Genel olarak Seri Muhakeme Usulü, yürütülen bir soruşturma neticesinde bir takım suçlarda Cumhuriyet savcısının Kamu Davası Açılması Ertelenmesi kararı vermediği hallerde şüphelinin, atanan müdafi huzurunda bu yargılama usulünü kabul etmesi kaydıyla, savcılık tarafından cezada yarı oranda indirim uygulanmak üzere belirlediği yaptırımın, mahkemece denetlenerek buna göre hüküm kurulması ile sonlanan yargılama usulüdür.

SERİ MUHAKEME KAVRAMI

Kanuna göre ceza muhakemesi, yetkili merciin/mercilerin suç şüphesini öğrenmesiyle başlamakta, hükmün kesinleşmesiyle sona ermektedir (CMK md. 2/1- e, f).

Bu süreçte; Cumhuriyet savcısı öncelikle kamu davasının açılmasına yer olup olmadığına karar vermek üzere doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk aracılığıyla gerekli araştırmaya başlamakta,maddî gerçeğe ulaşılmak ve adil bir yargılamanın yapılabilmesini sağlamak için, şüphelinin lehine ve aleyhine olan bütün delilleri toplamaktadır (CMK md. 160).

17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun (RG, 24.10.2019/30928) 23. maddesiyle CMK’ye eklenen “Seri Muhakeme Usulü (CMK md. 250)” klasik muhakeme (soruşturma- kovuşturma/yargılama) usulüne göre farklı ve kendine özgü bazı kurum ve kavramları beraberinde getirmiştir.

Anılan yöntemin; niteliği ve özelliği gereği klasik muhakeme usulünden farklı yönleri bulunmakla birlikte, esas itibariyle bu usulde de temel hak ve özgürlüklerin korunmasından vazgeçilmemektedir. Bu nedenle Kanunun ayrıksı olarak açıkça farklı düzenlediği hususlar dışında yapılacak iş ve işlemler klasik usule kıyasen yapılacaktır.

Seri Muhakeme Usulünü; “Kanunda açıkça düzenlenen suçlarla sınırlı olarak yine kanunla belirtilen koşullarda uygulanabilecek istisnai bir muhakeme yöntemi” olarak tanımlayabiliriz.

SERİ MUHAKEMENİN AMACI

İspatı kolay olan, önem derecesi düşük değerlendirilen suçlara ilişkin uyuşmazlıkların hızlı, doğru ve etkili bir şekilde çözülerek bozulan toplamsal barışın tekrar tesisi,

İşlenen suçlara kısa sürede orantılı ve etkili karşılık verilmesi,

Belirli bir önem derecesinin altındaki sınırlı suçlarda muhakeme sürecinin formalitelerden arındırılması, basitleştirilmesi ve kısaltılması,

Kazanılan mali kaynak, emek ve zamanın ise, daha ağır nitelikteki suçların soruşturulması ve kovuşturmasına ayrılarak adil bir yargılamanın sağlanmasıdır.

SERİ MUHAKEME USULÜNÜN HUKUKİ NİTELİĞİ

Seri muhakame usulü; istisnai nitelikte özel bir ceza muhakemesi yoludur.

Seri muhakemeye konu suçlarla ilgili soruşturmanın başlaması, delillerin toplanması, koruma tedbirlerine başvurmanın mümkün olması gibi olağan soruşturma yöntemiyle tamamen örtüşen noktalar bulunmakla birlikte;

Bir tarafta şüpheli, diğer tarafta savcılık ile hüküm ve denetim makamı olarak mahkemenin bulunması,

Şüphelinin daha az bir yaptırım beklentisiyle bu usulün uygulanmasını kabul etmesi üzerine başlaması,

Fiilin işlendiği hususunda yeterli şüphe olması halinde Cumhuriyet savcısının müdafii huzurunda şüpheli ile azaltılmış ve bireyselleştirilmiş yaptırım hususunda uzlaşmaları sonucu;

Düzenlenen talepname ile usulün uygulanmasının, görevli ve yetkili mahkemece yapılan denetimi sonucu kurulacak hükümle sona ermesidir.

SERİ MUHAKEME USULÜNÜN UYGULAMA ALANI VE ŞARTLARI

*Seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için Kanun ve Yönetmelikte belirlenen şartların bulunması zorunludur.

-Suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüphe bulunması(muhakeme engelinin bulunmaması)

-Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmemiş olması

-Suçun seri muhakeme usulü kapsamında olması

-Şüphelinin çocuk,sağır,dilsiz ya da akıl hastası olmaması

-Suçun iştirak halinde işlenmesi durumunda tüm şüphelilerin usulün uygulanmasını kabul etmesi

-Şüpheliye ulaşılabilmiş olması.

SUÇUN İŞLENDİĞİNE İLİŞKİN YETERLİ ŞÜPHE BULUNMASI

Ceza muhakemesinin amacı “maddi gerçeğe” ulaşmaktır.

Seri muhakeme usulü kapsamındaki suçlarla ilgili soruşturmanın başlaması ve kamu davasının açılmasındaki şüphe eşiği, klasik muhakeme yöntemiyle aynıdır.

Seri muhakeme usulü kapsamındaki suçlarla ilgili soruşturmanın başlaması için “basit şüphe(CMK md. 160/1)”nin, seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için ise “yeterli şüphe (CMK md. 170/2)”nin bulunması zorunludur.

Kanun koyucu seri muhakeme usulü kapsamında çözümlenmesini istediği suçlarla ilgili de bu temel ilkeden ayrılmamış,ancak yeterli şüphenin bulunması durumunda kovuşturma evresinin kısa sürede sonuçlanmasını sağlayacak özel bir yöntem benimsemiştir.

Nitekim CMK’nin 250/1. maddesinde; “Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır...” ifadesine yer verilmekte,aynı Kanunun 171/2 maddesinde ise; Cumhuriyet savcısının, “...yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının ertelenmesine...” karar verebileceğini hüküm altına almaktadır.

Aksi yöndeki kabul ve uygulamanın, yani;hakkında yeterli şüphe bulunmayan bir kişinin suçlanması ve/veya Bu kişinin usulün uygulanmasını kabul etmesi ve buna dayalı olarak mahkûmiyet hükmü tesisinin,demokratik bir hukuk devletinde kabulü mümkün değildir.

SUÇUN KOVUŞTURMA OLANAĞININ BULUNMASI(MUHAKEME ENGELİNİN BULUNMAMASI)

CMK’nin 172/1 maddesine göre; “Cumhuriyet savcısı ... kovuşturma olanağının bulunmaması hâlinde...” kovuşturmaya yer olmadığına karar vermek zorundadır.

Herhangi bir kovuşturma engelinin bulunması halinde (Örn; şikayet, müracaat, izin, talep, karar, mütalaa/görüş)”,yeterli şüphe bulunsa dahi seri muhakeme usulünün uygulaması söz konusu olamaz.

KAMU DAVASININ AÇILMASININ ERTELENMESİ KARARI VERİLMEMİŞ OLMASI

Türk Ceza Muhakemesi”nin temelini oluşturan “kamu davasının mecburiliği” sisteminin istisnalarından olan ve CMK’nin 171. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir… “

CMK 250. maddede;

“Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır...” (CMK md. 250/1),şeklindeki düzenlemeyle, öncelikle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunun değerlendirileceği açıkça ifade edilmiştir.

SUÇUN SERİ MUHAKEME KAPMASINDA OLMASI

Kanun koyucu izlediği ceza muhakemesi siyaseti gereği seri muhakeme usulünün uygulanmasını her türlü suç için değil;

► Genel olarak mağduru belli bir kişi olmayan,

► Nispeten ispatı kolay,

► Yaptırımları ise hafif kabul edilebilecek belli başlı bazı suç tipleri için benimsemiştir (CMK md. 250/1, a-e).

Söz konusu suçların bir kısmı Türk Ceza Kanunu bazıları ise diğer özel kanunlarda yer almaktadır.

Türk Ceza Kanununda Yer Alan Suçlar:

1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154/2-3),

2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),

3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179/2-3),

4. Gürültüye neden olma (madde 183),

5. Parada sahtecilik (madde 197/2-3),

6. Mühür bozma (madde 203),

7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),

8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228/1),

9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268).

Özel Ceza Kanunlarında Yer Alan Suçlar:

1. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13’üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15’inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar

2. 6831 sayılı Orman Kanununun 93’üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.

3. 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2’nci maddesinde belirtilen suç.

4. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç ön ödeme veya uzlaştırma kapsamdaki suçlar seri muhakeme usulünün uygulama alanına dahil değildir.

ŞÜPHELİNİN ÇOCUK,AKIL HASTASI YA DA SAĞIR VE DİLSİZ OLMAMASI

Kanun koyucu izlediği suç, ceza ve ceza muhakemesi siyaseti gereği,seri muhakeme usulünde genel muhakeme usulüne göre basit, kısa ve hızlı bir yöntem benimsemiştir.

Sistemin önemli bir unsurunu oluşturan “aydınlatılmış rıza/onam”ın bu gruptaki şüpheliler tarafından verilemeyeceğini karine olarak kabul etmiştir.

Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hallerinde bu usulün uygulanmasını uygun görmemiştir.

ŞUÇUN İŞTİRAK HALİNDE İŞLENMESİ DURUMUNDA TÜM ŞÜPHELİLERİN USULÜN UYGULANMASINI KABUL ETMESİ

Suçun iştirak halinde işlenmesi (TCK md. 37-41) halinde şüphelilerin her birinin bu usulü kabul etmesi gerekmektedir.

Seri muhakeme usulünün amacının uyuşmazlıkların basit, hızlı ve doğru bir şekilde çözülmesi olduğu gözetildiğinde bu şartın aranmasının gerekçesi de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.Diğer taraftan demokratik bir hukuk devletinde aynı konuda farklı kararlar ve/veya yaptırımların ortaya çıkması, genelde devlete, özelde yargıya olan güveni sarsacağından bütün faillerin aynı usule tabi kılınmalarında kamu yararı bulunmaktadır.

Dolayısıyla iştirakin türü (TCK md. 37, 38, 39) ne olursa olsun,şüphelilerden birinin bu usulü kabul etmemesi halinde,genel muhakeme usulüne göre hareket edilmesi zorunludur.

Şüphelinin çocuk, akıl hastası ve sağır ve dilsiz olması seri muhakeme usulünün uygulanmasına engel teşkil ettiğinden,iştirak halinde işlenen suçlardan faillerinden birinin bu grup kapsamında olması halinde,diğer faillerin aydınlatılmış rızasına/onamına rağmen, seri muhakeme usulü uygulanamaz.

Kanuna göre seri muhakeme usulünün uygulanabilmesinin diğer bir koşulu şüpheliye ulaşılabilmiş olmasıdır. CMK md. 250/13; “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması halinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz.”.

ŞÜPHELİYE ULAŞILABİLMİŞ OLMASI

Kanun koyucunun uyuşmazlığı kısa süre içinde ve hızlı bir şekilde çözme amacının açıkça ortaya koyan bu hüküm gereğince;

►Kişinin yurt dışında olması,

► Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunamaması,

► Herhangi bir nedenle kendine ulaşılamaması halinde,

Bu usul uygulanmayacaktır.

Şüpheliye yukarıda belirtilen nedenlerle ulaşılamaması halinde, bu hususa ilişkin Cumhuriyet savcısı tarafından bir tutanak düzenlenerek soruşturma dosyasına eklenmesi gerekmektedir.

                             

İ. HAMZA YILMAZ

STAJYER AVUKAT

                                     

bibliyografya:

(adalet bakanlığı alternatif çözümler daire başkanlığı)