Ceza adalet sisteminde seri muhakeme usulünün tercih sebebi, belli suç tipleri açısından soruşturmanın ve yargılamanın hızlanarak ceza adalet sisteminin hızlı ve etkin olmasını sağlamaktır. Cezası düşük olan katalog halindeki suç tiplerinin klasik yargılama usulüne göre daha az şekilci bir alternatif yargılama yöntemi olarak benimsenmiştir. Belirli suç tipleriyle ilgili olarak soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği hâllerde uygulanacak bir usul olup temel amacı muhakeme surecinin kısaltılması yoluyla yargının iş yükünün azaltılması ve cezası daha ağır olan suçların yargılamalarında yargının hızlı, etkin ve sağlıklı çalışmasına olanak vermektir. Seri muhakeme usulü yargı yetkisinin Cumhuriyet savcısına devri olmayıp şüpheli, müdafi, Cumhuriyet savcısı ve asliye ceza hâkiminin kollektif çalışmaları sonucu nihai kararın istinaf ve temyiz yolları olmaksızın verilmesini sağlamaktır.

Ülkemizde, ceza mahkemelerinin iş yükünün, gerek ulusal mevzuatın gerekse ülkemizin taraf olduğu insan hakları sözleşmelerinin öngördüğü standartlarda bir yargılamayı imkânsız kıldığı, adaletin geciktiği, yoğun iş yükünün adli hatalara neden olduğu yakınmaları sıkça dile getirilmektedir. Avrupa çapında, mahkemelerin karşılaştığı ağır iş yükü, son yıllarda yoğun tartışmalara ve insan hakları organlarının, yargı faaliyetinin temel prensiplerine zarar vermeyen çözümler aranması çağrılarına konu olmuştur[1].

Seri muhakeme usulü, ceza muhakemesi hukuku alanında alternatif çözüm yolu olarak ilk kez 5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinin yeniden düzenlenmesiyle ihdas edilmiştir. Seri muhakeme usulü ile ilgili olarak 31/12/2019 tarihli ve 30995 sayılı Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliği çıkarılmıştır.

Seri muhakeme alternatif bir muhakeme yöntemi olup kanunda katalog halinde belirtilen bazı suçlar açısından, soruşturma evresinin sonunda suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüphenin bulunması durumunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği hâllerde uygulanacak bir usul olup temel amacı muhakeme surecinin hızlı ve etkin olmasını temin etmektir.

Ceza muhakemesinin aşamaları iddia, savunma ve yargılamadır. Diğer bir ifadeyle, tez (iddia), onun karşısında anti- tez (savunma) ve bu ikisinin değerlendirilerek bir sonuca varılmasını ifade eden sentez niteliğindeki yargılamadır[2]. Şüpheli veya sanığın haklarına saygılı bir şekilde maddi gerçeğin araştırılması aşaması, ceza muhakemesinde gelinen son aşamadır. Muhakemenin amacı, hukuki barışı sağlayacak bir hükme ulaşmaktır. Suçluların bulunup cezalandırılmasında toplumun yararı vardır. Ancak bu yarar gerçek suçluların cezalandırılması durumunda elde edilebilir. Şüpheli ve sanığın suçu işleyip işlemediği araştırılırken hak ve çıkarlarının da korunması gerekir. Günümüzde ceza muhakemesi yasalarının, hem şüphelinin/sanığın hem de muhakemede rol oynayan tüm diğer süjelerin hak ve çıkarlarını birbirlerininki ile dengeli biçimde koruyacak kuralları içermesi amaçlanmaktadır. Gerçek her ne pahasına olursa olsun değil, hukuk kuralları içinde şüpheli ve sanığın insanlık onuru korunarak araştırılır. Muhakemenin, insan hak ve özgürlüklerini vurgulayan adil yargılanma hakkına uygun biçimde gerçekleştirilmesi gerekir[3]. Oysa seri muhakemede tez, anti tez ve sentez aşamaları gerçekleşmediği için gerçek anlamda bir muhakemeden söz edilemeyeceği için kavramın yanlış seçildiğini düşünmekteyiz[4]. Muhakeme yargılamayı gerektirmesine rağmen seri muhakeme olarak adlandırmak kanun tekniği açısından yanlış bir tercih olmuştur. Seri muhakeme soruşturma ağırlıklı bir işlem olup mahkeme onaylı seri soruşturma adı verilmesini önermekteyiz.

Seri muhakeme usulü soruşturma evresine ilişkin bir düzenleme olup iddianamenin düzenlenmesi yerine, görevli asliye ceza mahkemesine hitaben seri muhakeme talep yazısının (talepname) düzenlendiği, Cumhuriyet savcısının, bu yazıda belirlediği cezai yaptırıma temel aldığı delilleri göstermek zorunda olmadığı (CMK m. 250/8), kural olarak hâkimin yetkisinde olan hapis cezasının ertelenmesi (TCK m. 51), seçenek yaptırımlara çevrilmesi (TCK m. 50) ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231) kurumlarının da Cumhuriyet savcısı tarafından belirlenebildiği sui generis (kendine özgü) bir kurumdur[5].

Seri muhakeme usulü, Cumhuriyet savcısı ile şüphelinin kanunla belirlenmiş usulle anlaşmaları esasına dayanan, yasada sınırlı olarak belirtilmiş, müştekisinin hakkı olmayan yere tecavüz dışında kamu hukuku olduğu, cezası düşük olan suçlara ilişkin karar alma sürecini ve böylece mahkemelerin iş yükünü azaltmayı amaçlayan özel bir muhakeme usulüdür[6]. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2012 yılında yürürlükten kaldırılan 250’nci maddesi, 2019 yılının sonunda yürürlüğe giren 7188 sayılı kanunla, yeniden düzenlenmiş ve seri muhakeme usulü̈ ceza muhakemesi hukukumuza kazandırılmıştır.

Seri muhakeme usulü, 5271 sayılı Kanunda belirtildiği üzere, soruşturma aşamasının sonunda uygulanan özel bir muhakeme usulüdür. Cumhuriyet savcısı, katalog halinde sayılmış olan suçlar için, soruşturma sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüpheye ulaşır ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı vermez ise, seri muhakeme usulüne başvurmak zorundadır. 5271 sayılı Kanunda, seri muhakeme usulü kapsamındaki bir suçta seri muhakeme usulüne başvurulmaması açıkça iddianamenin iadesi sebebi olarak düzenlenmiştir[7]. Diğer bir ifadeyle seri muhakeme usulü, bir kovuşturma şartı olup gerek soruşturma gerekse kovuşturmaya ilişkin aşamaları içeren karma nitelikte bir düzenlemedir.

Seri muhakeme usulü, muhakeme sürecini formal gerekliliklerden arındırarak makul sürede yargılanma hakkını tesis etme amacında olan bir kurum olmakla birlikte, sözlülük, yüz yüzelik, halka açıklık, hükmün huzura getirilmiş ve tartışılmış delillere dayanılarak oluşturulacağı ilkeleriyle çatışmaktadır[8].

Ceza muhakemesinin amacı, usul hukuku kurallarına uyarak şüphelinin, sanığın ve mağdurun haklarını gözetmek suretiyle soruşturma ve yargılama yapmak suretiyle maddi gerçeğe ulaşmaktır[9]. Hukuka uygun yöntemlerle yapılan soruşturma veya yargılama ile olayın aydınlatılarak her türlü şüphenin ortadan kaldırılması gerekir. Öte yandan maddi gerçek araştırılırken hukuk devleti ilkesi çiğnenmemelidir.

Seri muhakeme usulünün amacı maddi gerçeğe ulaşmak olmayıp şüphelinin sanık sıfatı ile birlikte hakkında ceza verilmesi, şüphelinin yargılama yapılarak üzerine atılı suçu islediğinin kesin olarak belirlenmesinden değil, suçunu kabul etmese bile sadece seri muhakeme usulünün uygulanmasını kabul etmesinden kaynaklanmaktadır. Diğer bir ifadeyle, suç işlediği izlenimi veren şüpheli hakkında yalnızca iddianamenin düzenlenmesine yetecek derecede yeterli şüphe olmasına rağmen, seri muhakeme usulünü kabul etmesi dolayısıyla, cezası yarı oranında indirilmek ve yasal koşullarının bulunması halinde cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin ceza adalet sistemindeki lehe hükümlerin uygulanarak şüphelinin yargılama yapılmaksızın sanık statüsü ile birlikte mahkûmiyet kararı verilerek mahkûm sıfatı alması sağlanmaktadır.

Seri muhakeme usulünde, kanunda sınırlı olarak belirtilen suçlar açısından seri muhakeme bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı ile şüpheli arasında, şüpheli lehine bir anlaşma ortamının hazırlanması temelinde olmak üzere kanun koyucunun, ceza adalet sisteminin işleyişini hızlandırmak, suça karşı tepkideki gecikmelerinin meydana getirdiği aşınmaları ortadan kaldırmak ve kaynakları etkin kullanmak gibi amaçları olduğu anlaşılmaktadır[10].

Seri muhakemede mahkemenin onay işleminin ceza muhakemesine egemen ilkeler kapsamında bir yargılama olup olmadığı doktrinde tartışılmaktadır. Seri muhakeme usulünde şüpheliye usulü kabul edip etmediği sorulmasına rağmen suçu kabul etmişçesine sonuçlar yüklenmesi dürüst muhakeme ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Şüphelinin cezasının yarı oranında indirileceği yönündeki vaadin şüphelinin iradesini baskı altına alabileceğinden maddi gerçek, adalet ve ceza muhakemesi hukukuna egemen ilkelerden oldukça uzak ve pragmatik gayelerle kabul edilen bir kurum olduğu ve bu haliyle Cumhuriyet savcısının kararnamesi niteliğinde olduğu doktrinde ileri sürülmektedir [11]. Cumhuriyet savcısı hâkim yerine geçerek yargı yetkisini kullanmakta olup Cumhuriyet savcısının hükmü ile şüpheli sanık statüsü almadan hükümlü statüsüne geçmektedir. Seri muhakeme ile savunma hakkı işlevsiz hale gelmektedir. Savunmanın ve yargılamanın etkisizleştirilmesi hem CMK’da düzenlenen sav-savunma- hüküm saç ayağı ile meram anlatma, silahların eşitliği, hükmün mahkemece verilmesi, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının özelliklerine birlikte içermesi nedeniyle ciddi hak ihlallerine neden olan kendine özgü usuli bir işlemdir[12].

Doktrinde, seri muhakeme usulü açısından yaptırımı belirleyen makam Cumhuriyet savcısı olarak belirtilmiş ise de hükmü kuracak olan merciin mahkeme olacağından hareketle, Anayasa’nın 9. maddesinde yer alan ve yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır şeklindeki hükmün ihlal edilmemiş olacağı ifade edilmektedir[13]. Seri muhakeme ceza muhakemesi kanununda düzenlenmiş olsa bile sonuçları itibariyle maddi ceza hukukunu ilgilendirmesi nedeniyle karma nitelikte bir düzenlemedir. Lehe düzenlemeler içermesi nedeniyle kesinleşmiş dosyalar dahil tüm aşamalarda uygulanması gereken bir yargılama şeklidir.

DOÇ. DR. CENGİZ APAYDIN

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET SAVCISI

CEZA HUKUKU BİLİNCİ TV

HUKUK VE ADALET BİLİNCİ TV

cezahukukubilinci.org

-----------------------

[1] Erdemli, Mahmut, “Yargısal Yetkili Savcılık- Ceza Adaletindeki Tıkanmışlığın Aşılması Yönünden Karşılaştırmalı Hukuk Analizine Dayalı Bir Ceza Yargılama Yasası Reform Önerisi”, Legal Hukuk Dergisi, C:12, S: 140, Y: 2014, 125.

[2] Ünver, Yener/Hakeri, Hakan, Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Baskı, Ankara 2021, 46.

[3] Centel/Zafer, 6-7.

[4] Aynı yönde olmak üzer Taşkın, Şaban, .Cankat, Seri Muhakeme ve Basit Yargılama Usulü, Ankara 2020, 19.

[5] Yılmaz, Zahit/Apiş, Özge, "Seri Muhakeme ve Basit Yargılama Düzenlemelerinin Değerlendirilmesi", Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C:26, S: 1, Haziran 2020, 64.

[6] Karakehya, Hakan/Tunçer, Asuman İnci, Türk Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme ve Basit Yargılama, Ankara 2021, 18.

[7] Ildırar, Elif, Seri Muhakeme Usulü, Ankara 2021, 21.

[8] Erdem, Mustafa Ruhan/ Şentürk, Candide, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Yeni Bir Kurum Olarak Seri Muhakeme Yöntemi (CMK m. 250)”, Ceza Hukuku Dergisi, 2019, C: 14, S: 41, 575, 581 vd.

[9] Bkz. İçer, Zafer, Ceza Muhakemesinin Amacı, 1, https://www.researchgate.net/publication/334401623(erişim tarihi: 30.04.2022)

[10] Değirmenci, Olgun, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Basit Yargılama Usulü (CMK m.251-252)” ,Ocak 2020, Terazi Hukuk Dergisi, C:15 (1), S: 161, 17.

[11] Yenisey,/Nuhoğlu, 875-877.

[12] Taşkın, 53, 55-56.

[13] Gökcen, Ahmet/ Balcı , Murat /Alşahin, Mehmet Emin/Çakır, Kerim , Ceza Muhakemesi Hukuku, 4.Baskı, Ankara 2020, 93.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.