Bilindiği üzere, Sosyal Güvenlik Kurumu şuan ülkemizde sağlık güvenceleri ile ilgilenen tek kurumdur. Bu nedenle sağlık güvencesi sistemleri içerisinde kolaylıklar yaratabilmek adına SGK MEDULA sistemi ortaya çıkmıştır. Online işlemlerden oluşan reçete onay ve provizyon işlemlerini kapsayan SGK MEDULA sistemi ile, hastaların eczanelerden ilaç alma ve ilaç alırken ödeme yapma konusunda çeşitli rahatlıklar getirilmiştir. Bu kapsamda uygulamadaki kolaylığı artırma iradesinin bir başka ürünü olan 01.07.2012 tarihi itibariyle e-reçete uygulamasına başlanmıştır. 15.01.2013 tarihi itibariyle ise, istisnai durumlar hariç tüm reçeteler e-reçete olarak düzenlenmeye başlanmıştır. E reçete ise, sağlık hizmet sunucularının sistemleri üzerinde hekimler tarafından, kurumun duyurduğu ve tanımladığı şekilde oluşturulup MEDULA sistemine elektronik ortamda kaydedilerek elektronik reçete numarası verilmiş olan reçeteler, e-reçete (elektronik reçete) şeklinde tanımlanmaktadır. Görüleceği üzere sistem, sağlık uygulayıcıları(hekimler) tarafından reçete oluşturulmasıyla ve bu reçetenin MEDULA sistemine kaydedilmesiyle çıkan elektronik reçete numarasının,  hastayla paylaşılması sonucunda sistemin son halkası olan ve reçetede yazılı olan ilaçları temin edecek olan eczaneler devreye girmektedir. Hak sahibi, T.C. kimlik numarası ile e-reçete numarasını ilgili eczaneye ibraz ederek ilaçlarını temin etmektedir. Bu kısa bilgilerden sonra uygulamada ortaya çıkan problemler ve özellikle eczaneler üzerinde SGK tarafından yapılan hukuksuzlukları iki önemli başlık altında incelemek gerekmektedir.

1.E-REÇETEDE YAZILI İLAÇLARIN HAK SAHİBİNE VERİLMEMESİ SEBEPLİ UYGULANAN CEZAİ YAPTIRIMLAR VE SORUŞTURMA ŞEKLİ

Bu başlık altında ortaya çıkan problemin temel sebebi, hak sahibi(hasta)’nın bilgisi dahlinde düzenlenen reçetenin kaybolduğu durumlarda, kaybolan reçetenin bir başka eczanenin sistemine girilmiş ve ilaçların verilmiş olduğunun öğrenilmesi şeklinde olabileceği gibi hekim tarafından yazılan ancak hastada mevcut olan bir takım ilaçların hasta tarafından alınmayıp eczacı tarafından verilmiş gösterilmesi şeklinde de olabilmektedir. Bu olaylar daha farklı şekillerde de gerçekleşebilir ancak, hastaya verilmeyen ilaçların kuruma fatura edilmesiyle ve bu şekilde zarara uğramış olacağı, SGK’nın cezai şart uygulamasının tek gerekçesidir.

Problemlerin çoğu, SGK’ya fatura edilen reçeteler sebebiyle ortaya çıktığından SGK ile TEB(Türkiye Eczacılar Birliği)’in tarafı oldukları, Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol hükümleri, taraflar arasında esas kabul edilmektedir. Protokolün 5.3.5. maddesine göre, “Kurum, İl Sağlık Müdürlüğü veya Eczacı Odası tarafından eczanede yapılan denetimde, reçete sahibi veya ilacı alan kişiye teslim edilmeyen ilaçlara ait reçetelerin Kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde ilaç bedelinin 2(iki) katı tutarında cezai şart uygulayarak eczacı uyarılır. Tekrarı halinde ilaç bedelinin 10(on) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 6(altı) ay süre ile sözleşme yapılmaz.” şeklindedir.

Kurumun yaptırımı her ne kadar burada son bulmuş görünüyor olsa da protokolün 6.1.maddesi uyarınca suç teşkil eden fiillerin tespiti halinde kurumca, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmaktadır.

Protokolün bu maddesi genellikle, kuruma hak sahiplerince yapılan şikayetler sonucu uygulamaya konmakta ve kurumca bu husus soruşturulmaktadır. Kurumun denetimi sonucu böyle bir durumun tespiti ise daha az rastlanan bir durum olmakla bu halde ise kuruma fatura edilen ilaçların altmış (60) günü geçmeyecek süreçte eczanede bekletilmesi durumunun tespiti halinde protokolün bu maddesinin uygulanmayacağını belirtmekte fayda görüyoruz. SGK bu gibi şikayetlerde hak sahibince(hasta) verilen beyanları esas alarak önce reçeteyi düzenleyen olarak görülen hekimi arayarak söz konusu reçetenin kendisi tarafından düzenlenip düzenlenmediğini sorar. Akabinde eczanenin geçmiş reçetelerinin bir kısmını inceleyerek o reçetelerdeki hak sahiplerine ulaşır ve şikayet edilen eczaneden ilaçlarını alıp almadığını sormaktadır. Beyanları esas alarak hak sahibinin ilaçları almadığı kanaatine varan SGK, protokolün 5.2. maddesi gereğince konu ile ilgili savunmasını vermesi için eczacıya on beş (15) gün süre verir. Bu noktada eczacının vereceği savunma oldukça önem taşısa da SGK’nın konu ile ilgili düşüncesi genellikle değişmemekte ve eczacıya protokolde belirtilen cezai şartları uygulanır.

SGK’nın hak sahibi (hasta) ve diğer beyanları esas alarak tabiri caizse, “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” düşüncesi ile eczacıya vermiş olduğu cezalar başta protokole ve hukuka aykırıdır. Zira, e-reçete olarak düzenlenmiş reçeteler için eczacı tarafından uygulanacak kurallar, protokolün 3.2.15, 3.2.15.1. ve 3.2.15.2. maddelerince açıkça şöyle düzenlenmiştir;  [1]

Protokolün 3.2.15. maddesinde, “… e-reçete olarak düzenlenmiş reçeteler için aşağıdaki kurallar eczane tarafından uygulanacaktır.”

-Protokolün  3.2.15.1. maddesinde devamla, “Hastanın  T.C. Kimlik numarası ve MEDULA takip numarası/elektronik reçete numarası MEDULA eczane provizyon sistemine girilecektir.”

-Protokolün 3.2.15.2. maddesinde de,  “Reçete muhteviyatı, bu Protokol hükümlerine göre reçete sahibi/ilaçları alana teslim edilecektir. Bu işlem, eczaneden ilaçları alan kişinin T.C. kimlik numarasının ve istenmesi halinde ilacı kişi ile ilgili diğer ek doğrulama bilgilerinin MEDULA eczane provizyon sistemine kayıt edilmesi ile tamamlanmış olacaktır. Bu şekilde yapılan işlemlerden sonra eczacı hastaya ilaçlarını teslim etmiş sayılacaktır. Teslime ilişkin herhangi bir belge aranmayacaktır.”

Görüleceği üzere, protokol tarafından eczacıya yüklenen tek yükümlülük, hastanın T.C. kimlik numarası(ilaçları alan veya reçete sahibinin) ile elektronik reçete numarasını MEDULA eczane provizyon sistemine kayıt edilmesidir. Eczacı bu yükümlülüğü yerine getirdiği taktirde ilaçları hastaya teslim etmiş sayılacak ve teslimle ilgili teslimi doğrulayıcı nitelikte ek herhangi bir belge aranmayacaktır. Protokolün bu açık hükmüne rağmen aksi yönde kararlar vererek eczacıyı cezalandıran SGK, açıkça protokole aykırı kararlar vermektedir. Bu gibi durumlarda kurumu karşılarına almak istemekten çekinen eczacılar ise yargıya pek müracaat etmemektedir. Ancak önemle belirtmek isteriz ki, bu gibi fiillere SGK tarafından verilen ilk cezalar her ne kadar telafi edilebilecek olarak görülmekteyse de bu fiillerin tekrarı halinde kurumca verilen cezalar ciddi boyuta ulaşabilmekte ve en önemlisi de kurum ile olan sözleşmenin bir süre feshedilmesi gibi yaptırımlar da uygulanmaktadır. Bu sebeple bizim önerimiz, böyle durumlarda eczacılarımızın çekinmeden yargıya müracaat etmesinin ve hakkını etkin şekilde aramasının eczacı açısından faydalı olacağıdır.

2-SAHTE REÇETE TESPİTLERİNDE KURUMUN ECZACILARA OLAN TUTUMU VE YARGILAMALARDA ÖNEM VERİLEN HUSUSLAR

İkinci başlığımız ise eczacıların çokça mağdur oldukları bir konudur. Sahte reçeteler genellikle doktorların sekreterliğini yapan kişiler ile sistemin açıklarını çok iyi bilen eczacı kalfalarınca; doktor ve hastanın haberi dahi olmadan piyasa değeri yüksek olan ilaçların sahte reçete ile temin edilmesi suretiyle, konudan habersiz eczacıların mağdur edilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu tür soruşturmalar ise genellikle hak sahipleri tarafından kuruma yapılan şikayetle başlamaktadır. Suç teşkil eden bir eylem olması sebebiyle bu iddialar kurumca, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına da ihbar edilmektedir. Netice itibariyle, eczacı yönünden kurumun yapmış olduğu idari soruşturma yanında şüpheli sıfatıyla içinde doktor/doktorların, eczacının, eczacı kalfalarının.. vs. olduğu örgütlü suçlar kapsamında soruşturulan adli soruşturma da yapılmaktadır. Adli soruşturma kapsamında eczacılar ve diğer şüpheliler Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Evrakta sahtecilik suçlarından soruşturulup kovuşturulsa da eczacılar ile doktorlar arasındaki maddi menfaat ilişkisinin ispatlanamaması halinde genellikle eczacılar hakkında beraat, doktorlar hakkında ise Görevi Kötüye Kullanma suçundan ceza verilmektedir. Eczacılar ise isnat edilen iş bu suçların daha çok Nitelikli Dolandırıcılık kısmındadır. Bu husus ise alınan cezadan çok mesleğe devam edilememesi yönünden eczacılar için büyük önem arz etmektedir. Zira, Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki Kanunun 4.maddesine göre, “(1) Aşağıda yazılı haller eczacılık yapmaya manidir:

A) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)(1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmak” şeklinde olup isnat edilen dolandırıcılık suçundan bir gün dahi ceza alan eczacı, mesleğini bir daha yapamayacaktır. Bu sebeple, bu gibi olaylarla karşılaşan eczacılarımızın bu hususa önem vermesinde fayda olacaktır.

Genellikle Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Evrakta Sahtecilik suçlarından iddianame düzenlenmekle kovuşturma aşamasına başlanır. Daha önce de belirttiğimiz gibi SGK; hak sahibi, doktorlar ve diğer hasta beyanlarına dayalı olarak cezai işlem uyguladığından SGK’nın beyanlarını esas aldığı kişilerin de yargılamada dinlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, reçetelerin sahteliği hususunda suça konu reçetelerin hastalar muayene edilmeden, hastalıklarıyla ilgisi bulunmadan düzenlenip düzenlenmediğinin, fazladan yazılan ilaç bulunup bulunmadığının, reçeteye konu ilaçların konulan teşhislerle uyumlu olup olmadığının belirlenmesi bakımından üniversitelerin reçetelere konu hastalıklarla ilgili uzman hekimlerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekmektedir. [2] Varılan sonuca göre, eczacının reçete içeriği ilaçları usulüne uygun teslim edip etmediği tespit edildikten sonra sahte reçeteyi karşılamakta eczacının kusuru olup olmadığı tespiti açısından; eczacı, SGK hesap işleri uzmanı ve hukukçudan oluşan bir heyetçe bilirkişi raporu alınması gerekmektedir. [3] Yapılan yargılamalarda bu hususlar genellikle eksik yapıldığından bu noktalarda dikkatli olunmasının önemli olduğunu düşünmekteyiz.

Eczacının sorumluluğuna yönelik güncel yargı kararları ve tarafımızın görüşü ise eczanenin, reçete dayanağı raporların ve reçetelerin içerik itibari ile sahte olup olmadığını araştıramayacağı benimsenmekte ve düşünülmektedir. Eczacı ve çalışanlarının sahte rapor ve sahte reçete düzenlenmesine iştirak ettiklerine dair bir delilin bulunamaması durumunda ise eczacı yönünden cezai bir sorumluluğun doğmayacağını ifade edebiliriz. [4]

Yine bu süreçte SGK, eczane tarafından fatura edilen reçete bedeli ile ilgili protokol maddesi gereğince belirlediği cezai şartı, eczacıdan tahsil etmiş veya tahsil etme aşamasında bulunabilir. Aynı zamanda olayın özelliğine göre eczacı ile olan sözleşmesini fesheden SGK, eczacıyı büyük mağduriyete uğratmaktadır. Böyle bir durum karşısında ise eczacı, acilen yargıya başvurarak SGK tarafından kendisine uygulanan yaptırımlar karşısında ihtiyati tedbir kararı alarak kendisine uygulanan yaptırımları önlemelidir. Akabinde açmış olduğu davada haklılığını kanıtlamalıdır. SGK ile arasında mevcut olacak hukuk yargılaması sonucunda haklı görülen eczacı açısından, kurum tarafından uygulanan cezai şart ve sözleşme feshine yönelik yaptırım iptal olmaktadır. Bu hususta dava açarken dikkat edilmesi gereken önemli bir husus ise, kuruma fatura edilen reçete bedelinden eczacının sorumlu olduğu yönündeki yargının güncel görüşüdür. Yani, reçetenin sahteliği sabitse ve eczacının sahte reçete düzenlenmesinde bir etkisi yok ise eczacı bu reçete bedelini SGK yerine ilaçları verdiği kişilerden temin etmek zorundadır. Her ne kadar hatalı bir görüş olsa da güncel kararlar ne yazık ki bu yöndedir. [5,6]

SONUÇ:

Eczaneler tarafından kuruma fatura edilen ilaçlar hakkında taraflar SGK ile TEB arasında imzalanan, Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol hükümleri uygulanmaktadır. SGK ’nın cezai şart olarak eczacılara uyguladığı yaptırımların hukuki dayanağını da iş bu protokol oluşturmaktadır. Ancak, SGK ’nın hukuki denetime elverişli olmayan soruşturma yöntemi sebebiyle eczacılar sıklıkla mağdur edilmekte ve kendilerini yeterince savunamamaktadır. İki başlık halinde incelediğimiz konular her ne kadar birbiriyle ilişkili görünse de aralarında ciddi farklar bulunmaktadır. İlk başlıkta incelenen durumda, hak sahibinin bilgisi dahlinde düzenlenen ve reçetede yer alan ilaçların eczacı tarafından hastaya tam veya kısmen verilmeyip eczacının vermediği ilaçların kuruma fatura edilmesi ile kurumu zarara uğratması söz konusudur. Burada, reçetede bulunan ancak hastanın gerek görmemesi sebebiyle eczaneden almadığı ancak kuruma fatura edilen ilaçlar söz konusu olduğu gibi birçok olayda reçetenin kaybolması sonrasında kaybolan reçetenin hastanın bilgisi dışında bir eczanenin sistemine girildiğinin öğrenilmesi şeklindeki vakıalar da söz konusu olmaktadır. İkinci başlıkta incelenen olayda ise, hak sahibinin hiçbir bilgisi olmaksızın adına reçete düzenlenerek reçetedeki ilaçların bir başka eczanenin sistemine girilip hasta tarafından alınmış gibi gösterilmesidir. Yani hasta, doktora muayene olmaya gitmeksizin hekim veya sekreterleri tarafından hasta adına sahte reçete düzenlenerek reçetedeki ilaçların bir başka eczaneden temin edilmesi söz konusudur. Bu gibi reçetelerde genellikle piyasa maliyeti yüksek ilaçlar yer almakta ve kurum zarara uğratılmaktadır.  Bu gibi durumlarda SGK’nın tavrını, yargının önem verdiği hususları ve eczacıların kendilerini etkin savunmasının önemini anlatmaya çalıştım.

Saygılarımla.

Av. Evrim KOCAOĞLU

KAYNAKLAR:

1) www.teb.org.tr -  Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin 2018 yılı ek Protokolü

2) Kazancı Mevzuat/İçtihat Bilgi Bankası -T.C.YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ E. 2018/5308K. 2018/9013 T. 13.11.2018

3) Kazancı Mevzuat/İçtihat Bilgi Bankası -T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2015/42696 K. 2018/2524 T. 27.2.2018

4) Kazancı Mevzuat/İçtihat Bilgi Bankası -T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2015/34244 K. 2018/3399 T. 21.3.2018

5) Kazancı Mevzuat/İçtihat Bilgi Bankası -T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ E. 2017/573 K. 2017/515 T. 9.6.2017

6) Kazancı Mevzuat/İçtihat Bilgi Bankası -T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2015/36953 K. 2018/2946 T. 12.3.2018

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av. Erdem 7 ay önce

Güzel çalışma. Tebrikler genç meslektaşım.

Avatar
Av. Büşra 7 ay önce

Çok yararlı bir çalışma. Elinize sağlık.

Avatar
Av. Bensu Hilal Aydos 7 ay önce

Cok kapsamlı ve güzel bir çalışma. Tebrikler meslektaşım.

Avatar
Av. Evrim Kocaoğlu 7 ay önce

teşekkür ediyorum sevgili meslektaşlarım. Yararlı olması dileğiyle..

Avatar
Av. Mert 7 ay önce

Tebrik ederim, uygulamacılara yol gösterir mahiyette bir çalışma olmuş.