

<p>(5) Bu madde uyarınca Başkanlık tarafından verilecek idari para cezası ve diğer idari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Başkanlık kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır. Başkanlık tarafından açılacak davalarda teminat aranmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 18 inci maddesinin mülga ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“(2) Sayıştay savcıları hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakülteleri veya Yükseköğretim Kurulu tarafından bunlara denkliği kabul edilen yurt içindeki veya yurt dışındaki en az dört yıllık fakülte veya yüksekokullardan birini bitirmiş ve yükseköğrenimden sonra mali, iktisadi veya hukuki konularla ilgili kamu görevlisi olarak en az on yıl çalışmış olanlar arasından atanır.”</p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2030” şeklinde, üçüncü cümlesinde yer alan “yüzde onu” ibaresi “yüzde otuzu” şeklinde, “yüzde beşi” ibaresi “yüzde on beşi” şeklinde ve dördüncü cümlesinde yer alan “yüzde onu” ibaresi “yüzde otuzu” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“İdari hizmet sözleşmesi ile personel istihdamı</p>

<p>EK MADDE 4- (1) 4857 sayılı Kanun kapsamında istihdam edilenler hariç olmak üzere PTT personeli, 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel hakkındaki hükümlerine tâbi olmaksızın idari hizmet sözleşmesi ile istihdam edilir.</p>

<p>(2) PTT personelinin işe alınması, görev ve yetkileri, yükümlülükleri, görevlendirilmesi, eğitim, terfi, görevde yükselme, ünvan değişikliği, görevden alma, sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi veya sona erdirilmesi, pozisyon ünvan ve sayıları ile istihdamlarına ilişkin diğer hususlar Yönetim Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan yönetmelikler ile düzenlenir. Sözleşmeli personel pozisyonlarından boş olanların açıktan alım amacıyla kullanılması, Cumhurbaşkanlığının iznine tâbidir.</p>

<p>(3) PTT personelinin aylık ücret ve diğer mali ve sosyal hakları ile sözleşme esasları, Yönetim Kurulunun kararı ile belirlenir. Ancak, avukat vekâlet ücretleri hariç aylık ücret ve diğer mali ve sosyal haklar kapsamında yapılan her türlü ödemelerin aylık net ortalaması hizmet grupları itibarıyla Cumhurbaşkanınca tespit edilecek üst sınırı aşamaz. PTT lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan avukat vekâlet ücretlerinin dağıtılması 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre yapılır.</p>

<p>(4) Bu madde kapsamında istihdam edilecekler, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Bu kişilere, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamında istihdam edilenlere ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde iş sonu tazminatı ödenir.”</p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>6475 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Geçiş hükümleri</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 13- (1) 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 27 nci maddesi ile bu Kanunun mülga 27 nci maddesi hükümleri uyarınca PTT’de istihdam edilen mevcut personel, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ek 4 üncü maddeye göre idari hizmet sözleşmeli personel olarak istihdam edilir.</p>

<p>(2) PTT’de 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvellere tabi olarak çalışan personel bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren yirmi gün içinde bu Kanunun ek 4 üncü maddesi kapsamında istihdam edilmek üzere yazılı olarak PTT’ye talepte bulunabilir. Talep tarihinden itibaren otuz gün içinde, talepte bulunan personel ile bu fıkrada öngörülen sınırlamalar çerçevesinde idari hizmet sözleşmesi imzalanır. Bu kişiler hakkında bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümleri ile 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 nci maddesinin beşinci fıkrası kıyasen uygulanır. Ancak, bu fıkra kapsamında sözleşme imzalanabileceklerin sayısı 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvellere tabi olarak görev yapan personel sayısının yüzde 50’sini geçemez. Talebin bu oranı geçmesi durumunda sırasıyla disiplin cezası almamış olanlara, PTT’deki hizmet süresi fazla olanlara ve yaşı daha büyük olanlara öncelik tanınır.</p>

<p>(3) PTT’de 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvellere tabi olup bu madde hükümleri uyarınca idari hizmet sözleşmesi imzalanmayan personel diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren altmış gün içinde istihdam fazlası personelin nakil işlemlerini yürüten kuruma bildirilir. Bildirilen personelin atama teklifleri, ilgili personelin nakil işlemlerini yürüten kurumca, doksan gün içinde kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet ihtiyaçları ve personelin il tercihleri göz önünde bulundurularak 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilir. Ancak, anılan madde uyarınca Özelleştirme Fonundan veya Hazineden karşılanması öngörülen ödemeler, PTT tarafından karşılanır.</p>

<p>(4) Üçüncü fıkra kapsamında yapılacak atamalar için uygun boş kadro bulunmaması hâlinde, atama onayının alınmasıyla birlikte başka bir işleme gerek kalmaksızın söz konusu kadrolar ihdas edilmiş ve kurumların kadro cetvelinin ilgili bölümlerine eklenmiş, bu şekilde ihdas edilen kadrolar herhangi bir nedenle boşalması halinde ise başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu fıkra kapsamında gerçekleştirilen ihdas ve iptal işlemleri kamu personel bilgi sisteminin bulunduğu kuruma bir ay içinde bildirilir.</p>

<p>(5) Bu madde hükümlerine göre idari hizmet sözleşmeli olarak istihdam edilenlerin, ilgili mevzuat hükümlerine göre PTT’de daha önceki istihdam edildikleri statülerinde geçirdikleri hizmet süreleri ek 4 üncü madde kapsamında geçmiş sayılır.</p>

<p>(6) Bu madde hükümlerine göre idari hizmet sözleşmeli olarak istihdam edilenlere emeklilik ikramiyesi veya iş sonu tazminatı ödenmez. Bu personelin önceden emeklilik ikramiyesi veya iş sonu tazminatı ödenmiş süreleri hariç, emeklilik ikramiyesi veya iş sonu tazminatına esas olan toplam hizmet süreleri, ek 4 üncü maddeye göre ödenecek iş sonu tazminatının hesabında dikkate alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>12/3/2025 tarihli ve 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanununa aşağıdaki geçici madde ve ekli (1) sayılı liste eklenmiştir.</p>

<p>“Geçiş hükümleri</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla Siber Güvenlik Başkanlığına devredilen görev ve yetkiler bakımından Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından ikincil düzenlemeler çıkarılana kadar mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam olunur ve bu düzenlemelerde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına yapılan atıflar Siber Güvenlik Başkanlığına; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kuruluna, Telekomünikasyon Kuruluna, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanına ve Telekomünikasyon İletişim Başkanına yapılan atıflar Siber Güvenlik Başkanına yapılmış sayılır.</p>

<p>(2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığına ait ve münhasıran bu maddeyi ihdas eden Kanunla Siber Güvenlik Başkanlığına devredilen görev ve yetkiler bakımından bu görev ve yetkiler kapsamında kullanılan her türlü taşınır, bilgi işlem altyapısı ve sistemler, veri merkezi, taşıt, araç, gereç ve malzeme, fiziki ve elektronik ortamdaki her türlü kayıt ve doküman ile diğer her türlü varlık ile söz konusu faaliyetlerin yürütülmesinden doğan her türlü borç ve alacaklar, hak ve yükümlülükler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde ve mezkûr görev ve yetkilerin ifasına uygun şekilde Siber Güvenlik Başkanlığına devredilir. Bu kapsamda bu görev ve yetkilerin ifasında kullanılan, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının mülkiyetinde bulunan ve ekli (1) sayılı listede belirtilen taşınmazlar tapuda re’sen Siber Güvenlik Başkanlığı adına bedelsiz, harçlardan ve döner sermaye ücretlerinden muaf olarak tescil edilir. Bu fıkra kapsamında yer alan hizmetler ile ilgili yapılmış olan sözleşmeler, açılmış ve açılacak olan davalar ve icra işlemlerinde devir tarihini müteakiben Siber Güvenlik Başkanlığı taraf sıfatını kazanır.</p>

<p>(3) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının kadro ve pozisyonlarında bulunan personelden ikinci fıkrada belirtilen görev ve yetkilerin icrasında çalışanlar ile talep etmeleri ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun muvafakatinin alınması kaydıyla bu hizmetlerin yürütülmesine yardımcı olan personelden Siber Güvenlik Başkanlığınca uygun görülenler Siber Güvenlik Başkanlığında bir yıl süreyle görevlendirilebilir. Bunlardan talepte bulunan ve Siber Güvenlik Başkanlığınca uygun görülenler mevcut kadro veya pozisyon ünvanları ve öğrenim durumları dikkate alınarak görevlendirme tarihinden itibaren bir yıl içinde Siber Güvenlik Başkanlığında durumlarına uygun kadro veya pozisyonlara mevzuatı uyarınca belirlenen atama sayı sınırlamalarına tabi olmaksızın atanabilirler. Bunlardan bu Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında sözleşmeli uzman personel pozisyonlarına atanacaklarda ayrıca anılan maddede öngörülen şartlar da aranır. Bu fıkra kapsamında ataması yapılan personelin önceki kadro veya pozisyonlarında geçirdikleri süreler Siber Güvenlik Başkanlığının kadro veya pozisyonlarında geçirilmiş sayılır. Bu fıkra kapsamında ataması yapılan personelden mali hakları hususunda haklarında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 10 uncu maddesi veya ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulananlar hakkında anılan düzenlemelerin uygulanmasına devam edilir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından bu fıkra kapsamında ataması yapılan personele, iş mevzuatına göre herhangi bir tazminat ve yıllık izin ücreti ödenmez. Bu personelin önceden kıdem tazminatı ödenmiş süreleri hariç kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde geçmiş olan hizmet süreleri, ilgisine göre emekli ikramiyelerinin veya iş sonu tazminatının hesabında dikkate alınır. Ayrıca, bu personele bu fıkraya göre atanmadan önce ilave tediye veya ikramiye ödenmiş olması halinde ödenen tutarların atamanın yapıldığı tarihten sonraki çalışılmayan günlere tekabül eden kısmı geri alınır.</p>

<p>(4) Hâkim ve savcılar muvafakatleri alınmak ve aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla geçici olarak Başkanlık emrinde görevlendirilebilir. Bu fıkra kapsamında görevlendirilecek hâkim ve savcı sayısı beşi geçemez. Bu fıkra uyarınca görevlendirilenlerin terfileri başkaca bir işleme gerek kalmaksızın süresinde mümtazen yapılır.</p>

<p>(5) Kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarında 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (A) fıkrasına tabi kadrolar ile 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi öğretim elemanı kadrolarında bulunanlar, bu Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan şartları taşımaları halinde Siber Güvenlik Başkanlığında sözleşmeli uzman personel olarak istihdam edilebilir. Bu fıkra kapsamında istihdam edilen personelin kadrosuyla ilişiği kesilir. Bunların Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilişkileri kendi kurumlarındaki statüleri dikkate alınarak devam ettirilir. Bu fıkra kapsamında istihdam edilenler, kendisinin sözleşmeyi feshetmesi veya Başkanlıkça sözleşmesinin feshedilmesi hâlinde fesih işlemi ile birlikte başka bir işleme gerek kalmaksızın yönetici kadroları dışında önceki kadrosuna kendiliğinden atanmış sayılır. Bunların durumlarına uygun boş kadro bulunmaması hâlinde atama işlemi ile birlikte söz konusu kadrolar kendiliğinden ihdas edilmiş sayılır. İhdas edilen bu kadrolar, herhangi bir nedenle boşalması hâlinde başka bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden iptal edilmiş sayılır. Bu madde uyarınca önceki kurumlarına dönen kişilerin Başkanlıkta geçen hizmetleri kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinde değerlendirilir ve bunların Başkanlıkta geçen süreleri diğer özlük işlemleri bakımından kendi kurumlarında geçmiş sayılır. Bunlara sözleşmenin feshi durumunda iş sonu tazminatı ödenmez ve bunların Başkanlıkta sözleşmeli uzman personel pozisyonunda geçen süreleri emeklilik ikramiyesi hesabında dikkate alınır. Bu fıkra kapsamında istihdam edilenlerden, sözleşmeli uzman personel pozisyonunda iken emekliye ayrılanların veya vefat edenlerin sözleşmeli uzman personel pozisyonuna atanmadan önceki kadro ve pozisyonlarında emekli ikramiyesi, iş sonu tazminatı ve kıdem tazminatı ödenmemiş süreler iş sonu tazminatının hesabında dikkate alınır.</p>

<p>(6) Başkanlıkta görevlendirilen öğretim üyelerine 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen aylık tutarın beş katını aşmamak kaydıyla Cumhurbaşkanınca belirlenen tutarda, diğer kanunlardaki düzenleme ve kısıtlamalara tabi olmaksızın ödeme yapılabilir. Bu kapsamda ödeme yapılacakların sayısı onu geçemez.”</p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun ek 7 nci maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu” ibaresi “Siber Güvenlik Başkanlığı” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>(2) 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun;</p>

<p>a) 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yürürlükten kaldırılmış, (c) bendinde yer alan “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu” ibaresi “Siber Güvenlik” şeklinde değiştirilmiş, (j) bendine “port bilgisi” ibaresinden önce gelmek üzere “kaynak ve hedef” ibaresi eklenmiş ve fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“v) Başkanlık: Siber Güvenlik Başkanlığını,”</p>

<p>b) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Kurum” ibaresi “Başkanlık” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>c) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Kuruma” ibareleri “Başkanlığa” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>ç) 6/A maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan “Kurumun” ibaresi “Başkanlığın” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>d) 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kuruma” ibaresi “Başkanlığa” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>e) 8 inci maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci, onüçüncü ve ondördüncü fıkralarında yer alan “Kuruma” ibareleri “Başkanlığa” şeklinde, onikinci ve onüçüncü fıkralarında yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde değiştirilmiş ve onbirinci fıkrasına “kararın yerine getirilmemesi halinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “Başkanlığın talebi üzerine” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>f) 9/A maddesinin birinci ve beşinci fıkralarında yer alan “Kuruma” ibareleri “Başkanlığa” şeklinde, sekizinci fıkrasında yer alan “Kurum” ibaresi “Başkanlık” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>g) 10 uncu maddesinin birinci, altıncı ve yedinci fıkralarında yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde, dördüncü fıkrasında yer alan “Kurumun” ibaresi “Başkanlığın” şeklinde, fıkranın (a) bendinde yer alan “Bakanlık” ibaresi “Bakanlıklar” ve “Kurumca” ibaresi “Başkanlık tarafından” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin üçüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>ğ) 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Kurum” ibaresi “Başkanlık” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>h) Ek 1 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “, hâkim ve savcılar ise kendilerinin” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</p>

<p>ı) Ek 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna” ibaresi “Siber Güvenlik Başkanlığına” şeklinde, “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanına” ibaresi “Siber Güvenlik Başkanına” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>i) Ek 4 üncü maddesinin birinci, ikinci, dördüncü, onüçüncü, onsekizinci ve yirmibirinci fıkralarında yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde, birinci, ikinci, dördüncü, beşinci, onuncu, onbirinci ve ondokuzuncu fıkralarında yer alan “Kuruma” ibareleri “Başkanlığa” şeklinde, dördüncü ve onbeşinci fıkralarında yer alan “Kurumla” ibareleri “Başkanlıkla” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>(3) 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun;</p>

<p>a) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“(eee) Başkanlık: Siber Güvenlik Başkanlığını,”</p>

<p>b) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “internet alan adları,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</p>

<p>c) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (v) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>ç) 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>d) 35 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bakanlık” ibaresi “Başkanlık” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>e) Altıncı Kısmının başlığında ve bu Kısmın İkinci Bölümünün başlığında yer alan “Yetkisi” ibareleri “ve Başkanlığın Yetkileri” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>f) 60 ıncı maddesinin onuncu fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>g) 64 üncü maddesinin birinci fıkrasına “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Başkanlık” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>(4) 12/3/2025 tarihli ve 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanununun;</p>

<p>a) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“i) Kanunlarla yetkili kılınan kurumlarca yasal dinleme ve müdahalenin yapılmasına teknik olanak sağlamak ve bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmak.”</p>

<p>b) 16 ncı maddesinin onuncu fıkrasına “(b)” ibaresinden önce gelmek üzere “(a),” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>(5) 22/4/2026 tarihli ve 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun;</p>

<p>a) 22 nci maddesinde yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde ve “Kuruma” ibaresi “Başkanlığa” şeklinde,</p>

<p>b) 23 üncü maddesinde yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde, “Kuruma” ibareleri “Başkanlığa” şeklinde,</p>

<p>değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 35 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ile il ve bölge müdürü kadro veya pozisyonları” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye 28 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“İdari para cezaları</p>

<p>MADDE 28/A- (1) Ulaştırma hizmetleri düzenleme alanıyla ilgili olarak;</p>

<p>a) Karayolunda taşınması yasak tehlikeli maddelerin taşınması durumunda; bu taşımacılık faaliyetinde yer alan gerçek ve tüzel kişilerin her birine 50.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar, demiryolunda taşınması yasak tehlikeli maddelerin taşınması durumunda; taşıyan, gönderen ve demiryolu tesislerinde depolayanlara, tren ve vagonlarla ilgili Türk boğazlar bölgesindeki asma köprüler ve tüp geçitlerden geçişlere ilişkin yasak ve kısıtlamalara uymayanlara 500.000 Türk lirasından 10.000.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>b) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca belirlenen alanlarda tehlikeli madde güvenlik danışmanlık hizmeti almayanlara 18.000 Türk lirasından 360.000 Türk lirasına kadar, bu hizmetin verilmesiyle ilgili Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar ile asgari hizmet bedel tarifesine uymayanlara 10.000 Türk lirasından 200.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>c) Karayolu ve demiryoluyla yapılan tehlikeli madde taşımacılığında; tasarım/tip onayı, tip test, belgelendirme, uygunluk değerlendirme, işaretleme, etiketleme, muayene ile ilgili gerekli şartları sağlamayan ambalaj, kap, ekipman, yük taşıma birimleri ve araçları taşımacılık faaliyetinde kullanan ve yönetmelik ile belirlenen kurallara ve yükümlülüklere uymayanlara karayolu taşımacılığı alanında; taşıt sürücüsüne ve taşıtta bulunan diğer görevlilere her bir aykırılık için 500 Türk lirasından 10.000 Türk lirasına kadar, bu taşımacılık faaliyetinde yer alan alıcı, boşaltan, gönderen, taşımacı, paketleyen, yükleyen, dolduran, tank-konteyner/portatif tank işletmecisi, kıyı tesisi işleticisine her bir aykırılık için 4.500 Türk lirasından 90.000 Türk lirasına kadar, demiryolu taşımacılığı alanında; tren personeli/makiniste her bir aykırılık için 1.500 Türk lirasından 30.000 Türk lirasına kadar, bu taşımacılık faaliyetinde yer alan alıcı, boşaltan, gönderen, paketleyen, yükleyen, taşımacı, dolduran, tank-konteyner/portatif tank işletmecisi, sarnıç vagon sahibi/kullanıcısı, tank vagon işletmecisi, demiryolu altyapı yöneticisi/işletmecisine her bir aykırılık için 8.500 Türk lirasından 180.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ç) Karayolu ve demiryoluyla yapılan tehlikeli madde taşımacılığı alanında yönetmelik ile belirlenen usul ve esaslara uymayan Bakanlıkça yetkilendirilen kuruluş ve muayene merkezi işleticilerine 10.000 Türk lirasından 200.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>d) Demiryoluyla tehlikeli madde taşımacılığının güvenli ve emniyetli bir şekilde yapılması amacı gözetilerek Bakanlıkça belirlenen alanlarda acil eylem planı hazırlamayan ve bu eylem planı ile ilgili zorunlulukları yerine getirmeyenlere 8.500 Türk lirasından 170.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>e) Karayolu ve demiryoluyla tehlikeli madde taşımacılığı alanında raporlama, güvenlik planı, bildirim ve kayıtların tutulmasına ilişkin zorunlulukları yerine getirmeyenler ile tehlikeli madde taşımacılığı sürecinde görev alan kişilerin eğitimine ilişkin Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayanlara her bir aykırılık için 5.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>f) Karayolu ve demiryoluyla tehlikeli madde taşımacılığı alanında faaliyet belgesinde yer alan faaliyet konuları ile ilgili yükümlülüklerine ait iş ve işlemlere ilişkin dokümantasyon zorunluluklar ile ilgili Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayan işletme ve tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı hizmeti verenlere her bir aykırılık için 3.000 Türk lirasından 60.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>g) Bozulabilir gıda taşımacılığı ile ilgili uluslararası anlaşma/sözleşmelerde tanımlanan ve yönetmelik ile belirlenen yükümlülükleri ve sorumlulukları kapsamında tasarım/tip onayı, tip test, belgelendirme, uygunluk değerlendirme, işaretleme, etiketleme, muayene ile ilgili gerekli şartları sağlamayan ekipman ve araçlar ile yapılan taşımacılık faaliyetine dahil olan taraflara, araç ve ekipman imalatçıları ile bozulabilir gıda taşımacılığı ekipmanlarına ilişkin tip test, muayene/onay kuruluşu olarak yetkilendirilenlere her bir aykırılık için 10.000 Türk lirasından 200.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ğ) Demiryolu emniyetinin teminine ve sürdürülmesine ilişkin yönetmelik ile belirlenen, demiryolu araçlarının ve altyapısının teknik uygunluğunu sağlamayan, bunların bakım, onarım ve muayene faaliyetleri ile emniyetli işletilebilirliğini korumayan, tren makinistliği ve emniyet kritik görevler ile bunların mesleki yeterlilikleri, eğitim ve sınav faaliyetleri, demiryolu uygunluk değerlendirme faaliyetleri ve demiryolu emniyet yönetim sistemi ile ilgili yükümlülükleri, sorumlulukları ve şartları yerine getirmeyen; araç üreticilerine 250.000 Türk lirasından 5.000.000 Türk lirasına kadar, demiryolu işletmecilerine, araçların bakım, onarım ve muayene faaliyetlerini yürütenlere, araçların mülkiyet ve kullanım hakkı sahiplerine, demiryolu eğitim ve sınav merkezleri ile demiryolu uygunluk değerlendirme kuruluşlarına 85.000 Türk lirasından 1.700.000 Türk lirasına kadar, makinistlere ve emniyet kritik görevli personele 5.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>h) Demiryolu işletmecilerinin altyapı erişimine ilişkin ve demiryolunda seyahat eden yolcuların hakları ile ilgili yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar dahilindeki şart, yetki ve sorumluluklara aykırı davrananlara her bir ihlal için 9.000 Türk lirasından 180.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ı) İlgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, ulusal otorite olarak ulusal ve uluslararası karayolu taşımacılığı yapılan araçlarda kullanılan takograf sistemine ilişkin; ülkemizdeki koordinasyonun sağlanması, kart ve sertifikaların üretilmesi veya ürettirilmesi, kartların kişiselleştirilerek verilmesi veya verdirilmesi, kart ve takograf verilerinin toplanarak saklanacağı veri tabanları ile benzeri hususların uygulanmasına yönelik Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar dahilindeki faaliyetlerine ilişkin şart ve sorumluluklarına aykırı davrananlara 20.000 Türk lirasından 400.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>i) 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında, Bakanlıkça yetkilendirilen işletmecilerden; yönetmelikle belirlenen idari şartlara aykırı hareket edenlere 8.500 Türk lirasından 170.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>j) Türkiye sınırları dahilindeki iki nokta arasında yabancı plakalı taşıtlar ve Türkiye limanları arasında yabancı bayraklı gemiler ile taşımacılık faaliyetini organize eden taşıma işleri organizatörlerine 40.000 Türk lirasından 800.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>k) Taşıma senedi olmadan taşıma faaliyetini organize eden taşıma işleri organizatörlerine 3.500 Türk lirasından 70.000 Türk lirasına kadar, taşıma işleri organizatörlüğü faaliyetinin yerine getirilmesini engelleyenlere 20.000 Türk lirasından 400.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>1) Karayolu ve demiryolu taşımacılığı ile terminal işletmeciliği alanında uygun belge veya yetki belgesi almadan faaliyet gösterenlere 10.000 Türk lirasından 200.000 Türk lirasına kadar; bu faaliyetlere ilişkin yönetmelikle belirlenen diğer şart, yetki ve sorumluluklara aykırı davrananlara 5.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>m) Taşıma işleri organizatörlüğü ile karayolu ve demiryolu tehlikeli madde taşımacılığı alanında uygun belge, yetki/faaliyet belgesi, mesleki yeterlilik belgesi veya sertifika almadan faaliyet gösterenlere 3.000 Türk lirasından 60.000 Türk lirasına kadar, bu faaliyetlere ilişkin yönetmelikle belirlenen diğer şart, yetki ve sorumluluklara aykırı davrananlara 2.500 Türk lirasından 50.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>idari para cezası uygulanır.</p>

<p>(2) Deniz ve içsular ulaştırması alanında faaliyette bulunanlardan;</p>

<p>a) Deniz gözetim hizmetlerine ilişkin olarak bu hizmetleri vereceklerin yetkilendirilmesi, belgelendirilmesi, mesleki eğitim ve yeterlilik şartları, yetki belgesinin usulüne uygun kullanılması, zorunlu bildirimler gibi Bakanlıkça belirlenen esaslara uymayanlara 15.000 Türk lirasından 150.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>b) Gemilerin gemiadamları ile donatımına ilişkin asgari donatım belgesinde yer alan ya da ilgili mevzuatında belirlenen gemiadamı nitelik ve sayısında eksiklik bulunan gemiye her gemiadamı eksikliği için 250.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır.</p>

<p>c) Gemide bulunan gemiadamlarının nefeste saptanacak kan alkol seviyesi (BAC) %0,05 ya da 0,25 mg/ml oranından fazla olması halinde gemiadamına 50.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır.</p>

<p>ç) Gemiadamları ve kılavuz kaptanların Türk veya yabancı bayraklı gemilerdeki hizmetleri sırasında herhangi bir şekilde tespit veya rapor edilen mesleki yetersizlikleri, disiplinsizlikleri, denizcilik örf ve adetlerine, teamüllere, denizcilik terbiyesine ve çalışma disiplinine uygun olmayan davranışları ile görevi ihmalleri veya kasıtlı kötü davranışları, Bakanlık bünyesinde kurulan ve kuruluş ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenen Gemiadamları Disiplin Komisyonunca incelenir. Bu Komisyon tarafından gemiadamının işlediği kusurun ağırlık derecesi ile ihmal veya kasıt unsurlarının varlığına göre 5.000 Türk lirası ile 50.000 Türk lirası arasında idari para cezası uygulanır.</p>

<p>d) Gemi acenteleri ile acente personelinin hizmetleri sırasında herhangi bir şekilde tespit veya rapor edilen mesleki yetersizlikleri, disiplinsizlikleri, denizcilik örf ve adetleri ile mesleki teamüllere uygun olmayan işlemleri veya davranışları Bakanlık bünyesinde kurulan ve kuruluş ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenen Gemi Acenteleri Disiplin Komisyonunca incelenir. Bu Komisyon tarafından gemi acentesi veya personelinin ihlalinin ağırlık derecesi ile ihmal veya kasıt unsurlarının varlığına göre 20.000 Türk lirası ile 200.000 Türk lirası arasında idari para cezası uygulanır.</p>

<p>e) Tabii ve suni göller, baraj gölleri, dalyan ve nehirlerden oluşan içsularda çalışan gemi ve su araçlarına ilişkin olarak asgari gemiadamı sayısı, yük taşınmasına ilişkin emniyet kuralları, geminin veya su aracının asgari teknik şartları ve belgelendirilmelerine ilişkin Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayanlara 25.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Gemiyi sevk ve idare eden kaptana bu cezanın üçte biri ayrıca uygulanır.</p>

<p>f) İçsularda tehlikeli yükler, gerekli emniyet tedbirleri alınmak kaydıyla; üzerinde yolcu bulunmayan gemi ve su araçları ile taşınır. Bu hükme uymayanlara kusurun tekrarı dikkate alınarak 5.000 Türk lirasından 50.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>g) Gemi ve su araçlarında sac kalınlık ölçümü ve kamera ile su altı sörveyi yapılmasına ilişkin olarak bu hizmetleri vereceklerin yetkilendirilmesi, belgelendirilmesi, yetki belgesinin usulüne uygun kullanılması, zorunlu bildirimleri, sac kalınlık ölçümünün teknik şartları gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayanlara 100.000 Türk lirasından 600.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>ğ) Denizyoluyla taşınmak üzere gemilere yüklenecek dolu konteynerlerin brüt ağırlıklarının belirlenmesine ilişkin bu hizmeti vereceklerin yetkilendirilmesi, belgelendirilmesi, yetki belgesinin usulüne uygun kullanılması, zorunlu bildirimler, ölçüm ve ölçülen konteynerin gemiye yüklenme şartları, kayıtların saklanması, tavan ücretler, bu ücretler üzerinden Bakanlık Döner Sermaye İşletmesine ödenecek tutarlar gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayanlara 30.000 Türk lirasından 120.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>h) Denizyoluyla taşınan tehlikeli yüklerle veya yükleme emniyetiyle ilgili faaliyetlerde bulunulan kuruluş ve kıyı tesisinde görev alan kişilere eğitim verecek firmalar ve bu firmalarda bu eğitimleri vermek üzere istihdam edilecek eğiticiler Bakanlıkça yetkilendirilir. Bu firmaların yetkilendirilmeleri, eğiticilerin yeterliliği, eğitim yerleri, eğitim müfredatı, eğitim dokümanları ve materyali, devam zorunlulukları ve bildirim zorunlulukları gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen esaslara uymayanlara 10.000 Türk lirasından 30.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>ı) Kruvaziyer gemiler dışında Türk veya yabancı bayraklı, 2634 sayılı Kanunda tanımlanan deniz turizmi araçlarının seyir izin belgesi alma zorunluluğu bulunmasına rağmen seyir izin belgesi almaksızın yurda usulsüz giriş/çıkış yapması, 2634 sayılı Kanunun 28 inci maddesine aykırı olarak Türkiye’ye giriş ve çıkış işlemlerini deniz hudut kapılarında yaptırmadan yurda usulsüz giriş ve çıkış yapması, usulüne uygun giriş çıkış yapmış olsa dahi aldığı seyir izin belgesindeki bilgiler değiştiği halde değişikliği bildirmemesi hallerinde tam boyu 10 metreden küçük gemiler için metresi başına 100 Türk lirası, 10 metre ile 25 metre arası gemiler için metresi başına 500 Türk lirası ve 25 metre ve daha büyük gemiler için metresi başına 1.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır.</p>

<p>i) En az iki kıyı tesisi arasındaki hatlarda, düzenli sefer yapmak amacıyla taşımacılık faaliyetinde bulunan gerçek veya tüzel kişi işletmecilere Bakanlıkça verilecek hat izni ve düzenli seferlere ilişkin olarak izin şartları, zorunlu bildirimleri, taşıdıkları yolcuların adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, yabancılar için pasaport numarası veya yabancı kimlik numarası ve varsa engel durumu ile araçlara ilişkin araç ve araç içi yük miktarı verilerinin bildirimi, gemilerin tabi olduğu asgari teknik gereklilikleri gibi Bakanlıkça belirlenecek esaslara uymayanlara 10.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar, geminin groston başına hesaplanması gereken durumlarda groston başına 60 Türk lirasından 200 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>j) Gemi acenteliği hizmetlerine ilişkin olarak gemi acenteliği hizmet şartları, yetkilendirilmeleri, belgelendirilmeleri, mesleki eğitim ve yeterlilikler, zorunlu bildirimler ve gemiye ilişkin beyanlar, yetki belgelerinin kullanılma usulleri, ücret tarifelerine uygun işlem yapılması gibi Bakanlıkça belirlenen esaslara uymayanlara 10.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır. 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (p) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığınca yayımlanan acentelik hizmet tarifelerine uymayanlara 100.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>k) Ticari amaç olmaksızın münhasıran gezi, eğlence, spor ve amatör balıkçılık gibi faaliyetlerde kullanılan, ulusal standarda göre ölçüldüğünde gövde boyu (LH) 2,5 metre (dâhil) ile 24 metre (dâhil) arasında olan özel teknelerin ve yat tipinde inşa edilmiş, kamarası, tuvaleti, lavabosu, mutfağı olan, özel olarak kullanılan, gezi ve spor amacıyla yararlanılan ve ulusal standarda göre ölçüldüğünde gövde boyu (LH) 24 metreden büyük olan gemilerin asgari teknik şartları ve bunları kullanacak kişilerin yeterliklerine ilişkin olarak Bakanlıkça belirlenen esaslara uymayanlara her bir metre için 1.000 Türk lirasından 2.500 Türk lirasına kadar olmak üzere tekne tam boyu üzerinden hesaplanarak idari para cezası uygulanır.</p>

<p>1) 6/3/1980 tarihli ve 8/522 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile taraf olunan Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesinin (SOLAS) Bölüm XI/2 Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu kapsamındaki gemiler ile kıyı tesislerinden, bu Kodun uygulama hükümlerini ihlal ettiği tespit edilenlere 100.000 Türk lirasından 500.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>m) Yeşil Liman Sertifikası almak zorunda olmasına rağmen başvuru yapmayan yahut başvurusu reddedilen ve istisna belgesi olmayan kıyı tesislerine zorunluluğun başladığı tarihten itibaren yanaşan her bir geminin kıyı tesisinde bulunduğu saat başına 5.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır, bir saatten kısa süreler bir saate tamamlanır. Bir kıyı tesisine bir takvim yılı içinde uygulanacak idari para cezası tutarı 10.000.000 Türk lirasından fazla olamaz.</p>

<p>n) Türk bayraklı gemilerin belgelendirilmesi işlemlerini Bakanlık adına yürütecek yetkilendirilmiş kuruluşlar ve SOLAS Bölüm XI/2 kapsamında gemilerin güvenliğine ilişkin belgelendirme işlemlerini yürüten tanınmış güvenlik kuruluşları ile ilgili olarak yetkilendirilmeleri, belgelendirilmeleri, bölge/merkez ofisi, personel ve yöneticilerine ilişkin asgari şartlar, kalite yönetim sistemleri, yetki belgesinin usulüne uygun kullanılması, zorunlu bildirimler gibi Bakanlıkça belirlenen esaslara uymayanlara 250.000 Türk lirasından 500.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>o) 43 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen Yönetmeliğe aykırı olacak şekilde bağlama kütüğü kayıt zorunluluklarına uymayan, geçerli bağlama kütüğü ruhsatnamesi olmayan, bağlama kütüğü kayıtlarında yapılması gereken değişiklikleri bildirmeyen, adı ve bağlama limanını mevzuata uygun şekilde markalamayan, bağlama kütüğü ruhsatnamesinin aslını veya elektronik nüshasını ibraz edemeyen, Türk bayrağı çekme yükümlülüğüne uymayan gemi, deniz ve içsu araçlarının ilgisine göre malik veya işletenlerine 5.000 Türk lirasından 50.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır. İdari para cezası geçerli bağlama kütüğü ruhsatnamesi olmaması nedeniyle uygulanıyorsa, verilen idari para cezasına ilave olarak bağlama kütüğü ruhsatnamesinin düzenlenmesi veya yenilenmesi gereken tarihten itibaren gecikilen her ay için 1.000 Türk lirasından 10.000 Türk lirasına kadar idari para cezası eklenir. Geç kalınan süre içinde bir aydan az olan günler bir aya tamamlanır.</p>

<p>(3) Tersaneler ve kıyı yapıları alanında faaliyette bulunanlara ilişkin olarak;</p>

<p>a) Tersane, tekne imal ve çekek yerleri ile bu tesislerde gerçekleştirilecek faaliyetlere ilişkin olarak, işletme izninin esasları, bu tesislerin teknik ve personeline ilişkin yeterlilikleri, yükümlülükleri ve bildirim zorunlulukları gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edilmesi veya izinsiz yahut izin kapsamı dışında faaliyet gerçekleştirilmesi halinde 60.000 Türk lirasından 600.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>b) Tersane, tekne imal ve çekek yerlerinde izin belgesi olmaksızın faaliyet gösteren tesis işleticisine 165.000 Türk lirasından 950.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>c) Gemi geri dönüşüm tesisleri ile bu tesislerde gerçekleştirilecek faaliyetlere ilişkin olarak, yetkilendirme esasları, bu tesislerin teknik ve personeline ilişkin yeterlilikleri, yükümlülükleri ve bildirim zorunlulukları gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edilmesi veya izinsiz yahut izin kapsamı dışında faaliyet gerçekleştirilmesi halinde 100.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ç) Deniz ve içsularda gerçekleştirilecek tarama faaliyetlerine ilişkin olarak yetkilendirilme, belgelendirilme, personele ilişkin yeterlikler, tarama izinleri, bildirim zorunlulukları, taramanın emniyetli yürütülmesi gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edilmesi veya izinsiz yahut izin kapsamı dışında faaliyet gerçekleştirilmesi halinde 850.000 Türk lirasından 8.250.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>d) Gemi ve su araçlarının inşa, tadilat, bakım ve onarımlarında Bakanlıkça belirlenen nitelik, yeterlik, denetim ve belgelendirmelere uygun davranılmaması, standartlara uygun üretim, denetim ve dokümantasyonun sağlanamaması halinde kusuruna göre ilgili tesis sahibine veya temsilcisine, gemi ve su aracı sahibine veya temsilcisine ve kontrol mühendisine 20.000 Türk lirasından 200.000 Türk lirasına kadar ve/veya gemi ve su araçlarında tam boy esas alınarak metre başına 500 Türk lirasından 5.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>e) Gemi ve su araçlarının inşa, tadilat, bakım ve onarımlarında Bakanlıkça belirlenen nitelik, yeterlik, denetim ve belgelendirmelere uygun davranılmaması, standartlara uygun üretim, denetim ve dokümantasyonun sağlanamaması halinde kusuruna göre klas kuruluşuna/yetkilendirilmiş klas kuruluşuna 50.000 Türk lirasından 250.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>f) Gemi ve su aracı inşa veya tadilat iznine tabi olup izin belgesi olmayan gemi ve su araçları ile gemi ve su aracı inşa veya tadilat iznine sahip olup tesis dışında işlem yapıldığı tespit edilen gemilerde tesis sahibine veya temsilcisine, gemi ve su aracı sahibine veya temsilcisine, klas kuruluşuna/yetkilendirilmiş klas kuruluşuna ve kontrol mühendisine gemi ve su araçlarında tam boy esas alınarak metre başına 5.000 Türk lirasından 50.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>g) Türk deniz yetki alanlarında veya içsularında bulunan gemi ve su araçlarının inşa, tadilat, bakım, onarım veya söküm işlemlerine başlamadan önce ve devamında yapılacak işlemler ile can, mal ve çevre güvenliği bakımından tesise yanaşma, tehlikeli mahallere emniyetli giriş ve bu mahallerde soğuk veya sıcak çalışma yapılabilmesi için ölçüm yapan ve yaptıranlara, belgelendirmeye esas görev ve sorumluluklarını yerine getirmemeleri ve uygun dokümantasyon ve saklama yükümlülüklerine uymamaları halinde 6.500 Türk lirasından 65.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ğ) Türk deniz yetki alanlarında veya içsularında bulunan gemi ve su araçlarının inşa, tadilat, bakım, onarım veya söküm işlemlerine başlamadan önce ve devamında yapılacak işlemler ile can, mal ve çevre güvenliği bakımından tesise yanaşma, tehlikeli mahallere emniyetli giriş ve bu mahallerde soğuk veya sıcak çalışma yapılabilmesi için yetki ve sorumluluklarını yerine getirmeyen gaz ölçüm uzmanlarına 65.000 Türk lirasından 130.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>h) 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamındaki ülkemiz deniz kıyılarında, sahil şeridinde, doldurma ve kurutma yolu ile kazanılan alan üzerinde bulunan liman, iskele, yanaşma yeri, balıkçı barınağı, yat limanı, barınma yeri, boru hattı ve şamandıra/platform sistemi gibi kıyı tesislerine; ticari amaçlı olarak gemilerin ve gemi niteliği taşımayan deniz araçlarının yanaşıp ayrılması, kıyı tesislerinde barınması, tahmil tahliye yapılması ve/veya yolcuların gemilere binmesi ya da gemiden indirilmesine ilişkin esaslar ile kıyı tesisi işletmecilerinin hizmet esasları ve deniz çevresinin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil müdahale yükümlülüklerine ilişkin esaslar Bakanlıkça belirlenir. Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edilmesi veya izinsiz yahut izin kapsamı dışında faaliyet gerçekleştirilmesi halinde 30.000 Türk lirasından 150.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ı) Gemilerin karinalarında kullanılan organik kirlenmeyi önleyici sistemleri ile gemilerin deniz suyu balast tankları, çift cidar alanları ile kargo tanklarının koruyucu kaplamalarının temel gereklerine yönelik Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayan, kusuruna göre, tesis sahibine ve/veya yetkilendirilmiş kuruluşa ve/veya gemi boya denetmenine 120.000 Türk lirasından 590.000 Türk lirasına kadar ve/veya gemi sahibine gemi ve su araçlarında tam boy esas alınarak metre başına 2.500 Türk lirasına kadar,</p>

<p>idari para cezası uygulanır.</p>

<p>(4) Bu madde kapsamında yapılacak denetimlerle ilgili görevli ve yetkililere istenen bilgi veya belgeleri ibraz etmeyenlere, taşıt/araç veya işletmede kontrol edilmesi gereken alanların denetlenmesine izin vermeyen veya mâni olanlara 50.000 Türk lirasından 500.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>(5) Sürücüsünün tabiiyetine bakılmaksızın yabancı plakalı karayolu taşıtları için bu madde kapsamında uygulanacak idari para cezalarına ilişkin, 28 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan usul ve esaslar uygulanır.</p>

<p>(6) Bu maddeye göre verilecek idari para cezalarını uygulamaya Ulaştırma ve Altyapı Bakanının yetkilendireceği Bakanlık personeli yetkilidir. Bu maddeye göre verilecek idari para cezalarına ilişkin 28 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi hükümleri ayrıca uygulanır.</p>

<p>(7) Bu madde kapsamında düzenlenecek idari para cezası karar tutanakları ile diğer tutanaklarda, görevli ve yetkili personelin personel tanıtım numarası açık kimliği yerine kullanılabilir.</p>

<p>(8) Bakanlık, yetki ve sorumluluk alanıyla ilgili faaliyet ve hizmetlere dair gerçek ve tüzel kişiler ile genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumlardan bilgi, belge, fatura (elektronik ortamda düzenlenenler dâhil) ve diğer mali belgeleri talep edebilir.</p>

<p>(9) Bakanlık, yetki ve sorumluluk alanıyla ilgili faaliyet ve hizmette bulunanlara dair denetim yapmak amacıyla gerekli görülen fiziki ve teknik altyapıyı kurar veya kurdurur.”</p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 28 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Döner sermaye işletmesi hesabına yatırılacak ücretler</p>

<p>MADDE 28/B- (1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca verilecek her türlü yetki belgesi, işletme ruhsatı, çalışma ruhsatı, lisans, imtiyaz hakkı belgesi, tahsis belgesi, tescil belgesi, izin belgesi, emniyet belgesi, taşıt belge ve kartları, geçiş belgeleri, yola elverişlilik sertifikası, denize elverişlilik sertifikası, gürültü sertifikası, her türlü mesleki yeterlik belgesi ve benzeri belgelerin ücretleri Bakanlık döner sermaye işletmesi muhasebe birimi hesaplarına yatırılır.</p>

<p>(2) Bakanlık hizmet birimlerince ücretli olarak verilecek her türlü teknik test, kontrol, rapor ve benzeri hizmetler, araştırma ve geliştirme hizmetleri, denizdibi tarama hizmetleri, her türlü gemi sörvey ve denetim hizmetleri, deniz emniyetine yönelik acil müdahale hizmetleri, müşavirlik hizmetleri ile mesleki ve teknik eğitim, kurs, seminer ve benzeri hizmetlerin ücretleri Bakanlık döner sermaye işletmesi muhasebe birimi hesaplarına yatırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>Bu Kanunun;</p>

<p>a) 9 uncu maddesi yayımını izleyen ay başında,</p>

<p>b) 11 inci maddesi 2026 yılı Mayıs ayı döneminden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>c) 15 inci maddesi 1/8/2026 tarihinde,</p>

<p>ç) 16 ncı maddesi 2026 yılı Temmuz ayı ödeme döneminden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>d) 17 nci maddesi 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine (özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemine) ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>e) 23 üncü maddesi 1/1/2026 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>f) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>Bu Kanunun;</p>

<p>a) 22 nci maddesini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,</p>

<p>b) Diğer maddelerini Cumhurbaşkanı,</p>

<p>yürütür.</p>

<p>30/7/2026</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-2-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-1</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="92597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YARGININ ETKİN VE VERİMLİ İŞLEMESİNE YÖNELİK BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31 Temmuz 2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>YARGININ ETKİN VE VERİMLİ İŞLEMESİNE YÖNELİK BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7589</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 16/7/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş ve yedinci fıkrasının (6), (8) ve (9) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanır.”</p>

<p>“6. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklının, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmesi hâlinde alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmayacağı, açık artırmalarda Hazinenin teminat göstermekten muaf olduğu.”</p>

<p>“8. Elektronik satış portalında verilecek tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda muhammen kıymetin yüzde yüzü, ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi gerektiği.</p>

<p>9. İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde, alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından mahsup edileceği, kalan miktarın icra dosyaları bakımından alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödeneceği; süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısının satış isteyen alacaklı olması durumunda, muhammen bedelin yüzde onunun kendi alacağından mahsup edileceği ve bu satış için yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılarak borçluya yüklenmeyeceği; ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde en yüksek teklifi verip de ihale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısından alınan teminatın kendisine iade edilmeyerek satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödeneceği, süresi içinde ihale bedelini yatırmayanın paydaş olması durumunda ise alınan teminatın tamamının diğer pay sahiplerine payları oranında ödeneceği; ayrıca en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında satışı yapan icra dairesince veya satış memurunca idari para cezası verileceği, verilen bu cezanın 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili için tahsil dairesine bildirileceği.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 55 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 55- Noterlik evrak ve defterleri mahkeme, sulh ceza hâkimliği ve Cumhuriyet başsavcılıklarınca veya resmî daireler tarafından yahut konusu da belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kimselerce incelenebilir.</p>

<p>Mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından, noterlik evrakının aslının istenmesi hâlinde ilgili noter, evrakın bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylar. Noter, onayladığı örneği aslının yerinde saklar ve evrakın aslını ilgili mercie gönderir.</p>

<p>Mahkeme, sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili kılınan resmî daire tarafından noterlik evrakının onaylı bir örneğinin istendiği durumlarda, noter istenilen evrakın aslını elektronik ortamda taramak ve güvenli elektronik imzayla imzalamak suretiyle oluşturduğu onaylı örneği ilgili mercie elektronik ortamda gönderir. Elektronik ortamda gönderme imkânı bulunmayan durumlarda evrakın aslına uygunluğunu onaylayarak onaylı örneği ilgili mercie gönderir.</p>

<p>Bu madde uyarınca yapılan işlemler için yevmiye numarası verilmez. Posta masrafı ve 112 nci madde uyarınca düzenlenen tarifeyle belirlenen yol masrafı hariç olmak üzere harç, vergi, değerli kâğıt ücreti dâhil herhangi bir ücret alınmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun geçici 27 nci maddesinin onüçüncü fıkrasında yer alan “on yıl” ibaresi “on dört yıl” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin onyedinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Bu fıkra hükümleri, 23/7/2030 tarihine kadar uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “yirmibeşbin” ibaresi “dört yüz seksen altı bin” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“1. Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç, aşağıda sayılan davalar idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenir:</p>

<p>a) Konusu dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları.</p>

<p>b) İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar.</p>

<p>c) Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar.</p>

<p>d) Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar.</p>

<p>e) Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar.</p>

<p>f) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“3. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin yaptığı inceleme sonunda;</p>

<p>a) Kararı hukuka uygun bulursa,</p>

<p>b) Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararın gerekçesini değiştirerek,</p>

<p>c) Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak,</p>

<p>istinaf başvurusunun reddine karar verir.”</p>

<p>“5. Bölge idare mahkemesi;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>a) İlk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin verilen diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması,</p>

<p>b) Davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması,</p>

<p>c) Dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu karar verilmeksizin dava hakkında karar verilmesi,</p>

<p>d) Dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilerek karar verilmesi,</p>

<p>e) Talep hakkında karar verilmemesi yahut eksik hükümle karar verilmesi,</p>

<p>f) Keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği hâlde yaptırılmadan karar verilmesi,</p>

<p>g) Duruşma yapılması gerektiği hâlde duruşma yapılmadan karar verilmesi,</p>

<p>hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verir. Ancak bölge idare mahkemesi, (f) ve (g) bentlerindeki eksikliği kendisi gidererek karar verebilir. Bu fıkrada sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemez.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının başına “1.” ibaresi eklenmiş, (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“2. Birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Ancak, aşağıda sayılan dava ve işler bakımından kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verilmiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamaz:</p>

<p>a) İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar.</p>

<p>b) 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar.</p>

<p>c) 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar.</p>

<p>d) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulanmasından kaynaklanan davalar.</p>

<p>e) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar itibarıyla 45 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen parasal sınırı geçmeyen kararlar.</p>

<p>f) Sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>14/4/1982 tarihli ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“Atama ve görev süresi:</p>

<p>MADDE 26- Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şarttır.</p>

<p>Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıldır. Yeni atanan veya görevlendirilenler göreve başlayıncaya kadar süresi dolanların görevi devam eder.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 10 uncu maddesine mevcut üçüncü, ondördüncü ve onbeşinci fıkralarından sonra gelmek üzere sırasıyla aşağıdaki fıkralar eklenmiş, maddenin mevcut onikinci fıkrasında yer alan “onaltıncı” ibaresi “ondokuzuncu” şeklinde ve mevcut onsekizinci fıkrasında yer alan “sözlü sınavlara ilişkin hususlar Türkiye Adalet Akademisince çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” ibaresi “sözlü sınavlara ilişkin diğer hususlar Türkiye Adalet Akademisince çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Adli yargı hâkim ve savcı yardımcıları ile idari yargı hâkim yardımcılarına ilgisine göre; Anayasa ve insan hakları hukuku, ceza hukuku, özel hukuk, idare hukuku, vergi hukuku ve usul hukuku alanları ile duruşma yönetimi, karar ve gerekçeli karar yazımı, adalet hizmetlerinin yönetimi ve denetimi, uluslararası kuruluşlar ve sözleşmeler, sık karşılaşılan davalar ve kişisel gelişim konularında eğitim verilir.”</p>

<p>“Yazılı sınavlarda eğitim verilen konulardan soru sorulur. Sınavlar, yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Mazereti sebebiyle yazılı sınavlara katılamayan hâkim ve savcı yardımcıları, mazeretlerinin ortadan kalktığı günden itibaren durumlarını en geç beş iş günü içinde Türkiye Adalet Akademisine bildirir. Yazılı sınav kurulunca mazereti haklı görülenlerin yazılı sınavı, Akademi tarafından belirlenen tarihte yapılır. Yazılı sınav sonuçları, yazılı sınav kurulunca tutanağa bağlanır ve Akademiye teslim edilir.”</p>

<p>“Sözlü sınavda hâkim ve savcı yardımcısının;</p>

<p>a) Eğitim konularına ilişkin mevzuat, içtihat ve uygulama bilgisi,</p>

<p>b) Mesleki yeterliliği, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yeteneği,</p>

<p>c) Özgüveni, temsil kabiliyeti ve davranışlarının mesleğe uygunluğu,</p>

<p>ç) Türkçeyi etkin bir şekilde kullanma becerisi ile genel kültür ve yetenek düzeyi,</p>

<p>değerlendirilir. Sözlü sınav, bu fıkrada belirtilen hususların her biri yirmibeşer puan üzerinden değerlendirilerek yapılır. Sözlü sınav kurulunun her bir üyesi tarafından verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Sözlü sınav puanı, üyelerin yüz üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasıdır. Sözlü sınav sonuçları, sözlü sınav kurulunca tutanağa bağlanır ve Akademiye teslim edilir. Mazereti sebebiyle sözlü sınava katılamayan hâkim ve savcı yardımcıları, mazeretlerinin ortadan kalktığı günden itibaren durumlarını en geç beş iş günü içinde Türkiye Adalet Akademisine bildirir. Sözlü sınav kurulunca mazereti haklı görülenlerin sözlü sınavı, Akademi tarafından belirlenen tarihte yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>2802 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasına (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğer bent buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“f) Mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak,”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 1- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 440 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine “talimat uyarınca,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>4721 sayılı Kanunun 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Satış, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamam olur; onamaya ilişkin kararın ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 80 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(2) İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilir ve bir örneği dosyasında delil olarak saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilir. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak saklanan bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde derhâl, diğer hallerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir. Bilgisi sisteme kaydedilen kişi bu süre içinde kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hâkim veya mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilir.”</p>

<p>“(3) Bu madde uyarınca sisteme kaydedilen bilgiler, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilir. Mahkeme veya hâkim kararlarına karşı itiraz yoluna; Cumhuriyet savcısının kararına karşı ise sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir.</p>

<p>(4) İnceleme sonuçlarının mahsus sistemde kaydedilmesi, saklanması ve imhası ile bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin beş ila ondördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.</p>

<p>(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;</p>

<p>a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,</p>

<p>b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,</p>

<p>c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,</p>

<p>gerekir.</p>

<p>(7) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.</p>

<p>(8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;</p>

<p>a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,</p>

<p>b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,</p>

<p>c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,</p>

<p>karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.</p>

<p>(9) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.</p>

<p>(10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.</p>

<p>(11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.</p>

<p>(12) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.</p>

<p>(13) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.</p>

<p>(14) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>5271 sayılı Kanunun 247 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(1) Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.”</p>

<p>“(4) İstem, sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.</p>

<p>Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>6100 sayılı Kanunun 109 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”</p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>6100 sayılı Kanunun 147 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>6100 sayılı Kanunun 149 uncu maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“(4) Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında, 154 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>6100 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“İlk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.”</p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>6100 sayılı Kanunun 168 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 168- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir.</p>

<p>(2) İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.”</p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>6100 sayılı Kanunun 362 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Bölge adliye mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki;</p>

<p>a) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen parasal sınırı geçmemesi halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.</p>

<p>b) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın, sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.”</p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.</p>

<p>(2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2576 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından uygulanır.</p>

<p>(3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında, bu Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler uygulanır.</p>

<p>(4) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2659 sayılı Kanunun mülga 26 ncı maddesinin yeniden düzenlenmesi suretiyle görev süresi belirlenen adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarından; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla dört yıl veya daha fazla süreyle görev yapmış olanların görevleri sona erer, dört yıldan daha az süreyle görev yapmış olanlar kalan süreyi tamamlar. Bu madde kapsamında görev süresi sona erenler, yerlerine atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevine devam eder.</p>

<p>(5) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 4721 sayılı Kanunun 440 ıncı ve 444 üncü maddelerinde yapılan değişiklikler, açık artırma suretiyle satışına karar verilip de bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.</p>

<p>(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.</p>

<p>(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır.</p>

<p>(8) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce teslim edilmiş olan dosyalar hakkında önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.</p>

<p>(9) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.</p>

<p>(10) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.</p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) Bu Kanunun;</p>

<p>a) 3 üncü maddesi 23/7/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>b) 11 inci, 12 nci ve 22 nci maddeleri yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra,</p>

<p>c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="34107"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayburt Barosu 'Akran Zorbalığı Kanun Çalışması']]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bayburt-barosu-akran-zorbaligi-kanun-calismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bayburt-barosu-akran-zorbaligi-kanun-calismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayburt Barosu'nun 'Akran Zorbalığı Kanun Çalışması'nda hukuk sisteminde baştan aşağı sistem değişikliği ve yenilik getiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayburt Barosu tarafından hazırlanan 'Akran Zorbalığı Kanun Çalışması', Adalet Bakanlığı Adli Destek Mağdur Hizmetleri, Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve TBMM İnsan Hakları Komisyonuna iletildi.</p>

<p><i>İlgili çalışma ve detaylar şöyle;</i></p>

<p><strong>1. Akran Zorbalığı TCK’ya suç tipi olarak işlenmiştir.</strong></p>

<p>TCK ve ÇKK'da çocuk yargılaması denilince ya yetişkin bireyin çocuğa yönelik davranışları yada çocuğun yetişkine yönelik davranışı anılır. Düzenleme, yenilik olarak çocuklar arası ceza hukuku başlığını getirmiştir. Buna göre bir çocuğun başka bir çocuğa yönelik zorbalamak amacıyla üstünlük kurarak diğer çocuğun yaşam ve beden bütünlüğünü ihlal ettiğinde Akran Zorbalığı suçunu işlemiş olacaktır. Mevcut ceza hukuku sistematiğinde her fiil yönünden örneğin tehdit, yaralama veya özel hayatın gizliliği gibi suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmaktaydı.</p>

<p><strong>2. Diğer bir yenilik ise Yapay Zeka aracılığı ile işlenen suçlar ilk defa ceza kanununda yer alabilecektir.</strong></p>

<p><strong>3. Özel gereksinimli çocuklar ilk defa ceza kanununda açıkça karşılık bulmuştur.</strong></p>

<p>Türk Hukuku sisteminde eğitim mevzuatı içinde yer almakta ancak ceza hukukunda doğrudan korunan statüsünde değillerdir. Belli suç tiplerinde yetişkinleri de kapsayan genel engellilik hali "beden bakımından kendisini savunamayacak" kişi olarak anılır. Düzenlemede ilk defa bu çocuklar ceza kanununda açıkça karşılık bulmuştur. Hatta bu yeniliğin ötesinde tehlikeye açık olan kaynaştırma öğrencileri de özel korunan çocuk kavramına girmiştir.</p>

<p><strong>4. Düzenleme ile etkin pişmanlık hali getirilmiştir:</strong></p>

<p>Ceza yargılamaları her zaman hızlı sonuç vermeyebilir ancak mağdur çocukta adil bir tatmin duygusu yaşatılmalıdır. Suça sürüklenen çocuğun soruşturma başlamadan önce kendi isteği ile olayın niteliğini ve olaya karışan çocukları kendi isteği ile bildirdiğinde ceza indirimi alacaktır. Bu sayede suça sürüklenen çocukta vicdan muhasebesi hedeflenmiş bunun karşılığında da mağdur çocuğa haklılık tatmini sağlanmıştır.</p>

<p><strong>5. Suçtan mağdur olan çocuk fiil nedeniyle yatılı tedavi tedavi görmüş ise nitelikli hal kapsamında sayılacaktır.</strong></p>

<p>Ülkede meydana gelen zorbalık fiilleri zorbalık seviyesi ile gündeme oturduğu kadar mağdur çocuğun sistematik eziyet fiilleri sonucunda ağır travma veyahut yatılı tedavi görmesine yol açabilmektedir. Ceza Hukukunda fiil karşılığı orantılı ceza verileceği belirtilir. Ceza adaletinde eylemin ağırlığı ile mağdurun suçtan daha ağır etkilendiği halde ekstra özel koruma yükümlülüğü getirmektir. Mağdur çocuğa eziyet niteliğinde ağır akran zorbalığı uygulanmış ise artık nitelikli hal sayılacaktır.</p>

<p><strong>6. SSÇ’lere Adli Destek Hizmeti ile diversiyon uygulaması getirilmiştir.</strong></p>

<p>Ülke gündeminde suça sürüklenen çocukların tekrar tekrar suç işleyebildiği yer almaktadır. Mevcut Ceza Hukuku sistemi fiil ile bağlı olarak ceza veya beraat kararı ile işlerken artık düzenleme ile ceza yargısına giren çocuğun tekrar suça karışmasını engellemek amacıyla kırılgan gruba alınıp koruma güvenlik tedbirleri alınabilecektir. Bu sayede suça sürüklenen çocukların tekrar hukuk sistemine girmesini engellemeyi hedefler. Evrensel hukuk sisteminde diversiyon kavramı yer alsa da Türk uygulamasında karşılığı pek fazla bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>7. Okullara özgü ihbar sistemi ve TCK’da eğitim kurumu düzenlenmesi</strong></p>

<p>Düzenlemede başka bir yenilik ise okullarda işlenen suçların denetim ve tespitine ilişkin eğitim kurumlarında ihbar sistemi getirmektedir. Yine aynı kapsamda TCK'nın tanım içerisine Eğitim Kurumu eklenmiştir. Bu sayede okul tanımından öte çocukların Anayasal Eğitim Hakkı kapsamında eğitim ortamlarında işlenen suç olarak yeni başlık ortaya çıkmıştır. Netice itibari ile bildirimin geç yapılması sonucunda mağdur çocuğun koruma tedbirlerinden ve devlet güvencesinden zamanında yararlanamadığı bu suretle mağduriyetin arttığı tespit edilirse nitelikli hal kapsamında yer alacaktır.</p>

<p><strong>8. TCK’ya yeni suç tipi eklenmiştir: Şikayet ve İhbar hakkının engellenmesi</strong></p>

<p>Uygulamanın diğer bir sorunu ise gerek şüpheli sanık tarafın mağdur üzerinde şikayetten vazgeçirmeye yönelik baskı sonucu mağdurların mahkemeye erişiminin engellenmesidir. Yenilik olarak düzenleme ile şikayet veya ihbar hakkının engellenmesi artık suç tiplerinden sayılmıştır. Akran Zorbalığı suçu neticesinde mağdur aileye veya mağdur çocuğa yönelik ihbar veya şikayetin yapılmasını engellemeye çalışmak, yapılmış olan şikayetten üstü kapalı biçimde vazgeçirmeye çalışmak ağırlaştırıcı hal kapsamında ele alınmıştır.</p>

<p><strong>9. Çocuk Koruma Kanunu’nda Akran Zorbalığına ilişkin önleyici koruyucu tedbirler ile idari sistemde bütünlük sağlanmıştır.</strong></p>

<p>Düzenlemenin en can alıcı kısmı ise Çocuk Koruma Kanunu'na idari olarak akran zorbalığına ilişkin önleyici koruyucu destekleyici tedbirler işlenmiştir. Düzenlenen madde ile okul rehberlik servislerine özerk yetkiler verilerek tüm çocukların yakından birebir takibi yapılacaktır. Okul rehberlik servisleri her çocuğun özelinde "Bireysel İhtiyaç Planı" çıkartacak; okul idaresi okul aile birliği ve aile ile işbirliği yapılarak daha suç işlenmeden önlem alınmasını sağlayacaktır. Ülkede okul içi öğretmene şiddet olduğu aşikardır. Kahramanmaraş olayında yaşandığı gibi artık çocuğun özel eğitime ihtiyacı olduğu RAM'a yönlendirilerek destek hizmetlerine ihtiyacı olduğu anlaşıldığında bireysel ihtiyaç planında bu husus yazılacak ve aile plan doğrultusunda korunmaya muhtaç çocuğu RAM'a yönlendirecektir. Öncelik okul aile birliğinin koordinatör olarak aile ile iş birliğini sağlamasıdır. Belli saiklerle ailenin işbirliğine yanaşmaması fiziki direnç göstermesi halinde kamu görevlisine karşı mukavemet hükümleri uygulanacaktır. Öte yandan okul rehberlik servisi bireysel ihtiyaç planının sağlıklı işlemediğini çocuğun mağduriyetinin devam ettiğini tespit ettiğinde aile sosyal hizmetlere bildirebileceği gibi acil hallerde doğrudan hakim tarafından ek koruma tedbiri talep edebilecektir. Bütün bunlar yapılırken diğer yandan çocukların özel durumları gizli tutulacak arşiv araştırmasına konu edilemeyecek ve çocuğun ileriki yaşamında aleyhine kullanılamayacağına ilişkin yasaklayıcı hükümler de yer almıştır.</p>

<p><strong>10. Baroların çocuk yargılamalarında etkinliği arttırılıyor.</strong></p>

<p>Son olarak aile sosyal müdürlüğü çocuk adına yargılamalarda taraf olabildiği gibi artık olayın meydana geldiği yerin barosu ile sınırlandırılarak baroların çocuk hak ihlallerinde çocuğun üstün yararı ilkesince şikayetçi olmak davaya katılmak gibi çocuğu temsil işlemlerini baro sıfatıyla sağlayabilecektir. Bu düzenleme öncesinde Çocuk Koruma Kanunu Yönetmeliğinin 16. Maddesinde yasal düzenleme zaten mevcuttur. Çocuk ile ilgili işlemlerde baroya bildirileceği yer almakta ancak uygulamada bazı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Artık kanuni düzenleme ile ihbar edilen baro çocuğun lehine ve üstün yararına göre hem yargı sisteminde hem de idari işlemlerde talepte bulunabilecektir. Tüm bu iş ve işlemleri yaparken baro kamu hizmeti sıfatıyla hareket ettiği için herhangi bir vekalet ücretine de hükmedilmeyeceği düzenlemeye işlenmiştir.</p>

<p>--</p>

<h3><strong>5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU’NDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ</strong></h3>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na aşağıdaki madde eklenmiştir:</p>

<p><strong>"AKRAN ZORBALIĞI</strong></p>

<p>MADDE 96/A — (1) Suça sürüklenen çocuğun; bir başka çocuğa karşı güç dengesizliğinden faydalanarak özel ya da kamusal alanda fiziksel, sözlü, cinsel veya ekonomik varlığına zarar vermek ya da zarar verme tehlikesi oluşturacak biçimde, yüz yüze veya iletişim araçları kullanılarak, sürekli ya da tekrarlanan şekillerde fiziksel, sözel, psikolojik veya sosyal acı çektirmek amacıyla fiziksel müdahalede bulunması, küçük düşürücü, aşağılayıcı veya alaycı söz ve davranışlarda bulunması hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına; ayrıca çocuklara özgü güvenlik tedbirine hükmolunur.</p>

<p>a) Akran zorbalığı suçunun yapay zeka ya da bilişim sistemleri kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu bent kapsamındaki suçun, mağdurun özel hayatına ait içeriklerin üretimi, değiştirilmesi veya yayılması suretiyle işlenmesi hâlinde ceza üçte bir oranında artırılır.</p>

<p>b) Suçun birden fazla çocuk tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza, her suça sürüklenen çocuk yönünden ayrı ayrı bir kat artırılır</p>

<p>c)Suçun işlenmesinde silahtan sayılan cisim kullanılması veya suçun işlenmesi sırasında görüntü ya da ses kaydı alınması veya mağdurun özel hayatına ilişkin görüntü, ses yahut bu mahiyetteki içeriklerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi hâllerinde verilecek ceza bir kat artırılır. Ayrıca suçta kullanılan eşya hakkında müsadere hükümleri uygulanır.</p>

<p>(2) Suçun mağdurunun engelli, <strong><i>özel eğitim ihtiyacı olan</i></strong> veya kaynaştırma eğitimine tabi bir çocuk olması hâlinde, birinci fıkraya göre verilecek cezanın alt sınırı iki yıl olarak uygulanır; birinci fıkrada yer alan nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda bu alt sınır esas alınarak artırıma gidilir.</p>

<p>(3) Suça fiziki biçimde iştirak etmek suretiyle suça sürüklenen çocuğun; soruşturmaya başlanmadan önce, kendi isteğiyle durumu yetkili makamlara bildirerek fiilin ortaya çıkmasına ve suça karışan diğer çocukların belirlenmesine elverişli bilgi ve beyanlarda bulunması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmünün uygulanabilmesi için, mağdurun suç nedeniyle maddi zarara uğramış olması hâlinde, bu zararın suça sürüklenen çocuk yada iştirak edenlerin zararı aynen gidermesi veya tazmin etmesi esastır.</p>

<p>a. Suçun işlenmesine <strong>fiziki biçimde iştirak etmeyip</strong> yalnızca işlenen suça <strong>sessiz kalarak</strong> veya <strong>gruba uyma</strong> biçiminde eylemin sürmesine katkıda bulunan suça sürüklenen çocuğun; <strong>kovuşturma aşamasında</strong>, gerçeğin ortaya çıkmasına ve suça karışan diğer çocukların belirlenmesine elverişli olacak şekilde samimi beyanda bulunması hâlinde, mahkemece olayın özellikleri ve mağdurun yaşadığı fiilin ağırlığı gözetilerek, bu çocuk hakkında verilecek cezanın yarısından dörtte üçe kadar indirim yapılabilir. Mağdurun maddi zararının diğer suça sürüklenen çocuklar tarafından giderilmiş olması hâlinde, bu fıkra kapsamında bulunan çocuk yönünden ayrıca zararın giderilip giderilmediğine bakılmaz.</p>

<p>(4) Suç sonucunda, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili ihtisas kurullarınca düzenlenecek raporla mağdurun ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğunun tespiti hâlinde, faile üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Mağdurun ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğu tespit edilememekle birlikte, suçun etkisiyle ortaya çıkan ruhsal bozulma nedeniyle yatılı tedavi görmesinin gerektiğinin aynı nitelikteki raporla tespiti hâlinde, faile iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.</p>

<p><strong>TCK M. 51/8’ VE M. 31/4’ E EKLENMESİ ÖNERİLEN CÜMLE:</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir:</p>

<p>"(8) Akran Zorbalığı bakımından Failin çocuk olması durumunda infaz edilmiş ceza hakkında infaz hakimliğince sabıka kaydı silinmesine karar verilebilir ancak 18 yaşına kadar adli destek mağdur hizmetleri müdürlüğünce takip edilir. Müdürlük, çocukların yeniden suça karışmasını önlemek amacıyla mahkeme kararı olmaksızın her zaman kırılgan gruba alabilir."</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> 5237 sayılı Kanunun 278 ve 279 maddelerinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir:</p>

<p>“İlgilinin, işlenen fiili kurum içi amirine bildirmesi ceza sorumluluğunu kaldırmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na aşağıdaki madde eklenmiştir:</p>

<p><strong>EĞİTİM KURUMLARININ SUÇU BİLDİRMEMESİ</strong></p>

<p>MADDE 279/A - (1) İlgili eğitim kurumu içerisinde veyahut kurum dışında eğitime ara verilme zamanı da dahil işlenmiş veya devam eden bir olay derhal çocuk şube müdürlüğüne veya çocuk savcılığına bildirilir. Bildirimde bulunmayı ihmal eden kurum görevlisi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İlgili kurum amiri, bilgisi olduğu olay hakkında suç oluşup oluşmadığına yönelik araştırma yapamaz; suçun oluşmadığı saikiyle bildirimde bulunmaktan imtina edemez.</p>

<p>(2) Kurum içi çalışanın, olayı amirine veya bağlantılı kuruma bildirmesi ceza sorumluluğunu kaldırmaz.</p>

<p>(3) Bildirim yükümlülüğü bakımından kurumun özel veya devlet kurumu olması arasında fark yoktur.</p>

<p>(4) Bildirimin hiç yapılmaması veya gecikmeli yapılması sebebiyle çocuğun, korunma tedbirlerinden zamanında yararlanamadığının anlaşılması hâlinde verilecek ceza, bir kat artırılır.</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6. Maddesinin 1. Fıkrasına aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>(K) Eğitim kurumu deyiminden; okul öncesi eğitim, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim, özel eğitim okulları, özel öğretim kurumları, özel öğretim kursları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, mesleki eğitim merkezleri, hizmet içi eğitim merkezleri, uzaktan öğretim yapan kurslar, sosyal etkinlik merkezleri, motorlu taşıt sürücüleri kursları, yurtlar, pansiyonlar ve çocukların eğitim veya barınma amacıyla düzenli olarak bulunduğu benzeri kurumlar anlaşılır.</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na aşağıdaki madde eklenmiştir:</p>

<p><strong>ŞİKAYET VEYA İHBAR HAKKININ ENGELLENMESİ</strong></p>

<p><strong>MADDE 281/A-</strong></p>

<p>(1) Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, şikâyet, ihbar veya bildirim hakkına sahip olan kişi üzerinde, şikâyet, ihbar veya bildirimden vazgeçirmeye yönelik olarak baskı yapan, menfaat teklif eden, telkinde bulunan veya yıldırıcı davranışlarda bulunan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>

<p>(2) Fiilin kurum amiri tarafından astına karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>

<p>(3) Fiilin eğitim kurumu içerisinde, ihbar edilmesi gereken bir olay hakkında mağdur çocuğu, kanuni temsilcisini, tanık konumundaki personeli veya diğer ilgilileri şikâyetten ya da bildirimden vazgeçirmeye yönelik olarak kurum amiri tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza iki<strong> </strong>yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır.</p>

<p><strong>MADDE 7</strong>- 5395 Sayılı Kanuna aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p><strong>Madde 5/A- Akran zorbalığına ilişkin koruyucu ve destekleyici tedbirler</strong></p>

<p>(1) Akran zorbalığının önlenmesi, erken tespiti ve etkilerinin giderilmesi amacıyla, okul rehberlik servisi tarafından her çocuk yönünden bireysel ihtiyaç planı hazırlanır. Bu plan, çocuğun gelişim özellikleri, eğitim ortamındaki risk faktörleri, mağduriyet ihtimali, destek ihtiyacı ve gerekli koruyucu, önleyici ve yönlendirici tedbirleri içerir.</p>

<p>(2) Rehberlik servisince hazırlanan bireysel ihtiyaç planı, veliye ve okul yönetimine yazılı olarak bildirilir. Planın uygulanması sırasında aile, okul yönetimi ve sınıf öğretmenleri, rehberlik servisi ile işbirliği içinde hareket eder. Çocuğun durumunun izlenmesi, planın uygulanmasının değerlendirilmesi ve gerekli hâllerde planın güncellenmesi okul rehberlik servisi tarafından sağlanır. Okul ve aile arasındaki koordinasyon, ilgili okul aile birliği tarafından takip edilir.</p>

<p>(3) Planın uygulanmasına ilişkin tutanaklar, görüşme kayıtları, izleme formları ve yazılı bildirimler okul dosyasında gizlilik esasına uygun olarak muhafaza edilir. Bu kayıtlar, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim dönemlerinin her biri bakımından ayrı ayrı oluşturulur; ilgili öğretim kademesinin sona ermesiyle birlikte, devam eden bir adli soruşturma, kovuşturma veya çocuk hâkimi tarafından verilmiş tedbir kararı bulunmadıkça resen silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. Yeni öğretim kademesinde çocuğun durumu yeniden değerlendirilir ve yeni bir plan oluşturulur. Veli veya okul yönetimi tarafından plana aykırı hareket edilmesi, planın uygulanmasını engelleyen tutumların sürdürülmesi veya korunan çocuk açısından okul rehberlik servisi tarafından riskin devam ettiğinin anlaşılması hâlinde durum ilgili sosyal hizmet birimlerine bildirilir; gerekli hâllerde çocuk hâkiminin koruyucu ve destekleyici tedbir kararı vermesi için işlem yapılır. Bu kayıtlar, çocuğun ileride yapacağı kurum başvurularında arşiv araştırmasına konu edilemez ve aleyhe kullanılamaz.</p>

<p>(4) Millî Eğitim Bakanlığı, bu madde kapsamındaki bireysel ihtiyaç planlarının hazırlanmasına, uygulanmasına, izlenmesine ve güncellenmesine ilişkin usul ve esasları her eğitim-öğretim yılının başında belirler ve eğitim kurumlarına duyurur. Bakanlık, uygulamanın etkin şekilde yürütülmesi için rehberlik servisleri, okul yönetimleri ve ilgili birimler arasında yönetmelik ile genel hükümleri düzenler.</p>

<p>(5) Bu madde kapsamında yürütülen işlemler, çocuğun üstün yararı, gizlilik, veri güvenliği, aile ile işbirliği ve çocuğun eğitim hakkının korunması ilkelerine uygun olarak yerine getirilir. Yürütülen işlemlere karşı muhatabın fiziki müdahalesi durumunda Türk Ceza Kanunu’nun 265. Maddesi uygulanır.</p>

<p><strong>MADDE </strong><strong>8 </strong>- 5395 Sayılı Kanuna aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>Davaya Katılma</p>

<p>Madde 22/A - (1) Fiilin işlendiği ilgili yer barosu, bu Kanun kapsamında suça sürüklenen veya mağdur olan çocuklara ilişkin yürütülen ceza soruşturma ve kovuşturmalarına, çocuğun üstün yararının gerektirdiği hallerde suç vasfının şikayete tabi olup olmadığına bakılmaksızın savcılığa müracaatta bulunmayı, katılan sıfatıyla kabul edilmelerini talep edebilirler. İlgili yer barosu çocuk adına hem ailenin korunması hakkındaki kanun hem de bu kanun hükümleri doğrultusunda koruyucu tedbir talep edebilir; hakimden müdahale talep edebilir.</p>

<p>(2) Bu Kanun kapsamındaki katılma talepleri ve bu sıfatla yapılan işlemler her türlü harç, vergi ve masraftan muaftır.</p>

<p>(3) Katılma talebinin kabul edilmesi halinde ilgili CMK müdafiden hariç olmak üzere Avukatlık Kanunu’nun 78. Maddesi uygulanır. İlgili baro lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.</p>

<h3><strong>GENEL GEREKÇE</strong></h3>

<p>Günümüzde çocuklar arasında görülen ve “akran zorbalığı” olarak adlandırılan davranışlar, yalnızca bireysel bir disiplin sorunu olmaktan çıkmış; çocukların fiziksel, psikolojik, sosyal ve akademik gelişimlerini tehdit eden ciddi bir toplumsal sorun hâline gelmiştir. Mevcut ceza mevzuatımızda bu fiillerin tam karşılığının bulunmaması, mağdur çocukların korunmasında ve suça sürüklenen çocukların davranışlarının onarıcı bir perspektifle değerlendirilmesinde hukuki boşluklar yaratmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle düzenleme, Türk Ceza Kanunu’nda çocuğun bedensel ve ruhsal bütünlüğüne yönelen ağır ihlallerin yer aldığı sistematik içinde, 96. maddenin devamında 96/A olarak konumlandırılmıştır. Bu tercihin temel amacı, akran zorbalığının çocuklar bakımından doğurduğu zararların, yalnızca pedagojik ya da disipliner bir mesele olarak değil; çocuğun kişilik varlığına, ruhsal bütünlüğüne ve sosyal gelişimine yönelen özel bir ceza hukuku sorunu olarak değerlendirilmesini sağlamaktır. Böylece madde, çocuğun korunmasına ilişkin özel hükümlerin bulunduğu sistematik içerisinde, fakat eziyet suçunun hemen devamında yer alarak, çocuklar arası şiddetin süreklilik ve baskı boyutunu görünür kılan müstakil bir suç tipi hâline getirilmektedir.</p>

<p>Bu norm ile hem ceza hukukunun temel ilkeleriyle uyum korunmakta hem de çocukların birbirine yönelen sistematik zarar verici davranışlarının, yalnızca disiplin alanında kalmayacak şekilde hukuki güvenceye kavuşturulması amaçlanmaktadır. Düzenleme, ileride çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesine yönelik yapılabilecek kanuni çalışmalara temel teşkil edecek bir çerçeve sunmaktadır.</p>

<p>Mevcut ceza sistematiğinde ya yetişkin bireyin çocuğa yönelik fiilleri ya da çocuğun yetişkine yönelik fiilleri düzenlenmiş; buna karşılık çocuklar arasında güç dengesizliğinden faydalanılarak gerçekleştirilen, sürekli veya tekrarlanan nitelikteki fiziksel, sözel, cinsel veya ekonomik zarar verme davranışları, mağdur çocuğun hak kaybına uğramadan ve fiilin kendine özgü yapısı dikkate alınarak müstakil bir norm altında ele alınmamıştır. Oysa akran zorbalığı, tek seferlik bir çatışmadan farklı olarak; süreklilik, kastın yoğunluğu, mağdur üzerindeki baskı, sosyal dışlama, küçük düşürme ve psikolojik yıpratma gibi unsurlar içeren özgün bir haksızlık alanı oluşturmaktadır. Bu sebeple düzenlemenin TCK m. 96/A altında kurulması, hem normatif sistematik hem de çocukların korunması bakımından daha isabetlidir.</p>

<p>Özetle akran zorbalığında temelde baş zorba ve zorbalığa uyum sağlayan pasif zorba karakterler karşısında mağdur çocuk bulunmaktadır. Güç dengesizliğinden faydalanılarak gerçekleştirilen, sürekli veya tekrarlanan nitelikteki fiziksel, sözel, cinsel veya ekonomik zararlar, “akran zorbalığı”na özgü suç tipi olarak nitelendirilmiştir. Bu yönüyle düzenleme, çocuklar arasında ortaya çıkan şiddet biçimlerini yalnızca münferit fiiller toplamı olarak değil, süreklilik gösteren ve mağdur üzerinde birikimli etki yaratan bir bütün olarak ele almaktadır.</p>

<p>Kanun maddesini diğer maddelerden ayıran en önemli özellik; salt çocuğu cezalandırma amacı taşımamasıdır. Akran zorbalığında mağdur çocuğun korunması kadar, suça sürüklenen çocuğun gelişim özellikleri, akran baskısı ve grup davranışları nedeniyle sorumluluğun bireyselleştirilmesi, erken müdahale ve onarıcı yaklaşımların işletilmesi önem taşımaktadır. Bu nedenle, maddede öngörülen yaptırım rejimi yalnızca cezalandırıcı değil; aynı zamanda öğretici, koruyucu ve yeniden topluma kazandırıcı niteliktedir. Böylece çocuk ceza adalet sisteminin temel amacı olan üstün yarar ilkesi ile ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi birlikte gözetilmektedir.</p>

<p>Çocuğun cezalandırılmasından öte, mağdur çocuk kadar, fail durumuna düşmüş çocuk bakımından da aile, okul ve toplumun sorumluluğu göz ardı edilmemelidir. Ceza sorumluluğu tek başına çocuğun üzerine bırakılamaz. Bu nedenle düzenleme, suça sürüklenen çocuğun davranışının ortaya çıkmasında etkili olan çevresel koşulları, okul iklimini, akran baskısını ve kurumsal ihmalleri de dolaylı biçimde görünür kılan bir yapıya sahiptir. Yine kanun boşluğunda özel gereksinimli çocukların korunması ve kaynaştırma öğrencilerinin ceza hukuku bakımından açıkça zikredilmesi de, mağdurun kırılganlık durumunun göz önünde bulundurulması bakımından önemlidir.</p>

<h3><strong>MADDE GEREKÇELERİ</strong></h3>

<p><strong>Madde 1:</strong> Bu düzenleme, çocuklar arasında giderek görünür hâle gelen ve uygulamada “akran zorbalığı” olarak adlandırılan davranış fiillerinin Türk Ceza Kanunu sistematiğinde müstakil bir suç tipi olarak düzenlenmesi amaçlanmaktadır. Düzenleme, çocuğun hem mağdur hem de fail olabildiği bu özgün alanda, klasik yetişkin suç tiplerinden farklı bir ceza hukuku yaklaşımını zorunlu kılmaktadır. Akran zorbalığı, tekil bir çatışma, anlık öfke boşalması veya sıradan bir disiplin sorunu değildir; aksine güç dengesizliğinden yararlanılarak mağdur çocuğa sürekli veya tekrarlanan şekilde acı çektirilmesi, küçük düşürülmesi, dışlanması ve sosyal olarak hedef hâline getirilmesi biçiminde gelişen bir zarar verme sürecidir. Bu nedenle fiilin, çocuğun beden ve ruh bütünlüğüne yönelen bir baskı ilişkisi içinde gerçekleşmesi dikkate alınarak TCK’nın 96. maddesinin devamında 96/A olarak düzenlenmesi daha uygun görülmüştür.</p>

<p>Madde ile getirilen temel yaklaşım, yalnızca mağdur çocuğun korunması değildir. Aynı zamanda suça sürüklenen çocuğun gelişim özellikleri, akran baskısı, grup etkisi ve davranışın süreklilik kazanma biçimi de dikkate alınarak sorumluluğun bireyselleştirilmesi hedeflenmektedir. Bu nedenle düzenleme, salt cezalandırıcı bir model yerine, onarıcı ve yönlendirici bir ceza siyaseti benimsemektedir.</p>

<p>Mevcut ceza hukuku sisteminde akran zorbalığı kapsamında ortaya çıkan eylemler; somut olayın özelliklerine göre kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma veya eziyet gibi farklı suç tipleri içerisinde münferiden değerlendirilebilmekte ise de, bu yaklaşım çoğu durumda zorbalığın esas karakterini oluşturan <strong>güç dengesizliğinden yararlanma</strong>, <strong>süreklilik/tekrarlılık</strong> ve <strong>mağdur üzerinde birikimli biçimde gerçekleşen psikolojik ve sosyal yıkım</strong> olgusunu tek başına görünür kılmaya yetmemektedir. Şayet eylem tek hareketli biçimde olmuş ise bu maddeden değil münferit eylemin uyduğu suç tipinden sevki istenecektir.</p>

<p>Dikkate alınması gereken bir husus da özel saiki gerçekleştiren suça sürüklenen çocuk, ceza yargısında kaç fiil varsa o kadar suç vardır ilkesi gereği bütüncül fiil tiplerinden ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Örneğin özel saik kapsamında hem hakaret hem kişi hürriyetinden yoksun bırakma olduğunda iki ayrı suç tipinden ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Çocuk ceza adaletinde yargılamanın özü mağdur çocuk olduğu kadar suça sürüklenen çocuk da eşit seviyede korunması gereklidir. Hükmedilecek cezanın bir sonucu da adli sicil kaydı olabileceği gözetildiğinde tek bir suç tipinden verilecek nitelikli halleri Türk Ceza Kanunu’nun üçüncü maddesiyle daha uyumlu olacaktır.</p>

<p>Suçun manevi unsuru bakımından da failin eylemini “şaka”, “oyun”, “dalga geçme” veya “alay etme” biçiminde nitelendirmesi, haksızlık içeriğini ortadan kaldırmaz ancak Yargıtay uygulamalarında suç cinsel davranış örüntüsü şeklinde olduğunda failin cinsel tatmin amacı gütmediği, yalnızca 'dalga geçmek' veya 'şaka' kastıyla hareket ettiği gerekçesiyle hakaret suçundan ceza verildiği; bu haliyle 6 aylık şikayet süresi içinde şikayetin yapılmaması ceza davalarında düşmeye yol açmaktadır. Suçun temel hali mağdur çocuğun ceza usul tekniği karşısında hakkının korunmasına ilişkindir. İş bu sebeple başka suç tipleri örüntüsünde hakaret şaka kastı olsa bile fiil bu suç tipinde değerlendirildiğinde artık şikâyetin yapılıp yapılmadığına bakılmayacaktır. Sonuç itibariyle önemli olan fiil veya fiillerin, mağdur üzerindeki güç dengesizliğinden yararlanması hâli ve eylemin <strong>objektif görünümü itibarıyla</strong> mağdurda acı veya huzursuzluk yaratmaya elverişli olmasıdır.</p>

<p>Aşağıda ise temel suç tipinin nitelikli halleri açıklanmıştır:</p>

<p>1. Fıkranın A bendinde, akran zorbalığı fiillerinin <strong>yapay zekâ araçları veya bilişim sistemleri kullanılarak</strong> işlenmesi hâlinde cezanın artırılması öngörülmüştür. Günümüzde çocuklar arasındaki zorbalık, yalnızca yüz yüze gerçekleşen eylemlerle sınırlı olmayıp; sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları, çevrim içi oyun platformları ve benzeri dijital mecralar üzerinden hızla yayılabilen, mağduriyetin etkisini genişletebilen ve çoğu durumda kalıcı izler bırakabilen bir nitelik kazanmıştır. Dijital mecralarda gerçekleştirilen zorbalık eylemleri; mağdur çocuğun hedef gösterilmesi, aşağılanması ve dışlanmasının çok kısa sürede daha geniş kitlelere ulaşmasına, bu suretle mağdur üzerinde oluşan psikolojik ve sosyal baskının ağırlaşmasına elverişlidir.</p>

<p>Ayrıca teknolojik gelişmelerle birlikte yapay zekâ destekli araçlar, mağdura ait görüntü, ses veya içeriklerin üretilmesi, değiştirilmesi, manipüle edilmesi ve kısa sürede yayılması bakımından yeni bir risk alanı oluşturmuştur. Bu kapsamda örneğin bir görüntü üzerinde yapay zekâ aracılığıyla kıyafet, beden, mekân veya ifade değişikliği yapılarak mağdur çocuk küçük düşürülebilmekte; mağdurun gerçekte bulunmadığı bir bağlamda varmış gibi gösterilmesi suretiyle itibar suikastı, sosyal izolasyon ve yoğun psikolojik baskı meydana gelebilmektedir. Bu tür araçların kullanımı, fiilin işlenmesini kolaylaştırdığı gibi, eylemin izlerini çoğaltmakta ve mağduriyetin etkisini derinleştirmektedir.</p>

<p>Öte yandan Ceza normlarının uygulanmasında kıyasın yasak olması ve suç tiplerinin genişletici yorumla genişletilememesi karşısında, yapay zekâ araçlarının zorbalık fiillerinde ‘araç’ olarak kullanımının, uygulamada tartışma yaratmayacak şekilde açıkça düzenlenmesi zorunlu görülmüştür. Bu sayede, iletişim vasıtalarının sayılmasına ilişkin klasik kavramların yapay zekâ ile üretilen/manipüle edilen içerikleri kapsayıp kapsamadığı yönündeki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ceza hukukunda bazı suç tiplerinde “sesli, yazılı veya görüntülü ileti” gibi kavramlarla iletişim vasıtaları kapsamakta ise de, içtihatlarda “Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması” olarak nitelendirilmektedir.</p>

<p>Tüm bu sebeplerle akran zorbalığının özgü suç tipi olarak düzenlenmesi hâlinde, yapay zekâ araçlarının suçta araç olarak kullanılmasının nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>( b ) bendi ile, akran zorbalığı suçunun birden fazla çocuk tarafından birlikte işlenmesi hâlinde cezanın artırılması öngörülmüştür. Akran zorbalığı olgusunun uygulamada en ağır sonuç doğuran biçimi, mağdur çocuğun bir grup tarafından hedef hâline getirilmesi olup; bu durumda mağdur çocuğun kendisini koruma ve ortamdan uzaklaşma imkânı belirgin şekilde azalmakta, yaşadığı korku ve çaresizlik duygusu artmakta ve olayın mağdurun ruh dünyası üzerindeki olumsuz etkisi derinleşmektedir. Zira mağdur çocuk, tek bir akranla belirli ölçüde baş edebilecek iken; birden çok akranın birlikte yöneldiği eylemler karşısında sosyal baskı, utanç, yalnızlık ve değersizlik hislerini daha yoğun yaşayabilmekte, bu durum zorbalığın psikolojik yıkıcılığını ve kalıcılığını artırabilmektedir. Bu nedenle, birlikte işleme hâli, yalnızca fail sayısının artması değil, mağdur açısından eylemin korkutucu güç ve baskı kapasitesinin niteliksel biçimde yükselmesi anlamına gelmektedir.</p>

<p>Bunun yanında, çocukların grup hâlindeki davranışlarında çoğu kez bir “baş zorba” etrafında şekillenen ve akran baskısıyla beslenen bir dinamik ortaya çıkmaktadır. Uygulamada bazı çocuklar zorbalığın icrasında belirleyici ve yönlendirici konumda iken, bazı çocuklar ise “gruba uyma” eğilimiyle kimi zaman aktif, kimi zaman pasif biçimde sürece dâhil olabilmektedir. Bu düzenleme, çocukların bu tür grup süreçlerine katılımının varlığını göz ardı etmemekte; ancak ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği her çocuğun, kendi iradi katkısı ve kusurlu davranışı ölçüsünde sorumlu tutulması gerektiği esasını korumaktadır. Nitekim akran zorbalığına özgü suç tipinin “birden fazla çocuk tarafından birlikte işlenmesi” hâlini nitelikli hâl olarak ayrıca düzenlemesinin amacı, gruba uyan çocuklar bakımından otomatik ve tekdüze bir sorumluluk yaratmak değil; birlikte hareket edilmesi nedeniyle mağdur üzerindeki baskının artmasını ceza siyaseti bakımından görünür kılmak ve hâkime, somut olayın özelliklerini gözeten adil bir değerlendirme zemini sağlamaktır.</p>

<p>Bu çerçevede, gruba uyma şeklinde sürece katılan çocukların olay sonrası tutumları bakımından genel hükümler çerçevesinde gönüllü vazgeçme imkânları ile, zararın giderilmesi ve mağduriyetin azaltılması yönünde gösterilen çabaların (etkin pişmanlık niteliğindeki davranışların) hâkim tarafından değerlendirilmesi mümkün olup; böylelikle çocuğun fiilden sonraki davranışlarının, olayın ağırlığı ve mağdur üzerindeki etki ile birlikte ele alınmasına imkân tanınmaktadır. Bentteki nitelikli hal düzenlemesi, bu tür bireyselleştirme mekanizmalarını dışlamamakta; tersine, “çocuklar arası ceza adaleti” anlayışı içinde, hem mağdur çocuğun hassas konumunu gözetmekte hem de gruba uyma dinamiği içindeki çocukların ayrıksı durumlarının somut olayda adil biçimde değerlendirilmesine engel olmamaktadır.</p>

<p>Son olarak, birlikte işleme hâlinin cezada artırım nedeni yapılması, ceza mevzuatımızda bazı suç tiplerinde “birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme” hâlinin nitelikli hâl sayılmasına ilişkin genel yaklaşımla benzerlik göstermekle birlikte; burada esas olan, yetişkinler bakımından öngörülen koruma düzeyi ile çocuğun aynı tehdide veya toplu baskıya maruz kalması arasında mağduriyetin niteliği bakımından fark bulunmasıdır. Çocukların gelişim düzeyi, sosyal kabul ihtiyacı ve akran değerlendirmesine karşı kırılganlığı dikkate alındığında; birden fazla akran tarafından hedef alınma hâlinin mağdur çocuk üzerindeki etkisi, yetişkin mağduriyetinden daha ağır ve kalıcı sonuçlar doğurmaya elverişli olabilmektedir. Bu sebeple bent, mağdur çocuğun ruhsal ve sosyal bütünlüğünün korunması bakımından daha yüksek bir hassasiyetle düzenlenmiştir.</p>

<p>( c ) bendi ile, akran zorbalığı suçunun işlenmesinde silah sayılan cisim kullanılması, fiilin icrası sırasında görüntü veya ses kaydı alınması ve mağdurun cinsiyetine bakılmaksızın özel hayatına yönelik görüntü veya verilerin hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi hâllerinde cezanın bir kat artırılması; ayrıca suçta kullanılan eşya hakkında müsadere hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür. Bu bent, akran zorbalığı olgusunun uygulamada en ağır sonuç doğuran biçimini oluşturan “şiddetin dijitalleştirilmesi” ve “mağduriyetin alenileştirilmesi” sorununa cevap vermek amacıyla düzenlenmiştir.</p>

<p>Uygulamada, bazı zorbalık vakalarının yalnızca fiziksel saldırı veya münferit bir yaralama fiili şeklinde gerçekleşmediği; mağdur çocuğun darp edilmesi, aşağılanması veya cinsel dokunulmazlığa yönelik davranışlara maruz bırakılması sırasında kayıt alındığı bilinmektedir. Kayda alma fiili, çoğu zaman yalnızca “delil” veya “hatıra” mahiyetinde olmayıp, mağdur çocuğu küçük düşürme, utandırma, sosyal çevrede itibarsızlaştırma ve üzerinde ileri süreci etkiler biçimde sürekli baskı kurma amacıyla bir “tehdit ve kontrol aracı”na dönüşebilmektedir. Bu tür durumlarda zorbalık eylemi, mağdur üzerinde yalnızca olay anıyla sınırlı kalmayan; kayıtların yayılması ihtimali nedeniyle süreklilik gösteren ve çocuğun sosyal varlığını hedef alan bir etki doğurmaktadır. Bu nedenle, zorbalık fiili sırasında görüntü veya ses kaydı alınması ve bunun ifşa edilmesi hâllerinin, akran zorbalığının özgü suç tipi içerisinde ayrıca ve açık biçimde nitelikli hâl olarak düzenlenmesi, hem suçta ve cezada kanunilik ilkesinin gereği olan öngörülebilirliği sağlamak hem de uygulamada fiillerin parçalı biçimde değerlendirilmesi nedeniyle ortaya çıkabilen yetersiz koruma sorununu gidermek bakımından gerekli görülmüştür. Maddenin birinci fıkrasında açıklandığı üzere suçun parçası olan eylemler bakımından suça sürüklenen çocuk ayrıca ilgili maddeden cezalandırılmayacaktır.</p>

<p>Bentte ayrıca “suçta kullanılan eşya” hakkında müsadere hükümlerinin uygulanacağının belirtilmesiyle, zorbalığın icrasında araç olarak kullanılan cep telefonu, kamera ve benzeri cihazların, yalnızca fiilin işlenmesini kolaylaştıran bir unsur değil, aynı zamanda mağduriyetin yayılmasını sağlayan ve mağdur üzerinde sürekli baskı oluşturan bir “suç aracı” hâline geldiği kabul edilmiştir. Çocuk ceza adaleti bakımından, kimi vakalarda suç aracının elden alınması ve müsadere edilmesi, sırf hapis veya adlî para cezası tehdidine kıyasla daha somut ve anlaşılabilir bir sonuç doğurabilmekte; mağdur çocuk bakımından da adalet duygusunu destekleyen koruyucu bir etki yaratabilmektedir.</p>

<p>İkinci fıkra ile, suçun mağdurunun engelli, özel gereksinimli veya kaynaştırma eğitimine tabi bir çocuk olması hâlinde, suçun temel şekline ilişkin cezanın alt sınırının iki yıl olarak uygulanması öngörülmüştür. Bu düzenleme ile amaçlanan, kırılgan gruptaki çocukların akran zorbalığı karşısında kendilerini koruma, sınır koyma ve yardım isteme imkânlarının bilişsel seviyesi normal olan akranlarına görece daha sınırlıdır. Ceza sorumluluğu açısından zorbalığı yapan karakterin mağdurun bu özelliğinden faydalanması gerekir ki aynı zamanda bu husus suçun özel kast unsurunu oluşturmaktadır.</p>

<p>En genel hali ile engellilik, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun M. 3/C’de "Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımı kısıtlayan tutumlar ve çevre koşullarıyla etkileşime giren birey."</p>

<p>2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu m.3/C’de</p>

<p>"Doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle normal yaşamın gereklerine uymama durumunda olup; korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan kişi." olarak tanımlanır. Belirtilen hükümler 5395 Sayılı Kanun’u M.3/1.A “daha erken ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış çocuklar” ile birlikte değerlendirilerek mağdurun biyopsikososyal hali içerisinde ele alınabilir. Tüm bu düzenlemeler ile beraber çocuğun özelindeki engellilik hali MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nin 4. Maddesi olarak anlaşılmalıdır.</p>

<p>Özel Gereksinimli Çocuk deyiminden anlaşılması gereken ise 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname M 3/A’da</p>

<p>"Özel eğitim gerektiren birey": Çeşitli nedenlerle, bireysel özellikleri ve eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen düzeyden anlamlı farklılık gösteren birey” dir. Burada engellilikten farklı olarak ortalama akran bilişsel seviyesinden farklı olarak eğitimsel/algı performans farkıdır. Uygulamada özel gereksinimli" ve "özel eğitim ihtiyacı olan" kavramları özdeş biçimde kullanılmaktadır.</p>

<p>Kaynaştırma eğitimine tabi olmasından anlaşılması gereken ise yine 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/C ve 12. Maddelerinde tanımlanan “Özel eğitim gerektiren bireylerin diğer bireylerle karşılıklı etkileşim içinde bulunmalarını sağlamak ve eğitim amaçlarını en üst düzeyde gerçekleştirmek amacıyla her tür ve kademedeki okullarda, ortalama biliş seviyesindeki akranlarıyla birlikte sürdürülen eğitim anlaşılmalıdır. Bu kapsamda kalan çocuğun özel eğitim kurumunda değil; eğitim programı kapsamında ilk, ortaöğretim ve lisede öğrenim görmesi gereklidir.</p>

<p>Uygulamada karşılaşılan sorunlardan birisi ise çeşitli saiklerle çocukların, Rehberlik Araştırma Merkezlerine olan erişimidir. Çocuğun kaynaştırma öğrencisi olması için öncelikle RAM tarafından tanı alması esastır. Tanı almamış bir çocuğun akran zorbalığına maruz kalması durumunda fıkranın engellilik içerisinde yer alıp almayacağı hakim tarafından heyet raporuna sevki sonrasında belirlenecektir. Verilecek cezanın belirlenmesi açısından iş bu fıkrada, 1. Fıkranın aksine oransal artırım yöntemi yerine alt sınırın yükseltilmesi tercih edilmiştir. Bu fıkra kapsamındaki mağdurlara, 1. Fıkra kapsamında mükerrer biçimde ağırlaştırma sebebi yapılması ihtimali bertaraf edilmekte; buna karşılık birinci fıkrada düzenlenen nitelikli hâllerin gerçekleşmesi hâlinde yapılacak artırımların, bu fıkra uyarınca belirlenen alt sınır esas alınarak uygulanacağı açıkça belirtilmek suretiyle uygulamada tereddütlerin önüne geçilmektedir.</p>

<p>Üçüncü fıkra ve üçüncü fıkranın (a) alt düzenlemesi ile, akran zorbalığı suçunda etkin pişmanlık müessesesi, “çocuklar arası ceza adaleti” anlayışına uygun şekilde ve pedagojik amaç gözetilerek iki ayrı görünüm altında düzenlenmektedir. Kanunda suça aktif biçimde iştirak eden yani asli fail durumunda olan SSÇ’ye yönelik etkin pişmanlığın, soruşturmaya başlanmadan önce kendi isteğiyle yetkili makamlara başvurması, fiilin ortaya çıkmasına katkı sunması ve suça karışan diğer çocukların belirlenmesini sağlamaya elverişli bilgi ve beyanlarda bulunması hâlinde cezada indirim öngörülmüştür. Kanun koyucunun “soruşturmaya başlanmadan önce” ifadesiyle amaçladığı zaman dilimi, Ceza Muhakemesi Kanununun 160 ıncı maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısının suç şüphesini öğrenmesiyle birlikte maddi gerçeği araştırma yükümlülüğünün başladığı evreden önceki dönemdir. Bu suretle, etkin pişmanlığın zaman bakımından sınırı, soruşturma evresinin başlangıcına ilişkin ceza muhakemesi sistematiği ile uyumlu hâle getirilmiştir.</p>

<p>Etkin pişmanlık, çocuk adalet sistemi bakımından yalnızca fiilin bildirilmesiyle sınırlı bir mekanizma olarak öngörülmemiş; suça sürüklenen çocuğun, eyleminin sonuçlarını kavrayarak sorumluluk almasını, mağduriyetin giderilmesine katkıda bulunmasını ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını destekleyen onarıcı bir yaklaşımın parçası olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>Fıkranın a bendinde, suça fiziken iştirak etmeyip gruba uyma veya sessiz kalma biçiminde olayın işlenişine katkıda bulunan çocuğun, asli fail ile aynı düzeyde değerlendirilmesinin her somut olay bakımından adaletli sonuç doğurmayabileceği dikkate alınmıştır. Bu çocukların bir kısmı, akran baskısı veya dışlanma korkusu nedeniyle olay anında pasif kalabilmekte; buna karşın gerçeğin ortaya çıkarılmasına sonraki aşamada da katkı sunabilecektir. Bu nedenle, kovuşturma aşamasında gerçeğin ortaya çıkmasına samimi ve etkin şekilde katkı sunan, suça karışan diğer çocukların belirlenmesine yardımcı olan ve pişmanlığı davranışlarıyla ortaya koyan çocuk yönünden daha yüksek bir indirim imkânı tanınarak, “gruba uyma” dinamiği içinde bulunan çocuğun öğrendiği davranış kalıbının kırılarak doğru davranışa yöneltilmesi, toplumsal sorumluluk bilincinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Kanun koyucu, yukarıdaki fıkradan farklı olarak TCK M. 40/2’de belirtili uyma şeklinde suça iştirak etmiş çocuğun etkin pişmanlığı ilk fıkradan bağımsız kovuşturma aşamasında bile ortaya çıksa; fiile kimin hangi şekilde iştirak ettiğine ilişkin açıklamalarda bulunması öz itibariyle maddi gerçeğin aydınlatılmasına hizmet etmesi yeterli görülmüştür. Maddenin birinci fıkrasının b bendine göre pasif karakterli suça sürüklenen çocuk hakkında önce artırım yapılacak sonra yardım etme maddesince indirim uygulandıktan sonra indirilen sonuç ceza yönünden etkin pişmanlık hükümleri ayrıca uygulanacaktır. Zararın giderilmesine ilişkin aynı ayrım korunmuştur. Mağdurun suç sebebiyle zararı asli fail veya failler tarafından karşılanması genel etkin pişmanlık hükümlerinin burada da uygulandığını işaret edecektir ancak a bendinde kalan TCK’nın 37/2 veya TCK M. 39 kapsamında fiile asli şekilde iştirak etmeyen çocuğun zararı giderme şartı farklıdır. Şayet mağdurun zararını asli fail gidermiş ise bu durumda çocuktan zarar şartını karşılaması beklenmez.</p>

<p>Dördüncü Fıkrada akran zorbalığı suçunun işlenmesi sonucunda mağdur çocuğun ruhsal bütünlüğünde meydana gelen ağır neticeler bakımından, fiilin haksızlık içeriğiyle orantılı bir yaptırım rejimi kurulması amaçlanmıştır. Akran zorbalığı, çoğu zaman tekil bir çatışmadan ibaret olmayıp, süreklilik veya tekrarlılık gösteren; mağduru okul ve sosyal çevre içinde hedef hâline getiren, küçük düşürme, dışlama, alay etme, tehdit ve fiziksel müdahale gibi davranışların bir arada bulunabildiği bir süreç niteliği taşımaktadır. Bu tür süreçlerin mağdur çocuk üzerinde yalnızca geçici üzüntü ve stres oluşturmakla kalmayıp, bazı hâllerde klinik düzeyde tedavi gerektiren ve kimi zaman kalıcılık arz eden psikiyatrik bozulmalara yol açabildiği görülmektedir. Bu itibarla fıkrada, suç sonucunda mağdurun ruh sağlığının kalıcı olarak bozulması hâli bakımından daha ağır bir ceza aralığı öngörülmüştür. “Kalıcı bozulma” tespiti, uygulamada keyfîliğin ve farklı yorumların önlenmesi bakımından, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili ihtisas kurullarınca düzenlenecek rapora bağlanmıştır. Böylelikle, mağdurun ruh sağlığındaki bozulmanın sadece bir yakınma veya geçici bir duygudurum değişikliği düzeyinde değil; tıbben teşhis edilebilir, süreğen nitelikte ve olayla illiyet bağı kurulabilir bir netice olarak ortaya konulması hedeflenmiştir.</p>

<p>Fıkrada ayrıca, kalıcı bozulma düzeyine ulaşmamakla birlikte mağdurda meydana gelen ruhsal etkilenmenin yatılı tedavi gerektirecek ağırlıkta gerçekleştiği hâller bakımından, ayrı bir ceza aralığı belirlenmek suretiyle ikinci bir netice kategorisi düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile, akran zorbalığının mağdur çocukta doğurduğu ruhsal zararların farklı yoğunluklarda ortaya çıkabileceği gözetilmekte; kalıcı bozulma tespit edilemeyen ancak klinik düzeyde ağırlaşma gösteren olaylar bakımından da ceza adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır. Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara ilişkin genel ilke gereği, bu fıkranın uygulanmasında, mağdurda meydana gelen ruhsal bozulma ile akran zorbalığı fiilleri arasında illiyet bağının bulunması aranacaktır. Ayrıca, failin bu ağır netice bakımından sorumlu tutulabilmesi için, neticenin oluşumu yönünden en azından taksirle hareket ettiğinin, diğer bir ifadeyle ağır neticenin somut olayın özelliklerine göre öngörülebilir olduğunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Böylece, yalnızca nedensellik bağının varlığına dayanılarak objektif sorumluluk sonucuna gidilmesi önlenmekte; sorumluluk kusur ilkesine uygun biçimde belirlenmektedir.</p>

<p><strong>Madde 2:</strong> Bu madde ile, TCK’nın 51. maddesine eklenmesi önerilen fıkra vasıtasıyla, akran zorbalığı suçunu işleyen çocuğun cezasının infazı sonrası izlenmesi ve topluma yeniden kazandırılması bakımından özel bir takip mekanizması kurulmak istenmiştir. Çocuk failler bakımından yalnızca cezanın infazı yeterli değildir; çocuğun suç davranışına tekrar yönelmesini önlemek, gelişimsel destek sağlamak ve topluma uyumunu desteklemek de önemlidir. Bu nedenle ceza sonrası süreçte adli destek ve mağdur hizmetleri birimleri aracılığıyla takip yapılması öngörülmüştür.</p>

<p>Fıkrada yer alan sabıka kaydının silinmesine karşılık 18 yaşına kadar takibin sürdürülmesi, bunu talep eden çocuğun devlet ile yaptığı anlaşmadır. Bu anlaşmaya göre kırılgan grup içi takip sistemi ile çocuğun tekrar tekrar suça karışmasını önlemektir. Uygulamada kırılgan grup nedeniyle toplumsal dezavantaj yaşayan ve özel desteğe ihtiyaç duyan kesim olarak tanımlanırken yenilikçi anlayış ile suça sürüklenen çocuklar da dezavantaj/özel desteğe ihtiyacı olan kategorisine alınmıştır.</p>

<p><strong>Madde 3: </strong>Uygulamada mezkur suç tipinde şüpheli veya sanık beyanı bildirimin kolluk harici makamlara yapıldığı bu suretle ceza sorumluluğunun olmadığı yönündedir. Bildirilmesi gereken olayın adli vaka olduğu açıktır ancak getirilen yeni fıkra ile konunun hassasiyeti arttırılmıştır.</p>

<p><strong>Madde 4:</strong> Bu madde ile eğitim kurumlarının suçu bildirmemesi başlığı altında, TCK’nın 278, 279 ve 280. maddelerinden farklı ve özel bir bildirim yükümlülüğü ihdas edilmektedir. Türk Ceza Kanunu’nda suçu bildirmeme fiili genel olarak 278. maddede, kamu görevlisi bakımından 279. maddede ve sağlık mesleği mensupları bakımından 280. maddede düzenlenmiş olup; bu hükümler belirli bir meslek grubunu veya genel bildirim yükümlülüğünü esas almaktadır. Ancak eğitim kurumlarında çocuklara karşı işlenen veya çocukların maruz kaldığı fiiller bakımından, olayın niteliği, mağdurun yaşı, kurum içi hiyerarşi, çocukların korunma ihtiyacı ve bildirim gecikmesinin doğuracağı ağır sonuçlar nedeniyle daha dar, daha hızlı ve daha hedefe yönelik bir düzenleme gereklidir. Bu sebeple, genel suçu bildirmeme hükümleriyle yetinilmeyip, eğitim kurumları için müstakil bir suç tipi öngörülmüştür.</p>

<p>Bu ayrımın temel gerekçesi, eğitim kurumlarının çocukların sürekli veya sürekliliğe yakın biçimde bulunduğu, gözetim ve koruma sorumluluğunun kurumsal olarak yoğunlaştığı alanlar olmasıdır. Kurum görevlisinin suçu öğrenmesine rağmen “önce araştırayım”, “suç olup olmadığından emin olayım”, “kurum içinde çözelim”, “aileyle halledelim” veya benzeri gerekçelerle adli makamlara bildirimde bulunmaması, çocuk bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle, burada aranılan bildirim yükümlülüğü genel anlamda herhangi bir kuruma yapılan ihbar değil; doğrudan çocuk şube birimine veya Cumhuriyet savcılığına yapılacak adli bildirimdir. Amaç, olayın idari veya sosyal hizmet niteliğinde kurumlar arasında dolaştırılmasını değil, vakit kaybetmeden çocuk koruma ve ceza soruşturması mekanizmasına intikal ettirilmesini sağlamaktır.</p>

<p>Bu çerçevede Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, sosyal hizmet birimlerine ya da kurum içi başka mercilere yapılan bildirimler, bu madde bakımından tek başına yeterli kabul edilmemektedir. Çünkü bu kurumlara yapılan bildirimler, çocuğun destek ve korunma ihtiyacına ilişkin idari sonuçlar doğurabilse de, suç şüphesinin adli mercilere derhâl intikalini sağlamaz. Kanun koyucu burada, suç teşkil ettiği değerlendirilen olayların öncelikle çocuğa özgü adli ve kolluk mekanizmasına ulaşmasını amaçlamaktadır. Bu nedenle, “çocuk şube” veya “çocuk savcılığı”na bildirim, yükümlülüğün asli ve belirleyici ifa biçimi olarak kabul edilmiştir; diğer kurumlara yapılan bildirimler ise bu yükümlülüğü ortadan kaldırmayacaktır.</p>

<p>Madde metninin birinci fıkrasında yer alan “İlgili kurum amiri, bilgisi olduğu olay hakkında suç oluşup oluşmadığına yönelik araştırma yapamaz; suçun oluşmadığı saikiyle bildirimde bulunmaktan imtina edemez.” cümlesi, bu özel sistematiğin en önemli unsurunu oluşturmaktadır. Kanun koyucu, önceki suçu bildirmeme düzenlemelerinde kullanılan “bir suçun işlendiğini öğrenen” formülünden bilinçli olarak ayrılmış; burada “olay” bilgisini yeterli görerek, suç vasfının ön değerlendirmesini bildirim yükümlüsünün takdirine bırakmamıştır. Zira kurum amiri, elindeki vakıayı ceza hukuku bakımından nitelendiren merci değildir; olayın suç oluşturup oluşturmadığına ilişkin son değerlendirme Cumhuriyet savcılığına aittir. Bu nedenle kurum amiri, suçun oluşup oluşmadığını araştırarak bildirimden kaçınamaz ve “suç oluşmadığı” düşüncesiyle adli mercilere başvurmaktan imtina edemez. Bildirim yükümlülüğü, suçun kesin olarak sabit görülmesini değil, olaydan haberdar olunmasını yeterli saymaktadır.</p>

<p>Madde ile hedeflenen bir diğer husus, özellikle eğitim kurumlarında çocuk mağduriyetlerinin kurumsal itibar, iç düzen veya disiplin gerekçeleriyle örtülmesinin önüne geçmektir. Bildirim yapılmaması veya gecikmeli yapılması hâlinde çocuğun korunma tedbirlerinden zamanında yararlanamaması, mağduriyetin derinleşmesine ve suçun devam etmesine neden olabilir. Bu sebeple ceza yaptırımı ile birlikte artırım mekanizması öngörülmüştür.</p>

<p>Madde ayrıca kamu kurumu-özel kurum ayrımı yapmamaktadır. Çünkü çocukların korunması bakımından kurumun hukuki statüsü değil, çocuğun maruz kaldığı riskin varlığı önemlidir. Özel okul, devlet okulu, yurt, kurs veya benzeri yerler bakımından eşit ve etkin koruma sağlanmalıdır. Böylece çocukların bulunduğu her eğitim ortamında aynı adli duyarlılık temin edilmekte ve bildirim yükümlülüğünün hiç gecikmeksizin çocuk şube veya çocuk savcılığına yöneltilmesi güvence altına alınmaktadır.</p>

<p><strong>Madde 5:</strong> Bu madde ile “eğitim kurumu” kavramı tanımlanmakta ve hangi yerlerin bu kapsamda değerlendirileceği açıkça belirlenmektedir. Ceza normunun uygulanmasında belirlilik ve öngörülebilirlik esas olduğundan, eğitim kurumu kavramının sınırlarının açık biçimde çizilmesi zorunludur. Aksi hâlde hangi kurumların bildirim yükümlülüğü, şikâyet/ihbar engelleme suçunun nitelikli hâli veya akran zorbalığına ilişkin kurumsal tedbirler bakımından kapsama gireceği tereddüt yaratacaktır.</p>

<p>Tanımın kapsamına okul öncesi eğitim kurumlarından başlayarak ilkokul, ortaokul, ortaöğretim kurumları, özel eğitim okulları, özel öğretim kurumları, kurslar, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, mesleki eğitim merkezleri, hizmet içi eğitim merkezleri, uzaktan öğretim yapan kurslar, sosyal etkinlik merkezleri, motorlu taşıt sürücüleri kursları, yurtlar, pansiyonlar ve çocukların eğitim veya barınma amacıyla düzenli olarak bulunduğu benzeri kurumlar dâhil edilmiştir. Böylece çocukların fiilen bulunduğu ve korunmaya ihtiyaç duyduğu geniş bir alan kapsanmıştır.</p>

<p>Bu tanım, yalnızca formal eğitim kurumu anlayışına dayanmaz; aynı zamanda çocukların eğitim hakkı kapsamında barınma, rehberlik, destek veya sosyal gelişimi içeren alanlar dahil edilmiştir. Çünkü çocukların maruz kaldığı riskler sadece okul binası içinde ortaya çıkmaz. Yurt, pansiyon, kurs benzeri yapılar ile okul öncesini kapsayan oyun evleri de fıkra içerisinde değerlendirilmiştir. fiilen çocukların yoğun ve sürekli biçimde bulunduğu yerlerdir. Madde içerisinde işlenen çocuklara özgü kafe gibi alanlar şayet eğitim amacı içermiyorsa fiil bu fıkra kapsamında değerlendirilemeyecektir.</p>

<p><strong>Madde 6:</strong> Bu madde ile şikâyet veya ihbar hakkının engellenmesi başlığı altında yeni bir suç tipi düzenlenmektedir. Düzenleme ile amaçlanan, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek için şikâyet, ihbar veya bildirim hakkına sahip kişiye yönelik baskı, telkin, menfaat vaadi, yıldırıcı davranış ve benzeri örtülü müdahalelerin cezalandırılmasıdır. Burada kanun koyucu, failin açık ve doğrudan tehdit içeren davranışlarını değil, çoğu zaman dolaylı, üstü kapalı ve iradeyi kırmaya yönelik müdahalelerini hedeflemektedir. Şikâyet veya ihbar hakkına sahip kişiye açıkça tehditte bulunulması hâlinde, somut olaya göre TCK’nın tehdit suçuna ilişkin hükümleri veya şartları varsa şantaj suçuna ilişkin hükümler uygulanabilecektir. Buna karşılık bu madde, tehdit eşiğine varmayan; ancak şikâyet, ihbar veya bildirimden vazgeçirmeyi amaçlayan baskı, telkin, menfaat teklif etme ve yıldırıcı davranışları bağımsız bir suç olarak cezalandırmaktadır. Ayrıca düzenleme yalnızca şikâyet hakkını değil, disiplin amacıyla kuruma yapılan ihbar ve bildirimleri de koruma altına almaktadır; zira mağdurun veya ilgilinin kuruma başvurmasının engellenmesi de ihbar hakkının kullanılmasının önüne geçmektedir.</p>

<p>Birinci fıkranın bir diğer özelliği, kamu kurumu-özel kurum ayrımı yapmaksızın uygulanabilmesidir. Bu yönüyle düzenleme, yalnızca ceza yargılamasına konu olayları değil, iş hayatı içinde ortaya çıkan mobbing benzeri davranışları da adli koruma kapsamına almaktadır. İş hukuku bakımından mobbing çoğu kez haklı fesih, tazminat veya iş ilişkisine ilişkin diğer hukuki sonuçlar doğurabilse de, burada korunmak istenen esas değer, mağdur işçinin ya da idari personelin maruz kaldığı eylem sonucu şikayet veya ihbar edebilme hürriyetinin kısıtlanmasıdır.</p>

<p>İkinci fıkra, kurum amirinin astına karşı fiili işlemesi hâlinde cezanın artırılmasını öngörmektedir. Kurum amirinin ast üzerinde kurduğu baskı, sıradan bir bireysel ilişki olarak değil, kurumsal otoritenin kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir.</p>

<p>Üçüncü fıkra ise eğitim kurumu bağlamında özel bir nitelikli hâl kurmaktadır. Bu fıkra ile, ihbar edilmesi gereken bir olay hakkında kurum amirinin mağdur çocuğu, kanuni temsilcisini, tanık konumundaki personeli veya diğer ilgilileri şikâyetten ya da bildirimden vazgeçirmeye yönelik eylemleri daha ağır yaptırıma bağlanmıştır. Burada kastedilen davranışlar yalnızca açık tehditler değildir; okul müdürünün veya benzeri kurum amirinin aileleri çağırarak uzlaştırmaya çalışması, mağdur çocuğun üstü kapalı biçimde okuldan alınmasının telkin edilmesi, olayın büyütülmemesi gerektiği yönünde baskı kurulması yahut personelin tanıklık yapmaktan caydırılması gibi örtülü baskı yöntemleri de bu kapsamda değerlendirilecektir. Özellikle önerilen TCK M. 279/A kapsamında bildirilmesi gereken fiillere ilişkin olarak öğretmen ve benzeri personel üzerinde tanıklığı veya adli mercilere başvuruyu engellemeye yönelik her türlü davranış, bu fıkra kapsamında nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Böylece eğitim kurumlarında olayların üstünün örtülmesi, kurumsal itibar veya disiplin söylemiyle baskı altında tutulması önlenmek istenmektedir.</p>

<p>Bu suç tipi, özellikle akran zorbalığı ve benzeri olayların üstünün örtülmesini önleyen tamamlayıcı bir koruma normu niteliğindedir. Çocuğun, ailesinin, tanık personelin veya diğer ilgililerin iradesini baskı altına alan davranışların önlenmesi, yalnızca ihbar mekanizmasının işlerliği bakımından değil, aynı zamanda devlete güven ilkesinin tesisi bakımından da zorunludur. Kamu otoritesine duyulan güvenin güçlenmesi, vatandaşların ve özellikle çocukların karşılaştıkları fiilleri çekinmeden bildirebilmelerine bağlıdır. Bu nedenle madde, yalnızca bildirim yükümlülüğünü değil, o yükümlülüğün kullanılmasını engelleyen baskı mekanizmalarını da cezalandırmak suretiyle, çocuk koruma sisteminin bütünlüğünü ve hukuka erişimde devlete güven duygusunu güçlendirmektedir.</p>

<p><strong>Madde 7 - Madde 5/A Gerekçesi</strong></p>

<p>Akran zorbalığı, çocukların eğitim hayatı boyunca yalnızca akranlar arası çatışma olarak değil, çoğu zaman süreklilik arz eden, gelişimsel süreci etkileyen, mağdur çocuk bakımından psikolojik, sosyal ve akademik sonuçlar doğurabilen çok boyutlu bir risk alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle akran zorbalığına yönelik müdahale, olay meydana geldikten sonra verilen tepkilerle sınırlı tutulmamalı; erken tespit, önleyici takip, bireyselleştirilmiş destek ve okul-aile işbirliği ekseninde kurumsal bir koruma mekanizmasına dönüştürülmelidir. Maddenin amacı, çocukların okul ortamında karşılaşabilecekleri zorbalık davranışlarının mümkün olan en erken aşamada belirlenmesi, çocuk özelinde ihtiyaçların değerlendirilmesi ve mağduriyetin derinleşmesinin önüne geçilmesidir.</p>

<p>Birinci fıkra ile, akran zorbalığının önlenmesi, erken tespiti ve etkilerinin giderilmesi amacıyla okul rehberlik servisi tarafından her çocuk yönünden bireysel ihtiyaç planı hazırlanması öngörülmektedir. Bu düzenleme, çocuğu soyut ve genel bir kategori olarak değil, gelişim özellikleri, risk faktörleri, destek ihtiyacı ve korunma gereksinimleri bakımından ayrı ayrı ele alan bireyselleştirilmiş bir koruma yaklaşımını benimsemektedir. Böylelikle, zorbalığa maruz kalan çocuklar bakımından yalnızca kriz anında müdahale eden değil, risk henüz oluşum aşamasındayken önleyici tedbir geliştiren bir sistem kurulmaktadır. Aynı zamanda zorbalık davranışını sergileyen çocuklar yönünden yönlendirici ve destekleyici bir yaklaşım benimsenerek davranışın nedenleri, tetikleyicileri ve çevresel etkileri profesyonel biçimde değerlendirilmiş olacaktır.</p>

<p>İkinci fıkra ile bireysel ihtiyaç planının veliye ve okul yönetimine yazılı olarak bildirilmesi, planın uygulanmasında aile, okul yönetimi, sınıf öğretmenleri ve rehberlik servisi arasında işbirliği sağlanması ve planın düzenli biçimde güncellenmesi amaçlanmaktadır. Çocukla ilgili önleyici koruma tedbirlerinin etkili olabilmesi, ancak okul ve ailenin aynı yönde, aynı hedefe yönelmiş, eşgüdümlü bir tutum sergilemesiyle mümkündür. Bu çerçevede aile ile kurulacak iletişim, çocuğun davranışlarının “kusur”, “etiket” veya “ayıp” ekseninde değerlendirilmesine indirgenmemeli; çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarının anlaşılması, desteklenmesi ve iyileştirilmesi yönünde pedagojik bir işlev görmelidir. Böylece, uygulamada zaman zaman karşılaşılabilen “bizim çocuğumuz kusurlu değildir”, “çocuğumuza haksızlık yapılıyor”, “etiketlenme yaratılıyor”” şeklindeki savunmaların doğurabileceği iletişim kopuklukları azaltılacak; aile, sürecin dışlayıcı değil koruyucu yönünü daha açık biçimde görebilecektir.</p>

<p>Bu yönüyle düzenleme, aileyi bir yaptırım muhatabı olarak değil, çocuğun yararına işleyen koruyucu sistemin zorunlu paydaşı olarak konumlandırmaktadır. Maddenin pedagojik temeli, çocuğun davranışının ahlaki mahkûmiyet konusu yapılması değil, davranışın hangi ihtiyaçlardan veya risklerden kaynaklandığının uzmanlar tarafından değerlendirilmesidir. Böylece hem mağdur çocuk hem de davranış riski taşıyan çocuk bakımından damgalama yerine destek, dışlama yerine izleme ve cezalandırma yerine yönlendirme esas alınmaktadır. Bu yaklaşım, okul ikliminde kutuplaşmayı azaltacak, öğretmen ile veli arasındaki gerilimi yumuşatacak ve okul idaresi üzerinde oluşabilecek “sadece disiplin cezası verilsin” ya da “çocuk olduğu için hiçbir şey yapılmasın” şeklindeki uç beklentilerin önüne geçecektir.</p>

<p>Üçüncü fıkra ile planın uygulanmasına ilişkin tutanakların, görüşme kayıtlarının, izleme formlarının ve yazılı bildirimlerin okul dosyasında muhafaza edilmesi; plana aykırı hareket edilmesi veya riskin devam etmesi hâlinde ilgili sosyal hizmet birimlerine bildirim yapılması ve gerekli görüldüğünde çocuk hâkiminin koruyucu ve destekleyici tedbir kararı vermesi için işlem tesis edilmesi düzenlenmektedir. Bu hükmün uygulanmasında beşinci maddede ki gibi özel bir aile sosyal veya hakim kararı gerekmez. Uygulamanın sadece sözlü uyarılarla sınırlı kalmamasını, izlenebilir, denetlenebilir ve gerektiğinde yargısal korumaya taşınabilir bir kayıt sistemi içinde yürütülmesini sağlar. Böylece okulun rehberlik mekanizması, hem çocuğun yararı hem de ileride ortaya çıkabilecek ihtilaflarda ispat kolaylığı bakımından kurumsal bir güvenceye kavuşur.</p>

<p>Dördüncü fıkra ile Millî Eğitim Bakanlığı’na her eğitim-öğretim yılının başında usul ve esasları belirleme ve eğitim kurumlarına duyurma görevi verilmesi, uygulamada birlik sağlanması bakımından zorunludur. Akran zorbalığı, okuldan okula, bölgeden bölgeye ve yaş grubuna göre farklı görünüm kazanabildiğinden, standart bir uygulama çerçevesi oluşturulması gerekmektedir. Bakanlığın bu yetkisi, rehberlik servislerinin işleyişine açıklık kazandıracak, okul yönetimlerinin çekimser davranmasını önleyecek ve uygulamanın ülke genelinde sistematik biçimde yürütülmesini temin edecektir.</p>

<p>Beşinci fıkra ile işlemlerin çocuğun üstün yararı, gizlilik, veri güvenliği, aile ile işbirliği ve eğitim hakkının korunması ilkelerine uygun olarak yürütülmesi güvence altına alınmaktadır.</p>

<p>Aynı fıkrada, yürütülen işlemlere karşı ailenin fiziki müdahalesi durumunda Türk Ceza Kanunu’nun 265 inci maddesinin uygulanacağının belirtilmesi ise, eğitim ortamında görev yapan öğretmen ve rehberlik personelinin güvenliğini sağlama amacını taşımaktadır. Son yıllarda eğitim kurumlarında öğretmene, idareciye veya rehberlik personeline yönelik sözlü ve fiziksel şiddetin artabildiği dikkate alınarak, bu tür müdahalelerin hukuken tolere edilmeyeceğinin açık biçimde vurgulanması gereklidir. Buradaki amaç, aileyi peşinen suçlu ilan etmek değil; çocuğun korunmasına ilişkin süreçlerin, öğretmen ve okul personelinin güvenliği zedelenmeden, hukuka uygun ve barışçıl yöntemlerle yürütülmesini sağlamaktır. Çocukların eğitim hakkı kadar öğretmenlerin mesleki güvenliği de korunmaya değerdir. Kahramanmaraş olayında olduğu gibi okul, yalnızca disiplin yaptırımının uygulandığı bir alan değil; çocuğun güvenliğinin, psikososyal desteğinin ve şiddetin önlenmesinin kurumsal olarak sağlandığı bir koruma alanı olmalıdır. Bu nedenle, süreç içerisinde itirazların ve görüş ayrılıklarının şiddet yerine iletişim, kayıt, değerlendirme ve gerektiğinde idari/ yargısal başvuru yollarıyla çözülmesi hedeflenmektedir.</p>

<p>Sonuç itibarıyla akran zorbalığına ilişkin müdahale modeli ile suça sürüklenen çocuk ile korunmaya muhtaç çocuğun korunması bakımından eşit duyarlılığı esas almakta; ihmaller sebebiyle suça sürüklenen çocuğun da çocuk hâkimi kararı aranmaksızın Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yönetmelikle mağduriyetten korunmasını hedeflemektedir.</p>

<p><strong>MADDE 8</strong> - Bu madde ile, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen baroya bildirim yükümlülüğünün, ceza muhakemesi kapsamında müdafi görevlendirilmesinden ayrı ve bağımsız bir kurumsal yükümlülük olduğu vurgulanmaktadır. Anılan Yönetmelik hükmü uyarınca, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocuk hakkında işlem başladığında durumun derhâl baroya ve ilgili kurumlara bildirilmesi zorunludur. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında çocuğa müdafi atanması amacıyla avukat görevlendirilmesi yahut avukat talep edilmesi, baroya yapılması gereken bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Zira müdafi görevlendirilmesi, savunma hakkının kullanılması bakımından usulî bir işlem niteliğinde olup; baroya bildirim, çocuğun korunmasına ilişkin sürecin kurumsal takibi, gerektiğinde müdahalesi ve çocuğun üstün yararının gözetilmesi bakımından bağımsız bir fonksiyon icra etmektedir. Nitekim Barolar Anayasa’nın 135 inci maddesinde de kamu kurumu niteliğindeki yargı makamıdır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 76 ncı maddesinde, baroların hukukun üstünlüğünü, insan haklarını korumakla görevli kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu açıkça düzenlenmiştir. Bu anayasal ve kanuni çerçeve birlikte değerlendirildiğinde, baronun sürece bildirim yoluyla dâhil edilmesi zorunlu olup; baro dışındaki bir merciden avukat talep edilmesi, baroya yapılmış bildirim sayılmaz.</p>

<p>Bu yetkinin yalnızca fiilin işlendiği yer barosuna tanınması da ayrıca isabetlidir. Böylece bölge dışı baroların sürece katılması önlenerek yetki karmaşası giderilmekte, iş yükü azaltılmakta ve yargılamada düzen sağlanmaktadır. Somut olayla en yakın ilişkili baronun sürece müdahalesi, çocuğun yargılamaya erişim hakkını güçlendirmekte ve adil yargılanma ilkesini daha etkin biçimde teminat altına almaktadır. Ayrıca bu düzenleme, baroların Anayasa’nın 135 inci maddesi ve 1136 sayılı Kanun’un 76 ncı maddesiyle belirlenen kamu yararı odaklı görev alanlarıyla tam bir uyum içindedir. Bu yönüyle hüküm, hem çocuğun korunması hem de ceza muhakemesinde etkin ve hızlı müdahale bakımından yerinde bir düzenleme niteliğindedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bayburt-barosu-akran-zorbaligi-kanun-calismasi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/bayburt-barosu.jpg" type="image/jpeg" length="86032"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM, SANIK AVUKATINA BİLDİRİMİ YETERLİ KABUL EDEN DÜZENLEMEYİ İPTAL ETTİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-sanik-avukatina-bildirimi-yeterli-kabul-eden-duzenlemeyi-iptal-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-sanik-avukatina-bildirimi-yeterli-kabul-eden-duzenlemeyi-iptal-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesinin değiştirilen (4) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin (Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir.) Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. İptal kararı 9 ay sonra yürürlüğe girecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hukukihaber.net/sucun-hukuki-niteliginin-degistigi-durumlarda-degisikligin-saniga-bildirilmesine-iliskin-bazi-hususlari-duzenleyen-kuralin-iptal-talebine-iliskin-karar" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi 26/3/2026 tarihinde E.2025/18 numaralı dosyada</a>, 7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16. maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesinin değiştirilen (4) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.</p>

<p>AYM, 5271 s. CMK'nin 226. maddesinin (4) numaralı fıkrasının iptali talepli itiraz başvurusunda;</p>

<p>İlgili fıkradaki "Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veva bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir." hükmünü, mahkemenin, sanığın adresini araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırdığı, sanığa duruşmaya katılamama konusunda mazeret sunma imkânı tanınmadığı, yargılamanın hızlı şekilde tamamlanması amacıyla savunma hakkına getirilen sınırlamanın adil yargılanma hakkını zedelediğine ilişkin iptal gerekçelerini dikkate aldıktan sonra,</p>

<p>"Dava konusu kural, suçun hukuki niteliği değiştiği takdirde müdafii bulunan sanığın sorgusu yapılmadan yokluğunda karar verilmesine imkân tanmak suretiyle sanığın duruşmada hazr bulunma, bizzat savunma ve isnadı öğrenme hakkı bağlamında adil yargılanma hakkına sınırlama getirmektedir.</p>

<p>Kuralda sanığın mazeretini belirtmesi ve anılan haklarından feragat etmediğini öne sürerek yeniden değerlendirme yapılmasını talep edebilmesine ilişkin herhangi bir güvence de öngörülmemiştir. Dolayısıyla kural kapsamında sanığın değişen isnada göre savunma hakkından yoksun bırakılmasının anılan meșru amaca ulaşma bakımından gerekli ve orantıl olduğu söylenemez. Bu itibarla kuralla adil yargılanma hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirildiği sonucuna ulaşılmıstır." gerekçesiyle,</p>

<p>- Anayasanın 13. ve 36. maddelerine aykırı bularak İPTAL ETTİ.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- İptal kararı 9 AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRECEK.</p>

<h3>Kararın tam metni için<strong> <a href="https://www.hukukihaber.net/sucun-hukuki-niteliginin-degistigi-durumlarda-degisikligin-saniga-bildirilmesine-iliskin-bazi-hususlari-duzenleyen-kuralin-iptal-talebine-iliskin-karar" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></a></strong></h3>

<h3 itemprop="headline"><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/sucun-hukuki-niteliginin-degistigi-durumlarda-degisikligin-saniga-bildirilmesine-iliskin-bazi-hususlari-duzenleyen-kuralin-iptal-talebine-iliskin-karar" rel="dofollow">&gt;&gt; Suçun Hukuki Niteliğinin Değiştiği Durumlarda Değişikliğin Sanığa Bildirilmesine İlişkin Bazı Hususları Düzenleyen Kuralın İptal Talebine İlişkin Karar</a></strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-sanik-avukatina-bildirimi-yeterli-kabul-eden-duzenlemeyi-iptal-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/aym-av.jpg" type="image/jpeg" length="14051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[15-18 yaş arası çocuklara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilecek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/15-18-yas-arasi-cocuklara-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi-verilebilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/15-18-yas-arasi-cocuklara-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi-verilebilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren çocukları koruma kanun teklifini Meclis'e sundu. Teklifle kasten öldürme ve ağır yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş arasındaki çocuklara hakimin takdir yetkisiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilecek. Çocuklara yönelik hapis cezalarının alt ve üst sınırları artırılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, suça sürüklenen çocuklara yönelik yasal düzenlemeye ilişkin açıklama yaptı. Buna göre; 15-18 yaş arası suça sürüklenen çocuklara, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilecek.</p>

<p>“Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunuldu. AK Partili Leyla Şahin Usta düzenlemeye ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p>Usta konuşmasında şunları söyledi:</p>

<p>"TCK’da tekerrür hükümlerinin uygulanma yaş sınırları 18’den 15’e düşürülerek caydırıcılığın sağlanması amaçlanmaktadır."</p>

<p>"Çocuk hükümlülerin infazına çocuk kapalı cezaevlerinde başlamasına iyi halli olması halinde çocuk eğitim evlerine ayrılmasına imkan sağlanmaktadır."</p>

<p>"Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hapis cezalarının alt ve üst sınırları artırılmaktadır."</p>

<p>AK Partili Usta, "Temmuz ayı sonuna kadar çalışma planımız var temel hedefimiz kapanmadan kanunun geçirilmesi" dedi.</p>

<p><strong>TEKLİFLE 15-18 YAŞ ARASINA HAKİME TAKDİR YETKİSİ VERİLECEK</strong></p>

<p>18 maddelik teklifle "suça sürüklenen çocuk" tanımı yerine "adli süreçteki çocuk" kavramı getirilecek.</p>

<p>Teklifle kasten öldürme ve ağır yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş arasındaki çocuklara hakimin takdir yetkisiyle müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilecek. Aynı suçları işleyen 12-15 yaş arasındaki çocuklara da hakimin takdir yetkisiyle daha az ceza indirimi uygulanabilecek.</p>

<p>12-15 yaş grubu çocuklara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında 12 yıldan 15 yıla kadar olan üst sınır 15 yıldan 18 yıla, müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 9 yıldan 11 yıla kadar olan hapis cezası 10 yıldan 12 yıla kadar çıkarılacak. 15-18 yaş grubu çocuklarda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 24 yıl olan üst sınırının 27 yıla, müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda hapis cezası 15 yıldan 18 yıla kadar yükselecek.</p>

<p><strong>TEKLİFLE 15 YAŞINDAN İTİBAREN "MÜKERRER" SUÇ SAYILACAK</strong></p>

<p>Türk Ceza Kanunu'na göre çocukların tekrar işledikleri suçlar mükerrer sayılmıyor. Meclis'e sunulan teklifle 15 yaşını doldurmuş çocuk hükümlülerin tekrar işlediği suçlar "mükerrer" sayılacak. Bir suçu 2-3 kez işleyen çocuğa daha ağır cezalar verilecek.</p>

<p><strong>ÖNCE KAPALI CEZAEVİNE SONRA EĞİTİMEVİNE GÖNDERİLECEKLER</strong></p>

<p>Teklifle suç işleyen çocuk hükümlüler önce çocuk eğitimevi yerine Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilecek. Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan sonra eğitimevine geçebilecek.</p>

<p><strong>CEZAEVİNDE GEÇİRDİKLERİ 1 GÜN, 1 GÜN OLARAK SAYILACAK</strong></p>

<p>Çocukların 15 yaşını doldurana kadar ceza infaz kurumunda geçirdikleri 1 günün 2 gün sayılması uygulaması kaldırılacak. Bu çocukları için cezaevinde geçirilen her 1 gün, 1 gün olarak hesaplanacak. Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işleyen çocukların ailelerine verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılacak. Ateşli silahı çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişiye 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BAKAN GÜRLEK'TEN MESAJ</strong></p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek de Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" X hesabından paylaşım yaptı. Bakan Gürlek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Çocuklarımızın adli süreçlerle karşı karşıya kalmasını önlemek, onları her türlü istismar ve tehditten korumak; suç mağduru ailelerimizin adalet beklentisine karşılık vermek devletimizin en temel sorumluluklarındandır.</p>

<p>Bu anlayışla hazırlıklarına katkı sunduğumuz ve AK Parti Grubumuz tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; çocukları koruyan, caydırıcılığı güçlendiren ve kamu vicdanını gözeten önemli düzenlemeler içermektedir.</p>

<p>Teklifle, 12-15 ve 15-18 yaş gruplarındaki çocuklara uygulanacak ceza indirimleri yeniden düzenlenmekte; kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama gibi ağır suçlarda hâkime, fiilin niteliğini gözeterek daha geniş takdir yetkisi tanınmaktadır.</p>

<p>Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin ihlaline ilişkin cezalar artırılmakta; çocuğun bakım, gözetim ve korunmasına ilişkin sorumluluklarını yerine getirmeyen kişilere yönelik yaptırımlar güçlendirilmektedir.</p>

<p>Çocuklarımızın korunması amacıyla dijital riskler, bağımlılıklar, çevre bilinci, kitap ve kütüphane alışkanlığı ile sosyal hizmetlere yönelik yeni yönlendirme tedbirleri getirilmektedir. Sosyal inceleme raporlarının etkinliği artırılırken koruyucu ve destekleyici tedbirlerde kurumlar arası koordinasyon da güçlendirilmektedir.</p>

<p>Ayrıca çocuk odaklı hukuk anlayışını ve masumiyet karinesini daha güçlü biçimde yansıtmak amacıyla mevzuatımızdaki “suça sürüklenen çocuk” ibaresinin yerine “adli süreçteki çocuk” ifadesinin kullanılması öngörülmektedir.</p>

<p>Amacımız; çocuğu koruyan, suçu önleyen, suç örgütlerinin çocukları istismar etmesine engel olan, ailelerin sorumluluğunu güçlendiren; ağır suçlar karşısında ise kamu vicdanını ve mağdur haklarını gözeten etkili bir adalet sistemi tesis etmektir.</p>

<p>Teklifin hazırlanmasına katkı sunan başta TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımıza, teklifi Meclis gündemine taşıyan AK Parti Grubumuza, ilgili kurumlarımıza, akademisyenlerimize ve uzmanlarımıza teşekkür ediyorum.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde; çocuklarımızın üstün yararını, toplumumuzun huzur ve güvenliğini ve mağdur ailelerimizin adalet beklentisini birlikte gözeten reformlarımızı kararlılıkla hayata geçirmeye devam edeceğiz."</p>

<p><strong>SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR DÜZENLEMESİ</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna 13 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“MADDE 13/A- Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “oniki yıldan onbeş yıla;” ibaresi “onüç yıldan onsekiz yıla;”, “dokuz yıldan onbir yıla” ibaresi “on yıldan oniki yıla”, “yedi yıldan” ibaresi “dokuz yıldan” şeklinde ve üçüncü fıkrasında yer alan “onsekiz yıldan yirmidört yıla;” ibaresi “ondokuz yıldan yirmiyedi yıla;”, “oniki yıldan onbeş yıla” ibaresi “onbeş yıldan onsekiz yıla”, “oniki yıldan fazla” ibaresi “onbeş yıldan fazla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Somut olayda;</p>

<p>a) Kasta dayalı kusurun ağırlığı,</p>

<p>b) Güdülen amaç ve saik,</p>

<p>c) Suçun işleniş şekli,</p>

<p>d) Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma, hususlarından biri ya da birkaçı göz önünde bulundurularak kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87) suçlarını işleyen onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanmayabilir. Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış ceza sorumluluğu bulunan kişiler hakkında ise ikinci fıkra hükümleri yerine üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>5237 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “onsekiz yaşını” ibaresi “onbeş yaşını” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>5237 sayılı Kanunun 233 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıla” ibaresi “üç aydan iki yıla”, ikinci fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”, üçüncü fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87) suçunu işlemesi halinde şikayet aranmaksızın, faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“e) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen,”<strong>MADDE 6-</strong>13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çocuk tutukluların” ibaresi “Çocuk hükümlülerin veya tutukluların” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “çocuklar,” ibaresinden sonra gelmek üzere ‘‘suç türleri,’’ ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong>5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi en az bir uzman görevlinin de katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir.</p>

<p>Çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri altı ayı geçemez.”</p>

<p>“(4) Aşağıdaki hâllerde çocuk hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilir:</p>

<p>a) Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar.</p>

<p>b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanlar.</p>

<p>(5) Doğrudan çocuk eğitimevine alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan</p>

<p>çocuk hükümlülerden;</p>

<p>a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler idare ve gözlem kurulu kararıyla,</p>

<p>b) Kapalı ceza infaz kurumuna iade veya odaya kapatma disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar idare ve gözlem kurulu kararıyla, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler.</p>

<p>(6) Çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.”</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong>5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102 ve 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (madde 220) hariç olmak üzere, koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong>30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununa 43/B maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Amaç dışı bıçak taşıma</p>

<p>MADDE 43/C – (1) Her ne ad altında olursa olsun, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan her tür bıçak ile diğer kesici, delici veya bereleyici aletlerin;</p>

<p>a) 11/9/1981 tarihli ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanuna göre ruhsatlandırılan yerler ile ilgili yönetmeliğe göre ruhsatlandırılan işyerleri dışında satışı ve sergilenmesi,</p>

<p>b) Onsekiz yaşından küçük çocuklara satılması ve çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması, yasaktır.</p>

<p>(2) Bu maddenin birinci fıkrasında sayılan yasaklara uymayanlara beşbin Türk Lirası, kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde ise onbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca bu kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya sorumlunun yetkili makamlara bildirim yapmaması halinde beşbin Türk Lirası idarî para cezası verilir.</p>

<p>(3) Bu maddenin birinci fıkrasında sayılan kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.</p>

<p>(4) Bu maddenin birinci fıkrasında sayılan kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir tarafından karar verilir.</p>

<p>(5) Bu maddenin birinci fıkrasındaki kabahati işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında çocuğun üstün yararı gözetilerek, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca koruyucu ve destekleyici tedbirlere karar verilmesi amacıyla mülki amir tarafından çocuk hâkiminden tedbir talebinde bulunulur.</p>

<p>(6) Bu madde hükmü internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanır.</p>

<p>(7) Bir sanat veya mesleğin icrası için gerekli bıçak, şiş ve benzerlerinin icra yerinde ve icra eden kişilerce kullanılması, bulundurulması ve taşınması bu madde hükümlerine tabi değildir.”</p>

<p><strong>MADDE 10-</strong>3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Yönlendirme tedbirleri</p>

<p>MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yanında bu maddede düzenlenen yönlendirme tedbirleri, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.</p>

<p>(2) Yönlendirme tedbirleri olarak;</p>

<p>a) Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri: Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere çocukların 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almalarına,</p>

<p>b) Dijital risklerden korunma tedbiri: Kullandığı telefon cihazı, telefon hattı veya her türlü bilgisayar, tablet ve benzeri dijital cihazın bildirilerek cihazın tedbir kararından sonraki hareketlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından 3 aydan az 2 yıldan fazla olmamak üzere çeşitli takip yazılımlarıyla ilgili kurum denetimine açmaya, riskli olarak tanımlı bazı mecralar, uygulamalar ve dijital platformlarına erişimin engellenmesine,</p>

<p>c) Kitap ve kütüphane tedbiri: Kütüphane ve okuma salonu gibi yerlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almaya veya bu kuruluşların yetkililerince belirlenen eserleri okumaya,</p>

<p>d) Çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri: Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar park, bahçe, sahil gibi belirlenecek bir bölgede çevre temizliğiyapmaya, belirlenecek bitkilerin bakımı, ağaçlandırma ve çiçeklendirme faaliyetlerine katılmaya,</p>

<p>e) Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile davranışsal bağımlılık tedbiri: Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yeşilay tarafından yerine getirilmek üzere çocukların sağlıkları için tehlike oluşturan bağımlılıklarının tedavi ve rehabilitasyonu için belirlenecek programları tamamlamaya, hükmedilir.</p>

<p>(3) Bu tedbirlerin yerine getirilmesinde 45 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır.</p>

<p>(4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>5395 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı, davranışsal bağımlılık ya da ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi veya başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen ve herhangi bir suretle Sağlık Bakanlığına veya üniversitelere bağlı yataklı sağlık kurumlarına gelen veya getirilen çocuk hakkında, tedaviye ihtiyaç bulunduğunun ilgili uzman tabip tarafından tespit edilmesi hâlinde, acil korunma kararı alınması amacıyla yirmi dört saat içinde rapor düzenlenir. Sağlık kurumu, uzman hekim raporunun düzenlendiği tarihten itibaren en geç yirmi dört saat içinde çocuk hâkimine başvurur. Başvurudan itibaren en geç kırk sekiz saat içinde ilgili dal uzman hekiminin yer aldığı üç uzman hekimden oluşan resmî sağlık kurulu tarafından düzenlenen rapor mahkemeye sunulur.</p>

<p>(5) Hâkim, başvuru ve sağlık kurulu raporunu değerlendirerek talep hakkında en geç kırk sekiz saat içinde karar verir. Çocuğun sağlık kuruluşuna gelmesi veya getirilmesinden hâkim kararının sağlık kuruluşuna tebliğine kadar geçen sürede, çocuğa gerekli görülen tıbbî müdahale ve tedavi uygulanır. Bu süreçte ihtiyaç duyulması hâlinde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk, bu kapsamda yapılan talepleri, kanunla kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde yerine getirir.</p>

<p>(6) Hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerekli görmesi hâlinde kişisel ilişkinin kurulmasına veya sınırlandırılmasına karar verebilir. Hâkim, sağlık kurulu raporunu dikkate alarak acil korunma kararının kaldırılmasına, devamına veya çocuğun durumuna uygun başka bir koruyucu ve destekleyici tedbire karar verir.”</p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> 5395 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Çocuk hakkında kamu davası açılması halinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 13-</strong>5395 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(2) Adli süreçteki çocuklar hakkında yapılan yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde bu Kanunun 5/A maddesinde düzenlenen yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen biri veya birkaçı da denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanır. Bu fıkra uyarınca hükmedilecek yükümlülükler 5/A maddesinde belirtilen kurumlar tarafından yerine getirilir.</p>

<p>(3) Adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için suçun konusunu oluşturan malın değerinin az olması halinde zararın giderilmesi şartı aranmayabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14-</strong>5395 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunludur. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından onbeş yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilir.”</p>

<p><strong>MADDE 15-</strong>5395 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin ilgili kurum veya kuruluş tarafından yerinegetirilmesi sırasında gerekmesi halinde kolluktan yardım istenebilir.”</p>

<p>“(4) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından; il ve ilçelerde kurumların koordinasyonu ile takip vali ve kaymakam tarafından sağlanır. Bu amaçla il ve ilçelerde sekretarya hizmetleri aile ve sosyal hizmetler il müdürlükleri tarafından yürütülür.</p>

<p>Hâkim veya mahkeme tarafından verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları, yerine getirilmek üzere ilgili kurum veya kuruluşa gönderilir.</p>

<p>(5) Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket eden ana, baba, vasi veya bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, fiil suç teşkil etse dahi ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre çocuk hâkimi kararıyla üç günden on güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Bu kararlara karşı 14 üncü madde uyarınca itiraz yoluna gidilebilir. Tazyik hapsine ilişkin kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yerine getirilir. Bu kararlar çocuk hâkimi tarafından ilgili kuruma bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 16-</strong>(1) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (17) numaralı alt bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>(2) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>(3) 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun;</p>

<p>a) 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>b) 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>c) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>ç) 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”,</p>

<p>d) 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”,</p>

<p>e) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”,</p>

<p>f) 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”,</p>

<p>g) 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>ğ) 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adlisüreçteki”,</p>

<p>h) 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Suça sürüklenen”</p>

<p>ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>ı) 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>i) 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”,</p>

<p>j) 37 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,</p>

<p>k) 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Suça sürüklenmesi” ibaresi “Hakkında adli süreç yürütülmesi”,</p>

<p>şeklinde değiştirilmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/15-18-yas-arasi-cocuklara-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi-verilebilecek</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/cocuk-hapisa.jpg" type="image/jpeg" length="46630"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7588 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>UZMAN ERBAŞ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7588</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 2/7/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 28 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına tıp fakültelerinde okutularak subaylığa nasbedilen tabiplerden, yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler ile tabi olduğu mevzuat uyarınca istifa edenler, Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenim gördüğü sürenin, yükümlülük süresine oranının; kalan yükümlülük süresi ile çarpımı sonucunda elde edilen süre boyunca hekimlik mesleğini icra edemezler. Sürelere yönelik olarak yapılacak tüm hesaplamalar gün hesabı üzerinden yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>1219 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına diş hekimliği fakültelerinde okutularak subaylığa nasbedilen diş hekimlerinden, yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler ile tabi olduğu mevzuat uyarınca istifa edenler, Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenim gördüğü sürenin, yükümlülük süresine oranının; kalan yükümlülük süresi ile çarpımı sonucunda elde edilen süre boyunca diş hekimliği mesleğini icra edemezler. Sürelere yönelik olarak yapılacak tüm hesaplamalar gün hesabı üzerinden yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının beşinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Bu madde kapsamında gündelik ödenenlerden denizaltı gemilerinde yurtiçi limanlarda gemide konaklama imkânı sağlanamayan personel dışındakilere 33 üncü madde uyarınca ayrıca konaklama gideri ödenmez.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 100 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Ordu evleri, askerî gazinolar, kışla gazinoları, vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezleri askerî bina olup askerî mahal vasıf ve mahiyetini haizdir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yapanlar hariç olmak üzere, Silahlı Kuvvetlerden her ne sebeple olursa olsun ayrılan subaylar Kanunda yer alan istisnalar dışında muvazzaf olarak tekrar Silahlı Kuvvetler hizmetine alınamazlar.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>926 sayılı Kanunun geçici 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “2024-2025” ibaresi “2029-2030” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Millî Savunma Bakanlığı merkez, taşra, yurt dışı teşkilatı ile bağlı, ilgili, ilişkili ve bünyesindeki kuruluşlarda görevli personel ve bunların adayları ile Milli Savunma Üniversitesinde eğitim gören askeri öğrenci ve bunların adayları hakkında; Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatlarında görevli personel ve bunların adayları ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, Polis Akademisi ve bunlara bağlı eğitim ve öğretim kurumlarındaki öğrenciler ile bunların adayları hakkında; Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı personeli hakkında; terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak, bu örgütlerle iltisaklı olmak gerekçeleriyle kamu görevine alınmayan veya kamu görevinden veya meslekten ayrılan/çıkarılan yahut sözleşmesi feshedilenlerle ilgili idari davalar ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci maddesi uyarınca tesis edilen idari işlemlere yönelik açılan idari davalar ile ilgili mevzuat uyarınca gerçekleştirilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin idarece olumsuz değerlendirilmesi sonucu söz konusu idari işleme yönelik açılan davalarda verilen ve göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararları uyarınca tesis edilecek işlemler, nihai kararların kesinleşmesinden sonra yerine getirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 20- Mülga 6830 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8/10/1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının amacına uygun olarak fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olan taşınmazlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır.</p>

<p>Taşınmazda kamu hizmetinin nitelik ve amacına uygun şekilde tesis veya yapının inşa edilmiş olması, bu Kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsis kabul edilir.</p>

<p>Birinci fıkrada yazılı taşınmazlardan tapuda kayıtlı olanların kayıt sahipleri veya mirasçıları; tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zilyetleri ya da mirasçıları tahsis tarihi itibarıyla zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmiş ve fiili tahsis tarihinden itibaren on yıl geçmemiş olması koşuluyla, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 221 sayılı Kanunun belirlediği süre içinde sadece taşınmazın fiili tahsis tarihindeki rayiç bedelini isteyebilir.</p>

<p>Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında 12/1/1963 tarihine kadar açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dâhil görülmekte olan bedel davalarında bu madde hükümleri uygulanır.</p>

<p>Birinci fıkraya göre kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar hakkında 12/1/1963 tarihinden sonra bu taşınmazlara bağlı olarak bedel dâhil ileri sürülen talepler kabul edilmez. Bu hüküm, 12/1/1963 tarihinden sonra açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dâhil görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.</p>

<p>Bu madde kapsamında açılan ve görülmekte olan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri maktu olarak belirlenir.</p>

<p>Birinci fıkra uyarınca kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar, tapuda kayıtlı ise ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine açılacak dava ile ilgili idare adına tescil edilir. Tapu kaydı olmayan taşınmazlar, tahsisin mahiyeti bakımından tescile tabi ise ilgili idare adına kayıt tesis olunur. Bu işlemler harca tabi değildir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “terhislerinin üzerinden beş yıldan fazla süre geçmemiş olanlar,” ibaresi “terhis olanlar veya 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 42 nci maddesinde sayılanlardan muvazzaflık hizmetinden muaf tutulanlar,” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>3269 sayılı Kanuna 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Sicil</p>

<p>MADDE 8/A- Uzman erbaşlar hakkında sicil yılı ilgili yılın 2 mayıs tarihinden başlayıp bir sonraki yılın 2 mayıs tarihine kadar olan süreyi kapsar. Uzman erbaşların sözleşme imzalanıp göreve alınmalarını takip eden ilk 2 mayıs tarihi itibarıyla sicil belgesi tanzim edilir. Ancak göreve alınma tarihi ile takip eden 2 mayıs tarihi arasında geçen süre üç aydan kısa ise, ilk sicil belgeleri üç ayın doldurulduğu tarihte düzenlenir. Müteakip sicil ise zamanında düzenlenir.</p>

<p>Sicil tam notu 100’dür. Sicil üstlerinin verdikleri notların ortalaması, o yılın sicil notunu teşkil eder.</p>

<p>Sicilin olumlu olabilmesi için sicil notunun, sicil tam notunun yüzde 60 ve daha yukarısı olması gerekir. Uzman erbaşlar için sicil yazmaya yetkili sicil üstleri ile ilgili hususlar ve sicil dönemi içinde sicil üstünün veya sicil alan personelin görevinden ayrılması hâlinde ayrılış sicili düzenlenmesine ilişkin hususlar ile verilecek sicilin şekil ve usulleri yönetmelikte düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>3269 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde yer alan “sicil notuna,” ibareleri madde metninden çıkarılmış, birinci fıkrasının (a) bendine aşağıdaki alt bent ve (b) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“7) Astsubaylık için sınava müracaat tarihinde uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren en az dört yıl sicil almış ve almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun yüzde 90 ve daha yukarısında olmak.”</p>

<p>“7) Astsubay meslek yüksekokulu giriş sınavına müracaat tarihinde, uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun yüzde 90 ve daha yukarısında olmak.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>3269 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 19- Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri, görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanan esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanan esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan “ilgili ülke adına” ibaresi madde metninden çıkarılmış, dördüncü cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş ve son cümlesinde yer alan “Maliye Bakanlığınca” ibaresi “Hazine ve Maliye Bakanlığınca” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Açılan hesapları yönetmeye, bütçelerine ödenek konulan ilgili Bakan yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanununun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 1- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan haller saklı kalmak üzere sözleşmeli erbaş ve er olarak en az yedi hizmet yılını doldurarak ayrılanlardan nitelik belgesi olumlu olanlar, ilgili mevzuatlarındaki sınav şartları hariç diğer şartları taşımaları ve başvuru tarihi itibarıyla kırk bir yaşını doldurmamış olmaları kaydıyla kamu kurum ve kuruluşlarının infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına kontenjan ve atama izinleri dâhilinde bu maddedeki usul ve esaslar çerçevesinde atanabilir.</p>

<p>(2) Bu madde kapsamından yararlanmak isteyenlerin başvuruları her yıl alınarak alım şartlarına ilişkin kişisel bilgileri, İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığı tarafından ekim ayının son gününe kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirilir. Başvurunun her yıl yenilenmesi esastır. İlgili personelin bilgilerinin bildirilmiş olması atanma için tek başına hak teşkil etmez.</p>

<p>(3) Kamu kurum ve kuruluşları birinci fıkrada belirtilen unvanlarda o yıl yapacağı personel alımlarında alım yapılacak toplam kontenjanın ve atama izinlerinin yüzde onunu bu madde kapsamında ayırarak alım yapılmak üzere alım şartları ile birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına aralık ayının sonuna kadar bildirmek zorundadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirilen bir önceki yıla ait kontenjanlar/atama izinlerinin yüzde onu yeni yılda kullanılmak şartı ile yeni yılın açıktan ve nakil suretiyle atama sayılarına tabi değildir.</p>

<p>(4) İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca gönderilen listede yer alanlar için, kamu kurum veya kuruluşları tarafından bildirilen kontenjanlara, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca her yıl 1 mart tarihine kadar sözlü sınava tabi tutulacak adayları belirlemek üzere tek seferde yerleştirme yapılır veya yaptırılır. Yayımlanacak kılavuzda yer alan şartları taşıyanlar arasından, kontenjanın dört katı kadar aday, tercihleri dikkate alınarak kura yöntemiyle belirlenir. İlgili kurum tarafından oluşturulan komisyonlarca üç ay içinde yapılacak sözlü sınavda başarılı bulunanlardan atananlara ilişkin bilgiler, atanmalarından itibaren bir ay içinde ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, kamu personel bilgi sisteminin bulunduğu kuruma ve ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığına bildirilir.</p>

<p>(5) İlgili kurum tarafından oluşturulan komisyonca yapılacak sözlü sınavda adaylar;</p>

<p>a) Genel kültürü ve genel yeteneği,</p>

<p>b) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,</p>

<p>c) Liyakati, temsil kabiliyeti, tutum ve davranışlarının göreve uygunluğu,</p>

<p>ç) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,</p>

<p>d) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,</p>

<p>esas alınarak değerlendirilir. Sınav kurulunun her bir üyesi adayları bentlerde yazılı özelliklerin her biri için yirmişer puan üzerinden değerlendirir ve verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Her bir üyenin adaya yüz tam puan üzerinden toplamda kaç puan verdiği hesaplanır. En son bütün üyelerin yüz tam puan üzerinden vermiş oldukları bu puanların aritmetik ortalaması alınarak personelin sözlü sınav puanı tespit edilir.</p>

<p>(6) Sözleşmeli erbaş ve erlerden yedi hizmet yılını tamamlayarak ayrılanlar hakkında 10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimi şartı ve aynı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen eğitim şartı aranmaz.</p>

<p>(7) Ataması yapılan personel göreve başladığı tarihten itibaren atandığı kadro veya pozisyonun mali ve diğer haklarından faydalandırılır. Bunların sözleşmeli erbaş ve erlikte geçen hizmet süreleri, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda öngörülen öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla, başlangıç derece ve kademelerine her yıl için bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi sayılmak suretiyle kazanılmış hak aylık, derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilir.</p>

<p>(8) Bu madde kapsamında memur kadrolarına atananlar en az dört yıl süreyle başka bir unvana atanamazlar. Atama onayı alınmasına rağmen görevine başlamayanlar ile başladıktan sonra herhangi bir sebeple görevden ayrılanlar bu madde kapsamında yeniden istihdam edilemezler. Kamu kurum ve kuruluşlarının bildirmiş oldukları bu unvanlara her ne surette olursa olsun atananlar bu maddede verilen hakkı kullanmış sayılır.</p>

<p>(9) Başvuru, bildirim, kura, atama ve diğer işlemlere ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</p>

<p>(10) Bu madde kapsamında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye, gerekli bilgi ve belgeleri istemeye, araştırma ve inceleme yapmaya ve uygulamayı yönlendirmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>6191 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“ç) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve/veya mülakat sınavlarında başarılı olmak.”</p>

<p>“(2) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve mülakat sınavlarının değerlendirme esasları şunlardır:</p>

<p>a) Yazılı sınav yapılması halinde yazılı sınav; genel kültür konularını ve meslek bilgisi konularını içerir. Yazılı sınavda yüz tam puan üzerinden en az elli puan alınması gerekir. Yazılı sınav ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca yapılabileceği gibi diğer kamu kurum ve kuruluşlarına veya üniversitelere de yaptırılabilir.</p>

<p>b) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testinden başarılı sayılmak için adayın, uygulanacak testlerin her birinden yüz tam puan üzerinden en az elli puan alması ve bu testlerden alınan puanların aritmetik ortalamasının en az altmış puan olması gerekir.</p>

<p>c) Mülakat sınavı yapılması halinde mülakat heyetinde yer alacak başkan ve üyeler ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir. Aday sayısına bağlı olarak birden fazla heyet teşkil edilebilir. Mülakatta adaylar; genel görünüş, kendisinden istenileni kavrama yeteneği, özgüveni, özgeçmişi, kişiliği, psikolojik yapısı, kendini ifade edebilme yeteneği, beden dilini kullanma becerisi, duygusal denge durumu, dışa dönüklük, uyumluluk, sorumluluk, açıklık, mesleğe uygunluğu ve istekli olması yönlerinden yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Her üyenin birbirinden bağımsız olarak takdir ettikleri notların ortalaması alınarak adayın mülakat sınav notu belirlenir. Mülakat sınavına katılan adaydan asgari yetmiş puan almış olması şartı aranır.</p>

<p>ç) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve/veya mülakat sınavlarının başarı sıralamasına esas değerlendirme notu içerisindeki oranları ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir.</p>

<p>d) Başarı sıralamasına esas değerlendirme notlarının eşitliği halinde, önce fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi notu yüksek olana, eşitliğin devam etmesi halinde fiili hizmet süresi daha fazla olana ve bunun da eşit olması halinde ise sırasıyla öğrenim düzeyi, rütbe durumu ve ödül/ceza puan durumları dikkate alınarak öncelik tanınır.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="56317"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[E-tebligatta kapsam yeniden belirlendi... İşte sisteme dahil olanlar ve istisnalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/e-tebligatta-kapsam-yeniden-belirlendi-iste-sisteme-dahil-olanlar-ve-istisnalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/e-tebligatta-kapsam-yeniden-belirlendi-iste-sisteme-dahil-olanlar-ve-istisnalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergi Usul Kanunu’nda e-tebligata ilişkin kapsam yeniden belirlendi. Bazı mükellefler için elektronik tebligat sistemi zorunlu hâle getirildi.
Düzenlemeyle elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kişi ve kurumlar yeniden belirlendi. Mevcut sistemde yer alanlar ise yeni başvuru yapmadan sistemi kullanmaya devam edecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hukukihaber.net/7587-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow">7587 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun,</a> 01 Temmuz 2026 Tarihli ve 33297 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>

<p>Düzenlemeyle Vergi Usul Kanunu’nda e-tebligata ilişkin kapsam yeniden belirlendi. Bazı mükellefler için elektronik tebligat sistemi zorunlu hâle getirildi. Kanunun Vergi Usul Kanunu’na ilişkin maddeleri, Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, elektronik tebligat sisteminin teknik altyapısını kurma, mevcut altyapıları kullanma ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahip olacak.</p>

<p><strong>KİMLER İÇİN ZORUNLU?</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeye göre kurumlar vergisi mükellefleri, ticari, zirai ve mesleki kazançları nedeniyle gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri, kollektif şirketler ve adi komandit şirketler elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olacak.</p>

<p>Ayrıca Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli II sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi malların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküller de kapsama alındı.</p>

<p>Resmî Gazete’de düzenleme şu ifadelerle yer aldı:</p>

<p>“MADDE 107/A- Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselerden aşağıda sayılanlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurulan elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır. Bu kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, elektronik tebligat sistemi vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.</p>

<p>1. Kurumlar vergisi mükellefleri,</p>

<p>2. Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,</p>

<p>3. Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,</p>

<p>4. 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller."</p>

<p><strong>ENGELLİLER İÇİN İSTİSNA GETİRİLDİ</strong></p>

<p>Düzenlemede engelliler için de özel bir istisna yer aldı. Buna göre engellilik oranı yüzde 90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmayacak.</p>

<p>Resmî Gazete’de bu hüküm şöyle yer aldı:</p>

<p>“Engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmamaktadır.”</p>

<p><strong>65 YAŞ ÜSTÜNE ÇIKIŞ HAKKI</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeyle elektronik tebligat sisteminden çıkışa ilişkin usuller de belirlendi. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler, sicil kayıtlarının silindiği tarihe göre sistemden çıkarılacak. Gerçek kişiler ise ölüm veya gaiplik kararı hâlinde sistemden çıkarılacak.</p>

<p>65 yaşını dolduran kişiler ise talep etmeleri durumunda elektronik tebligat sisteminden çıkabilecek. İsteğe bağlı olarak sisteme girenler de zorunluluk gerektiren başka bir durum yoksa başvuruyla sistemden ayrılabilecek.</p>

<p>Resmi Gazete'de e-tebligat sisteminden çıkışlarına ilişkin şunlar ifade edildi:</p>

<p>"Zorunlu veya isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanların elektronik tebligat sisteminden çıkışlarına ilişkin usuller şunlardır:</p>

<p>1. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>2. Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>3. Birinci fıkra kapsamında zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>4. İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>5. 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır."</p>

<p><strong>TEBLİGAT BEŞ GÜNÜN SONUNDA YAPILMIŞ KABUL EDİLECEK</strong></p>

<p>Düzenlemede elektronik tebligatın ne zaman yapılmış sayılacağı da açıkça belirlendi. Buna göre elektronik ortamda gönderilen tebligat, sisteme ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış kabul edilecek.</p>

<p><i>Resmî Gazete’de bu ifade şöyle yer aldı:</i></p>

<p>“Elektronik ortamda tebligat, tebliğin bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.”</p>

<p><strong>MEVCUTLAR İÇİN AÇIKLAMA</strong></p>

<p>Kanuna eklenen geçici maddeyle, düzenleme yürürlüğe girmeden önce elektronik tebligat sistemine dâhil olanların durumu da netleştirildi. Buna göre mevcut kullanıcılar yeni bir başvuru yapmadan sistemi kullanmaya devam edecek.</p>

<p>Resmî Gazete’de geçici madde şu ifadelerle yer aldı:</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 38- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunun 107/A maddesi kapsamında elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, yeni bir başvuru yapmaksızın elektronik tebligat sistemini kullanmaya devam eder.”</p>

<p><strong>BEŞ KATINA ÇIKARILDI</strong></p>

<p>Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257’nci maddesinde de değişiklik yapıldı. Maddenin birinci fıkrasının 8 numaralı bendinde yer alan “iki katına” ibaresi “beş katına” şeklinde değiştirildi.</p>

<p><i>İlgili madde şöyle;</i></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/7587-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow"><strong>&gt;&gt; 7587 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</strong></a></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 107/A- Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselerden aşağıda sayılanlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurulan elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır. Bu kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, elektronik tebligat sistemi vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.</p>

<p>1. Kurumlar vergisi mükellefleri,</p>

<p>2. Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,</p>

<p>3. Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,</p>

<p>4. 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller.</p>

<p>Bu maddenin birinci fıkrası kapsamına girmeyenler, talep etmeleri halinde elektronik tebligat sistemine dâhil olabilirler.</p>

<p>Engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>

<p>Zorunlu veya isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanların elektronik tebligat sisteminden çıkışlarına ilişkin usuller şunlardır:</p>

<p>1. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2. Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>3. Birinci fıkra kapsamında zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>4. İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>5. 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>Elektronik ortamda tebligat, tebliğin bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde yer alan “iki katına” ibaresi “beş katına” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>213 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 38- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunun 107/A maddesi kapsamında elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, yeni bir başvuru yapmaksızın elektronik tebligat sistemini kullanmaya devam eder.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/e-tebligatta-kapsam-yeniden-belirlendi-iste-sisteme-dahil-olanlar-ve-istisnalar</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/tebligat-mail-mesaj.jpg" type="image/jpeg" length="26137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[7587 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/7587-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/7587-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7587 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 01 Temmuz 2026 Tarihli ve 33297 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7587</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 24/6/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 55 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan tablo aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="521">
   <p><strong>RÜTBELER</strong></p>
   </td>
   <td width="235">
   <p><strong>ORANLAR</strong></p>

   <p><strong>(On binde)</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Birinci Sınıf Emniyet Müdürü</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>65</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>İkinci Sınıf Emniyet Müdürü</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>75</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Üçüncü Sınıf Emniyet Müdürü</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>90</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>100</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Emniyet Amiri</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>300</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Başkomiser</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>310</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Komiser</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>320</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Komiser Yardımcısı</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>330</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>3201 sayılı Kanunun geçici 30 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>3201 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 32- Emniyet Genel Müdürlüğü eğitim ve öğretim kurumlarına girişte aranan sağlık şartlarını taşımadıkları gerekçesiyle eğitim ve öğretim kurumlarından ilişiği kesilenlerden, yargı kararına istinaden eğitim ve öğretime devam ederek mezun olan ve polis memuru veya polis amiri rütbesiyle Emniyet Hizmetleri Sınıfına atanan ancak bilahare sağlık sebeplerine dayanan yargı kararı gereğince Devlet memurluğundan ilişiği kesilmiş olanların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde Emniyet Genel Müdürlüğüne başvurmaları halinde Genel İdare Hizmetleri Sınıfında durumlarına uygun unvana atamaları yapılır.</p>

<p>Bu madde kapsamında yapılacak olan atamalarda 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesindeki şartlar ile Emniyet Hizmetleri Sınıfı dışında kalan diğer hizmet sınıflarına açıktan yapılacak atamalar için belirlenmiş olan sağlık şartlarına uygunluk aranır.</p>

<p>Bu madde kapsamında yapılacak olan Devlet memurluğuna açıktan atama işlemleri ile ilgili diğer usul ve esaslar Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine “Devlete ait” ibaresinden sonra gelmek üzere “engelli ve yaşlı bireylere yönelik bakım ve rehabilitasyon merkezleri,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 113 üncü maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş, mevcut ikinci fıkrasında yer alan “birinci fıkra” ibaresi “bu madde” şeklinde ve mevcut beşinci fıkrasında yer alan “yarısına kadar” ibaresi “birinci fıkra kapsamına girenler bakımından yarısına kadar” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunanlardan bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını, elektronik ücret toplama sistemleri aracılığı olmaksızın, kullanma zorunluluğu getirilen taksi mali cihazla tespit ve belgelendirmek suretiyle elde edenler de talep etmeleri hâlinde, birinci fıkraya göre tespit edilen kazançları üzerinden vergilendirilir. Bu kapsama girenler, talep tarihini takip eden yılın başından itibaren hasılat esaslı kazanç tespit usulünden en fazla üç yıl süreyle yararlanabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 94- Ticari kazancı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakalarını elden çıkarmalarından doğan kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>2/1/1961 tarihli ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanuna 35 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“İnternet haber sitelerinin vasıf ve ödevleri:</p>

<p>MADDE 35/A- Resmî ilan ve reklam verilen veya bekleme süresi içindeki internet haber sitelerinin vasıfları:</p>

<p>a) Haber sayısı,</p>

<p>b) İçerik,</p>

<p>c) Kadro,</p>

<p>ç) Okur sayısı,</p>

<p>d) En az yayın hayatı süresi,</p>

<p>bakımlarından ve uygun görülecek diğer yönlerden Basın-İlan Kurumu Genel Kurulunca tespit olunur. Bu Kanunun 35 inci maddesi hükmü internet haber sitelerinin ödevleri bakımından da uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>195 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 49- Bu Kanun ile belirlenmiş vasıf, ödev, yükümlülük ve bu Kanun hükümlerine istinaden Genel Kurul tarafından belirlenen sorumluluklara riayet etmeyen resmî ilan ve reklam yayımlama hakkına sahip veya bekleme süresinde olan gazete, dergi ve internet haber siteleri ile prodüktörler, kamu idare ve teşekkülleri ve 42 nci maddede anılan sair müesseselerin veya bunların iştiraklerinin sorumluları hakkında, diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu madde kapsamında muamele yapılır.</p>

<p>Kurum Yönetim Kurulunca, gazete, dergi ve internet haber sitelerine bu Kanunda öngörülen vasıfları taşımamaları veya ödevleri yerine getirmemeleri halinde ihlalin niteliği, ağırlığı ve süresi gözetilerek bir günden on güne kadar resmî ilan ve/veya reklam kesme müeyyidesi uygulanmasına karar verilir. Ayrıca ilgili gazete, dergi ve internet haber sitesi bu Kanunla temin edilen diğer menfaatlerden de aynı sürelerle faydalandırılmaz.</p>

<p>Bu maddeye göre gazete, dergi ve internet haber sitelerine dair verilecek müeyyide kararı; resmî ilan ve reklam yayımlama hakkı bulunanlar için resmî ilan verilmemesi; yalnız reklam yayımlama hakkı bulunanlar için listeden çıkarılması suretiyle kararın kesinleşmesini müteakip Kurum Genel Müdürlüğünce uygulanır. Bekleme süresindekiler için müeyyide kararı verilmesi halinde bu karar resmî ilan ve reklam yayımlama hakkının kazanılmasından sonra uygulanır.</p>

<p>Müeyyide kararının ilgili gazete, dergi ve internet haber sitesine tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı nitelikte ihlalin ilk tekrarı halinde ihlalin niteliği, ağırlığı ve tekrarı gözetilerek beş günden on beş güne kadar, ikinci tekrarı halinde on günden yirmi güne kadar, üçüncü ve daha fazla tekrarı halinde on beş günden yirmi beş güne kadar ilan ve reklam kesme müeyyidesi uygulanmasına karar verilir.</p>

<p>İhlal süresinin bir ayı aşması halinde yukarıdaki fıkralara göre tespit edilecek müeyyide gün sayısı bir kat artırılır. Birden fazla konuda ihlal varsa her biri için belirlenen günler toplanır. Bir defada toplam uygulanabilecek müeyyide altmış günü aşamaz.</p>

<p>Bu maddenin birinci fıkrasında sayılan düzenlemelere riayet etmeyen prodüktörler ile kamu idare ve teşekkülleri hakkında aşağıdaki işlemler uygulanır:</p>

<p>a) Prodüktörlük müessesesi Yönetim Kurulu kararıyla iki aya kadar kapatılabilir. Kesinleşen karar, o yerdeki valilikçe uygulanır.</p>

<p>b) Kamu idare ve teşekkülleri ile ortaklıklarının sorumluları hakkında, Genel Müdürlüğün bildirimi üzerine kendi mevzuatlarına göre disiplin işlemi uygulanır. İşlem sonucu Kuruma bildirilir; Kurumun bu işlemlere itiraz hakkı saklıdır.</p>

<p>Bu maddeye göre verilen müeyyide kararlarına karşı 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre yargı yoluna başvurulur.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına dair usul ve esaslar Genel Kurulca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 107/A- Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselerden aşağıda sayılanlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurulan elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır. Bu kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, elektronik tebligat sistemi vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.</p>

<p>1. Kurumlar vergisi mükellefleri,</p>

<p>2. Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,</p>

<p>3. Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,</p>

<p>4. 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller.</p>

<p>Bu maddenin birinci fıkrası kapsamına girmeyenler, talep etmeleri halinde elektronik tebligat sistemine dâhil olabilirler.</p>

<p>Engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>

<p>Zorunlu veya isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanların elektronik tebligat sisteminden çıkışlarına ilişkin usuller şunlardır:</p>

<p>1. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>2. Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>3. Birinci fıkra kapsamında zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>4. İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>5. 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>Elektronik ortamda tebligat, tebliğin bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde yer alan “iki katına” ibaresi “beş katına” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>213 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 38- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunun 107/A maddesi kapsamında elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, yeni bir başvuru yapmaksızın elektronik tebligat sistemini kullanmaya devam eder.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununa 68 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Disiplin cezaları:</p>

<p>MADDE 68/A- Banka hizmetlerinin yürütülmesinde bu Kanun ile diğer mevzuatta belirtilen görevleri yerine getirmeyen, yasaklanan fiil ve hallerde bulunan Banka personeli hakkında yapılacak disiplin işlemleri sonucunda, ihlalin niteliğine ve sonucun ağırlık derecesine göre bu maddede belirtilen disiplin cezaları uygulanır.</p>

<p>I- Uyarma cezası; Banka personelinin görevinde veya davranışlarında daha dikkatli ve özenli hareket etmesi gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda sayılmıştır:</p>

<p>a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde Bankaca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmî belge, araç, gereç ve benzerlerinin korunmasında, kullanılmasında ve bakımında kayıtsızlık ve özensizlik göstermek,</p>

<p>b) İzinsiz veya kabul edilebilir özrü olmaksızın göreve geç gelmeyi veya görevden erken ayrılmayı alışkanlık haline getirmek,</p>

<p>c) Çalışma saatlerinde izinsiz veya kabul edilebilir özrü olmaksızın görev mahallinden ayrılmak,</p>

<p>ç) İş sahipleri veya görev nedeniyle gelenler dışındaki kimselerle iş başında görüşmeyi alışkanlık haline getirmek,</p>

<p>d) Banka personeli vakarına uymayan tutum veya davranışlarda bulunmak,</p>

<p>e) Görevin iş birliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak,</p>

<p>f) Amirlerinin uyarılarına rağmen, görevi ile ilgisi olmayan işler yapmak,</p>

<p>g) Belirlenen kılık ve kıyafet esaslarına aykırı davranmak,</p>

<p>ğ) Bankaca istenilen veya mevzuat çerçevesinde verilmesi gereken bilgi ve bildirimleri zamanında vermemek,</p>

<p>h) Usulsüz başvuruda veya şikâyette bulunmak.</p>

<p>II- Kınama cezası; Banka personeline görevinde veya davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda sayılmıştır:</p>

<p>a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde Bankaca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmî belge, araç, gereç ve benzerlerinin korunmasında, kullanılmasında ve bakımında kusurlu davranmak,</p>

<p>b) Verilen emirlere ve görevlere itiraz etmek,</p>

<p>c) Görev başında amirlerine saygısızlık etmek,</p>

<p>ç) Bankaya ait belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak veya kaybetmek,</p>

<p>d) Banka personeline ve iş sahiplerine karşı kırıcı veya saygısız davranışta bulunmak, çalışma düzen ve huzurunu bozmak,</p>

<p>e) Hizmet dışında Banka personeli sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu zedeleyecek nitelikte davranışlarda bulunmak,</p>

<p>f) Görev gereği almış olduğu avansı süresinde kapatmamak,</p>

<p>g) Banka personeli hakkında küçültücü ve yalan haberler yaymak veya dedikodu yapmak,</p>

<p>ğ) İçinde bulunulan yılın Ocak ayına ait brüt ücretinin iki katını aşan tutarda ücreti haczedilmek, maiyetinden borç almak veya bu kişileri kefil göstermek.</p>

<p>III- Kısa süreli ücret kesintisi cezası; Banka personelinin almakta olduğu ücretinin, 3 ay süre ile %15 oranında kesilmesidir. Kısa süreli ücret kesintisi cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda sayılmıştır:</p>

<p>a) Verilen emir ve görevleri kasıtlı olarak tam ve zamanında yapmamak,</p>

<p>b) Hizmet içinde Banka personeli sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu zedeleyecek nitelikte davranışlarda bulunmak,</p>

<p>c) İzinsiz veya kabul edilebilir özrü olmaksızın bir veya iki gün göreve gelmemek,</p>

<p>ç) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ticaretle uğraşmak, çalışma saatleri dışında da olsa gerçek ve tüzel kişilerin herhangi bir işinde ücretli veya ücretsiz olarak çalışmak,</p>

<p>d) Bankadaki görevleri dolayısıyla edindiği bilgileri, kişisel yararına veya üçüncü kişilerin yararına ya da zararına kullanmak,</p>

<p>e) Bankaca düzenlenen Devlet iç borçlanma senetleri ihalelerine katılmak ve birincil piyasadan alım yapmak,</p>

<p>f) Görevleri dolayısıyla çıkar sağlamak, nezaket kurallarının gerektirdiği hediyeler hariç, iş ilişkisinde bulunduğu kimselerden doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye kabul etmek veya borç para istemek, Bankadaki görevi ile ilişkilendirilebilecek şekilde, Banka içindeki veya dışındaki herhangi bir kaynaktan maddi veya maddi olmayan bir çıkar sağlamak,</p>

<p>g) Sıfat ve görevleri dolayısıyla edindiği, Bankaya veya Banka ile ilişkisi olan kişi ve kurumlara ait bilgilerin ve sırların korunmasında gereken özeni göstermemek,</p>

<p>ğ) Bankaya ait belgeleri ilgili amirinin izni ve bilgisi olmaksızın görev yeri dışına çıkarmak,</p>

<p>h) Başkanlıkça görevlendirilmedikçe, Banka ve görevleri ile ilgili olarak basına, haber ajanslarına, radyo veya televizyon kurumlarına, Banka dışındaki kişi, kurum ya da kuruluşlara bilgi ve demeç vermek veya açıklamada bulunmak,</p>

<p>ı) Bankanın gizli bilgi ve belgelerine dayanarak herhangi bir yayımda bulunmak, Başkanlıkça uygun görülmedikçe; görevleri dolayısıyla öğrendiği bilgilere dayanarak yayımda bulunmak, bankacılığı veya Bankayı ilgilendiren ve genel ekonomik politikaya ilişkin konularda kamuya açık konferans, seminer ve toplantılarda konuşmak,</p>

<p>i) Yetkilerini görevlerinin sınırları dışında kullanmak, yetkilerini aşarak Bankayı bağlayıcı girişim, açıklama, taahhüt veya vaatte bulunmak,</p>

<p>j) Görevle ilgili resmî belge, araç, gereç ve benzerlerini görevin sona ermesine veya Bankaca istenmesine rağmen geri vermemek,</p>

<p>k) Yükümlü bulunduğu devir ve teslim işlerini tamamlamadan görevinden ayrılmak,</p>

<p>l) Görev mahallinde genel ahlak kurallarına uymamak, edep dışı davranışlarda bulunmak.</p>

<p>IV- Uzun süreli ücret kesintisi cezası; Banka personelinin almakta olduğu ücretinin, 6 ay süre ile %30 oranında kesilmesidir. Uzun süreli ücret kesintisi cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda sayılmıştır:</p>

<p>a) Verilen emir ve görevleri kasten yapmamak,</p>

<p>b) İzinsiz veya kabul edilebilir özrü olmaksızın kesintisiz olarak 3 - 9 gün göreve gelmemek,</p>

<p>c) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek,</p>

<p>ç) Banka personeline veya iş sahiplerine küfretmek, küçük düşürücü hareketlerde bulunmak veya sözler sarf etmek, anılan şahısları alenen tehdit etmek; küfürlü, tehdit edici ve küçük düşürücü sözleri yazılı olarak veya elektronik yolla göndermek,</p>

<p>d) Bankaca istenilen ya da mevzuat çerçevesinde verilmesi gereken bilgilerde ve belgelerde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmak veya meydana gelen değişiklikleri kasten zamanında bildirmemek,</p>

<p>e) Banka personelini zor duruma düşürmek veya kendi kusurunu örtmek amacı ile resmî bir belgeyi veya dosyayı gizlemek, tahrif etmek veya yok etmek,</p>

<p>f) İzinli bulunduğu sürede Bankaca çeşitli nedenlerle görevine derhal dönmesi kendisine duyurulduğu halde, kabul edilebilir özrü bulunmaksızın göreve başlamamak,</p>

<p>g) Gerçeğe aykırı rapor veya belge düzenlemek,</p>

<p>ğ) Banka personeline karşı; kasıtlı ve sistematik olarak baskı, hakaret ve tehdit edici uygulamalarda bulunmak, aşağılama, küçümseme, dışlama, kişiliği ve saygınlığı zedeleme, yıldırma gibi eylemler yapmak, Banka personeli hakkında dayanaksız belge düzenlemek,</p>

<p>h) Görevini yerine getirirken ırk, dil, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep, engelli olma ve benzeri sebeplerle ayrımcılık yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak,</p>

<p>ı) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.</p>

<p>V- İşe son verme cezası; Banka personelinin bir daha Bankada herhangi bir göreve atanmamak üzere ilişiğinin kesilmesidir. İşe son verme cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda sayılmıştır:</p>

<p>a) Başkanlıkça yetki verilen haller dışında, ekonomik kararların alınmasında Banka ve kamu yararı bakımından gizli kalması gerekli bilgileri ve belgeleri açıklamak, başkalarına vermek veya kendi yararına kullanmak,</p>

<p>b) Banka personeli sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,</p>

<p>c) Savaş, olağanüstü hâl veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,</p>

<p>ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya affa uğramış ya da ertelenmiş olsa dahi, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmiş cezalar hariç olmak üzere kasten işlenen bir suçtan dolayı, bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasından, bu Kanun ile 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ve 27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun hükümlerine göre hapis cezasını gerektiren suçlardan, 5237 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin açıklanması, tefecilik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık suçlarından veya Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlardan, Devletin güvenliğine karşı suçlardan, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan, milli savunmaya karşı suçlardan, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluktan, yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan, kamu güvenine karşı suçlardan, bilişim alanında suçlardan ve vergi kaçakçılığı suçlarından veya bu suçlara iştirakten 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223 üncü maddesi çerçevesinde hükümlü bulunmak,</p>

<p>d) Banka personeline veya iş sahiplerine karşı fiilî saldırıda bulunmak,</p>

<p>e) İzinsiz veya kabul edilebilir özrü olmaksızın bir yıl içinde toplam 20 gün göreve gelmemek,</p>

<p>f) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi ya da ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları Bankanın herhangi bir yerine asmak ya da teşhir etmek,</p>

<p>g) İdeolojik veya siyasi amaçlarla Bankanın huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,</p>

<p>ğ) İşe girişte istenilen belgelerde tahrifat yaptığı veya işe girmesini engelleyici nitelikteki bir konuda yanıltıcı ve gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu sonradan anlaşılmak,</p>

<p>h) Banka personelinin şerefine ve namusuna dokunacak yalan beyanlarda veya bu şahısları lekelemek kastı ile şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve şikayetlerde bulunmak,</p>

<p>ı) Siyasi partilere üye olmak,</p>

<p>i) 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna aykırı eylemlerde bulunmak,</p>

<p>j) Bankanın bilişim sistemlerine yetkisi haricinde girerek programları, verileri veya diğer herhangi bir unsuru ele geçirmek, kullanmak, çoğaltmak, tahrip etmek, değiştirmek, silmek, sisteme yerleştirmek, sistemdeki verilere erişmeyi engellemek, sistemin işlemesine engel olmak veya yanlış biçimde işlemesini sağlamak,</p>

<p>k) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, Bankanın imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak.</p>

<p>Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.</p>

<p>Geçmiş hizmetleri sırasında olumlu tutum, davranış ve çalışmaları olan personele verilecek disiplin cezalarında, fiil ve halin niteliği göz önünde bulundurularak, bir derece hafif olanı uygulanabilir.</p>

<p>Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.</p>

<p>Bu madde ile bu Kanunun 68/B maddesi sözleşmeli personel hakkında da uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>1211 sayılı Kanuna 68 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Disiplin işlemlerine ilişkin diğer hükümler ve görevden uzaklaştırma:</p>

<p>MADDE 68/B- I- Disiplin soruşturması ve savunma hakkı:</p>

<p>a) Disiplin soruşturması Banka denetim elemanları tarafından yapılır.</p>

<p>b) Banka personeli hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasına başlanmış olması, aynı olaydan dolayı disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası verilmesine engel olmaz.</p>

<p>c) Banka personeli hakkında, savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Yedi günlük süre içinde kabul edilebilir bir özre dayanmaksızın savunmasını yapmayan Banka personeli, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.</p>

<p>II- Disiplin cezalarının verilmesi:</p>

<p>a) Disiplin cezaları Disiplin Kurulu tarafından verilir. İşe son verme cezası için ayrıca Banka personelini atamaya yetkili organın onayı gerekir.</p>

<p>b) Disiplin Kurulu ve atamaya yetkili organ, dosyanın kendilerine tevdiinden itibaren 30 gün içerisinde soruşturma evrakına göre kararını verir.</p>

<p>III- Disiplin cezalarının uygulanması ve itiraz:</p>

<p>a) Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Kısa süreli ücret kesintisi ve uzun süreli ücret kesintisi cezaları kapsamında yapılacak kesintiler, Disiplin Kurulu karar tarihini takip eden ay başından itibaren uygulanır.</p>

<p>b) Banka personelinin mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz.</p>

<p>c) Bir fiilin diğer kanunlar uyarınca idari yaptırıma bağlanmış olması, aynı fiile bu Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez.</p>

<p>ç) Uyarma, kınama, kısa süreli ücret kesintisi ve uzun süreli ücret kesintisi cezalarına karşı, Disiplin Kurulu kararının ilgiliye tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunulabilir. İtiraz başvuruları, Yüksek Disiplin Kurulu sıfatıyla atamaya yetkili organ tarafından görüşülmek üzere disiplin işlemlerinin yürütülmesi ile görevli birime yapılır. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.</p>

<p>d) Yüksek Disiplin Kurulu sıfatıyla atamaya yetkili organ, dosyanın kendisine tevdiinden itibaren 30 gün içerisinde itirazın reddi ya da dosyanın tekrar incelenmek üzere Disiplin Kuruluna gönderilmesi kararı verebilir. Dosya kendisine gönderilen Disiplin Kurulu 30 gün içerisinde cezanın hafifletilmesine ya da kaldırılmasına karar verebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.</p>

<p>IV- Zamanaşımı, disiplin cezalarının kaydedilmesi ve silinmesi:</p>

<p>a) Bu Kanunun 68/A maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin disiplin işlemlerinin yürütülmesi ile görevli birimce öğrenildiği tarihten itibaren;</p>

<p>1) Uyarma, kınama, kısa süreli ücret kesintisi ve uzun süreli ücret kesintisi cezalarında bir ay içinde,</p>

<p>2) İşe son verme cezasında altı ay içinde,</p>

<p>disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p>Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Ancak, ceza muhakemesi süreci devam eden bir fiil nedeniyle disiplin cezası verilmesinin söz konusu olduğu hallerde zamanaşımı süresi mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar.</p>

<p>b) Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde; kararın Bankaya ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içerisinde, zamanaşımı süresinin dolması veya üç aydan daha az süre kalması hâlinde en geç üç ay içerisinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilir.</p>

<p>c) Disiplin cezaları Banka personelinin özlük dosyasına işlenir.</p>

<p>ç) Banka personeli, uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından itibaren beş yıl, kısa süreli ücret kesintisi ve uzun süreli ücret kesintisi cezalarının uygulanmasından itibaren on yıl sonra disiplin işlemlerinin yürütülmesi ile görevli birime yazılı talepte bulunarak disiplin cezalarının özlük dosyasından silinmesini isteyebilir. Banka personelinin bu süreler içerisindeki davranışları isteğini haklı kılacak nitelikte görülürse, talebinin yerine getirilmesine karar verilerek bu karar özlük dosyasına işlenir.</p>

<p>V- Görevden uzaklaştırma:</p>

<p>a) Haklarında ceza soruşturması ya da kovuşturması yapılan, gözaltı veya tutuklama kararı alınan veyahut disiplin soruşturması sırasında görevlerinde kalmalarında sakınca görülen Banka personeli hakkında ihtiyati tedbir niteliğinde görevden uzaklaştırma kararı alınabilir.</p>

<p>b) Görevden uzaklaştırma kararı, Banka personelini atamaya yetkili organlarca alınır. Denetim ve soruşturma sırasında Banka denetim elemanlarınca gerekli görülmesi halinde de Başkanlık tarafından görevden uzaklaştırma kararı alınabilir.</p>

<p>c) Görevden uzaklaştırılan Banka personeli hakkında bu işlemi izleyen yedi iş günü içinde disiplin soruşturması başlatılır.</p>

<p>ç) Görevden uzaklaştırma, disiplin soruşturması ile ilgili olduğu takdirde altı ay devam eder. Bu süreden önce, hakkında bir disiplin cezası verilmeyen ya da işe son verme cezasından başka bir disiplin cezası verilen Banka personeli, bu kararların kesinleşmesi üzerine göreve başlatılır.</p>

<p>Ancak, görevden uzaklaştırma, ceza soruşturmasının veya kovuşturmasının varlığına dayanıyorsa;</p>

<p>1) Kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilmesi,</p>

<p>2) Hükümden önce kovuşturmanın af ile kaldırılması,</p>

<p>3) Görevle ilgili olsun veya olmasın işe son verme cezası gerektirmeyen bir ceza ile hükümlü olunup cezanın ertelenmesi,</p>

<p>hallerinde bu kararların kesinleşmesine kadar devam edebilir.</p>

<p>d) Görevden uzaklaştırılan Banka personeline görev başında bulunmadığı süre boyunca ücretinin üçte ikisi ödenir. Bu personelin ücret dışında kalan hak ve yükümlülükleri devam eder. Göreve tekrar başlatılan Banka personelinin görevden uzak kaldığı süre içerisinde ücretinden yapılan kesintiler iade edilir. Ancak, işe son verme cezası alan veya görevle ilgili olsun veya olmasın işe son verme cezası gerektiren bir ceza ile mahkûm olanların ücretleri iade edilmez.</p>

<p>VI- Disiplin amirleri ile bunların yetki ve sorumlulukları, Disiplin Kurulunun kuruluşu, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, bunların yetki ve sorumlulukları ve disiplin işlemlerine ilişkin diğer hususlar yönetmelik ile belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 19 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Bu Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (I) numaralı bendi kapsamında biletle girilen yerlerde, 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış kişilere düzenlenen biletler için vergi alınmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Yerel yönetimlerin taşınmazlarının satışı:</p>

<p>EK MADDE 1- İl özel idareleri ve belediyeler ile bunlar tarafından kurulan mahalli idare birliklerine ait taşınmazların satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilir.</p>

<p>Satış bedelinin taksitle ödenebileceği hususunun ihale ilanında belirtilmesi ve ihale üzerinde kalan isteklinin talep etmesi durumunda, ihale sonucu belirlenen satış bedeli; en az %25’i peşin, kalanı en fazla iki yılda ve en fazla 12 taksitle kanuni faiz ile birlikte ödenir. İhale ilanında ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı belirtilir.</p>

<p>Taksitli satışlarda taşınmazın satış bedelinden tahsil edilen peşinat düşüldükten sonra kalan tutar ile kanuni faizden ve sözleşmeden doğacak alacakların tamamını karşılayacak tutarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu verilmesi veya satışı yapılan taşınmazın üzerinde 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümleri uyarınca idare lehine kanuni ipotek tesis edilmesi halinde, taşınmaz tapuda alıcısı adına devredilir. Bu fıkra uyarınca teminat mektubu verilememesi veya kanuni ipotek tesis edilememesi durumunda taksitlerin tamamı ödenene kadar alıcı adına tapuda taşınmaz devri yapılamaz.</p>

<p>Alıcısı adına mülkiyet devri yapılmayan taşınmazlara ilişkin taksitli satışlarda, alıcı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda, tahsil edilen tutarlardan ihale sırasında alınan geçici teminata isabet eden tutar ilgili idareye irat kaydedilerek kalanı alıcıya aynen iade edilir. Alıcısı adına mülkiyet devri yapılan taşınmazlara ilişkin taksitli satışlarda, alıcı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ise idarece, teminat mektubu paraya çevrilerek veya ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılarak kalan borç faiziyle birlikte tahsil edilir.</p>

<p>Vadesinde ödenmeyen taksit tutarları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak faizle birlikte tahsil edilir.</p>

<p>Satış, kira, trampa ve sınırlı ayni hak tesisi işlemleri ihalelerinde ihale konusu olan taşınmazın tahmin edilen bedelinin %3’ünden az olmamak üzere %30’una kadar geçici teminat alınabilir.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve tereddütleri gidermeye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “üç iş günü” ibaresi “on beş iş günü” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “mükerrer 20/B maddesi” ibaresi “mükerrer 20/B ve geçici 94 üncü maddeleri” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>3065 sayılı Kanunun geçici 45 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2028” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>25/4/2001 tarihli ve 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanununa 15 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Adaylarda aranacak şartlar ve sınav</p>

<p>MADDE 15/A- Fakülteye başvuru yapacak adaylarda aşağıdaki şartlar aranır:</p>

<p>a) Türk vatandaşı olmak.</p>

<p>b) Lise ve dengi okullardan mezun olmak.</p>

<p>c) Silah taşımaya veya silahlı görev yapmaya bir engeli bulunmamak.</p>

<p>d) 18 yaşını tamamladıktan sonra yaptırılan yaş düzeltmelerinde, düzeltmeden önceki yaş dikkate alınmak şartıyla, sınavın yapıldığı yılın 1 Ocak tarihi itibarıyla yirmi iki yaşından gün almamış olmak.</p>

<p>e) İlgili mevzuattaki sağlık şartlarını taşımak.</p>

<p>f) İlgili mevzuatta belirtilen sağlık sebepleri hariç, herhangi bir nedenle polis eğitim kurumlarından çıkarılmamış olmak.</p>

<p>g) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavından Bakanlıkça belirlenen taban puan veya üzerinde puan almış olmak.</p>

<p>h) Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı nedeniyle tedavi görmüş veya görüyor olmamak.</p>

<p>ı) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Üçüncü Kısım Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlardan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçlarından dolayı hakkında herhangi bir adli kovuşturma devam ediyor olmamak veya bu suçlardan dolayı mahkûm olmamak veya bu suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak.</p>

<p>i) Kumar oynamaktan dolayı idari yaptırım uygulanmamak.</p>

<p>j) Terör örgütleri ile bu örgütlerin uzantılarının eylemlerine, toplantılarına, yürüyüş ve mitinglerine karışmamış, desteklememiş, katılmamış olmak.</p>

<p>k) 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;</p>

<p>1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak,</p>

<p>2) Affa uğramış olsa bile 5237 sayılı Kanunun İkinci Kitap Birinci Kısım Birinci ve İkinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan veya zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar nedeniyle mahkûm olmamak veya bu suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak.</p>

<p>l) Kamu haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmış olmamak.</p>

<p>m) Başvuru tarihinde herhangi bir siyasi partiye veya siyasi partilerin yan kuruluşlarına üye olmamak.</p>

<p>Fakülte için sıralamaya esas alınacak yükseköğretim kurumları sınavı, taban puanı ve puan türü Bakanlıkça belirlenir. Başvuranlar arasından eğitime alınacak aday sayısının en fazla beş katı kadar aday fiziki yeterlilik ve mülakat sınavı olmak üzere iki aşamalı sınava tabi tutulur.</p>

<p>Başarılı olmak için fiziki yeterlilik sınavından ve mülakat sınavından yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan almak şarttır. Adayların başarı sıralamasına esas Fakülte giriş puanı; yükseköğretim kurumları sınav puanının %30’u, fiziki yeterlilik sınavı puanının %30’u ve mülakat sınavı puanının %40’ının toplamıdır.</p>

<p>Fakülteye dikey geçiş müracaatında bulunabilmek için adaylarda aşağıdaki şartlar aranır:</p>

<p>a) 18 yaşını tamamladıktan sonra yaptırılan yaş düzeltmelerinde, düzeltmeden önceki yaş dikkate alınmak şartıyla, dikey geçiş sınavlarının yapılacağı yılın 1 Ocak tarihi itibarıyla yirmi dört yaşından gün almamış olmak.</p>

<p>b) Eğitim kurumundan çıkarma veya uzaklaştırma cezası gerektiren fiil ya da fiiller nedeniyle hakkında devam eden soruşturma işlemi bulunmamak ya da bu fiiller nedeniyle ceza almamış olmak.</p>

<p>c) Genel mezuniyet başarı sıralamasında %30’luk başarı dilimine girmiş olmak ve en az yetmiş beş puan not ortalaması ile mezun durumunda olmak.</p>

<p>Dördüncü fıkradaki şartları taşıyan adaylardan, genel mezuniyet başarı sıralamasına göre dikey geçiş kontenjanı olarak belirlenen sayının iki katı öğrenci en yüksek puandan başlamak üzere aşağıya doğru sıralanarak mülakat sınavına çağrılır. Mülakat sınavında; sınav komisyonu üyelerinin verdiği puanların aritmetik ortalaması en az yetmiş puan olan adaylar başarılı olur. Mülakatta başarılı olan adaylar mezuniyet notlarına göre en yüksek puandan başlamak üzere sıralanır. Mezuniyet notunda eşitlik olması halinde, öncelikle disiplin notu yüksek olan, bunda da eşitliğin bozulmaması halinde yaşı küçük olan aday tercih edilerek Fakülteye kaydı yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>4652 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 4- Polis Amirleri Eğitimi Merkezini oluşturan yönetim kademeleri ve hizmet birimleri; müdür, müdür yardımcıları, şube müdürlükleri, kurullar, bölüm başkanlıkları ve ana bilim dalı başkanlıklarıdır.</p>

<p>Polis Amirleri Eğitimi Merkezi; ilk derece amirlik eğitimine, yöneticilikle ilgili hizmet içi eğitimlerine, yabancı ülke polisleri ile diğer kolluk görevlilerine yönelik eğitim faaliyetlerine, rütbe terfi ve görevde yükselme sınavlarına, Genel Müdürlükçe uygun görülen diğer sınav ve eğitimlere ilişkin işlemleri yürütmek ve eğitim-öğretim hizmetlerinin verimliliğini artırmak için araştırmalar yapmakla görevlidir.”</p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“g) Bu Kanuna göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiği ile ilgili vergi incelemesi görevi bulunduğunun Kuruma bildirilmesiyle söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye lisans verilmemesi tedbiri Kurum tarafından uygulanır. Bu tedbirin kaldırılıp kaldırılamayacağı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığından temin edilecek bilgilere göre üç ayda bir değerlendirilir. Ancak bu tedbirin süresi Kuruma yapılan bildirimden itibaren bir yılı geçemez. Bu bent kapsamındaki suçların işlendiğinin anılan Kanunun 367 nci maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğinin veya mahkûmiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin yargı mercilerinden temin edilecek bilgilerle yahut sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesine kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 61 inci maddesinin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Genel Kurul, her yılın mayıs ayının sonuna kadar toplanır. Genel Kurul toplantısının yeri, günü, saati ve gündemi en az otuz gün öncesinden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir ve Genel Kurul toplantısı tarihine kadar yayımda kalacak şekilde Birlik resmî internet sitesinde duyurulur.”</p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>5174 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “mayıs ayı içinde” ibaresi “84 üncü maddenin birinci fıkrasında belirtilen kasım ayını takip eden yılda mayıs ayının sonuna kadar” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümleler eklenmiştir.</p>

<p>“Genel Kurul toplantısının yeri, günü, saati ve gündemi en az otuz gün öncesinden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir ve Genel Kurul toplantısı tarihine kadar yayımda kalacak şekilde Birlik resmî internet sitesinde duyurulur. Mevcut birlik organlarının görevleri Kanunda belirtilen görev sürelerine bağlı olmaksızın yeni organların seçimine kadar devam eder.”</p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde, fıkrada yer alan “on dokuz” ibaresi “yirmi üç” şeklinde ve beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “on bir” ibaresi “on üç” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“a) Bakanlığın; Genel Müdürlük, Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İç Ticaret Genel Müdürlüğü ve Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü genel müdür yardımcıları arasından görevlendireceği birer üye,”</p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>Bu Kanunun;</p>

<p>a) 18 inci maddesi 31/12/2025 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/7587-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="79747"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7584 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 20 Haziran 2026 Tarihli ve 33286 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7584</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 11/6/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>11/6/1936 tarihli ve 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanununun 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 19- Çeltik tarlaları, il ve ilçe merkezlerine imar sınırından itibaren beş yüz metre, köy ve mahallelerde ise elli metre uzaklıkta bulunabilir. Uzaklıklar, köy ve mahallelerde en kenar evin dış çevresiyle çeltik ekilen yerlerin en yakın noktasının arası ölçülerek tayin olunur.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının dördüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, bu cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle ve dokuzuncu fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayanlar, her ne surette olursa olsun hiçbir etkinliğe veya her tür mecrada yapılacak yayın ve paylaşımlara ticaret unvanları ile ürünlerinin marka, amblem, logoları ile ürünlerin arz ambalajında yer alan ifade, şekil, isim, işaret ve görselleri kullanarak destek olamazlar.”</p>

<p>“Alkollü içkilerin veya alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayan firmaların isim, marka, logo, amblemleri ile arz ambalajında yer alan ifade, şekil, isim, işaret ve görseller iş yerlerinin içinde, dışında, vitrinlerinde, satış ünitelerinde ve hiçbir etkinlik alanında bulundurulamaz.”</p>

<p>“Fermente alkollü içki markası, distile alkollü içki markası olarak; distile alkollü içki markası, fermente alkollü içki markası olarak kullanılamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>4250 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “, (e) ve (f)” ibaresi “ve (e)” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>4250 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 2- Perakende ya da açık alkollü içki satışı yapılan iş yerleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde 6 ncı maddenin birinci fıkrasının beşinci cümlesine uygun hâle getirilir.</p>

<p>6 ncı maddenin dokuzuncu fıkrasının ikinci cümlesinin kapsamına giren ürünler, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde anılan hükme uygun hâle getirilir. Uygun olmayan ürünler, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemez.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>24/3/1950 tarihli ve 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “çiftlik hudutları dahilinde” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Müdürlüğün, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun (1) ve (3) sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan müstesnadır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>5659 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 3- Atatürk Orman Çiftliğinin sahip bulunduğu gayrimenkuller için bu maddenin yürürlük tarihinden önce, 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu hükümlerince tahakkuk ettirilmiş bina ve arazi vergileri ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilir. Bina ve arazi vergi borcu için yargı mercilerine intikal etmiş uyuşmazlıklarda, davayı gören mahkeme tarafından, karar verilmesine yer olmadığına, tarafların yaptıkları masrafların üzerlerine bırakılmasına karar verilir ve vekalet ücretine hükmedilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 16- 6446 sayılı Kanun kapsamındaki hidroelektrik enerji üretim tesislerinde veya tesisten kaynaklı olarak memba veya mansapta can ve mal emniyeti açısından risk oluşturan durumların tespit edilmesi halinde üretim lisansı sahibi şirkete ihtarda bulunulur ve gerekli önlemlerin alınması için süre verilir. Verilen süre içerisinde şirket tarafından gerekli önlemlerin alınmaması halinde, tesiste enerji üretimine yönelik su kullanımı durdurulur ve ilave süre verilir. İlave süre içerisinde de şirket tarafından gerekli önlemlerin alınmaması halinde şirketle imzalanan su kullanım hakkı anlaşması derhal feshedilir. Ayrıca, mahalli mülki idari amir kararıyla, risk oluşturan durumlar ortadan kaldırtılır. Bu hususta yapılan masraflar ilgili şirketten tahsil edilir.</p>

<p>6446 sayılı Kanun kapsamındaki hidroelektrik enerji üretim tesislerinde DSİ tarafından belirlenen işletme talimat ve programına, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından dengeleme güç piyasası kapsamında verilen talimatlara göre yapılan işletme halleri hariç olmak üzere uyulmadığının veya hidroelektrik üretim tesisinin DSİ sorumluluk sahasında bulunan bölümlerinin DSİ tarafından yapılan ya da yaptırılan denetim ve yıllık muayenelerinde eksiklikler olduğunun tespit edilmesi üzerine şirkete ihtarda bulunularak işletme talimatına ve programına uygun hareket etmesi veya eksikliklerin giderilmesi için süre verilir. Verilen süre içerisinde şirketin, DSİ tarafından belirlenen işletme talimat ve programına uymaması veya tespit edilen eksiklikleri gidermemesi halinde şirkete toplam ceza tutarı iki yüz elli bin Türk lirasından az, beş milyon Türk lirasından çok olmamak üzere, ihmal niteliği, kusur, neticenin ağırlığı dikkate alınarak, tesisin hidrolik kurulu gücüne (MWm) bağlı olarak megavat başına, elli bin Türk lirası ile yüz bin Türk lirası arasında idari para cezası uygulanır. İdari para cezasının uygulanmasından itibaren en geç üç ayın sonunda ihtar edilen hususların yerine getirilmemesi halinde, ceza tutarının alt ve üst sınır değerleri iki katına çıkarılmak üzere, para cezası önceki cezanın iki katı olarak uygulanır. Bu durumda ihtar edilen hususların yerine getirilmesi için şirkete üç aydan fazla olmamak üzere ek süre verilir. Verilen süre içerisinde ihtar edilen hususların yerine getirilmemesi halinde DSİ tarafından su kullanım hakkı anlaşması feshedilir.</p>

<p>Bu maddede belirtilen idari para cezasını gerektiren hallerin, idari para cezasının uygulandığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde tekrarı halinde ceza tutarı ile alt ve üst sınır değerleri iki katı olarak uygulanır.</p>

<p>Bu maddenin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar DSİ’nin bağlı olduğu Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>6200 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 17- İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları, köy tüzel kişilikleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşları; su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların önlenmesi için kendi görev ve sorumlulukları dâhilinde gereken koruyucu güvenlik tedbirlerini alır ve bu konuda DSİ’yi bilgilendirir.</p>

<p>DSİ tarafından inşa edilen tesislerin bulunduğu yerin kısmen ya da tamamen imar planı kapsamına alınması veya herhangi bir sebeple meskûn mahal sınırları içerisinde kalması durumunda DSİ tarafından belirlenen koruyucu güvenlik tedbirleri ilgili belediye veya il özel idaresi tarafından alınır.</p>

<p>Su yapıları ile ilgili ya da su yapılarında veya koruma alanlarında gerçekleştirilen çalışmalarında kişilerin ve çevrenin zarar görmemesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması için DSİ tarafından belirlenen koruyucu güvenlik tedbirleri çalışmayı gerçekleştiren kamu kurum ve kuruluşu tarafından alınır.</p>

<p>Mülkiyeti DSİ’ye ait olan su yapıları ile servis yolları ve diğer unsurları amacı dışında kullanılamaz. Bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde koruyucu güvenlik tedbirleri, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınır. Amaç dışı kullanımdan kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşları sorumludur.</p>

<p>Su yapılarına ait servis yolları ilgili idaresince devralınmadığı müddetçe genel ulaşım maksatlı kullanılamaz. Su yapılarına ait servis yollarının, genel ulaşıma açılması talebi olması ve DSİ’nin uygun görmesi halinde, işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu ilgili kuruma devredilir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>6200 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 18- DSİ’ye ait olan taşınmaz mallar, hisse oranı %40’ı ve hisse miktarı uygulama imar planı sınırları içinde dörtyüz metrekareyi, dışında ise dörtbin metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulunan hissedarlarına rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.</p>

<p>DSİ mülkiyetinde olan yerlerin kiralanması ve satışı ihalelerinde isteklilerden, satışta tahmin edilen satış bedelinin, kiraya vermede tahmin edilen bir yıllık kira bedelinin %3’ünden az olmamak üzere %30’una kadar geçici teminat alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>6200 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 14- Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla genel ulaşım maksadıyla kullanıldığı halde ilgili kurum tarafından devralınmamış su yapılarına ait servis yollarının işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu DSİ tarafından uygun görülmesi halinde bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren en geç altı ay içinde ilgili kamu kurum ve kuruluşuna devredilir.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>9/3/1954 tarihli ve 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 41 inci maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“MADDE 41- Haysiyet divanı tarafından uygulanacak olan disiplin cezaları şunlardır:</p>

<p>a) Yazılı ihtar: Veteriner hekime veya bu Kanun kapsamındaki kişilere mesleğini uygularken ve/veya meslektaşları ile olan ilişkilerinde daha özenli bir tutum ve davranış içinde olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.</p>

<p>b) Para cezası: Fiilin ağırlığına göre yirmibin Türk lirası ila yüzbin Türk lirası arasında belirlenecek tutarın disiplin soruşturmasını yürüten odaya veya Birliğe ödenmesidir.</p>

<p>c) Geçici olarak meslekten men cezası: Meslek uygulamasından 15 günden 6 aya kadar süreyle alıkonulmadır. Meslekten geçici olarak men cezası alanlar, bu süre dolmadan Türkiye’nin hiçbir yerinde mesleğini icra edemez.</p>

<p>d) Oda bölgesinde meslek icrasından men cezası: Bir oda bölgesinde en az beş defa geçici olarak meslek icrasından men cezası alan veya birden fazla geçici olarak meslek icrasından men cezalarının toplamı yüz seksen günden fazla olan veteriner hekimlerin, o oda bölgesinde 3 yıl süreyle meslek icrasından men edilmesidir.</p>

<p>Yazılı ihtarı gerektiren fiil ve durumlar şunlardır:</p>

<p>a) Meslektaşları, hasta sahipleri ve mesleğin icrası kapsamında meslekle ilgili olarak irtibat kurduğu gerçek ve tüzel kişilerle ilişkilerinde mesleğin onur ve saygınlığına zarar verecek davranışlarda bulunmak, bu ilişkilerinde mesleki etik ve mevzuat hükümlerine aykırı davranmak.</p>

<p>b) Propaganda ve reklam amacı ile çalışma yerlerini ve ihtisaslarını bildirir ilanlar düzenlemek, tabela, ilan, reçete, internet, medya, sosyal medya ve bunun gibi yerlerde reklam ve propaganda mahiyetinde biçim, içerik, ifade ve işaretler kullanmak.</p>

<p>c) Meslek organlarınca düzenlenen zorunlu mesleki eğitim ve toplantılara çağrıldığı hâlde geçerli mazeret olmadan katılmamak.</p>

<p>d) Meslek mevzuatının gerektirdiği görevler ile meslek organlarınca kendilerine verilen görevleri mazeretsiz yapmamak, verilen göreve özen göstermemek, belirlenen zamanda mazeretsiz şekilde yerine getirmemek.</p>

<p>e) Meslektaşlarına, çalışma arkadaşlarına, hasta sahiplerine veya mesleğin icrası kapsamında meslekle ilgili olarak irtibat kurduğu kişilere karşı hakaret, tehdit veya onur kırıcı söz ve davranışlarda bulunmak.</p>

<p>f) Aidat ve oda yönetim kurulu tarafından belirlenen ödentileri yazılı bildirime rağmen zamanında ödemeyerek kanuni takibata sebebiyet vermek veya oda üyelik görevlerini yerine getirmemek.</p>

<p>g) Mesleği ve meslektaşları ile ilgili asılsız bilgileri kasıtlı olarak yaymak.</p>

<p>h) Mesleğin icrasında uygulanması gereken usul ve esaslara aykırı davranmak.</p>

<p>ı) Mesleki mevzuata ve Birlik organlarının karar ve talimatlarına uygun hareket etmemek.</p>

<p>i) Büyük kongrenin veya oda genel kurulunun seçimle ilgili toplantılarına geçerli bir mazereti olmaksızın katılmamak veya oy kullanmamak.</p>

<p>j) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak.</p>

<p>Para cezasını gerektiren haller şunlardır:</p>

<p>a) Mevzuata uygun olarak muayenehane, poliklinik, hastane veya laboratuvar açmadan mesleki faaliyet yürütmek.</p>

<p>b) İş ve ikamet adresi değişikliklerini 30 gün içinde kayıtlı olduğu odaya bildirmemek.</p>

<p>c) Mesleki nüfuz ve imkânlarını hukuka aykırı olarak kişisel çıkarları yolunda kullanmak.</p>

<p>d) Meslektaşlarına, hasta sahiplerine ve mesleğin icrası kapsamında meslekle ilgili olarak irtibat kurduğu kişilere fiilî saldırıda bulunmak.</p>

<p>e) Mesleğin icrası esnasında mevzuatın gerektirdiği kayıtları usulüne uygun olarak tutmamak, usulüne uygun evrak kullanmamak.</p>

<p>f) Merkez Konseyi ve/veya odalar tarafından belirlenen asgari ücret tarifesinin altında ücret almak.</p>

<p>g) Kamu dışında çalışan veteriner hekimler bakımından iş sözleşmelerini odaya onaylatmamak, oda onaylı iş sözleşmesi olmadan gerçek veya tüzel kişi veyahut kurumlara süreli/sürekli hizmet vermek veya yıllık çalışma izin belgesini yenilememek.</p>

<p>h) Mesleki çalışmaları sırasında öğrendiği sırları kanuni zorunluluk olmadıkça açıklamak.</p>

<p>ı) Hayvan sağlığında kullanılan ilaç ve veteriner tıbbi ürünlerini etiket fiyatı haricinde satmak.</p>

<p>i) Meslek icrası mahiyetinde yürüttüğü görevle ilgili konularda, kendisine veya bir başkasına menfaat sağlayacak yahut bir başkasına zarar verecek şekilde bilerek yalan ve/veya yanlış beyanda bulunmak.</p>

<p>j) Başkalarının çıkar sağlaması amacıyla mesleğini ve diplomasını kullanmasına imkân vermek.</p>

<p>k) Mesleki faaliyeti kapsamında tedavi ve uygulamalarında bilimsellikten uzak, bilime açıkça aykırı iş ve işlemler yapmak, ihmalkâr ve özensiz davranmak suretiyle maddi veya manevi zarara yol açmak.</p>

<p>1) Bireysel olarak veya yöneticisi oldukları dernekler ya da çalıştıkları kurumlar aracılığıyla kurumlara veya meslektaşlara destek sağlamanın dışında, şahsi çıkar sağlamak amacıyla ticari ürün ve/veya hizmetin tanıtımında yer almak ve/veya reklamına aracılık etmek.</p>

<p>m) Bilimsel araştırmalar ve eğitime yönelik şeffaf kurumsal ilişkiler dışında, endüstri kuruluşları ile çıkar ilişkileri kurmak.</p>

<p>n) Bu Kanun ve bu Kanun uyarınca yürürlüğe konulan mevzuata uygun izin ve/veya ruhsat almadan çalışmak.</p>

<p>o) 48 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen ve büyük kongrede onaylanan oran doğrultusunda Merkez Konseyi payının ilgili yıl sonuna kadar yetkili ve sorumlularca gönderilmemesi.</p>

<p>ö) Kanunen kazanılmamış mesleki veya akademik unvanları kullanmak, veteriner hekimlikte uzmanlık mevzuatına göre alınmış uzmanlık belgesi olmadan herhangi bir biçimde uzmanmış gibi davranmak veya tanıtım yapmak suretiyle meslek uygulamasında bulunmak.</p>

<p>p) Temelsiz suçlamalarla mesleği, Türk Veteriner Hekimleri Birliğini, odalar ve alt birimlerini kamuoyunda küçük düşürmek ya da maddi, manevi kişiliklerine zarar vermek.</p>

<p>r) Veteriner hekim olarak sahibi ve sorumlusu olduğu kuruluşundaki veteriner hekimleri ve diğer personelini sağlık alanı ile ilgili görev ve yetki alanı dışında çalıştırmak.</p>

<p>s) Meslek mensupları arasında haksız rekabete neden olacak davranışlarda bulunmak.</p>

<p>t) Bu Kanun kapsamında yapılacak olan denetimlere engel olmak, zorluk çıkarmak.</p>

<p>u) Yanında çalıştırdığı veteriner hekimi odaya ve resmî kurumlara bildirmemek, çalışma izin belgesi olmadan çalışmasına izin vermek.</p>

<p>v) Muayene ve tedavi sırasında hasta sahiplerinin cinsiyet, ırk, milliyet, etnik köken, din ve mezhep, ahlaki ve siyasi düşünce, kişilik, ekonomik ve sosyal durumuna göre ayrımcılık yapmak.</p>

<p>y) Mevzuatta belirlenen usul ve şartlar dışında hayvan satışı yapmak, satışına aracılık etmek.</p>

<p>z) Meslektaşlarına karşı küçük düşürücü davranışlarda bulunmak veya meslektaşlarını kötülemek.</p>

<p>aa) Veteriner tıbbi ürünlerin mevzuatta izin verilen yerler dışında doğrudan veya dolaylı olarak satışını yapmak veya bu faaliyetlere aracılık etmek.</p>

<p>bb) Menfaat elde etmek amacıyla bir başka veteriner hekime iş veya hasta tedarikine aracılık etmek, aracı kullanımı yoluyla iş veya hasta tedarik etmek.</p>

<p>cc) Narkotik, anestezik veya sedatif ilaçların; kullanımına, teminine ve stok takibine ilişkin kayıtları usulüne uygun tutmamak, gerçeğe aykırı kayıt tutmak veya denetimlerde ibraz etmemek, muhafazasında gerekli güvenlik tedbirlerini almamak ve bu ilaçları kötüye kullanıma açık hale getirmek.</p>

<p>dd) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak.</p>

<p>Geçici olarak meslekten men cezasını gerektiren fiil ve hâller şunlardır:</p>

<p>a) Görevi gereği verilen veya hazırlanan bir belgeyi kısmen veya tamamen gerçeğe aykırı şekilde düzenlemek, belgelerde tahrifat yapmak, tahrif edilmiş belgeleri bilerek veya bilmesi gerektiği halde kullanmak, başkalarına kullandırmak, bu belgeler üzerinden işlem yapmak.</p>

<p>b) Salgın hayvan hastalıklarıyla mücadelede uyulması gereken kurallara uymamak.</p>

<p>c) Hayvansal gıdaların üretimi, korunması ve tüketimi sürecinde görevini ihmal etmek suretiyle insan sağlığının tehdit edilmesine yol açmak.</p>

<p>d) Kamu kurum ve kuruluşlarının veya gerçek kişi ve özel kuruluşların aleyhine kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamaya yönelik eylemlerde bulunmak.</p>

<p>e) Veteriner hekimlikle ilgili olarak, bilimsel araştırma verilerini değerlendirirken ve yayına hazırlarken bilimsel gerçekleri yansıtmamak; çalışmaya fiilen katılmamış kişilerin adlarına yayında yer vermek, kaynak göstermeden veya izin almadan başkalarına ait verileri, olguları veya yazılı eserleri kullanmak ve benzeri suretle bilimsel yayınlarda yayın etiğine aykırı davranmak.</p>

<p>f) İlgili mevzuata aykırı olarak canlılar üzerinde deneyler yapmak, yapılmasına destek olmak.</p>

<p>g) Meslek şeref, etik ve ahlakını ağır şekilde ihlal eden, meslekle bağdaşmayan faaliyetlerde bulunmak.</p>

<p>h) Görev yaptığı bölgenin odasına kayıtlı olmadan veteriner hekimlik mesleğini icra etmek.</p>

<p>ı) Kasten ve bilim ilkelerine aykırı olarak hayvanlara eziyet derecesine varan uygulamalar yapmak veya yaptırmak.</p>

<p>i) Muvazaalı işlemler yoluyla bir başkası adına açılması hali de dahil olmak üzere ikametgâh hariç birden fazla yerde muayenehane açmak ve çalışmak.</p>

<p>j) Duyurulması zorunlu hayvan hastalıklarının ilgili kurumlara bildirilmesine kayıtsız kalmak.</p>

<p>k) Narkotik, anestezik ve sedatif ilaçları; hayvan sağlığı ve tedavi amacı dışında kullanmak, bu amaçla üçüncü kişilere vermek, satmak veya temin etmek; reçetesiz, kayıtsız veya mevzuata aykırı şekilde bulundurmak, temin etmek veya dağıtmak.</p>

<p>1) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak.</p>

<p>Oda haysiyet divanları, kendilerine intikal eden dosyaları en geç altı ay içerisinde karara bağlamak zorundadır.</p>

<p>Disiplin cezası gerektiren fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin soruşturmaya yetkili birimce öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde soruşturmaya başlanılmamış ise bu suçlarla ilgili disiplin soruşturması yapılamaz ve ceza verilemez.</p>

<p>Disiplin cezası gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren en geç beş yıl içinde disiplin cezası verilmemesi halinde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p>Savunma alınmadan ceza verilemez. Savunma yazılı veya sözlü olarak verilebilir. Hakkındaki iddia ve/veya tespitleri içeren savunma isteme yazısının kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde geçerli mazereti olmaksızın yazılı veya kendisine bildirilen günde sözlü savunma vermeyen üye, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.</p>

<p>Hakkında herhangi bir disiplin cezası verilen veteriner hekimin, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde aynı ağırlıkta disiplin cezası gerektiren yeni bir fiil işlemesi halinde, bu fiil için Kanunda öngörülen disiplin cezasının bir derece ağır olanı uygulanır.</p>

<p>Veteriner hekim hakkında başlamış olan ceza kovuşturması, disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel olmaz. Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin soruşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin soruşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır.</p>

<p>Bu madde gereği verilen disiplin cezaları kesinleşmesini müteakip 10 yıllık sürenin dolmasıyla silinir.</p>

<p>Disiplin soruşturmasına ilişkin usul ve esaslar, disiplin suçlarının izahı ve disiplinle ilgili diğer hususlar Tarım ve Orman Bakanlığının uygun görüşü alınarak Birlikçe hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.</p>

<p>Bu Kanunda belirtilen disiplin para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>6343 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “100 liradan 500 liraya kadar inzibati” ibaresi “disiplin cezası gerektiren fiil ve hallerin süresine göre 120.000 Türk lirasından 600.000 Türk lirasına kadar disiplin” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 21- Küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak ve ormanların sera gazı tutum kapasitesini artırmak maksadıyla Orman Genel Müdürlüğü karbon yutak ormanları kurar, bedel almak suretiyle kurdurur veya kurulmuş ormanların tesis maliyetinden az olmamak ve karbon piyasası rayiç bedeli tahsil edilmek kaydıyla tahsis eder, yönetir ve işletir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili tanım, şekil, şart ve esaslar İklim Değişikliği Başkanlığının görüşü alınarak yönetmelikle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>6831 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 22- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılan taşınmazlardan;</p>

<p>a) Hazine adına kayıtlı olmayan, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre oluşturulup halen gerçek veya tüzel kişiler adına tapuda tescilli olanlar için malikleri, kadastro tespitleri davalı olanlar için ise davaya taraf olan gerçek veya tüzel kişiler tarafından idareye başvurulması ve söz konusu başvurunun Orman Genel Müdürlüğünce uygun görülmesi,</p>

<p>b) Orman Genel Müdürlüğü tarafından resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda gerçek veya tüzel kişiler adına var olan tapu kayıtlarının doğruluğunun tespit edilmesi,</p>

<p>hallerinde mevcut tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki varsa orman şerhleri terkin edilerek söz konusu taşınmazlar hakkında bu Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılır.</p>

<p>Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen ancak tapuda henüz infaz edilmeyen kararlara konu taşınmazlar hakkında taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmamış olması veya taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmışsa yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi hallerinde bu madde uyarınca işlem yapılır. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.</p>

<p>Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.</p>

<p>İkinci ve üçüncü fıkralar kapsamında kalan taşınmazlardan Orman Genel Müdürlüğünce bildirilen, malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulmayan veya mahkeme kararları gereği yapılan toplam ödemesi Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan küçük taşınmazlar ve alan büyüklüğüne bakılmaksızın taşınmazlar arasındaki tescilli/tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce değerlendirilebilir.</p>

<p>Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.</p>

<p>a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez.</p>

<p>b) Yapılacak giderler tapu maliklerince Orman Genel Müdürlüğünün hesaplarına hizmet gideri olarak yatırılır.</p>

<p>c) Mevcut orman izinleri ve yapılan kiralamalar iptal edilmiş sayılır.</p>

<p>ç) Ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılmış her nevi bina ve tesis bulunan yerler bu madde kapsamında değerlendirilmez.</p>

<p>d) Rayiç bedeller, 6292 sayılı Kanun kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce hesaplanır.</p>

<p>e) İade işleminin gerçekleşmesi halinde idarelerden, hiçbir şekilde tazminat ve ecrimisil talep edilemez.</p>

<p>Bu madde hükümleri;</p>

<p>a) Sonradan imar uygulaması yapılmış olsa bile, 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, mülga 11/6/1945 tarihli ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu kapsamında tapuya bağlanmış fakat temlik şartları yerine getirilmemiş, 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanun kapsamında bedeli ödenerek devletleştirilmiş, mülga 8/2/1937 tarihli ve 3116 sayılı Orman Kanununda mülga 24/3/1950 tarihli ve 5653 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeler kapsamında tevzi edilmiş fakat tapuya bağlanmamış, tapu ve kadastro veya imar mevzuatı kapsamında yapılan çalışmalarda uygulama görememiş eski kayıtlı taşınmazlar ile 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamındaki taşınmazlarda,</p>

<p>b) 2634 sayılı Kanun kapsamında sınırları tespit ve ilan edilen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, turizm merkezleri, turizm bölgeleri ve turizm alanlarında kalan, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu ve mübadele anlaşmaları kapsamında olan yerler ile bu Kanuna göre belirlenmiş özel statülü orman alanları ile orman rejimine alınan yerlerde bulunan, izin ve irtifak hakkı tesis edildiğinden ifraz edilerek oluşturulan, yanan orman sahalarında bulunan, geometrisi ve arz üzerindeki yeri belli olmayan taşınmazlarda,</p>

<p>uygulanmaz.</p>

<p>Bu madde kapsamında yapılan işlemler sonrasında orman kadastro kayıtları güncellenir.</p>

<p>Bu maddenin uygulanması sonucunda; tapu kayıtları geçerli kabul edilen, ilgililerine iade edilen ve dördüncü fıkra kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce değerlendirilecek taşınmazların alanından az olmamak üzere Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek veya orman olarak kullanılmak üzere tahsis edilir.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasından kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülür.</p>

<p>Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından görüş alınarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>6831 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 23- Bu Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi uygulamalarının yapıldığı yerlerde Orman Genel Müdürlüğünce yapılacak incelemeler neticesinde; 2 nci maddenin birinci fıkrasının (B) bendi şartlarını taşıdığı halde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanunda açıkça sayılan sebepler dışındaki gerekçelerle bu uygulamaların hükmen iptal edildiği yerler ile 2 nci maddenin birinci fıkrasının (B) bendi uygulamalarına ait orman kadastrosu tutanaklarında, bu uygulamaların tamamlandığı veya başkaca uygulama yapılacak sahanın bulunmadığının yazılı olup olmadığına bakılmaksızın 2 nci maddenin birinci fıkrasının (B) bendi şartlarını taşımadığı açıkça belirtilen yerler dışında kaldığı tespit edilen alanlarda 2 nci maddenin birinci fıkrasının (B) bendi uygulamaları yapılabilir. Yapılan bu uygulamalar ikinci kadastro sayılmaz. Bu maddeye göre bu Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi uygulamaları yapılan alanlarda yer alan taşınmazlar hakkında açılmış davalar bulunması halinde yapılan çalışmalar Orman Genel Müdürlüğünce mahkemeye bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 29- 10 uncu madde uyarınca mahkeme heyetinin harcırahları, 15 inci madde uyarınca mahkemece oluşturulan bilirkişilerin ve keşifte dinlenen muhtarın mahkemece takdir edilecek ücretleri ile tapu harçları, kamulaştırmasız el koyma ve tazminat davaları sonucunda tescile yönelik kesinleşen mahkeme kararlarının infazında veya kamulaştırmasız el koyma nedeniyle malik ile idare arasında düzenlenen uzlaşma tutanağının uygulanmasında ortaya çıkan tapu harçları ve bu Kanunun gerektirdiği diğer giderler idarece ödenir.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2040” şeklinde ve “4628” ibaresi “14/3/2013 tarihli ve 6446” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>4/4/2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“a) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,”</p>

<p>“r) Ekim alanı: Şirketlerin veya fabrikaların şekerin hammaddesi olan şeker pancarını, üreticilerle sözleşme yapmak suretiyle temin ettiği, sınırları Bakanlıkça belirlenen coğrafi alanı,</p>

<p>s) Sözleşme: Hammadde üretimi ve teslimi yapmak amacıyla şirketler ve üreticiler arasında düzenlenen, tarafların karşılıklı görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasların yer aldığı belgeyi,”</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>4634 sayılı Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 5- Şeker pancarı fiyatları her yıl, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler ile üreticiler ve/veya temsilcileri arasında varılan mutabakata göre belirlenir. Şeker fabrikaları, üreticilerce teslim edilen şeker pancarındaki fire tespiti ile bedele esas polarizasyon değerinin belirlenmesi amacıyla yapılacak numune alma ve analiz işlemleri sırasında; üreticileri temsilen mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odasından bir gözlemcinin hazır bulunmasına olanak sağlamakla, mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odası ise talep edilmesi hâlinde bir gözlemci görevlendirmekle yükümlüdür.</p>

<p>Sözleşme yapılmadan şeker pancarı ekilemez. Buna aykırı hareket edenlerin takip ve kontrolü Bakanlıkça yapılır. Şirketler şeker pancarını Bakanlıkça belirlenen ekim alanlarından üreticilerle sözleşme yaparak temin ederler. Bakanlık gerekli görmesi durumunda şirketlerin ekim alanlarını yeniden belirler.</p>

<p>Şeker üretiminde kullanılan diğer hammaddeler ise şirketler tarafından üreticiler ve/veya piyasadan temin edilir. Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde bulamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Bakanlığın izni ve denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler ya da ihtiyacından fazla şeker pancarı üretimi yapabilen şirketlerden Bakanlık tarafından belirlenecek esaslara göre şeker pancarı satın alabilirler. Bakanlık, şeker pancarının ekiminden fabrikalara teslimine kadar olan tüm süreci denetler, bu görevini yerine getirirken gerektiğinde kolluk kuvvetlerinden yardım alır.</p>

<p>Şeker satış fiyatları, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler tarafından serbestçe belirlenir.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>4634 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin altıncı fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“Sözleşme yapılmadan şeker pancarı eken gerçek ve tüzel kişilere, tespitin yapıldığı ekim alanından üretilecek şeker pancarı için, tespitin yapıldığı pazarlama yılında kamu fabrikaları tarafından belirlenen %16 polar şeker ihtiva eden firesi düşürülmüş A kotası şeker pancarı baz alım fiyatı üzerinden hesaplanacak tutar kadar Bakanlıkça idari para cezası verilir.</p>

<p>Şirketlerin kendi ekim alanları dışından Bakanlığın izni olmaksızın şeker pancarı temin etmeleri halinde, Bakanlıkça, şirketlere cari pazarlama yılı için tahsis edilen A kotası miktarının cari pazarlama yılı başındaki A kotası şeker satış fiyatı ülke ortalaması üzerinden hesaplanacak tutarının %2’si oranında idari para cezası verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fıkrasının (ö) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “sekiz” ibaresi “yüzaltmış” şeklinde, (2) numaralı alt bendinde yer alan “on” ibaresi “yüzseksen” şeklinde, (3) numaralı alt bendinde yer alan “oniki” ibaresi “ikiyüz” şeklinde değiştirilmiş, fıkranın (p) bendinde yer alan “bulunduranlara,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ticari amaçla kullananlara,” ibaresi ile fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş, maddenin altıncı ve yedinci fıkraları aşağıdaki şekilde ve maddenin dokuzuncu fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “(f), (g), (h), (ı), (j), (n), (o), (p), (r) ve (s) bentlerinde” ibaresi “(f), (g), (ı), (j), (n), (o), (p), (r), (s) ve (ş) bentlerinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“ş) Bakanlıkça belgeleri askıya alınanların askı süresi içinde üretim, satış veya dağıtım yaptığının tespiti halinde yüzbin Türk lirasından birmilyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.”</p>

<p>“Yukarıda sayılan fiiller dışında, bu Kanun ile 4250 sayılı Kanuna veya bu Kanuna göre yürürlüğe konulmuş ikincil düzenlemelerde yer alan; tesis kurulum, üretim, işleme, iç ve dış ticaret, tesis ve hisse devri, proje tadilatı, belge düzenlenmesi, kayıt düzeni, izin, bildirim, hammadde temini, geri kazanım ve imha işlemleri, mamul ve hammadde depolanması, piyasaya arz, satış ve sunum, tasfiye, faaliyetin sonlandırılması, ürünlerin teknik özelliklerinin belirlenmesi, üretici tütünlerinin yazılı sözleşme esası veya açık artırma yöntemi ile alınıp satılması, üretim şartını karşılamayan firma mamullerinin fiyatlandırılması, dağıtılması, satışı ve kontrolü ile bayilikler verilmesi şartlarına;</p>

<p>a) Toptan satıcılar, açık alkollü içki satıcıları, perakende satıcılar ve nargilelik tütün mamulü sunum uygunluk belgesi bulunan satıcılar tarafından uyulmadığının tespiti halinde; ilgili gerçek veya tüzel kişiler, eksikliğin giderilmesi için onbeş günden az olmamak üzere uygun süre verilerek veya aykırılığın tekrarlanmaması için yazılı olarak uyarılır. Verilen süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi veya aykırı fiilin ilk fiilin işlenmesinden sonraki beş yıl içinde ikinci kez işlenmesi halinde, eksiklik veya aykırılıkla ilgili faaliyet türüne ilişkin belgeler iptal edilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>b) Tütün, tütün mamulü, makaron, sigara filtresi, yaprak sigara kâğıdı, alkol ve alkollü içkiler sektöründe (a) bendinde sayılan kişiler dışında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler tarafından uyulmadığının tespiti halinde onbeş günden az olmamak üzere eksikliğin giderilmesi için uygun süre verilerek veya aykırılığın tekrarlanmaması için yazılı olarak uyarılır. Verilen süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi veya aykırı fiilin ilk fiilin işlenmesinden sonraki beş yıl içinde ikinci kez işlenmesi halinde yüzbin Türk lirasından birmilyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilir, aykırı fiilin aynı süre içinde üçüncü kez işlenmesi halinde faaliyet türüne ilişkin belgeler iptal edilir.</p>

<p>c) Bu fıkra uyarınca verilecek süreler Bakanlık tarafından belirlenir.</p>

<p>Beşinci fıkranın (a), (b), (c), (d), (e), (f), (g), (ı), (j), (k), (1), (m), (n), (o), (p) ve (ş) bentlerinde düzenlenen idarî para cezaları, fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde, bir önceki cezanın iki katı olarak verilir. Beşinci fıkranın (c) bendinde sayılan fiillerin tekrarı halinde ayrıca ihlale konu ürünün piyasaya arzının bir yıla kadar durdurulmasına; (a), (b), (d), (e), (f), (j), (k), (1), (m), (n), (o), (ö), (p), (r) ve (s) bentlerinde sayılan fiillerin, ilk fiilin işlenmesinden sonraki beş yıl içinde üçüncü defa işlenmesi halinde ise belgelerin iptaline karar verilir. Satış belgesi iptal edilen satıcılar, satış belgesi iptaline konu işyeri için iki yıl süreyle yeni belge başvurusunda bulunamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>1/7/2003 tarihli ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Koruma altında olmayan yaban hayvanlarının, avlanmanın yasaklandığı yer, gün ve süreler de dâhil olmak üzere; insan sağlığına, çevreye, tarım alanları ile besi, evcil ve yaban hayvanlarına zarar verecek sayıda çoğalmaları veya bulaşıcı hastalık taşıdıklarının tespiti durumunda, Genel Müdürlük teşkilatı görevlilerinin ilgili kuruluşlarla birlikte hazırlayacakları rapor doğrultusunda av ve doğa koruma memurları ve avcılara avlattırılmasına Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Bu kapsamda yapılacak avlanmalarda Genel Müdürlüğün izni doğrultusunda, mahallî mülki amirin kararıyla kolluk kuvvetleri de görevlendirilebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa tabi kooperatifler, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarındaki tarımsal niteliği korunacak alanlar ile bu planlar dışında kalan ve bu Kanuna tabi alanlarda yer alan taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinemezler. Ancak tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin mezkûr alanlardaki taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinimi Bakanlığın iznine tabidir.”</p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>5403 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “on” ibaresi “iki bin beş yüz” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>5403 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde yer alan “on” ibaresi “iki bin beş yüz” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Bu Kanun uyarınca izin alınmadan yapılmış her türlü yapı ve tesise, ilgili idareler, kurum ve kuruluşlar tarafından elektrik, su ve doğal gaz bağlantısı ve abonelikleri tesis edilmez. Bu fıkraya aykırı davranan idare, kurum ve kuruluşlara her abone başına yüz bin Türk lirası idari para cezası verilir. İdari para cezasının tebliğinden itibaren aboneliğin otuz gün içerisinde iptal edilmemesi halinde aboneliğin devam ettiği her ay için ayrıca yüz bin Türk lirası idari para cezası verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 5 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Hayvanlarda herhangi bir tazminatlı hastalık tespit edilmesi sonucu resmî veteriner hekim veya yetkilendirilmiş veteriner hekim gözetiminde mecburî kesime tâbi tutulan, itlaf edilen veya kesimhanelerde tespit edilen tazminatlı hastalıkları nedeniyle imha edilen hayvanlar ile bu hastalıklar nedeniyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve malzemelerin bedelleri, imha, imha yerine nakliye ve dezenfeksiyon masrafları Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen oranlarda Bakanlık tarafından sahiplerine tazminat olarak ödenir. Bakanlık bütçe imkânları, hastalıklarla ilgili bilimsel veriler ile eradikasyon ve kontrol programlarına göre, tazminatlı hastalıklar ile bu hastalıklar nedeniyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve malzemelerden hangilerine tazminat ödemesi yapacağını, ödeme yapılacak yerleri ve uygulama zamanını belirler.”</p>

<p>“(3) Bakanlıkça belirlenen usullere göre kayıt altına alınmamış hayvanlar, fiilî ithalat işlemleri tamamlanmamış hayvanlar, sahipleri tarafından hasta oldukları Bakanlıkça belirlenen usullere göre bildirilmeyen veya hasta olduğu bilinerek satın alındığı tespit edilen hayvanlar, son sahibine Bakanlıkça belirlenen belgeler bulunmaksızın nakledilen hayvanlar, kamu kurum ve kuruluşlarına ait hayvanlar, Bakanlıkça belirlenen hastalıklarda hastalık sebebiyle uygulanan kontrol tedbirleri kaldırıldıktan sonra hastalığa göre belirlenen süre içerisinde aynı hayvancılık işletmesinde aynı hastalığın tespit edilmesi sebebiyle kestirilen veya itlaf edilen hayvanlar ile bu fıkrada belirtilen hayvanlarda tespit edilen tazminatlı hastalıklar sebebiyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve malzemeler için tazminat ödenmez.”</p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>5996 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin birinci cümlesinde yer alan “ve kayıt tutmayan” ibaresi ile beşinci cümlesinde yer alan “fiil suç oluşturmadığı takdirde” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“f) 8 inci madde gereği canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin sevklerinde Bakanlıkça belirlenen belgeleri bulundurmayan canlı hayvan ve hayvansal ürün sahiplerine sığır cinsi hayvanlar için hayvan başına yedibinsekizyüzaltmışüç Türk lirası, koyun ve keçi türü hayvanlar için hayvan başına binikiyüzdört Türk lirası, diğer hayvan türleri ve hayvansal ürünler için araç başına yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası, ayrıca nakil vasıtası sahiplerine yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası, Bakanlıkça izin verilen yerler dışında hayvan satışı yapanlara yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası idarî para cezası verilir. Belgesiz nakledilen hayvanların, Bakanlıkça belirlenen korunmuş bölgeler hariç olmak koşulu ile nakil esnasında yakalanması durumunda, sahibinin bilgisi dâhilinde karantina altına alınır. Korunmuş bölgeler ve karantina ile ilgili hususlar Bakanlıkça belirlenir. Bu önlemler, insan, bitki ve hayvan sağlığı ile çevre için doğrudan ya da dolaylı herhangi bir olumsuz etkiye sebep olmayacak şekilde uygulanır. Bu iş ve işlemler için yapılacak tüm masraflar sahibi tarafından karşılanır. Kesim, imha ve itlaf hâlinde Bakanlıkça herhangi bir tazminat ödenmez. Canlı hayvan sevklerinde Bakanlıkça belirlenen kurallara göre yol kontrol ve denetim noktalarına girmeyen nakil vasıtası sahiplerine araç başı yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası, hayvan sahiplerine yüzotuzikibinyüzsekiz Türk lirası, idarî para cezası verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 10- Ankara ili, Kızılcahamam ilçesi, Dereneci ve Gökbel mahalleleri ile Samsun ili, Vezirköprü ilçesi, Çeltek Mahallesinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 6831 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan alanda nakil, yerleştirme, hak sahipliği tespiti, borçlandırma ve takyide ilişkin usul ve esaslar bu Kanuna göre Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>Bu Kanunun;</p>

<p>a) 20 nci maddesi 1/1/2027 tarihinde,</p>

<p>b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 00:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="45383"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/karayollari-motorlu-araclar-zorunlu-mali-sorumluluk-sigortasi-genel-sartlarinda-degisiklik-yapilmasina-dair-genel-sartlar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/karayollari-motorlu-araclar-zorunlu-mali-sorumluluk-sigortasi-genel-sartlarinda-degisiklik-yapilmasina-dair-genel-sartlar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar, 12 Haziran 2026 Tarihli ve 33278 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR GENEL ŞARTLAR</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>14/5/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş, (e) bendinde yer alan “Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2015/2 sayılı Motorlu Araç Sigortalarında Eşdeğer Parça Belgeleme Esaslarına İlişkin Genelge ile belirlenen” ibaresi “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca 5684 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca belirlenecek” şeklinde değiştirilmiştir ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“a) Sigortalı: Poliçe konusu motorlu araçta 2918 sayılı Kanuna göre işleten sayılan kişiyi,”</p>

<p>“j) Kalıcı veri saklayıcısı: Sigorta ettirenin, sigortalının ve sigortadan faydalanacak kişilerin gönderdiği veya kendisine gönderilen bilgiyi, bu bilginin amacına uygun olarak makul bir süre incelemesine elverecek şekilde kaydedilmesini ve değiştirilmeden kopyalanmasını sağlayan ve bu bilgiye aynen ulaşılmasına imkân veren kısa mesaj, elektronik posta, internet, mobil uygulama, disk, CD, DVD, hafıza kartı ile Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi üzerinden veya e-Devlet üzerinden kurulacak yapı ve benzeri her türlü araç veya ortamı,”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Genel Şartların A.5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“A.5. KAPSAMA GİREN TEMİNAT TÜRLERİ</p>

<p>Bu Genel Şartlar kapsamındaki teminat türleri aşağıda yer almaktadır.</p>

<p>a) Maddi Zararlar Teminatı: Hak sahibinin bu Genel Şartlarda tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Değer kaybı, Kurum tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre atanacak sigorta eksperi tarafından aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gördüğü kısımları, geçmiş hasar durumu ve aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile onarılmasından sonraki ikinci el satış değerinin arasındaki fark dikkate alınarak tespit edilir. Araç hasarına ilişkin eksper atanması halinde tespiti yapan sigorta eksperi, değer kaybı tutarına ilişkin tespitine de raporunda yer verir.</p>

<p>Bu teminat kapsamında yapılacak başvurular, araçta meydana gelen hasar bedelini ve değer kaybını kapsar. Bu teminat kapsamında araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş kabul edilir.</p>

<p>Sigortacı, hesaplanan değer kaybı tutarını, yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla, en geç nihai eksper raporunun kendisine ulaştığı tarihi takip eden iş günü içerisinde hak sahibine bildirir.</p>

<p>b) Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan giderler ile sürekli bakıcı gideri bu teminat kapsamındadır. 2918 sayılı Kanunun 98 inci maddesi kapsamındaki sağlık giderleri genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup, söz konusu madde kapsamında ödenen giderler için sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu sona ermiştir. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan ve tıbben gerekli olan sürekli bakıcı giderleri sigorta şirketleri veya Güvence Hesabı tarafından bu teminattan karşılanır. Mağdurun bakıcı ihtiyacı süresi ile tedavi sürecinin tamamlanması sonrasında sürekli bakıcı ihtiyacının belirlenmesinde, Kurul Raporu dikkate alınır.</p>

<p>c) Sakatlanma Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümlerine göre belirlenen tazminatları içeren teminattır. Trafik kazası nedeniyle mağdurun geçici iş göremezliği ve sürekli sakatlığı bu teminattan karşılanır. Mağdurun tedavi sürecinin tamamlanması sonrasında sakatlık oranının ve geçici iş göremezlik süresinin belirlenmesinde, Kurul Raporu dikkate alınır.</p>

<p>Tazminat ödemesinde, ilgili kurum ve kuruluşlarca tanzim edilecek trafik kazasına ilişkin belgelerde illiyet bağı ile ilgili tespitin yer alması durumunda bu tespitin aksini ispat sigorta şirketine aittir. Sigortacı söz konusu rapor hakkında ilgili mevzuat uyarınca itiraz usulüne başvurduğunda mağdurun itiraz üzerine yaptığı belgelenmiş harcamalarını bu teminat kapsamında karşılamakla yükümlüdür. Söz konusu tazminat miktarlarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır.</p>

<p>ç) Destekten Yoksun Kalma (Ölüm) Teminatı: Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere 6098 sayılı Kanunun haksız fiillere ilişkin hükümlerine göre belirlenen tazminatları içeren teminattır. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde ölen kişi esas alınır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Genel Şartların B.2 nci maddesinin 2.1 inci fıkrasının birinci paragrafına aşağıdaki cümle eklenmiş, ikinci ve üçüncü paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddenin 2.3 üncü fıkrasının ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Kurum bu Genel Şartların Ek-6’sı kapsamında talep edilecek hak sahibine ait cep telefonu numarasının doğrulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p>“Hasar halinde, hasar gören orijinal parçanın onarımı mümkün değilse orijinal parça ile değiştirilir. Ancak, hak sahibinin onayının alınması veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkân olmaması halinde hasar gören parça, yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parça ile değiştirilir. Bu fıkra kapsamında hak sahibinden onay alındığını veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkân olmadığını ispat yükü sigortacıya aittir. Bu fıkranın uygulanması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelmiş olsa dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez.</p>

<p>Hasar gören parçanın orijinal olmaması halinde parçanın onarımı mümkün değilse yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parça ile değiştirilir. Ancak, hasar gören parçanın yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parça ile değiştirilmesine imkân olmaması halinde orijinal parça ile değiştirilir. Yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parça ile değişim imkânı olduğu halde orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parça bedeli ile sınırlıdır. Yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parça ile değişim imkânı olduğunu ispat yükü sigortacıya aittir. Bu fıkranın uygulanması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelmiş olsa dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez.”</p>

<p>“Zarar gören aracın Kurumca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ağır hasara uğramış olduğunun eksper raporu doğrultusunda tespit edilmiş olması durumunda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda trafikten çekildiğine dair “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden tazminat ödenmez.”</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Aynı Genel Şartların B.4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“f) Trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma hali ile bedeni hasara neden olan trafik kazalarında tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu ve benzeri kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Aynı Genel Şartların C.4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> Aynı Genel Şartların Ek-1’i, Ek-2’si, Ek-3’ü ve Ek-7’si yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> Aynı Genel Şartların Ek-6’sı ekteki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> Bu Genel Şartlar 1/7/2026 tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> Bu Genel Şartları Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adsiz-149.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adsiz-150.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/karayollari-motorlu-araclar-zorunlu-mali-sorumluluk-sigortasi-genel-sartlarinda-degisiklik-yapilmasina-dair-genel-sartlar-1</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/trafik-kadaj.jpg" type="image/jpeg" length="68159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/7582-sayili-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/7582-sayili-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 04 Haziran 2026 Tarihli ve 33270 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7582</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 21/5/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “36” ibaresi “72” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “ellibin Yeni Türk Lirasını” ibareleri “bir milyon Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>8/6/1959 tarihli ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 16 ncı maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20/D maddesi kapsamında gelir vergisi istisnasından yararlananlardan, mezkûr istisna için öngörülen süre dâhilinde gerçekleşen veraset yoluyla mal intikalinde vergi oranı %1 olarak uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “tutarını” ibaresi “tutarının iki katını” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “üç”, “dört”, “altı”, “yedi” ve “on iki” ibareleri sırasıyla “iki”, “üç”, “dört”, “beş” ve “altı” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>193 sayılı Kanuna mükerrer 20/C maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için vergi istisnası:</p>

<p>MÜKERRER MADDE 20/D- Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratları yirmi yıl boyunca gelir vergisinden müstesnadır.</p>

<p>Birinci fıkra kapsamındaki gerçek kişilerin bu madde kapsamına girmeden önce, Türkiye’de elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunması bu istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmez.</p>

<p>Birinci fıkra kapsamındaki kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez.</p>

<p>İstisna kapsamındaki kazanç ve iratlara ilişkin gider ve maliyetler, vergiye tabi kazanç ve iratların tespitinde dikkate alınmaz.</p>

<p>Bu istisna kapsamındaki kazanç ve iratlar nedeniyle yabancı memleketlerde ödenen vergiler Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinden mahsup edilemez.</p>

<p>İstisnaya ilişkin şartların taşınmadığının sonradan tespit edilmesi halinde tahakkuk ettirilmeyen vergiler, ziyaa uğramış sayılır.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“20. 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununun ek 1 inci maddesinde tanımlanan nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı (9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlar ile katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezinde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri açısından brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanır.). Cumhurbaşkanı, bu bentte yer alan üç ve beş katlarını birlikte veya ayrı ayrı bir kata kadar belirlemeye, iki katına kadar artırmaya yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Nitelikli hizmet merkezi</p>

<p>EK MADDE 1- Nitelikli hizmet merkezi, en az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren, ilişkili şirket veya şirketler topluluğuna yönelik hizmet sunmak ve ikinci fıkrada belirtilen faaliyetleri yapmak üzere kurulan, yıllık hasılatlarının en az %80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden veya şirketler topluluğundan elde eden sermaye şirketlerini ifade eder.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu merkezler;</p>

<p>a) Finansal danışmanlık, stratejik yönetim danışmanlığı, risk yönetimi, nakit ve likidite yönetimi, fonlama ve borçlanma işlemleri, yatırım ve sermaye yapısı planlaması, bütçeleme, finansal raporlama ve analiz, uluslararası muhasebe ve uyum, denetim, dijital dönüşüm ve teknoloji danışmanlığı, yatırım ve veri analizi, hukuk danışmanlığı (yurt içi faaliyetlere veya Türk hukukuna yönelik hukuk danışmanlığı, sadece 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında hizmet verebilecek avukat veya avukat ortaklığından alınmak suretiyle), tanıtım, marka yönetimi, insan kaynakları ve eğitim hizmetleri ile bu hizmetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmetini,</p>

<p>b) Satış, satış sonrası destek, teknik destek, araştırma ve geliştirme, dış tedarik, yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi, laboratuvar hizmetleri gibi faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmetini,</p>

<p>sunar.</p>

<p>İkinci fıkra kapsamındaki hizmetleri doğrudan ifa eden ve destek personeli dışında kalan çalışanlar nitelikli hizmet personelidir.</p>

<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı; Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığının görüşünü almak suretiyle bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“i) Yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden sağlanan kazançların %95’i (9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden, bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlar ile 22/6/2022 tarihli ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumlar bakımından bu oran %100 olarak uygulanır.).</p>

<p>Bu indirimden yararlanılabilmesi için kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması, aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısı ve alıcısının Türkiye’de olmaması şarttır. Cumhurbaşkanı, bu bentte yer alan oranları sıfıra kadar indirmeye, %100’e kadar artırmaya yetkilidir.”</p>

<p>“j) 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyette bulunan kurumların, münhasıran bu faaliyetleri kapsamında yurt dışından elde ettikleri kazançların %95’i (4737 sayılı Kanun kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden, bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlar ile 7412 sayılı Kanun hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyette bulunan kurumlar bakımından bu oran %100 olarak uygulanır.).</p>

<p>Bu indirim; kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla, nitelikli hizmet merkezinin faaliyete geçtiği hesap döneminden itibaren yirmi hesap dönemi itibarıyla uygulanır. Cumhurbaşkanı, bu bentte yer alan oranları %50’ye kadar indirmeye, %100’e kadar artırmaya yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>5520 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(8) Kurumlar vergisi oranı, sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına %12,5 olarak uygulanır. Bu fıkra kapsamında indirimli orandan faydalanılan kazançlar için yedinci fıkra kapsamında ayrıca indirim uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>5520 sayılı Kanunun 32/C maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “(g) ve (h)” ibaresi “(g), (h), (i) ve (j)” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“d) 7412 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan kazanç indirimi.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>5520 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 19- (1) Vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla, gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilir.</p>

<p>(2) Birinci fıkra uyarınca bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda adlarına açılan hesaplara transfer edilmesi veya yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin bu hesaplara yatırılması gerekir. Fiziki olarak yurt dışından getirilen varlıkların yurda getirildiği, Gümrük İdaresine yapılacak beyana ilişkin belgeler ile tevsik olunur. Gümrük İdaresi, bu kapsamda aldığı beyanları, alındığı ayı takip eden ayın sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığına bildirir.</p>

<p>(3) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilir. Bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunludur.</p>

<p>(4) Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında bildirilen varlıklar 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından bildirim tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemez, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir.</p>

<p>(5) Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, bildirimde bulundukları varlıklarını ikinci fıkrada yer alan sürede Türkiye’ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri durumlarında dördüncü fıkrada yer alan şartlar aranmaksızın madde hükümlerinden yararlanırlar.</p>

<p>(6) Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden, varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler. Şu kadar ki vergi oranı, bildirilen varlığın vadeli hesaplarda, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında; en az beş yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %0, en az dört yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %1, en az üç yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %2, en az iki yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %3, en az bir yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %4 olarak uygulanır. 1/1/2027 tarihinden itibaren 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım yapılır. 31/7/2027 tarihinin yetki ile uzatılması halinde ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı ilave yarım puan artışla toplamda 1 puan artırımlı olarak uygulanır. Bu fıkra kapsamında verilecek taahhütnamelerden damga vergisi alınmaz.</p>

<p>(7) Bu madde kapsamında ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez. Bildirime konu edilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.</p>

<p>(8) Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Şu kadar ki, diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmez. Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farkının madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmaz. Bulunan matrah farkının, bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespitine rağmen söz konusu varlık tutarlarından büyük olması durumunda sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılır. Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı tespit edilmesi durumunda, bu madde kapsamında bildirilen tutarlar, bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılır.</p>

<p>(9) Birinci fıkra uyarınca bildirildiği halde, bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’ye getirilmemesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi ya da üçüncü fıkra uyarınca bildirildiği halde aynı fıkrada belirtilen sürede banka ya da aracı kurumlara yatırılmaması ile bildirilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmemesi, taahhütlere uyulmaması ve bu maddede yer alan diğer şartların yerine getirilmemesi hallerinde sekizinci fıkra hükmünden yararlanılamaz. Ayrıca, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur. Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra bu madde kapsamında yapılan bildirim dolayısıyla söz konusu inceleme veya takdir komisyonu kararları sonucunda yapılacak tarhiyatlar için de sekizinci fıkra hükmü uygulanmaz. Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmez.</p>

<p>(10) Bildirim süresi sona erdikten sonra bildirimlere ilişkin düzeltme yapılamaz.</p>

<p>(11) Cumhurbaşkanı 31/7/2027 tarihini, bitim tarihinden itibaren her defasında altı ayı geçmeyen süreler halinde bir yıla kadar uzatmaya; Hazine ve Maliye Bakanlığı, bu madde kapsamına giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi ve bildirimi ile işletmeye dâhil edilmelerine ilişkin hususları, bildirim ve beyana esas şekli ile maddenin uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(15) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca verilen teknogirişim rozetine sahip halka açık olmayan şirketlerin paya dönüştürülebilir borç sözleşmelerine dayanarak yapacakları şarta bağlı sermaye artırımlarında, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bu kapsamda yer alan şirketlerin şarta bağlı sermaye artırımlarının usul ve esasları Ticaret Bakanlığının görüşü üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenir.</p>

<p>(16) 4691 sayılı Kanun kapsamında kuluçka girişimcisi olmaya hak kazanmış girişimciler tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenecek dijital şirket tanımına uygun olarak kurulan ve işletilen şirketler, kuruluş tarihi itibarıyla üç yıla kadar, 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 24 üncü maddesinde tanımlı ücret ve aidat ödemelerinden muaftır.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>22/6/2022 tarihli ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların” ibaresi “Katılımcıların” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Nitelikli hizmet merkezlerinin bu istisnadan yararlanan personeline, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (20) numaralı bendinde yer alan istisna uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>7412 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “2031” ibaresi “2047” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “beş” ibaresi “yirmi” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Bu Kanunun;</p>

<p>a) 4 üncü maddesi, 1/1/2026 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılanlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>b) 7 nci ve 9 uncu maddeleri, 1/7/2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine (özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemine) ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>c) 8 inci maddesi, 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2027 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>ç) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/7582-sayili-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="78668"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CEZA İNFAZ KURUMLARI PERSONELİ İLE CEZA İNFAZ KURUMLARI VE TUTUKEVLERİ PERSONELİ EĞİTİM MERKEZLERİ ÖĞRENCİLERİNİN KIYAFET YÖNETMELİĞİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-infaz-kurumlari-personeli-ile-ceza-infaz-kurumlari-ve-tutukevleri-personeli-egitim-merkezleri-ogrencilerinin-kiyafet-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-infaz-kurumlari-personeli-ile-ceza-infaz-kurumlari-ve-tutukevleri-personeli-egitim-merkezleri-ogrencilerinin-kiyafet-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>

<p><strong>Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar</strong></p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>Madde 1 —</strong> Bu Yönetmelik, ceza infaz kurumlarında görev yapmakta olan infaz ve koruma başmemuru ve infaz ve koruma memurları ile 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu gereğince kurulan eğitim merkezlerinde; infaz ve koruma memurluğu öğrencilerinin hizmet öncesi eğitimleri sırasındaki kılık ve kıyafetlerinde birlik ve beraberliği sağlamak, giyecek eşyasının renk, cins, biçim, kullanma zamanı ve tarzını belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>Madde 2 —</strong> Bu Yönetmelik, ceza infaz kurumlarında görev yapan infaz ve koruma başmemuru ve infaz ve koruma memurları ile 29/7/2002 tarihli ve 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu gereğince kurulan eğitim merkezlerindeki infaz ve koruma memurluğu öğrencilerinin, kıyafet şekilleri ve rütbe işaretleri ile 14/9/1991 tarihli ve 91/2268 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Memurlara Yapılacak Giyecek Yardımı Yönetmeliğinde kurumlar için hizmetin özelliği itibarıyla verilmesi öngörülen giyecek eşyasının renk, cins, biçimi, kullanma zamanı ve tarzına ilişkin hususları kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>Madde 3 —</strong> Bu Yönetmelik, 14/6/1930 tarihli ve 1721 sayılı Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanunun değişik 2 nci, 29/7/2002 tarihli ve 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanununun 18 inci maddesi ile 16/7/1982 tarihli ve 8/5105 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmeliğin 6 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>Madde 4 —</strong> Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>Bakan: Adalet Bakanını,</p>

<p>Bakanlık: Adalet Bakanlığını,</p>

<p>Genel Müdür: Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürünü,</p>

<p>Genel Müdürlük: Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>Ceza İnfaz Kurumları: Kapalı, Yüksek Güvenlikli Kapalı, Kadın Kapalı, Çocuk Kapalı, Gençlik Kapalı, Açık Ceza İnfaz Kurumları ile Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Çocuk Eğitimevlerini,</p>

<p>Eğitim Merkezleri: Ceza infaz kurumlarında görev yapacak personelden idare memurluğu öğrencileri ile infaz ve koruma memurluğu öğrencilerinin hizmet öncesi eğitimi ile bu kurumlarda görev yapan personelin aday memurluk, hizmet içi ve görevde yükselme eğitimlerinin yapıldığı 4769 sayılı Kanunla kurulan Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezi ile Bölge Eğitim Merkezlerini,</p>

<p>Personel: İnfaz ve Koruma Başmemuru ile İnfaz ve Koruma Memurunu,</p>

<p>Öğrenci: İdare memurluğu ile infaz ve koruma memurluğu öğrenciliği sınavını kazanarak hizmet öncesi eğitime alınanları,</p>

<p>Üniforma: İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz koruma memuru ve infaz ve koruma memurluğu öğrencilerinin giydikleri tek tip elbiseyi,</p>

<p>İşleme: Alt tarafı tela veya plâstik ile sertleştirilmiş lâcivert renkli kumaş üzerine sırma, kaliteli floş iplik ve plâstik döküm işlemeyi,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p></p>

<p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>

<p><strong>Kılık ve Kıyafette Uyulması Gereken Hususlar ve Denetim</strong></p>

<p><strong>Uyulması gereken hususlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 5 –</strong> <strong>(Değişik:RG-17/8/2012-28387)</strong></p>

<p>Kılık ve kıyafette uyulması gereken başlıca hususlar şunlardır:</p>

<p>a) İnfaz ve koruma başmemurları ve memurları ile infaz ve koruma memurluğu öğrencileri, görev sırasında üniforma giymek zorundadırlar. Üniforma bir bütün olup, kısmî giyilemez. Ancak, çocuk eğitimevlerinde üniforma giydirilmeyebilir. Hizmet içi eğitim kurs ve seminerlerine katılacak personel ile infaz koruma memurluğu öğrencilerinin üniforma giyip giymeyeceğine, yapılacak eğitimin niteliğine göre Genel Müdürlük tarafından karar verilir.</p>

<p>b) Üniforma, arma, kıdem ve rütbe işaretleri ile bot, bu Yönetmelikte gösterilen renk, vasıf ve şekillere uygun olarak giyilir, takılır ve taşınır.</p>

<p>c) Mont ve pardesü-gocuk düğmeleri daima ilikli ve fermuarı kapalı bulunur. Görev anında ve görevin özelliğine göre, amirlerin vereceği emir ile düğme veya fermuar açık olabilir.</p>

<p>d) Kep resmî elbisenin tamamlayıcı bir unsurudur. Yazlık ve kışlık bütün kıyafetlerde kapalı ortamlar haricinde giyilmesi zorunludur.</p>

<p>e) Kep, vizyörünün ön kenarı ile kaş arasında bir parmakla, en çok birbuçuk parmak mesafe bırakılmak suretiyle kaşlara paralel olarak giyilir.</p>

<p>f) Bu Yönetmelikte belirtilen, tip ve model dışında bot giymek yasaktır.</p>

<p>g) İnfaz ve koruma başmemurları ve memurları ile infaz ve koruma memurluğu öğrencilerinin sakal ve bıyık bırakması yasaktır. Her gün sakal ve bıyık tıraşı olunması zorunlu olup, saçlar kep giyildiğinde dışarı taşmayacak uzunlukta kesilir. Favoriler kulak deliği hizasını geçemez. Ceza infaz kurumu niteliğinden çıkarılarak tarihî ve turistik amaçlar için tahsis edilen bina ve eklentilerinde görevli olanlar için bu hüküm, Genel Müdürlüğün izni ile uygulanmayabilir. Beden temizliğine her bakımdan özen gösterilir.</p>

<p>h) Üniforma ile birlikte bu Yönetmelikte belirtilen işaretler dışında kolye, künye, bilezik, küpe, madalyon, rozet ve benzerlerinin takılması ve tespih kullanılması yasaktır.</p>

<p>i) Üniforma ile birlikte kıyafetin içerisine dışarıdan görülebilecek şekilde sivil kazak, yelek ve benzeri giyecek giyilmesi yasaktır. Üniformalı personelin giydiği çorapların üniformanın pantolon rengine uygun koyu renkli olması zorunludur.</p>

<p>j) Eskimiş bile olsa resmî elbisenin satılması yasaktır.</p>

<p>k) Rütbe işaretleri sökülmek suretiyle resmî kıyafetlerin sivil kıyafete dönüştürülerek kullanılması, resmî pantolonun, sivil gömlek, kazak, ceket gibi şeylerle birlikte giyilmesi veya resmî kıyafetlerin üzerine sivil palto, pardesü ve benzerlerinin giyilmesi yasaktır.</p>

<p>l) Düşük kemerli pantolon yaptırılması ve giyilmesi yasaktır.</p>

<p>m) Üniforma; temiz, düzgün, ütülü, sade; botlar bağcıkları kapalı olup temiz ve boyalı giyilir.</p>

<p>n) Bayan personel ve öğrenci, tırnak uzatamaz, makyaj ve saç modeli yapamaz, ziynet eşyası ve benzerlerini takamaz. Saçlar kısa kesilir ve kâkül bırakılmaz veya sade topuz şeklinde toplanır. Saçların omuzlara dökülecek şekilde serbest bırakılması yasaktır.</p>

<p>o) <strong>(Ek:RG-21/6/2016-29749)</strong> Kadın personel ve öğrenci, hamilelik dönemlerinin gerekli kıldığı zamanlarda bu Yönetmelikte belirtilen üniformaların şekil ve rengiyle uyumlu olması koşuluyla durumlarına uygun kıyafet giyebilir.</p>

<p><strong>Kılık ve kıyafetin denetimi</strong></p>

<p><strong>Madde 6 —</strong> Kurum amirleri, astlarının kılık ve kıyafetlerinin bu Yönetmelik esaslarına uygun olup olmadığını kontrol etmek, gördükleri hatalara müdahale etmek, kılık ve kıyafetleri bozuk olanların hatalı durumları ile kimliklerini kişinin mensup olduğu kuruma rapor etmekle görevli, yetkili ve sorumludur.</p>

<p></p>

<p><strong>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</strong></p>

<p><strong>Verilecek Giyim Eşyası ve Kullanma Süresi</strong></p>

<p><strong>Giyim eşyaları ve kullanma süreleri</strong></p>

<p><strong>Madde 7 —</strong> <strong>(Değişik:RG-17/8/2012-28387) </strong>Memurlara Yapılacak Giyecek Yardımı Yönetmeliğine göre, resmî kıyafet taşıyan infaz ve koruma başmemur ve memurları ile infaz ve koruma memurluğu öğrencilerine adı geçen Yönetmelikte belirtilen kullanma süreleri dikkate alınarak, pantolon, yazlık ve kışlık tişört, yazlık ve kışlık bot, mont, pardesü-gocuk, kep, yağmurluk ve palaska verilir.</p>

<p><strong>(Değişik:RG-17/8/2012-28387) </strong>Giyecek yardımı Genel Müdürlükçe temin edilerek hak sahibi personele görevleri esnasında giyilmek üzere infaz ve koruma başmemuru, infaz koruma memuru ve infaz koruma memuru öğrencilerine aynî olarak verilir.</p>

<p>Herhangi bir nedenle, bir dönem için verilmeyen giyim eşyası, sonraki döneme ait giyecek yardımı ile birlikte verilmez.</p>

<p>Giyim eşyalarının kullanma süreleri Memurlara Yapılacak Giyecek Yardımı Yönetmeliğinde gösterilmiş olup, bir giyim eşyası için belirlenen kullanma süresi dolmadan yeni giyim eşyası verilmez. Ancak, giyim eşyası görev nedeni ile kullanılmaz hale gelir ve bu durum bir tutanakla tespit edilirse, genel veriliş zamanı beklenmeksizin yenisi verilebilir.</p>

<p><strong>Giyim eşyasının iadesini gerektiren durumlar</strong></p>

<p><strong>Madde 8 —</strong> Emekliye ayrılma, kadro tasarrufu dolayısı ile göreve son verilme ve ölüm dışında herhangi bir sebeple görevinden ayrılan veya çıkarılanlardan, aynı çeşit giyim eşyası verilmeyen bir göreve nakledilenlerden, aldıkları giyim eşyalarından kullanma süresi sona ermemiş olanların aynen iadesi istenir.</p>

<p>Görevden uzaklaştırılan, tutuklanan, gözlem altına alınan veya memuriyetten ilişiğinin kesilmesini gerektirmeyen bir cezaya mahkûm olupta, bu cezası infaz edilmekte olanlara giyim eşyası verilebilmesi için bu personelin görevlerine dönmüş olmaları şarttır.</p>

<p>Hizmet öncesi eğitimde başarılı olamayan infaz ve koruma memurluğu öğrencileri üniformalarını iade eder.</p>

<p>Ayrıca, aylıksız izin alarak görevlerinden ayrılanlara bu süre için giyim eşyası verilmez.</p>

<p></p>

<p><strong>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</strong></p>

<p><strong>Giyim Eşyasının Renk, Cins ve Biçimleri ile Kıyafet Şekilleri</strong></p>

<p><strong>Verilecek giyim eşyasının cins, biçim, şekil ve renkleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9 – (Değişik:RG-17/8/2012-28387)</strong></p>

<p><strong>(Değişik fıkra:RG-21/6/2016-29749)</strong> Üniforma giyen personele verilecek mont, pardesü-gocuk, kep, yağmurluk, pantolon ve kışlık tişört lacivert renkli, yazlık tişört mavi renkli, yazlık ve kışlık bot siyah renklidir.</p>

<p>İnfaz koruma başmemur ve memurları ile infaz ve koruma memurluğu öğrencilerinin yazlık, kışlık ve tören kıyafeti olmak üzere üç ayrı kıyafeti vardır:</p>

<p>a) Kışlık kıyafet: Mont, kışlık tişört, kışlık pantolon, kışlık bot, pardesü-gocuk, kep, palaska ve yağmurluktan oluşur. (Şekil 1, 2)</p>

<p>1) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1)</sup></strong><sup> </sup>Mont: Lacivert renkli, birinci sınıf 260 gr./m2, 3 katlı laminasyon, dış kumaşı elastan polyester karışımı 2/2 dimi, orta katman PTFE mebranlı, ısı izolasyon astarı %100 polyester kumaştan yapılır. (Şekil 4)</p>

<p>2)<strong> (Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1)</sup></strong> Kışlık tişört: Lacivert renkli, %70 poliviskon, %10 elyaf, %2 likra, %18 pamuk, (± %15 gr./m2) kumaştan yapılır. Ön arka roba omuzdan dikişli, yaka ve yaka ayağı iki parçalı, kol ve etek ucunda ribanalı (tunik etek ucu hariç), kollar iki parçadan oluşmakta, dirsek kısımlarında yama parça bulunmaktadır. Önden patlı 3 düğmeli, arka kısımda robalı, omuzlar apoletlidir. (Şekil 13)</p>

<p>3) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1)</sup> </strong>Kışlık pantolon: Lacivert renkli, en az 220 gr./m2, %30 (± %5 gr./m2) pamuk %2 (± %1 gr./m2) elastan, kalanı polyester karışımlı kumaştan yapılır. Dokusu 1/1 bez ayağı (13 atkıda çift atkı, 24 çözgüde çift çözgü) ripstoptur. Önde sağda ve solda yan pantolon cepleri, yanlarda körüklü ve kapakları üzerinde büyük harflerle baskı şeklinde ve reflektif malzemeden “İNFAZ KORUMA” yazan cepleri, arkada sağda ve solda ilik-düğmeli tek fleto ve kapaklı cepleri olmak üzere altı adet cebi bulunmaktadır. Paçalar gizli stoper ve lastiklidir. (Şekil 5, 6)</p>

<p>4) Kışlık bot: Su geçirmez, kaymaz tabanlı birinci sınıf deriden mamul ortopedik iç taban özelliğine sahip olup erkek ve bayan personelce kullanılır. (Şekil 11)</p>

<p>5) Pardesü-gocuk: Soğuğa, suya ve ısıya dayanıklı birinci sınıf polyester ve benzeri kumaştan yapılır. (Şekil 3)</p>

<p>6) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>Kep: Erkek ve kadın personelce kullanılır ve pantolon kumaşından yapılır. (Şekil 9)</p>

<p>7) Palaska: Palaska birinci sınıf siyah renkli tekstil malzemeden ayarlanabilir özellikte ve iki köprüsü ile bir adet kelepçe kılıfı bulunan aparattan oluşur. Geçmeli plastik toka üzerinde hilal ve yıldız bulunur. (Şekil 25)</p>

<p>8) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>Yağmurluk: Lacivert renkte su geçirmez dış kumaş %100 polyester, arka kısım poliüretan veya akrilik kaplama 2 katlı laminasyon malzemeden yapılır. (Şekil 26)</p>

<p>b) Yazlık kıyafet: Mont, yazlık tişört, yazlık pantolon, yazlık bot, kep ve palaskadan oluşur. (Şekil 15)</p>

<p>1) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1)</sup></strong> Mont: Lacivert renkli, birinci sınıf 260 gr./m2, 3 katlı laminasyon, dış kumaşı elastan polyester karışımı 2/2 dimi, orta katman PTFE mebranlı, ısı izolasyon astarı %100 polyester kumaştan yapılır. (Şekil 4)</p>

<p>2) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>Yazlık tişört: Mavi renkli (renk pantonesinde #0000ff renk skalasında yer alan), 140 gr./m2 (± %15 gr./m2), %100 kanallı polyester (4-5 kanallı) kumaştan yapılır. Önde sağ ve solda kupları, yaka ve yaka ayağı, sol kolda kalem cebi vardır. Önden patlı 3 düğmeli, arka kısımda robalı, omuzlar apoletlidir. (Şekil 16)</p>

<p>3) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>Yazlık pantolon: Lacivert renkli, en az 220 gr./m2, %30 (± %5 gr./m2) pamuk %2 (± %1 gr./m2) elastan, kalanı polyester karışımlı kumaştan yapılır. Dokusu 1/1 bez ayağı (13 atkıda çift atkı, 24 çözgüde çift çözgü) ripstoptur. Önde sağda ve solda yan pantolon cepleri, yanlarda körüklü ve kapakları üzerinde büyük harflerle baskı şeklinde ve reflektif malzemeden “İNFAZ KORUMA” yazan cepleri, arkada sağda ve solda ilik-düğmeli tek fleto ve kapaklı cepleri olmak üzere altı adet cebi bulunmaktadır. Paçalar gizli stoper ve lastiklidir. (Şekil 5, 6)</p>

<p>4) <strong>(Değişik:RG-20/12/2018-30631)</strong> Yazlık bot: Siyah renkli ortopedik iç taban özelliğine sahip ve şekillerde belirtilen kısmı hava alabilir tekstil malzemeden yapılır. Erkek ve bayan personelce kullanılır. Mevsim şartlarına göre kurum müdürünün kurum için belirleyeceği (Şekil 17) veya (Şekil 31)’deki botlar giyilir.</p>

<p>5) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>Kep: Erkek ve kadın personelce kullanılır. Ön kısmı pantolon kumaşından arka kısmı hava alabilir özellikte dikilir. (Şekil 9)</p>

<p>6) Palaska: Palaska birinci sınıf siyah renkli tekstil malzemeden ayarlanabilir özellikte ve iki köprüsü ile bir adet kelepçe kılıfı bulunan aparattan oluşur. Geçmeli plastik toka üzerinde hilal ve yıldız bulunur. (Şekil 25)</p>

<p>c) Tören kıyafeti: Resmî açılış ve törenlerde, tören kıyafeti giydirilebilir, kıyafet üzerinde kullanılan armalardan sadece işleme göğüs arması metal malzemeden olup gümüş rengindedir. Üniforma üzerinde bulunan diğer arma ve işaretlerin yeri ve özellikleri aynıdır. (Şekil 29, 30)</p>

<p></p>

<p><strong>BEŞİNCİ BÖLÜM</strong></p>

<p><strong>Üniforma Özellikleri</strong></p>

<p><strong>Üniforma işaretlerinin kıyafet üzerindeki yerleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 10 –</strong> <strong>(Değişik:RG-17/8/2012-28387)</strong></p>

<p>Personel ile infaz ve koruma memurluğu öğrencilerinin göğüs arması, kep kokardı, görev yeri kol arması, infaz koruma yazılı arma, kıdem işareti ile rütbe işaretlerinin resmî kıyafet üzerindeki yerleri aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir:</p>

<p>a) Kep:</p>

<p>1) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>İnfaz ve koruma başmemurları: Kepin ön orta kısmında en geniş en yeri 4 cm, en uzun boy yeri 5 cm ölçülerinde defne dalı ile kısmi olarak çerçevelenmiş kep kokardı ile 1,5 cm eninde 33-34 cm uzunluğunda sarı simden sakındırak bulunur. (Şekil 12, 18)</p>

<p>2) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>İnfaz ve koruma memurları ile infaz ve koruma memurluğu öğrencileri: Kepin ön orta kısmında en geniş en yeri 4 cm, en uzun boy yeri 5 cm ölçülerinde defne dalı ile kısmi olarak çerçevelenmiş kep kokardı ve 33-34 cm uzunluğunda beyaz renkli sakındırak bulunur. (Şekil 12, 18)</p>

<p>b) Pardesü-gocuk:</p>

<p>1) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>İnfaz ve koruma başmemurları: Omuz apoletleri üzerinde rütbe işareti, sol göğüs üstünde işlemeli göğüs arması, sırtında büyük harflerle baskı şeklinde ve reflektif malzemeden oluşturulmuş “İNFAZ KORUMA” yazısı, sağ kolda infaz koruma yazılı arma ile bunun 1 cm altına gelecek şekilde personelin görev yaptığı yeri gösterir kol arması bulunur. (Şekil 20, 21, 22, 23)</p>

<p>2) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>İnfaz ve koruma memurları: Rütbe işaretleri bulunmaz, sol göğüs üstünde işlemeli göğüs arması, sırtında büyük harflerle baskı şeklinde ve reflektif malzemeden oluşturulmuş “İNFAZ KORUMA” yazısı, sağ kolda infaz koruma yazılı arma ile bunun 1 cm altına gelecek şekilde personelin görev yaptığı yeri gösterir kol arması, sol kolda kıdem işareti bulunur. (Şekil 20, 21, 24, 32)</p>

<p>3) İnfaz ve koruma memurluğu öğrencileri: Sol göğüs üstünde işlemeli göğüs arması, sol kolda öğrencinin bulunduğu eğitim merkezinin adı, altında öğrenci yazısı, omuzlarda öğrenci numarasının bulunduğu apoletler ve sağ kolda infaz koruma yazılı arma bulunur. (Şekil 20, 21, 27, 28)</p>

<p>c) Mont:</p>

<p>1) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>İnfaz ve koruma başmemurları: Omuz apoletleri üzerinde rütbe işareti, sol göğüs üstünde işlemeli göğüs arması, sırtında büyük harflerle baskı şeklinde ve reflektif malzemeden oluşturulmuş “İNFAZ KORUMA” yazısı, sağ kolda infaz koruma yazılı arma ile bunun 1 cm altına gelecek şekilde personelin görev yaptığı yeri gösterir kol arması bulunur. (Şekil 20, 21, 22, 23)</p>

<p>2) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>İnfaz ve koruma memurları: Rütbe işareti bulunmaz, sol göğüs üstünde işleme göğüs arması, sırtında büyük harflerle baskı şeklinde ve reflektif malzemeden oluşturulmuş “İNFAZ KORUMA” yazısı, sağ kolda infaz koruma yazılı arma ile bunun 1 cm altına gelecek şekilde personelin görev yaptığı yeri gösterir kol arması, sol kolda kıdem işareti bulunur. (Şekil 20, 21, 24, 32)</p>

<p>3) İnfaz ve koruma memurluğu öğrencileri: Omuz apoletlerinde altı rakamdan oluşan öğrenci numarası, sol göğüs üstünde işleme göğüs arması, sol kolda öğrencinin bulunduğu eğitim merkezinin adı ve altında öğrenci yazısı ile sağ kolda infaz koruma yazılı arma bulunur. Rütbe işareti bulunmaz. (Şekil 20, 21, 27, 28)</p>

<p>d) Yazlık tişört: Montta bulunan işaretler aynen yer alır.</p>

<p>e) Kışlık tişört: Montun altına giyilir. Montta bulunan işaretler aynen yer alır.</p>

<p></p>

<p><strong>ALTINCI BÖLÜM</strong></p>

<p><strong>Kıyafetlerde Bulunması Gereken İşaretler</strong></p>

<p><strong>Göğüs arması, rütbe işaretleri, görev yeri kol arması, infaz koruma yazılı arma ve kıdem işareti (Değişik madde başlığı:RG-17/8/2012-28387)</strong></p>

<p><strong>Madde 11 —</strong> Üniforma ile görev yapan personel ve infaz ve koruma memurluğu öğrencilerinin kıyafetlerinde bulunması gereken işaretler aşağıdaki şekildedir.</p>

<p>a) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>İşleme Kep Kokardı: Etrafı 0,2 cm sarı sarma içinde lâcivert rengi polyester kumaş üzerine en geniş en yeri 4 cm, en uzun boy yeri 5 cm ölçülerinde; sarı renkte defne dalı ile kısmi olarak çerçevelenmiş, beyaz ayyıldız ve Genel Müdürlük işareti bulunur. (Şekil 18)</p>

<p>b) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>İşleme Göğüs Arması: Etrafı 0,2 cm sarı sarma içinde polyester lâcivert rengi kumaş üzerine en geniş en yeri 6 cm, en uzun boy yeri 7,5 cm ölçülerinde; sarı renkte defne dalı ile kısmi olarak çerçevelenmiş, beyaz ayyıldız ve Genel Müdürlük işareti bulunur. (Şekil 20)</p>

<p>c) <strong>(Değişik:RG-17/8/2012-28387) </strong>İnfaz koruma yazılı arma: Üniformanın sağ kolunda 7 x 4,5 cm ebatlarında lacivert gabardin armalık kumaş üzerinde daire dış çemberi beyaz ve zemini kımızı renkli daire içinde beyaz renkli hilal ve yıldızın altında 1,2 cm gri fonlu şerit üzerine kırmızı renkli infaz koruma yazısı bulunur. Üniforma giyen tüm personel kullanır. (Şekil 21)</p>

<p>d) Rütbe İşareti:</p>

<p>1) İnfaz ve Koruma Başmemurları: Rütbe işareti olarak lâcivert rengi zemin üzerine gri floş iplik işlemeden 1 cm eninde bir adet şerit bulunur. (Şekil 22)</p>

<p>2) İnfaz ve Koruma Memurları: Rütbe işareti bulunmayıp kıdem işareti bulunur.</p>

<p>e) İnfaz ve Koruma Memurluğu Öğrencilerinin Omuz Apoleti: Palto ve pardösünün omuzlarına apolet konulur. Apoletler takriben 17 cm olup omuz başlarına kol dikişleri ile dikilir. Apolet uzunluğu üst yaka dikişine kadar devam eder. Yaka kenarı ile temasta olacak şekilde palto ve pardösüye dikilerek beyaz madeni küçük boy düğme ile iliklenir. Apoletler omuz başlarında 6 cm, omuz nihayeti hizasında 4 cm genişliğindedir. Apoletlerin uç kısımları yuvarlak olup, omuz başlarında altı rakamdan oluşan öğrenci numarası bulunur. (Şekil 27)</p>

<p>f) Görev Yeri Kol Arması <strong>(Mülga ibare:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>(…):</p>

<p>1) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>İnfaz ve Koruma Başmemurları: <u>Fermateks (cırt bant) üzerine yapıştırılacak olan armada; 7 cm x 3,5 cm ebadında zemini lâcivert renkli polyester armalık kumaştan olup, kenarlarında 0,3 cm kırmızı renkli sarma, alt uzun kenar sarmanın hemen üzerinde 5 cm uzunluğunda personelin görev yaptığı kadroyu belirten sarı renkte defne dalı bulunur.</u> (Şekil 23)</p>

<p>2) <strong>(Değişik:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>İnfaz ve Koruma Memurları: Fermateks (cırt bant) üzerine yapıştırılacak olan armada, personelin görev yaptığı kadroyu belirten 7 cm x 3,5 cm ebadında zemini lâcivert renkli polyester armalık kumaştan olup kenarlarında 0,3 cm kırmızı renkli sarma bulunur. (Şekil 24)</p>

<p>3) İnfaz ve Koruma Memurluğu Öğrencileri: 6 x 7,5 cm ebadında zemini lacivert, kenarları 0,3 cm lacivert biyeli olup, 1,2 cm enindeki gri rengi şerit içerisinde öğrencinin bulunduğu eğitim merkezinin adı ve öğrenci olduğunu belirten içi kırmızı, kenarları beyaz yazı bulunur. (Şekil 28)</p>

<p>g) <strong>(Ek:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong>Kıdem İşareti: İnfaz ve koruma memuru pardesü-gocuk, mont ve tişörtlerinin sol kollarına kenarları 0,3 cm lâcivert rengi biyeli ve ortası gri kıdem işareti takılır. 5 yıl dolmadan kıdem işareti takılmaz. (Şekil 32)</p>

<p><strong>Kıyafetlerin giyilme zamanı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Madde 12 —</strong> Yazlık ve kışlık kıyafetlerin giyilme zamanları bölgenin iklim özellikleri dikkate alınarak ceza infaz kurumları personelinde Cumhuriyet başsavcılarınca, infaz ve koruma memurluğu öğrencilerinde ise eğitim merkezleri müdürlerince belirlenir.</p>

<p></p>

<p><strong>YEDİNCİ BÖLÜM</strong></p>

<p><strong>Çeşitli ve Son Hükümler</strong></p>

<p><strong>Yürürlükten Kaldırılan Yönetmelikler</strong></p>

<p><strong>Madde 13 —</strong> 18/2/1998 tarihli ve 23262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri Personelinin Kıyafet Yönetmeliği ile 5/8/2004 tarihli ve 25544 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Öğrenci Kıyafet Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Önceki kıyafetlerin kullanılması</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1 – (Ek:RG-17/8/2012-28387) (Değişik:RG-21/6/2016-29749)</strong></p>

<p><strong>(Değişik ibare:RG-7/4/2020-31092)<sup>(1) </sup></strong><u>31/12/2020</u> tarihine kadar, bu Yönetmeliğin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki halinde belirtilen kıyafetler de kullanılabilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>Madde 14 —</strong> Bu Yönetmelik 1/1/2006 tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>Madde 15 —</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.</p>

<p><i>_____________</i></p>

<p><i>(1) Bu değişiklik 1/7/2020 tarihinde yürürlüğe girer.</i></p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/yonetmelik/7.5.9746%20ek.doc" rel="nofollow">Yönetmeliğin eklerini görmek için tıklayınız</a></strong></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td rowspan="5" valign="top" width="55">
   <p></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="480">
   <p><strong>Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="240">
   <p><strong>Tarihi</strong></p>
   </td>
   <td width="240">
   <p><strong>Sayısı</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="240">
   <p>29/12/2005</p>
   </td>
   <td width="240">
   <p>26038</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2" width="480">
   <p><strong>Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazetelerin</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="240">
   <p><strong>Tarihi</strong></p>
   </td>
   <td width="240">
   <p><strong>Sayısı</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="55">
   <p>1.</p>
   </td>
   <td width="240">
   <p>17/8/2012</p>
   </td>
   <td width="240">
   <p>28387</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="55">
   <p>2.</p>
   </td>
   <td width="240">
   <p>21/6/2016</p>
   </td>
   <td width="240">
   <p>29749</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="55">
   <p>3.</p>
   </td>
   <td width="240">
   <p>20/12/2018</p>
   </td>
   <td width="240">
   <p>30631</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="55">
   <p>4.</p>
   </td>
   <td width="240">
   <p>7/4/2020</p>
   </td>
   <td width="240">
   <p>31092</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-infaz-kurumlari-personeli-ile-ceza-infaz-kurumlari-ve-tutukevleri-personeli-egitim-merkezleri-ogrencilerinin-kiyafet-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 19:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/infaz-koruma-memuru-hapis-cezaevi.jpg" type="image/jpeg" length="67559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7579 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 22 Mayıs 2026 Tarihli ve 33261 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA VE 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7579</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 7/5/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>22/12/1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 4- Sermaye Piyasası Kurulu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yetkilendirilen değerleme kuruluşlarınca, konut finansmanı ve sermaye piyasası mevzuatı gereğince düzenlenen değerleme raporunun, düzenlettiren kamu kurum ve kuruluşları, bankalar ve diğer finans kuruluşları tarafından raporun düzenlendiği tarihte Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne elektronik ortamda ve bedelsiz olarak gönderilmesi zorunludur. Verilerin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin usul ve esaslar, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınmak suretiyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 5- Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31/12/2027 tarihine kadar (bu tarih dâhil), daha önce ihale ilanı verilmiş olmakla birlikte son teklif verme tarihi geçmemiş olanlar dâhil olmak üzere sosyal konut ve konut ile birlikte ihaleye çıkılan yapım işlerine ilişkin ihalelerde, alınan ihale kararları ve Başkanlık ile işi yüklenenler arasında düzenlenen sözleşmeler damga vergisinden istisnadır. Bu süreyi üç yıla kadar uzatmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “avans olarak münasip miktarda paranın toplanması ve bu avansın harcanıp bitmesi halinde, geri kalan işler için tekrar avans toplanması” ibaresi “işletme projesi onaylanıncaya kadar avansın toplanması” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>634 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasının birinci cümlesine “bildirilir” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve en geç üç ay içinde aynen veya değiştirilerek kabulüne yönelik genel kurulda karar alınır” ibaresi eklenmiş, ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“İşletme projesi kat malikleri genel kurulunda onaylanır. Kat malikleri kurulunca kabul edilmiş işletme projesi yoksa, en geç üç ay içinde kat malikleri kurulunda onaylanıncaya kadar yönetici, gecikmeksizin geçici bir işletme projesi yapar.”</p>

<p>“c) Her kat malikinin 20 nci maddedeki esaslara göre vermesi gereken avans tutarı;”</p>

<p>“Mevcut işletme projesi varsa, geçici işletme projesi için öngörülen bedel, yürürlüğü devam eden işletme projesi bedelinin takvim yılı başından geçerli olmak üzere, her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranından fazla olmamak kaydıyla belirlenir ve yukarıda belirlenen usulde kat malikleri kuruluna sunulur.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>634 sayılı Kanunun 70 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “beşte dördünün” ibareleri “üçte ikisinin” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Yönetim planlarının bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 6- İnşaatı tamamlayarak etaplar halinde yeniden inşaata başlayan yapı kooperatifleri, yaptıkları ve yapmayı planladıkları tüm inşaatlar tamamlanmadan iş yeri ve konutları ortaklarına tahsis etmiş olsalar dahi tahsis edilen gayrimenkullerin tapusunun devrini yapamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çevre yönetimi hizmeti” tanımına “çevre yönetim birimleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “çevre danışmanlık firmaları veya yetkilendirilmiş kişiler” ibaresi eklenmiş, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen “Çevre danışmanlık firması” tanımı aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş ve bu tanımdan sonra gelmek üzere aşağıdaki “Yetkilendirilmiş kişi” tanımı eklenmiştir.</p>

<p>“Çevre danışmanlık firması: Çevre yönetimi hizmeti kapsamında usul ve esasları ilgili yönetmelikle belirlenen başvuruları yapan, her türlü rapor ve teknik belgeyi hazırlamaya yetkili ve bunlardan sorumlu olan, aylık faaliyet raporunda aykırılıkları tespit ederek Bakanlığa bildirmekle yükümlü olan, hizmet verdiği tesis ve işletme çalışanlarına ve sorumlularına çevresel konularda eğitim veren, nitelik ve nicelikleri ilgili yönetmelikle belirlenen mühendislik ve fen fakültesi mezunlarından çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesine sahip olan kişileri bünyesinde çalıştıran, ortaklık payı bakımından ortaklarının yüzde ellisinden fazlası çevre yönetim hizmeti yeterlik belgesine sahip ve Bakanlık tarafından yetkilendirilen tüzel kişiliği,”</p>

<p>“Yetkilendirilmiş kişi: Çevre yönetimi hizmeti vermek üzere Bakanlık tarafından yetkilendirilen, üniversitelerin mühendislik veya fen fakültelerinin ilgili yönetmelikte belirlenen bölümlerinden mezun olan kişileri,”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>2872 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendine “kurmayanlara” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara” ibaresi, “çevre mühendisi” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi” ibaresi ve bende aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.</p>

<p>“Ek 2 nci maddenin birinci fıkrasındaki bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve/veya tespit edilen aykırılıkları aylık faaliyet raporunda belirtmeyen çevre danışmanlık firmalarına 75.000 Türk lirası idari para cezası verilir.</p>

<p>Ayrıca çevre yönetimi hizmeti verenlere, esasları ilgili yönetmelikte belirlenen yükümlülükleri yerine getirmedikleri takdirde ceza puanı uygulanır, uygulanan ceza puanının dört yıl içerisinde 100 puana ulaşması durumunda yeterlik belgesi yüzseksen gün süre ile askıya alınır. Uygulanan ceza puanının dört yıl içinde 200 puana ulaşması durumunda yeterlik belgesi iki yıl süreyle iptal edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>2872 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetimi hizmeti almakla, çevre danışmanlık firmaları ise çevre yönetimi hizmeti verdikleri kurum, kuruluş ve işletmelerin çevre mevzuatına aykırı fiillerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür. Çevre danışmanlık firmasının asgari hizmet bedel tarifesi ile bu maddeye ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p>“Bu fıkranın yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan çevre danışmanlık firmalarının kuruluş şartlarına ilişkin müktesep hakları saklıdır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 6 ncı maddesinin başlığına “kanunlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve sözleşme uygulamaları” ibaresi ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“İkinci fıkra kapsamındaki sözleşmeler ile taşınmaz satışlarına yönelik sözleşme ilişkisi kurulmadan önce alıcılar tarafından imzalanması gereken başvuru evrakları, müzakere tutanakları ve buna benzer diğer evraklar; yazılı şekilde veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve karşı taraf kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla düzenlenebilir.</p>

<p>Yükümlülüklerini yerine getirmeyen hak sahibinin vefatı neticesinde yasal mirasçılarının mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belgeyi sunmaması halinde Başkanlık, adli makamlardan herhangi bir yetki almaksızın mirasçılık belgesi düzenlenmesi için mahkeme veya noterliğe başvurabilir.</p>

<p>Başkanlık, görevleri ile ilgili dava ve icra işlemlerinde teminat yatırmaktan muaftır.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>2985 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 17- Yeni yerleşim alanı olarak belirlenen sosyal konut alanı içerisinde bulunan yerlerde, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlardan uygulamaya dâhil edilecek olanlar ile özel mülkiyete tabi diğer bütün taşınmazlar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ilgisine göre devir veya acele kamulaştırma kararı alınabilir. Kamulaştırma işlemleri 2942 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülür.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasına aşağıdaki cümle ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“Şantiye şefi, şantiyede yürütülen günlük işlerin ve çalışan yetki belgeli ustaların kaydını Bakanlıkça belirlenecek usule uygun tutmak zorundadır.”</p>

<p>“Kullanıma yönelik belgeye sahip yapılarda, yapı sahibinin süresi içinde başvurusu üzerine yangın güvenliğine yönelik periyodik kontroller yapılır. Bu kontroller, belediyelerin ilgili itfaiye teşkilatı veya itfaiyenin gerekli gördüğü durumlarda binalarda yangından korunma önlemleri ve yangın söndürme sistemleri hakkında Bakanlıkça veya Bakanlığın yetkilendirdiği kurum ve kuruluşlarca verilen eğitim ve sınavda başarılı olup yetkilendirilen yangın güvenlik uzmanları tarafından yangın güvenlik raporu düzenlenmek suretiyle gerçekleştirilir. Bu fıkra kapsamında gerekli kontrollerin yapılması ve raporların hazırlanması amacıyla belediyeler gerekli tedbirleri alır.</p>

<p>Yapı denetim kuruluşlarında görev alan denetçilerin hangi yapılarda hangi tarih aralığında görev aldıkları, Bakanlıkça kurulacak elektronik sistem üzerinden takip edilir. Yapı ruhsatında bu kişilerin isim ve imzaları yer almaz.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>3194 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Yangın güvenliğine yönelik periyodik kontrollerde tespit edilen eksiklikler altı aydan fazla olmamak üzere ilgili idaresince verilen süre içinde giderilerek geçerli yangın güvenlik raporu alınır. Esaslı tadilat gerektiren eksiklikler, ilgili idaresinden alınacak ruhsat veya izin ile yapılır. İlgili idaresince verilecek süre ruhsat veya izin tarihinden itibaren başlar.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>3194 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine aşağıdaki cümle eklenmiş, üçüncü fıkrasında yer alan “ve şantiye şefine,” ibaresi “, şantiye şefine, enerji kimlik belgesi uzmanına ve yangın güvenlik uzmanına,” şeklinde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasına “bir afet” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yangın” ibaresi, “idarece tanınan süre içinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “eksiklikleri gidermeyen,” ibaresi, altıncı fıkrasına “yapının inşa edilmesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yangın güvenliği açısından kullanım” ibaresi eklenmiş, onuncu fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “ve diğer sorumluluklarını yerine getirmemesi hallerinde” ibaresi “halinde” şeklinde değiştirilmiş, cümleye “Bakanlıkça” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş idare tarafından” ibaresi, dördüncü cümlesinde yer alan “Yetki belgeli yapı müteahhidi olmaksızın” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da sahte veya gerçeğe aykırı belge kullanılarak temin edilen müteahhitlik sınıflandırma belgesi ile” ibaresi, “yapı mühürlenir” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve beş yıl süre ile belge numarası iptal edilir” ibaresi ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Bakanlıkça yapı sınıflarına yeni grup eklenmesi halinde, eklenen grup için ilgili sınıftaki mevcut en üst grup esas alınarak işlem tesis edilir.”</p>

<p>“Ruhsata tabi olup ruhsat alınmaksızın veya 27 nci madde kapsamında izin alınmaksızın yapılacak yapılarda kullanılmak amacıyla hazır betonu piyasaya arz eden ya da piyasada bulunduran kişiler ilgili idare tarafından beşyüzbin Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>3194 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“k) Yangın güvenliğine yönelik periyodik kontroller, kontrole tabi yapılar ve kontrollerin süresi, alınacak ücretler, yangın güvenlik uzmanlarının nitelikleri, görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar,</p>

<p>1) Özellik arz eden yapıların tasarımı ile yapılarda sürdürülebilirliğin sağlanması, enerji verimliliği, yangından ve gürültüden korunma gibi özel çalışma konularına ilişkin mimarlık ve mühendislik hizmetlerini yürütecek uzmanların nitelikleri ve belgelendirilmesine ilişkin usul ve esaslar,”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41 inci maddesinin başlığı “Hatalar ve düzeltme işlemleri:” şeklinde, birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve mevcut ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir. Tapu planının oluşturulduğu tarihte elde edilen ölçü ve hesaplamalar sonucunda bulunan koordinat, yüzölçümü gibi değerlerin, güncel teknolojiler kullanılarak yeniden hesaplanan değerleri arasındaki miktar, fark olarak tanımlanır.”</p>

<p>“Tapu planının üretim yöntemi ve ölçeğine göre hesaplanan taşınmazın zemindeki sınırları ile ölçü ve yüzölçümü değerleri arasındaki ölçü ve hesaplama tekniğine göre bilimsel olarak kabul edilebilir fark, yanılma sınırı (tecviz) olarak tanımlanır.</p>

<p>Fark, yanılma sınırı içinde veya dışında olabilir.</p>

<p>Hata, farkın yanılma sınırını aştığı durumlardır.”</p>

<p>“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan yanılma sınırı dışındaki farklar ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Yanılma sınırının içindeki farklar aynı usulle düzeltilebilir. Yapılacak düzeltme işlemlerinde farkın tamamı düzeltmeye konu edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 26 ncı maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Mahalli idareler, bağlı kuruluşları, mahalli idare birlikleri ve bunlar tarafından kurulan şirketler ile bunların doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak, birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketlerin yeni şirket kurması, kooperatif kurması, yarısından fazla hissesine sahip olduğu kooperatiflerin yeni şirket veya kooperatif kurması, mevcut veya kurulacak şirketlere veya kooperatiflere sermaye katılımında bulunulması, bedelsiz devir yoluyla olanlar da dâhil olmak üzere her türlü hisse edinimi, şirket veya kooperatife ortak olunması Cumhurbaşkanının iznine tabidir.”</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile Bakanlığın bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların, bunların arasında gerçekleştirilecek devir işlemlerinde, taşınmazlar mülkiyet sahibi idarenin yazısına istinaden resen tescil edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>4706 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 7- Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması ve kamu kurum ve kuruluşları ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinin münhasıran yatırım ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla,</p>

<p>a) Özel kanunları gereği tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescili gereken yerleri tespit, tahdit ve tahsise yetkili bakanlığın uygun görüşüne istinaden mevzuatı çerçevesinde Hazine adına tescil ettirmeye; muvafakatlerine istinaden 28/12/1960 tarihli ve 189 sayılı Milli Savunma Bakanlığı İskan İhtiyaçları İçin Sarfiyat İcrası ve Bu Bakanlıkça Kullanılan Gayrimenkullerden Lüzumu Kalmıyanların Satılmasına Selahiyet Verilmesi Hakkında Kanun kapsamındakiler de dâhil olmak üzere kamu idarelerine tahsisli Hazine taşınmazlarının tahsislerini kaldırmaya, bu taşınmazları bu fıkranın (b) bendinde sayılanlara bedelsiz devretmeye, yapılacak imar planlarına göre kamu hizmetlerine ayrılan yerler ile Bakanlıkça ihtiyaç duyulan yerleri bedelsiz olarak Hazine adına tescile,</p>

<p>b) Bu fıkra kapsamındaki taşınmazların, Bakanlık veya Bakanlığın bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerince kendi mevzuatları çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu değerlendirmenin hangi idare tarafından yapılacağına,</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca karar verilir.</p>

<p>Birinci fıkra kapsamındaki taşınmazların;</p>

<p>a) Değerlendirme işleminin Bakanlık tarafından yapılması halinde; taşınmazların değerlendirilmesinden yapılan masraflar düşüldükten sonra elde edilen gelirlerin tamamı genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir olarak kaydedilir, kaydedilen bu tutar karşılığında Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye ve ödenek kaydedilen tutarlardan yılı içinde harcanmayan kısımları ertesi yıl bütçesine devren ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.</p>

<p>Bu gelirlerin yüzde 40’ı Bakanlık tarafından birinci fıkra kapsamında izin veya muvafakat sahibi kamu idarelerine veya ilgili bakanlığın talebi üzerine izin veya muvafakat sahibi bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili kurumlarına aktarılır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine yapılacak kaynak transferleri ödenek aktarma suretiyle yapılır. Aktarılan bu ödeneklerden yılı içinde harcanmayan tutarları ertesi yıl bütçelerine aynı amaçla kullanılmak üzere devren ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Yatırım niteliğindeki ödenekler yılı yatırım programı ile ilişkilendirilir. Genel bütçe kapsamındaki idareler dışındaki kamu idarelerine yapılacak kaynak transferleri ise bütçe gideri kaydedilmek suretiyle gerçekleştirilir. Merkezi yönetim kapsamındaki diğer idareler tarafından tahsil edilen tutarlar, ilgili kamu idaresince bir yandan (B) işaretli cetvele gelir, diğer yandan (A) işaretli cetvelin mevcut veya yeni açılacak tertiplerine ödenek kaydedilir.</p>

<p>Bu gelirlerin yüzde 60’a kadar kısmı ise Bakanlık bütçesine gider kaydedilmek üzere yerleşim yerlerinin ve toplumun afetlere karşı dirençliliğinin artırılması, afet risklerinin azaltılarak sosyal ve ekonomik etkilerinin en aza indirilmesi ve afet yönetiminin tüm süreçlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi amacıyla 6306 sayılı Kanun kapsamında afet riski altındaki alanların dönüşümü, 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu kapsamında sosyal konut üretimi ve 5/4/2023 tarihli ve 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamındaki uygulamalar için Bakanlığın bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerine aktarılır.</p>

<p>b) Değerlendirme işleminin Bakanlığın bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri tarafından yapılması halinde; tutarlar ilgili kurum tarafından tahsil edilir, yapılan masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın yüzde 60’ı ilgili kurum tarafından gelir kaydedilir. Bu tutar yerleşim yerlerinin ve toplumun afetlere karşı dirençliliğinin artırılması, afet risklerinin azaltılarak sosyal ve ekonomik etkilerinin en aza indirilmesi ve afet yönetiminin tüm süreçlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi amacıyla 6306 sayılı Kanun kapsamında afet riski altındaki alanların dönüşümü, 2985 sayılı Kanun kapsamında sosyal konut üretimi ve 7452 sayılı Kanun kapsamındaki uygulamalar için kullanılır veya bu tutar aynı amaçlarla kullanılmak üzere kısmen veya tamamen Bakanlığın diğer bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerine aktarılabilir. Geri kalan yüzde 40 ise genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir olarak kaydedilmek üzere Bakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına gönderilir. Söz konusu gelirler karşılığı yapılacak işlemlerde bu fıkranın (a) bendinde düzenlenen hükümler uygulanır.</p>

<p>Bu madde kapsamında elde edilen gelirler hakkında 5 inci maddenin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye ve izlemeye, uygulamada ortaya çıkacak tereddütleri gidermeye Bakanlık yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>4706 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 31- Akşehir Gölü’nün Konya ili Akşehir ve Tuzlukçu ilçelerinde yer alan kıyı kesimine ait 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun 9 uncu maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanarak 27/4/2023 tarihinde tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalmayan ancak 4/1/2019 tarihinde tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalmış olan yerlerde; bu Kanunun geçici 27 nci maddesi hükümleri, 4/1/2019 tarihi yerine 27/4/2023 tarihi, iki yıl olarak belirlenen başvuru süreleri ise bu maddenin yürürlük tarihi dikkate alınmak suretiyle uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (m) bendinde yer alan “İnşaat” ibaresinden sonra gelmek üzere “, zemin” ibaresi ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“ö) Beton üreticisi: Betonun bileşenlerini karıştırarak beton haline getiren ve sevkiyatını sağlayan gerçek veya tüzel kişiyi,</p>

<p>p) Zemin ve temel etüt kuruluşu: Bakanlıktan aldığı izin belgesiyle zemin ve temel etüdü faaliyetini icra eden ve Bakanlıkça denetlenen, ortaklardan en az birinin jeoloji, jeofizik veya inşaat mühendisi olduğu tüzel kişiyi,”</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>4708 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarına “yapı denetim veya” ibarelerinden sonra gelmek üzere “zemin ve temel etüt veya” ibareleri eklenmiş, onuncu fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “laboratuvara teslimi” ibaresi “teslim alınması” şeklinde, bendin (9) numaralı alt bendi ile onbirinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, onikinci ve onüçüncü fıkralarına “yapı denetim veya” ibarelerinden sonra gelmek üzere “zemin ve temel etüt veya” ibareleri eklenmiş, onaltıncı fıkrasında yer alan “veya” ibaresi “,” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya “denetçi mimar ve denetçi mühendislerin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya zemin ve temel etüt kuruluşlarının” ibaresi eklenmiş, yirmibirinci fıkrasına “Yapı denetim kuruluşlarından” ibaresinden sonra gelmek üzere “, zemin ve temel etüt kuruluşlarından” ibaresi, “Yapı denetim izin belgelerinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve zemin ve temel etüt kuruluşlarının izin belgelerinin” ibaresi eklenmiş, yirmiüçüncü fıkrasına “onbeşinci fıkra” ibaresinden sonra gelmek üzere “, yirmisekizinci fıkra” ibaresi eklenmiş, yirmisekizinci fıkrasına “yapı denetim kuruluşları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, beton üreticileri, zemin ve temel etüt kuruluşları” ibaresi eklenmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“9) Akdedilen sözleşme hükmü doğrultusunda numune alımına gitmediği veya sözleşmeye aykırı hareket ettiğinin tespiti,”</p>

<p>“Üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkra hükümleri, laboratuvar kuruluşu ve zemin ve temel etüt kuruluşu hakkında, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri beton üreticisi hakkında uygulanan idari müeyyideler için de geçerlidir.”</p>

<p>“Laboratuvar kuruluşunda görevli iken çalıştığı laboratuvardaki idari görev dışında başka işte çalışan laboratuvar denetçilerine ve teknik elemanlarına İl Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce 50.000 Türk lirası idari para cezası verilir.</p>

<p>Beton üreticisine, yapının denetimi için alınan sertleşmiş beton (karot) deney sonuçlarının ilgili standardı sağlamadığının tespiti hallerinde İl Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce 500.000 Türk lirası idari para cezası verilir.</p>

<p>Beton üreticisine, Bakanlıkça yönetilen izleme sistemi kapsamında dökülen betonlarda, mikser etiketi ve/veya karekodlu irsaliyenin bulunmaması ve/veya mikser etiketi ile karekodlu irsaliyenin uyuşmaması hallerinde İl Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce 250.000 Türk lirası idari para cezası verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>4708 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “hizmet bedelinin belirlenmesi ve ödenmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “laboratuvar hizmet sözleşmelerinin usul ve esasları,” ibaresi ve “laboratuvarca verilen hizmetlerin” ibaresinden sonra gelmek üzere “asgari ve” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>4708 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Zemin ve temel etüt kuruluşları ve hizmeti</p>

<p>EK MADDE 2- Bu Kanun kapsamında yapılacak yapıların zemin ve temel etütleri Bakanlıkça izin belgesi verilen zemin ve temel etüt kuruluşları tarafından yapılır.</p>

<p>Zemin ve temel etüt hizmet sözleşmeleri, zemin ve temel etüt kuruluşları ile proje müellifleri veya yapı sahipleri arasında imzalanır. Bu sözleşmenin usul ve esasları Bakanlıkça belirlenir.</p>

<p>Zemin ve temel etüt hizmet bedeli, zemin ve temel etüt kuruluşlarının hizmet bedellerinin ödenmesinde kullanılmak üzere hizmet alan proje müellifi veya yapı sahibince il muhasebe birimlerinde açılacak emanet nitelikli hesaba yatırılır. Yatırılan tutarın %2’si ruhsatı veren idarenin, %2’si Bakanlık bünyesinde bulunan döner sermaye işletmesinin, %10’unu geçmeyecek şekilde Bakanlıkça belirlenen oranı ise zemin ve temel etüt altyapısı ve sistemleri hakkında hizmet sağlamak üzere Bakanlıkça belirlenen kurum veya kuruluşun hesabına aktarılır. Bakanlık bu oranları iki katına kadar artırmaya ve yarısına kadar indirmeye yetkilidir.</p>

<p>Zemin ve temel etüt kuruluşlarının sınıflandırılması, bir ilde faaliyet gösterebilecek olan kuruluş sayısının belirlenmesi ile kuruluş safhasında sahip olunması gereken asgarî nitelikler, izin belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin şartlar, görevleri ile çalışma usul ve esasları, zemin ve temel etüt kuruluşlarında görev alacak personelde aranacak nitelik, tecrübe ve bunların istihdam şartları ile görev ve sorumlulukları, hizmet bedelinin belirlenmesi ve ödenmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmeliklerle düzenlenir.</p>

<p>Zemin ve temel etüt kuruluşuna;</p>

<p>a) Zemin ve temel etüdüne esas arazi veya sondaj çalışmaları, numune alınması, saklanması, taşınması, laboratuvara teslimi, raporlanması, izlenmesi ve denetlenmesi süreçlerinde ilgili standartlara ve mevzuata uymadığının tespiti,</p>

<p>b) Laboratuvar deneylerini Bakanlıktan izin belgeli laboratuvarlara yaptırmadığının tespiti,</p>

<p>hallerinde İl Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce 200.000 Türk lirası idari para cezası verilir.</p>

<p>Zemin ve temel etüt kuruluşunun, gerçeğe aykırı zemin ve temel etüt raporu vermesi halinde veya zemin ve temel etüt raporunun yapının statik hesaplarının hatalı yapılmasına sebebiyet vermesi halinde, izin belgesi Merkez Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Bakanlıkça iptal edilerek faaliyetine son verilir ve teminatı irat kaydolunur.</p>

<p>Faaliyete son verme cezası alan zemin ve temel etüt kuruluşunun ortakları üç yıl süreyle herhangi bir zemin ve temel etüt, yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda teknik bir görev alamaz ve başka bir zemin ve temel etüt veya yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı olamaz.</p>

<p>Zemin ve temel etüt kuruluşunun bu maddenin altıncı fıkrası kapsamında izin belgesinin iptaline sebebiyet veren veya zemin ve temel etüt kuruluşuna son beş takvim yılı içerisinde üç ayrı değerlendirme raporu kapsamında üç adet idari para cezası uygulanmasına sebebiyet vererek kayıtları tutulan teknik personel üç yıl süre ile herhangi bir zemin ve temel etüt, yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda teknik bir görev alamaz ve başka bir zemin ve temel etüt veya yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı olamaz.</p>

<p>Zemin ve temel etüt kuruluşlarının yöneticileri, ortakları ve teknik personeli bu Kanunun uygulanmasından dolayı ortaya çıkan yapı hasarından sorumludur.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına Bakanlıkça belirlenecek pilot ilde başlanır. Pilot uygulamanın genişletilmesi ve daraltılmasına Bakanlık yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun ek 2 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“Anlaşmazlığın çözümü için verilen bu kararın ilgili idarece uygulanmasından kaynaklı davalar sözleşmenin tarafları arasında adli yargı mercilerinde görülür.</p>

<p>Yüksek Fen Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 104 üncü maddesi hükümleri kıyasen uygulanır.</p>

<p>Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>24/12/2020 tarihli ve 7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinde yer alan “5 yıl” ibaresi “10 yıl” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>7261 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2027” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>5/4/2023 tarihli ve 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanunun ek 1 inci maddesinin altıncı fıkrasının altıncı cümlesinde yer alan “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” ibaresi “Kentsel Dönüşüm Başkanlığı” şeklinde değiştirilmiş ve bu cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, yedinci fıkrasının birinci cümlesine “Yapım işinin tamamlanmasından sonra,” ibaresinden sonra gelmek üzere “15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamında anahtar teslimi yapılanlar hariç olmak üzere” ibaresi, ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiş, dokuzuncu fıkrasının birinci cümlesine “teslim edilmek üzere” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya hibe ve yapım kredisi destekleri ile” ibaresi, ikinci cümlesine “köy yerleşik alanı içinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya dışında” ibaresi eklenmiş, beşinci cümlesinde yer alan “söz konusu alanlar” ibaresi “söz konusu alanlardaki taşınmazlardan; üzerine 7269 sayılı Kanun uyarınca hak sahiplerine teslim edilmek üzere konut, iş yeri, samanlık ve ahır gibi tesisler inşa edilen taşınmazlar” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya beşinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Bu Kanun kapsamında verilen hibe ve krediler; alacağın devrine, temlikine ve takasa konu edilemez, rehnedilemez, teminat gösterilemez, hak sahibi ya da müteahhidin borçlarından dolayı hiçbir suretle haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz konulamaz ve iflas masasına dahil edilemez.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bu bağımsız bölümler Hazine tarafından Kentsel Dönüşüm Başkanlığına bedelsiz devredilir. Başkanlık bu bağımsız bölümleri rayiç bedeli üzerinden 2886 sayılı Kanun hükümlerinden istisna tutarak Dönüşüm Projeleri Özel Hesabına gelir kaydedilmek üzere satışa ya da 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülen uygulamalarda değerlendirmeye yetkilidir.”</p>

<p>“Bu maddenin altıncı fıkrası uyarınca hibe ve kredi destekleri ile üzerinde konut, iş yeri ve ahırlı konut yapılan yüz ölçümü en fazla 1.000 metrekare olarak belirlenen taşınmazlar ise Hazine tarafından Kentsel Dönüşüm Başkanlığına bedelsiz devredilir. Kentsel Dönüşüm Başkanlığına devrolunan taşınmazların rayiç bedelin yarısı üzerinden peşin ya da yüzde onu peşin ödenmek üzere beş yıla kadar taksitle faizsiz satışı Başkanlıkça gerçekleştirilebilir. Bu taşınmazların satış bedelinin tamamının ödenmesini müteakip hak sahiplerine faydalandırılan kredi miktarının iki katı kadar tutarda birinci derece birinci sıradan istifade hakkı ile Hazine lehine ipotek tesis edilerek tapu devredilebilir. Yapılan satış işlemleri doğrultusunda tahsil edilen tutarlar Dönüşüm Projeleri Özel Hesabına gelir kaydedilir.”</p>

<p>“(10) 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahiplerine teslim edilmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından üretilen konut, iş yeri, samanlık ve ahır gibi tesislere ilişkin dokuzuncu fıkranın ilgili hükümlerinin uygulanmasına devam olunmak kaydıyla; bu madde hükümleri yalnızca altıncı fıkra uyarınca hibe ve kredi desteği verilen yapılara yönelik uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>2872 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 5- Türkiye’nin ev sahipliğinde ve başkanlığında gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında;</p>

<p>a) İklim Değişikliği Başkanlığı veya bu Başkanlıkça konferansın organizasyonu için yetkilendirilen yüklenicilerin her türlü mal ve hizmet alımları, kiralama ve ihale işleri ile ilgili düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesnadır.</p>

<p>b) İklim Değişikliği Başkanlığı veya bu Başkanlıkça konferansın organizasyonu için yetkilendirilen yükleniciler tarafından münhasıran konferansta kullanılmak üzere ithal edilecek veya geçici ithal edilecek eşya, gümrük vergileri ile eşya ithalinde aranan her türlü vergi, resim, harç ve fondan müstesnadır. Bu bent kapsamında ithal edilecek veya geçici ithal edilecek eşyaya ilişkin belli kuruluşların vereceği gümrük idaresine ibrazı zorunlu olan lisans, izin veya uygunluk belgesi aranmaz. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Ticaret Bakanlığı yetkilidir.</p>

<p>c) İklim Değişikliği Başkanlığı veya bu Başkanlıkça konferansın organizasyonu için yetkilendirilen yükleniciler tarafından iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan tüzel kişilerden münhasıran konferans kapsamında alınan hizmetlere ilişkin ödemelerden kurumlar vergisi kesintisi yapılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 49- 16/11/2024 tarihi itibarıyla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında idari görevde olanlardan daha önce milli emlak kontrolörü kadrosunda istihdam edilenler idari görevlerinin sona ermesini takip eden bir ay içinde talep etmeleri halinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında durumlarına uygun başmüfettiş veya müfettiş kadrolarına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanınca atanırlar.</p>

<p>Bu madde kapsamında yapılacak atamalar için uygun boş kadro bulunmaması halinde, atama onayının alınmasıyla birlikte başka bir işleme gerek kalmaksızın, söz konusu kadro ihdas edilmiş ve kurumların kadro cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır.”</p>

<p><strong>Başvuru ve ödeme sürelerinin uzatımı</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında Hazineye ait tarım arazilerinin ve geçici 22 nci maddesi kapsamında Hazineye ait taşınmazların, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin olarak;</p>

<p>a) Süresi içinde başvuru yapmayanların başvuru süresi,</p>

<p>b) Kendilerine yapılan tebligatta belirtilen bedeli süresi içinde ödemeyenlerin ödeme süresi,</p>

<p>c) Taksitli satışlarda, sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin ödeme süresi,</p>

<p>31/12/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.</p>

<p>(2) Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında kalan taşınmazların satış bedeli; bu taşınmazlar için ilgili kanunlarda belirtilen başvuru sürelerinin son gününü izleyen üç aylık sürenin bittiği günden, ödeme yapmak amacıyla başvurulan güne kadar geçecek süre için Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları toplamında artırılarak hesaplanır.</p>

<p>(3) Birinci fıkranın (b) bendi kapsamında kalanlar için satış bedeli; kendilerine yapılan tebligatta belirtilen ödeme süresinin son gününü izleyen günden, ödeme yapmak amacıyla başvurulan güne kadar geçecek süre için Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği TÜFE aylık değişim oranları toplamında artırılarak hesaplanır.</p>

<p>(4) İkinci ve üçüncü fıkralar uyarınca yapılacak hesaplamalarda ay kesirleri dikkate alınmaz ve yapılacak hesaplamalarda her yıl için aylık değişim oranları toplamının yıllık kanuni faiz oranının iki katını geçmesi halinde geçen kısım hesaba katılmaz.</p>

<p>(5) 6292 sayılı Kanunun 7 nci maddesi kapsamında süresi içinde iade başvurusunda bulunmayanlar ile geçici 8 inci maddesi kapsamında olanların başvuru süresi 31/12/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.</p>

<p>(6) 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16 ncı maddesi kapsamında yapı kayıt belgesi alınan yapıların bulunduğu Hazineye ait taşınmazların yapı kayıt belgesi sahiplerine satışında, süresi içinde satın alma başvurusu yapmayanların başvuru süresi ile taksitli satışlarda sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin ödeme süresi 31/12/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.</p>

<p>(7) 5/6/1986 tarihli ve 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanunun ek 1 inci maddesi kapsamında Hazine taşınmazlarının satışında, süresi içinde satın alma başvurusu yapmayanların başvuru süresi ile devir bedeli veya bakiyesini süresi içinde ödemeyenlerin ödeme süresi 31/12/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.</p>

<p>(8) 4706 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi kapsamında Hazine taşınmazlarının satışında, süresi içinde satın alma başvurusu yapmayanların başvuru süresi ile taksitli satışlarda sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin ödeme süresi 31/12/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>(1) Bu Kanunun;</p>

<p>a) 24 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü 31/12/2026 tarihinde,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>(1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="19153"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
