banner590

Adi şirket, hukukumuzda temel bir ortaklık türünü ifade etmektedir. Bir hukuki ilişki Türk Ticaret Kanunu'ndaki ticaret ortaklıklarının temel unsurlarını taşımıyorsa, adi ortaklık bu ilişkiye ikincil bir ortaklık olarak uygulanan hüküm konumundadır. Adi ortaklık Türk Borçlar Kanunu’nun 620. ila 649. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

SORU: Adi şirketin genel özellikleri nelerdir?

Adi şirket, hukukumuzda temel bir ortaklık türünü ifade etmektedir. Bir hukuki ilişki TTK’daki ticaret ortaklıklarının temel unsurlarını taşımıyorsa, adi ortaklık bu ilişkiye ikincil bir ortaklık olarak uygulanan hüküm konumundadır.

• Kurulumu şekle bağlı değildir.

• Adi ortaklık genellikle geçici ilişkiler için kurulur.

• Adi şirketin malları üzerinde elbirliği mülkiyeti vardır, ancak sözleşmeye koyulacak bir hüküm ile paylı mülkiyet de benimsenebilir.

• Ortakların her biri kendi adına tescil işlemi yapar; çünkü şirketin bir tüzel kişiliği yoktur.

• Adi şirketin kendisi kural olarak ticaret siciline tescil edilmez.

• Joint Venture, konsorsiyum, iş ortaklığı gibi adi şirket oluşumları taraflar isterlerse yazılı sözleşme ve noter tasdikli imza ile ticaret siciline tescil ettirilebilir (Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tebliğ, 2009/2).

SORU: Adi şirketin ticaret unvanı nasıl olmalıdır?

Ortakların hepsinin ad ve soyadı veya birinin adı ve soyadının yanında birden fazla kişi olduğunu belirten bir ifade adi şirketin ticaret unvanını oluşturabilir.

SORU: Adi şirketin kuruluşu şekle tabi midir?

Adi şirketin kuruluşu şekle tabi değildir; iki kişinin arasındaki sözlü bir anlaşma veya örtülü bir irade beyanı ile dahi bir adi şirket kurulabilir. Bununla birlikte adi şirketin tarafları tacirse, ileride çıkacak bir uyuşmazlıkta biz bunlardan basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü nedeniyle bir sözleşme yapmış olması gerektiğini de düşünebiliriz. Kural bu olmakla berber; eğer kişiler şirketin kuruluşundan önce bir sözleşme yapmışlarsa ve bu sözleşmede şirketin kuruluşu için bir şekil şartı getirilmişse, bu şekil şartına uyulması gerekir. Unutulmamalıdır ki, adi şirket sözleşmesi herhangi bir şekle tabi değildir ancak sözleşmede sermaye olarak şirkete getirilen unsurlar içerisinde şekle tabi unsurlar varsa (marka hakkı, gemi, gayrimenkul gibi) bunların tabi olduğu şekil şartının mutlaka yerine getirilmesi gerekir. Eğer bu şekil şartlarına uyulmazsa sözleşmenin ilgili hükmü geçersiz olacaktır.

SORU: Adi şirket ortakları hangi vasıflara sahip olmalı? Tüzel kişiler adi şirkete ortak olabilirler mi?

Adi şirket her ne kadar şahıs şirketi özellikleri barındırsa da, ortakları hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler olabilir. Hatta amacına ulaşmak için ticari işletme işleten dernekler de adi şirketin tarafı olabilirler. Bununla birlikte eğer dernek, kurum; kuruluş kamuya yararlıysa, adi şirketin tarafı olamayacaktır. Kural olarak bu ortakların hepsi eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir, buna eşitlik prensibi denir.

SORU: Alt katılım ortaklığı nedir?

Alt katılım, dış ilişkide bir ortaklık olarak öne çıkmayan; işlemlerde bulunan kişinin kendi adına faaliyette bulunduğu; alt katılanın kar-zarar, yönetim-denetim hakkına sahip olduğu; alt katılanın koyduğu sermayenin aktif ortağın mal varlığı haline geldiği bir ortaklıktır ve nitelik olarak bir adi şirkettir. Burada görünürde bir ortaklık bulunmamaktadır, 3. Kişilerin bilmediği, tarafların iç ilişkilerinde kurulan bir ortaklık söz konusudur ve dış ilişki bakımından ispat edilinceye kadar mevcut değildir. Dışarıdan görünen ve işlemlerde bulunan kişiye aktif ortak, diğerine ise alt katılan adı verilir. Alt katılım ortaklığında dış ilişkide sorumlu olan hep aktif ortaktır ve dolayısıyla alacaklılar alt ortağa gidemez; çünkü görünürde ortak değildir. Daha sonra aktif ortak ile alt katılan arasında rücu ilişkisi söz konusu olacaktır. Unutulmamalıdır ki bu bir temsil ilişkisi değildir; tasfiye açısından adi şirketin tasfiyesi hükmü uygulanır.

SORU: Konsorsiyum nedir?

Konsorsiyumlar, Kamu İhale Kanunu’nda düzenlenmektedir ve ortak girişime çok benzerler. Ancak ortak girişimde bir araya gelen teşebbüslerin hepsi işin tamamının yapılmasından sorumlu iken konsorsiyumda, hangi teşebbüsün işin hangi kısmından sorumlu olduğu, yani görev tanımları sözleşmede belirtilmiştir. Örneğin bir köprü yapım ihalesine girilmişse teşebbüslerin biri köprünün ayağından, biri asfaltından biri de elektrifikasyonundan sorumlu olabilir. Dolayısıyla burada tam anlamıyla bir müteselsil sorumluluktan bahsedemeyiz, her teşebbüs yaptığı işten sorumludur.

Hak ve Sorumluluklar

 SORU: Adi ortaklıkta ortakların hak ve sorumlulukları nelerdir?

Katılım Payı (Sermaye) Borcu (TBK m.621):

Adi ortaklığa sermaye olarak para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar; Fikrî mülkiyet hakları; Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz; Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları; Kişisel emek; Ticari itibar; Ticari işletmeler; Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler; Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar; Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer, konabilir.

Sermaye koymak, her bir ortağın diğer ortaklara olan borcudur; her ortak, sermaye getirme borcu altındadır. Şayet şirket sözleşmesinde aksine hüküm yok ise, ortakların eşit değerde sermaye getirmeleri gerekir. Bu borcun ifa edilmemesinin yaptırımı, Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Bu davayı ortaklar açabilir. Sermaye para ise, gecikmiş ifa ile birlikte temerrüt faizi istenebilir; tazminat sözleşmede öngörülmüş ise cezai şart talep edilebilir; haklı neden oluşmuş ise şirketin feshi yoluna gidilebilir. Bir ortak, sermaye borcunu ifa etmeyen diğer bir ortağa karşı dava açabilir (actio pro socio). Bu dava, bir ortağın, şirkete karşı borçlarını ifa etmeyen diğer ortak veya ortaklara karşı, ifayı sağlamak veya borçlunun şirkete karşı sorumluluğunu sağlamak amacıyla açtığı bir davadır.

Kazanca, Zarara ve Tasfiye Sonucuna Katılma (TBK m.642-m.643):

Adi şirkette ortaklar, niteliği gereği şirkete ait olan bütün kazançları aralarında bölüşmekle yükümlüdürler. Sözleşmede aksine hüküm yoksa kazanç ve zarar eşit şekilde paylaşılır. Bazen şirkete sermaye olarak emek koyulabilir. Kanun koyucu, emeğini sermaye olarak getiren kişinin zarara katılamayacağını öngören sözleşme hükümlerini geçerli saymıştır. Şirket sona ermiş ve tasfiye yapılmış ise, geriye kalan artık değer ve zarar da ortaklar arasında paylaştırılır.

Rekabet Etmeme Borcu (TBK m.626):

Ortaklardan hiçbiri kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak, şirkete zarar verecek ve şirket gayesine aykırı düşecek işleri yapamaz, rekabet oluşturan fiilleri başkası hesabına da yapamaz. Rekabet yasağına aykırı davranılmasının yaptırımı, tazminat istenilebilir veya tazminat yerine bu ortağın kendi adına yaptığı işleri şirket adına yapılmış saymakta, üçüncü kişilerin hesabına yapmış olduğu işlerden doğan menfaatlerin şirkete bırakılmasını istemekte serbesttir. Ayrıca, haklı nedenle fesih yoluna gidilebilir.

İnceleme Hakkı (TBK m.631):

Ortak, yönetim yetkisi olmasa bile, ortaklık işlerini inceleme hakkı ve yetkisine sahiptir. Emredici hükümdür. TBK m.631’e göre :“Yönetim yetkisi olmasa bile, her ortağın, ortaklığın işleyişi hakkında bilgi alma, defter ve kayıtlarını inceleme, bunlardan örnek alma ve mali durumu hakkında özet çıkarma hakkı vardır. Aksine sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür”.

Gider, Faiz ve Ücret İsteme Hakkı (TBK m.627):

Ortaklardan birisi, şirket işlerini yürütürken birtakım giderler yapmış veya borçlar üstlenmiş ya da zarara uğramış ise, diğer ortaklar ona karşı sorumlu olurlar. Şirkete avans olarak para veren ortak, verdiği günden itibaren faiz isteyebilir.

Kar Zarar Paylaşımı, Temsil

SORU: Adi şirkette kar ve zarar paylaşımı nasıl olur?

Türk Borçlar Kanunu’nun 622. maddesi, emredici bir hükümdür. Kural olarak kar ve zarar paylaşılacaktır ve aksine bir hüküm yoksa, bu paylaşım eşit olarak yapılır. Sözleşmede kara ilişkin paylaşım hükmü konulmuş ancak zarar için konulmamış ise; bu durumda kar için belirlenen oran zarar için de geçerlidir (veya tam tersi). Eğer bir ortak sermaye olarak emeğini getirmişse, bu ortağın zarara katılmayacağı öngörülebilir ancak bu durumun gerçekleşmesi için mutlaka şirket sözleşmesinde hüküm bulunmalıdır. Kar ve zararın paylaşımı yönetici ortaklar tarafından gerçekleştirilir ve yöneticiler, yılda en az bir defa kar dağıtmak zorundadırlar. Adi ortaklıklarda hesap dönemi dolduğu an karın kendiliğinden bir alacak haline geldiğini söyleyemeyiz, bir ortak ancak yöneticiyi karın dağıtılmasına teşvik edebilir. Bununla birlikte gecikmiş avanslar için faiz istenmesi mümkündür.

SORU: Adi şirketin temsili nasıl olur?

Kanun, yöneticinin aynı zamanda temsile yetkili olduğunu varsaymış ise de, bunun aksi kararlaştırılabilir. Temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması şarttır. Temsilci tarafından yapılan işlemlerin şirket adına olduğunun karşı tarafa açıklanması gerekir. Karşı taraf temsil ilişkisini biliyor veya bilmesi gerekiyor ya da işlemin kiminle yapıldığı üçüncü kişi bakımından fark yaratmıyor ise yine yapılan işler şirketi bağlar.

SORU: Adi şirkette ortakların dışa karşı sorumluluğu nasıldır?

Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, ortakların şirket borçlarından dolayı sorumluluğu birinci derecede, sınırsız ve kural olarak müteselsildir. Bir ortağın işlediği haksız fiilden dolayı sorumluluk ise yalnız o ortağa aittir.

SORU: Adi Şirkette olağanüstü işlemler nelerdir?

Türk Ticaret Kanunu’nun 223. Maddesinde olağanüstü işlemler sayılarak kollektif ortaklıkta olağan ve olağanüstü işlemler sayılmıştır. Bu işlemler kıyas yoluyla adi ortaklık ve diğer ortaklıklarda da uygulama alanı bulur. Maddede; “şirketin yönetimi kapsamındaki hususlar, şirketin amacını ve konusunu elde etmek için yapılması gereken olağan işlem ve işler ile sınırlıdır.” Denilmiştir. Ayrıca bu maddeye göre şirketi yönetenler, şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde, olağan işlem ve işlerle sınırlı olmak şartıyla, sulh, feragat ve kabul ile tahkime de yetkilidirler. Bunların ardından olağanüstü işlemler sayılmıştır:

• Bağışta bulunmak

• Kefil olmak

• Üçüncü kişi lehine garanti vermek

• Ticari mümessil tayin etmek

• Şirket konusuna girmiyorsa taşınmazları satmak, satın almak, teminat göstermek

• Şirketin özüne ilişkin üretim araçlarını elden çıkarmak, rehnetmek veya ticari işletme rehni kurmak

Kanun koyucu bu işlemlerin gerçekleşmesinde ortakların oybirliğini şart koşmuştur. Ayrıca belirtmek gerekir ki; Eğer yönetici yetkisini aşan bir işlemde bulunmuşsa, 630. Maddenin vekalete atıf yapması nedeniyle vekaletsiz iş görme hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

Yönetim

SORU: Adi şirketin karar alma mekanizması nasıldır?

Adi şirketteki ortakların hepsi, kural olarak eşit yönetim yetkisine sahiptir, yani olağan yönetim işlerini hepsi şirket adına tek başına yapabilirler. Bütün ortakların bir araya gelerek karar almaları gereken hususlara ise ortaklar kararı adı verilir. Adi şirketin olağanüstü işleri, ortaklık kararı ile alınmalıdır. Örneğin şirket sözleşmesinde yapılacak olan bir değişiklik, yönetici ortak atanması, sermayenin artırılması, dava açmak, ortaklığın sona erdirilmesi gibi kararlar, ortaklar kararı ile alınmalıdır. Kural olarak ortaklar kararı, oybirliği ile alınır ancak sözleşmeye koyulacak bir hüküm ile oybirliği yerine oy çokluğu prensibi de benimsenebilir. Bununla birlikte sözleşme değişikliğinin mutlaka oybirliği ile karar bağlanması gerektiği düşünülmektedir, bu kuralın sözleşme ile değiştirilmesi de mümkün değildir.

SORU: Adi ortaklıkta yönetim nasıl gerçekleşmelidir?

Adi şirketlerde kural olarak her ortağın yönetim yetkisi söz konusudur, bunun temeli de ortakların zaten güven ilişkisi içerisinde bir araya gelmiş olması düşüncesidir. Yönetim yetkisine sahip olan bu ortaklar, aksi kararlaştırılmadıysa şirketin olağan işlerinde, yani şirketin konusunu gerçekleştirmek amacına yönelmiş her tür işlemde, tek başlarına karar verme yetkisine sahiptirler. Bununla birlikte ortakların yönetim yetkilerini diğer ortaklardan birine veya birkaçına ve hatta 3. kişilere devretmeleri de mümkündür. Örneğin; yö netim bu şekilde devredildi ve yönetici ortaklardan bir tanesi ortaklığa zarar verecek bir işlem gerçekleştirdi. Bu işleme, ancak yönetim yetkisine sahip diğer ortaklar itiraz edebilirler, yani yönetim yetkisini devretmiş olan ortağın artık söz hakkı yoktur. Ayrıca ortakların itirazda bulunabilmeleri için söz konusu işlemin sonuçlanmamış olması gerekir. Bu itiraza veto hakkı denir ve söz konusu işlemi durduracaktır. Veto hakkının kullanımından sonra bu konu bir olağanüstü işlem haline gelir ve işlemin gidişatı ile ilgili tüm ortakların birlikte karar vermeleri gerekir. Yönetim yetkisine sahip ortakların haksız fiilleri, şirketin işlerini yürütürken yapılsa dahi, yönetim kapsamında değerlendirilmez. Bir hukuki işlem yaptıkları zaman tüm ortaklar bunun sorumluluğunu paylaşırlar ancak bir haksız fiil söz konusuysa bunun sorumluluğu münferittir. Genel itibariyle yöneticiler ve ortaklar arasındaki ilişki, vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir.

SORU: Adi ortaklıkta yöneticilerin hakları nelerdir?

Yöneticiler şirketin işleyişi için gerekli işlemleri yaparken çeşitli masraflara katlanmak zorunda kalabilirler. Bu durumlarda ne olacağı Türk Borçlar Kanunu’nun 627. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre yöneticiler, masraflara diğer ortakların katılmasını talep edebilirler ve verdikleri avanslar için faiz talep edebilirler. Eğer şirket sözleşmesinde yönetici ortağa, yönetimi üstlendiği ayrıca bir ücret verilmesi kararlaştırılmışsa bu mümkündür, ancak aksi halde böyle bir talepte bulunamaz. Bununla birlikte yönetici statüsünde olmayan ve yükümlü olmadığı halde fazladan emek harcayan ortağın adil bir ücret isteme hakkı vardır.

SORU: Adi ortaklıkta yöneticilerin ne tür yükümlülükleri vardır?

Bu sorunun cevabı Türk Borçlar Kanunu’nun 628 vd. hükümlerinde yer almakta olup, yöneticilerin yükümlülüklerini üç başlık altında sıralamak mümkündür:

• Özen Yükümlülüğü

• Hesap Verme Yükümlülüğü

• Denetime Müsaade Yükümlülüğü

Özen Yükümlülüğü

Türk Borçlar Kanunu’nun 628. Maddesine göre, yöneticilerin özen yükümlülüğü iki kategoride incelenmelidir. Eğer ücret alan bir yönetici söz konusuysa bu yönetici vekil gibi sorumlu olacaktır ve onun gibi basiretli bir yöneticinin bir işte nasıl davranması gerekiyorsa o şekilde davranması beklenir, yani burada beklenen objektif bir özendir. Bunun yanında eğer ücret alamayan bir yönetici söz konusu ise kendi işlerinde göstermesi beklenen özeni göstermesi yeterlidir.

Hesap Verme-Denetime Müsade Yükümlülüğü

Türk Borçlar Kanunu’nun 630. Maddesine göre kanunda veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça, yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler, vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlere tabidir. Ortaklığı yönetme yetkisi bulunmayan bir ortağın, ortaklığın işlerini görmesi veya bu yetkiye sahip ortağın yetkisini aşması hâllerinde, vekâletsiz iş görmeye ilişkin hükümler uygulanır. Yönetici ortaklar, yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara ödemekle yükümlüdürler. Hesap döneminin uzatılmasına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Ortaklığı yönetenin ortaklardan birisi olmaması durumunda da aynı kural uygulanır.

Eğer yönetici ortak diğer ortaklara herhangi bir zarar vermişse bundan dolayı sorumludur ve eğer yönetici ortak birden fazlaysa, bu durumda bunlar bu işlemden dolayı hepsi müteselsilen sorumlu olacaklardır; yöneticinin işlerin incelenmesine izin verme yükümlülüğü vardır ve diğer yönetici ortaklar da incelemeleri gereken bu işlerde veto hakkını kullanma yetkisi varken kullanmadıkları için sorumluluğu paylaşırlar. Yönetimdeki faaliyetlerin paylaşılması iç ilişkide geçerlidir ancak tüm ortaklar dışarıya karşı müteselsilen, 1. Derece ve tüm mal varlıkları ile sorumlulardır; çünkü dış ilişki devreye girdiği an bu iş yönetim alanından çıkıp temsil alanına girmiştir. Üçüncü kişiler, yöneticinin işleminden doğan bir borçtan dolayı yönetim yetkisi olmayan ortağa da başvurulabilir, ancak bu ortak daha sonra iç ilişkide yönetici ortaklara rücu edebilecektir.

SORU: Adi ortaklıkta yönetim yetkisi nasıl geri alınabilir?

Eğer kişiye yönetim yetkisi yazılı bir şirket sözleşmesi ile verilmişse, kural olarak ancak yine şirket sözleşmesinde yapılacak bir değişiklik ile geri alınabilir ve bu durum olağanüstü iş sayıldığı için böyle bir değişiklikte oybirliği gerekmektedir. Bununla birlikte yönetim yetkisi yazılı bir şirket sözleşmesi ile verilmiş olsa dahi, yönetici ortak diğer şirketlere bilgi sızdırmak, kasadan para çalmak gibi işler yapıyorsa veya akıl hastalığı gibi bir durum ortaya çıkarsa bu bir haklı sebep oluşturur ve bu durumda ortaklardan herhangi birinin talebi ve noterden düzenleteceği bir azil ihbarıyla görevden alınabilir. Yönetim yetkisi ortakların sonradan aldığı bir ortaklık kararı ile devredilmişse, yine bir ortaklık kararı ile yöneticinin yetkisine son verilebilir. Haklı sebep söz konusuysa, yine aynı şekilde ortaklardan herhangi birinin talebi ve noterden düzenleteceği azil ihbarı ile görevden alınabilecektir. Yönetici ortağın ölümü, gaiplik kararı, ehliyet kaybı veya istifası gibi durumlar da yönetim yetkisinin sona ermesi nedenleri arasındandır. Bununla birlikte, yöneticinin istifası durumunda bu istifanın uygun bir zamanda istenmesi gerekmektedir, aksi takdirde şirketin uğradığı zararı karşılamakla yükümlü olacaktır. Sözleşmede, yönetici ortağın görev süresine dair bir hüküm varsa bu sürenin sona ermesi ile birlikte yönetim yetkisi de sona erecektir veya sözleşmede bir özel sona erme nedeni öngörülmüş ve bu gerçekleşmişse bunun gerçekleşmesi ile de yönetim yetkisi yine sona erecektir. Ortaklar dilerlerse bir otaklık kararı ile bunun uzatılmasını kararlaştırabilirler.

Çıkma, Çıkarılma ve Sona Erme(TBK m.633-634)

SORU: Adi şirkette şirketten çıkma veya çıkarılma hangi hallerde ve nasıl gerçekleşir?

Bir ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi halinde, sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin bir hüküm varsa, o ortak veya temsilcisi ya da ölen ortağın mirasçısı ortaklıktan çıkabilir veya diğer ortaklar tarafından yazılı olarak yapılacak bir bildirimde ortaklıktan çıkabilirler. Bunlar kanunda sayılan hallerdir.

Kanunda sayılan bu haller dışında da, çıkarılmayı gerektiren nedenler bakımından sözleşmeye hüküm konulabilir. Bu nedenler, aynı zamanda ortaklığın haklı nedenle feshine yol açacak nitelik taşıyabilir. Ortaklığı sona erdirmek yerine ilgili ortağı çıkarmak, diğer ortaklar için tercih nedeni olabilir.

SORU: Adi şirketten çıkma ve çıkarılma hangi sonuçları doğurur?

Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması durumunda payı, diğer ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer. Diğer ortaklar, ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağa, kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyayı geri vermekle yükümlü oldukları gibi, kendisini ortaklığın muaccel borçlarından doğan müteselsil sorumluluktan kurtararak, ortak sıfatının sona erdiği tarihte ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı ödenmesi gereken tasfiye payını ödemekle yükümlüdürler. Ayrıca çıkan veya çıkarılan ortak, ortak olduğu dönemde henüz sonuçlanmamış işlerden doğran kara veya zarara katılır.

SORU: Şirketin malvarlığı, ortaklardan birisinin ayrıldığı tarihte borçları karşılayamaya yetmiyorsa nasıl bir önlem alınır?

Ortak sıfatının sona erdiği tarihte, ortaklığın malvarlığı, borçlarını karşılamaya yetmezse, çıkan veya çıkarılan ortak, payına düşen borç tutarını, zarara katılmaya ilişkin düzenlemeler çerçevesinde diğer ortaklara ödemekle yükümlüdür.

SORU: Adi ortaklık kendiliğinden sona erebilir mi?

Bu nedenlerden birisinin gerçekleşmesi ile, ortaklık, kendiliğinden sona ermiş, yani dağılmış sayılır:

• Amacın gerçekleşmesi ya da gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi;

• Mirasçılar ile ortaklığın devam edeceğine dair önceden yapılmış bir anlaşma yoksa ortaklardan birinin ölmesi;

• Sözleşmede ortaklığın süreceğine dair bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin iflas etmesi, kısıtlanması veya tasfiye payının cebri icrayla paraya çevrilmesi.

• Belirli süreli kurulmuş ortaklıkta sürenin dolması. Ancak, süre dolmuş bulunmasına rağmen faaliyetlere fiilen devam edilmesi halinde ortaklık, belirsiz süreli ortaklığa dönüştürülmüş sayılır.

SORU: Adi şirket ne şekilde feshedilebilir?

Bütün ortakların sona erdirme isteği,

Fesih bildirimi ile de sona erdirilebilir. Fesih bildiriminin haklı sebebe dayanıyor olması ve 6 ay önceden yapılması öngörülmüştür.

Haklı sebep varsa mahkeme kararı ile de şirket sona erdirilir.

SORU: Adi şirketin sona ermesinin sonuçları nelerdir?

Tasfiye işlemlerinin yapılması gerekir.

Tasfiye işlemleri: Önce alacaklar toplanır, şirket malları paraya çevrilir, 3.kişilere olan borçlar ödenir, ortakların avans alacakları verilir. Geriye artı bir değer kalmış ise, sermaye paylarının değeri iade edilir. Geriye kar kalırsa ortaklara dağıtılır, zarar kalır ise o paylaştırılır.

SORU: Adi şirket ilişkisindeki borç ve alacaklara ilişkin zamanaşımı süresi ne kadardır?

Bir şirkette, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacak davaları, alacağın muaccel olduğu andan itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Naz 5 ay önce

Adi şirketin tacir sayıldığı durum var mıdır?