5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde taksirle öldürme suçu düzenlenmiştir. Madde metnine baktığımızda taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişinin cezalandırılmasından bahsedildiğinden taksirle ölüme sebebiyet verme ibaresinin kullanılması da kanun sistematiği bakımından kabul edilmiş bir terim olduğundan taksirle öldürme veya taksirle ölüme sebebiyet verme arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.

Korunan Hukuki Değer

Taksirle öldürme suçunda korunan hukuksal yarar kişinin yaşam hakkıdır. En üstün hak olan yaşam hakkı Anayasal ve Uluslararası belgelerle de koruma altına alınmıştır. Nitekim kanunumuzda hayata karşı suçlar altından taksirle ölüme sebebiyet verme de suç olarak düzenlenmiştir. Diğer bir ifadeyle taksirli fiilden dahi yaşam hakkına müdahale olduğunda sorumluluğun karşılığı olarak cezalandırılma için kanun koyucu eylemi suç olarak düzenlemiştir ve bir yaptırıma bağlamıştır.

Fail

Taksirle öldürme suçunda failin kendisine yüklenen ödeve (objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne) aykırı davrandığı için öngörebilme ve önleyebilme olanağına sahip bulunduğu halde bir insanın ölümüne neden olması korunan hukuksal yarı deldiğinden cezalandırılmasını gündeme getirmiştir. Demek ki bu suçun faili herkes olabilir.

Mağdur

Suçun maddi unsurunu oluşturan hareketin gerçekleştirildiği sırada yaşıyor olmak koşuluyla yaşı sağlık durumu ırkı ve soysal durumu dili cinsiyeti ve uyruğu ne olursa olsun failin kendi dışında herkes bu suçun mağduru olabilir.

Bu suçun mağduru cenin veya doğmamış kişi olamaz. Eğer suçun kanuni unsurları varsa TCK madde 99 vd. çocuk düşürme ve düşürtme suçlarından sorumluluk doğabilir. Çünkü Türk Medeni Kanunu’nun madde 28/1 fıkrasında çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda kişiliğinin başlayacağı belirtildiğinden tam doğum ile de kişi suçun mağduru konumundadır.

Suçun Maddi Unsuru

Taksirle öldürme suçu serbest hareketli bir suç olup suçun hareket ögesi ise bir insanın ölümüne neden olan davranışlardır. Burada ölüm sonucu failin taksirli eyleminden kaynaklanmaktadır. Suçun hareket ögesi bakımından kural olarak kasten öldürme suçu ile taksirle öldürme suçu benzerlik gösterir. Taksirle öldürme suçu bir zarar suçudur. Suçun sonucunda mağdur ölmektedir. Taksirli hareket sonucu mağdur yaralanmışsa taksirli suçlara teşebbüs olmayacağından fail taksirle yaralama suçundan dolayı cezalandırılır. [1]

Fail burada objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi nedeniyle öngörülebilir ve önleyebilir ölüm neticesini öngörmediği için gerçekleşen ölüm neticesinden dolayı sorumlu tutulmaktadır. [2] TCK madde 22/2’den de anlaşılacağı üzere dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi durumundan failin taksirle hareket etmiş olacağı kabul edilir ve suçun oluşumu söz konusu olur. Demek ki, taksirle öldürme eyleminden söz edilebilmesi için ilk olarak failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olması gerekir; ikincil olarak ise öngörülebilir neticenin fail tarafından öngörülememiş olması aranır. Örneğin, hız kurallarına, dönüş kurallarına, geçme kurallarına uyulmaması failin dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterir. Fail dikkat ve özen yükümlülüğü bir hukuk normundan, sözleşmeden, failin yürüttüğü meslek kurallarından veya ön gelen bir davranışından da kaynaklanabilir.

Suçun Manevi Unsur

Taksirle öldürme suçunu kasten öldürme suçundan ayıran en önemli fark, suçun manevi unsurudur. Kasten öldürme suçunda failde bilerek ve isteyerek kişinin yaşamına son verme kastı aranırken; taksirle öldürmede ise failde ölüm neticesine yönelik doğrudan veya olası bir kast bulunmamaktadır. Maddi unsurda da belirtildiği üzere yükümlülüğe aykırı davranılarak öngörülebilir veya önlenebilir bir ölüm neticesi fail tarafından öngörülmediğinden gerçekleşen neticeden dolayı failin sorumluluğu doğmaktadır.

5237 sayılı TCK’nun madde 22/3 fıkrasında bilinçli taksir unsuruna “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi” şeklinde yer verilmiştir. Demek ki; fail, neticeyi öngörmekle birlikte, neticenin gerçekleşmesini istememekte buna rağmen netice gerçekleşmektedir.

Demek ki; fail, neticeyi öngörmekle birlikte, neticenin gerçekleşmesini istememekte buna rağmen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak bu neticenin gerçekleşmeyeceğine güvenmiş ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır.

Bilinçli taksiri olası kasttan ayıran en önemli özellik, fail hareketine devam ederken olursa olsun şeklinde bir katlanma, sonucu kabullenme ile değil, bir şey olmayacağına ilişkin bir güvenle hareket etmektedir. Bu güvenin kaynağı, talih, bilgi, tecrübe, kullanılan vasıtanın kalitesi veya kişisel yetenekler olabilir. [3]

Örneğin, aşırı hızla seyrederek dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket eden failin, bu hareketi nedeniyle kırmızı ışığı geç fark etmesi ve frene basmasına rağmen karşı şeride geçerek diğer araçlara çarpması sonucunda yaralama ve ölüme sebebiyet verdiği olayda; bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçu oluşur. Çünkü fail, aşırı hızla seyrederken aracın kontrolünü kaybedebileceğini genel olarak öngörmekte, fakat aracına ve yeteneklerine güvenerek hareketini gerçekleştirmektedir. Ancak kırmızı ışığı fark ettiğinde frene basması ve manevra yapması da neticeyi istemediğini göstermektedir.

Hukuka Uygunluk Nedenleri

Bu suç bakımından herhangi bir hukuka uygunluk nedeni bulunmamaktadır.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs; Kural olarak Türk Ceza Kanunu bakımından teşebbüsün uygulanabilmesi için suçun kasten işlenebilen bir suç olması gerekmektedir. Bu sebeple taksirle öldürme suçunda teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Demek ki; bu suç bakımından hareketin yapıldığı zaman önemli değildir, ölüm sonucunun meydana gelmesi ile birlikte suç tamamlanmış olacaktır.

İştirak; Türk Ceza Kanunu bakımından taksirle işlenen suçlara iştirak mümkün değildir. Bu sebeple de taksirle öldürme suçunda da iştirak hükümleri uygulanmaz.

İçtima; Eğer fail gerçekleştirmiş olduğu eylemi ile birlikte birden fazla kişinin ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise suçun nitelikli hali gerçekleşeceğinden (TCK m.85/2) gerçek içtima hükümleri de uygulanmayacaktır. Demek ki bu durumda faile farklı nev’iden fikri içtima hükümleri uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilmesi gerekmektedir.

Şahsi Cezasızlık Sebebi ve Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep

Türk Ceza Kanunu’nun 22/6 fıkrasında taksirli hareket sonucunda münhasıran failin kişisel ve ailevi durumunun artık ceza verilmesini gereksiz kılacak derecede etkilenmiş olması halinde ceza verilmeyeceği belirtilmektedir. Bilinçli taksir halinde ise cezanın yarıdan altıda birine kadar indirilmesi gerekmektedir. [4]

Taksirle öldürme suçunda fail açısından işlediği eylem sonucu büyük bir mağduriyet doğduğundan kanun koyucu TCK madde 22/6 fıkrasıyla taksir açısından şahsi cezasızlık sebebi içerirken, bilinçli taksir açısından ise cezada indirim yapılması gerektiğini düzenleme altına alınmıştır. Yani fail suç işleme kararı vermemiş ve yalnızca dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş ise işlediği fiil ile bir aile bireyini kaybetmesi sonucunda zaten bu hal kendisi için çok ağır bir ceza anlamı taşıdığından suç politikası gereğince bu kişiye tekrar bir ceza verilmesinde fayda bulunmadığından, madde hükmü kapsamında ailenin diğer fertleri açısından tekrar bir yıkım etkisinin önüne geçilmesi için cezaların hakkaniyete aykırı sonuç doğurmasının önlenmesi istenmiştir.

Diğer bir ifadeyle şahsi cezasızlık sebebinin uygulanabilmesi için taksirli fiil sonucu meydana gelen neticenin cezanın tatbikini gereksiz kılacak derecede mağduriyete yol açması ve bu mağduriyetin münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından ortaya çıkması aranmaktadır. [5] Örneğin araç kullanan failin yoldan çıkarak bir ağaca çarpması sonucunda yan koltukta oturan eşinin ölmesi halinde şartlar gerçekleştiği takdirde bu uygulama gündeme gelebilir. Eğer fail eşiyle şiddetli geçimsizlik halinde ve bu durumdan gizli bir memnuniyet duyuyorsa bu takdirde bu uygulama söz konusu olmayabilir.

Cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep bakımından ise taksir ve bilinçli taksir arasındaki fark nedeniyle taksir açısından şahsi cezasızlık nedeni öngörülürken bilinçli taksir için cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep öngörülmüştür. Demek ki şartlar gerçekleştiği takdirde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilecektir.[6]

Soruşturma Usulü, Müeyyide ve Zamanaşımı

Taksirle öldürme suçunun soruşturulması ve kovuşturulması için şikayet aranmaz, re’sen soruşturma ve kovuşturma yapılır.

Taksirle öldürme suçunda TCK madde 85/1 fıkra hükmü uyarınca taksirle bir insanın ölümüne neden olan fail 2 ila 6 yıl arası hapis cezasına çarptırılır. Eğer madde 85/2 fıkrası söz konusu ise yani suçun birden fazla kişinin ölümü veya bir veya birden fazla kişinin ölümüyle bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde 2 ila 15 yıl arası hapis cezası öngörülmüştür.

Dava zamanaşımı süresi, TCK madde 85/1 ve 2 fıkraları bakımından TCK madde 66/1-d bendi uyarınca kural olarak 15 yıldır fakat faile verilecek ceza 5 yıldan fazla değilse bu durumda dava zamanaşımı süresi, TCK madde 66/1-e bendi uyarınca 8 yıldır.

Av. Maşallah MARAL

Stj. Av. Büşra BOZDAĞ

(Bu köşe yazısı, Avukat Maşallah MARAL tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

KAYNAKÇA

Artuk Mehmet Emin, Gökcen Ahmet, Yenidünya Caner, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2016.

Ünal Ertuğrul, Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2017.

Tezcan Durmuş, Erdem Mustafa Ruhan, Önok R.Murat, Teorik Ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin Yayıncılık, İstanbul, 2013.

Yıldız Ali Kemal, Taksirle Öldürme (Ceza Özel Hukuku Cilt 2, Kişilere Karşı Suçlar), Onikilevha Yayıncılık, İstanbul, 2017.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.04.2014, 9-104/216.

--------------------------

[1] Yıldız Ali Kemal, Taksirle Öldürme (Ceza Özel Hukuku Cilt 2, Kişilere Karşı Suçlar), Onikilevha Yayıncılık, İstanbul, 2017, s.100.

[2] Tezcan Durmuş, Erdem Mustafa Ruhan, Önok R.Murat, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin Yayıncılık, İstanbul, 2013, s.182.

[3] Artuk Mehmet Emin, Gökcen Ahmet, Yenidünya Caner, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınları, s.349.

[4] Ünal Ertuğrul, Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2017, s.218.

[5] Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.04.2014, 9-104/216

[6] Ünal Ertuğrul, a.g.e., s.225.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.