Siyasetçilerin engin feraseti* karşısında “şapka” çıkarıyorum.
Neredeyse, Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim İl Jung’un ölümü nedeniyle yerlere kadar eğilerek saygı duruşunda bulunan Kore’liler kadar olmasa da, ben de siyasetçiler karşısında saygı duruşunda bulunmak istiyorum.
Neden,
Çünkü siyasilerimiz işlerini iyi biliyorlar.
Geçtiğimiz yılın son günlerinde Meclis’de “ilaçta katılım paylarını düzenleyen” bir yasa görüşülmekte idi.
Yasaya göre; reçeteye yazılan üç kutuya kadar ilaç için 3 Türk lirası, ilave her kutu ilaç için 1 Türk lirasının maaşlardan kesilmesi görüşülüyordu ki…
İlaç kutusunun içinden milletvekili maaşları çıktı.
Yalnızca milletvekili maaşları değil, hazır reçete yazılmış ve 3 kutuya kadar 3 lira kesilmişken, gece yarısı verilen bir önerge ile maddenin başlığı “Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Başbakanlık, Bakanlık ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği görevinde bulunanların aylıkları” şeklinde değiştirildi.
Dışardan bakanlık veya Milletvekilliği yapanlara, en az “2 yıl süreyle” bu görevlerde bulunmaları halinde, emekli olma ve emekli maaşı alma hakkı tanındı.
Eğer prim ödeme günleri yetmiyorsa,” bundan sonra ödenecek primlerin” Türkiye Büyük Millet Meclisi Bütçesinden ödemesi kararlaştırıldı.
Ödenecek maaş ve emeklilik aylıklarının, Cumhurbaşkanına ödenmekte olan aylık ve ödenekteki değişime bağlı olarak artırılarak ödenmesi kararlaştırılarak, artışlar “otomatiğe” bağlandı.
Görevleri sona erdiği halde, yaşlılık veya emeklilik aylığı bağlanmasına hak kazanamayanların veya vefat edenlerin mirasçılarının, primleri “devlet tarafından” ödenerek maaşa bağlanmaları hakkı tanındı.
Bu görevleri devam edenlerin, emeklilik hakkını kazanmaları halinde, hem devam eden “görev maaşlarını”, hem de “emekli maaşlarını” birlikte almalarının yolu açıldı.
Son bir madde ile de, ödenecek emekli aylığının belirlenmesine esas yüzde 42'lik oranın 31/12/2020 tarihine kadar yüzde 60 olarak uygulanacağı hükme bağlandı.
Daha sonra ufak tefek tartışmalar yaşandı ise de, bütün bu ve sayamadığımız benzeri diğer ayrıcalıklar, tüm partilerin onayı ile çıktı.
Sonra, Cumhurbaşkanı bu yasayı “kamu vicdanında rahatsızlığa yol açtığı” gerekçesi ile veto etti. Basında yazılış ve söyleniş şekline göre, yeni eklenen tüm maddelerin veto edildiği gibi bir imaj doğdu.
Ancak “veto edilen kısım yalnızca” son maddede yer alan yüzde 42 ile yüzde 60’lık kısma ait idi. Yani emekli aylığının belirlenmesine esas olan yüzde 42 oranının sekiz yıllık bir süre için biraz artırılarak uygulanmasının kamu vicdanında rahatsızlığa yol açtığı gerekçesi ile “yalnızca bu kısım” yeniden görüşülmek üzere Meclis’e geri gönderildi. Diğer maddeler kamu oyunu rahatsız etmemişti !
Hatta geri gönderiş gerekçesinde; yapılan değişikliğin yasama organının yetkisi dahilinde olduğu, bu suretle üyelerin maaşları arasındaki farkın giderildiği, siyaset kurumunun yapısı ve “saygınlığının” sürdürülmesi açısından gerekli olduğu vurgulanarak, değişikliğe bir nevi onay verilmiş oldu.
Şimdi söyleyin bakalım,
“Şapka çıkarmakta haksız mıyım ?”

* Feraset : ruh, anlayış, sezgi.


Av.A.Erdem Akyüz,
Hukukun Egemenliği Derneği
Genel Başkanı


(Bu köşe yazısı, sayın Av. Erdem AKYÜZ tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)