213 sayılı VUK 114 mad. hükmünde zamanaşımı sürelerine yer verilmiştir. Buna göre, vergi alacağının doğdu takvim yılı izleyen yılın başından başlamak üzere 5 yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin tarh zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir. Ancak, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna müracaat edilmesi halinde tarh zamanaşımı durmaktadır. Duran zamanaşımı söz konusu komisyon kararını vergi idaresine gelişini izleyen günden itibaren beklediği yerden tekrar işlemeye devam eder. Ancak, duran süre her hal ve takdirde 1 yıldan çok olmayacaktır. [1]

Bilindiği üzere, Türkiye’de vergi incelemeleri ve takdir komisyonları tarafından yapılacak takdir işlemleri açısından süre konusu tarh zamanaşımı olarak 5 yıl şeklinde belirlenmiştir. Örneğin; 2015 yılı ile ilgili gelir vergisi, KDV, Kurum vd. vergiler açısından tarh zamanaşımı 2015 yılını izleyen yıldan itibaren 5 yıl olarak belirlenmiştir. Buna göre; 2015 yılı ile ilgili vergi incelemesi 31.12.2020 tarihine kadar sonuçlandırılması gerekmektedir. (VUK mad. 114) Geçmiş yıllarda Danıştay tarafından tarh zamanaşımının bitmesine kısa bir süre kalan hallerde takdire sevk işlemleri Yüksek Mahkeme Danıştay’ın pek çok kararları ile eleştirilerek kabul edilmemesi şeklinde mustakar hale gelen kararları mevcut idi.

Bilindiği gibi, Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından verilen 23.10.2019 gün ve E:2019/705-K:2019/725 sayılı kararı yayınlanmıştır. Bu karar ile Danıştay tarafından verilen eski içtihatlarında tarh zamanaşımının son yılında yapılan takdire sevk işlemlerine ilişkin başvuruların zamanaşımını durdurmak amacıyla yapıldığı söz konusu idi. Bundan sonra yayınlanan 23.10.2019 tarihli yeni içtihat ile zamanaşımının bitmesine kısa bir süre kala tarh zamanaşımına uğrayacak yılın vergi incelemesinin takdire sevk edilmemesi halinde, noksan vergi incelemesi yapılması muhtemel bir ihtimal olduğu için takdire sevkin sadece zamanaşımı durdurma amacı taşıdığı yönündeki genel kabul amme yararı açısından uygun olmayacaktır. (VUK mad. 114)

Eski içtihatlarda, zamanaşımının son yılında yapılan takdire sevk işlemlerine ilişkin durumlarda zamanaşımının durdurulması maksadıyla yapıldığı kabul edilmekte idi. Örneğin; zamanaşımının son yılının son aylarında veya günlerinde vergi kaçakçılığına ilişkin önemli bir duyum veya ihbar alınması halinde Aralık ayının bitmesine kısa bir süre kala mesele takdire sevk edilerek çözüm bulunmakta idi. Ancak bu durum eski içtihatlarda idarenin işlemi kabul edilmeyerek, mükellef lehinde kararlar ihdas edilmekte idi. (Bkz: Danıştay 9. Dairesi kararı 22.05.2013 gün ve E:2012/9726-K:2013/5028 sayılı karar)

Zamanaşımının son yılında yapılan takdire sevk işlemlerinin Danıştay’ın 23.10.2019 gün ve E:2019/705-K:2019/725 sayılı kararı ile vergi idaresi tarafından takdire sevk tarihi dikkate alınarak, takdir komisyonuna sevkin zamanaşımını durdurmak amacıyla yapıldığı kabulünün hukuka uygun olmadığına karar verilmiş olup, 213 sayılı VUK 30. Mad. sayılan resen vergi tarhını gerektiren nedenlerin varlığı halinde vergi inceleme elemanlarınca ilgili dönem matrahı resen takdir olunabileceği gibi, takdir komisyonuna müracaat edilerek de matrahın takdir edilmesi sağlanabilecektir. Böylece yeni içtihat idare lehine alınmış bir karar olup, zamanaşımı bitmesine kısa bir süre kala takdire sevklerin yasal olduğu yönünde önemli bir adım atılarak, gerek vergi idaresinin ve gerekse vergi denetim kurulu müfettişlerinin sevk işlemleri rahatlatılmıştır. Aynı şekilde Gelir İdaresinin takdir komisyonları ve vergi daireleri tarafından tarh zamanaşımının bitmesine kısa bir süre kalan durumlarda vergi dairesi takdire sevk işlemleri yeni içtihat ile rahatlatılmıştır. [2]

----------------------------------------

[1] Bkz: VUK mad. 114, Huz Akademi, Tüm Vergi Kanunları, 40. Baskı, S:430

[2] Bkz: İnce Eyyup, Tarh Zamanaşımına İlişkin Danıştay Yeni İçtihadı, Vergi Sorunları Dergisi, S:377, Şubat 2020, S:95-102

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.