banner697

Bölge adliye mahkemelerince verilen kararların temyizi üzerine temyiz denetiminin ne şekilde yapılacağı hususunda bazen duraksamalar yaşanmaktadır. Bu nedenle temyiz aşamasında incelenecek hususların neler olabileceği konusu üzerinde durmak gerekir.

Temyizde incelenecek hususlar

Temyizde incelenecek hususlar, CMK m. 301 hükmünde düzenlenmiştir.[1] Buna göre Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz talebi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında inceleme yapacaktır.

Öğretide, temyiz denetiminin kapsamının belirlenmesi açısından farklı görüşler ileri sürülmüştür.

Bir görüşe göre; temyiz denetiminde sadece hâkimin delilleri değerlendirmesinde hukuksal hata yapıp yapmadığı hususu değerlendirebilir.[2]

Bir başka görüşe göre Yargıtay, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek eylemin varlığı veya yokluğu, kanıtların inandırıcılığı veya kesinliği gibi yargılarda bulunamayacaktır. Bu görüşe göre Yargıtay şu hususları denetleyebilir:[3]

1) Maddi olayların gerekçede yeterince yansıtılıp yansıtılmadığı,

2) Yansıtılan maddi olaylara ilişkin kanıtların tartışılıp tartışılmadığı,

3) Bu tartışma yapılırken doğa, mantık, deneyim ve hukuk kurallarına uyulup uyulmadığı.

Bu görüşe göre Yargıtay yukarıda belirtilen hususlar açısından hükmü inceleyerek olay yargılamasını sınırlı bir şekilde denetleyebilecektir.

Öğretide genel olarak temyiz denetiminin yargıcın maddi sorunu takdir yetkisini ortadan kaldırmadan yapılması gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmektedir. Buna göre, Yargıtay maddi sorunu sadece hükmün gerekçelerine dayanarak inceleyebilir.[4]

Bir görüşe göre Yargıtay temyiz denetimini iki husus açısından gerçekleştirebilir:[5]

1) Yargılama kuralarına uyulup uyulmadığı hususu,

2) Yargılama kurallarının uygulanmasına esas teşkil eden ve daha önce mahkemece tespit edilmiş olan maddi vakıaların doğru değerlendirilip değerlendirilmediği hususu.

Yargıtay’ın, bölge adliye mahkemesi incelemesinden geçmiş bir kararla ilgili yapacağı temyiz denetimi, verilen kararın hukuksal yönüyle sınırlıdır. Bununla birlikte bu durum maddi olay denetiminin yapılmayacağı anlamına gelmemektedir.[6]

Yargıtay’ın maddi olay denetimi yapabileceği haller şunlardır:[7]

1) Kararlarında bilimin yerleşmiş ilkelerine, genel yaşam deneyimlerine, mantık kurallarına aykırılıklar varsa,[8]

2) Ulaşılan sonuç ve gerekçe arasında birbiriyle açıkça çelişen tespitler bulunuyorsa,

3) Maddi olay açık, kesin ve tam olarak belirlenememiş ise ve bu nedenlerle kararın hukuksal yönden denetimine olanak yoksa.

Türk Ceza Yargılamasına istinaf kanun yolunun getirilmiş olması, temyiz mahkemesinin önceden olduğu gibi somut temyiz denetiminin elverdiği ölçüde maddi soruna girmesine engel oluşturmamaktadır.[9]

Yargıtay, temyiz yasa yolunda somut dava üzerinden içtihatlarla birliği sağlayacak olan kurumdur.

Yargıtay temyiz denetiminde aşağıda belirtilen hususları dikkate alır:[10]

1) İlk derece ve bölge adliye mahkemelerinin, sözlülük, doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkeleri uyarınca elde edilen delilleri vicdani kanaatleri ile serbestçe takdir etme yetkilerini dikkate almalıdır.

2) Delillerle varılan sonucun hukuk kurallarına, akla, mantığa, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel görüşlere uygun olup olmadığının tespiti bakımından somut dosya üzerinden görebileceği ve inceleyebileceği maddi sorunla ilgili vaka değerlendirmelerindeki hukuka aykırılıklar üzerinden bozma kararı verebilecektir.

İlk derece ve bölge adliye mahkemelerinin uyguladığı maddi ceza normlarının hukuka uygun olması gerekir. Burada maddi olayın doğru ve eksiksiz bir şekilde tespit edilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Yapılan bu tespite uygun olan maddi hukuk normlarının uygulanması kararın hukuka uygun olduğuna işaret edecektir. Yani maddi sorun ile maddi hukuk normlarının bu ayrılmaz niteliği gözetilmelidir. Burada uygulanan maddi hukuk normlarının hatalı olduğu iddiasıyla yapılan temyiz başvurularında hükmün hukuki yönden denetiminin maddi sorundan ayrılması pek mümkün gözükmemektedir.

Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması

Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması sonucunda maddi sorunun da hatalı şekilde belirlendiği hâller söz konusu olabilir. Bu durumda dosyaya yansıyan tüm delillerle birlikte maddi sorunda incelenmelidir. Burada maddi sorun değerlendirilmeden hükmün hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi mümkün değildir. Yargıtay’ın temyiz denetimi sırasında maddi sorunu inceleyemeyeceğine ilişkin bir yasal düzenleme hükmü mevcut değildir. Bu nedenle Yargıtay’ın maddi sorunu değerlendirmesi mümkündür.

Davanın esasına hükmedebilme

Yargıtay, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunmasının gerektiği durumlarda davanın esasına hükmedebilecektir.[11]

Buna göre ilk derece veya bölge adliye mahkemelerinin tespitlerinin hukuki denetim yapılmasına olanak vermeyecek ölçüde yetersiz olması hâlinde maddi sorunun tespiti ve buna bağlı olarak maddi ceza normunun doğru tatbik edilmesi gerekir. Bu nedenle Yargıtay’ın eksik araştırma nedeniyle bozma kararı verebilecek olması, hukuki denetimin, o ana kadar yapılan tespitlerin, normun olaya uygulanması için yeterli dayanak oluşturup oluşturmadığı hususunu da içermektedir.

Yargıtay, temyiz kanun yoluyla ülkedeki hukuk kurallarının istikrarlı ve aynı biçimde uygulanmasını temin eder. Başka bir söylemle Yargıtay, temyiz yasa yolu ile içtihat birliğini sağlar.[12]

Temyiz denetiminin sınırları konusunda Ceza yargılamasının amacı ile konuya ilişkin Anayasa hükümleri dikkate alınmalıdır.[13]

İlk derece ve bölge adliye mahkemelerinde yapılmakta olan yargılama sonucunda verilen kararların temyiz denetiminde aşağıda belirtilen ve hukuka aykırılık oluşturan hususların incelenmesi gerekir:[14]

1) Ulaşılma imkânı bulunan bütün deliller ele alınıp değerlendirilmeden karar verilmesi,

2) Maddi sorunun doğru olarak tespit edilmemesi,

3) Dosyada mevcut delillerle maddi soruna ilişkin tespitlerin uyumlu olmaması,

4) Yukarıdaki gibi nedenlerle yazılı hukuka, evrensel hukuki değerlere, akla, bilime ve tecrübe kurallarına aykırı olacak şekilde maddi olay değerlendirmesinin hatalı olarak belirlenmesi.

Yukarıda belirtilen hususlar hükmün hem hukuki yönüne hem de hükme etki eden maddi olay değerlendirilmesindeki hukuki aykırılıklara işaret eder. Bu aşamada yani temyiz denetiminde adaletin tam olarak gerçekleşmesi amacı da gözetilmelidir.

Yargıtay’ın, hükmün hukuki yönüne ilişkin olan ve hükme etki eden maddi olay değerlendirmesindeki hukuka aykırılıkları da temyiz yoluyla incelemesi mümkündür.[15]

-------------------

[1] Bkz.; 5271 sayılı CMK’nın “Temyizde incelenecek hususlar” başlıklı 301. Maddesi. 1412 sayılı CMUK’nın “Temyiz Mahkemesince tetkik edilecek noktalar” başlıklı 320. maddesi; “Temyiz Mahkemesi, temyiz istida ve layihasında irat olunan hususlar ile temyiz talebi usule ait noksanlardan dolayı olmuş ise temyiz istidasında bu cihete dair beyan edilecek vakıalar hakkında tetkikler yapabileceği gibi hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet edilmiş olduğunu görürse talepte mevcut olmasa dahi bu hususu tetkik eder. 313 üncü maddenin ikinci fıkrasında gösterilen müstenidattan başka temyiz müddeasını teyit için yeniden müstenidat göstermeğe lüzum yoktur. Bununla beraber böyle müstenidat arz olunmuşsa kabul olunur.”,

[2] “Yargıtay hukuksal incelemesine önündeki hüküm bakımından ispat konularının sübuta erdiği varsayımından başlar. Temyiz mahkemesi yalnızca hâkimin delilleri değerlendirmesinde hukuksal hata yapıp yapmadığını değerlendirebilir. Delillerin değerlendirilmesi ve ispat açısından vicdani kanıyı olay hâkiminin oluşturması gerekir. Ancak bunun için de yerel mahkeme kararının gerekçesi ve dayanaklarının, sanığın tüm sorgu tutanaklarının, temyiz mahkemesine sunulması gerekir” Bkz.; Yener Ünver/Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, Adalet Yayınevi, 13. Baskı, Ankara 2017, s; 778 vd.

[3] Bkz.; Sami Selçuk, Temyiz Denetiminin Sınırları, Prof. Dr. Nur Centel'e Armağan, s; 336.

[4] "Temyiz kanun yolunda maddi mesele incelenemez. Ancak kanun koyucu sanığa gerçekçi bir hukuki koruma sağlamayı amaçladığı için aradan geçmiş olan zamanın olumsuz etkilemediği oranda maddi mesele incelenebilmelidir. Burada esas mahkemesindeki hâkimin doğrudan doğruyalık ilkesinden kaynaklanan maddi meseleyi takdir etme yetkisi ortadan kaldırılmadan, dosyaya girdiği oranda maddi meseleyi inceleyen, bu istisna dışında sadece hukuki mesele ile ilgilenen bir temyiz incelemesi yapılmalıdır. Yargıtay maddi meseleyi sadece hükmün gerekçelerine dayanarak incelemelidir" Bkz.; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2014, s; 1234.

[5] "Tamamen maddi soruna ilişkin olan aykırılıkların temyiz kanun yolunda denetlenmesi mümkün değildir. Ancak, mahkemenin, elindeki maddi olguları hukuk kurallarına uygun olarak değerlendirip değerlendirmediği ve hükme esas alırken hukuk kurallarına bağlı kalıp kalmadığı Yargıtay tarafından incelenmek zorundadır. Aynı şekilde hukuka aykırılığın, yargılama kurallarının doğru uygulanmaması nedeniyle ileri sürülmesi hâlinde de Yargıtay hem yargılama kuralarına uyulup uyulmadığına hem de bu kuralların uygulanmasına esas teşkil eden ve daha önce mahkemece tespit edilmiş olan maddi vakıaların doğru değerlendirilip değerlendirilmediğini inceleyebilecektir" Bkz.; Veli Özer Özbek, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, 9. Baskı, İzmir, 2017, s; 856.

[6] “Temyiz kanun yolunda temyiz mahkemesi, sözlülük, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkelerini uygulayarak geçmişte olan bir olayın nasıl meydana geldiğini ortaya çıkaran olay hâkiminin tespitleriyle bağlıdır. Bununla birlikte olay mahkemesinin tespitleri belirsiz, eksik, çelişkili, mantık veya deneyim kurallarıyla çatışıyorsa olay mahkemesinin tespitleriyle bağlılık ortadan kalkar. Yargıtayın, bölge adliye mahkemesi incelemesinden geçmiş bir kararla ilgili yapacağı denetimin, verilen kararın hukuksal yönüyle sınırlı olması hâli, Yargıtayca hiçbir zaman maddi olay denetimi yapılamayacağı anlamına gelmez.” Bkz.; Mustafa Ruhan Erdem /Cihan Kavlak, Ceza Muhakemesinde Temyiz İncelemesinin Kapsamı ve Sınırları, Yargıtay Dergisi, Ekim 2018, Sayı; 4, s. 1424; 1460.

[7] “ İlk derece veya bölge adliye mahkemelerinin kararlarında bilimin yerleşmiş ilkelerine, genel yaşam deneyimlerine, mantık kurallarına aykırılıklar varsa, ulaşılan sonuç ve gerekçe arasında birbiriyle açıkça çelişen tespitler bulunuyorsa, maddi olay açık, kesin ve tam olarak belirlenememiş ise ve bu nedenlerle kararın hukuksal yönden denetimine olanak yoksa Yargıtay maddi olay denetimi yapabilir” Bkz.; Mustafa Ruhan Erdem/Cihan Kavlak, Ceza Muhakemesinde Temyiz İncelemesinin Kapsamı ve Sınırları, Yargıtay Dergisi, Ekim 2018, Sayı; 4, s. 1424; 1460.

[8] “Bir olayı tespit ederken ilk derece mahkemesi hâkimi delilleri serbestçe takdir eder. Ancak bu tespitin eksiksiz olması ve hâkimin kanaatinin objektif dayanaklarının hükümden anlaşılması gerekir. Bu nedenle maddi olaya ilişkin denetim, maddi vakıanın sübutuna ilişkin kanaatin yeterli delile dayanarak ve mantık kurallarına uygun bir şekilde oluşturulup oluşturulmadığı açısından yapılmaktadır" Nur Centel/Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 13. Baskı, İstanbul 2016, s. 840.

[9] Öğretideki egemen görüş de bu yöndedir.

[10] YCGK, E: 2020/13-389, K: 2022/4İtrznm: 2020/31745,T:12.01.2022.

[11] 5271 sayılı CMK’nın “Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi” başlıklı 303. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.

[12] 5271 sayılı CMK, ilk derece yargılaması ile temyiz yargılaması arasına istinafı yerleştirerek, hem Yargıtay’ın içtihat mahkemesi konumunu güçlendirmeyi hem de mahkemelerin son kararlarının yalnızca hukuki sorun değil, maddi sorun açısından da sağlıklı bir şekilde denetlenmesinin yolunu açmayı öngörmüştür.

[13] Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektedir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Anayasanın 138. maddesi de tüm hâkimlerin Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar vereceklerini hükme bağlamıştır.

[14] YCGK, E: 2020/13-389, K: 2022/4İtrznm: 2020/31745,T:12.01.2022.

[15] YCGK, E: 2020/13-389, K: 2022/4İtrznm: 2020/31745,T:12.01.2022.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.