SAKLI PAY NEDİR?

Hukukumuzda yer alan “saklı pay” kavramı, miras bırakana belli yakınlıkları olan belli kişilerin, miras bırakanın terekesinde bir hakka sahip olması gerektiği düşüncesine dayanır. Miras bırakanın kendi terekesi (geride bırakılan hak ve borçlar toplamı) üzerinde serbestçe tasarruf etme yetkisi, belirli mirasçılar lehine sınırlandırılmış, kanun koyucunun belirlediği bu kişilere terekenin belirli bir oranı dokunulamaz olarak bırakılmıştır. Miras bırakan terekenin bu kısmı üzerinde tasarruf edemez. Kanunen öngörülen ve miras bırakanın tasarruf edemeyeceği mirasçının sahip olduğu talebe “saklı pay” denir.

“Tasarruf oranı” ise, terekeden saklı payların çıkarılması halinde geriye kalan kısımdır. Kalan bu kısım üzerinde miras bırakan dilediği gibi tasarrufta (vasiyet, satış, bağış vb.) bulunabilir.

Saklı paylar miras bırakanın terekesi üzerinde tamamen hesaplama yoluyla belirlenen paylardır. Burada terekedeki hangi malın hangi mirasçıya ait olacağı belirlenmez.

Saklı pay, saklı paylı mirasçılara herhangi bir sınırlama olmaksızın intikal eder. Bu durumda:

  • Saklı pay üzerinde üçüncü şahıs lehine bir sınırlama öngörülemez.

  • Saklı payın kazanılması bir koşula bağlanamaz.

  • Saklı pay art mirasçı atama yoluyla yükümlü kılınamaz.

  • Saklı pay yükleme altına sokulamaz.

Saklı pay sahipleri şunlardır:

  • Eşin saklı payı, onun yasal miras payıdır.

  • Alt soyun saklı payları ise yasal miras paylarının yarısıdır.

  • Ana ve babanın saklı payları (miras bırakanın alt soyunda mirasçı yoksa) onların yasal miras payının dörtte biridir.

Saklı payın hesaplanması, miras bırakanın ölüm günündeki tereke değeri üzerinden yapılır.

Örneğin, miras bırakan M kişisinin vefatı halinde, geride eşi A'nın, kardeşi B'nin ve çocukları C,D,E ve F'nin kaldığını kabul edelim. Buna göre bu olayda saklı paylar şu şekilde hesaplanacaktır:

A (eş): yasal miras payı 1/4 , saklı payı 1/4

B (kardeş): Yasal miras payı ve saklı payı yoktur. Zira muris M'nin alt soyu hayattadır.

C,D,E ve F: Mirası eşit olarak, her biri 3/4 * 1/4 = 3/16 yasal miras payı ve 3/16 * 1/2 = 3/32 saklı pay almalıdırlar.

Miras bırakanın yağmış olduğu tasarruflarla, mirasçılardan C'nin saklı payını ihlal ettiği varsayıldığında, C’nin başvurabileceği hukuki yollar şu şekildedir:

SAKLI PAYI İHLAL EDİLEN MİRASÇININ HAKLARI NELERDİR?

1. Tenkis Davası

Saklı paylı mirasçıların saklı paylarının ihlali halinde saklı paylarını alabilmek için açabilecekleri dava “tenkis davası”dır. Tenkis davası kural olarak saklı paylı mirasçılar, istisnaen saklı paylı mirasçıların alacaklıları tarafından açılır. Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddesine göre;

"Madde 560- Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar, miras bırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma kuralları sayılır. "

Tenkis davası, yenilik doğuran bir davadır ve dolayısı ile mahkemenin vereceği karar da yenilik doğuran bir etkiyi haiz olacaktır. Eğer karara konu teşkil eden kazandırma fiilen yapılmışsa, mahkeme kararı iadeyi de kapsayacak mıdır sorusuna yanıt olarak, öğretideki baskın görüşe göre cevap vermek gerekirse, tenkis davası ile birlikte veya davadan sonra bir de eda davası açılmalıdır. Açılacak olan eda davasının dayanağının sebepsiz zenginleşme mi miras sebebiyle istihkak davası mı yoksa tenkis kararına dayanan özel bir eda davası mı olacağı tartışmalıdır. Ancak tenkis davasının zımnen eda talebini de kapsadığı öğretide zayıf olmakla birlikte uygulamada Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir.

Hakkında tenkis davası açılacak ölüme bağlı tasarruflar veya sağlar arası tasarruflar yapıldığı anda geçerli, bünyesinde aksaklık bulunmayan işlemlerdir. Yani tenkis kararı ile esasen bünyesinde kuruluşundan gelen bir aksaklık veya sakatlık bulunan bir işlem kesin geçersiz hale getirilmemekte, tamamen geçerli ve her iki tarafı da tam olarak bağlayan bir işlem, yasanın getirdiği özel bir himaye sonucu tenkis davası açma hakkına sahip kişi tarafından kısmen veya tamamen hükümden düşürülmektedir.

"Türk Medeni Kanunu'nun 565. maddesinde hangi tasarrufların tenkise tabi olduğu belirtilmiş olup ilgili maddeye göre;

Madde 565-Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir:

1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,

2.Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,

3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,

4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar. "

Tenkise tabidir.

Kanun koyucu ölüme bağlı tasarrufun saklı payları ihlal etmesi halinde ve sadece saklı paylar tamamlanıncaya kadar tenkis davası açılabileceğini düzenlemiştir. Saklı paylı mirasçı tenkis davasını öngörülen süre içinde açmazsa yapılan tasarruf geçerli kalır. Tenkiste sıra ise Türk Medeni Kanunu'nun 570. maddesinde düzenlenmiş olup ilgili maddeye göre;

"Madde 570- Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı tasarruflardan; bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlar arası kazandırmalardan yapılır. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlar arası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir. Sağlar arası kazandırmalar aynı anda yapılmışsa, bu kazandırmaların tenkisinde Medeni Kanun’un 563/1’inci maddesi kıyasen uygulanır. "

Miras bırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarruf, saklı payı olmayan kişilere yapılmışsa: Saklı paylı mirasçıların saklı paylarının hesaplanmasında, miras bırakanın saklı paylı olmayan mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yaptığı kazandırmaların tümü saklı payın hesaplanmasında terekeye katılır.

Miras bırakanın yaptığı tasarruflar saklı paylı mirasçılar lehine yapılmışsa: Kanun koyucunun buradaki hareket noktası, saklı paylı mirasçının saklı payını muhafaza etmesidir. Bu nedenle tenkise tabi tutulacak miktar, saklı payın üstünde kalan kısımdır.

Miras bırakan hem saklı paylı mirasçılarına hem de saklı paylı olmayan mirasçılarına tasarrufta bulunmuşsa: Saklı paylı mirasçılara yapılan kazandırmalardan saklı paylı mirasçının saklı payı indirilir, kalan kısım tenkise tabi kısımdır. Saklı payı olmayan üçüncü şahıslara yapılan kazandırmaların tümü, tenkise tabi bulunur. Bu durumda tenkise tabi meblağ, üçüncü şahıslara yapılan kazandırmalarla saklı paylı mirasçıların saklı payının üstünde kalan kazandırmaların toplamıdır.

  • Tenkis Davası Ne Zaman Açılır?

Tenkis davası ancak miras bırakanın ölümü üzerine açılabilir. Miras bırakan sağlar arası tasarrufla saklı paylı mirasçıların miras paylarını zedelemiş olsa da hatta mahfuz hisselerini (saklı payını) bertaraf ettiği kesin olsa ve onun ölümü beklenirse telafisi imkânsız zararlar doğacak olsa bile mirasçılar miras bırakan yaşadığı sürece tenkis davası açamazlar, herhangi bir gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinde de bulunamazlar. Onların hakları kesin şekilde miras bırakanın ölümüne bağlıdır.

  • Tenkis Davasını Kimler, Kime Karşı Açabilir?

Tenkis davası açma hakkı münhasıran her bir saklı paylı mirasçıyı koruyan bir hak olduğundan, gerek miras şirketine tayin edilen temsilci gerekse vasiyeti yerine getirme görevlisi bu davayı açma yetkisine sahip değildir.

Tenkis davası ancak şahsi ve nispi bir talep hakkında imkân vereceğinden, tenkise tabi tasarrufun miras bırakana tarafından yapıldığı kişiye karşı yöneltilebilir. Bununla birlikte tenkis edilecek kazandırma konusu malı vaktiyle devralan davalının bunu üçüncü bir kişiye devretmiş olması halinde bu kişiye başvurulup vurulamayacağı; şayet başvurulabilecekse bu başvurunun hukuki gerekçesi son derece tartışmalıdır. Akla ilk gelen şey, tenkis davasının şahsi-nispi niteliği sebebiyle, miras bırakanın tenkise konu kazandırmayı yaptığı kişiden başkasına açılamayacağıdır. Ancak Yargıtay istisnai durumlarda bunun mümkün olduğu görüşündedir.

  • Tenkis Davası Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Tenkis davası açma hakkı, mirasçılar saklı paylarına tecavüz edildiğini öğrendikleri günden itibaren bir yıl ve her halde vasiyetnameler hakkında açıldıkları tarihten diğer tasarruflar hakkında mirasın açılmasından itibaren on yıl geçmesiyle düşecektir. Ancak bir tasarrufun iptali diğerini ihya ediyorsa süreler ancak bu iptal kararının kesinleştiği tarihte işlemeye başlayacaktır.Tenkis davası açmamış mirasçı, kendisine yönelik taleplere karşı tenkisi her zaman def’i yoluyla ileri sürme imkanına sahiptir. Def’i ancak henüz ifa edilmemiş olan kazandırmalara karşı kullanılır. Miras bırakan yaptığı ölüme bağlı tasarrufla, mirasçının saklı payına tecavüz etmişse, mirasçı kazandırmayı talep edene karşı, def’i dermeyanında bulunabilir. Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddesi;

"Madde 571- Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar. Tenkis iddiası, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir."

  • Tenkis Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?

Tenkis davası, miras bırakanın son yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde açılır.

"Madde 576- Miras, malvarlığının tamamı için miras bırakanın yerleşim yerinde açılır. Miras bırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür"

2. Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için geçerli olan iptal sebepleri, Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesinde tahdidi (sınırlı sayı) olarak sayılmıştır. Bu sebepler "numerus clausus" nitelik arz ettiği için genişletilememektedir. İlgili Maddeye göre;

"Madde 557- Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir:

1. Tasarruf miras bırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,

2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa,

3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise,

4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa."

Yukarıda sayılan sebeplerden biriyle sakat olan ölüme bağlı tasarruf kendiliğinden hükümsüz olmayıp, miras bırakanın ölümü ile birlikte geçerli bir tasarrufmuş gibi hüküm doğurur. Onun hüküm doğurması istenmiyorsa iptal davası açılması gerekmektedir. İptal davası bozucu yenilik doğuran bir davadır ve karar ölüm anına kadar geriye etkilidir.

  • Tasarrufun İptali Davasında Hak Düşürücü SüreNe Kadardır?

İptal davası, hak düşürücü süreye bağlanmıştır. Bu süreler geçirilirse artık iptal davası açılamaz ve ölüme bağlı tasarruf sakat olmaktan kurtulur. Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesinde tasarrufun iptali davasının zamanaşımı süresi düzenlenmiş olup ilgili maddeye göre;

"Madde 559- İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebilir."

İptal davası, miras bırakanın sağlığında açılamayacağı için bu süreler miras bırakanın ölümünden önce işleyemez.

3. Muris Muvazaası

Genel olarak, uygulamada karşılaşılan haliyle, murisin ölmeden önce belirli bir taşınmazını tapuda satış göstermek suretiyle ve fakat bedelsiz olarak müstakbel mirasçılarından birine veya mirasçısı dahi olmayan üçüncü bir kişiye devretmesine “muris muvazaası” denir. Bu durumda, normal şartlarda kendisine intikal edecek olan miras payı gasp edilen mirasçıya, Yargıtay tarafından bir dava hakkı tanımıştır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun E. 1974/1 K. 1974/2 T. 1.4.1974 kararın sonuç kısmı şu şekildedir:

“Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicillinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılarının, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu’nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanun’un 507. ve 603. maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağına, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.4.1974 günlü ikinci toplantısında oy çokluğuyla karar verildi.”

Yargıtay’ın vermiş olduğu bu karar doğrultusunda tasarrufta bulunan kişi öldükten sonra miras payı ihlal edilen kişi “muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil” talepli bir dava ikame edebilecektir. Bu dava tenkis davasıyla beraber kademeli olarak veya tenkis davası açıldıktan sonra ayrı bir dilekçe ile birlikte de açılabilir.

  • Muris Muvazaası Davasında Hak Düşürücü veya Zamanaşımı Süresi Var Mıdır?

Söz konusu dava herhangi bir zamanaşımı süresine veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Muvazaalı devir ne zaman yapılmış olursa olsun söz konusu dava tasarrufta bulunanın ölümünden itibaren her zaman açılabilmektedir.

  • Muris Muvazaası Davalarında Yetkili ve Görevli Mahkeme Neresidir?

Davanın mutlaka taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerekmektedir. Şu kadar ki değişik yerlerde bulunan birden fazla taşınmaz söz konusuysa dava, taşınmazlardan herhangi birinin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir.

Muris muvazaası davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av Sedat OKUDUCU 1 ay önce

Tebrik ederim, son derece başarılı bir yazı olmuş. Fakat sadece kanun maddeleri ile yetinilmeyip, içtihatlar ve doktrinlerden alıntı yapılmasının yazıyı daha da zenginleştireceği kanaatindeyim.

Misafir Avatar
Av. Şebnem Elbistan 1 ay önce @Av Sedat OKUDUCU

Yapıcı eleştiriniz için teşekkürler.

Beğenmedim! (0)