banner649

16 Mart 2022

Adalet Bakanı Bozdağ: 'Bu kararlar benim de vicdanımı rahatsız etmektedir'

TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu Başkanı Öznur Çalık ve komisyon üyelerini kabul eden Bakan Bozdağ; komisyon çalışmaları, sorunlar ve çözüm önerinin yer aldığı raporun yol gösterici olduğunu kaydetti. Bozdağ, “Uzun bir çalışma neticesinde büyük bir emek sonucu ben, hem meclisimiz için, hem de Adalet Bakanlığı için, hem de devletimizin diğer kurumları için yol gösterici bir rapor hazırladığınız için, her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu rapor bundan sonraki çalışmalarımızda da Adalet Bakanlığı olarak dikkate alacağımız temel esaslardan birisi olacaktır” dedi.

UYGULAMALAR YASALAR İLE UYUMLU OLMALI

Kadına yönelik şiddetin Adalet Bakanlığının birinci ve değişmez gündemi olduğunu ifade eden Bakan Bozdağ, yargı görevi yapanlara büyük görevler düştüğünü, sadece kanunların bu meseleyi çözmeye yetmeyeceğini söyledi. Uygulayıcıların, kanunlarda yansıyan iradeyi kararlarına yansıtmasının son derece önemli olduğunu vurgulayan Bozdağ, “Kadına yönelik şiddetle mücadele bizim bakanlığımızın birinci gündemidir ve değişmez gündemidir. Sadece bazı yasaların değiştirilmesi ile bu meselede mesafe alacağımızı bizzat yaşayarak gördük. Uygulamanın da yasal değişikliklerle uyumlu olması ve cezaların caydırıcılığının toplumun bütün kesimler tarafından fark edilmesi son derece önemli. O nedenle de yargı görevi yapan hakim, savcı ve avukatlarımıza bu anlamda büyük görevler düşüyor. Sadece kanunlar bu meseleyi çözmeye yetmez. Uygulayıcıların da, kanunlar da yansıyan iradeyi kararlarına yansıtması son derece önemlidir. İlk Derece Mahkemeleri bir karar verdiğinde eksik olabilir, yanlış olabilir bunun İstinaf tarafından bir, ikinci defa yargılanması, denetlenmesi söz konusu. Orada bir eksiklik varsa Yargıtay tarafında da bunların temyizen incelenmesi söz konusu. Hukukun kendi içindeki yanlışlıkları düzeltecek yeteri kadar mekanizması vardır. Eğer bu mekanizmalar sağlıklı işlerse hiçbir yanlışlık hayat bulamaz. Bu işleyişlerde aksamalar olursa yanlışlıklar ne yapabilir hayat bulabilir.” diye konuştu.

YARGITAYIN YOL GÖSTERİCİLİĞİNE İHTİYAÇ VAR

Yargıtayın, kamuoyuna yansıyan bir kadın cinayetiyle ilgili kararını da değerlendiren Adalet Bakanı Bozdağ, şunları söyledi:

"Dün biliyorsunuz bir karar çıktı. Yargıtayın ilgili ceza dairesi ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş bir kararda iyi hal indirimi de uygulanmış, daha sonra da bu iyi hal indirimi Yargıtay tarafından da yerinde görülerek onanmış. Burada bu yanlışı düzeltecek kimdir, Yargıtaydır, ilgili ceza dairesidir. Birisi daha önce kız kardeşini daha sonra da boşandığı eşi öldürüyor ve iyi hal indiriminden yararlanıyor. İki yakınını öldürüyor ve diyelim iyi hal indirimini ilk derece mahkemesi öyle takdir etti, Yargıtayın burada buna, bu takdiri de değerlendirmesi lazım. Burada iyi hal indirimi hakikaten uygulanır mı, uygulanmaz mı? Buradan Yargıtayın değerli başkanı ve dairelerimizin değerli başkan ve üyelerine çağrıda bulunuyorum, iyi hal indirimindeki yaşanan sıkıntıları ancak Yargıtayımızın ortaya koyacağı içtihatlarla sağlıklı bir zemine oturtabiliriz. Şu anda TBMM'nin gündemine gelecek olan teklif içine konan iyi hal indirimine ilişkin sınırlayıcı kuralların sağlıklı uygulanması da ancak Yargıtayımızın yol göstericiliği çerçevesinde mümkün olacaktır. Kamuoyunda milleti rahatsız edecek bu tür hadiseler karşısında bu iyi hal indiriminin doğru uygulanması için Yargıtayımızın bu konudaki içtihatlarını gözden geçirmesinde, belki yeni bir içtihat oluşturarak, ilk derece mahkemeleri ve istinaf için yol göstericiliğine hakikaten Türkiye'nin ihtiyacı olduğuna yürekten inanıyorum."

HİÇBİR GEREKÇE BENİ BUNA İKNA EDEMEZ

Boşandığı eşi ve kız kardeşini, iki yakınını birden öldüren bir kişiye, iyi hal indirimi uygulanmasını anlamakta zorlandığını dile getiren Bakan Bozdağ, "Hiçbir gerekçe beni buna ikna edemez. İki can gitmiş, iki kişiyi kısa aralıklarla öldürmüş, hangi iyi niyet, hangi iyi hal var onu gerçekten mahkemenin, kararlarının gerekçelerinde bunu izah etmesinde fayda vardır. Gördüğüm kadarıyla ortaya çıkan kararlarda burada da ciddi eksiklikler var. Umarız ki dileriz ki bu konu uygulayıcılar tarafından da ciddi şekilde ele alınabilir." diye konuştu.

Sadece yasal değişikliklerle mesafe alınmasının zor olduğunu belirten Bakan Bozdağ, uygulayıcıların da değişikliklerle uyumlu kararlar tesis etmesine ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Bekir Bozdağ, Yargıtayın kadına karşı şiddet konusunda yol göstericiliğine, Türk yargısının ve herkesin ihtiyacı olduğunu bildirdi. Yargıtay Başkanı ve diğer yetkililerin bu alandaki içtihatları ve kararları, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yeniden ele alabileceğini vurgulayan Bozdağ, böylece yol gösterici yeni içtihatların ortaya çıkacağına, bu alandaki sorunların Yargıtay ve mahkemelerin katkısıyla çözüleceğine inandığına dikkati çekti.

ŞİDDETİ ORTADAN KALDIRACAK MEKANİZMALARI ÖNEMLİ GÖRÜYORUZ

Bakan Bozdağ, kadına yönelik şiddeti engellemede, önleyici tedbirlerin kadınların yaşam hakkını koruma ve diğer haklarını muhafaza etme bakımından gerekliliğine değinerek, kadının şiddete maruz kalmadan önce, bu tehlikeyi ortadan kaldıracak mekanizmaların harekete geçirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Bakan Bozdağ sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Tabi sadece kadına karşı şiddetin mahkeme kararlarıyla çözülmesi de mümkün değildir. Çünkü mahkemelerin ve savcılıkların devreye girmesi suçun tamamlanmasından sonra oluyor. Kadın şiddete uğruyor. Ondan sonra savcılık, mahkeme devreye giriyor veya bir cinayete kurban gidiyor ondan sonra devreye giriyor veya başka tür kötü muameleye muhatap oluyor. Yargı ondan sonra devreye giriyor. Esasında yargının devreye girmesi kadının mağduriyetinin oluşmasından sonra oluyor. Tabi bunu önleyici hukukla daha öne çekme imkanı var. Türkiye’nin kadına karşı şiddetle mücadelede şiddeti önleyici tedbirlere daha çok ihtiyacı olduğuna, önleyici tedbirlerin kadınlarımızın sağlığını koruma, yaşam hakkını koruma ve diğer haklarını muhafaza etme bakından daha önemli olduğuna ben yürekten inanıyorum. O yüzden kadını şiddetle veya cinayetle veya eziyetle veya işkenceyle veya tehditle muhatap kılmadan önce bu muhataplığı ortadan kaldıracak mekanizmalarında çok çok önemli olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde biz sürekli suç işleyenleri cezalandıran ama suçun işlenmesini önleyemeyen bir pozisyonda oluruz bu da bizim attığımız adımların neticeye ulaşmasını gerçekten engeller. Topyekün bir seferberlik lazım. Topyekün seferberlikte de birlikte bizim mücadele etmemiz lazım.”

KADINA ŞİDDETİ MEŞRU GÖSTERMEMEK İÇİN “AMA, FAKAT, LAKİN” DİYENLERİ DİNLEMEYİN

Kadına yönelik şiddetle mücadelenin amasız, fakatsız ve lakinsiz sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Bakan Bozdağ, bu sözler ile başlayan cümleleri dinlemenin kadına şiddeti meşrulaştıranlara ve alınacak tedbirleri hafifleten kişilere güç vereceğini kaydetti.

Bakan Bozdağ, “Bir konu konuşulurken kadına karşı şiddet konuşulurken ‘ama, fakat, lakin’ diye cümle kurmaya başladığımızda biz zaten o konuyu baştan kaybetmişiz demektir. Bir defa, böyle konuşmayacağız. İkincisi böyle konuşanların konuşmasını da dinlemeyeceğiz. Biz konuşmuyoruz ama başkası konuşuyor. Eğer biz böyle konuşanları dinlersek, onlara iltifat edersek o zaman kadına karşı şiddeti meşrulaştırmak veya orada alınacak tedbirleri daha hafifletmek isteyenlere güç vermiş oluruz. O yüzden ‘ama, lakin’ demediğimiz gibi diyenleri de dinlemeyeceğiz. Dinlediğimiz sürece de biz bu sorunu çözemeyiz. Amasız, lakinsiz, tereddütsüz kararlı bir şekilde bu meselenin üzerine bizim gitmemizin şart olduğuna ben yürekten inanıyorum.”

KADINI AYRIŞTIRAN KAVRAMLARI HUKUKTAN BİR BİR TEMİZLEDİK

Bakan Bozdağ TCK’da kadını ayıran, ayrıştıran, kategorize eden kavramların bir bir temizlediklerini ifade ederek kadına yönelik şiddeti önlemede büyük adımlar attıklarını vurguladı.

Bozdağ, “Pozitif ayrımcılık dahil, TCK’da kadınları kendi içinde ayıran, ayrıştıran, kategorize eden, inciten pek çok kavram vardı. Bunların hepsini hukukumuzdan bir bir temizledik. Cezaların arttırılmasını sağladık. Pek çok adımı attık. Ama gördük ki gelinen noktada bunlar hedefimize ulaşmaya tek başına yetmiyor. Bunlar şart, bunları yapacağız belki daha farklı olanları da yapmamız gerekecek ama diğer alanlardaki adımları da birlikte atmamızın da son derece önemli olduğuna inanıyorum.” diye konuştu.

HAZIRLANAN RAPORU KENDİMİZE REHBER EDECEĞİZ

Kadına yönelik şiddeti önlemede farkındalık oluşturmak için kurulan komisyonun çalışmalarının ve hazırlanan raporun bu alanda yapılacak çalışmalara yön vereceğini ifade eden Bozdağ sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Türkiye Büyük Millet Meclisimize teşekkür ediyorum. Böylesine bir konuda farkındalık oluşturmak için komisyon kurdu ve bu konuyu hem önerileriyle devlet kurumlarının gündemine getirdi, hem de Türk halkının bu meseleyi tartışması için Mecliste bir zemin hazırladığı için hem Meclis Başkanımıza hem genel kurul üyelerine hem de komisyonumuzun kıymetli başkan ve üyelerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Tekrar başarılar diliyorum ve Adalet Bakanınız olarak, Adalet Bakanlığı olarak bunu biz kendi açımızdan bir rehber olarak rapordan istifade edeceğimizi bir kez daha bilmenizi istiyorum. Zaten biz besmele çektik, buradaki pek çok şeye de daha hemen adımları attık. İnşallah kalan kısımda da en az şikayet edeceğiniz Bakanlık biz olacağız bu konuda. Çok çok teşekkür ediyorum.”

Görüşmede Bozdağ'a, komisyonun raporunu takdim eden Komisyon Başkanı Öznur Çalık, raporda 17 başlıkta tespitlerin ve çözüm önerilerinin yer aldığını bildirdi. Raporla ilgili bilgi veren Çalık, göreve geldikten sonra Bakan Bozdağ'ın kadına yönelik şiddetle mücadeleyi birinci gündem maddesi yapmasının kıymetli olduğunu ifade etti.

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SA 2 ay önce

Yonetimi elinde tutanlar muhalefetin adaylari gibi konusuyorlar. Elinizi tutan mi var? Toplumun kanayan yarasini bir kanunla halledebilirsiniz. Kagit uzerindeki kavramlarla oynayacaginiza kesin ve agir cezalari olan ve sadece sucu isleyen degil sucluyu kayiran uygulamara imza atan kim varsa ayni derecede sorumlu tutup cezalandirin. Ustune agiz tazminat odetin bakin kadina siddet nasil azaliyor. Savci ve hakim yanli yada hariri olanlari kurtarmaya yonelik karar veriyor ve bunun adi hukuki yanlis oluyor. Magdurun kendisi yada yakinlari gelmeyecek adalet icin mahkeme kapilarinda surunuyor. Adalet Bakani olarak sorusturma mekanizmalarini calistirsaniza. Canakkalede son 12 yildir savci ve hakimlerin yuzunden cenwmde yasamaya zorlaniyorum. Savcinin biri yok hukmundeki kararini sucluyu koruma adina verdigini ortaya cikaracagimi bildigi ocin acik acik dosya hakkindaki kararina itiraz edersem hakkimda iftira davasi acacagini soyledi. Hsk sikayet ettim hsk da sikayetimi isleme koymayacagini aciklayan karari gerekcesiz gonderdi. Savci hakkindaki sikayetim sadece savcinin iftira tehdidi degil ayrica hakkimi aramada israrliyim diye harakete maruz kaldim. Dosyada sikayetimle gostermelik bir sorusturma yapiyir. Ayrica sikayete bagli olmayan resmi evraktaki sahteciligi ve yalan beyani dahi arastirmiyor. Hsk hala bir sey yapmadi. Canakkale merkezde ithal sapik tarafindan takip edildim. Savcilik takipsizlik karari verdi ve olay her yerde kameralarin oldugu bolgede oldu ama sadece mobese goruntuleri kullanarak kimlik tespit edilemedi dendi. Adalet Bakani Canakkale savciligi sikkayetlerimde gosterdigim hocbir delili toplamiyor ve bu karari sulh ceza mahkemesi onayliyor. Canakkale savciliginda kumpas kuruluyor ve goruntuleri guvenlik sisteminde var ama savci kendi sistemindeki delili almiyor dalga gecer gibi mechul kisi diyerek daimi aramaya koyuyor. Uzun sure bunun nedenini anlamamistim ama 2018 de savcilikta savcinin orgut lideriyle govde gosterisi yapinca daimi aramanin kimin icin yapildigini anladim. 2020 yilinda yine kumpas kuruldu ama bu sefer evrak imzaladilar. Evrakta cakma savci rolune soyunen orgut liderinin imzasi ve gercek savcinin imzasini bilmeden aldim. Gercek savciyi gorunce kumpas kuruldugunu anladim. Bunu hem savciliga hemde savcinin kararina itiraz icin sulh ceza mahkemesine sundum ama ortbas edildi. Ustune sahsimi sucladilar. Adalette bu tur uygulamalar yeni degil...Peki Canakkale savcilik kimi koruyor bir zahmet Adalet Bakanligi mufettisleri bir arastirsin