banner628

25 Ekim 2021

Bakan Gül: Bir hukukçunun mesleki kalitesi sadece kanunu uygulama kabiliyetine göre ölçülmemeli

Sempozyumun açılışına Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Adalet Bakan Yardımcıları, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Yargıtay Genel Sekreteri Fevzi Yıldırım, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Muhittin Özdemir, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin, Iğdır Barosu Başkanı Av. Serkan Alakan, Malatya Barosu Başkanı Av. Onur Demez, Kastamonu Barosu Başkanı Av. Özgür Demir, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleri ve akademisyenlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen ‘Türk Hukuk Tarihi Sempozyumu’nun açılışına katılan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, hukukun özellikle tarihi, felsefesi, sosyolojisi ve diğer unsurlarıyla kapsamlı bir disiplin olduğunu söyledi. Bu topraklarda üretilmiş hukukun ve hukuk birikiminin ortaya konulmasının çok büyük önem taşıdığını belirten Bakan Gül, hukuk tarihindeki kanunnameler geleneği ve diğer metinlerin hukukun gelişimine katkı sağladığını kaydetti.

HUKUKUN DÜNDEN YARINA HAREKET EDEN BİR DİNAMİZM İLE GELECEĞE IŞIK TUTABİLMESİ İÇİN MEVZUAT KALIPLARININ ÇOK ÖTESİNE GİDİLMESİNDE YARAR VARDIR

Hukukun sadece bilim olarak değil aynı zamanda maddi hukuk denilen kurallar bütünü itibariyle de bir tarihi süreci içerdiğini anlatan Bakan Gül, “Hukukun kaynağı konusundaki tartışmalar bir tarafa hukuk tarihi gelişmelerin, olayların ve olguların bir ürünüdür. Hukukun özü toplumların kendi tecrübeleri, evrensel kurallar ve gelişmeler ile şekillenmektedir. Özellikle hukuk inşası, bilimsel yanı güçlü bir çaba ve gayret gerektirmektedir. Hukukun inşası sadece günün ihtiyaçlarının giderilmesi değil daha önce yapılmış ve sonuç alınmış ya da alınamamış tüm uygulamaların da tespit edilmesini içermektedir. Güncel sorunları, yeni gelişmeleri tarihi birikim ışığında ve evrensel gelişmeler ile değerlendirilirken, bir anlamda da geleceği yorumlama perspektif oluşturma imkanı sağlamaktadır. Hukukun dünden yarına hareket eden bir dinamizm ile geleceğe ışık tutabilmesi için mevzuat kalıplarının çok ötesine gidilmesinde yarar vardır.” dedi.

BİR HUKUKÇUNUN MESLEKİ KALİTESİ SADECE KANUNU UYGULAMA KABİLİYETİNE GÖRE ÖLÇÜLMEMELİDİR

Hukukun, dünden yarına hareket eden bir dinamizmle geleceğe ışık tutabilmesi için mevzuat kalıplarının çok ötesine gidilmesinde yarar olduğunu anlatan Gül, hukukun kanunla eş değer bir durum olmadığını vurguladı. Bakan Gül, şöyle devam etti:

“'Hukuk devleti' derken, 'kanun devleti' demediğimiz, insan haklarına dayanan, hukukun evrensel standartlarını koruyan, geliştiren devleti kastettiğimiz açıktır. Bir hukukçunun mesleki kalitesi de sadece kanunu uygulama kabiliyetine göre ölçülmemelidir. Kanunları bizatihi uygulamak ifade ettiğimiz gibi hukukun hayata geçmesinde en önemli araçtır ama bir hukukçu kimliğinin inşası bundan çok daha öteye sahiptir. Çok daha fazlasını gerektirmektedir.”

İyi ve kaliteli bir hukukçu olmanın yolunun, hukuk tarihi, hukuk felsefesi, hukuk sosyolojisi, hukuk mantığından, hukukun teorisine vakıf olmaktan geçtiğini kaydeden Bakan Gül, hukukçu kimliğinin olaylara, olgulara bütüncül yaklaşımla bakmayı, teoriyle pratiği ortaya koymayı gerektirdiğini kaydetti.

HUKUK TARİHİ, HUKUK İNŞASI ANLAMINDA BİR BİRİKİM SAĞLAMAKTADIR

Hukuk tarihinin ‘biz yaptık’ diye övünme fırsatı olmadığını, bugünün hukuk inşasında olduğu kadar genel olarak hukukun anlaşılmasında en büyük araç ve en büyük bilim dallarından biri olduğunu kaydeden Bakan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Esas itibariyle burada hukuk tarihi bize hukukun dinamizmini öğretmektedir, değişim süreçlerini göstermektedir. Uygulamanın sonuçlarını göstererek bugünün ve hukukun inşasında en önemli verileri ortaya koyarak yarının inşasına imkan sağlamaktadır. Özellikle Osmanlı’dan günümüze kadar hukuk ve devlet adamlarının ortaya koymuş olduğu tüm bu birikimin araştırılması ve hukuka kazandırılması çok önem göstermektedir. Özellikle dünyada anayasacılığa baktığımızda 18’inci yüzyılın sonuna doğru ortaya çıktığını görüyoruz. Ülkemizde Kanun-u Esasi’nin 1876 gibi çok da geç olmayan bir tarihte ortaya çıktığını görüyoruz. Keza 1921 Anayasası’nın 100’üncü yılındayız. Bakıldığında azımsanmayacak bir birikim ortadadır ve bu birikimi alarak da sivil, demokratik, özgürlükçü bir anayasa yapma imkanı vardır. Dolayısıyla hukuk tarihi bu yönüyle de bize hem birikimlerle, hem geçmişten geleceğe yürüme adına bir özgüven ve hukuk inşası anlamında da bir birikim sağlamaktadır.”

TÜRKİYE’NİN EN ESKİ DERGİSİ ‘ADALET’ KÜTÜPHANELERDE

Bakan Abdulhamit Gül, tüm çalışmalarda Ahmet Cevdet Paşa, Seydişehirli Mahmut Esat, İbrahim Hakkı Paşa, Münih Paşa, Ali Haydar Efendi gibi çok sayıda kişinin önemli eserlerinin, hukuk tarihi birikiminde yer aldığını, bunun analitik şekilde değerlendirilmesi ve hukuk alemine pratik olarak da yansımasının çok büyük katkısı olacağını belirtti. Bakanlık olarak son yıllarda yayın konusunda önemli çalışmalar yaptıklarını ifade eden Bakan Gül, birçok eserin uyarlanarak hukuk dünyasına kazandırıldığını belirtti. 1873 yılında bu yana yayımlanan ve Türkiye’de en eski dergisi olma özelliğini taşıyan “Adalet” dergisinin 2 yıl önce akademik bir hürriyet kazandığını hatırlatan Gül, derginin hakemli ilk sayısının da Türk Hukuk tarihi özel sayısıyla kütüphanelerde yer aldığını kaydetti. Bakan Gül, sempozyumun hukuk tarihine ve geleceğe ışık tutacağını sözlerine ekledi.

Sempozyumda konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ise devlet kurallara uymayanlara müeyyide uygulama yetkisi elinde bulunduran bir hukuk örgütü olduğunu belirterek, “Türklerin çok sayıda devlet kurduğu bilinen bir gerçektir. Tüm bu devletlerin arkasında töre var. Devlet ömrünü tamamlasa dahi töre devam ediyor, yani hukuk devam ediyor” dedi.

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin de Türk Hukuk Tarihi Sempozyumunu düzenlemekten memnuniyet duyduklarını ifade ederek, adalet olmadan ne devletin ne de siyasetin düzene giremeyeceğini vurguladı.

Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Muhittin Özdemir de, sempozyumda 64 bildirinin 16 bağımsız oturumda 3 gün boyunca ele alınacağını, daha sonra ortaya çıkan verilerin kitaplaştırılacağını kaydetti.

Sempozyumun açılışına Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, avukatlar, akademisyenler, hakimler, savcılar ve hakim savcı adayları ile çok sayıda davetli katıldı.

Sempozyum 27 Ekim'e kadar sürecek.

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.