banner640

Giriş

İlk başlarda eğlence ve bireysel amaçlarla yapılan spor aktiviteleri, günümüzde büyük bir endüstri haline gelmiştir. Spor faaliyetlerinin profesyonel hale gelmesi spor karşılaşmalarına olan ilgiyi arttırmıştır.

Spor, belli kuralları olan ve bünyesinde barındırdığı kurallara riayet edilerek yapılması zorunlu olan bir sosyal faaliyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada bütün sportif faaliyetin kurallara uygun olarak yapılması önemlidir. Profesyonel veya amatör spor faaliyetlerinin tümünün kurallara riayet edilerek yapılması gerekmektedir.

Spor müsabakaları sırasında sporcuların birbirlerine yönelik eylemleri sonucunda ortaya çıkan yaralanma ve ölüm olaylarındaki hukuki sorumluluğun nasıl olması gerektiği hususu zaman zaman tartışma konusu olabilir.

Burada sporcunun yaralanması veya ölmesi halinde ortaya çıkan zararlar nedeniyle kimlerin sorumlu tutulacağını belirlemek ve bu sorumluluğun kapsamını tespit etmek her zaman kolay olmamaktadır.

Bu sorumluluğun belirlenmesinde, özel hukuk tüzel kişisi olarak kabul edilen spor federasyonlarının spor dalı için getirdiği kuralların da gözetilmesi gerekmektedir. Burada sorumluluğun belirlenmesinde olaya tatbik edilmesi gereken kuralların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bunun için de spor hukukunun kaynakları ve ayırt edici özellikleri gözetilmelidir.

1. SPORCULARIN HUKUKİ SORUMLULUĞU

Spor hukukunda sorumluluğun değerlendirildiği ayrı mevzuat bulunmamaktadır. Spor faaliyetlerinin, kendine has bir yapısı vardır ve bundan doğan bazı farklılıklar söz konusu olmaktadır.[1]

Tüm spor faaliyetlerinin kurallara uygun bir şekilde yapılması gerekir. Profesyonel veya amatör olarak yapılması arasında fark yoktur.[2]

Sporda kurallara riayet edilmeksizin yapılan bir davranış neticesinde karşılaşma sırasında ortaya çıkan veya oyun kurallarına aykırı bir şekildeki aşırı sertlikler sonucu ortaya çıkan ölüm ve yaralanmalar nedeniyle hukuki ve cezai sorumluluk söz konusu olacaktır.[3]

Spor, anayasamızda bir hak şeklinde düzenlenmiştir. Spor hakkı devlete ve diğer kişilere karşı bir sübjektif hak olarak tanımlanmış ve koruma altına alınmıştır.[4]

Spor karşılaşmasında, spor ile ilgili kurallara riayet etmeden yaptığı bir hareketle rakip sporcuyu zarara uğratan, onun yaralanmasına veya ölümüne neden olan sporcunun, diğer sporcunun spor hakkını ihlal ettiği, yapılan müdahalenin vücut bütünlüğüne yönelik saldırı niteliğine sahip olduğu söylenebilecektir.[5]

Spor karşılaşmaları sırasında yaşanan ölüm ve yaralanma olayları nedeniyle sporcuların hukuki sorumluluğu TBK m. 49[6] vd. hükümleri kapsamında değerlendirilmektedir. Buradaki sorumluluk haksız fiil sorumluluğu şeklinde tanımlanabilir. Sporcuların karşılaşma sırasında aralarında sözleşmeye dayalı bir ilişki yoktur. Bu nedenle sporcuların birbirlerine karşı sorumlulukları haksız fiil hükümleri kapsamında değerlendirilmektedir.[7]

Spor karşılaşmalarında, sporcuların birbirlerine yönelik davranışları sonucunda bir zararın ortaya çıkması halinde, bu zararın, tesadüfi bir bağ neticesi ortaya çıktığı ve sorumluluğun sözleşme dışı bir sorumluluk olduğu söylenebilir. Burada spor karşılaşmalarına katılan tüm sporcular, herkesin kurallara riayet ederek faaliyet göstereceği hususuna olan güveni ile spor faaliyetinin içerisinde yer almaktadır.[8]

Sonuç olarak spor karşılaşmaları sırasında sporcuların eylemlerinden doğan sorumlulukları haksız fiil sorumluluğu kapsamında değerlendirilir. Burada Zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağı unsurlarının varlığı halinde sporcunun sorumluluğu söz konusu olacaktır.

2. HUKUKA AYKIRILIĞI ORTADAN KALDIRAN SEBEPLER

Spor hakkına yönelik davranışlarda hukuka aykırılığın bertaraf edilmesine neden olabilen unsurların bulunması söz konusu olabilir. Burada Hukuka aykırılığı ortadan kaldıran nedenler yani hukuka uygunluk nedenleri geçerli olacaktır. Spor karşılaşmalarında hukuka aykırı sebebi ortadan kaldıran hususlar farklı özellikler gösterebilmektedir.

2.1. Yasal Savunma

Spor karşılaşmaları sırasında gerçekleşen saldırılarda, meşru müdafaa hali hukuka aykırılığı ortadan kaldırabilir.[9] Spor karşılaşmaları sırasında ortaya çıkan, gerçekleşmesi veya tekrarı kesin nitelik taşıyan kişilik haklarına yönelik olarak gerçekleştirilen hukuka aykırı bir hareketi, olay mahallindeki durum ve şartlara göre saldırı ile orantılı olmak koşulu ile savunma yapılması durumunda meşru müdafaa hali söz konusu olacaktır.[10]

Örneğin, futbol karşılaşmasında, sporculardan birisinin diğerine yumruk atmaya başlaması halinde, rakip sporcunun da kendisini korumak amacıyla el ve vücuduyla saldırıda bulunan sporcuya hamle yapması ve bundan zarar doğması halinde savunma yapan sporcunun sorumlu tutulmaması gerekecektir. Çünkü burada meşru müdafaa hali bulunmaktadır.

2.2. Zaruret Hali

Zaruret hali, bir şahsın kendisinin veya diğer bir şahsın kişilik veya malvarlığı hakkını bir zarardan veya gerçekleşmesi olası bir tehlikeden muhafaza etmek amacıyla bir başkasının mal varlığına zarar vermesi hali şeklinde tanımlanabilir.[11]

Örneğin, otomobil yarışı sırasında kaza yapan sporcunun, pistte yarışa katılan araçların kendisine çarpıp zarar vermesinden kaçınmak amacıyla bir başka şahsın aracına zarar vermesi hali zaruret hali kapsamında değerlendirilmelidir.[12]

2.3. Kanunun Verdiği Yetkinin Kullanılması

Kanunun verdiği yetkinin kullanılması halinde eylemin hukuka aykırı olduğu söylenemez. Bu durum hukuka aykırılığı ortadan kaldıracaktır.

Örneğin; sporcunun, spor kurallarının kendisine vermiş olduğu yetkiyi kullanarak rakip sporcuya zarar verilmesi halinde bu durum söz konusu olacaktır. Burada özel hukuktan kaynaklanan yetki kullanılmaktadır.

Örneğin; boks maçında sporcular birbirlerine yumruk atmaktadırlar. Çünkü bu durum oyun kuralları içerisinde yer almaktadır ve sporcular bu oyun kurallarından aldıkları yetki ile birbirlerine yumruk atmaktadırlar.​​​​​​​

2.4. Zarara İzin Verilmesi

Zarar görenin zarar verici davranışa yönelik rızası bir hukuka uygunluk nedenidir. Bu durum eylemin hukuka aykırılığını ortadan kaldıracaktır.[13] Belirtmek gerekir ki; burada gösterilen rıza, kişinin üzerinde özgürce tasarruf edebileceği haklar açısından geçerli olacaktır.

Örneğin, sporcu için son derece zararlı olan bir doping maddesinin sporcuya verilmesine sporcunun rıza göstermesi, doping maddesi verme eylemini hukuka uygun hale getirmeyecektir.[14] ​​​​​​​

2.5. Topluma Mal Olmuş Sporcuların Kişilik Haklarına Yönelik Saldırılar

Sporcu zararı göze almak zorundadır. Hukuka uygunluk nedenleri, sportif faaliyetler sırasında söz konusu olmalıdır. Özellikle toplum tarafından bilinen ünlü sporcuların kişilik haklarına yönelik davranışlar, diğer kişilere yönelik davranışlardan daha fazla olabilmektedir.

Toplum tarafından bilinen sporcuların kişilik haklarına yönelik saldırılar özellikle haber yapılması ile ilgili olabilmektedir. Çünkü basın ve spor yakın bir ilişki içindedir. Burada özellikle basın ve ifade özgürlüğü hukuka uygunluk ölçütü bağlamında dikkate alınmalıdır.

Örneğin; ünlü bir sporcu ile ilgili olarak yapılan bir spor haberinin hukuka uygunluğu açısından şu ölçütler dikkate alınmalıdır:[15]

1) Gerçeklik,

2) Güncellik,

3) Kamu yararı,

4) Toplumsal ilgi ve konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılık.

3. SORUMLULUĞUN KOŞULLARI

Spor faaliyetleri sırasında yapılan davranışlar nedeniyle ortaya çıkan sorumluluğun bir takım şartları bulunmaktadır.

Hukuka aykırılık şartı: Hukuka aykırılık, gerçekleştirilen eylemin bir hukuk normuna aykırı olması hali şeklinde tanımlanabilir.[16] Spor karşılaşmaları sırasında bir sporcunun diğer bir sporcuya verdiği zarar nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için öncelikle karşılaşma sırasında gerçekleştirilen eylemin hukuka aykırı olması gerekir.

Örneğin; bir judo maçında rakiplerin birbirlerine yönelik saldırıları oyun kuralları içerisinde yer aldığından gerçekleştirilen hareketler hukuka aykırı olmayacaktır. Çünkü yapılan hareketler oyun kuralları içerisinde yer almaktadır.

Nitekim öğretideki egemen görüşe (objektif teoriye) göre, bir eylemin genel davranış kuralına aykırı olması o eylemin hukuka aykırı olduğunu gösterir.[17]

Kusurlu olma şartı: Spor faaliyetleri sırasında verilen zararın giderilmesi için sporcunun/failin kusurlu olması şarttır.[18] Kusurun düzeyi sorumluluk açısından çok önemli değildir. Spor hakkına yönelik saldırı niteliğindeki davranışlar kasten gerçekleştirilebileceği gibi taksirle de gerçekleştirilebilir.

Zarar şartı: Zarar kavramı, şahısların mal varlığında veya kişisel varlıklarında ortaya çıkan eksilmeler şeklinde tanımlanabilir. Zararın, maddi veya manevi olabilmesi mümkündür.

Örneğin, spor karşılaşması sırasında bir sporcu, diğer bir sporcunun bacağının kırılmasına neden olması halinde zarar şartı gerçekleşmiş olacaktır. Burada sakatlığın tedavisi için yapılan harcamalar fiili zararı oluşturmaktadır. Bundan başka sporcunun oynamaması nedeni ile elde edilemeyen gelirler de bulunmaktadır. Bu gelirler de yoksun kalınan kazancı ifade etmektedir.[19]

Burada dolaylı zararların giderilmesinin mümkün olmadığı ifade edilebilir.

Örneğin, ünlü bir sporcunun oynamaması nedeni ile bir kulübün seyirci gelirinde ortaya çıkan eksilme dolaylı zarar olarak kabul edilmektedir. Bu dolaylı zararın giderilmesi mümkün olmayacaktır.[20]

Nedensellik (illiyet) Bağı koşulu: Spor hakkına karşı gerçekleştirilen saldırı ile zarar arasında nedensellik bağı olmalıdır. Bu bağın bulunması sorumluluk açısından önemlidir. Sporcuların

Uğradığı zarar ile gerçekleştirilen hareket arasında nedensellik bağının olması halinde sorumluluk söz konusu olacaktır.[21]

4. SONUÇ

Spor karşılaşmalarında, spor kaidelerine riayet edilmeden bir sporcunun yaptığı bir hareketle rakibine zarar vermesi, onu yaralanması veya ölmesine neden olması, sporcunun spor hakkının ihlali niteliğinde değerlendirilmelidir.[22]

Burada bir sporcunun diğer sporcuya yönelik hareketi kişinin vücut bütünlüğüne yönelik bir saldırı niteliğinde olacaktır.

Bu yüzden, sporcu ölümleri ve yaralanmaları nedeniyle sporcuların hukuki sorumluluğu Türk Borçlar Kanunun (TBK) 49[23] vd. maddelerine göre haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilecektir.[24]

Sporcuların müsabaka sırasında aralarında doğrudan sözleşmeye dayalı bir ilişki bulunmamaktadır. Sporcuların müsabaka sırasında birbirlerine karşı sorumluluklarında haksız fiil hükümleri uygulanmaktadır.

Spor karşılaşmalarında sporcunun yaralanması ve ölmesi sonucunda ortaya çıkan zararın ihlal edilen kuralın kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilmelidir. Burada karşımıza hukuka aykırılık kavramı karşımıza çıkmaktadır.

Bizim hukuk sistemimizde hukuka aykırılık unsuru, suça vücut veren haksızlığın niteliğidir. Burada hukuka aykırılık kavramı ile suç oluşturan eylemin hukuk sistemiyle çatışması ve hukuk sistemine aykırı olması hali kastedilmektedir.[25]

Hukuka aykırılık, suçun unsurları arasında yer almaktadır. Bu nedenle "hukuka aykırılık" kavramına yasal düzenlemede ayrıca yer verilmektedir. Burada failin olayda bir hukuka uygunluk nedeni olmadığını ve eyleminin hukuka aykırı olduğunu bilmesi şarttır.[26]​​​​​​​

4.1. Sorumluluğun şartları

Spor müsabakalarında ortaya çıkan yaralanma veya ölüm olaylarında hukuki veya cezai bir sorumluluğun ortaya çıkabilmesi için aşağıda belirtilen şartların bulunması gerekir:[27]

1) Sonuç, o spor dalının kurallarına aykırı bir hareket sonucu olmalı.

2) Yapılan hareket hukuka aykırı olmalı.

3) Hareketi yapan kusurlu bulunmalı.

4) Zararla sonuç arasında uygun illiyet bağı olmalı.

Buna karşılık, sporun kurallarına uygun davranılması halinde, sporcuların yaralanması ve ölmesi olayları açısından ortada bir zarar bulunsa bile ilgili özne açısından herhangi bir sorumluluk söz konusu olmayacaktır.

Sporcuların karşılaşma sırasında yaralanması veya ölmesi olaylarından doğan hukuki sorumluluk açısından, sporcunun ortaya çıkan zarar nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için hukuka aykırı bir davranışının bulunması şarttır. Burada bir sporcunun, rakip sporcuya yönelik ve onun mutlak hakkını ihlal eden bir davranışla ortaya çıkan zararı gidermesi söz konusu olacaktır.

Karşılaşma sırasında yapılan davranış, spor kuralları kapsamında bulunsa bile, sporcu yaralanması veya ölmesi nedeniyle ortaya çıkan sorumluluk açısından mutlak bir hakkın ihlal edildiği söylenebilecektir. Burada davranışın hukuka aykırılığı tartışmasız olmalıdır. Bu aşamadan sonra davranışın, hukuka aykırılığı ortadan kaldıran nedenler, kabul edilen risk ve ihmalin sınırlandırılması açısından değerlendirilmesi gerekecektir.

Spor karşılaşmalarında sporcunun yaralanması veya ölmesi sonucunda ortaya çıkan zararın ihlal edilen kuralın kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilmelidir. Bu yüzden riayet edilmeyen kural veya sözleşmenin koruma amacı dikkate alınmalıdır. Ayrıca ihlal edilen kural ile korunma altına alınan özneler ve varlıklar hukuka aykırılık bağlamında değerlendirilmelidir. Bundan başka, ihlal edilen kural açısından kendisine karşı korunma gerektiren davranışlar ile ortaya çıkan tehlikeler ve zararlı neticeler de hukuka aykırılık açısından değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.​​​​​​​

4.2. Kabul edilen risk

Spor karşılaşmaları sırasında sporun kurallarına uygun davranılması halinde, sporcuların yaralanması veya ölmesi nedeniyle herhangi bir sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Burada kurallara uygun davranılması halinde dahi bazı risklerin bulunduğu ve zararlı sonuçların ortaya çıkmasının muhtemel olduğu söylenebilir.[28]

Spor karşılaşmalarında kurallara riayet edilmesi halinde dahi ortaya çıkan zarardan dolayı sorumluluğu geçersiz kılan ve “kabul edilen risk” diye anılan kavram karışımıza çıkacaktır.

Kabul edilen risk kavramı; kişinin, sporun tabi olduğu kaideleri ihlal eden ve risk içeren davranış neticesinde ortaya çıkan zararlı sonuçtan sorumlu olmaması şeklinde tanımlanabilir. Yani kişinin bir takım riskleri bünyesinde barındıran davranışı neticesinde, hukuk sistemi tarafından himaye edilen değerlerin ihlal edilmesi ile ortaya çıkan zarar nedeniyle sorumlu tutulmaması anlamına gelmektedir.

Belirtmek gerekir ki; risk barındıran davranışlar, hayatın pek çok alanında olduğu gibi sporda da mevcuttur. Riskli davranışların gerçekleştirilmesi halinde zarar veya tehlikeli sonucun ortaya çıkma olasılığı bulunmaktadır.

Riskli hareketler olmaksızın ilgili faaliyetin yapılamaması nedeniyle hukuk sistemleri bu tür riskli davranışlara izin vermektedir. Örneğin; tıbbi uygulamalarda kabul edilen risk bu şekildedir.

Bir spor karşılaşmasında yer alan sporcu, riskli davranışlar sonucunda ortaya çıkan zararı kabul etmektedir. Sporcu bu iradesini açık veya zımni bir şekilde dış aleme yansıtmaktadır.[29] Bu irade beyanının hukuka aykırı olmayan bir şekilde tecelli etmesi gerekir. Spor karşılaşmasına katılan özneler, bu konuda rıza göstermiş sayılacaklardır.

Spor karşılaşmalarında ortaya çıkan ölüm ve yaralanmalar nedeniyle doğan zararların giderilmesi için hareketin hukuka aykırılığını geçersiz kılan nedenlerin değerlendirilmesi gerekir.

Hukuka aykırılığı geçersiz kılan nedenlerin bulunması halinde dahi hakkaniyet gereği sporcuların ortaya çıkan zarar nedeniyle sorumlu tutulması gerekip gerekmediği hususu da öğreti ve uygulamada tartışma konusu olmaktadır.

Oyun kurallarına riayet eden bir sporcunun dahi bir kişiye zarar vermesi mümkündür. Bu durumda kurallara uyan sporcunun zararlardan nedeniyle sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Bununla birlikte izin verilen bir hareket ahlaka aykırı bir tarzda gerçekleştirilirse sporcunun sorumluluğu olacaktır.

Örneğin; failin başkasına yönelik gerçekleştirdiği zarar verici davranışın yasaklanmamasına rağmen, bu şekildeki bir eylem ahlaka aykırı ise, o zaman tazminat yükümlülüğü gündeme gelecektir.

Sporda ahlaka aykırılık nedeniyle ortaya çıkabilecek hukuki sorumluluğun belirlenmesi açısından “fair play”e dair açıklamalara bakılmalı ve “fair play” çerçevesinde ilgili öznenin hukuki sorumluktaki konumu belirlenmelidir.

Spor karşılaşmaları sırasında sporcuların ölmesi veya yaralanması nedeniyle ortaya çıkan sorumluluk, kural olarak kusur sorumluluğudur. Bu nedenle öncelikle sporcunun kusuru belirlenmelidir. Kusur kavramı kapsamında failin kastı, taksir düzeyleri değerlendirilmelidir.

Ayrıca sporcunun ihmal niteliğindeki davranışlarının belirlenmesinde, genel hükümler dışında spor hukukunun ortaya koyduğu özellikler dikkate alınmalıdır.

Sportif amaca yönelmiş davranışların spor kuralının dışına çıkması durumunda, anlaşılabilir bir sertlik seviyesinde olması halinde ihmalden söz edilemeyeceği gerçeğini gündeme getirecektir. Burada, sporcunun ihmalinin belirlenmesinde profesyonellik ve amatörlük ile oyun kültürü dikkate alınmalıdır.

Hukuk sisteminin kabul ettiği hukuksal faydaların bir zarar görmesi halinde zarara uğratan özne, bu zararı gidermekle yükümlü olacaktır. Daha önce de ifade edildiği üzere, sporcunun hukuka uygun olmayan eylemi sonucunda bir zarar ortaya çıkmışsa, zarar veren eylemi gerçekleştiren öznenin sorumluluğuna gidilmesi gerekecektir. Burada kuşkusuz zarar ile eylem arasında nedensellik bağının varlığı şart olarak aranacaktır.

Spor karşılaşmalarında, zarar veren sporcu ayırt etme yeteneğine sahip olmasa dahi, hakkaniyet gereği ayırt etme gücünden yoksun sporcunun sorumluluğunun olup olmadığı hususu ayrıca tartışılmalıdır.[30]​​​​​​​

4.3. Profesyonel kulüplerin sorumluluğu

Profesyonel kulüp düzeyinde yapılan sporlar açısından kulübün istihdam eden sıfatıyla hukuki sorumluluğu cihetine gidilebilecektir. Burada profesyonel sporcu ile kulübü arasında bir sözleşme bulunmaktadır. Taraflar işçi ile işveren arasında gerçekleşen iş görülmesi, ücret, süreklilik, bağımlılık gibi unsurlar üzerinde uzlaşmışlar ve bu uzlaşıyı sözleşmeye çevirmişlerdir.

Burada ayrıca kulüp sporcusunun başka bir sporcuya vermiş olduğu zarardan dolayı kulübün hukuki sorumluluğu olup olmadığı hususu da tartışılmalıdır.

Profesyonel sporcuların hizmetleri nedeniyle ile ortaya çıkan zararlar açısından Kulübün sorumluğu bulunmaktadır. Sporcunun spor karşılaşması sırasında verdiği tüm zararlarda istihdam eden sıfatıyla kulübün zararı giderme sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak spor faaliyeti dışında sporcunun yaptığı diğer haksız eylemlerde kulübün sorumluluğu söz konusu olamaz.[31] Bununla birlikte spor karşılaşması ile ilgili olan faaliyetler açısından kulübün hukuki sorumluluğu söz konusu olacaktır.​​​​​​​

4.4. Antrenörler

Sporcuları karşılaşmaya yani maçlara hazırlayan antrenör, sporcuların maddi ve manevi varlığını muhafaza edebilmek için sporculara karşı gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekecektir. Antrenörün sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğu söylenebilir.

Haksız eylemin diğer unsurlarının bulunması durumunda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan antrenör ortaya çıkan zararı gidermek zorunda kalacaktır. Antrenörün ortaya çıkan zarar nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için antrenörün, zarar gören sporcu üzerinde bir gözetim yükümlülüğünün bulunması gerekir. Burada görev sorumluluğunun hangi durumlarda ihlal edildiği tespit edilmelidir.

Antrenör, görevli olduğu konular üzerinde dikkat ve özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülükte bir takım eksikliklerin bulunması halinde ortaya çıkan zarar nedeniyle antrenör sorumlu tutulacaktır.

Örneğin, spor karşılaşmasına müsait olmayan bir sporcunun maça çıkartılması nedeniyle ortaya çıkan bir zarar varsa, bu zarardan antrenörün sorumlu tutulması gerekecektir.​​​​​​​

4.5. Hakemler

Spor karşılaşmalarını yöneten hakemler, sporcuların maddi ve manevi varlığının muhafaza edilmesi adına sporculara karşı gerekli dikkat ve özeni göstermekle yükümlü kılınmışlardır.[32]

Hakemin, yaralanmaya neden olan davranış üzerinde kontrolü bulunmaktadır. Bu nedenle hakemlerin doğrudan veya dolaylı bir şekilde katılımcılar üzerinde bir dikkat ve özen yükümlülüğü bulunmaktadır.

Hakem, sporcu yaralanmaları konusundaki riskleri en aza indirmeli veya mümkünse ortadan kaldırmak için elinden geleni yapmalıdır. Burada hakemin bu konuda gerekli dikkat ve özeni gösterme zorunluluğu bulunmaktadır. Hakemin dikkat ve özen yükümlülüğünün kapsamı ve ne zaman ihlal edilmiş olabileceği tespit edilmelidir.

Spor karşılaşması sırasında sporcuların yaralanması veya ölmesi nedeniyle ortaya çıkan zararlar nedeniyle hakemin hukuki sorumluluğunun varlığı açısından hakemin kendi eyleminin bulunması şartı aranmaktadır.

Hakemin dikkat ve özen yükümlülüğünün eksikliği sonucunda sporcunun makul sayılmayan risklere muhatap kılınması durumunda hakemin hukuki sorumluluğu söz konusu olacaktır.​​​​​​​

4.6. Organizatör

Organizatör, spor organizasyonunu üstlenen kişi şeklinde tanımlanabilir, Başka bir söylemle organizatör, spor faaliyetlerini idare eden, yöneten, spor karşılaşmalarının hazırlıklarını yapan öznedir.[33]

Spor organizasyonunda sporcu, seyirci, çalıştırıcı ve karşılaşma ile ilgili diğer kişilerin zarar görmemesi için gerekli tüm önlemler alınmalıdır. Burada faaliyeti düzenleyen makul, akla uygun davranmalı ve gerekli dikkat ve özeni göstermelidir.

Organizatörün, sporcuların yaralanmasından ve ölmesinden doğan zararlar açısından sorumluluğu olabilir. Bu konudaki hukuki sorumluluğun ayrıca tespit edilmesi gerekir.

Organizatör, spor karşılaşmaları sırasında sporcuların yaralanması ve ölmesi nedeniyle ortaya çıkan zararların giderilmesinde TBK haksız fiil hükümleri gereğince sorumlu tutulabilecektir.

Hukuka aykırı fiil, zarar, illiyet bağı ve kusurluluk gibi şartların oluşması halinde, organizatörün ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulması mümkün olacaktır. Burada organizatör ile sporcular arasında bir sözleşme ilişkisi olmadığını ifade etmeliyiz.​​​​​​​

4.7. Seyirciler

Sporcuların yaralanması ve ölmesi halinde ortaya çıkan zararın giderilmesi açısından karşılaşmayı izlemeye gelen seyircilerin de sorumlu olabileceği haller bulunabilir. Bu gibi durumlarda seyircinin davranışlarıyla ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağı ve kusurlu davranışın niteliği inceleme konusu yapılmalıdır.

Spor karşılaşmasını takip eden seyirci, kusurlu bir şekilde hukuka aykırı bir eylem ile sporcunun beden bütünlüğünü ihlal ederse, ortaya çıkan zarar nedeniyle sorumlu olacaktır.

Seyircinin karşılaşma sırasında sporcunun zarar görmemesi için gerekli tüm dikkat ve özeni göstermek zorunluluğu bulunmaktadır.

Örneğin, elindeki bir maddeyi karşılaşma alanına atarak sporcunun yaralanmasına veya ölmesine neden olan seyirci ortaya çıkan zarar nedeniyle sorumlu tutulacaktır.​​​​​​​

4.8. Yaşı küçük olan ve kısıtlı sporcular

Bazen yaşı küçük olan sporcular da spor karşılaşmalarına iştirak etmektedirler. Küçükler açısından spor karşılaşmalarında ev başkanlığının sorumluluğu değerlendirilmelidir. Küçüklerin, kısıtlının, akıl hastası veya akıl zayıflığı olan kişinin diğer bir sporcuya zarar vermesi durumunda ev başkanının zarardan dolayı sorumluluğu irdelenmelidir. Burada ev başkanının sporcu yaralanmalarından ve ölmelerinden doğan sorumluluğu tartışılmalıdır. Şartların uygunluğu halinde bu öznelerin de sorumlu tutulması gerektiği söylenebilecektir.​​​​​​​

4.9. İdarenin Sorumluluğu

Spor hukuku, karma bir nitelik taşımaktadır. Burada çeşitli hukuk dallarının dikkate alınması zorunluluğu bulunmaktadır. Spor karşılaşmalarında ortaya çıkan yaralanma ve ölüm olaylarından dolayı sorumluluğun idareye ait olup olmayacağı belirlenmelidir.

Spor karşılaşmalarında ortaya çıkan haksız eylem nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidilebilir. Belirtmek gerekir ki; bazı spor karşılaşmaları idare tarafından tertiplenmektedir. Bu durum kamu hizmeti vasfına haizdir. Bu yüzden, idarenin, sporcu yaralanmasından veya ölmesinden kaynaklanan hukuki sorumluluğu vardır ve bu sorumluluğun kapsamı her olayın özelliklerine göre ayrı ayrı belirlenmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

Çağlayan, Ramazan, Spor Hukuku, Asil Yayın Dağıtım, Ankara 2007.

Eren, Fikret, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, (8. Baskı), Beta Yayınları, İstanbul 2008.

Erkiner, Kısmet, “Uluslararası Olimpiyat Komitesi ve Milli Olimpiyat Komitelerinin Spor Hukukunun Gelişmesindeki Rolü”, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Spor Hukuku Komisyonu (Haz.), Spor Hukukunda Günel Gelişmeler ve Sorunlar Sempozyumu, 15 Kasım 2008 Cumartesi Olipiyatevi - İstanbul, (ss. 9–43), TMOKY, İstanbul 2009.

Ertaş, Şeref ve Petek, Hasan, Spor Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2005.

Gülşen, Recep, Spor Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara 2012.

Kaneti, Selim, Haksız Fiilde Hukuka Aykırılık Unsuru, Kazancı Yayınları, İstanbul 2007.

Kılıçoğlu, Ahmet, “Haksız Filden Sorumlulukta Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk İlişkisi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Gergisi, 51 (3-4), 1972.

Kılıçoğlu, Mustafa, Tazminat Hukuku, (2. Baskı), Legal Yayınları, İstanbul 2006.

Kocasakal, Ümit, “Sporda Hukuki ve Cezai Sorumluluk”, 1. Uluslararası Spor Hukuku Kurultayı, Ankara, 12 Ocak 2009, (ss. 54-61), Ankara Barosu Yayınları, Ankara: 2010.

Koçhisarlıoğlu, Cengiz, Haksız Eylem Kusuru 1–11, (Yayımlanmamış Doçentlik Tezi), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1990.

Marakinyo, E.O, Legal Liabilities of Referees for Negligence During Sports Competition, [Spor Müsabaka Anında Hakemlerin İhmallerinden Dolayı Hukuki Sorumlulukları] İnternational Sport Law Review Pandektis, 7 (3-4), 2008.

Nomer, Haluk, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, (10. Baskı), Beta Yayınları, İstanbul 2011.

Oğuzman, Kemal ve Öz, Turgut, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, (4. Baskı), Filiz Kitapevi, İstanbul 2004.

Reisoğlu, Safa, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, (20. Baskı), Beta Yayınları, İstanbul 2008.

Tandoğan, Haluk, Türk Mes’uliyet Hukuku, Akit Dışı ve Akdi Mes’uliyet, Ajans- Türk Matbaası, Ankara 1961.

Tekinay, S. Sulhi, Akman, Sermet, Burcuoğlu, Haluk, Altop, Atilla, Tekinay Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, (7. Baskı), Filiz Kitapevi, İstanbul 1993.

-------

[1] Kocasakal, Ümit, “Sporda Hukuki ve Cezai Sorumluluk”, 1. Uluslararası Spor Hukuku Kurultayı, Ankara, 12 Ocak 2009, (ss. 54-61), Ankara Barosu Yayınları, Ankara: 2010, s. 54.

[2] Ertaş, Şeref ve Petek, Hasan, Spor Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2005, s. 307.

[3] Ertaş ve Petek, s. 307.

[4] Ertaş ve Petek, s. 308.

[5] Ertaş ve Petek, s. 308.

[6] EBK. 41 vd.

[7] Çağlayan, Ramazan, Spor Hukuku, Asil Yayın Dağıtım, Ankara 2007. s. 178; Ertaş ve Petek, s. 310;

[8] Ertaş ve Petek, s. 308.

[9] Ertaş ve Petek, s. 60,61; Çağlayan, s. 35,36.

[10] Tekinay, S. Sulhi, Akman, Sermet, Burcuoğlu, Haluk, Altop, Atilla, Tekinay Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, (7. Baskı), Filiz Kitapevi, İstanbul 1993., s. 486,487; Tandoğan, Haluk, Türk Mes’uliyet Hukuku, Akit Dışı ve Akdi Mes’uliyet, Ajans- Türk Matbaası, Ankara 1961, s. 33,36; Reisoğlu, Safa, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, (20. Baskı), Beta Yayınları, İstanbul 2008, s. 134,135; Nomer, Haluk, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, (10. Baskı), Beta Yayınları, İstanbul 2011. s. 105,106; Eren, Fikret, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, (8. Baskı), Beta Yayınları, İstanbul 2008. s. 567 vd; Oğuzman, Kemal ve Öz, Turgut, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, (4. Baskı), Filiz Kitapevi, İstanbul 2004, s. 489,490;

[11] Ertaş ve Petek, s. 61,62; Çağlayan, s. 36,37.

[12] Çağlayan, s. 37.

[13] Çağlayan, s. 37,38.

[14] Çağlayan, s. 37.

[15] YHGK, E: 2002/4-199, K: 2002/256, T: 03.04.2002.

[16] Kılıçoğlu, Ahmet, “Haksız Filden Sorumlulukta Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk İlişkisi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Gergisi, 51 (3-4), 1972. s. 201; Kılıçoğlu, Mustafa, Tazminat Hukuku, (2. Baskı), Legal Yayınları, İstanbul 2006. s. 108; Cengiz Koçhisarlıoğlu, Haksız Eylem Kusuru 1–11, (Yayımlanmamış Doçentlik Tezi), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1990, s. 225; Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, s. 547; Oğuzman ve Öz, s. 493;

[17] Tekinay, Akman, Burcuoğlu ve Altop, s. 476; Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler s. 547; Oğuzman ve Öz, s. 494; Tandoğan, Türk Mes’uliyet Hukuku, Akit Dışı ve Akdi Mes’uliyet, s. 18; Kaneti, Selim, Haksız Fiilde Hukuka Aykırılık Unsuru, Kazancı Yayınları, İstanbul 2007. s. 92 vd.; A. Kılıçoğlu, s. 201; Nomer, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, s. 100.

[18] Ertaş ve Petek, s. 66; Çağlayan, s. 38.

[19] Ertaş ve Petek, s. 66; Çağlayan, s. 39.

[20] Çağlayan, s. 39.

[21] Ertaş ve Petek, s. 68; Çağlayan, s. 39.

[22] Erkiner, Kısmet, “Uluslararası Olimpiyat Komitesi ve Milli Olimpiyat Komitelerinin Spor Hukukunun Gelişmesindeki Rolü”, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Spor Hukuku Komisyonu (Haz.), Spor Hukukunda Günel Gelişmeler ve Sorunlar Sempozyumu, 15 Kasım 2008 Cumartesi Olipiyatevi - İstanbul, (ss. 9–43), TMOKY, İstanbul 2009, s. 12.

[23] EBK. 41 vd.

[24] Ertaş ve Petek, s. 310; Çağlayan, s. 178.

[25] 5237 sayılı TCK, suç tanımlarında “hukuka aykırı olarak”, “hukuka aykırı başka bir davranışla”, “hukuka aykırı diğer davranışlarla”, “hukuka aykırı yolla”, “hukuka aykırı yollarla” gibi ifadeler kullanmıştır.

[26] 5237 sayılı TCK ile hüküm altına alınan hukuka uygunluk nedenleri şunlardır: Kanunun hükmünü yerine getirme (TCK m. 24/1), Meşru savunma (TCK m.25/1), İlgilinin rızası (TCK m.26/2), Hakkın kullanılması (TCK m.26/1). Bkz.; YCGK, E: 2014/465, K: 2015/235, T: 16.06.2015.

[27] YCGK, E: 2014/465, K: 2015/235, T: 16.06.2015.

[28] Ertaş ve Petek, s. 308.

[29] Ertaş ve Petek, s. 64; Çağlayan, s. 38.

[30] Günümüzde, zihinsel engelliler spor yapmakta ve hatta kendilerine ait bir federasyonları (Türkiye Zihinsel Engelliler Spor Federasyonu) bulunmaktadır.

[31] Ertaş ve Petek, s. 325.

[32] Marakinyo, E.O, Legal Liabilities of Referees for Negligence During Sports Competition, [Spor Müsabaka Anında Hakemlerin İhmallerinden Dolayı Hukuki Sorumlulukları] İnternational Sport Law Review Pandektis, 7 (3-4), 2008, s. 472.

[33] Gülşen, Recep, Spor Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara 2012, s. 68.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.