banner647

İletişimin denetlenmesi tedbirinde karşımıza çıkan sorunlardan biri de suç mahallinde bulunan tüm vatandaşların bilgilerinin soruşturmayı yürüten kurumlar tarafından talep edilmesidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.11.2011 tarih ve Esas No 2011/6-140 ile Karar No 2011/222 hükmünde genel olarak “telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi tedbirinde baz istasyonundan görüşme yapan tüm abonelere ait bilgiler istenemez, yani şüpheli veya sanık sıfatına sahip olmayan üçüncü kişiler hakkında iletişimin tespiti tedbirine başvurulamayacağı” belirtilmiştir.

Karar metninde “Günün belli bir zaman diliminde baz istasyonundan görüşme yapan tüm abonelere ait açık adres ve kimlik bilgilerini kapsayacak şekilde arayan ve aranan dökümlerine ilişkin bilgilerin dökümü iletişimin tespiti işlemidir. Tüm suçlar yönünden bu tedbire başvurma olanağı bulunduğundan, işlendiği iddia olunan hırsızlık suçu yönünden iletişimin tespiti kararı verilmesi olanaklı ise de; hakkında tedbir kararı verilen kişiler yönünden tedbir kararının isabetli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. İletişim tespiti ancak, şüpheli ve sanık hakkında uygulanabilir. Haklarında iletişimin tespiti tedbiri talep edilen kişiler, baz istasyonundan hizmet alan üçüncü kişiler olup, şüpheli veya sanık sıfatına sahip olmadıklarından haklarında iletişimin tespiti tedbirine başvurulması olanağı yoktur.”

Bu hükümden de anlaşılacağı üzere suç mahallinde bulunan baz istasyonundan hizmet alan kişilerin bu tarz bir talep karşısında suçlu konumuna geleceği anlaşılmaktadır.

Bu talep doğrultusunda gerek 5397 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gerekse CMK 135. maddede çizilen hukuki sınırın dışına çıkılarak kişinin hak ve hürriyetlerini ihlal anlamına gelecektir. Bu talebin yerine getirilmesi devlet ve kamu güvenliğini ilgilendirmeyen kişilerin özel yaşamının ifşasına neden olacaktır. Bu nedenle suç mahallinde bulunan baz istasyonundan hizmet alan üçüncü şahıslarla ilgili bilgi toplanması özel hayatın gizliliği ilkesine aykırılığı ile gerek iç hukukumuz da yer alan TCK’nın 134. maddesi olan özel yaşamın gizliliğini ihlal suçuna gerekse taraf olduğumuz AİHS’nin 8. ve 13. maddelerine de aykırılık teşkil etmektedir.

(Bu köşe yazısı, Avukat Maşallah MARAL tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

------------

* Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.11.2011 tarih ve Esas No 2011/6-140 ile Karar No 2011/222

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.