banner628
TBMM’DEKİ 3K PRENSİBİ NE?..
TBMM Soruşturma Komisyonu’nun 4 eski bakanla ilgili aldığı karar Türkiye’nin gündeminden bir an olsun düşmüyor. Muhalefetten birbiri ardına çok sert açıklamalar geldi. Komisyonun taraflı olduğu iddiaları ayyuka çıktı. Bir de komisyona baskı yapıldığı ileri sürülürken, AK Partili 9 üyenin de aynı yönde oy kullanması tartışmaların ateşini daha da körükledi. Tartışmalar gündemdeki sıcaklığını korurken HUKUKİ HABER olarak Meclis’te kurulan komisyonlardaki işleyişi eski bir MHP milletvekili ve komisyon üyesi olan Bozkurt Yaşar Öztürk’le konuştuk. 

MEHMET ALİ AY / HUKUKİ HABER

İşte o röportaj;


ERGENOKON SORUŞTURMASINDA HANGİ BELGELER KULLANILDI?

Meclis çatısı altında 3 tip komisyon vardır. Bunlardan  birinicisi doğrudan kurulan mesleki komisyonlardır. Örnek olarak Milli Eğitim komisyonu, adalet komisyonu, sağlık komisyonları gibi. Bunlar zaruri komisyonlardır. İkincisi araştırma komisyonları üçüncüsü ise soruşturma komisyonlarıdır. Soruşturma komisyonu ile araştırma komisyonu arasında çok fark var. Basit olan araştırma komisyonu  Meclis’teki milletvekillerinden oluşur, partilerin vekil dağılımına göre buraya üye verilir. Araştırma komisyonu memleket bazında yurt içi ya da dışı herhangi bir mesele de araştırma yapma, bilgi toplama bu bilgi ve belgeleri rapor haline getirip meclis genel kuruluna teslim etmek kaydıyla bir rapor oluşturur. Araştırma komisyonunun bir yaptırım gücü yoktur. Ancak yaptırımı rapordan suç duyurusunda bulunabilir. Savcılıklara suç duyurusunda bulunur. Komisyonun oluşturduğu rapor artık resmi belgedir. Yıllar önce elde edilen belgeler dahi günümüzde kullanılabilir. Ergenekon soruşturmasında bu tür belgeler kullanıldı. Araştırma komisyonundaki üyeler bir başka ifadeyle savcı ya da hakim gibi davranamaz. Ama onları hazırladığı raporları savcılar ve hakimler kullanabilir.

ÜYELER DOĞRUDAN SAVCI GİBİ DAVRANABİLİR!

Ancak burası çok önemli, soruşturma komisyonu üyesi hakim ve savcı gibi davranabilir. Gücünü TBMM’den aldığı için isterse amirlerine bildirmek yolsuzluğa bulaştığı iddia edilen kişileri açığa alabilir. Soruşturma komisyonu çok önemli. Şurasını karıştırmayalım vekilleri değil ancak burada suça bulaşan bürokratları açığa alabilirler. Yani soruşturma yapabiliyorlar. Meclisteki 3 tip komisyonun en etkilisi soruşturma komisyonudur. Soruşturma komisyonu üyeleri doğrudan doğruya savcı gibi davranabilirler. 

GENEL BAŞKANIN VEKİLLERİ…

Yolsuzlukları soruşturma komisyonu da bu gücünün farkındaydı. Ancak Türkiye’de Cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne kadar demokrasi dediğimiz kavram sadece sözde kaldı. Gerçek demokrasinin gelebilmesi için Anayasa bir yana partiler yasası ile seçim yasasının değişmesi lazımdır. Bu iki yasa Türkiye’de demokrasiyi oluşturur. TBMM ancak o zaman milletin vekillerinin oluşturdu bir yer olur. Bu iki yasa değişmeden milletvekilleri söylendiği gibi milletin değil, mensubu oldukları partilerin genel başkanının vekilleridir.  Milletvekilinin kaderi bir anlamda genel başkanın elindedir. Genel başkan isterse aday gösterir, isterse partide ki geleceğini bitirir. Genel başkana aykırı bir tutum sergilenirse parti disiplinine gönderilir. Hiç bir parti neden ön seçim yapamıyor? Ön seçim olsa partinin üyeleri (delege değil) vekil adayını seçse o zaman gerçekten milletin vekili olabilirsin. 
TBMM’DEKİ 3K PRENSİBİ NE?..

Meclis’te ‘3K’ prensibi uygularsanız başarılı sayılırsınız, ama bu başarı halkın gözünde değil partinin önde gelenlerinin gözünde olur… ‘3K’yı açarsak şöyle; kaçma, konuşma karışma prensibi uygulanıyor. Vicdani sesinizi dinleyemezsiniz. Eğer vicdani hareket ederseniz ya partiden tart edilirsiniz ya da bir daha aday gösterilmezsiniz.  Milletvekilliğinde en önemli kıstas genel başkanın sözünden çıkar mısınız, çıkmaz mısınızdır? Milletin vekili olmak çok önemli. Bu da bu sistemde mümkün değil. 

Eski bakanlar hakkında rapor hazırlayan Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu'nun çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

VİCDANLAR NEDEN HİÇ KESİŞMİYOR?

Yolsuzlukları  soruşturma komisyonun vereceği kararı herkes biliyordu. Oradaki üyeler beni bağışlasınlar… İktidar partisinin 9 milletvekili, diğer partilerin vekilleri kendi aralarında önce gruplar olarak toplanıp nasıl bir yönde karar vereceklerini tayin ediyorlar. İktidar partisi ile muhalefet partisinin vekillerinin bir defa dahi olsa düşünceleri kesişmez mi? Sanki bunlar farklı ülkelerin insanları. Parti genel başkanları istediğini aktarıyor komisyonlarda gereğini yapıyor. Başka bir durum yok. Bu demokrasi değildir.  Bizde maalesef hep böyle oluyor. Cumhuriyetten günümüze kadar da böyle olmuştur.  Millet bunları bilmeli. Kabına sığmayan, itaat etmeyen adamlar bulundukları partilerde tutunamazlar. Eğer ki, muhalefetle aynı fikirde ol, ya da tam tersi olsun anında parti genel merkezinden telefon gelir. Vurgulamak istediğim; TBMM’ de çalışmaların demokratik olmadığıdır. 

GRUP TOPLANTILARININ YAPILIŞ BİÇİMİ YANLIŞ!

Grup toplantıları ailenin toplandığı yerdir. Bunun basına açık olması yanlıştır. Orası daha mahrem konuların ele alındığı yer olmalı. Bizim zamanımızda böyle bir şey yoktu. Hiçbir parti yapmıyordu.

GRUP BAŞKANVEKİLİ ONAYLARSA KONUŞURSUN…

Her gün TBMM’nin açılışında gündem dışı 5’er dakikalık konuşmalar olur. Orada yapacağınız konuşma metni öncesinde eğer ki grup başkanvekiline gitmezse konuşamazsınız. Ne konuşacağınızı o bilecek. Redakte edecek. Bunu konu şunu konuşma şeklinde…  Uzman olduğunuz konudaki bir sorunu dahi grup başkan vekiline onaylatmadan çıkıp konuşma şansınız yok. Daha önce grup başkanvekilinin onayladığı konuşmayı bir tarafa atıp kendi bildiğini okuyan milletvekillerinin akıbetini gördük. İlk iş disipline gönderildiler. Daha sonra da partiden gönderildiler. Parti genel merkezinden farklı düşünemezsiniz. Şu an gündemde olan komisyonun yapabileceği bu kadardı. 

4 eski bakanla ilgili sizce genel kuruldan nasıl bir sonuç çıkar?

GENEL KURULDAN FARKLI BİR SONUÇ ÇIKMAZ

Fabrika ne üzerine kurulursa üretimde de o ürün elde edilir. Ne partilerde, ne TBMM’de demokrasi var. Sonra millete demokrasi dersi vermeye kalkıyorlar. Yüzlerce yasa çıkıyor. Kaç tanesinden milletvekillerinin haberi oluyor. Oylama yapılırken arka sıralar grup başkanvekilini izliyor. Onun eli kalkarsa arka sıralarında kalkar. Türkiye’nin kaderiyle ilgili yapılan yasalara vekillerin ilgisi bu kadardır. Parlamento budur. Parti içi  demokrasi yoktur. Genel başkanın adamları vardır. El öpmeler vs. böyle şeyleri kabul etmek mümkün değildir. 

'Paralel' söyleminden siz ne anlıyorsunuz? Sizce devletin içinde ikinci bir devlet var mı?

RASTGELE SÖYLENDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Özellikleri aynı olan şeylerin ‘paralel’i vardır. Aynı özellik olmayınca ‘paralel’ olmaz. Devletin paraleli varsa siz erki paylaştınız anlamına gelir. Devletin içinde devlet olmaz. Varsa siz de suçlusunuz. Devletin vatandaşları arasında ayrı davranmasını uygun bulmuyorum. Hükümet bu ayrımı yapamaz. Rastgele söylenmiş bir kelime olduğunu söylüyorum. Bence en büyük yanlış, devletin paralelinin olduğunun söylenmesi --. Devlet vatandaşına şucu, bucu diyemez. Ama birileri görevini kötüye kullanmışsa yargıya teslim edersin. Görevini kötüye kullananların hakkındaki kararı yürütme değil, yargı verir. Yürütme, yanlış yapanı yargıya teslim eder çekilir. Polis müdürünü tutukluyorsun bu polis savcıdan talimat almadan göreve çıkamaz. Peki savcılar nerede, dışarıda? 

PARMAK ‘HAK’ İÇİN KALKAR…

Dünkü birlikteliğin millete açıklanması lazım. Bu beraberlikte tarafların yanlışı var. Cemaatin işi insanlara iyiyi, doğru, güzeli göstermektir. Cemaatin partiden yana tavır koyduğu açıkça gözüküyordu. Siyasi desteğin yanlışını doğrusunu tartışmıyorum. Cemaatlerin hizmet alanı siyaset arenası değildir. Bu kavganın durulması lazım. Bu kavgayı kim kazanırsa kazansın kaybeden millet olacaktır. Milletin kaybetmesini istemiyorsak baltaların gömülmesi gerekir. Ama suçu olanlarda cezasını çeksin. Yanlışı yapan paralel de olsa dik de olsa cezasını görsün.  Siyaset tarifi Hak için halka hizmettir. Vekillerin parmağı kalktığı zaman Allah’ı işaret etmelidir. Allah’ı işaret etmeyen parmak asla ve asla Hak için olmaz. Parmak Allah’ı işaret etmelidir. 

Alparslan Türkeş'i çok iyi tanıdğını biliyoruz? Türkeş'le nasıl tanıştınız, onun nasıl bir lider olduğunu anlatırmısınız?

ALPARSLAN TÜRKEŞ’LE NASIL TANIŞTI?

Alpaslan Türkeş’le öğrencilik yıllarımızda konferanslara gide gele tanıştık. Öğrenci cemiyet başkanlığı yaptığım dönem ilişkiler gelişti. Ancak birebir muhabbet 1991 yılın MÇP’nin İstanbul il başkanı olduğumuz dönem başladı. O dönem Fatih Üniversitesi’nin açılışına beraber iştirak etmiştik. Ailece de tanışıyoruz. Şunu kabul etmek lazım Erbakan ve Türkeş Türk siyasetinde adam gibi adamlardı. İnsan beşer şaşardır. Tabi yanlışları da vardı. 1991 seçim ittifakındaErbakan’ını da tanıma şansım oldu. Onların nefisleri arkada iradeleri öndeydi. Türkeş, dışarıdan çok sert görünürdü ama özünde çok tatlı ve demokratik bir insandı. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.