banner664

Uzaktan sağlık hizmeti, online doktor görüşmesi veya TeleTıp olarak anılan hizmetler, Pandemi’nin başından itibaren çok gelişti ve hızla yerleşti.

Pandemi sürecinin başlangıcında; Tele-Tıp uygulamalarının güçlü ve zayıf yönleri, fırsat ve tehditleri üzerine görüşlerimizi içeren “Koronavirüs & Tele-Tıp Uygulamaları ve Sağlık Hukuku” başlıklı röportajımız 25.04.2020’de yayınlanmış idi. Okumak İçin; https://www.medikalakademi.com.tr/uzmanlar-tartisiyor-koronavirues-tele-tip-uygulamalari-ve-saglik-hukuku-sorunlari/

*-*

Tele-Tıp konusunda, “Hak, yetki, görev ve sorumluluklardaki belirsizliği giderecek ve bu konudaki yetkili sağlık kurum ve kuruluşlarını belirleyecek yasal düzenleme gerektiğini” 19.01.2021’de “TeleTıp Mevzuatı’nda Geç Kalıyoruz!” başlığı ile duyurmuş idik.

 *-*

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik Taslağı”; 18 Kasım 2021 Tarih’inde, Tıp Hukuku Söyleşileri’nin 55. Programı’nda Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz, Sağlık Hukuku Yazarı Ümit Erdem, Tıp ve Hukuk Doktoru Yakup Gökhan Doğramacı ile Sağlık Yönetimi Bilim Uzmanı Dr. Feza Şen moderatörlüğünde konuşulmuş ve değerlendirilmiş idi. 

*-*

Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında” Yönetmelik Taslağı’nın değerlendirilmesini konunun ilgililerine ve uzmanlarına da sormuş idik. Okumak İçin; https://www.medikalakademi.com.tr/uzaktan-saglik-hizmetleri-yonetmelik-taslagi-hakkinda-degerlendirmeler/

*-*

Yargıtay (6.) Ceza Dairesi’nin 18.10.2021 Tarih’li SEGBİS Kararı’nın TeleTıp Uygulamaları için emsal olup olmayacağını konunun uzmanları ile değerlendirrmiş idik. Okumak İçin; https://www.hukukihaber.net/saglik/yargitayin-segbis-karari-teletip-uygulamalari-icin-emsal-olur-h444608.html

*-*

İşbu Yazı’mız ile de TeleTıp, Mobil Sağlık, E-Sağlık vb. içeriklerle hazırlanmış ve onaylanmış (2021 yılına ait) tıpta uzmanlık, yüksek lisans, doktora tez özetlerini derledik.

*-*

TOPLUMUMUZUN TELETIP UYGULAMALARINA YAKLAŞIM VE GENEL TUTUMLARI

Yazar           : Gökhan Gürgen

Danışman    : Prof. Dr. Kurtuluş Öngel

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi / İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi / Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

Tıpta Uzmanlık, Türkçe, 2021, 59 Sayfa. YÖK Tez No: 686907

Giriş-Amaç: Toplumumuzun Teletıp sistemine genel olarak bakış açısını tespit etmek. Teletıp sisteminin etkinliği, güvenirliliği, kolaylığı hakkındaki görüşlerini ölçmek. Bu verilerin toplumun demografik yapısı ile değişkenliğini saptamak. Materyal-Metod: Kesitsel tipte tanımlayıcı düzenlenen bu çalışmanın evrenini 21.03.2021 – 25.04.2021 tarihleri arasında İzmir ilindeki kullanıcılara, e-posta, sosyal medya, hızlı mesaj vb. yöntemlerle elektronik anket yollanarak planlanmıştır. Tele-tıp uygulamaları hakkında katılımcıların bakış açılarını belirlemeye yönelik toplam 27 adet soru sorulmuştur. Soru tasarımında "5 maddeli Likert ölçeği" soru tipi kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 23.0 paket programı kullanıldı. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı, gruplar arası homojenlik değerlendirilmesi için "Ki-Kare Testi (CHI-SQUARE TEST)" kullanıldı. Bulgular: Teletıp sistemine genel hasta yaklaşımının olumlu olduğunu söyleyebiliriz. 43 yaş üstü hastaların %63,1'i (n:94), gelir seviyesi yüksek olanların %61,4'ü (n:78) teletıp hizmetlerinin üretkenliğini arttıracağını söylemiştir. Erkek hastaların %71,6'sı (n:71) kadın hastaların %59,3'ü (n:121) gelir seviyesi yüksek olan hastaların %71,7'si (n:91) üniversite mezunlarının %67,6'sı (n:123) bu yeni sisteme kolayca alışabileceklerini söylemiştir. Büyükşehirde yaşayan hastaların %71,4'ü (n:175) teletıp sisteminin sağlık hizmetlerine ulaşmalarını kolaylaştıracağını söylemiştir. Doktora seviyesi eğitim almış hastaların %71'i (n:22) teletıp görüşmesi sırasında hekimi net olarak duyabileceklerini, %93,5'i (n:29) görüşme sırasında kendilerini rahatça ifade edebileceklerini, %74,2'si (n:23) hekimi karşılarındaymış gibi görebileceklerini düşündüklerini belirtmişlerdir. Üniversite mezunlarının %71,7'si (n:33) teletıp sisteminin kabul edilebilir bir yöntem olduğunu belirtmiştir. Sonuç: Gelişen teknoloji ve bilişim teknolojileri ile, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da uzun zamandır tüm ülkeler arasında geliştirilmeye ve entegrasyonu sağlanmaya çalışılan Teletıp sisteminin, yakın zamanda ortaya çıkan Koronavirüs Pandemisi etkisiyle de kullanımı hızla yaygınlaşmıştır. Neredeyse yapılan tüm hasta memnuniyet anketlerinde çoğunluk oranıyla olumlu bulunan Teletıp sisteminin, gelecek sağlık sektörü projeksiyonunda büyük bir yer tutacağı neredeyse ortak bir görüştür. Biz de bu çalışmada hukuki, teknolojik, bilimsel araştırma alt yapısının gelişimden daha hızlı yaygınlaşan Teletıp sisteminin, hizmet kalitesini arttırmada en önemli noktalardan biri olan, kullanıcı yaklaşım ve tutumlarını inceledik. Çalışma sonucunda, gelecekteki Teletıp alanlarında, hizmet kalitesini arttırmak adına en önemli verilerden olan, hastaların demografik özellikleriyle, tutum ve davranışları arasındaki ilişkileri belirleyen anlamlı veriler, gelecekte konuyla ilgili yapılması gereken birçok çalışmaya yardımcı olabilir.

*-*

COVID-19 PANDEMİSİ SÜRECİNDE ASTIM TAKİBİNDE TELETIP HİZMETLERİNİN ETKİNLİĞİ

Yazar           : Şaban Melih Şimşek

Danışman    : Doç. Dr. Yavuz Havlucu

Manisa Celal Bayar Üniversitesi / Tıp Fakültesi / Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

Tıpta Uzmanlık, Türkçe, 2021, 119 Sayfa. YÖK Tez No: 661358

Giriş: Teletıp, birbirinden uzak mekanlar arasında bilgi ve iletişim günümüz teknolojisini kullanarak tanı, tedavi değerlendirme, önleyici hekimlik amaçlarına yönelik birey ve toplumun sağlığını geliştirme amacı taşıyan sağlık hizmet çeşididir. 2019'un sonlarında ortaya çıkan COV-19 adlı virüse bağlı COVİD-19 pandemi sürecinde sosyal kısıtlamalara gidilmiştir. Özellikle kronik hastalığı olanlar bu süreçte hastanelere gidememiş ve takipleri problem haline gelmiştir. Astım hastalarının takibinde uzaktan iletişim ve bilgi teknolojileri aracılığıyla teletıp yöntemleri kullanılmasının etkinliği hakkında çalışmalara ihtiyaç olduğu görülmektedir. Amaç: Takipli hastalarımızın hastane başvurularını azaltarak COVİD-19 maruziyet riskinin yüksek olduğu hastanelere başvurularının azaltılması hedeflenmiştir. Uzaktan iletişim kanallarının kullanılması ile hasta hekim iş birliğinin artması, hastaların hastane başvurusu olmadan da hastalık kontrollerinin etkin bir şekilde sağlanabilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 18-65 yaş arası tarafımızca astım tanısı solunum fonksiyon testleri ile kesinleştirilmiş tarafımızca takipli 328 adet hasta dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan olguların prospektif klinik değerlendirmesi ve ölçeklerin değerlendirilmesi tek hekim tarafından teletıp uygulamaları ile en az 3 kez yapılmıştır. Çalışmamızda kontrol grubu olarak çalışmamıza katılan tarafımızca takipli astımlı hastalarımızın pandemi döneminden önce hastane kayıtlarından ulaşılacak olan 1 yıl içerisindeki rutin kontrollerindeki yakınma, bulgu, kullanılan astım ilaçları, özgeçmiş, soygeçmiş ve AKT sonuçları kullanılmıştır. Dosya taraması 31/06/2020 ile 01/02/2020 tarihleri arasını kapsamaktadır. Bulgular: Katılımcıların mevcut verileri teletıp ile takip öncesi yüz yüze olmuş olan verileri ile karşılaştırıldığında istatiksel olarak belirgin farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Takiplerde AKT puanlarında hafif azalma görülse de istatiksel olarak anlamlı saptanmamıştır (p>0.05). Katılımcıların takiplerdeki AKT sonuçlarının hastalık şiddetine göre karşılaştırılması sonucu ağır persistan astımlılarda istatiksel anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.05). Çalışmamızda ek hastalık varlığının takiplerdeki AKT sonuçlarına olan etkisi incelendiğinde istatiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilmiştir (p<0.05). Tartışma ve Sonuç: Astım takiplerinin teletıp yöntemleri ile yapılması sonucu alınan verilerin istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermemesi teletıp yöntemlerinin yüz yüze görüşmelere alternatif olabileceğini düşündürmektedir. AKT puanlarının zamanla azalma eğiliminde olduğu görülmektedir. Bu durum takiplerin tamamen teletıp ile sürdürülmemesi gerektiğini öngördürmesi açısından önemlidir. Özellikle ağır persistan astımlıların teletıp yöntemleri ile takibi planlandığında tek başına semptom takibi ve hasta beyanına bağlı anketler yeterli olmamaktadır. Hastalarımızın kormorbiditeleri astım kontrolünü sekteye uğratmaktadır. Her görüşmede komorbiditelerin de değerlendirilmesi, tedavilerin düzenlenmesi, risk faktörlerinin değerlendirilmesi ya da gerekirse ek hastalık ilişkili uzmanlık dallarından tele-konsültasyon ile multidisipliner yaklaşım önerilmektedir. Sonuç olarak astım yakın takip gerektiren bir hastalık olması nedeniyle hastalık kontrolünde teletıpın önemli bir yere sahip olacağı öngörülmektedir. Teletıp ile hastalık takibi, seçilmiş hasta grubunda geleneksel yüz yüze takiplere iyi bir alternatif olacağı öngörülmektedir.

*-*

KIRSAL BÖLGEDE YAŞAYAN VE AİLE HEKİMİNE GÖĞÜS AĞRISI ŞİKAYETİ İLE BAŞVURAN HASTALARIN TELETIP YÖNTEMİ İLE YÖNETİMİ

Yazar           : Tolga Aydın

Danışman    : Doç. Dr. Hakan Demirci

Sağlık Bilimleri Üniversitesi / Bursa Eğitim İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi / Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

Tıpta Uzmanlık, Türkçe, 2021, 43 Sayfa. YÖK Tez No: 662234

Amaç: Bu çalışmada amacımız, kırsal bölgede yaşayan ve göğüs ağrısı şikayeti ile ilçe entegre hastanesine başvuran hastaların aile hekimi tarafından Teletıp yöntemi ile bir kardiyoloğa konsulte edilebilirliğini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, Temmuz 2017- Temmuz 2018 tarihleri arasında Bursa ili Büyükorhan ilçesinde Büyükorhan Entegre Hastanesi acil servisine göğüs ağrısıyla gelen hastalar ile yapıldı. Çalışmada acil gözlem formları, EKG, kardiyak kan markerları (CK-MB, Troponin) kullanılmıştır. Hastalar daha sonra kardiyolog doktora danışılmıştır. Hastalar ya serviste takip edilmiş ya da 112 ambulansla Kalp Hastanesine sevk edilmiştir. Çalışmanın devamında hastaların gittikleri üst merkezde anjiografi yapılma durumları, yoğun bakım yatış durumları ve ölüm kalım durumları araştırılmıştır. Takipler sırasında 2 yıllık mortalite durumları da araştırılmıştır. Bulgular: Aile hekiminin değerlendirdiği hastalardan uzman kardiyolog ile konsülte edilen ve edilmeyen vakaların il merkezindeki kalp hastanesine sevk durumları arasında anlamlı fark bulunmuştur. Konsulte edilen hastaların sevki daha fazla oranda gözlenmiş-tir. Benzer şekilde uzman kardiyoloğa danışılan hastalara anjiografi ve stent uygulanması oranı da danışılmayan vakalardan anlamlı düzeyde fazlaydı. Bununla beraber, kardiyoloji ile konsülte edilen vakaların mortalite sağ kalım süreleri arasında fark bulunmamıştır. Hastalarda iki yıllık sağ kalım üzerinde etkili olan sebepler incelendiğinde yaş istatistiksel olarak anlamlı bir faktör olarak tespit edilmiştir. Kronik hastalıklardan ise hipertansiyon ve koroner arter hastalığı iki yıllık mortalite ile ilişkili idi. Sevk, yoğun bakım yatışı ve hastane yatış süreleri de iki yıllık mortalite için tespit edilen risklerdendi. Sonuç: Mevcut çalışma sonuçlarına göre hasta sevk oranları ve girişimsel işlemler konsültasyon ile artmış görülmektedir. Artan sevk ve konulan tanı sayısındaki artış mortaliteyi etkilememekle birlikte muhtemeldir ki yaşam kalitesini olumlu etkilemiştir. Bu konuda tam bir yargıya varabilmek için daha fazla kanıtın birikmesine ihtiyaç vardır.

*-*

KALP YETERSİZLİĞİ HASTALARININ BAKIMINDA UZAKTAN HASTA İZLEMİNİN KLİNİK SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Yazar           : Aytaç Candemir

Danışman    : Prof. Dr. Serdar Payzın

Ege Üniversitesi / Tıp Fakültesi / Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

Tıpta Uzmanlık, Türkçe, 2021, 67 Sayfa. YÖK Tez No: 670231

Amaç: KY hastalarının takip ve yönetiminde akıllı telefon uygulaması üzerinden ağırlık, kalp hızı ve kan basıncı uzaktan izleminin; KY nedeniyle ölüm, acil servis başvurusu ve hastane yatışını azaltıp azaltmadığını saptamak ve bu sistemin kullanılabilirliğini değerlendirmek Metot: Prospektif, randomize kontrollü, açık etiketli, tek merkezli çalışma olarak planlandı. En az 6 aydır düşük ejeksiyon fraksiyonlu KY tanısı olan, SolV EF ≤ %35, tedavi gerektiren KOAH ve hemodiyaliz gerektiren böbrek yetersizliği olmayan hastalar dışlama kriterlerine göre çalışmaya alındı. 158 hasta yaşa göre eşleştirilmiş çift tasarımında rastgele olarak, olağan bakım grubu (OBG) ve telemonitörizasyon grubu (TMG) olmak üzere iki kola randomize edildi. Primer sonlanım noktası KY nedeniyle ölüm, acil servis başvurusu, hastane yatışı birleşik sonucu olarak alındı. TMG'de takibe düzenli devam eden hastalarda yaşam konforundaki değişikliği saptamak için hastalara aynı mobil uygulama üzerinden MHFQL ölçeğini doldurmaları istendi. TMG'de ilk 90 günde takibi bırakan hastaların telemonitörizasyonu bırakma sebeplerini öğrenmek için açık uçlu telefon anketi yapıldı. Bulgular: Ortalama(±sd) yaş ve takip süresi sırası ile 52,4(±10,4) yıl ve 288,9 (±37) gündü. Primer sonlanım noktası açısından TMG ve OBG arasında anlamlı fark izlenmedi (95% CI 0.61-1.89, Log rank p=0.7924, HR:1.07). TMG'de hastaların %38'i (n=30) ilk 90 günde telemonitörize takibi bıraktı. %37 (n=11) oranla takibi bırakmanın en sık sebebi uzaktan takip sisteminin yarattığı anksiyete artışıydı, bunu %23(n=7) oran ile sosyal destek yetersizliği takip etti. TM izlemi bırakan grup (TBG n=30) ve düzenli devam eden grubun (TDG n=49) tüm bazal karakteristik verilerinde anlamlı farklılık izlenmedi. Primer sonlanım açısından OBG, TDG, TBG arasında anlamlı fark izlenmedi. (95% CI OBG'ye göre TDG ve TBG sırasıyla HR:0.83 0.43-1.59, HR:1,48 0,39-3,14). MLHFQ ölçeğini yanıtlayan 29 TDG hastada TM öncesi ve sonrasında fiziksel fonksiyon, emosyonel durum, toplam skorda istatiksel anlamlı faklılık izlenmedi. (Sırasıyla 95% CI P = 0,6787, P = 0,4115, P = 0,6752) Sonuç: Akıllı telefonla uzaktan izleme destekli bakım yaklaşımı hastaların klinik durumunda ölçülebilir bir iyileştirme göstermedi. Çalışma birincil sonuçlar açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar yaratmamış olsa da hem yeni farklı bakış açıları geliştirmeyi, hem de daha fazla araştırmayı teşvik edecek kadar cesaret vericidir.

*-*

OLASI TELESAĞLIK SENARYOLARININ İZMİR’DEKİ AİLE HEKİMLİĞİ ASİSTANLARI TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Yazar           : Arif Erbayraktar

Danışman    : Doç. Dr. Esra Meltem Koç

                      Dr. Öğretim Üyesi Gülseren Pamuk

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi / İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi / Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

Tıpta Uzmanlık, Türkçe, 2021, 96 Sayfa. YÖK Tez No: 663593

Giriş: Telesağlık, sağlık hizmetlerinde, bireylerin ve toplulukların sağlığını geliştirmek, gerekli bilgi alışverişi, araştırma, değerlendirme ve eğitim amacıyla bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak sağlanan, uzaktan sağlık hizmetlerinin tümüdür. Telesağlık uygulamalarının önemi özellikle içinde bulunduğumuz pandemi döneminde artış göstermiştir. Amaç: Olası telesağlık senaryoları üzerinden Türkiye'de elde edebileceğimiz fayda ve karşımıza çıkabilecek engelleri belirlemek, aynı zamanda bu çalışmadan elde edilecek verilerin ülkemizin sağlık bilgi sistemine katkıda bulunması ve telesağlık konusunda farkındalık oluşturması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, İzmir ilindeki aile hekimliği asistanlarına uygulandı. Çalışmaya 158 kişi katıldı. Katılımcılara üç bölümden oluşan anket Google Forms üzerinden online olarak uygulandı. Ankette, katılımcıların özellikleri, telesağlık hakkındaki genel görüşler, telesağlık için oluşturulan olası senaryolar hakkında sorular soruldu. İstatistiksel analizler Statistical Program for Social Sciences Statistics® v21.0 paket programı kullanılarak yapıldı Bulgular: Katılımcıların %48,1'i kadın, %51,9'u erkek iken yaş ortalaması 28.82±4.53 olarak saptandı. Katılımcıların %76,6'sı telesağlığı daha önce duyduğunu belirtmiştir. En sık telesağlık uygulamaları alanı olarak %84,8 ile radyoloji seçilirken, telesağlık hedef grubu en çok %81,0 ile fiziksel engelliler oldu. Katılımcıların %58,2'si telesağlığın bütün basamaklarda uygulanabileceğini, %89,2'si telesağlığın sağlık hizmetlerinin maliyetini azaltacağını, %84,2'si telesağlığın eğitim müfredatına eklenmesini, %85,4'ü pandeminin telesağlığa bakışı olumlu yönde etkilediğini belirtmiştir. En çok kabul edilen senaryo %98,1 ile (Tarama Bilgilendirmesi) olmuştur. Senaryoların en sık belirtilen faydası sağlık hizmetlerine erişimin artması iken en sık engel teknik ön koşullar oldu. Sonuç: Telesağlığın çoğu hekim tarafından daha önce duyulduğu ve senaryoların uygulamaya geçmesini istedikleri saptanmıştır. Kendilerinin senaryolara hastalardan daha yüksek uyum sağlayabileceklerini belirtmişlerdir. Hekimlerin telesağlık uygulamalarını hayata geçirme isteği göz önüne alınarak telesağlık hakkındaki gerekli çalışmalar ve düzenlemeler ülkemizde hız kazanmalıdır.

*-*

TELE-TIP VE MOBİL SAĞLIK UYGULAMALARI KONUSUNDA HEKİM GÖRÜŞLERİNİN BELİRLENMESİ: BİR ÖZEL HASTANE ÖRNEĞİ

Yazar           : Esen Nur Bayatlı

Danışman    : Prof. Dr. Dilaver Tengilimoğlu

Atılım Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / İşletme Ana Bilim Dalı / Sağlık Yönetimi Bilim Dalı

Yüksek Lisans, Türkçe, 2021, 110 Sayfa. YÖK Tez No: 661070

Mobil sağlık uygulamaları, sağlık hizmetleri için gelişmekte olan ve gittikçe popüler bir hale gelen uygulamalar bütünü olarak ifade edilebilir. Gelişmiş ülkelerde bu yeni tür sağlık hizmetlerine ayak uydurulmuş ve bu alanda önemli adımlar atılmıştır. Birçok ülkede sağlık sistemleri mobil uygulamalar çerçevesinde hem doktorlar hem de hastalar tarafından rahatlıkla kullanılabilmektedir. Yaşlı olan ve kronik hastalıkları bulunan kişilerin bakımı ve takibi için önemli bir uygulama olup, özellikle Covid-19 salgını sürecinde bu önem daha da artmıştır. Günümüzde, dijitalleşmenin bir getirisi olan mobil sağlık uygulamalarının kullanımı, ülkemizde de oldukça önemli bir hal almış, daha etkili ve daha nitelikli bir hizmet sunulmasına da katkı sağlamıştır. Bu çalışmada, Covid-19 sürecinde mobil sağlık uygulamaları ile Tele-tıp uygulamalarının kullanımı araştırılmıştır. Çalışma, özel bir hastanede görev yapan 170 hekim üzerinde ankete dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Tele-tıp ve mobil sağlık uygulamalarının ne ölçüde, hangi hizmetlerde kullanıldığı belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan analiz sonucunda katılımcıların mobil sağlık uygulamaları ve Tele-tıp uygulamalarına bakış açılarının nasıl olduğu ve katılımcıların demografik özelliklerine göre Tele-tıp ve mobil sağlık uygulamalarına bakış açılarında farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma verileri sonucunda genel olarak katılımcıların Tele-tıp ile ilgili genel görüşleri olumlu yöndeyken, mobil sağlık uygulamalarına bakış açılarının orta düzeyde olduğu, ayrıca katılımcıların mobil sağlık uygulamaları ve tele tıp uygulamaları konusunda Türkiye'de gelişime ihtiyaç olduğu konusunda ortak bir düşünceye sahip oldukları tespit edilmiştir.

*-*

BOYUN AĞRILI HASTALARDA DİJİTAL TEMELLİ EGZERSİZLERİN ETKİNLİĞİNİN İNCELENMESİ

Yazar           : Lizge Beyaztaş

Danışman    : Doç. Dr. Eda Tonga

Marmara Üniversitesi / Sağlık Bilimleri Enstitüsü / Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

Yüksek Lisans, İngilizce, 2021, 87 Sayfa. YÖK Tez No: 669109

Amaç: Bu çalışmanın amacı, kronik boyun ağrısına sahip hastalarda mobil uygulama tabanlı ev egzersiz programının etkinliğini incelemektir. Gereç ve yöntem: Çalışmaya katılan 60 kronik boyun ağrısına sahip katılımcı randomize olarak iki gruba ayrıldı. Birinci gruba (n :30) mobil uygulama üzerinden ev egzersizleri, ikinci gruba (n :30) broşür üzerinden aynı ev egzersizleri verildi. Katılımcılardan haftada 3 gün 6 hafta boyunca egzersizleri yapmaları istendi. Katılımcıların ağrı düzeyleri Vizüel Analog Skalası (VAS), boyunla ilişkili fonksiyonel limitasyonları Boyun Ağrı Dizabilite İndeksi (BADİ) ile değerlendirildi. Egzersiz bağlılığı, hedef olarak tanımlanan ekran süresinin tüm seanslar boyunca katılımcı tarafından kullanım oranı ile karşılaştırılarak ve egzersiz bağlılık anketi kullanılarak ölçüldü. Katılımcılardan hedef olarak tüm seansların %60'ına katılım sağlamaları beklenmekteydi. Bulgular: Altı haftalık egzersiz sonrası VAS ve BADİ skoru değişimlerinin mobil uygulama grubunda istatistiksel olarak daha yüksek olduğu görüldü (p<0.05). Mobil uygulama grubunda ortalama seans hedefimiz 10,5 seanstı. Hedef seans sayısına ortalama 11.25 seans ile ulaşıldı. Sonuç: Mobil uygulama tabanlı egzersiz programının kronik boyun ağrısına sahip kişilerde egzersiz bağlılığını arttırmada, ağrıyı ve boyunla ilişkili fonksiyonel limitasyonu azaltmada etkili olduğu görülmüştür. Çalışma bulguları M.Ü. Neck Exercise isimli mobil uygulamanın kronik boyun ağrısı olan hastalarda egzersiz reçetelemek için iyi bir yöntem olduğunu desteklemektedir.

*-*

KIRSAL BÖLGEDE GEBE İZLEMLERİNDE ULTRASONOGRAFİNİN KULLANILABİLİRLİĞİ; BİR AİLE HEKİMLİĞİ ARAŞTIRMASI

Yazar           : Metin Arif

Danışman    : Doç. Dr. Hakan Demirci

Sağlık Bilimleri Üniversitesi / Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi / Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

Tıpta Uzmanlık, Türkçe, 2021, 76 Sayfa. YÖK Tez No: 673764

Amaç: Bu çalışmada, kırsal bölgede gebe takiplerinde ultrasonografinin aile hekimleri tarafından kullanılabilirliğini araştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Ocak 2018 - Aralık 2019 tarihleri arasında Bursa ili Büyükorhan ilçesi kırsalında yaşayan gebelik takipleri Büyükorhan Aile Sağlığı Merkezi'nde yapılan gebelerin katılımıyla yapıldı. Gebeler son izlemlerine geldikleri zaman aile hekimliği biriminde yapılan izlem işlemlerine ilave olarak ultrasonografi aracılığıyla değerlendirildi. Bu değerlendirme ile amaçlanan olası geliş anomalilerinin doğum eylemi başlamadan tespit edilerek ileri merkeze elektif koşullarda ulaşılması hedeflendi. Ultrasonografi değerlendirme çıktıları bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışıldı. Hasta sevklerinde bu uzman hekimin değerlendirme ve önerileri dikkate alındı. Bulgular: Çalışmamız sonucunda, 3. trimester döneminde toplam 51 gebe değerlendirildi. Bunlardan 4 vakada transvers geliş 3 vakada ise makat gelişi tespit edildi. Malprezentasyon tespit edilen gebelerin 5'inde eski sezaryenla doğum öyküsü vardı ve mevcut gebelikleri de sezaryen doğumla sonuçlandı. Takip edilen gebelerden 3'ünde Gestasyonel Diyabetes Mellitus mevcuttu. Biri riskli gebelik olarak değerlendirildi ve Kadın Doğum Uzmanı ile görüşülerek hastaneye sevk edildi, burada 1 hafta yatışı sağlanan gebe sezeryanla doğum yaptı. İkincisine İnsülin tedavisi başlandı. Üçüncüsü Dahiliye Uzmanı’na gitmedi, iri bebek ve pelvis darlığı nedeni ile Sezaryen ile doğum oldu. Vakalardan 1 tanesinde ikiz gebelik travayda entegre hastane acil servisine başvurdu. İlk bebek spontan doğum ile doğdu ancak ikinci bebek makat gelişi idi. İkinci bebek yardımla doğdu. 6 gebede tiroksin ve 41 gebede oral demir kullanımı tespit edildi. Sonuç: Teletıp yöntemi teknolojinin ve iletişim olanaklarının gelişmesiyle beraber daha sık duyacağımız bir terim olacaktır. Özellikle 2020 yılı itibari ile kitle hareketlerini ileri seviyede kısıtlayan ve sağlık kuruluşuna başvurmayı bir risk haline getiren pandemi koşulları bizleri beklediğimizden daha hızlı bir şekilde bu yönde adımlar atmaya mecbur kılmıştır. Sağlık hizmetinden faydalanacak kişilerin bu taleplerinin en yakın ve güvenilir sağlık kurumundan almaları en uygun seçenektir. Hastaların uygulamalara olan inancı iletişim kaynaklarının daha iyi kullanılabildiği ve sürekli hizmet aldıkları birinci basamak hekimi tarafından verilmesi ile daha da artacaktır. Bu hastaların izlemlere olan güvenini ve bağlılıklarını artıracaktır. Bütün bu hasta hekim iletişimine yönelik iyileştirmeler iyi bir sağlık hizmetini beraberinde getirecektir.

*-*

TIBBİ NESNELERDE İKİ YÖNLÜ İNTERNET İLETİŞİMİNDE BİR HATA ORANININ İYİLEŞTİRİLMESİ

Yazar           : Nihat Alkan

Danışman    : Doç. Dr. Özgür Ertuğ

Gazi Üniversitesi / Bilişim Enstitüsü / Bilgisayar Bilimleri Ana Bilim Dalı

Türkçe, 2021, 70 Sayfa. YÖK Tez No: 690223

İletişim ve bilgi devriminin başlangıcından bu yana, Nesnelerin İnterneti (IoT) ve yapay zekâ bilimlerinin yakınsaması ve bütünleşmesi, hayatın birçok alanında hayati bir mesele haline gelmiştir. Sağlık sektörü dijital dönüşümden ve modern teknolojilerden yararlanıp yenilikçi çizime katkıda bulunan taşınabilir tıbbi cihazlar, uygulamalar ve mobil sağlık hizmetlerinin varlığı, robotik ve yapay zekâ gibi gelişmekte olan teknolojilerin yaygınlaşması, sağlık bilginin internet sayesinde paylaşılmasının kolaylığının yanı sıra gelişmiş tedavi yöntemlerinin keşfedilmesi sayesinde, önümüzdeki yıllarda "IoT" teknolojilerine daha fazla güvenilmesi beklenmektedir. Bu çalışma, hitap ettiği konunun önemi kadar sağlık sektörü de dahil olmak üzere birçok hayati sektördeki uygulama alanlarının çeşitliliği nedeniyle önemlidir. Genel olarak ağlarda veri iletim sırasında bazı nedenlerden dolayı veri kaybı büyük olasılıkla yaşanabileceğinden, IoT sistemlerinde veri kaybı yaşanmaması için İşbirlikçi algoritma önerilmiştir. Son yıllarda, toplanan verileri vericiden havuza veya ana düğüme göndermek için farklı yönlendirme protokolleri sunulmuştur. İşbirlikçi algoritmasına dayalı iletişimde, bir sensör düğümü bir kaynak, bir röle veya bir hedef olarak hareket edebilir. İki yönlü iletişim yöntemine dayanan ortak yönlendirme protokollerinde, verici ile alıcı arasındaki iletişim yolunda bulunan sensörler veya röleler, iletici olarak çalıştığından ağ performansı artacaktır. Ayrıca işbirlikçi algoritması, daha sık veri toplamaya izin verdiğinden dolayı, veri kaybı en az beklenen durum olacaktır. Bilgi taşıma kanalı ve işbirlikçi algoritmasının üzerine son zamanlarda yapılan araştırmalardan esinlenen bu çalışma, işbirlikçi algoritması doğrudan aktarım veya tekrarlanması yerine kanal kodlama yöntemleri ile sağlandığı kodlu iş birliğini tanıtmaktadır. Önerilen işbirlikçi algoritmasını ele alınmış, algoritmanın bit hata oranı analiz edilmiş ve kanal formülasyonu dahil kapalı form türetilmiştir. Ayrıca, işbirlikçi algoritmasının çeşitlilik düzeni ve protokolün etkinliği IoT sağlık sisteminde kanıtlanmıştır.

*-*

ALÇAK İRTİFA YÖRÜNGE UYDULARIYLA HABERLEŞME VE TELETIP SAĞLANMASI

Yazar           : Tugay Kara

Danışman    : Doç. Dr. Mehmet Şahin Gök

Gebze Teknik Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / İşletme Ana Bilim Dalı

Yüksek Lisans, İngilizce, 2021, 88 Sayfa. YÖK Tez No: 668255

Haberleşme hayatımızın önemli bir parçasıdır. Bağırarak ve dumanla başlayan haberleşme serüveni telgraf, telefon ve uydu ile devam etmiştir. Telgraf ve telefon ile kısa mesafelerde haberleşme sağlanırken, uydularla bu sınırlar aşılmıştır. Bu nedenle global bir haberleşmeyi sağlayabilmek için uyduların önemi büyüktür. 2000'li yıllar itibariyle, çeşitli şirketler Alçak İrtifa Yörüngesi (AİF) Uyduları ile küresel iletişim sağlamak için uzaya uydular fırlatmışlardır. Bu uyduların oluşturdukları konsorsiyumlarla birlikte dünyanın her bölgesinde yüksek band genişliği ve düşük gecikmeyle haberleşme sağlanabilmektedir. Bu uydu hizmetleri, önceki yıllarda olduğu gibi pahalı değildir, aksine son kullanıcıların bu hizmetleri kullanabileceği bir hale gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası'nın ortak çalışmasıyla ortaya çıkan rapora göre, dünya nüfusunun en az yarısı temel sağlık hizmetlerinden faydalanamamaktadır (WHO and The World Bank, 2017). Bu çalışmada; uydu ve iletişim geçmişi incelendi, LEO uydusu ile dünya çapında iletişim sağlamanın önemi vurgulandı, teletıp geçmişi ve teletıp ekipman türleri hakkında bilgiler verildi, LEO uydusunun teletıp üzerindeki önemi açıklandı. Dünyanın en uzak köşesinde bile teletıp sayesinde toplumun birinci basamak sağlık hizmetlerine uzaktan erişebileceği ifade edildi. Ölüm oranlarını etkileyen hastalık haritası ile Türkiye ve Dünya için Teletıp, ekonomik ve teknik gereklilikler açısından analiz edildi. Teletıp fizibilitesi yapıldı, salgın sırasında teletıp kullanımı vaka çalışmaları ile açıklandı.

*-*

E-SAĞLIK OKURYAZARLIĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ: İSTANBUL KADIKÖY İLÇE ÖRNEĞİ

Yazar           : Recep Özdemir

Danışman    : Doç. Dr. Güven Bektemür

Sağlık Bilimleri Üniversitesi / Hamidiye Sağlık Bilimleri Enstütüsü / Sağlık Yönetimi Ana Bilim Dalı

Yüksek Lisans, Türkçe, 2021, 81 Sayfa. YÖK Tez No: 668411

Amaç: Bu çalışma İstanbul ilinin Kadıköy ilçesinde 15 yaş ve üzeri nüfusun e- sağlık okuryazarlığının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı kesitsel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili Kadıköy ilçesinde ikamet eden 15 yaş ve üzeri nüfustan oluşan 806 kişi tabakalandırılarak rastlantısal güzergâh yöntemine göre seçilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak katılımcılara sosyodemografik özelliklerini ve e-sağlık okuryazarlığı ölçeğini içeren anket uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların (%65,1) sağlıkla ilgili interneti kendilerine yardımcı olmada yararlı ve çok yararlı olarak belirtmişler. Sağlık kaynaklarına erişim önemli ve çok önemli olarak belirten katılımcı oranı ise (%74,7)'dir. Çalışmada e-sağlık okuryazarlığının toplam puan ortalaması 29,12±7,01 olumlu olarak hesaplanmıştır. Katılımcıların cinsiyetleri bakımında anlamalı bir fark tespit edilmemiş olup, eğitim, meslek, gelir durumu, sağlık durumları, yaş grupları sağlıkla ilgili interneti ziyaret sıklıkları, son bir yılda herhangi bir sağlık kuruluşunu ziyaret sıklığı ve düzenli ilaç kullanımı bakımında anlamlı farklılığın olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). Sonuç: Bu çalışmada cinsiyet dışında sosyodemografik değişkenlerin, bireylerin sağlık durumlarının, sağlık kuruluşlarına başvurma sıklıklarının ve düzenli ilaç kullanım durumlarının e-sağlık okuryazarlığı sevilerini farklılaştırdığı sonucuna ulaşılmıştır.

*-*

FARKLI ALANLARDA ÖĞRENİM GÖREN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE E-SAĞLIK OKURYAZARLIĞI, DİJİTAL SAĞLIK VE FİZİKSEL AKTİVİTE DÜZEYLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Yazar           : Ayşe Kardelen Acar

Danışman    : Prof. Dr. Sema Savcı

Dokuz Eylül Üniversitesi / Sağlık Bilimleri Enstitüsü / Kardiyopulmoner Fizyoterapi Ana Bilim Dalı

Yüksek Lisans, Türkçe, 2021, 116 Sayfa. YÖK Tez No: 681853

Bu çalışma sağlık alanı ve sağlık alanı dışındaki bölümlerde öğrenim gören üniversite öğrencilerinde e-sağlık okuryazarlığı, dijital sağlık ve fiziksel aktivite düzeylerinin karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 18-25 yaş arası, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü (FTR), 228'i İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF)'nde öğrenim görmekte olan toplam 535 gönüllü lisans öğrencisi katıldı. Çalışmaya gönüllü olarak katıldıklarına dair onam formları ve değerlendirilecek parametrelere ilişkin ölçekler Google Formlar aracılığıyla elektronik ortamda katılımcılara uygulandı. Öğrencilerin yaş, cinsiyet, sınıf, bölüm, internet süresi, egzersiz alışkanlığı, sigara-alkol kullanımı gibi tanımlayıcı bilgileri 20 sorudan oluşan anket formu ile, e-sağlık okuryazarlığı (E-SOY) E-sağlık okuryazarlığı ölçeği (E-SOYÖ) ile, dijital okuryazarlık (DOY) Dijital Okuryazarlık Ölçeği (DOYÖ) ile, sağlık okuryazarlığı (SOY) Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği Türkçe versiyonu (ASOY-TR) ile ve fiziksel aktivite Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi kısa versiyonu (IPAQ-SF) ile değerlendirildi. Tüm öğrencilerin %70,1'i yeterli SOY'na sahip değildi. Her iki bölüm öğrencilerinin ESOY, DOY, SOY düzeyleri arasında fark yoktu (p>0,05). Tüm öğrencilerin %79,6'sı yeterli fiziksel aktivite düzeyine sahip değildi. FTR bölümü öğrencilerinin IPAQ-SF toplam puanı, şiddetli fiziksel aktivite ve yürüme aktiviteleri İİBF bölümü öğrencilerinden daha düşük bulundu (p<0,05). Her iki bölüm öğrencilerinin orta şiddetli fiziksel aktivite düzeyleri ve günlük oturma süreleri arasında fark yoktu (p>0,05). Çalışmamızda her iki bölümdeki üniversite öğrencilerinde SOY ve fiziksel aktivite düzeyi düşük bulunmuştur. Sağlık alanı dışında öğrenim gören üniversite öğrencilerinin fiziksel olarak daha aktif olduğu görülmüştür. Sonuç olarak mezuniyet öncesi tüm üniversite öğrencilerine yönelik SOY eğitim programları ve sağlıklı davranış alışkanlığı geliştirmek için farkındalık çalışmaları lisans eğitim programlarına dahil edilmelidir. Öğrencilere yönelik hem SOY'nı hem de fiziksel aktivite düzeylerini artırmak için eğitim programları planlanmalıdır.

*-*

ELEKTRONİK SAĞLIK PORTALI OLUŞTURARAK HASTALARLA İLETİŞİM İÇİN E-SAĞLIK UYGULAMASI

Yazar           : Ali Ahmed Ameen Al Fazea

Danışman    : Öğretim Üyesi Dr. Abdullahi Abdu İbrahim 

Altınbaş Üniversitesi / LisansÜstü Eğitim Enstitüsü / Fen Bilimleri ve Teknolojileri Ana Bilim Dalı

Yüksek Lisans, İngilizce, 2021, 64 Sayfa. YÖK Tez No: 676139

E-sağlık portalları, hastaların sağlık bilgilerine ve hizmetlerine daha kolay erişmelerini sağlar. Arka plandaki birçok tıbbi hizmeti etkin bir şekilde entegre edebilen bir e-sağlık portalı tasarlıyor ve uyguluyoruz. Böyle bir sistemi tasarlamanın temel zorluğu, hasta verilerinin gizliliği, teşhis sonuçlarının bütünlüğü ve sağlık hizmetlerinin kullanılabilirliği gibi kritik güvenlik gereksinimlerini karşılamaktır. Bu çalışmada, RBAC erişim kontrolüne bağlı olarak çeşitli klinisyenlerin ve hastaların erişebileceği ortak bir elektronik sağlık kayıt sisteminin tasarımı ve uygulaması sunulmaktadır. PHP programlama fonksiyonları ile hastaya özel şifre oluşturmaya odaklandık. Bu portal üzerinden doktor ile hasta arasında elektronik olarak randevu alma gibi etkin bir iletişim kurmak da mümkündür. Ayrıca doktorlar, Coronavirüs gibi yeni keşfedilen pandemilerin yayılmasıyla ilgili acil raporları iletmek için sistemi kullanabilir. Sistem testi ve değerlendirmesi de sunulmaktadır.

*-*

SAĞLIK BİLİŞİM SİSTEMLERİ KAPSAMINDA ELEKTRONİK REÇETE UYGULAMASINA YÖNELİK HEKİMLERİN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ

Yazar           : Hasan Yetkin

Danışman    : Doç. Dr. Yusuf Yalçın İleri

Necmettin Erbakan Üniversitesi / Sağlık Bilimleri Enstitüsü / Sağlık Yönetimi Ana Bilim Dalı

Yüksek Lisans, Türkçe, 2021, 116 Sayfa. YÖK Tez No: 674461

Dünyada bilişim teknolojisinde yaşanan gelişmeler sağlık alanında daha hızlı kararlar alınmasına imkân sağlamaktadır. Bu nedenle sağlık bilişimindeki gelişmelerden sağlık kurumlarının iyi bir şekilde yararlanabilmesi amacıyla; sağlık kurumlarının, sağlık bilişim sistemleri kapsamında e-reçete uygulamasına bakış açısı büyük önem arz etmektedir. Hekimlerin de ilerleyen meslek hayatlarında daha donanımlı daha verimli olabilmesi için e-reçeteye yöneldiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nde görevli hekimlerin e-reçeteye yönelik bakış açılarını incelemek, e-reçetenin işlerini kolaylaştırıp kolaylaştırmadığını, israfları önleyip önlemediğini, hastalara verilen hizmetin kalitesini arttırıp arttırmadığını belirlemek ve hekimlerin e-reçete uygulamasını ne derece yeterli bulduklarını ortaya koymaktır. Araştırmada sağlık bilişim sistemleri kapsamında e-reçete uygulaması üzerine ülkemizde ve yurt dışında yapılmış çalışmalarla ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi dâhili ve cerrahi alanlarında görevli 268 hekim oluşturmaktadır. Araştırmada Aslan (2014) tarafından uyarlanan anket kullanılmıştır. Çalışmada olasılıklı örnekleme yöntemlerinden basit tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Birbirinden bağımsız iki örneklem arasındaki ilişkiyi bulabilmek için t testi (independent samples t test) ve tek yönlü varyans analizi (one way anova) uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre hekimlerin e-reçeteye karşı benzer tutuma sahip oldukları tespit edilmiştir. Hekimlerin büyük bir oranın e-reçeteyi kullanma taraftarı olması teknolojide yaşanan gelişmelere ayak uydurduklarını ve sağlık alanında yaşanan teknolojik gelişmelerden memnun olduklarını göstermektedir. Bilgi kalitesi boyutu puanlarının çalışma şekli ve e-reçete sistemini kullanma taraftarı olup olmamaları gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaştığı (p<0,05); cinsiyet, görev, uzmanlık alanı ve medeni durum gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. Sistem kalitesi boyutu puanlarının görev, çalışma şekli, medeni durum ve e-reçete sistemini kullanma taraftarı olup olmamaları gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaştığı (p<0,05); cinsiyet ve uzmanlık alanı gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. Toplam sistem etkisi boyutu puanlarının çalışma şekli ve e-reçete sistemini kullanma taraftarı olup olmamaları gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaştığı (p<0,05); cinsiyet, görev, uzmanlık alan ve medeni durum gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. Algılanan kullanım kolaylığı boyutu puanlarının görev, medeni durum ve e-reçete sistemini kullanma taraftarı olup olmamaları gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaştığı (p<0,05); cinsiyet, uzmanlık alanı ve çalışma şekli değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. Algılanan fayda boyutu puanlarının çalışma şekli, medeni durum ve e-reçete sistemini kullanma taraftarı olup olmamaları gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaştığı (p<0,05); cinsiyet, görev ve uzmanlık alanı gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. E-reçete kullanımına yönelik niyetlilik boyutu puanlarının çalışma şekli ve e-reçete sistemini kullanma taraftarı olup olmamaları gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaştığı (p<0,05); cinsiyet, görev, uzmanlık alanı ve medeni durum gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. Hizmet kalitesi puanlarının çalışma şekli ve e-reçete sistemini kullanma taraftarı olup olmamaları gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaştığı (p<0,05); cinsiyet, görev ve medeni durum gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. Cerrahi birimlerde çalışan hekimler dâhili birimlerde çalışan hekimlere göre e-reçeteyi daha az kullanmaktadırlar. E-reçete sisteminin; hekimlerin işini kolaylaştırdığı, israfları önlediği, hastalara yapılan hizmetin kalitesini artırdığı, hekimlerin işlerini hızlandırdığı gözlemlenmektedir. E-reçete sistemini; genç hekimlerin tecrübeli hekimlere göre daha çok kullandıkları ve benimsedikleri görülmüştür. E-reçete sisteminin ara yüzü daha anlaşılır hale getirilmesi gerektiği gözlemlenmiştir. E-reçete sisteminin; diğer bilgi sistemlerine entegre olabilmesi, kullanırken daha az zihinsel çaba harcanması ve daha sade olması gerektiği saptanmıştır.

*-*

KABLOSUZ POLİSOMNOGRAFİ CİHAZI TASARIMI

Yazar           : Uğur Şahin

Danışman    : Prof. Dr. Osman Eroğlu

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Biyomedikal Mühendisliği Ana Bilim Dalı

Yüksek Lisans, Türkçe, 2021, 127 Sayfa. YÖK Tez No: 671373

Uyku sırasında yaşanan solunum güçlükleri, uyku apnesi ve horlama gibi solunum problemleri hayatı tehdit eden ve uyku kalitesini olumsuz etkileyen uyku bozukluklarındandır. Bu tip uyku bozukluklarının doğru teşhisi de hayati önem taşımaktadır. Uykuda solunum bozukluklarının tespitinde altın standart olarak kabul edilen polisomnografi; inoperatif elektrofizyolojik izleme yöntemleri kullanılarak uykuya dalma sürecinde, uykuda ve uyku sonrasında sinir sisteminin, kardiyorespiratuar sistemin ve vücut pozisyonu, vücut sıcaklığı gibi uykuyla ilişkili bazı fiziksel ve fizyolojik büyüklüklerin gerçek zamanlı olarak kaydedilmesi olarak tanımlanabilir. Test sonunda toplanan veriler, uzman hekim tarafından incelenir ve uyku bozukluğu mevcut ise inceleme sonrası teşhisi yapılır. Polisomnografi testi oldukça maliyetlidir ve uyku merkezlerinde bu test için sınırlı sayıda oda, test cihazı ve uyku teknisyeni vardır. Bu sebeplerle, test maliyetlerini azaltmak ve daha fazla hastaya hizmet vermek üzere uyku testlerinin evde gerçekleştirilmesine imkân verecek cihazlar üretilmiştir. Genel olarak Evde Uyku Apnesi Testi (Home Sleep Apnea Test) (HSAT) kiti olarak adlandırılan bu cihazlar; kandaki oksijen yoğunluğu (SpO2), vücut pozisyonu ve solunum aktivitesi gibi vital sinyalleri izler ve kaydederler. İlerleyen ve v gün geçtikçe küçülen teknolojinin ofislerimize, evlerimize hatta cebimize kadar taşıdığı ve teknolojide yeni bir trend olan Nesnelerin İnterneti'nin (Internet of Things) (IoT), e-sağlık alanında da önemli bir rol sahibi olacağı görülmektedir. Bu çalışmada uyku problemi yaşayan hastaların bir uyku teknisyenine ihtiyaç duymadan evde uyku testi yapılabilmelerini ve hastanın vital sinyallerinin anlık olarak izlenebilmesini amaçlayan; IoT tabanlı, batarya ile beslenen, giyilebilir ve kompakt bir test cihazı tasarlanmıştır. Hesaplama gücünü ve kablosuz haberleşme yeteneğini Espressif ESP32 SoC'den alan sistem saniyede 200 kez örneklenmiş EEG, EKG, 3 eksenli ataletsel ölçüm birimi, solunum eforu, nazal basınç sensörü sinyallerini toplayabilen; Pulse Oksimetre yardımıyla SpO2 hesabı yapabilen ve toplanan tüm verileri kablosuz ağ üzerinden gönderebilen sistem, FreeRTOS gerçek zamanlı işletim sistemi ile geliştirilmiş bir gömülü yazılıma sahiptir. Geliştirilen PSG cihazı, American Academy of Sleep Medicine Guidelines'a göre Tip II geniş kapsamlı taşınabilir test cihazıdır. Topladığı ve işlediği yaşamsal sinyaller ile elde ettiği SCOPER (Sleep, Cardiovascular, Oximetry, Position, Effort, and Respiratory) skoru S2 C1 O1 P2 E2 R2 dir. Hasta üzerinden toplanan tüm veriler 2.4GHz Wi-Fi ağı üzerinden TCP/IP protokolü aracılığı ile bir hedefe iletilmektedir. Toplanan veriyi izlemek ve kaydetmek amacı ile bir Python uygulaması geliştirilmiştir. Ağ izleme uygulamaları ile yapılan testlerde paket kaybı olmadan saniyede 200 paket iletildiği görülmüştür.

*-*

PREOPERATİF ANESTEZİ DEĞERLENDİRMESİNDE HASTALARIN BİLGİ KAYNAĞI OLARAK İNTERNET KULLANIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Yazar           : Ufuk Sezgin Bücük

Danışman    : Prof. Dr. Alkin Çolak

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi / Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

Tıpta Uzmanlık, Türkçe, 2021, 108 Sayfa. YÖK Tez No: 676929

Teknoloji ve internetin gelişmesi ile birlikte bilgiye erişim kolaylaşmıştır. Anestezi konusunda hastalar merak ettikleri bilgileri diğer sağlık konularında olduğu gibi internet üzerinde aramaktadırlar. Bu çalışmada anesteziyoloji polikliniğine elektif olarak cerrahi operasyon, anestezi altında girişim ya da görüntüleme yapılması amacıyla preoperatif olarak başvuran hastaların internet kullanım alışkanlıklarının belirlenmesi amacıyla anket uygulanmıştır. 18 yaş üstü toplam 616 olguya anket uygulanmıştır. 3 bölümden oluşan ankette ilk kısımda yaş, cinsiyet, eğitim, çalışma, işlem uygulanacak bölüm, geçmiş anestezi öyküsü, anesteziyi kimin uygulayacağı, anestezi konusunda kimden bilgi alındığı, cerrahi işlem konusunda nereden araştırma yapıldığı, anestezi hakkında bilgi verilirken nelerin öğrenilmek istendiği, anestezi konusunda internetten araştırma yapılmadı ise neden araştırma yapılmadığı ve internet kullanımının olup olmadığı sorgulandı. İkinci bölümde internet kullanıcısı olan olgulara internet erişimi için kullandıkları cihazların neler olduğu, günlük internet kullanım süreleri, bilgi almak için kullandıkları internete siteleri, anestezi konusunda internet sitesi tercihleri ve kullanmayı kabul edip etmemeleri, bilgi tercihinde materyal seçimi, teletıp yöntemi ile anestezi onayına bakış açıları ve anestezi ile alakalı internette araştırma yapıp yapmadıkları sorgulandı. Üçüncü bölümde internette anestezi ile alakalı araştırma yapmış olan hastalara araştırdıkları konuların ne olduğu, bilgiye erişimde internetin faydalı olup olmadığı, endişelerini giderip gidermediği ve bilgilerin doğru ve yeterli olup olmadığı sorgulandı. Genç, eğitim düzeyi yüksek olan olguların internet kullanımının yüksek olduğu, bilgiye erişimde interneti daha çok tercih ettikleri gözlendi. İnternet kullanım oranlarının düşük olmasına rağmen internette anestezi ile alakalı araştırma yapma oranlarının yüksek olduğu bulundu. İnternette anestezi hakkında araştırma yapanların benzer şekilde genç ve eğitim düzeyi yüksek olgularda daha sık olduğu bulundu. İnternetteki bilgilerin doğruluğu ve endişeleri giderme konusunda yetersiz kaldığı ancak internet kullanımını olguların faydalı bulduğu saptandı. COVID-19 pandemisinin getirmiş olduğu endişelerin mevcut olduğunu ancak bununla birlikte teletıp yöntemine yeterli ilginin olmadığını gözlemledik. Anestezi ve cerrahi konusunda bilgiye erişimde arama motorlarının sıklıkla kullanıldığı ancak önerilmesi halinde sağlık bakanlığı ve hastanemiz web sitelerinin tercih edileceğini tespit ettik. Doğru bilgiye erişimde hastalarımıza daha faydalı olmak için hastalarımızı uygun internet sitelerinin kullanımına teşvik etmemiz gerektiğini düşünmekle birlikte kendi hastanemiz internet sitesinde düzenlemelere gitmemiz gerektiğini düşünmekteyiz.

*-*

EVDE KULLANILAN TIBBİ CİHAZLAR İÇİN TASARIM STRATEJİLERİ; CPAP CİHAZLARI ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA

Yazar           : Mehmet Erçin Okursoy   

Danışman    : Doç. Dr. Naz Ayşe Güzide Zehra Börekçi

Orta Doğu Teknik Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü / Endüstriyel Tasarım Ana Bilim Dalı

Doktora, İngilizce, 2021, 223 Sayfa. YÖK Tez No: 695657

Medikal ürün geliştirme ve tasarımı en yüksek güvenlik düzenlemelerine sahip olması sayesinde risk faktörünü neredeyse ortadan kaldıran ürünler sunmakta olan sektörlerden biridir. Ürünlerin gelişimine katılımda bulunan aktörler (hükümet organları, yatırımcılar, sivil toplum örgütleri, hastalar, vb.) yalnızca bu keskin düzenlemeleri yaratmayıp tasarımcıların tasarım stratejilerini yapılandırdıkları hareket alanlarını da belirlemektedirler. Bu düzenlemeler güvenlik konusundaki şüpheleri ortadan kaldırmasına rağmen ürün tasarımcılarının kullanıcı deneyimine yönelik olası çözümlerine engel olabilmektedir. Teknolojik gelişmeler kişisel medikal ürünlerin gündelik hayata girmesine olanak sağlarken, ileride ürünlerin kullanımına engel oluşturabilecek ikilemlerden kaçınılması için bu medikal ürünlerin diğer gündelik eşyalarla olan ilişkisinin doğru bir şekilde yapılandırılması gereklidir. Mobil sağlık uygulamalarının son on yılda popüler hale gelmesi ve geniş bir alanda kullanılmasına rağmen profesyonel olmayanlar tarafından kullanılması beklenilen tıbbi cihazlar gündelik yaşama henüz tam anlamıyla uyum sağlayabilmiş değildir. Bu doktora çalışmasının amacı, medikal cihaz tasarım ve geliştirme sürecinde tasarım profesyonellerinin kullanabilecekleri bir takım tasarım stratejilerinin bulunduğu bir kılavuz sunmaktır. Bu amaçla 30 katılımcı ile bir saha araştırması yapılmıştır. Saha araştırması için evde geniş çapta kullanılan cihazlardan biri olması nedeniyle CPAP cihazları seçilmiştir. Saha araştırması kullanıcıların cihazları ile ilgili deneyimleri ve uyku apneleri hakkında yarı yapılandırılmış mülakat sorularından ve ölçeklerden oluşmaktadır. Tez saha çalışması bulgularından yapılandırılmış evde kullanılan medikal cihaz tasarımı ve geliştirilmesinde öneri bağlamında stratejileri içeren bir yapılacak işler listesi ile sonuçlanmaktadır.

*-*

18 YAŞ ÜSTÜ BİREYLERİN İNTERNETTEN SAĞLIK BİLGİSİ ARAMA DAVRANIŞI, E-SAĞLIK OKURYAZARLIĞI VE SİBERKONDİ DURUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Yazar           : Mümüne Merve Fidan  

Danışman    : Doç. Dr. Melahat Akdeniz

Akdeniz Üniversitesi / Tıp Fakültesi / Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

Tıpta Uzmanlık, Türkçe, 2021, 145 Sayfa. YÖK Tez No: 663306

Amaç: Bu çalışmada amaçlarımız; sağlık arama davranışı olarak internetin ne düzeyde kullanıldığının ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi, internetten sağlık bilgisi arama- e- sağlık okuryazarlığı - siberkondri düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin belirlenmesidir. Materyal ve Metot: Çalışmamıza 529 gönüllü katılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik verilerin sorgulandığı 22 soruluk bir form; katılımcıların e-sağlık okuryazarlık düzeyini belirlemek için e-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve katılımcıların siberkondri düzeyini değerlendirmek için 33 soruluk Siberkondri Ciddiyet Ölçeği (SCÖ) uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, sürekli değişkenler ortalama ± standart sapma, kategorik veriler sayı ve yüzde şeklinde ifade edilmiştir. Sürekli değişkenlerin gruplar arası analizinde Kolmogorov-Smirnov Uyum İyiliği Testi ile normallik analizleri yapılmıştır. Normal dağılıma uymayan verilerin iki grup arasındaki karşılaştırmaları için Mann Whitney U Testi, üç grup ve üzerindeki karşılaştırmaları için Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Bu karşılaştırmalarda ileri analizler için ise Mann Whitney U Testi, kategorik verilerin karşılaştırmasında ise Ki-Kare Testi kullanılmıştır. Ölçekler arası doğrusal ilişki Pearson Korelasyon Testi kullanılarak yapılmıştır. Analizler IBM SPSS (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı) versiyon 24.0 (IBM Corporation, Armonk, NY, USA) ile yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza katılan toplam 529 kişinin yaş ortalaması 39,41±12,73 yıl (%55,2'si >35 yaş) olarak saptanmıştır. Katılımcıların %94'ü sağlık bilgisi aramak amacıyla interneti kullandığını bildirmiştir. Sağlıkla ilgili konular nedeniyle internet kullanımının; 35 yaş ve altındaki katılımcılarda, kadınlarda ve eğitim düzeyi yüksek olanlarda anlamlı derecede daha fazladır. e-Sağlık Okuryazarlık Ölçeği puanlarının; 35 yaş ve altındaki katılımcılarda 35 yaş üzerine göre, çocuk sahibi olmayanlarda olanlara göre, üniversite-yüksek lisans mezunlarında ilköğretim mezunlarına göre, > 10000 TL geliri olanlarda 3001 - 10000 TL arası geliri olanlara göre, çalışanlarda çalışmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksektir (p<0.05). Siberkondri toplam ölçek puanlarının; 35 yaş ve altındaki katılımcılarda 35 yaş üzerine göre, sağlık çalışanı olmayanlarda sağlık çalışanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksektir (p<0.05). e-Sağlık Okuryazarlık Ölçeği ile Siberkondri Ölçeği toplam puanları arasında pozitif yönde, düşük veya önemsiz derecede kuvvetli ve istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon olduğu saptanmıştır (r=0.240, p<0.001). Sonuç: Çalışmamızda internetin sağlıkla ilgili bilgi arama amacıyla büyük oranda kullanıldığı; günlük internet kullanım düzeyi- e-sağlık okuryazarlığı-siberkondri arasında pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Bu çalışma, e-sağlık okuryazarlığı düzeyi ile siberkondri düzeyinin karşılaştırıldığı literatürdeki ilk çalışmadır. e-Sağlık okuryazarlığını artırıp hastaları siberkondriden koruyabilmek için ilişkili faktörlerin belirlenmesi ve bu konuda daha fazla çalışma yapılması son derece önemlidir.

*-*

ÇORUM İL MERKEZİNDE LİSE SON SINIF ÖĞRENCİLERİNDE E-SAĞLIK OKURYAZARLIĞI DÜZEYİ VE SEÇİLMİŞ SAĞLIK DAVRANIŞLARI

Yazar           : Seyyide Özden  

Danışman    : Doç. Dr. Gülay Yılmazel

Hitit Üniversitesi / Sağlık Bilimleri Enstitüsü / Hemşirelik Ana Bilim Dalı

Yüksek Lisans, Türkçe, 2021, 86 Sayfa. YÖK Tez No: 686490

Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu çalışma, Eylül 2019-Şubat 2021 tarihleri arasında, Çorum il merkezinde lise son sınıf öğrencilerinde e-sağlık okuryazarlığı düzeyini ve seçilmiş sağlık davranışlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya il merkezindeki devlet okullarında öğrenim gören gönüllü 1349 lise son sınıf öğrencisi dahil edilmiştir. Grup anket yöntemi ile toplanan araştırma verilerinin değerlendirilmesi SPSS 21.0 programı aracılığıyla yüzdelik, ortalama, ki-kare testi kullanılarak yapılmıştır. Değerlendirilmelerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından onaylanmıştır. Katılımcıların %44,6'sı erkek %55,4'ü kadın olup yaş ortalaması 17,4±0,6 yıl olarak saptanmıştır. Öğrencilerin e-sağlık okuryazarlığı ölçeğinden aldıkları puan ortalaması 25,9±5,7 bulunmuştur. Katılımcıların %54,4'ünde e-sağlık okuryazarlığı yüksek (26-40 puan), %45,6'sında e-sağlık okuryazarlığı düşük (8-25 puan) düzeydedir. Öğrencilerin öğrenim gördüğü okul türü, baba eğitim düzeyi ve sağlık durum algısı e-sağlık okuryazarlığı açısından anlamlı farklılık oluşturmuştur (p<0,05). Sağlık kontrollerini düzenli yaptırmayanların oranı %70,6 olup bu grupta düşük e-sağlık okuryazarlığı oranı %75,3'tür (p<0,01). Son bir yılda kan basıncını ölçtürenlerin oranı %48,6'dır ve bu grupta e-sağlık okuryazarlığı daha yüksektir (%54,5) (p<0,001). Son bir yılda kan kolesterolünü ölçtürmeyenler (%78,8) arasında düşük e-sağlık okuryazarlığı oranı anlamlı ölçüde yüksektir (%81,3) (p<0,05). Öğrencilerin tamamına yakını son bir yılda vücut ağırlığını ölçmüştür ve bu grupta e-sağlık okuryazarlığı anlamlı ölçüde yüksektir (p<0,001). Meyve-sebze tüketim sıklığı ve fast-food tüketimi öğrencilerin e-sağlık okuryazarlığı düzeyi üzerinde anlamlı farklılık oluşturmuştur (p<0,05). Öğrencilerin tamamına yakını (%81,2) düzenli egzersiz yapmamaktadır ve bu grupta e-sağlık okuryazarlığı anlamlı ölçüde düşüktür (%82,4) (p<0,05). E-sağlığa ilişkin davranışlardan son bir haftada sağlıkla ilgili araştırma yapma, sağlıkla ilgili konulara yönelik algı ve sağlıkta bilgiye erişimde kaynak kullanma durumu açısında e-sağlık okuryazarlığı anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Öğrencilerin %25,2'si cep telefonuna sağlık aplikasyonları indirmiştir ve cep telefonuna sağlık aplikasyonu indirmeyenlerde düşük e-sağlık okuryazarlığı daha yaygındır (p<0,001). Öğrencilerin yaklaşık üçte ikisi e-nabız uygulamasını duymuştur ve bu grupta yüksek e-sağlık okuryazarlığı daha yaygındır (p<0,05). Sonuç olarak adolesanların e-sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük bulunmuştur. Seçilmiş sağlık davranışları e-sağlık okuryazarlığı düzeyi üzerinde anlamlı farklılık oluşturmuştur.

*-*

Tez Yazarları’nı ve Danışmanları’nı tebrik eder, konuya katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz.

Yukarıda künyeleri ve özetleri bulunan Tezler’in tam metinlerine YüksekÖğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi’nden erişilebilmektedir.

TeleTıp, Mobil Sağlık, E-Sağlık vb. konularında, yukarıdaki listemizde olmayan, YÖK Tez Merkezi’nde erişime açık olan Tezler’in av_umit_erdem@yahoo.com adresine iletilmesi; içeriği zenginleştirerek araştırmacılara, akademisyenlere ve uygulayıcılara yönelik bilgilendirmeye güç katacaktır. Şimdiden teşekkür ederiz.

Av. Arb. Ümit Erdem

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.